
1) 17 YILDIR KAYIP YUSUF DOSYASINDA 'ÖZEL BİRİM' UMUDU VE TUNCAY SONEL DETAYI
TRABZON'da 17 yıl önce kaybolan Yusuf Kazdal'ın (9) ailesi, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 'Biz bir birim kurduk. Faili meçhuller, daha önce takipsizlik verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor' açıklamasının kendilerine umut verdiğini söyledi. Baba Tahir Kazdal, oğlunun kaybolduğu dönemde, Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in, Of ilçesinde kaymakamlık görevinde bulunduğuna dikkati çekip, "O dönem bizimle ilgilendi. Eşimin kafası dağılsın diye iyilikleri de olmuştu. Ancak iyilik miydi yoksa bir şeylerin üzerini kapatmak için miydi; onu da bilemiyoruz" dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in faili meçhul dosyaların kurulan özel birim tarafından yeniden inceleneceği yönündeki açıklamasının ardından, yıllardır çözülemeyen kayıp vakaları yeniden gündeme geldi. Trabzon'un Of ilçesinde 30 Mart 2009 tarihinde çöp dökmeye gittikten sonra kaybolan ve yapılan arama çalışmalarında kendisine dair bir ize ulaşılamayan Yusuf Kazdal'ın ailesi, Bakan Gürlek'in 'Sadece Gülistan Doku dosyası değil, Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyaları da inceleniyor. Biz bir birim kurduk. Faili meçhuller, daha önce takipsizlik verilen tüm dosyalar tek tek inceleniyor' açıklamasının kendilerine umut verdiğini ifade etti. Gözyaşlarına hakim olamayan Baba Tahir Kazdal, Yusuf'un kaybolduğu dönemde, Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in, Of ilçesinde 2008-2012 tarihleri arasında kaymakamlık görevinde bulunduğuna dikkati çekti. Oğulları için yaptırdıkları boş mezarın jandarma tarafından kazıldığını, yol çalışması nedeniyle mezarın kaldırıldığını, üzerine 'Kayıp Yusuf' yazdırdıkları mezar taşını da evlerinde sakladıklarını söyleyen acılı anne Esma Kazdal da sadece oğlunun değil, tüm kayıpların bulunmasını istediklerini söyledi.
'AKLIMIZDA BİR SORU İŞARETİ OLDU'
Oğluna ilişkin savcılık soruşturmasının sürdüğünü kaydeden Tahir Kazdal, "Oğlum Yusuf, 2009 yılında saat 10.00 sıralarında annesine dışarı çıkacağını söylemiş. Annesi de ondan çöpü atmasını istemiş. O da çöpü almış çıkmış, ben de inşaatta çalışıyordum. Öğle yemeğine eve geldim. Eşim Yusuf'un eve gelmediğini söyledi. Ben de 'Çocuktur, gelir' dedim. İşe geri döndüm keşke dönmeseydim. Akşam eve geldiğimde Yusuf hala yoktu. Yusuf'u aramaya başladık. Nerelere gittiğini arkadaşlarına sorduk. Onlar da saat 14.30'da Yusuf'un eve gitmek için yanlarından ayrıldığını söyledi. Saat 19.00'larda marketin önünde bir arkadaşım onu görmüş. Belediyeye ilan verdim. O zamanlar bir subay vardı. Sabah olunca beni yanına çağırdı. Dere kenarında bir pantolon bulduğunu söyledi. Pantolon çok büyüktü, Yusuf'a uygun değildi ve zaten onun da değildi. Yusuf'u benden daha çok görüyordu. Neyi kapatmaya çalıştı bilinmez. Evimizin köşesinde manav vardı. Manavın kamerası bir gün öncesinde çalışıyor ama Yusuf'un kaybolduğu gün çalışmıyor. Hesapta araştırmışlar, öyleymiş. O gün kameranın çöktüğünü söylediler. Bunlar aklımızda bir soru işareti oldu. Dosyamız kapanmış değil, savcımız araştırmalarına devam ediyor. İnşallah bir sonuç çıkar" diye konuştu.
'ŞU ANA KADAR ŞÜPHEM YOKTU'
Tahir Kazdal, "Tunceli Valisi bizim eski kaymakamımızdı. O zaman bizimle çok ilgilendi. Şimdiki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başbakandı. Milletvekili Abdulkadir Kart bizi telefonla Cumhurbaşkanımızla görüştürdü. Cumhurbaşkanımızla telefonda 10 dakikadan fazla görüşmemiz oldu. O soru sordu ben de cevapladım. Telefon görüşmemiz bittikten sonra kapımız çaldı. Bir de baktım ki, o zamanın kaymakamı Tuncay Sonel geldi. 'Aferin, sen balığı baştan yakaladın' dedi. Biz de onu içeri davet ettik. 'Balığı baştan yakaladın' demesinin ne anlama geldiğini bilemiyorum. Bize o dönem ne derlerse inanıyoruz. Başımıza böyle acı bir olay geldi. O dönem bizimle ilgilendi. Eşimin kafası dağılsın diye iyilikleri de olmuştu. Ancak iyilik miydi yoksa bir şeylerin üzerini kapatmak için miydi; onu da bilemiyoruz. Şu ana kadar şüphem yoktu. Tuncay Sonel ile babası vefat ettiğinde konuşmuş, mesajlaşmıştık. Şimdiki olayları duyunca benim de canım sıkıldı. Acaba diyorum öyle midir? Yine de inanamıyorum. Benim bir ümidim var. O da bana pantolonu gösteren subayın ifadesidir. 'Onun ifadesi alındı' dediler ama alınmadı. Subay olduğu için çekimser kaldık. Herhangi bir olay olur diye sesimiz çıkmadı ama Allah bilir. Bizim dosyaya el atılırsa memnun oluruz. Belki yurt dışına kaçmıştır, 18 yaşından sonra gelir ama yok. 18 yaşında, eve oğlum için seçmen kağıdı bile geldi ama o gelmedi" dedi.
'UMUDUM HİÇ KAYBOLMADI'
Anne Esma Kazdal da "Umudum hiç kaybolmadı. Oğlum gelecek diye her zaman bir umudum var. Bu süreçte hayatımız, ölüymüşüz gibi devam etti. Ölü gibi yaşıyoruz. Yaşamak zorundayız. Düşmanımızı bilmiyoruz. Yusuf için mezar taşı yaptırmıştık. Boş bir mezar yapmıştık. Bir gün gelip, 'Mezarı açacağız' dediler. Açıp baktılar, hiçbir şey yok. Mezar taşına da Kayıp Yusuf yazdırmıştık. Bir süre öylece mezar başına gidip geldik, boş mezarda dua edip, ağladık. Yol genişletilmesi çalışmalarında mezarı ve taşını kaldırttılar. Her zaman kayıplar ve Yusuflar konuşulsun. Bu acıyla yaşıyoruz. Kızım da yapay zekayı kullanarak Yusuf'un büyük haliyle robot resmini yapmış. Gerçekten sanki oymuş gibi, çok benziyor. Bu resim bize hayal oldu. Büyüklerimden Yusuf'un olayını aydınlatmasını istiyorum. Ölü ya da diri; yeniden dosyamız ele alınsın. Kucağımızdan en küçük yavrumuz alındı. Adalet Bakanı'na sesleniyorum; bütün kayıplar bulunsun ama benim acım çok. Bizim acımız için büyüklere sesleniyorum; 17 yıldır ölmedik öylece yaşıyoruz" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Muhabir anonsu:Efnan KÖSE
-Kazdal çiftinden görüntüler
-Ailenin fotoğrafa bakıp ağlaması
-Baba Tahir Kazdal röp.
-Oğlunun resmini tutan anne
-Tahir Kazdal'ın gözyaşlarını silmesi
-Anne Esma Kazdal röp.
-Yusuf'un yapay zekayla yapılan fotoğrafı
-Yusuf için yapılan sembolik mezar taşı
Haber-Kamera: Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/TRABZON,(DHA)
=============================================
2) GEBZE'DE TARİHİ SU SARNICINDA KÜLTÜR ETKİNLİĞİ
GEBZE Ticaret Odası öncülüğünde düzenlenen etkinlikte, tarihi Roma dönemine uzanan su sarnıcını ziyaret eden öğrenciler, bölgenin kültürel mirasını yerinde tanıdı. Programda konuşan Gebze Ticaret Odası (GTSO) Başkanı Abdurrahman Aslantaş, "Tarih boyunca bütün medeniyetlerin geçtiği, mola verdiği, konuşlandığı hatta battığı yada yeniden hayat bulduğu bir coğrafyadayız. Dünya var olduğu müddetçe tarih boyunca bu devam edecektir." dedi
Gebze Ticaret Odası tarafından ilçenin kültürel mirasını, tarihi değerlerini ve turizm potansiyelini tanıtmak amacıyla 'Sanayinin Başkenti Gebze'de Kültür ve Turizm' başlıklı etkinlik odanın meclis salonunda gerçekleştirildi. Tarihi ve kültürel değerlere ilişkin sunumlar yapıldı, hazırlanan tanıtım videosu izletildi. Programdan konuşan Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş ise "Tarih boyunca bütün medeniyetlerin geçtiği, mola verdiği, konuşlandığı hatta battığı yada yeniden hayat bulduğu bir coğrafyadayız. Dünya var olduğu müddetçe tarih boyunca bu devam edecektir. Gebze Ticaret Odası olarak elbette ticareti, üretimi, sanayiyi, inovasyonu konuşurken bir şey atlamamız gerektiği konusunda kanaatimiz oldu. O da nedir? Tarih neden kıymetlidir. Düşünün buradaki bir binayı görüyorsunuz belki 500 belki de bin yaşında. Kendimizi sorgulamalıyız tarihi asla ihmal etmemeliyiz. Burada kimler geldi kimler geçti, geleceğe dair ne bırakmamız gerektiğini anlamında bize fikir verecektir. Aslolanın şu olması gerektiğine kanat getiriyoruz; bir eser bırakmak, tarihi ıskalamamamız gerekiyor. İyi şeyler yapılanların iyi anıldığı, eser bırakanların kıymet bulduğu bir dünya var önümüzde. Bizler de maddi anlamda çok büyük değerlere sahip olabiliriz" diye konuştu.
TARİHİ SU SARNICINDA KÜLTÜREL ETKİNLİK
Etkinliğin devamında Gebze ilçesindeki Güzeller Mahallesi'nde yer alan tarihi su sarnıcı öğrenciler tarafından ziyaret edildi. Osmanlı döneminde inşa edilen Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Çarşı Çeşmesi ve Çarşı Hamamı gibi yapılarla bağlantılı olarak su taşıdığı bilinen, ve geçtiğimiz yıllarda restore edilen tarihi su sarnıcı hakkında katılımcılara bilgi verildi. Ziyaret sırasında ney dinletisi sunulurken, bayram çöreği, mancarlı pide ve zerde ikram edildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
- Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş'ın açıklamaları
- Su sarnıcından görüntü
- Öğrencilerden görüntü
HABER-KAMERA: Erol POLAT/GEBZE(Kocaeli),(DHA)
==================================================
3) BADEM AĞAÇLARININ ÇİÇEKLERİYLE GÜZELLEŞEN AKDAMAR ADASI'NDA TURİST YOĞUNLUĞU
VAN'da her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Gevaş ilçesindeki Akdamar Adası, ilkbaharda açan badem ağaçlarıyla güzel görüntüler oluşturdu. Yurt içi ve yurt dışından turistlerin ziyaret ettiği ada, Van Gölü'nün maviliği ve çevresindeki dağların eteklerinde bulunan kar ile seyrine doyumsuz bir manzara sunuyor.
Van Gölü'nün ortasında yer alan Akdamar Adası'nda badem ağaçlarının çiçek açmasıyla birlikte doğa canlandı. Gevaş ilçesinden teknelerle yaklaşık 20 dakikada ulaşılan ada, baharda renk cümbüşüne büründü. Van Gölü'nün maviliği ve çevredeki dağların zirvelerinde kalan kar örtüsüyle birleşen manzara güzel görüntüler oluştu. Adaya gelen yerli ve yabancı turistler, eşsiz manzara eşliğinde bol bol fotoğraf çektirerek bu anları ölümsüzleştirdi.
'DOĞA HARİKASINA BAYILDIM'
Akdamar Adası'na Brezilya'dan gelen Leyla Calfat, adadaki renk cümbüşüne hayran kaldığını belirterek, "Annem Türk, babam Brezilyalı. Brezilya'da yaşıyorum, ama Türkiye'ye de çok geliyorum. Van'ın Akdamar Adası'na da ilk kez geldim. Burayı çok beğendik. Her şey çok harika. Buranın doğa harikasına bayıldım. İlk kez böyle güzel bir yer gördüm. Herkesi buraya bekliyoruz" dedi.
'BURASI ADETA CENNETTEN BİR BAHÇE'
Adana'dan gelen Zülfinaz Ünal ise çiçek açan badem ağaçları çok güzel olduğunu ve adaya ayrı bir renk kattığını ifade ederek, "Burası adeta cennetten bir bahçe gibi. İlk kez buraya geldik ama çok beğendik" diye konuştu. Adaya arkadaşlarıyla gelen üniversite öğrencisi Merve Arslan da Vanlı olduğu halde ilk kez adayı görme imkanı bulduğunu söyledi. Arslan, "Akdamar Adası mükemmel bir yer. Yurt içi ve yurt dışından akın akın insanlar geliyor. Herkesi buraya bekliyoruz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Dron ile Akdamar Adası'ndan genel görüntüler
-Dron ile tarihi kiliseden genel görüntüler
-Badem ağaçlarının çiçekleriyle süslenen adadan görüntüler
-Adaya ziyaret için gelen vatandaşlar
-Badem çiçeklerinden detaylar
-Adaya gelen ziyaretçilerle röportaj
-Ada ve kiliseden Dron ile genel görüntüler
Haber-Kamera: Behçet DALMAZ-Orhan AŞAN/VAN,(DHA)-
=============================================
4) BULGARİSTAN'DAKİ HAYIRSEVER KADINLARIN ÖNCÜLÜĞÜNDE HATAY'DA YAPTIRILAN OKUL AÇILDI
Bulgar ve Türk İşkadınları Derneği'nin girişimiyle depremzede çocukların eğitimine destek olmak ve bölgenin kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla Hatay'ın Antakya ilçesinde inşa edilen Gazi Mustafa Kemal Atatürk Okulu, düzenlenen törenle açıldı.
Serinyol Mahallesi'nde yapımı tamamlanan okulun açılış törenine Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Bulgaristan'ın Ankara Büyükelçisi Angel Cholakov, protokol üyeleri, Sofya'dan gelen Bulgar ve Türk İşkadınları Derneği heyeti ile bölge halkı, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Bulgaristan'daki hayırsever kadınların öncülüğünde başlatılan ve Bulgar çocuklarından Türk çocuklarına temalı konserler ile bağış kampanyalarıyla desteklenen proje, Türkiye Üniversiteli Kadınlar Derneği'nin katkılarıyla hayata geçirildi. Modern bir yapıya sahip olan okul, 740 metrekare alan üzerine inşa edildi. 8 derslikten oluşan eğitim tesisinin, iki vardiyalı sistemle yaklaşık 500 öğrenciye eğitim verme kapasitesine sahip.
Okulun açılışında konuşan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, "Depremlerde 210 okulumuz yerle bir oldu, şu an biz 232'nci okulumuzu açıyoruz. Diğer taraftan 61 okulumuzun da inşaatları devam ediyor ve biz şunu buradan gururla söyleyebiliriz, hem dostlarımız noktasında hem de milletimiz noktasında gerçekten ne kadar gurur duysak azdır. Neden mi? Bu bitirmiş olduğumuz 232'nci okulun 78'ini, hayırseverlerimiz marifetiyle yaptık, inşaatı devam eden 61 okulumuzun 17'si yine hayırseverler tarafından yapılıyor. Bulgaristan'ın hem deprem döneminde hem de deprem sonrasında kardeşliğini gösterdiğinin altını çizerek, okulun yapımında emeği geçenlere teşekkür ederim"dedi
Bulgar ve Türk İşkadınları Derneği Başkanı Türkan Türker, "Açılışını yaptıkları okulun kadınların dayanışması sonucu ortaya çıktı, hayırlı olmasını temenni ediyorum. Okulun öğrencilerini Bulgaristan'da ağırlamak istiyoruz "dedi.(DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------
- Bulgar ve Türk İşkadınları Derneği Başkanı Türkan Türker'in konuşması
- Hatay Valisi Mustafa Masatlı'nın konuşması
- Sınıf içi detaylar
Haber:Alican GÜMÜŞ\HATAY, (DHA)
=============================================
5) 'SANAL MEDYA ETKİSİYLE DOĞAYA BİLİNÇSİZ ÇIKIŞ KAZALARI ARTIRIYOR'
AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) öğretim görevlisi Yılmaz Sevgül, doğa sporlarında artan kazalarda sanal medyanın etkisine dikkat çekti, asıl sorunun eğitimsizlik ve hazırlıksızlık olduğunu vurguladı.
AÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğretim görevlisi Yılmaz Sevgül, doğa sporlarına yönelik artan ilgiyle birlikte kaza sayılarının da yükseldiğini söyledi. Sevgül, özellikle sanal medyada paylaşılan görüntülerin insanları motive ettiğini ancak eğitimsiz yapılan faaliyetlerin hem kendilerine hem de doğaya zarar verdiğini ifade etti.
'KURALLAR HAFİFE ALINAMAZ'
Yaklaşık 32 yıldır doğa sporları alanında çalışmalar yürüttüğünü belirten Sevgül, "İnsan doğaya yabancılaşmış bir canlıdır. Doğanın kendine özgü kuralları vardır ve bu kurallar hafife alınamaz. Eğitimsiz şekilde yapılan her aktivite risk taşır" dedi. Son yıllarda özellikle gençlerin sanal medyada gördükleri görüntülerden etkilenerek doğa sporlarına yöneldiğini kaydeden Sevgül, "Hiçbir altyapı oluşturmadan, eğitim almadan yapılan faaliyetler sonucunda ya kişiler kendilerine ya da doğaya zarar veriyor" diye konuştu.
'DOĞA HAFİFE ALINACAK BİR ALAN DEĞİL'
Doğa sporlarının tamamının belirli standartlar ve eğitim süreçleri içerdiğini vurgulayan Sevgül, trekking, hiking gibi en basit görülen faaliyetlerin bile ciddi hazırlık gerektirdiğini belirtti. Sevgül, "Her aktivitenin kendine özgü malzemesi, eğitimi ve doğada davranış kuralları vardır. Bunların öğrenilmesi gerekir. Doğa hafife alınacak bir alan değil" dedi. Eğitimlerde yalnızca teknik bilgi değil, doğaya saygılı davranış biçimlerinin de öğretildiğini ifade eden Sevgül, "Doğada bağırmamak, çöp atmamak, kalabalık hareket etmek gibi birçok detay aslında sürdürülebilir doğa anlayışının parçasıdır" diye konuştu.
'AMAÇ GÖRÜNTÜ ELDE ETMEK'
Sanal medyanın doğa sporlarına ilgiyi artırdığını kaydeden Sevgül, "İnsanlar gördükleri görüntülerden etkilenerek doğaya çıkıyor ancak çoğu zaman amaç doğayı öğrenmek değil, o görüntüyü elde etmek oluyor. Bu da riskli davranışları beraberinde getiriyor" dedi. Antalya'da özellikle Tazı Kanyonu gibi noktalarda uçurum kenarında fotoğraf çekmek isterken yaşanan kazalara dikkat çeken Sevgül, "İnsanlar doğayı deneyimlemekten çok, görüntü üretmeye odaklanıyor. Özellikle uçurum kenarlarında fotoğraf çekme gibi riskli davranışlar ciddi kazalara yol açıyor" diye konuştu.
'HERKES MUTLAKA İLK YARDIM EĞİTİMİ ALMALI'
Doğada yaşanabilecek olumsuz durumlarda yapılması gerekenler hakkında bilgi vere Sevgül, "Mahsur kalındığında ya da yaralanma durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı. En önemli şey bulunduğunuz konumu doğru tarif edebilmek. GPS koordinatlarının verilmesi, ekiplerin hızlı ulaşmasını sağlar. Bunun için ekipmanlarınız arasında GPS olmalı" dedi. Doğa sporlarıyla ilgilenen herkesin mutlaka ilk yardım eğitimi alması gerektiğini vurgulayan Sevgül, "İlk yardımın temel amacı yaşam koşullarını kötüleştirmemektir. Doğada bu bilgi hayati önem taşır" diye konuştu. Meteoroloji bilgisinin de önemli olduğunu belirten Sevgül, ani hava değişimlerinin ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Sevgül, "Yıldırımlı havalarda açık alanda kalmak, metal eşyalar taşımak gibi durumlar hayati tehlike yaratır. Bu nedenle doğaya çıkmadan önce hava durumu iyi analiz edilmeli" dedi.
'EĞİTİM ALMADAN DOĞAYA ÇIKMAYIN' UYARISI
Doğa sporlarına ilgi duyanlara çağrıda bulunan Sevgül, faaliyetlerin mutlaka eğitim alınarak ve uygun ekipmanla yapılması gerektiğini vurguladı. Sevgül, "Bu işi yapmak isteyenler mutlaka federasyonlar, kulüpler ya da resmi kurumlar aracılığıyla eğitim almalı. Doğa aktiviteleri basit değildir, ciddi bilgi ve hazırlık gerektirir" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-RÖP: Yılmaz Sevgül
-ARŞİV
Haber: Aysu DURSUN - Kamera: Mehmet YILMAZ/ANTALYA, (DHA)
=============================================
6) KONYA OVASI'NDA YAĞIŞLARLA HUBUBATTA 500 BİN TON REKOLTE ARTIŞI BEKLENİYOR
'TÜRKİYE'nin tahıl ambarı' olarak bilinen Konya Ovası'ndaki son yağışlar, çiftçiyi umutlandırdı. Geçen hasat sezonunda 1 milyon 800 bin ton buğday rekoltesinin 500 bin ton artışı bekleniyor. Bu yıl ekim alanlarında yüzde 3'lük bir artış olduğunu söyleyen Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Burak Kırkgöz, "Bu yıl ekili alanlarındaki artış da ve yağışlar da göz önünde bulundurulduğunda buğday rekoltesi 2 milyon 300 bin ton civarı, arpa rekoltesi de 1 milyon 200 bin ton civarında beklentimiz var" dedi.
2 milyon 200 bin hektarlık ekim alanına sahip, 'Türkiye'nin tahıl ambarı' olarak bilinen ve kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalınan Konya Ovası'nda son dönemde yağan yağmur ve kar yağışı, çiftçiye umut oldu. Geçen yıl buğdayda 1 milyon 800 bin ton, arpada 800 bin ton rekolteyi bulan Konya Ovası'nda, bu yıl rekoltenin ortalama 500 bin ton artması bekleniyor.
'BAHAR YAĞIŞLARI OLDUKÇA İYİYDİ'
Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Burak Kırkgöz, "Buğday ambarı Konya'mızda yağışlar özellikle bahar yağışları oldukça iyiydi. Ara ara yağan yağışlar özellikle hububat alanlarında oldukça fayda sağladı. Şu an bölgede kıraç alanlar dahil olmak üzere sulu alanlarımızda herhangi bir problem yok. Mahsullerimizin gelişimi bir önceki yıla göre gayet iyi durumda. Maalesef kış aylarında kar yağışını beklediğimiz oranda alamadık ama bahar yağışları oldukça iyiydi. Kış aylarındaki kar yağışı özellikle yer altı ve yer üstü su kaynakları açısından Konya Ovası için çok önemliydi. Yağan yağmur yer altı suyuna bir nebze de olsa fayda sağladı. Özellikle yüksek bölgelerdeki kar yağışları, ovadaki kuyu seviyelerinde de yer altı su seviyelerinde de bir nebze yükselişe neden oldu" dedi.
'BU YIL DONLA İLGİLİ BİR PROBLEM YAŞAMADIK'
Kırkgöz, "Geçtiğimiz yıl bu tarihlerde yaşadığımız bir don felaketi vardı. Özellikle meyve ve hububat ile uğraşan çiftçilerimiz çok ciddi zarara uğradı. Çok şükür bu yıl bu donları yaşamadık. Nisan ayının 23'ünden sonra ay sonuna kadar her zaman Konya bölgesinde bir don riski vardır. İnşallah bu don felaketi bir daha yaşanmaz. Bu yıl bir problem yaşamadık. Çiftçilerimiz şu anda tarlalarında yoğun bir şekilde mantar hastalıklarına karşı uygulama yapmakta. Böylesi dönemlerde yağışlar olduktan sonra havanın güneşli olduğu ve sıcak olduğu dönemlerde mantar hastalıklarının gelişimi oldukça hızlı oluyor. Bu yüzden çiftçilerimizin mutlaka bir ziraat mühendisi ile arazilerini kontrol etmelerini ve mantar hastalığı daha tarlaya girmeden ilaç uygulamalarını yapmalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu.
'ÇİÇEKLENME DÖNEMİ OLDUKÇA ÖNEMLİ'
Yağışların artması ve havaların sıcak gitmesiyle birlikte bu yıl rekoltenin artacağını belirten Kırkgöz, "Bu dönemde rekolteyi tahmin etmek oldukça zor çünkü ürünler daha mahsül başak çıkartma dönemini tamamlamadı. Şu an sapa kalkma dönemi dediğimiz dönemde. Rekolte; iklim bu şekilde devam ederse, yağışlar bu periyotta yağmaya devam ederse, rekoltede artış olacağını düşünüyoruz. Ama bitkinin çiçeklenme dönemi özellikle oldukça önemli. O dönemde sıcak esen rüzgarlar tozlaşmayı ve polenlerin ölmesine neden oluyor ve bitkide dane oluşumunda birtakım kayıplara sebebiyet veriyor ve danelerin biraz daha cılız oluşmasına neden oluyor. İnşallah böyle bir problem yaşamayız. Eğer böyle bir problem yaşamazsak, bu yıl Konya Ovası'nda geçen yıla göre rekolte artışı yaşanır. Geçen sene buğday rekoltemiz 1 milyon 800 bin tondu. Arpa rekoltemiz de yaklaşık olarak 750-800 bin ton civarında kalmıştı. Bu yıl ekili alanlarındaki artış da ve yağışlar da göz önünde bulundurulduğunda buğday rekoltesi 2 milyon 300 bin ton civarı, arpa rekoltesi de 1 milyon 200 bin ton civarında beklentimiz var. Eğer ki dediğimiz gibi başak çıkartma döneminden sonra samyeli esmesi ve buğdaylarda herhangi bir dolu zararı olmazsa bu rekolteleri bekliyoruz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Konya Ovası'ndan görüntüler
-Buğday ve arpa ekim alanlarının havadan görüntüsü
- Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Burak Kırkgöz röportaj
Haber-Kamera: Salih BÜYÜKSAMANCI/KONYA, (DHA)
==============================================
7) MARDİN'DE SİLAHLI KAVGA: 1 ÖLÜ, 2 YARALI
MARDİN'in Kızıltepe ilçesinde 2 grup arasında çıkan silahlı kavgada Muhammed Angay (20) hayatını kaybetti, R.A. (26) ve S.A. (29) ise yaralandı.
Kavga, gece saatlerinde, Kızıltepe ilçesi Mezopotamya Mahallesi'nde meydana geldi. Düğünden çıkarak evlerine giden grup ile kamyonetle yoldan geçenler arasında henüz öğrenilemeyen nedenle tartışma çıktı. Büyüyen tartışma, silahlı kavgaya dönüştü. Kavgada tabancadan çıkan kurşunların isabet ettiği Muhammed Angay ile R.A. ve S.A. yaralandı. Kamyonettekiler olay yerinden kaçarken, ihbarla bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde Muhammed Angay'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Yaralılardan R.A. Kızıltepe Devlet Hastanesi, S.A. ise Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikelerinin bulunmadığı belirtildi. Muhammed Angay'ın cenazesi ise otopsi işlemleri için morga kaldırıldı. Polis ekipleri, olaydan sonra kamyonetle kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------
-Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinden görüntüler
-Hastane morgu
-Acile gelen ambulanslar
-Olay yeri ve ölen kişinin fotoğrafı
-Detaylar
Haber-Kamera: Salih KESKİN/MARDİN,(DHA)
=============================================
8) OTOMOBİLİN MOTOR KISMINA GİREN KEDİYİ İTFAİYE EKİPLERİ KURTARDI
ADANA'nın Kozan ilçesinde park halindeki otomobilin motor kısmına giren yavru kediyi, itfaiye ekipleri kurtardı.
Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Tufanpaşa Mahallesi Şehit Polis İbrahim Yüce Sokak'ta akşam saatlerinde, esnaf Umut Ölmez, park halindeki aracına binmek istediği sırada, motor bölümünden kedi sesi geldiğini fark etti. Bunun üzerine Ölmez, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirerek yardım istedi.
İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri, otomobilin motor kısmında sıkışan yavru kediyi dikkatli bir çalışma sonucu bulunduğu yerden çıkardı. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen kedi, kurtarma sonrası güvenli bir alana alındı.. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
- Aracın motor kısmına giren kedinin kurtarılması
Haber- Kamera:Ali GÖKDAL / KOZAN,(Adana),(DHA)

