
1) CEVDET YILMAZ: SAVAŞ BİR AN ÖNCE SONA ERSİN DİYE TÜM GÜCÜMÜZLE GAYRET EDİYORUZ
CUMHUBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "İsrail'in kışkırtmasıyla, ABD-İsrail-İran saldırıları ile birlikte bu savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran da bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle 'bu savaş bir an önce sona ersin' diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa, maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yenişehir ilçesindeki bir otelin toplantı salonunda düzenlenen 'Diyarbakır İş Dünyası Buluşması' toplantısına katıldı. Programa ayrıca Vali Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Mehmet Sait Yaz, Suna Kepolu Ataman ile Mehmet Galip Ensarioğlu, bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.
'YENİ BİR KÜRESEL DÜZEN MUTLAKA OLUŞACAK'
Burada konuşan Cevdet Yılmaz, dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve eski kuralların zayıfladığını belirterek, "Dünyamız farlı bir dönemden geçiyor. Dünyayı anlamadan, Türkiye'yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi tartışmak da eksik kalacaktı. Eski kurumların ve kuralların zayıfladığı, aşıldığı, yer yer ortadan kalktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu ekonomide böyle olduğu gibi siyasette de böyledir. Ekonomik tarafından baktığınız zaman tarife savaşlarının tartışıldığı, korumacılık eğilimlerinin yükseldiği, ticaretteki, ekonomideki eski koşulların, şartların dönüştüğü bir dönemdeyiz. Siyasi olarak baktığımızda da yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Güç siyasetinin ön plana çıktığı, hukukun, insan haklarının, demokratik kavramların zayıfladığı, adalet, merhamet gibi kavramların neredeyse hiç akla gelmediği bir dönemden geçiyoruz. 'Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim, her istediğimi yapabilirim' gibi bir anlayışın hakim hale geldiğini görüyoruz maalesef. Bu tür dönemler çok riskli dönemlerdir ama aynı zamanda böyle dönemlerde sağlam duruş sergileyenler, orta ve uzun vadede mutlaka kazançlı çıkacaklardır. Ben şuna yürekten inanıyorum, bu yaşanan süreç bir gün sona erecek. İnsanlık diye bir kavram var, bir dip dalga mutlaka gelecektir. Yeni bir küresel düzen, yeni bir bölgesel düzen mutlaka oluşacaktır. İşte bu süreç için de bizim ülke olarak, toplum olarak, millet olarak sağlam sağlıklı bir duruş gerçekleştirmemiz son derece kıymetlidir. Bir taraftan gerçeklerin farkında olacağız, ayaklarımız yere basacak, gözümüzü gerçeklere kapatmayacağız ama bir taraftan da orta ve uzun vadede gitmek istediğimiz yeri de hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
'ENFLASYONU DAHA AŞAĞI YERLERE ÇEKMEYE GAYRET EDİYORUZ'
Ekonomideki önceliğin makro finansal istikrar olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
"Finansal dengelere yoğunlaşmış durumdayız. 'Makro finansal istikrar' dediğimiz istikrarı sağlamaya, enflasyonu daha aşağı yerlere çekmeye gayret ediyoruz. Bunu yaparken bir taraftan da bu büyümüş, kapasitesi artmış ekonomimizi olabildiğince korumaya ve geliştirmeye de gayret ediyoruz. Bu çerçevede 'dengeli büyüme' dediğimiz bir kavram var. Yani sadece tüketim üzerinden büyümeyen, yatırımla, üretimle, ihracatta büyüyebilen, sadece iç talepte büyümeyen, dış taleple de büyüyen bir anlayış içinde gidiyoruz. Çünkü böyle bir büyüme ile enflasyonu da aşağıya çekeceğine inanıyoruz. Bunlar kolay sorunlar değil. Gerçekten yani enflasyonu düşürürken büyümeyi belli bir seviyede tutabilmek, belli bir çaba gerektiriyor. Kolay bir iş değil ama biz son 3 yıldır bunu başarıyoruz. Belli bir düzeyde ve dünya ortalamasının üzerinde bir büyümeyi devam ettirirken, yatırımlarımızı, ihracatlarımızı arttırırken, işsizliği tek haneli seviyelerde tutarken, bir taraftan da enflasyon oranını düşünüyoruz. En son 30.7 gibi bir seviyelere geldi enflasyonumuz. Maalesef bu son yaşadığımız hadiseler, özellikle tarımda hem kuraklığı hem donu aynı yaşamamız, bunun gıda fiyatlarına etkisi, enflasyon patikamızı olumsuz etkiledi. Diğer taraftan 'temel mallar' dediğimiz mallarda yüzde 16'ya kadar düştü enflasyon. Son gelen rakamlarda gördüğümüz, hizmet enflasyonu geriden geliyor. Orada da bir çözülme, kırılma var ama dünyada da böyledir. Enflasyon düşerken hizmet enflasyonu biraz daha gecikmeli bir şekilde gelir. O süreç de başlamış durumda."
'SAVAŞ NE KADAR UZARSA, MALİYETİ DE O KADAR ARTACAK VE DERİNLEŞECEKTİR'
ABD-İsrail-İran arasında süren savaşın bir an önce sona ermesi için diplomatik her girişimin yapıldığını ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:
"Türkiye Cumhuriyeti olarak bu savaşta, 'savaş çıkmasın' diye öncelikle çok büyük gayret ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, dışişleri bakanlığımız, bütün kurumlarımız savaş başlamasın diye çok büyük gayretler ortaya kondu, çaba sarf edildi ama maalesef İsrail'in kışkırtmasıyla, ABD-İsrail-İran saldırıları ile birlikte bu savaş başladı ve bugünlere gelindi. İran da bu arada komşu ülkelere saldırılar yaptı ve iyice karmaşıklaşan bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Şimdi de tüm gücümüzle 'bu savaş bir an önce sona ersin' diye gayret ediyoruz. Bütün diplomatik imkanlarımızı bu çerçevede kullanıyoruz. Savaş ne kadar uzarsa, maliyeti de o kadar artacak ve derinleşecektir. Savaşın kapsamı ve süresi ekonomik maliyetlerini de belirleyici olacaktı. Şu anda tamamen bitmiş olsa bile savaş, tahribatı belli bir süre süre devam edecek. Hemen her şey toparlanmayacak maalesef, çünkü bir tahribat var. Onun telafi edilmesi belli bir zaman alacak ama uzadıkça bu maliyetlerin derinleşeceğini görmek durumundayız. İnşallah bu ateşkes, son dönemde ilan edilen ateşkes kalıcı bir barışla neticelenir. Bunu ümit ediyoruz. Bu çerçevede de yine Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü gayreti sarf ediyoruz. Kardeş Pakistan'ın bulduğu ortaya koyduğu güzel tutumu ve çabayı da çok büyük bir takdirle karşılıyoruz. İnşallah provoke edilmeden, sabote edinmeden bu sürecin kalıcı bir barışa evrildiğini hep birlikte görürüz."
'İRAN'IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNDEN YANAYIZ'
İran'ın güçlü şekilde ayakta kalmasından yana olduklarını belirten Yılmaz, "Gerek İran'da gerek diğer birtakım çevrelerde, özellikle İsrail'in başta olmak üzere etnik kimlik üzerinden, mezhepler üzerinden bölgedeki insanları kışkırtmaya birbirine düşürmeye çalışan güçler olduğunu da görüyoruz. Bizim bu noktada da tavrımız çok net. Biz İran'ın toprak bütünlüğünden, egemenliğinden ve İran'ı oluşturan tüm etnik yapılarla, mezheplerle, sağlam bir şekilde ayakta kalmasından yanayız. Bu tavrımızı da her fırsatta ortaya koyuyoruz. Bu bilinci gösteren bölgede yaşayan tüm halklara, tüm inanç gruplarına da şükranlarımızı sunuyoruz. Epey bir tecrübe yaşamış bir bölgedeyiz bu anlamda. Emperyal birtakım güçlerin belli kavramlar üzerinden insanları kullandıkları, toplulukları kullandıkları, sonra da çıkarları değiştiğinde hemen politika değiştirebildiği bir bölgedeyiz bunu da defalarca görmüş tecrübe etmiş bir bölgedeyiz. Ama bu sefer çok şükür bu tuzaklara düşülmediğini görüyoruz ve bundan dolayı da takdir ediyoruz. Bunda tabi Türkiye'deki 'Terörsüz Türkiye' sürecinin de olumlu katkıları olduğunun altını çizmek isterim. Bu çerçevede 'Terörsüz Türkiye'nin de ne kadar kıymetli bir süreç olduğunu, bu yaşadığımız ortam bize daha iyi göstermiştir. İyi ki Terörsüz Türkiye süreci başlamış, iyi ki bu süreç belli bir aşamaya gelmiş. Bölgemizde yaşananlar bu sürecin ne kadar anlamlı ve öngörülü bir süreç olduğunu, inanıyorum ki hepimize göstermiştir" diye konuştu.
'DEMOKRATİK STANDARTLARI SİLAH BIRAKMANIN ÖN KOŞULU YAPMANIN SAĞLIKLI TARAFI YOK'
Partilerin 'Terörsüz Türkiye' sürecinde net tavır göstermeleri gerektiğini ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Demokratik standartların gelişmesini hepimiz arzu ediyoruz, bunda hiç tereddüt yok ama demokratik standartları silahı bırakmanın ön koşulu gibi ortaya koymanın da hiçbir sağlıklı tarafının olmadığını ifade etmek isterim. Hele hele siyaset yapma iddiasında olan partilerin, DEM partisi dahil olmak üzere, bu konuda çok net bir tavır sergilemeleri gerektiğine inanıyorum. Sürekli bir şekilde kamu kurullarına, devlete rol biçme, ödev yükleme üslubundan çıkıp, 'Biz ne yapmalıyız' sorusunu kendilerine sormalarda büyük fayda olduğunu da samimiyetle ifade etmek istiyorum. Demokrasi gelişecekse, hepimizin katkısıyla gelişecek. Vesayetlerden hepimizin kurtulması, uzaklaşması gerekiyor. Nasıl ki Türkiye bir dönem vesayetçi bir yapıdan daha normal bir demokratik yapıya geçtiyse, partilerin de vesayet odaklarından uzaklaşıp, demokratik siyaseti gerçek anlamda yapmalarının da çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum." (DHA)
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kayapınar ilçesindeki bir otelin toplantı salonunda Türk Polis Teşkilatı'nın 181'inci yıl dönümü dolayısıyla emniyet personeli için düzenlenen akşam yemeğine katıldı. Programa ayrıca Vali Murat Zorluoğlu, İl Emniyet Müdürü Nurettin Gökduman, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz ile Mehmet Galip Ensarioğlu ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Erdal Kuruçay katılım sağladı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, sinevizyon gösterimiyle devam etti. Programda konuşan Yılmaz, polis teşkilatının köklü bir geçmişinin olduğunu ifade ederek, "Köklü bir devlet geleneğinin içinden süzülerek bugünlere gelen Türk Polis Teşkilatı, 10 Nisan 1845'te atılan modern temelleriyle milletimizin huzur ve güvenliğinin teminatı olmuştur. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan bu süreklilik içinde teşkilatımız, değişen şartlara uyum sağlayarak kurumsal yapısını her dönemde daha da güçlendirmiştir. Tarihimizin en kritik eşiklerinde, özellikle Milli Mücadele yıllarında üstlendiği sorumluluklarla bu milletin kader yürüyüşüne eşlik eden Emniyet Teşkilatımız, Cumhuriyet ile birlikte hukuk devleti anlayışı çerçevesinde daha sağlam bir zemine kavuşmuştur. Bugün Türk polisi; sahip olduğu tecrübe, yetişmiş insan kaynağı ve gelişen imkanlarla, değişen tehditlere karşı güçlü bir kapasiteyle hareket etmekte; milletimizin huzurunu ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktadırö dedi.
'ŞEHİT YAKINLARIMIZ VE GAZİLERİMİZ İÇİN TÜM İMKANLARI SEFERBER EDİYORUZ'
Vatan savunmasında canını ortaya koyan emniyet mensuplarına ve ailelerine yönelik çeşitli alanlarda destekler sağlandığını belirten Yılmaz, "Her bir polisimiz, bu mukaddes nöbeti devralırken canını ortaya koymakta; milletimizin bekası için bir gül bahçesine girercesine şehadete yürümeyi göze almaktadır. Bizler, bu kahramanların gösterdiği eşsiz fedakârlığın karşılığını asla tam olarak ödeyemeyeceğimizin bilincindeyiz. Ancak devlet olarak, aziz şehitlerimizin emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerimizin her daim yanında olmayı, onları el üstünde tutmayı en asli vazifemiz kabul ediyoruz. Vatanımızın huzuru uğruna şehadete eren kahramanlarımızın aileleri ile vazife malulü gazi personelimiz için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Şehitlerimizin emaneti ve gazilerimiz için ne yapsak azdır. Ancak onların emanetine ve gazilerimize sahip çıkmak da bizlerin en büyük sorumluluğudur. İmkânlarımızı sonuna kadar kullanarak emanetlerine sahip çıkmaya azami özen gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz. Bu doğrultuda; şehit yakınlarımız ve gazilerimiz için barınmadan eğitime, sağlıktan istihdama kadar pek çok alanda güçlü destekler sunuyoruz. Kira yardımı ve faizsiz konut kredisi imkânlarıyla barınma ihtiyaçlarına katkı sağlıyor; elektrik, su ve doğalgaz faturalarında önemli indirimler uyguluyoruz. Eğitim hayatlarında çocuklarımızı öğrenim yardımlarıyla destekliyor, özel eğitim kurumlarından ücretsiz yararlanabilmelerine imkân tanıyoruz. Ulaşım hizmetlerinden ücretsiz faydalanma hakkı sunarken, sosyal tesislerimizden yararlanabilmelerini de temin ediyoruz. Kamuda sağladığımız istihdam imkânlarıyla ailelerimizin ekonomik güvencesini güçlendiriyoruz. Sağlık alanında ise, ilave ücret ödemeden nitelikli sağlık hizmetine erişimlerini güvence altına alıyoruzö diye konuştu.
'ÜLKEMİZİN HUZUR İKLİMİ HER GEÇEN GÜN DAHA DA GÜÇLENMEKTEDİR'
'Terörsüz Türkiye' süreciyle birlikte kararlı adımlar atıldığını belirten Yılmaz, şunları söyledi
"Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin yaşam standartlarını en üst seviyeye taşımaya gayret gösteriyoruz. Bu düzenlemeler, şehitlerimizin emanetine sahip çıkma ve gazilerimizin hayatlarını kolaylaştırma konusundaki kararlılığımızın açık bir yansımasıdır. Ülkemiz, uzun yıllar boyunca terörün yol açtığı acılarla sınanmış; bu süreçten en fazla etkilenen yerlerin başında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimiz gelmiştir. Nice aileler evlatlarını kaybetmiş, nice şehirlerimizin huzuru gölgelenmiş, milletimizin ortak hafızasında derin izler bırakan bir dönem yaşanmıştır. Diyarbakır da bu ağır yükü en yakından hisseden şehirlerimizden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ortaya koyduğumuz güçlü irade ile bugün, 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda kararlı adımlar atıyoruz. Güvenlik birimlerimizin sahadaki başarısı, devletimizin ortaya koyduğu bütüncül yaklaşım ve milletimizin desteğiyle birlikte, ülkemizin huzur iklimi her geçen gün daha da güçlenmektedir. Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte korkunun gölgesinde kalan pek çok yerleşim yerinde hayatın normalleştiğini, şehirlerimizin yeniden nefes aldığını, bölgenin sahip olduğu potansiyelin yeniden görünür hale geldiğini memnuniyetle görüyoruz. Bu tablo, güçlü bir iradenin ve kararlı bir mücadelenin neticesidir. Ancak şu hususun altını özellikle çizmek isterim Attığımız her adımda, yürüttüğümüz her çalışmada aziz şehitlerimizin hatırasına ve gazilerimizin fedakârlığına daima sahip çıkıyoruz.ö
'BU SORUMLULUĞU AYNI KARARLILIKLA TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
Elde edilen kazanımların şehit ve gazilerin mirası olduğunu belirten Yılmaz, emniyet teşkilatına teşekkür ederek, şöyle devam etti
"Bu süreç, hiçbir şekilde onların aziz hatırasını zedeleyen bir anlayışın değil; bilakis onların emanetine daha güçlü sahip çıkma iradesinin bir tezahürüdür. Çünkü biz biliyoruz ki, bu topraklarda elde edilen her kazanımın arkasında şehitlerimizin fedakârlığı ve gazilerimizin dirayeti vardır. Bu bilinçle hareket etmeye, bu sorumluluğu aynı kararlılıkla taşımaya devam edeceğiz. Bu anlamlı günde, ülkemizin huzuru ve güvenliği için fedakârca görev yapan emniyet mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, kıymetli ailelerine saygı ve muhabbetlerimi iletiyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Polis Teşkilatımızın 181'inci kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor; sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.ö (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------
- Programdan detay
- Cevdet Yılmaz'ın konuşması
Haber-Kamera: Gıyasettin TETİK-Selim KAYA/DİYARBAKIR, (DHA)
=============================================
2) BAKAN TEKİN: OECD ORTALAMALARININ ÜZERİNDEYİZ
MİLLİ Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye'de 2002'de yaklaşık 330 bin dersliğin olduğunu ve bunun yarısının ekonomik ömrünü tamamladığını belirterek, "Peki bugün kaç dersliğimiz var? Yaklaşık 750 bin dersliğimiz var. Yani 2002'den önce kalma 150 bin dersliğin üstüne yaklaşık 600 bin derslik daha inşa edilmiş. Bunun sayesinde de derslik başına düşen öğrenci sayısı 45-50 değil, kademeler arasında 20'li rakamlardayız. Bu gösterge itibariyle de OECD ortalamalarının üzerindeyiz" dedi.
Çeşitli açılış ve programlara katılmak üzere Van'a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Cengiz Andiç Kültür Merkezi'nde Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen 'İhtisas Akademi'26' programına katıldı. Programa Bakan Tekin'in yanı sıra Van Valisi Ozan Balcı, AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, AK Parti İl Başkanı Abdulahat Arvas, MHP İl Başkanı Salih Güngöralp, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, akademisyen ve öğrenciler katıldı. Moderatörlüğünü gazeteci Başak Şengül'ün yaptığı programda konuşan Tekin, Türk Polis Teşkilatının 181'inci kuruluş yıl dönümünü kutladı. Bakan Tekin, İsrail'in evrensel hukuk ve insanlıkla bağdaşmayan uygulamalar yaptığını, barışın, insan haklarının, demokrasinin egemen olduğu bir dünyayı hep beraber inşa etmek istediklerini söyledi. Türkiye'de 1990 yıllarda yaşanan problemlere değinen Bakan Tekin, 2001 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bütün bu problemleri çözmek üzere politik bir reçeteyle yola çıktığını dile getirdi.
'750 BİN DERSLİĞİMİZ VAR'
Türkiye'de 2002'de yaklaşık 330 bin dersliğin olduğunu ve bunun yarısının ekonomik ömrünü tamamladığını belirten Bakan Tekin, "Peki bugün kaç dersliğimiz var? Yaklaşık 750 bin dersliğimiz var. Yani 2002'den önce kalma 150 bin dersliğin üstüne yaklaşık 600 bin derslik daha inşa edilmiş. Bunun sayesinde de derslik başına düşen öğrenci sayısı 45-50 değil kademeler arasında 20'li rakamlardayız. Bu gösterge itibariyle de OECD ortalamalarının üzerindeyiz" diye konuştu.
'EĞİTİM SİSTEMİMİZİ BECERİ ODAKLI BİR HALE GETİRECEĞİZ'
Şu anda 660 sınıfta birçoğu fiber altyapı olmak üzere internet bağlantısı bulunan, bu internet hizmetiyle dünyanın en büyük eğitim içerik sağlayıcısı ve milyonlarca içeriğin olduğu EBA'ya çocukların bağlanabildiği akıllı tahtaların olduğunu söyleyen Bakan Tekin, "Türkiye'nin şu anda bulunduğu nokta, bu açıdan UNDP'nin raporunda var. Diyor ki 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti, neredeyse bütün dersliklerinde etkileşim yani akıllı tahta olan dünyadaki neredeyse tek ülke' tanımlaması yapıyor. 2001 yılında bu hayalleri kurarak yola çıktık. Bunlar fiziki göstergeler. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye tanımladığımız model açısından da şunu söyledik; dedik ki 'Çocuklarımızın artık okulları sadece bilgi edindikleri, çocuklarımıza sadece bilginin yüklendiği yerler olmaktan çıkartacağız. Okullarımızı ve eğitim sistemimizi beceri odaklı bir hale getireceğiz. Çocuklarımız, eğitim öğretim aldıkları okuldan çıktıktan sonra okulda edindikleri bilgilerle toplumsal yaşamda, aile hayatında o bilgileri beceriye dönüştürebilecekleri bir müfredat oluşturacağız.' Ve bu yolda da müfredatımızı revize etmeye başladık. Önce müfredatımızın içerisinden antidemokratik, ötekileştirişi, ayrıştırıcı, herhangi bir grubun etnik ya da dini sebeple aşağılandığı, aşağılandığına inandığı, öyle düşündüğü bütün bu antidemokratik ifadeler müfredatımızdan çıkartıldı" dedi.
'ÇOCUKLARIMIZ KENDİ MİLLİ DEĞERLERİNDEN UZAKLAŞMASINLAR DİYE BÖYLE BİR YOLA ÇIKTIK'
Türk milletinin binlerce yıllık devlet ve toplum geleneğine sahip bir millet olduğunu belirten Bakan Tekin, şunları söyledi:
"Bizi bu coğrafyada bir arada tutan, hepimizin etrafında uzlaştığı, varlığından onur duyduğu bir devletimiz var. Bu devleti aynı güçlü parametrelerle devlet ve milletin birbirine kenetlendiği, milli ve manevi değerlerimizin, ortak değerlerimizin çocuklarımıza, eğitim kurumlarımıza kazandırıldığı bir müfredat oluşturmak durumundayız. Çocuklarımız, bu bahsi geçen küresel paradigmalarının etkisinde kalarak kendi parametrelerimizden uzaklaşmasın, kendi milli değerlerimizden uzaklaşmasınlar diye böyle bir yola çıktık. Ve bu yolda da geçtiğimiz yıl yani 2024-2025 eğitim öğretim yılında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programlarımızı söylediğim bu parametreler ışığında revize ettik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli böyle bir toplumsal ihtiyacın, doğal sonucu olarak çok geniş katılımlı arkadaşlarımızın yoğun çalışmaları neticesinde bu parametreleri hayata geçirecek bir model olarak kurguladık. Şu an 2'inci yılındayız."
'BURASI MUZ CUMHURİYETİ DEĞİL'
okullarda Atatürk konulu yarışmayı bakanlığın yasakladığı iddialarının yalan olduğunu dile getiren Bakan Tekin, şöyle devam etti:
"Doğrusu şu; biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak TÜGVA dahil bütün Sivil Toplum Örgütleriyle herhangi bir işbirliği yaparken, bizim ilkelerimiz var. Hukuk devletinin prensiplerini yazıyoruz. Diyoruz ki 'Biz beraber iş yapalım ama benim prensiplerim var. Bak, prensiplerim burada. Anayasamız, Milli Eğitim Temel Kanunumuz, bizim mevzuatımız. Buna uygun iş yapacaksanız gelin beraber yapalım.' Şimdi bir sendika çıkıyor diyor ki 'Ben okulda yarışma yapacağım.' Bu yarışma için 7 tane şey önermişiz onlara. Şunlara uyman lazım. Bu yarışmayı ne zaman yapacaksın? Ödülü ne? Bütçesi ne? Öğrenciden para alacak mısın? Bunları açık açık yazalım. 'Yazmıyorum. Sen de bana karışamazsın, yasaklayamazsın da. Ben okulda bu yarışmayı yapacağım.' Burası muz cumhuriyeti falan değil. Burası Türkiye Cumhuriyeti ve biz bir hukuk devletiyiz. Hukuki prosedüre uyarak iş yapan bütün sivil toplum örgütleri baş tacıdır. Hepsiyle çalışırız ama kusura bakmayın da hukuk devleti ilkesiyle, hukukla bağdaşmayacak bir biçimde böyle bir şey yapma hakkı da vermeyiz."
'YAPAY ZEKAYI ÇOK YOĞUN OLARAK KULLANIYORUZ'
Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem programlarda, hem de eğitim öğretim teknolojisindeki yeni gelişmelerin eğitim öğretim süreçlerine adapte edilmesi ile ilgili olarak çok dikkatli ve özel bir çalışmanın içerisinde olduklarını aktaran Bakan Tekin, "Yapay zeka politika belgesini Türkiye'de ilk yayınlayan bakanlık Milli Eğitim Bakanlığı. 18 milyon öğrencim, 1,2 milyon öğretmen yaklaşık 75 bin adet okul toplamda 130 bin civarında kurum devasa bir yapı. Burada karar alırken, manuel yöntemlerle analiz yapmak çok sağlıklı olmayabilir. Dolayısıyla Biz Milli Eğitim Bakanlığı'nda, bakanlık, merkez teşkilatından taşraya, bakanlık yönetim sistemini yapay zeka ile desteklenmiş bir hale getirmekten tutun, hizmet içi eğitimlerimizde teknolojik gelişmeleri kullanmaya kadar, çocuklarımızın kademeler arası geçişte sınavlara hazırlanmasında yapay zeka desteli robotların kendisine destek olduğu uygulamalara kadar yapay zekayı çok yoğun olarak kullanıyoruz. Hem temel eğitimden ortaöğretime geçişte, hem de ortaöğretime ve yükseköğretime geçişte yani bireyselleştirilmiş öğrenme portalimiz var. Orada bizim 'Kanka' diye bir yapay zeka robotumuz var. Onunla çocuklarımız şu anda başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaksızın rahatlıkla hem yüksek öğretime hem de orta öğretime hazırlanabilecekler. Milli Eğitim Bakanlığı olarak yapay zeka konusunda hem programımızı bu anlamda revize etmek hem de yapay zeka konusunda teknoloji üreten bir kuşak yetiştirmek konusunda meslek ve teknik eğitimde bu anlamda altyapı oluşturacak çok yoğun bir etkinliğin içerisindeyiz" diye konuştu.
TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci ise gençlerin entelektüel sermayelerini geliştirmeye ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamaya çalıştıklarını söyledi. Beşinci, "Aslında projenin çıkış noktasında çok güzel motto var. Her yerde olan hiçbir yerdedir. Bir yerde olan her yerdedir. Dolayısıyla ben bu vesileyle Van'daki genç kardeşlerimizi de bu ihtisaslaşmaya davet ediyorum. Okudukları alanlarla ilgili uzman kişiler olmalarına davet ediyorum. Bu projeyle buna vesile olmaya çalışıyoruz. Tabii işin diğer bir boyutu olarak gönüllülük çalışmaları. Sivil toplum çalışmasına davet ediyoruz. İnsani tarafımızı asla unutmuyoruz. Akademik düzlemde ilerlerken sosyal tarafımızı da geliştirmeye çalışıyoruz" dedi.
ÖĞRETMENLER ODASI BULUŞMALARI'NA KATILDI
Bakan Tekin ve beraberindekiler, daha sonra Atatürk Anadolu Lisesi'nde 'Öğretmenler Odası Buluşmaları' programında öğretmenlerle bir araya geldi. Bu etkinliğin ardından Bakan Tekin ve beraberindekiler, Van Olgunlaşma Enstitüsü Hizmet Binası'nın açılışını yapıp, binada incelmelerde bulundu. Buradaki açılışın ardından Edremit ilçesinde yapımı tamamlanan Özel Eğitim Meslek Lisesi ve Özel Eğitim Uygulama Okulu'nun açılış törenine katılan Bakan Tekin, Türkiye'de 20 yılda eğitim öğretim altyapısında devrim niteliğinde işler yapıldığını söyledi. Bütün insanların başta yaşama hakkı olmak üzere temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almak için kamusal sorumlulukla, devlet adamı sorumluluğuyla hareket etmek için çaba sarf ettiklerini söyleyen Bakan Tekin, "Bu kapsamda özel çocuklarımızda bizim için çok önemli. Özel çocuklarımızın eğitime erişimini sağlayacak tedbirleri almaya özen gösteriyoruz. Bununla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı olarak özel çocuklarımızın eğitimi ile ilgileniyoruz. Bu çocuklarımızın bakımıyla ilgili kısımlar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Tedavi ve sağlıkla ilgili hizmetler Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak özel çocuklarımızın eğitime erişim hakkını ve sağlıklı bir ortamda eğitim alma haklarını temin etmeye çalışıyoruz. Bu süreç şöyle ilerliyor. İllerde bizim Rehberlik Araştırma Merkezleri özel çocuklarımızın tespitini yapar. Bu tespit yapıldıktan sonra raporlarına göre bu özel çocuklarımız ya yaşıtlarıyla aynı okullarda aynı sınıflarda, kaynaştırma eğitimi alırlar. Yeni Rehberlik Araştırma Merkezi raporlarımızın verilerine göre kendileri için hazırlanmış okullarda eğitimlerini alırlar. Bunlara ilave olarak bilinmediği için bu kısmı özellikle söylemek istiyorum, bazı çocuklarımıza evinde eğitim veriyoruz. Yine çocuklarımızın durumuna göre bazı çocuklarımıza ise hastanelerde Sağlık Bakanlığı ile beraber eğitim öğretim veriyoruz. Yani şöyle özetleyeyim, biz bütün çocuklarımızın eğitime erişim hakkının eşit ve adil bir şekilde temin etmeye çalışıyoruz. Ana felsefemiz şu, bütün çocuklar özeldir. Bütün çocukları ayrım gözetmeksizin aynı eğitime erişim hakkı var ve bunu temin etmemiz gerekir. Bugün de burada özel çocuklarımız için hazırlanmış bir kampüste mesleki eğitim anlamında onlara katkı sunacak güzel bir kampüsün açılışını yapıyoruz. Bunu sağlayan, ortamı oluşturan başta Valimiz olmak üzere ilimizin siyasetçilerine, milletvekillerine, AK Parti İl Başkanımıza, katkı sunan bütün siyasetçilere İl Milli Eğitim Müdürlerimize ve buradan biz ayrıldıktan sonra bu çocuklarımıza hak ettikleri özel eğitimi verecek öğretmen arkadaşlarımıza huzurlarınıza bir kez daha teşekkür etmek istiyorum" diye konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından Özel Eğitim Meslek Lisesi ve Özel Eğitim Uygulama Okulu'nun açılışını gerçekleştiren Bakan Tekin, okulu gezerek öğretmenlerle bir araya geldi. Bakan Tekin, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileriyle buluşma etkinliğine katıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------
-Bakan Tekin'in konuşması
-Bakan Tekin'in Olgunlaşma Enstitüsünün açılışına katılması
-Bakan Tekin, Özel Eğitim Meslek Lisesi ve Özel Eğitim Uygulama okuluna gelmesi
-Bakan Tekin'in kısa konuşması
-Açılış
-Tekin'in, öğretmenlerle bir araya gelmesi
-Bakan Tekin'in Atatürk Lisesi'ndeki Kitap van projesi ile ilgili öğretmenler odası buluşmasından detaylar
Behçet DALMAZ- Gülay KUYUCU/-VAN,(DHA)-
=============================================
3) ÖĞRETMENLERİ TAŞIYAN SERVİS MİNİBÜSÜ İLE OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 1 ÖLÜ, 9 YARALI
GÜMÜŞHANE'nin Kelkit ilçesinde öğretmenleri taşıyan servis minibüs ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı kazada Ulviya Çoban (47) hayatını kaybetti, 2'si ağır 9 kişi yaralandı.
Kaza, akşam saatlerinde Kelkit-Erzincan kara yolu Balkaya köyü mevkisinde meydana geldi. Yeniyol 75'inci Yıl İmam Hatip Ortaokulu öğretmenlerini taşıyan Ali D. idaresindeki 29 M 0295 plakalı servis minibüsü, karşı yönden ilçe merkezine seyreden Nafiz A.'nın kulandığı 24 UA 043 plakalı otomobil ile kafa kafaya çarpıştı. Çevredeki diğer sürücülerin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda sağlık, jandarma, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi. Kazada otomobilde sıkışan Ulviya Çoban'ın hayatını kaybettiği tespit edilirken, araçlarda bulunan 2'si ağır 9 kişi yaralandı. Yaralılar, sağlık görevlilerinin ilk müdahalesinin ardından Kelkit Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralılardan 2'sinin hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.
Jandarma, kazayla ilgili soruşturma başlattı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
- Kaza yerinden görüntüler
HABER KAMERA: Selda FIRAT-Muzaffer KOŞAN/KELKİT(Gümüşhane), (DHA)-
=============================================
4) KAYIP OLARAK ARANIYORDU; BOĞAZI KESİLMİŞ HALDE ÖLÜ BULUNDU
KAHRAMANMARAŞ'ta kayıp olarak aranan Turan Göde'nin (54) metruk bir binada boğazı kesilmiş halde cansız bedeni bulundu.
Olay, akşam saatlerinde İsa Divanlı Mahallesi Hoca Oğlu Sokak'taki metruk binada meydana geldi. İddiaya göre binada bir kişinin hareketsiz olarak yattığını görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ekipler, yaptıkları incelemede yerde hareketsiz yatan kişinin sabah ailesi tarafından kayıp başvurusunda bulunulan Turan Göde olduğu ve boğazının kesilmesi sonucu hayatını kaybettiğini belirledi.
Turan Göde'nin cenazesi, otopsi için Kahramanmaraş Adli Tıp Kurumu'nun morguna götürüldü. Göde'nin cinayeti mi kurban gittiği ya da intihar mı ettiği yapılacak otopsi ve soruşturma sonucunda ortaya çıkacağı belirtildi.
Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------
- Olay yeri
- Olay yeri inceleme aracının gelişi
- Olay yerindeki ekipler
- Olay yerinden detay
- Cesedin binadan çıkarılması
- Tabuta konulması
- Tabutun cenaze aracına taşınması
- Turan Göde'nin sağlık fotosu
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ, (DHA)
=============================================
5) DEREDEN GEÇERKEN ARACI SUYA GÖMÜLEN SÜRÜCÜ ÖLDÜ (2)
ARAÇ VE BABAOĞLU'NUN CANSIZ BEDENİ ÇIKARTILDI
Karacabey ilçesinde 'kestirme' olarak kullanılan yol üzerindeki dereden geçerken kamyoneti suya gömülen Turan Babaoğlu ve aracı, Canbalı Deresi'nden yaklaşık 6 saat süren çalışmanın ardından çıkartıldı. Babaoğlu'nun cansız bedeni, otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu'nun morguna kaldırıldı.
SUYA BATMA ANI KAMERADA
Öte yandan kamyonetin suya gömülmeden önceki son anları ve su yüzeyindeki batma görüntüleri çevredeki güvenlik kameralarına yansıdı.
Görüntü Dökümü
--------------------
-Kamyonetin son anları ve batma anı güvenlik kamerası
-Ekiplerin kamyoneti ve ceseti çıkarma çalışmaları
-Çevreden genel detaylar
-Cenazenin araca taşınması
Haber-Kamera:Yasin KESKİN/KARACABEY (Bursa),(DHA)
=============================================
6) ŞEHİDİN KABRİNDEKİ MİNYATÜR HEYKELİ ÇALDI; GÜVENLİK KAMERASINA YAKALANDI
BURSA'nın Mudanya ilçesinde, şehit Piyade Komando Üsteğmen Tunahan Yavuz'un mezarındaki temsili minyatür komando heykelini çalan şüpheli B.D., polis ekiplerince yakalandı. Şüphelinin, minyatür komando heykeliyle yürüdüğü anlar ise bir işletmenin güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, saat 14.00 sıralarında Mudanya ilçesi Ömerbey Mahallesi'ndeki şehitlikte meydana geldi. Şehit Tunahan Yavuz'un kabrine bıraktıkları temsili minyatür komando heykelinin yerinde olmadığını fark eden şehidin annesi, durumu yetkililere bildirdi. Kısa sürede sanal medyada da paylaşılan olay üzerine ihbarı değerlendiren polis ekipleri, harekete geçti. Çevredeki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen ekipler, şüphelinin kimliğini tespit etti. Yapılan çalışmalar sonucu heykeli çaldığı belirlenen B.D. (46), kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde elinde çaldığı minyatür heykelle birlikte yürüdüğü anlar yer aldı. Çalınan heykelin bulunması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Gözaltına alınan şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ediyor. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Şüphelinin çaldığı heykelle yürümesi güvenlik kamerası
-Şehidin mezarlığı ve çevresinden detaylar
Haber-Kamera:Özgül ATABEY/MUDANYA (Bursa),(DHA)
=============================================
7) İNEGÖL-DOMANİÇ KARAYOLUNA NİSAN AYINDA KAR YAĞDI
BURSA'nın İnegöl ilçesi ile Kütahya'nın Domaniç ilçesini birbirine bağlayan karayolunda nisan ayında yağan karla beyaza büründü.
İnegöl ilçesi ile Kütahya'nın Domaniç ilçesini birbirine bağlayan karayolunda nisan ayında kar yağdı. İlkbaharın ortasında etkili olan kar yağışı, özellikle yüksek kesimlerde kısa süreli beyaz örtü meydana getirdi. Hava sıcaklıklarının aniden düşmesiyle birlikte etkili olan yağış, Domaniç rampaları ve çevresindeki ormanı beyaza bürüdü. Nisan ayında görülmesi pek alışılmış olmayan kar yağışı, bölgeden geçen vatandaşlar tarafından cep telefonu kameralarıyla kaydedildi.
Yetkililer, sürücülere özellikle sabah ve gece saatlerinde buzlanma riskine karşı dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulundu. Kar yağışının kısa süreli olduğu ve hava sıcaklıklarının yeniden artmasının beklendiği öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------
-Kar yağması cep telefonu görüntüsü
Haber: Yavuz YILMAZ Kamera: Bursa,(DHA)
=============================================
8) VAN’DA KAMYONDA 74 KİLO UYUŞTURUCU ELE GEÇİRİLDİ: 2 GÖZALTI
VAN’ın Gevaş ilçesinde jandarma ekiplerince durdurulan kamyonda, hassas burunlu narkotik köpeği eşliğinde yapılan aramada 14 kilo 120 gram metamfetamin ile 60 kilo 200 gram skunk ele geçirildi. Toplamda 74 kilo 320 gram uyuşturucuyla yakalanan
kamyondaki 2 şüpheli gözaltına alındı.
Van İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, ‘risk analizi’ çalışmaları kapsamında Gevaş ilçesinde şüpheli bir kamyonu durdurdu. Kamyonda narkotik köpeğiyle yapılan detaylı aramada, kasada gizlenmiş özel bir bölme tespit edildi. Gizli bölmede yapılan incelemede 14 kilo 120 gram metamfetamin ile 60 kilo 200 gram skunk ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli gözaltına alınırken, soruşturmanın sürdüğü bildirildi.(DHA)
Görüntü Dökümü
--------------
(Polis kamerası)
-Durdurulan kamyon
-Kamyonda uyuşturucu arama köpeği ile arama yapılması
-Tespit edilen uyuşturu
-Ele geçirilen uyuşturu
-Detaylar
Behçet DALMAZ/VAN, (DHA)-
=============================================

