
1- ŞEHİT POLİS MEMURU SEÇKİN YALÇIN İÇİN İSTANBUL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NDE TÖREN DÜZENLENDİ
Tuğçe SEZER ODABAŞI – Hadican EROL / İSTANBUL (DHA) – BAŞAKŞEHİR’de polisleri taşıyan servis aracının karıştığı kazada ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede şehit olan polis memuru Seçkin Yalçın (36) için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’nde tören düzenlendi. Törenin ardından şehidin naaşı, defnedilmek üzere memleketi Elazığ’a gönderildi.
Kuzey Marmara Otoyolu Başakşehir-Habipler bağlantı yolunda 30 Mart’ta meydana gelen kazada, polisleri taşıyan 34 LHU 912 plakalı servis aracı ile 34 EYG 499 plakalı otomobil çarpıştı. Kazada polis memuru Mustafa Aydın şehit olurken, 4’ü ağır 30 kişi yaralandı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan polis memuru Seçkin Yalçın ise 5 günlük yaşam mücadelesini kaybederek şehit oldu.
MESLEKTAŞLARI OMUZLARINDA TAŞIDI
Seçkin Yalçın için İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi’nde düzenlenen törene; şehidin annesi Zeliha Yalçın, babası Abdülkadir Yalçın ile yakınlarının yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ve çok sayıda protokol üyesi ile meslektaşı katıldı. Saygı duruşu ve şehidin özgeçmişinin okunmasının ardından dua edildi. Törenin ardından Türk bayrağına sarılı naaş, meslektaşlarının omuzlarında cenaze aracına taşındı.
'ŞEHİDİMİZ GÖREVİNİ VATAN BORCU OLARAK GÖRMÜŞTÜR'
Törende konuşan İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, "Bugün kahraman meslektaşımız, şehidimiz Seçkin Yalçın’ı son yolculuğuna uğurluyoruz. Rabbim mekanını cennet, makamını ali eylesin. Başta yüreği yanan kıymetli ailesi olmak üzere tüm yakınlarına, kahraman teşkilatımıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Personelimizi görev çıkışı ikametlerine götüren aracın karıştığı elim kazada bir kahraman evladımızı daha kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Aynı kazada şehit olan Mustafa Aydın’ın acısı henüz tazeyken, Seçkin Yalçın’ın da şehadeti acımızı katlamış, teşkilatımızın yüreğine bir kez daha ateş düşürmüştür. Şehidimiz, görevini sadece bir meslek olarak değil, bir vatan borcu olarak görmüştür. O, ardında onurlu bir hayat, şerefli bir duruş ve bizlere emanet ettiği tertemiz bir hatıra bırakmıştır. Şehidimizin kıymetli ailesi, sizler bu milletin en şerefli emanetlerinden birine sahipsiniz. Şehidimizin aziz hatırası, teşkilatımızın ve milletimizin kalbinde daima yaşayacaktır. Acınız acımızdır. Devletimiz ve milletimiz her zaman yanınızdadır. Başta şehit polis memuru Seçkin Yalçın olmak üzere vatan uğruna toprağa düşen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle, gazilerimizi ise şükranla yad ediyoruz. Milletimizin başı sağ olsun" dedi.
ELAZIĞ’DA TOPRAĞA VERİLECEK
Törenin ardından İstanbul Havalimanı’na götürülen şehidin naaşı, saat 20.50 uçağıyla Elazığ’a uğurlanacak. Şehit Yalçın’ın cenazesi, yarın öğle namazını müteakip Elazığ İmam-ı Azam Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Keban ilçesi Akçatepe Köyü’nde toprağa verilecek. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------
- Genel detay
- Şehidin ailesinin gelişi
- Protokol detay
- Şehit cenazesinin getirilmesi
- Selami Yıldız konuşması
- Dua okunma detay
- Cenazenin kaldırılması ve taşınması
- Cenazenin araca koyulması
- Cenazenin gidişi
======================
2- ŞİŞLİ'DE 3 GÜNDÜR KAYIP OLARAK ARANIYORDU; OTOMOBİLİNDE ÖLÜ BULUNDU / Geniş haber
Doğan Can CESUR - Yılmaz OKUR / İSTANBUL (DHA) -ŞİŞLİ'de 3 gündür kendisinden haber alınamayan Mehmet Çiftlikci (51), park halindeki otomobilinin sürücü koltuğunda ölü bulundu. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk incelemesinde Çiftlikci'nin karnında morarma ve burnunda kan olduğu tespit edildi, vücudunda darp ya da silah izine rastlanmadı. Kalp hastası olduğu ve daha önce ameliyat geçirdiği öğrenilen Çiftlikci'nin ölümünün beyin kanamasına bağlı olabileceği değerlendirilirken, cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı.
Olay, saat 12.50 sıralarında İnönü Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, caddede park halindeki otomobilin sürücü koltuğunda bir kişinin hareketsiz yattığını görenler durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, 3 gündür kayıp olduğu öğrenilen Mehmet Çiftlikci'nin hayatını kaybettiğini belirledi.
KARNINDA MORARMA, BURNUNDAN KAN
Olay yerinde yapılan ilk incelemede, Çiftlikci'nin karnında morarma olduğu ve burnundan kan geldiği tespit edildi. Vücudunda ateşli silah, kesici alet ya da darp izine rastlanmadığı öğrenildi. Sağlık ekiplerinin ilk değerlendirmesine göre, ölümün beyin kanamasına bağlı olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
3 GÜNDÜR KAYIPTI
Ailesinden alınan bilgiye göre, evli ve 4 çocuk babası olan Mehmet Çiftlikci'nin tekstil sektöründen kalp rahatsızlığı nedeniyle malulen emekli olduğu, daha önce by-pass ve anjiyo ameliyatları geçirdiği öğrenildi. Çiftlikci'nin son 2-3 aydır kendi aracıyla yolcu taşımacılığı yaptığı belirtildi. Mehmet Çiftlikci'nin 3 Nisan akşam saatlerinde evden ayrıldığını ve sabah döneceğini söylediğini belirten ailesi en son gece saatlerinde kendisiyle görüştüklerini, sonrasında ise 3 gündür kendisinden haber alamadıklarını söyleyerek kayıp başvurusunda bulundukları öğrenildi.
SON GÖRÜLDÜĞÜ YER KOZYATAĞI
Polis ekiplerinin plaka tanıma sistemi üzerinden yaptığı incelemede, Çiftlikci'nin aracının en son 4 Nisan saat 01.59'da Kozyatağı mevkiinde görüldüğü, saat 04.50 sıralarında ise bulunduğu caddeye geldiğinin tespit edildiği öğrenildi.
CENAZE ADLİ TIP'A KALDIRILDI
Çiftlikci'nin cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Araç ise detaylı incelenmek üzere otoparka çekildi. Olayla ilgili polis ekiplerinin incelemesi sürüyor. (DHA)
Görüntü Dökümü:
--------
-Mehmet Çiftlikci'nin fotoğrafı
-Olay yerinden görüntüler
-Ekiplerin çalışması
-Cenazenin kaldırılması
- Genel ve detaylar
============
3- PENDİK'TEKİ OTOPARK TARTIŞMASI CİNAYETİ: BİR ANDA OLDU; KAÇ EL ATEŞ ETTİĞİMİ HATIRLAMIYORUM
Esra GÜNTEPE / İSTANBUL (DHA)- PENDİK'te yaşadıkları binanın otoparkındaki çıkan park yeri tartışmasında Hüseyin Teke'yi (44) 11 yaşındaki kızının yanında silahla öldüren Seyfettin B.'nin (41) savcılık ifadesi ortaya çıktı. Seyfettin B., "Hüseyin'in bana ateş ettiğini gördükten sonra kendimi savunmak için ateş etmiş olabilirim. Ayağımdan yaralandığımı görünce kendimi kaybettim. Herşey bir anda siyah beyaz oldu. Tabancamla Hüseyin'e ateş ettiğim anı hatırlamıyorum. Hedef gözetme şansım zaten yoktu. Kaç el ateş ettiğimi de hatırlamıyorum" dedi.
Olay, Bahçelievler Mahallesi'nde 23 Mart saat 20.15'te meydana geldi. Hüseyin Teke ile aynı binada yaşayan oto galeri sahibi olduğu öğrenilen Seyfettin B.'nin iş yerine ait fazla araçları otoparka park etmesi nedeniyle telefonda tartışma başladı. İkili arasındaki bu tartışmanın ardından apartmanda karşılaşan taraflar arasında silahlı kavga çıktı.Kavgada Seyfettin B.'nin silahla ateş açması sonucu Hüseyin Teke, 11 yaşındaki kızının yanında vurularak ağır yaralandı. Yaralanmasına rağmen saldırganın elindeki silahı almaya çalışan Teke, bu sırada silahın ikinci kez ateş almasıyla kalbinden vuruldu. Taraflar arasında yaşanan arbedede Seyfettin B. de hafif yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırdığı Teke hayatını kaybetti. Yaralanan Seyfettin B. ise hastanedeki tedavisinin sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
'HERŞEY BİR ANDA OLDU'
Şüpheli Seyfettin B.'nin savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. İfadesinde olay anını tam olarak hatırlamadığını belirten Seyfettin B., "Herşey bir anda oldu. Hüseyin'in bana ateş ettiğini gördükten sonra kendimi savunmak için ateş etmiş olabilirim. Hedef gözetmedim. Öldürme kastım yoktu. Ölen Hüseyin Teke komşum olur. Kendisiyle aramızda önceden husumet yoktur. Şahıs, benim hatırladığım kadarıyla 2 alt katımda ikamet etmekteydi. Olay tarihinde araçlarımızdan birini otoparkta kendi yerime park etmiştim, diğer aracımızı da aracının olmadığını bildiğim Fatih isimli komşumuzun yerine park etmiştim. Akşam saat 19.00 sıralarında Hüseyin Teke beni arayarak aracımı ne zaman çıkartacağımı, kendisinin araçlarını koyamaması sebebiyle sıkıntı yaşadığını söyledi. 1-2 gün sonra çıkacağını söyledim. Konuşmayı sonlandırdık. Sonrasında ben, aracı Fatih abinin yerine park ettiğimi hatırlayarak Hüseyin Teke'yi geri aradım. Onun yerine park etmediğimi, beni neden aradığını sordum. Bunun üzerine şahıs sinirle 'Sen Allah mısın? Ben seni arayamaz mıyım?' diye tepki gösterdi. Konuşma sırasında ikimiz de gerildik, konuyu yüz yüze konuşalım diyerek telefonu kapattık. Benim ikametimde kendime ait taşıma ruhsatlı tabancam vardır. Bu tabancamı her zaman ikametimden çıkarken yanıma alırım. Yine o gün tabancayı alıp Hüseyin'in dairesinin bulunduğu kata indim, Hüseyin de beni bekliyordu. Benimle bağırarak konuşmaya başladı. Hakaret etmedi ancak telefondaki 'Sen Allah mısın?' söylemlerini tekrarladı. Sonra da üzerinden tabancasını çıkardı, benim boğazıma dayadı. 'Seni öldüreceğim' şeklinde sözler söyledi. Bunun üzerine ben de tabancamı çıkardım ve ona gösterdim, ancak yere doğrulttum. Amacım silahı görüp geri adım atmasıydı. İkimiz de dip dibeydik. Hüseyin Teke beni kendi dairesinin önüne kadar çekiştirdi ve ittirdi. Bu esnada seslerimizi duyan annem Songül Bıyık yanımıza geldi. Annem bizi o halde görünce panikledi. Hüseyin'e bağırdı. Ben annemi o halde görünce çok üzüldüm. Silahımı cebime koyup annemle birlikte kendi daireme doğru çıkarken Hüseyin Teke peşimizden geldi. Beni kendine doğru çekiştirip tabancasıyla ateş etti. Olayın şokuyla nereye ateş ettiğini, kaç el ateş ettiğini anlamadım. Ayağımdan yaralandığımı görünce kendimi kaybettim. Annemi de göremedim, her şey bir anda siyah beyaz oldu. Tabancamla Hüseyin'e ateş ettiğim anı hatırlamıyorum. Hedef gözetme şansım zaten yoktu. Kaç el ateş ettiğimi de hatırlamıyorum" dedi.
'HÜSEYİN'İ ÖLDÜRME KASTIYLA HAREKET ETMEMİŞTİM'
Seyfettin B., ifadesinin devamında, "Tabancamda 14 mermi vardı. Olaydan sonra emniyette silahımda 7 mermi kaldığını söylediler. Gözümü açtığımda ayağımın koptuğunu görünce kendimi asansöre attım ve kendi katıma çıktım. Ne Hüseyin'i ne de annemi görmedim. Silahımın kurulu olduğunu görünce şarjörü çıkarttım ve emniyete aldım. Okan isimli komşumuz yanıma geldi ve havluyla müdahalede bulundu. Kesinlikle Hüseyin'i öldürme kastıyla hareket etmemiştim. Hüseyin'in ateş etmesi üzerine kendimi kaybederek ateş ettim. Zaten aramızda öldürmeyi gerektirecek bir husumet yoktu. Hüseyin'in eşi olaydan sonra yerden bir şeyler aldığımı söylemiş ise de ben kendimde olmadığım için böyle bir şey yapmış olamam. İkametimde bir adet ruhsatlı, olayda kullanılan tabancam, bir adet kurusıkı tabanca ve bir adet boncuk tabancası bulunduruyordum. Olayda ben de yaralandım. Tedavim halen devam etmektedir. 2 defa ameliyat oldum. Olay sebebiyle pişmanım. Üzerime atılı suçlamayı anlattığım haliyle kabul ederim" dedi.
'ARALARINDA BİR HUSUMET YOKTU'
Tanık Okan Sadi'nin emniyette verdiği ifadede ise, "Seyfettin Bıyık, babamın çocukluk arkadaşının oğlu olur ve aynı binada otururuz. Hüseyin Teke ile de aynı binada ikamet ederiz ve komşum olur. İki tarafı da bu münasebetlerle tanırım. Seyfettin Bıyık ve Hüseyin Teke arasında benim bildiğim herhangi bir husumet yoktu. İkisi de kendi işinde gücünde insanlardı. Olay günü, yani 23 Mart 2026 günü saat 20.15 sıralarında ben kendi ikametimde otururken bina içinden bağrışma sesleri duydum. Daire kapısını açıp kulak verdiğimde, aşağı katta Hüseyin Teke ile Seyfettin B.'nin tartışma seslerini duydum. Ben 3. katta ikamet ederim, bağrışma sesleri ise 2. kattan merdiven boşluğundan geliyordu. Ben de onları ayırmak için aşağı kata inmek üzere dairemden çıktım. Merdivenden indiğim esnada Seyfettin B.'nin, Hüseyin Teke'ye yumruk attığını gördüm. İkisinin de elinde tabanca vardı. Seyfettin B.'nin yanında annesi olan Şengül B.'ta vardı. Yumruk atıldığını ve ellerinde silah olduğunu görünce geri yukarı doğru çıktım. Ben yukarı çıktığım gibi silah sesleri gelmeye başladı. Kimin kimi vurduğunu göremedim ancak ikisinin de elinde tabanca vardı. Yukarı çıkıp kendi ikametime girdim. Silah sesleri bittikten sonra çığlık sesleri duydum. Bunun üzerine tekrar aşağı indim. Hüseyin Teke'nin merdiven önünde yüzüstü, hareketsiz şekilde kanlar içinde yattığını gördüm. Hüseyin Teke'nin yanına gitmek isterken yukarıdan merdivenden bir kadın aşağı inerek Seyfettin B.'nin 4. kat asansör önünde kanlar içinde yerde olduğunu söyledi. Ben de evden havlu alarak Seyfettin B.'nin yanına çıkıp yaralandığı ayağına havlu ile tampon yaptım. Bir süre sonra binaya sağlık ve polis ekipleri geldi. Seyfettin B. elinde bulunan silahı polis ekiplerine teslim etti. Yaşanan bu olayda neden kavga ettiklerine dair bir bilgim yoktu ancak olay sonrasında kapalı otoparkta yer anlaşmazlığı yüzünden kavga ettiklerini öğrendim. Benim konuyla ilgili bildiklerim bundan ibarettir" dediği öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------
ARŞİV
===========
4- FATİH'TE BÜFEDEN ALDIĞI DÖNER BIÇAĞIYLA BOĞAZINI KESEN ŞÜPHELİ AĞIR YARALANDI
Doğan Can CESUR / İSTANBUL (DHA) - FATİH'te sahilde bulunan bir büfeden döner bıçağı alan kişi kend boğazını keserek ağır yaralandı. Olay sırasında çevredekilere bağıran ve kanlar içinde yere yığılan şüpheli polis ve sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Olay, saat 12.30 sıralarında Sirkeci Vapur İskelesi önünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi sahilde bulunan büfeden döner bıçağı aldı. Bağırmaya başlayan şüpheli elindeki bıçakla boğazını kesti. Şüpheli bie süre bu şekilde yürümeye devam etti.
BIÇAKLA KENDİNİ YARALADI
Görgü tanıklarının ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İddiaya göre, şüpheli yürüdüğü sırada kan kaybetti ardından da sahilde yere yığıldı. Sağlık ekipleri tarafından olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaralı, ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken olayla ilgili inceleme başlatıldı. (DHA)
=========
5- DİJİTAL ORTAMDA SUÇ AĞI OPERASYONU: 10 ŞÜPHELİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Yılmaz OKUR/İSTANBUL,(DHA)- BAKIRKÖY Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, dijital ortamda suç içerikli faaliyetler yürüten şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. 44 kişi hakkında 'Kamu düzeni ve huzurunu bozmayı amaçlayan suç teşkil eden faaliyetler' suçundan gözaltı kararı verildi. Gözaltına alınan 10 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu, dijital ortamda suç örgütleriyle ilgili suç içerikli paylaşımlar yapan şahısların tespiti için soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, İstanbul dışında 6'sı çocuk 15 kişi, İstanbul'da ise 8'i çocuk 15'i yetişkin, olmak üzere toplam 44 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 44 şüpheliden 10'u 'Kamu düzeni ve huzurunu bozmayı amaçlayan suç teşkil eden faaliyetler' suçlamasıyla gözaltına alındı.
10 ŞÜPHELİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin çalışmaları kapsamında gözaltınan alınan şüpheliler Gayrettepe'deki Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirildi.İşlemleri tamamlanan 10 şüpheli adliyeye sevk edildi. Diğer şüphelileri arama çalışmaları sürüyor. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----------------------
-Şüphelilerin adliyeye sevki
===========
6- ŞARKICI GÜLBEN ERGEN İFADE VERMEK İÇİN ADLİYEYE GELDİ
Ceyda YEŞİLOĞLU- Ulaşcan ÖZER / İSTANBUL, (DHA)- FATMANUR Çelik ve kızı Hira'nın ölümünün ardından sanal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan hakkında soruşturma başlatılan şarkıcı Gülben Ergen ifade vermek için Bakırköy Adliyesi'ne geldi. Ergen, savcılık ifadesinde, "Abla kardeş gibi görüşme yaptık. Yapılan görüşmedeki amacım çocuğun mağduriyetinin önlemesine yönelikti. Fatma Nur ile sonrasında da telefon ile görüşmelere devam ettik. Çocuğun tedavisi için hastaneye yatışını ben sağladım. Ayrıca ben yaşanan süreçle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur hanımı da bilgilendirdim. Bu konuya ilişkin imkanlarım dahilinde çocuğa yardımcı oldum. Bunun dışında Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım" dedi.
Şarkıcı Gülben Ergen, 2 Mart'ta Kazılıçeşme Sahili'nde hayatını kaybeden Fatmanur Çelik (30) ile kızı Hifa İkra Şengüler'le (8) ilgili sanal medya hesabından bir paylaşım yapmıştı. Aile ve Soyal Politikalar Bakanlığı Gülben Ergen'in yaptığı paylaşımla ilgili 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Savcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Gülben Ergen, ifade vermek üzere bugün Bakırköy Adliyesi'ne geldi. Yaklaşık bir saat Basın Suçları Soruşturma Bürosu'nda ifade veren Ergen işlemlerin ardından açıklama yaptı.
'ANNE VE KIZI ŞU ANDA HAYATTA DEĞİLLER'
Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır; Gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. 'Can güvenliğimden korkuyorum' diyen anne kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde; ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü Savcı Bey'e dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım artarak devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım ben. Bu hassasiyetim son bulmayacak. Ama üzgün müyüm? Üzgünüm. Kırgın mıyım? Kırgınım. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım, evet anlayışla bana soru soruldu. Ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi.
SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Gülben Ergen'in savcılıkta verdiği ifadesi ortaya çıktı. Ergen ifadesinde, "Bakanlığın suç duyurusuna konu isnatları doğru değildir. Ben 53 yaşındayım. Yıllardır yürüttüğüm sanatımın yanında çocuk ve kadınlar konusunda hassasım. Ayrıca çeşitli zamanlarda Mili Eğitim Bakanlığı'nın onayı ile 'Çocuklar Gülsün' isimli derneği kurucusu ve başkanı 61 tane anaokulu açtım. Fatma Nur' un adliye önünde yapmış olduğu, 'Can güvenliğim yok, ölürsem arkamdan intihar etti demesinler' dediği eylemde 'Gülben Ergen'e sesleniyorum, gelsin kızımın durumunu bizzat evimizde görsün' açıklaması üzerine 2026 yılı ramazan ayında Fatma Nur'un evinin bulunduğu Çekmeköy'e gidip kendisi ve kızını ziyaret ettim. Kızının sağlıksal anlamda ne kadar kötü durumda olduğuna şahit oldum. Yaptığımız görüşmede Fatma Nur'un en büyük korkusunun kendisine tecavüz eden ve kızına da istismarda bulunan çocuğunun babasına çocuğun teslim edilmesi kaygısıydı. Bu konuda kendisine destek verdim. Yaptığımız görüşmede kendisinin ve çocuğunun cinsel istismar ve cinsel saldırı eylemi ile ilgili dava olup olmadığını sormadım. Ancak yaptığımız görüşmede hatırladığım kadarıyla eşi ile boşandığını ancak boşanmış olduğu eşişinin bu suçlardan yargılanmadığını söyledi" dedi.
'İMKANLARIM DAHİLİNDE ÇOCUĞA YARDIMCI OLDUM'
Ergen ifadesinde, "Abla kardeş gibi görüşme yaptık. Yapılan görüşmedeki amacım çocuğun mağduriyetinin önlemesine yönelikti. Fatma Nur ile sonrasında da telefon ile görüşmelere devam ettik. Çocuğun tedavisi için hastaneye yatışını ben sağladım. Çünkü çocuk su içmiyordu, yemek yemiyor, konuşmuyordu. Evdeki halinden sonra tedavi amacıyla hastaneye yatışının sağlanması amacı ile hastaneden biri ile görüştüm. Daha sonra Fatma Nur'a telefon ettim ve hastaneye gidip gidemeyeceğini sordum. Gidebileceğini söyledi ve aynı gün ilgili hastaneye gidip çocuğun yatışını sağladı. Çocuk hastanede 9-10 gün kadar yatarak tedavi gördü ve bu süreçte bana defalarca kez teşekkür etti. Daha sonra hastaneden taburcu oldu. Benim aile evinde yaptığım ziyaret esnasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın çocuğu ile ilgilenmediği ve herhangi bir yardımda bulunmadığı konusunda bana herhangi bir şey söylemedi. Kesinlikle bu konuya ilişkin Fatma Nur'dan bir yakınma duymadım. Ancak yukarıda ifadem de belirttiğim gibi annenin temel kaygısı çocuğun kendisinden alınarak boşanmış olduğu eşi olan babaya verilmesiydi. Ayrıca kendisi ile yaptığım görüşmede çocuğun kendisinden alınmayacağını çünkü kendisi ve kızını istismar eden ve hakkında dava açılan babaya çocuğun verilmeyeceğini defaatle telkinde bulundum. Ayrıca ben yaşanan süreçle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur hanımı da bilgilendirdim. Bu konuya ilişkin imkanlarım dahilinde çocuğa yardımcı oldum. Bunun dışında Bakanlığın çalışmalarına ilişkin aksi bir beyanda bulunmadım. Yukarıda ifademde belirttiğim üzere ben bu süreçte basın yayın yolu ile bana seslenen Fatma Nur'a karşı kaygısız kalamadım bu nedenle kendisi ile temasa geçtim. Bu nedenle Bakanlık tarafından yapılan suç duyurusu nedeniyle son derece üzgünüm. Suç duyurusuna konu atılı eylemler yargılanmamı gerektirmemektedir. Bu nedenle hakkında takipsizlik kararı verilmesini talep ederim" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------
-Gülben Ergen'in adliyeye gelişi
-Gülben Ergen'in açıklama yapması
==========================
7- ÖĞRENCİLERDEN SULTANGAZİ İLÇE EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'NE ZİYARET
Emin YEŞİL / İSTANBUL, (DHA) - TÜRK Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181'inci yılında öğrenciler Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü ile ilçedeki karakol ve polis merkezlerini ziyaret etti. Ziyaret sırasında öğrenciler polislik mesleği hakkında bilgi aldı. Sultangazi'deki 6 okulda okuyan 60 öğrenci polis memurlarına çiçek vererek Polis Haftası'nı kutladı.
Türk Polis Teşkilatı’nın 181'inci kuruluş yıldönümü kapsamında kutlanan Polis Haftası'nda Sultangazi’deki 6 okulda okuyan 60 öğrenci anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü ve polis merkezi amirliklerini ziyaret eden öğrenciler memurlardan bilgi aldı. Ziyaret kapsamında öğrenciler görevli polis memurlarına çiçek verdi. Öğretmenlerin de eşlik ettiği ziyaretler sırasında öğrenciler polislik mesleği hakkında bilgi aldı. Ziyaret kapsamında Sultangazi'de bulunan Esentepe İlkokulu öğrencileri Esentepe Polis Merkezi Amirliği'ni, Atatürk Çiftliği Ortaokulu öğrencileri Şehit Bülent Özkan Polis Merkezi Amirliği'ni, Aşık Sümmani Ortaokulu öğrencileri Şehit Mustafa Tercan Birimi Polis Merkezi Amirliği'ni, Nurettin Uzun İlkokulu öğrencileri Habipler Şehit Ayhan Ölçer Polis Merkezi Amirliği'ni, Yol-İş Sendikası Anaokulu öğrencileri Sultangazi Çocuk Büro Amirliği'ni, son olarak Mehmetçik İlkokulu öğrencileri ise Gazi Kalekol Amirliği'ni ve burada görevli polisleri ziyaret etti.
'POLİS HAFTANIZ KUTLU OLSUN'
Ziyaret sırasında konuşan öğrencilerden biri, "Polis abla ve abilere çiçek verdik. Polis Haftaları kutlu olsun" dedi. Ziyarete katılan öğrencilerden diğeri ise, "Sultangazi Esentepe Karakolu'nu gezdik. Abla ve abilerle selamlaştık. Polis Haftanız kutlu olsun" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----
- Ziyaretten görüntüler
- Öğrenciler ve öğretmenlerden görüntü
- Öğrencilerin çiçek takdimi
- Öğrencilerle röportaj
- Fotoğraf çektirmeleri
- Genel ve detay görüntüler
=====================
8- FATİH'TE İKİ KARDEŞİN ABİSİNE SOPALI SALDIRISI KAMERADA
Baran AKKAYA-Utku Can SÖNMEZ/İSTANBUL,(DHA)-FATİH’te sokakta yürüyen kişi, kardeşleri tarafından sopayla darbedildi. Çevredeki vatandaşların araya girmesiyle son bulan olay, güvenlik kamerasıyla kaydedildi. Darbedilen abinin kardeşlerinden şikayetçi olduğu öğrenildi.
Olay, 4 Nisan günü saat 16.00 sıralarında Aksaray'da meydana geldi. Sokakta yürüyen kişi, bilinmeyen bir nedenle iki kardeşinin sopalı saldırısına uğradı. Darbedilen abi kardeşlerinden birine engel olmaya çalışırken diğer kardeş sopayla vurmaya devam etti. Çevredeki vatandaşların araya girmesiyle kavga son bulurken, o anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Darbedilen abinin kardeşlerinden şikayetçi olduğu öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------
(Güvenlik kamerası)
-Darbedilme anı
-Boğuşma anları
-Çevredeki vatandaşların araya girmesi
=======================

