
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Harun Reşit Bağcı, şehirlerin gelecekte yaşanabilecek kuraklık, taşkın ve aşırı hava olaylarına karşı dirençli hale getirilebilmesi için "sünger şehir" anlayışının şehir planlamasının temel unsurlarından biri olması gerektiğini söyledi.
Bağcı, iklim değişikliğinin şehirler üzerindeki etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hale geldiğine dikkat çekerek, doğal kaynakların korunması, suyun verimli kullanılması ve iklim dostu kentleşmenin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ifade etti.
İklim Değişikliği Şehirleri Yeniden Şekillendiriyor
Doç. Dr. Harun Reşit Bağcı, küresel iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklık artışıyla sınırlı olmadığını, yağış rejimlerinden enerji tüketimine kadar şehir yaşamını doğrudan etkilediğini belirtti.
Şehirlerin gelecekte daha güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir olabilmesi için bugünden bilimsel veriler ışığında planlama yapılması gerektiğini vurgulayan Bağcı, özellikle iklimsel konforun şehir planlamasında öncelikli kriterlerden biri haline gelmesi gerektiğini söyledi.
"Geleceğin şehirlerinin sünger şehir anlayışıyla planlanması gerekiyor."
"Sünger Şehir" Modeli Nedir?
Uzmanlara göre sünger şehir modeli, yağışlı dönemlerde suyun mümkün olduğunca şehir içerisinde tutulmasını, depolanmasını ve kurak dönemlerde kontrollü şekilde kullanılmasını amaçlayan sürdürülebilir şehircilik yaklaşımıdır.
Bu model kapsamında;
- Yağmur suları depolanıyor,
- Geçirgen zeminler artırılıyor,
- Yeşil alanlar genişletiliyor,
- Taşkın riski azaltılıyor,
- Kurak dönemlerde depolanan su yeniden kullanılıyor.
Böylece hem sel baskınlarının önüne geçiliyor hem de su kaynaklarının daha verimli değerlendirilmesi sağlanıyor.
Kent İklimi Yaşam Kalitesini Doğrudan Etkiliyor
Doç. Dr. Bağcı, şehir merkezlerinde oluşan "kent ısı adası" etkisinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini belirterek, yoğun yapılaşma ve betonlaşmanın sıcaklık değerlerini kırsal alanlara göre önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.
Yapılan ölçümlerde;
- Park ve yeşil alanlarla yoğun yapılaşmış bölgeler arasında,
- Şehir merkezi ile kırsal alanlar arasında
3 ila 4 dereceye varan sıcaklık farklarının oluştuğu ifade edildi.
Bu durumun özellikle yaz aylarında enerji tüketimini artırdığı, klimatik konforu düşürdüğü ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirtildi.
Şehirler İklimsel Özelliklere Göre Planlanmalı
Bağcı'ya göre şehirlerin kurulacağı bölgelerin yalnızca deprem, heyelan veya taşkın riski açısından değil, iklimsel özellikleri bakımından da doğru seçilmesi gerekiyor.
Sıcaklık, nem, hava dolaşımı ve doğal yeşil alanların dikkate alınmasının gelecekte daha yaşanabilir kentlerin oluşmasına katkı sağlayacağını belirten Bağcı, doğru şehir planlamasının enerji tüketimini de azaltacağını söyledi.
Uzmanlar, özellikle doğal hava koridorlarının korunmasının ve yeşil alanların artırılmasının şehirlerde sıcaklık artışını önemli ölçüde düşürebileceğini ifade ediyor.
Kuraklık ve Aşırı Yağışlar Aynı Anda Yaşanabiliyor
İklim değişikliğinin en önemli etkilerinden birinin yağış rejimindeki düzensizlik olduğuna dikkat çeken Bağcı, bazı yıllarda ciddi kuraklık yaşanırken bazı dönemlerde ise kısa süre içerisinde aşırı yağışların görülebildiğini belirtti.
Bu durumun;
- Su kaynaklarının yönetimini zorlaştırdığı,
- Taşkın riskini artırdığı,
- Tarımsal üretimi etkilediği,
- Şehir altyapısını zorladığı
ifade edildi.
Uzmanlar, bu nedenle şehirlerin değişken iklim koşullarına uyum sağlayacak şekilde planlanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Japonya, Çin ve Güney Kore Bu Modeli Başarıyla Uyguluyor
Doç. Dr. Harun Reşit Bağcı, sünger şehir uygulamalarının özellikle Uzak Doğu ülkelerinde başarılı sonuçlar verdiğini belirtti.
Başta;
- Japonya,
- Çin,
- Güney Kore
olmak üzere birçok ülkede yağmur suyunun depolanması, geçirgen yüzeylerin artırılması ve doğal su döngüsünü destekleyen şehircilik projelerinin yaygın olarak uygulandığını söyleyen Bağcı, Türkiye'nin de bu alandaki çalışmaları hızlandırması gerektiğini ifade etti.
Tarım ve Orman Alanlarının Korunması Hayati Öneme Sahip
İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmanın yalnızca şehir planlamasıyla sınırlı olmadığını belirten Bağcı, tarım alanlarının, ormanların ve doğal su havzalarının korunmasının da geleceğin şehirleri açısından kritik önem taşıdığını söyledi.
Yeşil alanların artırılması ve doğal ekosistemlerin korunmasının hem şehir sıcaklığını düşürdüğünü hem de yağış sularının toprağa ulaşmasını kolaylaştırarak taşkın riskini azalttığını ifade etti.
