
1) KARS'TA MİNİBÜS ŞARAMPOLE DEVRİLDİ: 5 YARALI
KARS'ta minibüsün şarampole devrildiği kazada 5 kişi yaralandı.
Kaza, sabah saatlerinde Kars-Digor kara yolundaki TOKİ mevkisinde meydana geldi. Gudbettin Demir'in kontrolünü yitirdiği 06 DF 4269 plakalı minibüs, yoldan çıkarak şarampole devrildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada şoför Gudbettin Demir ile yanındaki Bircan Demir, İzzet İslam Demir, Türkan Esatoğlu ve İsmet Ayaz Esatoğlu yaralandı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından yaralılar, ambulanslarla Harakani Devlet Hastanesi ile Kafkas Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne kaldırıldı. Yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Kazanın olduğu bölgeden detay
-Kaza yapan köy minibüsünden detay ve genel görüntü
Haber-Kamera: Volkan KARABAĞ / KARS, (DHA)
=============================================
2) ÇÖP KAMYONUN ALTINDA KALIP ÖLEN SERHAT'IN SON GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI
BURSA'da çöp kamyonunun altında kalıp hayatını kaybeden Serhat Aydoğdu'nun (4), kazadan dakikalar önce ailesi tarafından cep telefonuyla kayda alınan görüntüleri ortaya çıktı. Aydoğdu'nun, sahilde güvercinleri beslerken, çöp kamyonunun altında kaldığı öğrenildi.
Kaza, 13 Mart'ta saat 15.00 sıralarında Mudanya ilçesi Şükrüçavuş Mahallesi sahilinde meydana geldi. Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne ait T.B.nin kullandığı 16 BJT 558 plakalı çöp kamyonu, sahildeki çöp bidonlarının bulunduğu yerde durdu. Görevlilerin çöpleri topladığı sırada yakınlarda ailesiyle birlikte gezen Serhat Aydoğdu, çöp kamyonunun arka tarafında güvercinleri beslemeye başladı. Küçük çocuğu fark etmeyen T.B., görevlilerin çöpleri almasının ardından aracı hareket ettirdi. Bu sırada Aydoğdu tekerin altında kaldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından ambulans ile Mudanya Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Serhat Aydoğdu, doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamadı. Kazayla ilgili soruşturma sürerken, Aydoğdu'nun kazadan dakikalar önce cep telefonuyla kaydedilen görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde, Serhat'ın sahil bandında güvercinleri beslediği ve kuşların arasında dolaştığı anlar yer aldı. Bir diğer görüntüde ise Serhat Aydoğdu'nun evde kardeşiyle oyun oynadığı ve annesiyle konuştuğu görüldü. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------
-Serhat Aydoğdu'nun güvercinlere yem vermesi
-Serhat Aydoğdu'nun evde oyun oynaması
-Serhat Aydoğdu'nun annesiyle konuşması
Haber-Kamera: Özgül ATABEY/MUDANYA (Bursa),(DHA)
=============================================
3) MOTOSİKLET SÜRÜCÜSÜ KAZADA YARALANDI
BURDUR'da elektrikli bisikletle çarpışan motosikletin sürücüsü yaralandı.
Burdur merkez Armağan İlci Bulvarı'nda dün akşam üzeri meydana gelen kazada Uğur T. yönetimindeki 15 AED 498 plakalı motosiklet, park halindeki otomobili sollamak isteyen Keziban K. yönetimindeki elektrikli bisiklete çarptı. Motosiklet sürücüsü çarpmanın etkisiyle yere savruldu. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan motosiklet sürücüsü ambulansla Burdur Devlet Hastanesi'ne götürülerek tedaviye alındı. Tescil kaydı olmayan elektrikli bisiklet otoparka çekildi, sürücüsüne idari para cezası uygulandı. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------
-Yaralı ambulansa bindirilirken
-Motosiklet
-Elektrikli bisiklet
-Detay
Haber- Kamera: Mesut MADAN/BURDUR,(DHA)-
=============================================
4) GÖRME ENGELLİLER DE RESİMLERİ DOKUNARAK HİSSEDECEK
AKSARAY Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü Araştırma Görevlisi Cahit Şahin, kabartma tekniğiyle görme engellilerin, dünyaca ünlü sanat eserlerini, dokunarak hissetmesini sağladı. Şahin, "Dünya çapında insanlık tarihine mal olmuş sanat eserlerini kullanmış olduğum teknik ve yöntemle dokusal formatla çevirdim. Artık görme engelli bireyler de kendi başlarına ve kendi becerileriyle dokunmaya başladılar" dedi.
Aksaray'da araştırma görevlisi Cahit Şahin, görme engelli bireylerin de sanat eserlerini hissedebilmesi için çalışma başlattı. Çalışma kapsamında dünyaca ünlü sanat eserlerine kabartma tekniğini kullandı. Üniversite olarak engelli bireylerin hayatlarına dokunarak güzelleştirmeye çalıştıklarını belirten Şahin, şunları söyledi: 'Üniversitemizin tamamında tüm fakültelerimizdeki engelli öğrencilerimizin eğitim, fiziksel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamakla ve onlarını sorunlarını azaltmak için çalışıyoruz. Aileleri doğru bir şekilde kamu kurumları, tıp, eğitim gibi doğru ve etkili yerlere yönlendirme hizmetinde bulunuyoruz. Aksaray ile çevre illerden 5 yılda 500'den fazla aileleri konuk ettik. Hepsini doğru şekilde yönlendirdik. Ekip arkadaşlarımın hepsi bunu gönüllü bir şekilde yaparak hiçbir şekilde ücret almadık. Biz üniversite olarak kendi içimize kapanmak yerine dışarıya, şehri ve ülkemize kendimi açıp, elimizdeki bütün imkanları onlara sunacağız."
'GÖRME ENGELLİLER GÖRSELLERDEN TAMAM MUAF'
Görme engelli bireylerin görsel eserlerden muaf edildiğini ve bunun önüne geçmek istediğini ifade eden Şahin, "Amerika'da görme engeliler alanında yüksek lisans yaptım. Türkiye gelince Aksaray'da görev yapmaya başladım. Türk eğitim sistemini incelerken bir eksiklik fark ettim. Görme engelli bireyler, görsellerden tamamen muaf edilmeye başlanıyor. İşin içinde bir tablo ve şekil varsa, büyük oranda görme engelli ise muaftır. Bizde özel eğitim bölümündeki hocalarla uygun uyarlama ve uygun yöntemler tekniklerle görme engelli öğrenciler de görsel ifadelere erişilebilir, kapsamında bu şekilde beyin fırtınası yaparken, olaya sanat eserleriyle başladım. Dünya çapında insanlık tarihine mal olmuş sanat eserlerini kullanmış olduğum teknik ve yöntemle dokusal formatla çevirdim. Artık görme engelli bireylerde kendi başlarına ve kendi becerileriyle dokunmaya başladılar. Bu resimlerin de sergilerini oluşturdum. Sergiler evrensel tasarım ilkesinde hiç görmeyen, dokunsal bireyler, gören bireyler ile az gören bireylere hitap edecek şekilde yine kabartma yöntemiyle şeffaf kağıda resmin metnini yazdım. Herkes kendi en iyi bilgi alma kanalına göre, görsel, işitsel, dokunsal bilgiyi alabiliyor. Burada birey tamamen kendi tecrübesiyle olmaya başlıyor. 40 yaşındaki görme engelli öğretmenimiz, 'İlk defa ben bir resme dokundum' dedi. Çünkü o zamana kadar sürekli birilerin betimlemesiyle anlatılmış, bizzat benim tecrübemle, ben tecrübe ediyorum diye mutlu oldular ve daha fazlasını istemeye başladılar. Biz de seve seve elimizdeki eser sayısını artırmaya çalışıyoruz" diye konuştu. Konya'daki Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Ankara'daki Gazi Üniversitesi'nde de bu eserlerin sergisini açtıklarını ifade eden Şahin, "Bu sergilerimizi ve sergideki eser sayımızı artırmayı ve daha fazla görme engelli bireye ulaşmak ve onların da görme engelli bireylerinde görsel ifadelere erişebileceklerini göstermek istiyoruz. Orta veya uzun vadede artık bunu ders kitaplarında, Milli Eğitim Bakanlığı Devlet Malzeme Ofisi de dahil olup, öğrencilerimizin kabartma yazı ders kitaplarına da görsel ifadelerin eklenmesi ve çocukluk çağından itibaren görseller dokunarak büyümeleri ve o şekilde eğitim almalarını sağlamayı hedefliyoruz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Aksaray Üniversitesinin görüntüsü
-Üniversite atölyede öğrencilerle görüntüsü
- Yaptığı kabartmalı resimlerini göstererek anlatması
- Cahit Şahin'in açıklaması
-Genel detaylar
Haber- Kamera: Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA
=============================================
5) 'OKALİPTÜS AĞAÇLARININ HEPSİ KÖKLENMELİ
BURSA'da yaşayan balıkçı Adem Yılmaz (70) ile dostluğu filme konu olan Yaren leyleğin hikayesinin kahramanı yaban hayatı gözlemcisi Alper Tüydeş, bataklıkları kurutmak için Türkiye'ye getirilen okaliptüs ağaçlarının yer altı su kaynaklarını yok ettiğini belirterek, "Radikal bir karar alıp, okaliptüs ağaçlarının hepsini köklememiz gerekiyor" çağrısında bulundu.
Bursa Karacabey'de her yıl buluşan Yaren leylek ve balıkçı Adem Yılmaz'ın hikayesini ortaya çıkaran yaban hayatı gözlemcisi ve doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, Antalya'da doğaseverler ile 'Havadan, Sudan ve Kuştan Sohbetler' konulu bir buluşma gerçekleştirdi. Tüydeş, Antalya'nın kuş fotoğrafçıları için de çok kıymetli bir yer olduğunu belirterek, "Kuş ve doğa gözlemcileri için hem Toroslarda hem sahil kısmında çok değerli türler mevcut. Hele bahar göçünün başladığı bir dönemde Antalya sahilleri ülkemiz için hem nadir hem de önemli bir göç rotası. Nadir türlere de ev sahipliği yapan bir bölge. Burada gerçek doğa hikayelerinden bahsettik. Havadan, sudan, kuştan ve tabii ki iklim değişikliği ile birlikte mevsimsel orantısız yağışları ve mevsim normallerinin dışındaki hava olaylarını konuştuk" dedi.
BATAKLIKLAR DOĞANIN EN ZENGİN ALANLARI
Yaban hayatı ve kuşlar için bataklıkların önemine dikkati çeken Alper Tüydeş, "Yıllarca 'bataklıklar pis kokar' gibi zihnimize kötü bir algı oluşturuldu. Fakat bataklıkların bugünkü sosyetik adı sulak alan oldu. Ve bu bataklıklar doğada canlı çeşitliliğinin en yoğun görüldüğü alanlardan biri. Belki de ilk sırada geliyor. Canlı çeşitliliğinin yanı sıra tatlı su kaynaklarının yer altı sularının filtrelenerek temiz kalmasını sağlayan birer merkez aslında. Karbon salınımını ormanlardan daha fazla tutuyor sulak alanlar, bataklıklar. Ve o sığ sularda en renkli ve güzel kokulu çiçekleri görebilirsiniz. Arıları, kelebekleri kendilerine çekerler. Böcekler, kertenkeleler, balıklar, kurbağalar, sürüngenler kendi çevresine topluyor. Ayrıca bataklıklar göç döneminde kuşlar için birer dinlenme tesisi gibi" diye konuştu.
GÖÇMEN KUŞLARIN DİNLENME DURAĞI
Leylekler, pelikanlar, akbalıkçıllar, kartallar, ötücü kuşlar gibi pek çok kuş türünün bu bataklıkları dinlenme alanı olarak gördüğünü anlatan Tüydeş, bu kuşların beslenmesi için de bu sığ suların çok önemli olduğuna dikkati çekti. Geçmişte sıtma gibi ölümcül hastalıklar nedeniyle bataklıkları kurutmak adına okaliptüs ağaçları kullanıldığını ifade eden Alper Tüydeş, "Antalya bölgesinde de o kadar güçlü ağaçların geliş sebebi de zaten bu bataklık kurutması için. Günümüzde su kaynakları azalıyor diyorsak radikal bir karar alıp, okaliptüs ağaçlarının hepsini köklememiz gerekiyor. Bu ülkenin ağacı değil. Zamanında bataklıkları kurutmak için getirilmiş ve şu an kendi başına yayılmaya devam ediyorlar. Gediz Deltası kuruyor diye ağlıyor, sızlıyorlar. Gediz Deltası'nda okaliptüs ağaçlarından oluşan devasa bir orman var" ifadelerini kullandı.
BATAKLIKLARI KURUTMAK İÇİN GETİRİLDİLER
Türkiye'ye 1885'lerde getirilen ve ülkeye ait olmayan okaliptüs ağaçlarının yer altı su kaynakları ve sulak alanlara ciddi olumsuz etkisi olduğunu belirten Tüydeş, şöyle konuştu: "Bu ağaçlar zaten suyu çeksinler, bataklıklar kurutulsun diye getirilmiş. Ama bugün kontrol dışına çıkmış ve pek çok korunan sulak alanda bile yayılım göstermekte. Bazı bölgelerde günden güne de artıyor. Antalya'da da var ama mesela İzmir Gediz Deltası'ndaki orası da bugün su sıkıntısı yaşayan bir yer artık, tatlı su sıkıntısı yaşayan bir yer. O bölgede okaliptüs ağaçlarından oluşan bir orman var. Tabii ki bu konuda teknik, akademik kişilerin de söyleyeceği şeyler vardır ama bizler yıllardır bu sorunun altını çizmeye çalıştık. Birilerinin bu kararı alması gerekiyor. Bir yerden başlanmalı."
HER GÜN KİLOLARCA SU ÇEKİYORLAR
Yetişkin okaliptüs ağaçlarının her gün kilolarca suyu topraktan çektiğine işaret eden Alper Tüydeş, "Yer altı kaynaklarının ortadan kaldırılmasına sebep oluyor. Bizler işin gözlemci kısmındayız, doğa gözlemcisiyiz. Ama bu işi teknik olarak ele alacak uzmanlarla birlikte araştırıldığında azalan su kaynaklarımızı korumak da önemli bir etken. Tabii ki de bunda tarımsal faaliyetlerin de düzenlenmesi gerekiyor. Şehircilik adına da yapılması gereken adımlar var. Planlı şehircilik ve doğadan yana şehircilik gibi. Bu yıllardır dile getirdiğim sorunlardan bir tanesi" dedi.
'GÖL VE DERE KIYILARINI DERİNLEŞTİRMEYİN'
Göl ve dere kenarlarının ıslah sebebiyle derinleştirilmesinin doğru olmadığına da söyleyen Tüydeş, "Bunun örneği Türkiye'nin her tarafında var. Mesela Uluabat Gölü'nü seddelerle böldükleri için kıyılar hep derinleşti. Kıyı kuşları, leylekler beslenemiyor artık çünkü kıyılar hep derinleşti. Seddelerle böldüler, havuza döndürdüler. Havuzun kenarında değil, ayaklarının batmayacağı derinlikteki sularda koşturarak avlanması gerekiyor bu kuşların. Ama bizler o suları derin su yaptığımız için bir anda 1 metre ile başladığı için beslenemiyorlar. Aslında iyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar ama yaban hayatı açısından iyi değil" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Okaliptüs ağaçlarından detay
-Okaliptüs ağacı genel detay
-RÖP: Alper Tüydeş
Haber- kamera: Mehmet ÇINAR- Aysu DURSUN/ANTALYA, (DHA)
===========================================
6) KARS'TA ÇÖKEN AHIRDA 2 BÜYÜKBAŞ ÖLDÜ
Bedir ALTUNOK/KARS, (DHA)-KARS'a bağlı Çığırgan köyünde Şener Altunbey'e ait ahır, yoğun yağışlar ve eriyen karların etkisiyle yıkıldı. 2 büyükbaş hayvan telef oldu.
Olay, Çığırgan Köyünde hayvancılık yapan Şener Altunbey'e ait ahırda meydana geldi. Yoğun yağış ve erin karın etkisiyle ahırın damı çöktü. Köylüler, ahırda bulunan büyükbaş ve küçükbaş hayvanları kurtarmak için seferber oldu. 2 ineğin telef olduğu ahırda vatandaşların uğraşları sonucu 8 büyükbaş ile küçükbaş hayvanları kurtarıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------------
-Çöken ahırda vatandaşların çalışması
-Telef olan hayvanların görüntüsü
-Ahırdan ve vatandaşlardan görüntü
Haber: Bedir ALTUNOK/KARS, (DHA)
=============================================

