DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni – 12
BIST 100
12.921,56 -1,45%
DOLAR
44,6122 0,09%
EURO
51,6677 0,30%
GRAM ALTIN
6.682,36 0,31%
FAİZ
42,18 -0,59%
GÜMÜŞ GRAM
102,94 -1,32%
BITCOIN
68.313,00 -2,18%
GBP/TRY
59,1529 0,19%
EUR/USD
1,1577 0,31%
BRENT
109,70 -0,06%
ÇEYREK ALTIN
10.927,75 0,33%

DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni – 12

1) BAKAN TEKİN: ÇOCUKLAR, EĞİTİME HAYATINA KENDİ DEĞERLERİMİZİ TANIYARAK BAŞLASIN İSTİYORUZ (3)

'EĞİTİMDE ULUSLARARASI ORANLARA YETİŞTİK'

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 'Öğrencilerin Söz Varlığının Tespiti, Geliştirilmesi ve İzlenmesi Projesi 5'inci Çalıştayı'na' katıldı. Gaziantep Öğretmenevi'ndeki programda konuşan Bakan Yusuf Tekin, son 25 yılda eğitim-öğretimde yapılan çalışmalarla ilgili verileri paylaştı. Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli hayatı geçirilmesinin nedenleri ve ileriye dönük amaçlarıyla ilgili de bilgi verdi. Yusuf Tekin, "2002-2003 eğitim-öğretim döneminde Türkiye'de yaklaşık olarak 330-350 civarında sınıfımız vardı. 350 bin civarında sınıfta ders görüyordu öğrencilerimiz. Bunun yarısının deprem ya da benzeri sebeplerle ekonomik ömrünü tamamladığını düşünürsek o günden elimizde kalan 150 bin civarında derslik olduğunu söyleyebiliriz. Bugün çok şükür 750 bin sınıfımız var. 150 bin oradan kaldığını düşünürsek yaklaşık 5 kat artmış. Aynı şey insan kaynağı açısından da geçerli. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının çok kalabalık olduğu, öğretmenlerimizin iş yükünün çok yoğun olduğu realitesinden hareketle öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaltılması gerektiği konuşuldu ve yaklaşık 830 bin öğretmen ataması yapıldı bu aradan geçen süre içerisinde. Oradaki göstergeler itibarıyla da uluslararası oranlara eriştik. Teknolojik altyapı konusunda da şu anda 650 bin dersliğimiz internet erişim altyapısına sahip. Ve internet erişim hizmeti üzerinde dünyanın en büyük eğitim-öğretim içerik portalı dediğimiz EBA'ya bu 650 bin sınıfımızdaki akıllı tahtalar aracılığı erişim mümkün. UNDP raporlarına göre dünyada neredeyse tüm sınıflarında etkileşimli tahta olan tek ülke Türkiye" dedi.

'ÇOCUKLARIMIZ BİZDEN ÇOK DAHA İYİ TÜRKÇE KONUŞACAKLAR'

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve amacı ile ilgili de bilgi veren Bakan Tekin, "Çocuklarımızın, gençlerimizin bizim binlerce yıllık bu medeniyet inşa eden, dünyaya örnek teşkil eden geçmişimizi öğrensinler istedik. Bununla gurur duysunlar istedik. Ve her vasıtayı bu anlamda kullanmayı kendimize ilke ettik. Mesela, çok alakasız gibi gelecek 2023 yılı Haziran ayında bir genelge yayınladık. Dedik ki çocuklarımız okul bahçelerinde geleneksel çocuk oyunlarımızı oynasınlar dedik. Hiç alakasız gibi duruyor değil mi? Yani okul bahçelerimiz cıvıl cıvıl olsun, çocuklarımız hareket etsin, obeziteyle mücadele etsin vesaire dedik. Hemen akabinde de Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımız, Temel Eğitim Genel Müdürümüz 100 geleneksel çocuk oyunumuzu belirledi. İllerde formatörler oluşturduk. Çocuklarımıza geleneksel oyunlarımızı öğretelim diye. Niye? Gerekçemiz ne olabilir? Kültür aktarımında, medeniyet inşa aktarımında, medeniyet aktarımında çocuklarımız için en önemli paylaşım araçlarının bir tanesi oyunlardır. Kültür aktarımının en temel çıkış noktalarından bir tanesi bu. Çocukların çocukken oynamaya başladıkları oyunlar sizin bu ülkeye olan bağlılığınız, bu ülkenin değerlerine olan bağlılığınız, paylaşım, dayanışma, merhamet bunların hepsi çocuklarınıza oyunlarla verilebilir. Başka ülkelerde bu yapılıyor. Biz başlar başlamaz burada dedik ki çocuklarımız bir sahip oldukları medeniyet birikimiyle gurur duysunlar. Gurur duymak için ne yapmaları lazım? Önce bilmeleri lazım. O zaman programlarımızı revize ederken, yani Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle yola çıkarken ana parametrimiz bu oldu. Bunu çocuklarımız öğrensin. Bu minvalde bir sürü şey yaptık. İlk yaptığımız şeylerin bir tanesi 2023 yaz aylarında çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştirmek açısından ortaokulda da Türkçe, ortaöğretim kurumlarında Türk Dili ve Edebiyatı dersleriyle ilgili olarak kararlar aldık. Geçme metodunu değiştirdik. Ölçme değerlendirme metodunu değiştirdik. Çocuklarımıza artık gramer ezberletmeyin. Onun yerine Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı öğretimlerimizin iş yükünü biraz arttırdık ama dört beceri üzerinden çocuklarımızın ana dil becerilerini ölçtüğümüz yeni bir yaklaşımı uygulamaya başladık. Ben şunu iddia ediyorum. Birkaç yıl içerisinde çocuklarımız bizden çok daha iyi Türkçe konuşacaklar. Çocuklarımız bizden daha çok daha iyi şeklinde kendilerini ifade etmeye başlayacaklar. Bakın çok trajik bir örnek olsun diye söylüyorum yine. Ana dil becerisi o kadar önemli ki çocuklarımızın yabancı dil becerileri belirliyor. Ben hep şu örneği veriyorum; kendi ana dilinde gündelik hayatta 100 kelimeyle konuşan bir çocuk, 500 kelime ile nasıl yabancı dil konuşacak? Komik değil mi? Trajikomik. O zaman çocuklarımızın yabancı becerileri dahil matematik okur yazarlığından diğer akademik derslere kadar her anlamda başarıları artırabilmemizin yegane koşulu ana dil becerilerini istediğimiz düzeye çekebilmek" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------

-Bakan Tekin açıklama

-Çalıştay açıklama

-Çalıştaya katılan öğretmenler

-Genel ve detay görüntüler

Haber:Nuray UZATMAZ Kamera: Ahmet ATMACA-GAZİANTEP-DHA

==================================================

2) DİYARBAKIR'DA BABA VE OĞLUNUN YAKILARAK ÖLDÜRÜLMESİ DAVASINDA 4 SANIĞA TAHLİYE

DİYARBAKIR'ın Sur ilçesinde Remzi Sati (48) ve oğlu Muhammed'in (15) tabancayla öldürüldükten sonra araçlarında yakılmasına 12 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuklu 5 sanıktan 4'ü adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Sur ilçesi kırsal Köprübaşı Mahallesi yakınlarındaki boş arazide 19 Mayıs 2025'te, 21 GH 662 plakalı kamyonetin yandığını görenler, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü. İncelemede, kamyonette Remzi Sati ve oğlu Muhammed'in cansız bedenleri bulundu. Baba ve oğlun tabancayla öldürülüp, ardından yanıcı maddeyle yakıldıkları tespit edildi. Cenazeler otopsi işlemlerinin ardından mahalle mezarlığındaki aile kabristanında toprağa verildi.

Olayla ilgili soruşturma kapsamında Ali Mert İldeniz (25) ile babası A.İ. (58), İ.K. (40), M.D. (26), M. K (44), O. K. (44) ve A. Ö. (32) gözaltına alındı. O.K. ve A.Ö. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, diğer şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi.

ARACI, DELİLLERİ YOK ETMEK İÇİN ATEŞE VERMİŞ

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan ve 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, sanıklardan Ali Mert İldeniz'in itirafları yer aldı. İldeniz ifadesinde, maktul Remzi Sati ile aralarında hayvan alım-satımı nedeniyle husumet olduğunu, maktulü öldürmek için plan yaptığını ve olay günü 'kayıp inek' senaryosuyla baba ve oğlunu bölgeye çağırdığını anlattı. Tartışma sonrası tabancayla ateş ederek baba ve oğlunu vurduğunu itiraf eden İldeniz, delilleri yok etmek için aracı kolonya dökerek ateşe verdiğini ve hedef şaşırtmak için maktulün telefonundan başka bir sanığa mesaj attığını beyan etti.

'KUVVETLİ YANICI MADDE KULLANILMIŞ'

İddianamede, sanığın 'kolonya kullandım' beyanına karşın, cesetlerin kömürleşmiş ve karbon halini almış olması nedeniyle yakma işleminin benzin gibi kuvvetli bir yanıcı maddeyle gerçekleştirildiği değerlendirmesine yer verildi. Kriminal raporlarda ise bazı şüphelilerin kıyafetlerinde atış artığı bulgularına rastlandığı, olay saatinde şüphelilerin telefonlarını kapattığı veya baz istasyonu kayıtlarının olay yeriyle örtüştüğü kaydedildi. İddianamede, şüphelilerin dosya kapsamı değerlendirildiğinde aynı fikir eylem birliği içerisinde Remzi Sati ile oğlu Muhammed'i tasarlayarak ve canavarca hisle ateş etmek ve yakmak suretiyle öldürdüklerinin anlaşıldığı belirtilerek 'kasten öldürme' suçundan ayrı ayrı 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Sanıkların yargılandığı davanın duruşması, Diyarbakır 7'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşmaya sanık A.İ. tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Diğer sanıklar ise mahkeme salonunda hazır bulundu. Duruşmaya ayrıca sanık ve Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığı İl Müdürlüğü avukatları ile maktul Remzi Sati'nin eşi ve avukatları katıldı.

'ÇOCUĞUM BENDEN HABERSİZ SUÇ İŞLEDİYSE BENİM NE SUÇUM VAR'

Duruşmada ifadesi alınan A.İ, olay gününü anlatarak, "Suçum yok, 6 aydan beri hapisteyim. Benden şüphe etmeyin. Çocuğum benden habersiz suç işlediyse benim ne suçum var? Çocuklarıma bakmakla mükellefim. Mağduriyetim sürüyor. Kimseye muhtaç değilim, kaçak silahım da yok. Av tüfeğim ruhsatlıdır. Gece yarısına kadar misafirlerimle ağacın dibinde sohbet ediyordum çünkü bizde misafir kovulmaz. Benzinliğe gitme nedenim de aracımın yakıt ışığı yandığı içindir. Petrole gitmişken ihtiyaçlarımı aldım ve geri döndüm. Olayın olduğu yeri bilmiyorum, hiç gitmedim. Duysaydım önceden olayın olmasına izin vermezdim" dedi.

'MESAJI GÖRÜNCE OLAY ÜZERİME KALACAK DEDİM'

Maktulün telefonundan kendisine "Gel hesaplaşalım" mesajı gönderilen sanık A.Ö. ise "Olay günü arkadaşlarımla çay içiyordum. Mesaj gelince aradım ama telefon kapandı. Sabah Remzi ve oğlunun kayıp olduğunu duyunca okey taşlarını döktüm; 'Bu iş üzerime kalacak' dedim. Hemen etrafımdakilere mesajı gösterip maktulün yakınlarını aradım. Remzi ağabeyle bir husumetim yoktu" savunmasını yaptı.

'DAĞ GİBİ OĞLUM GİTTİ'

Duruşmada müşteki olarak dinlenen Filiz Sati, eşi ve oğlunun tuzağa düşürüldüğünü belirterek "Eşimle Ali Mert'in arası iyiydi. Olay günü Ali Mert arayıp 'Hayvanım kaçtı' dedi. Eşim namazını kıldıktan sonra küçük oğlum Muhammed'i de yanına alıp gitti. Gitme dedim ama dinlemedi. Oğlum daha 15 yaşındaydı. Dağ gibi oğlum gitti, hepsinden şikayetçiyim" dedi.

4 SANIK SERBEST BIRAKILDI

Savcı, mütalaasında, tutuklu sanıklar M.K ve Ali Mert İldeniz'in koşullarında değişiklik olmaması nedeniyle mevcut delil durumu dikkate alınarak tutukluluğun devamını, diğer tutuklu sanıkların ise üzerlerine atılı suçun vasfının değişme ihtimalinin olması ve tutuklu kaldıkları süre göz önüne alınarak adli kontrol şartıyla tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Diğer tanıklar ve avukatların savunmalarının ardından mahkeme heyeti, verilen aranın ardından, Ali Mert İldeniz'in tutukluluğunun devamına, diğer tutuklu sanıklar A.İ., İ.K., M. D. ve M. K'nin yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol şartı ile tahliye edilmesine karar vererek, duruşmayı 25 Haziran'a erteledi. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------

- Arşiv görüntülerle

Haber-Kamera: Seyfettin EKEN-Mesut BUDRAÇ/DİYARBAKIR, (DHA)

==================================================

3) MEVLÜT ÖĞRETMENİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN SÜRÜCÜYE 21 YIL HAPİS CEZASI

KONYA'da 229 kilometre hızla gittiği aracı ile kırmızı ışıkta bekleyen otomobile çarparak öğretmen Mevlüt Külcü'nün (40) ölümüne neden olan tutuklu sanık İsmail Andaç (41), 21 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Andaç, mahkemedeki son savunmasında, "Bilincim yerinde değildi. Böyle olacağını bilsem frene basardım." dedi.

Kaza, 3 Ekim 2025'te saat 13.30 sıralarında Meram ilçesi Antalya Çevreyolu Caddesi'nde meydana geldi. Mehmet Akif İnan Anadolu Lisesi'nde görevli kimya öğretmeni Mevlüt Külcü'nün cuma namazına gitmek için yola çıktığı 42 BT 341 plakalı otomobiline, kırmızı ışıkta, İsmail Andaç'ın kullandığı 42 AIT 900 plakalı otomobil arkadan çarptı. İkiye bölünen otomobildeki Külcü hayatını kaybetti, Andaç yaralandı. 2 çocuk babası Mevlüt Külcü, Ilgın ilçesinde toprağa verildi. Andaç ise tedavisinin ardından tutuklandı.

229 KİLOMETRE HIZLA ÇARPTIĞI TESPİT EDİLDİ

İsmail Andaç'ın kullandığı otomobilin hızı, fren izi olmaması nedeniyle Konya Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi ekipleri tarafından kavşaktaki kamera kayıtlarından tespit edildi. Ekipler, Andaç'ın otomobilinin kamera açısına girdiği andan, Mevlüt Külcü'nün aracına çarptığı ana kadar ki mesafenin 207 metre olduğu ve otomobilin bu mesafeyi 3,5 saniyede katettiğini saptadı. Bu veriler üzerinden Andaç'ın kullandığı aracın hızının 229 kilometre olduğu hesaplandı. Andaç'ın kazadan hemen önce 2 kez de kırmızı ışık ihlali yaptığı belirlendi. Ayrıca Andaç'ın kan ve idrar testinde, kannabinoid adı verilen uyuşturucu madde bulunduğu tespit edildi.

'BÖYLE OLACAĞINI BİLSEM FRENE BASARDIM'

Konya 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan İsmail Andaç, bugün karar duruşmasında hakim karşısına çıktı. Duruşmaya katılan Mevlüt Külcü'nün eşi Başak Külcü, şikayetçi olduğunu ve sanığın en ağır cezayı almasını talep ettiğini belirtti.

İsmail Andaç ise son savunmasında, "Bilincim yerinde değildi. Böyle olacağını bilsem frene basardım" dedi.

Mahkeme heyeti, İsmail Andaç'ı, 'Olası kastla öldürme' suçundan 21 yıl hapis cezasına çarptırdı. (DHA)

Görüntü Dökümü

----------------------

-Kaza anı güvenlik kamerası (Arşiv)

-Kaza yerinden detay (Arşiv)

Haber: Salih BÜYÜKSAMANCI/KONYA, (DHA)

==================================================

4) BİSİKLETLE EKMEK ALMAYA GİDERKEN OTOMOBİLİN ÇARPTIĞI 'ALPEREN' AĞIR YARALANDI (2)

SÜRÜCÜ ALKOLLÜ ÇIKTI

Erzurum'da ekmek almak için bisikletiyle markete giden Alperen Cellat'a çarpıp ağır yaralanmasına neden olan otomobil sürücü C.B.'nin yapılan kontrollerinde 1.79 promil, alkollü olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan sürücü C.B. sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından taksirle yaralama ve alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suçlarından tutuklanarak, cezaevine gönderildi. Öte yandan, yoğun bakımda tedavisi süren Abdulbaki Alperen Cellat'ın hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-Sürücü C.B.'nin adliyeye çıkarılması

-Olay yerindeki ambulanstan görüntü

-Hastaneden görüntü

-Yaralı çocuğun hastaneye getirilmesi

-Kaçan sürücünün yakalandığı yerden detay

-Kaza yapan bisikletten görüntü

-Genel ve detay görüntü

Haber - Kamera: Oktay POLAT / ERZURUM, (DHA)

=============================================

5) 'DUR' İHTARINA UYMAYAN SÜRÜCÜYE 446 BİN LİRA CEZA

SİVAS'ta polis ekiplerinin 'Dur' ihtirana uymayıp, 1'i polis aracı, olmak üzere 4 araca çarparak kaçan otomobilin alkollü sürücüsü S.Y., takiple durduruldu. 446 bin lira ceza kesilip, ehliyetine 7 yıl 2 ay süreyle el konulan sürücünün otomobili 2 ay trafikten menedildi.

Olay, saat 03.00 sıralarında Alibaba Mahallesi Alibaba Caddesi'nde meydana geldi. Polis merkezi önünde uygulama yapan polis ekipleri S.Y.'nin kullandığı 34 ZA 8415 plakalı aracı durdurmak istedi. Otomobiliyle yavaşlayan S.Y., 'Dur' ihtarına uymayıp, yoluna devam etti. Polis, aracı durdurmak için ekip aracıyla önünü kesmeye çalıştı. Ancak durmayan sürücü önce ekip aracına, ardından park halindeki 3 otomobile çarparak hasar verdikten sonra bölgeden uzaklaştı. Bunun üzerine polis ekipleri, aracı lastiklerine ateş açarak durdurmaya çalıştı. Polisin takibi sonucu kaçan otomobil sürücüsü kısa sürede mahalle arasında yakalandı.

Alkollü olduğu tespit edilen sürücü S.Y.'ye 'Dur ihtarına uymama', 'Kaza yerini terk etme', 'Alkolmetreyi üflememe' ve 'Alkollü araç kullanma' nedeniyle toplamda 446 bin lira para cezası uygulandı. S.Y.'nin sürücü belgesine 7 yıl 2 ay süreyle el konulurken, kullandığı araç ise 2 ay trafikten menedildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

---------------------

-Güvenlik kamerası görüntüleri

-aracın durmayın ekip otosu ve otomobillere çarpması

-Kaçmaya çalışması ve ateş açılması

-Çarptığı araçların görüntüsü

Haber: Eraydın AYTEKİN-Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS, (DHA)

=============================================

6) 3 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ SİLAHLI SALDIRIDA TUTUKLU SAYISI 13'E ÇIKTI (2)

1 TUTUKLAMA DAHA

KOCAELİ'nin İzmit ilçesinde 3 kişinin hayatını kaybettiği, eğlence mekanına yönelik silahlı saldırıya ilişkin soruşturmada C.Y. ve C.G. isimli şüpheliler de Tekirdağ'da düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüpheliler Kocaeli'ye getirilerek işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden C.Y. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, C.G. ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Böylece soruşturma kapsamında tutuklanan kişi sayısı 13'e yükseldi. (DHA)

Görüntü Dökümü

----------------------------

-Şüphelilerin adliyeye sevki

Haber: Selda Hatun TAN/KOCAELİ, (DHA)

=============================================

7) KAPIKULE'DE BEKLEME SÜRELERİ 90 SAATİ AŞAN TIR ŞOFÖRLERİNDEN BASIN AÇIKLAMASI

TÜRKİYE'den aldıkları ihraç yüklerini Avrupa'daki ülkelere götürmek için Edirne'den Bulgaristan'a açılan Kapıkule Sınır Kapısı'na gelen TIR şoförleri, son günlerde 90 saati aşan bekleme süreleri nedeniyle bir araya gelerek açıklama yaptı. TIR şoförü Koray Torun, "Bu sadece bir meslek sorunu değil. Bu Türkiye ihracatının, ticaretinin ve ekonomisinin sorunudur" dedi.

Bulgaristan'a açılan Kapıkule Sınır Kapısı'nda, komşu ülkenin sıkı denetimi ve geçişlerin yavaşlaması nedeniyle, uluslararası taşımacılık yapan TIR sürücülerinin bekleme süreleri, son günlerde 90 saati aşmaya başladı. Sürücüler, bunun üzerine basın açıklaması yaptı. Sınır Kapısı'na yakın noktadaki, özel bir TIR parkında gerçekleştirilen açıklamaya çok sayıda TIR sürücüsü katıldı. Sürücüler adına konuşan Koray Torun, bekleme sürelerinin ulaştığı boyutun sadece şoförleri değil, Türkiye'nin ticaretini de etkilediğini söyledi. Torun, "Bugün burada Türk TIR şoförlerinin yaşadığı büyük mağduriyeti duyurmak için toplandık. Kapıkule'de bekleme süreleri 90 saati geçmiş durumda. Şoförler günlerce araçlarında, temel ihtiyaçlarından yoksun bekletiliyor. Bu durum Türkiye'nin ihracatının ve ekonomisinin de sorunudur. Avrupa'nın uyguladığı 90 günlük vize sınırı, aylarını yolda geçiren şoförü çalışamaz hale getiriyor. TIR şoförü turist değildir; bu meslek için özel bir vize düzenlemesi şarttır. Direksiyon başındaki her şoför, bu ülkenin geleceğini taşımaktadır" dedi.

'İNSANİ KOŞULLAR VE FAHİŞ FİYATLAR İSYAN ETTİRDİ'

Park alanlarında yaşanan problemlere değinen sürücü Sedat Demirören de adeta bir yaşam mücadelesi verdiklerini ifade etti. Dört gündür sınır hattında beklediğini söyleyen Demirören, "Ciddi tuvalet, banyo ve gıda sorunları yaşıyoruz. Üstelik burada fahiş fiyatlarla karşı karşıyayız. 70 saattir Bulgaristan'a geçmeyi bekliyorum. Sorunun büyük ölçüde Bulgaristan tarafındaki mülteci kontrolüne benzer denetim sisteminden kaynaklandığını gözlemliyoruz. İlerideki vergisiz mazot noktasından sonra ciddi bir yığılma oluşuyor" diye konuştu. (DHA)

Görüntü dökümü

-------------------

-Kapıkule Sınır Kapısı

-Sınır kapısından giriş- çıkışlar

-TIR parkından detay

-Bekleyen TIR'lardan detay

-Toplanan TIR sürücüleri

-Şoför Koray Torun'un konuşması

- Şoför Sedat Demirören'in konuşması

-Çıkışı bekleyen TIR'lar

Haber - Kamera: Olgay GÜLER - Batuhan SEVER / EDİRNE, (DHA)

=============================================

8) EDİRNE'DE 'DÜNYA ROMANLAR GÜNÜ' KUTLANDI

EDİRNE'nin Keşan ilçesinde Sosyal Dayanışma Merkezi (SODAM) tarafından düzenlenen 8 Nisan Dünya Romanlar Günü etkinliği renkli görüntülere sahne oldu. Roman kadınlar, Trakya'nın 9/8'lik havalarıyla dans gösterisi sundu.

700 Evler Konutları'ndaki suni çim sahada, SODAM tarafından 8 Nisan Dünya Romanlar Günü etkinliği düzenlendi. Etkinliğe Keşan Kaymakamı Aziz Mercan, Keşan Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Büyükvarlık, Türkiye Tüm Roman Dernekleri Konfederasyonu Başkanı Fahrettin Savcı, daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar ve çok sayıda kişi katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Türkiye Tüm Roman Dernekleri Konfederasyonu Başkanı Savcı konuşma yaptı. Eğitim, sağlık, barınma ve istihdamda kendilerini daha güçlü ifade etmeleri için 'oku okut, öğren öğret, kalkınsın bu millet' anlayışıyla yerlerini almak zorunda olduklarını belirten Fahrettin Savcı, "Gelişen ve büyüyen Türkiye'de artık mühendisler, doktorlar, avukatlar, oda başkanları, muhtarlar ve siyasetçiler de olmak istiyoruz. Bunun için çok çalışmamız lazım. Bunun için de çok çalışacağızö dedi.

'İLÇEMİZİ BİR ROMAN KAYMAKAM, İLİMİZİ BİR ROMAN VALİ YÖNETSİN İSTERİZ'

Keşan Kaymakamı Aziz Mercan ise renkli kültürleri ve yaşam tarzları ile Romanların, her zaman toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade ederek, "Çeşitli meslek dallarında ülkemize hizmet eden ve özellikle sanat alanında başarılı çalışmalar ortaya koyan Roman vatandaşlarımız, toplumumuzun kültürel zenginliğine katkı sunan renkli ve değerli bir topluluktur. Roman vatandaşlarımız içerisinde mühendisler de var, doktorlar da var, yöneticiler de var. Olmaya da devam edecek. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde herkes eşit vatandaştır. Yükselmede, layık olduğu yere gelmede herhangi bir engel yoktur. Yarın öbür gün ilçemizi de bir Roman kaymakam yönetsin, ilimizi bir Roman vali yönetsin isteriz. İlçemizde yaşayan tüm Roman vatandaşlarımızın, sosyal ve ekonomik hayatta daha güçlü şekilde yer alması, eğitimden sağlığa, sosyal haklardan istihdama, yaşam koşullarının iyileştirilmesine kadar her alanda yürüttüğümüz çalışmalar tüm birimlerimiz ile devam ediyor ve yeni projelerimizi de hayata geçirmeye devam edeceğizö diye konuştu.

Konuşmaların ardından Şehit Erdoğan Meyva Gençlik Merkezi ritim grubu gösterisini sundu. SODAM kursiyeri kadınların Roman dansları gösterisi ise renkli görüntülere sahne oldu. Roman kadınlar, protokole sepet içerisinde taşıdıkları karanfilleri dağıtarak, Trakya'nın 9/8'lik havalarıyla izleyicilere dans gösterisi sundu. İzleyiciler de müziğin ritmiyle dansa eşlik etti. Etkinlik, anasınıfı öğrencilerinin dans gösterisi ve eğlence bandosu konseriyle sona erdi. (DHA)

Görüntü Dökümü

----------------------

-Etkinliğe katılanlar

-Konfederasyon Başkanı Savcı'nın konuşması

-Kaymakam Mercan'ın konuşması

-Minik dansçıların gösterisi

-Ritim grubu gösterisi

-Protokole sepette karanfil dağıtılması

-Roman kadınların dansları

-Dansa eşlik edenler

-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),(DHA)-

=============================================

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?