
Gülseren KARAPINAR- Fırat ALKIZ / İSTANBUL, (DHA)- 15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi’nin final programı’nda konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, "Bugün inanıyorum ki geleceğin gazetecileri olan siz değerli öğrencilerimizden de harika manşetler, haberler ve sayfa tasarımları çıkacak. Hem hafızamızı tazeleyecek hem hakikati yazan keskin, onurlu kalemler olma yolunda bir adım daha atmış olacaksınız" dedi.
Basın İlan Kurumu tarafından, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10’uncu yılı dolayısıyla iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik düzenlenen '15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi'nin final programı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. 'Hafızayı Koru, Hakikati Yaz' temasıyla düzenlenen program, Türkiye’nin 7 bölgesini temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütüldü. Akdeniz Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi'nde gerçekleştirilen programın final etkinliği İstanbul Üniversitesi’nde yapıldı.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar’ın katıldığı etkinliğin ikinci bölümünde öğrenciler, gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarını kapsayan uygulamalı çalışma gerçekleştirdi.
'ÜLKE ÇAPINDA 7 BÖLGEMİZİ TEMSİLEN 7 ÜNİVERSİTEYLE İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDE'
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, "Kurumumuz, çok kısa bir süre önce iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla '15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi' programını hayata geçirdi. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’yle başlattığımız programımız Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakülteleri ile devam etti. Bugün ülkemizin en köklü iletişim fakültelerinden biri olan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesindeki programımız ülke çapında 7 bölgemizi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürüttüğümüz etkinliklerimizi tamamlamış olacağız. 15 Temmuz darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümü münasebetiyle 'Hafızayı Koru, Hakikati Yaz' temasıyla Türkiye genelinde yürüttüğümüz atölye çalışmamız; genç iletişimcilerimizin tarihsel bir olay üzerinden mesleki reflekslerini yeniden değerlendirme imkanı vermiş oldu" dedi.
'DARBE VE SAVAŞ GİBİ KRİZ ANLARI, GAZETECİLİĞİN EN ZORLU SINAVLARIDIR'
Abdulkadir Çay, "Darbe ve savaş gibi kriz anları, gazeteciliğin en zorlu sınavlarıdır. Devletimiz, kurulduğu günden bu yana defalarca kez ayaklanma, müdahale, muhtıra ve darbeler ile sınandı. Bu sınanmalarda öylesine ileri gidilmiştir ki; ülkenin seçilmiş Başbakanı, bakanları idam edilmiş, demokrasi kesintiye uğratılmış, ülke yıllarca toparlanamayacak ekonomik bunalım dönemlerine sürüklenmiştir. Böyle karanlık dönemlerde halkı sindiren, korkutan sadece darbeci zihniyetler olmamıştır. Onların argümanlarına çanak tutan her haber, her manşet, her görüntü maalesef en büyük darbe destekçisi olarak karşımıza çıkmıştır. 1960 darbesinin öncesinde başlayan ve sonraki günlerde devam eden, açık bir şekilde darbeyi destekleyen 'Türk ordusu vazife başında' , 'Ordu idareyi ele aldı', 'Milletçe bayram sevinci içerisindeyiz', 'Beyazıt Meydanı'nda ordu ve gençlik dün büyük bir heyecanla kucaklaştı' manşetleri basınımızın utanç vesikaları olarak tarihteki yerini almıştır. Bazı başyazarlar öylesine ileri gitmiştir ki "Darbenin gerçekleşeceği günü sabırsızlıkla beklediğini' yazan da olmuştur, 'Bize bu günleri tattıran ve bir milletin haysiyetine konmaya çalışan tozları bir üfleyişte temizleyen Türk Silahlı Kuvvetleri sağ olsun' deyip sevinç çığlıkları atanlar da olmuştur maalesef. 28 Şubat 1997 yılında post modern darbeye doğru gidilirken 'Ordu’dan dört uyarı', 'Tanklar hafife alınamaz', 'Ordu görevini yapıyor' gibi cuntanın sözcüsü gibi gaflet manşetleri atılıyor, karikatürlerle itibar suikastları yapılıyordu. Maalesef, 15 Temmuz gecesine kadar darbe dönemlerinde gerilimi tırmandıran ve yapılanlara meşruiyet kazandırmaya çalışan her zaman basın içerisinde isimler olmuştur" diye konuştu.
‘10 YIL, ASIRLAR GEÇSE UNUTULMAYACAK MANŞETLER ATILDI’
Çay, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Milletimizi illerimizin meydanlarına, havalimanlarına davet ediyorum. Milletçe meydanlarda toplanalım. Halkın gücünün üstünde bir güç tanımadım bugüne kadar' çağrısı milletimizi harekete geçirdi. Cumhurbaşkanımıza, vatanımıza, hürriyetimize ve geleceğimize sahip çıkma refleksimiz karanlık gecenin sabahına zaferle ulaşarak tamamlamıştık. Türk basını da topyekün milli bir bilinçle hareket etti. O gece gazeteler, televizyonlar, radyolar FETÖ’cü teröristlerin baskınına uğradı. TRT’yi basan darbeciler haince talimatlarına uymayanlar için ‘Vurun’ emri bile verdi. Bu tehditlerin hem medyayı hem milleti korkutacağını düşünüyorlardı. Ancak milyonlarca insan gibi o gece Yeni Şafak gazetesi çalışanı Mustafa Cambaz ‘Kalkışmayı yapanlar kalktıkları gibi oturamamalı. Hatta hiç oturamamalı. Başkomutan Erdoğan’ın isteği ve emriyle sokağa çıkıyoruz’ paylaşımı yaptı, sokağa çıktı, direndi ve darbecilerin kurşunları göğsünü delerken zaferi göremeden şehit oldu. Evet, o gece çok şey yaşandı ama medyamız geri adım atmadı. Bugün bu atölyede siz değerli öğrencilerimize de ilham olacak; değil 10 yıl, asırlar geçse unutulmayacak manşetler atıldı. Devletin bekası adına yaygın ve yerel yüzlerce gazetemizi 'Darbeye geçit yok', 'FETÖ’cü darbeye milli irade tokadı', 'Vatan hainleri' gibi manşetler attıkları ve dimdik durdukları için bir kez daha tebrik ediyorum. Bugün inanıyorum ki geleceğin gazetecileri olan siz değerli öğrencilerimizden de harika manşetler, haberler ve sayfa tasarımları çıkacak. Hem hafızamızı tazeleyecek hem hakikati yazan keskin, onurlu kalemler olma yolunda bir adım daha atmış olacaksınız" diye konuştu.
'HIZLI, DOĞRU VE SORUMLU HABERCİLİK YAPMA PRATİĞİNİ UYGULAMALI BİR ŞEKİLDE ÖĞRENMELERİNİ HEDEFLENDİ'
Rektör yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Adak, "15 Temmuz; milletimizin, cumhuriyetimize, milli iradeye ve ortak geleceğimize sahip çıktığı tarihi bir dönüm noktasıdır. O gece yaşananlar, yalnızca bir siyasi ya da toplumsal bir hadise değil, aynı zamanda iletişim, bilgi akışı ve medya sorumluluğu açısından da önem arz etmektedir. Bilginin hızla yayıldığı, dezenformasyonun yoğunlaştığı böylesi kriz anlarında gazetecilik mesleğinin; etik ilkeleri, doğrulama mekanizmasıyla ve kamu yararı anlayışıyla daha da kritik bir hale gelmektedir. Bugün başlayan bu atölye çalışmasıda tam olarak bu farkındalığa yönelmektedir. Öğrencilerimizin yalnızca teorik bilgi edinmelerini değil, gerçek bir haber merkezi atmosferini deneyimleyerek; hızlı, doğru ve sorumlu habercilik yapma pratiğini uygulamalı bir şekilde öğrenmeleri hedeflenmektedir. Üniversiteler yalnızca bilgi aktaran kurumlar değildir; aynı zamanda toplumsal sorumluluk bilincini geliştiren, eleştirel düşünmeyi öğreten ve mesleki etik anlayışını pekiştiren yapılardır. İletişim eğitiminde de yalnızca teknik becerilerin değil, hakikat, sorumluluk ve kamu yararı gibi etik kodların ön plana çıkarılması üniversitelerin bu misyonunu gözler önüne seren bir bakış açısı sunmaktadır" dedi. (DHA)
