Ankara - Cevdet Yılmaz: Dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi hazırladık
CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını ve ülkemizin orta ve uzun vadeli hedeflerini esas alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesi, bir dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesidir" dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, ‘2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'ni görüşmek üzere Komisyon Başkanı AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, komisyonda sunum yaptı. Yılmaz'ın sunumundan önce komisyonun çalışma usulüne yönelik söz alan İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, bütçenin Orta Vadeli Program'a yönelik hazırlandığını hatırlatarak, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere dikkati çekti. Usta, "Bütçe, bu fon krizi nedeniyle ortaya çıkacak kamu maliyesi yüklerinin veya makroekonomik çerçeveyi yansıtmıyor. Bu bütçe görüşülmemeli. Çünkü bu bütçenin dayandığı makro ekonomi çerçeve ve dayandığı kamu maliyesi çerçevesi değişmiştir" diye konuştu.
Yeni Yol grubu adına usul üzerine söz alan Adana Milletvekili Sadullah Kısacık da bütçenin dinamik bir sürece yayılması gerektiğini, bütçe takibinin bir yıla yayılarak dinamik bir şekilde yapılması önerisinde bulundu.
'MİLLET İRADESİ EN BÜYÜK DAYANAĞIMIZ'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, AK Parti hükümetleri tarafından hazırlanan 25’inci bütçe olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Aynı zamanda, 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerimiz doğrultusunda hazırlanan 4’üncü bütçemizdir. Bu devamlılık, ülkemizde tesis ettiğimiz siyasi istikrarın ve güçlü yönetim anlayışımızın en somut göstergelerinden biridir. Bizlere bu onuru yaşatan aziz milletimize şükranlarımı sunuyorum. Son çeyrek asırda ülkemizin elde ettiği ekonomik ve sosyal kazanımlar temelinde siyasi istikrar, güven ortamı ve milletimizin desteği bulunmaktadır. Kalkınma hamlemize, 'Türkiye Yüzyılı' vizyonumuza ve gelecek çeyrek asırlık hedeflerimize ulaşmamızda da milletimizin ortaya koyduğu irade, en büyük dayanağımız olacaktır. Bu birikimden aldığımız güçle, ülkemizi daha müreffeh ve küresel ölçekte daha etkili bir konuma taşımak için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını ve ülkemizin orta ve uzun vadeli hedeflerini esas alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesi, bir dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesidir."
'BARINMA İMKANLARINI GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ'
Cevdet Yılmaz, bütçenin Kalkınma Planı ve Orta Vadeli Programı ile uyumlu hazırlandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütçemiz, kaynakların öncelikli alanlara yönlendirilmesini, üretken kapasitenin artırılmasını ve beşeri sermayenin güçlendirilmesini esas almaktadır. Fiziki altyapımızın geliştirilmesi, kamu hizmetlerinin niteliğinin yükseltilmesi ve ülkemizin rekabet gücünün artırılması bu çerçevenin temel unsurlarıdır. Nitelikli ve yüksek büyüme, sosyal adalet ve çevresel sürdürülebilirlik, kalkınma politikalarımızın esasını oluşturmaya devam edecektir. Kalıcı refah artışının ön koşulu, fiyat istikrarının sağlanması ve makroekonomik dengelerin sürdürülebilir biçimde güçlendirilmesidir. Bu doğrultuda para, maliye ve gelirler politikaları arasındaki güçlü eşgüdümün devamı, mali disiplinin korunması, kamu harcamalarında etkinliğin artırılması ve dezenflasyon sürecinin desteklenmesi bütçemizin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Küresel ölçekte artan belirsizlikler, jeopolitik gerilimler ve enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, ekonomik dayanıklılığın ve arz güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu ortamda gıda ve enerjide arz güvenliğini güçlendirmek, üretim zincirlerinin sürekliliğini sağlamak ve ekonomimizin dış şoklara karşı direnç kapasitesini yükseltmek üzere yapısal dönüşüm adımlarımıza hız veriyoruz. Özellikle sosyal konut ve kiralık sosyal konut projeleriyle konut arzını artırmayı, barınma imkanlarını geliştirmeyi ve arz yönlü politikalar aracılığıyla enflasyonla mücadeleyi desteklemeyi hedefliyoruz."
'YÜZDE 8,1 DÜZEYİNDE İŞŞİZLİK ORANI BEKLİYORUZ'
Yılmaz, Türkiye ekonomisindeki görünüme ilişkin, "Geçtiğimiz Orta Vadeli Program’daki tahminlerimize baktığımızda, 2025 yılında büyüme ve işsizlik bakımından beklentilerimizden daha olumlu sonuçlar elde ettik. Yüzde 3,3 olarak tahmin ettiğimiz büyüme yüzde 3,7 oranında gerçekleşirken yüzde 8,5 olarak öngördüğümüz işsizlik oranı yüzde 8,3 olarak kaydedilmiştir. 2026 yılında ise söz konusu programın hazırlanmasının ardından yaşanan ABD/İsrail-İran Savaşı’nın enerji maliyetleri ve dış talep üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle geçen yıl yüzde 3,8 olarak belirlediğimiz büyüme tahminini bu yıl açıkladığımız 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da yüzde 3,3 olarak güncelledik. Buna karşın 2026 yılı işsizlik oranının geçen yılki programda öngördüğümüz yüzde 8,4’ün altında, yüzde 8,1 düzeyinde gerçekleşmesini bekliyoruz."
'İLK KEZ 1,8 TRİLYON ÜZERİNE ÇIKMASI BEKLENMEKDEDİR'
Büyüme tahminlerine de değinen Yılmaz bu konuda şunları kaydetti:
"Verimlilik artışlarını merkeze alan politikalarla potansiyel büyüme oranının yaklaşık 0,5 puan yükseltilmesi ile büyümenin 2027 yılında yüzde 4,2, 2028 yılında yüzde 4,6 ve program dönemi sonunda yüzde 5 seviyesine ulaşması hedeflenmektedir. 2026 yılını tamamlarken, Türkiye Yüzyılı vizyonuna yakışır bir biçimde üç tarihi eşiği birlikte geride bırakmayı öngörmekteyiz. 2026 yılı sonunda milli gelirimizin ilk kez 1,8 trilyon doların üzerine çıkması, kişi başına gelirin ilk defa 20 bin doları aşması ve ülkemizin yüksek gelir grubu için belirlenen eşiğin üzerinde yer alması beklenmektedir. Program dönemi içinde, 2028 yılında ise milli gelirimizin 2 trilyon dolar sınırını geride bırakması öngörülmektedir."
'KAZANIMLARI DAHA DA İLERİ TAŞIMAKTA KARARLIYIZ'
Türkiye ekonomisinin son dönemde ortaya koyduğu güçlü büyüme performansının, vatandaşların refah düzeyine ve kişi başına milli gelire yansıdığını aktaran Yılmaz şunları anlattı:
“2025 yılında 18 bin 103 dolar olarak gerçekleşen kişi başına düşen milli gelirin, 2026 yılında 20 bin 523 dolara, 2027 yılında 22 bin 285 dolara ve 2028 yılında 23,419 dolara yükselmesi beklenmektedir. Program dönemi sonunda kişi başına gelirin 25 bin dolara yaklaşması öngörülmektedir. Bu hesaplamalarda geçici koruma altındaki Suriyeli nüfusun da dikkate alındığını belirtmek isterim. 'Türkiye Yüzyılı' vizyonumuz doğrultusunda bu kazanımları daha da ileriye taşımakta kararlıyız. Ekonomimizde kaydedilen bu büyüme performansı, gelişmiş ülkelere yakınsama sürecimizi de güçlü biçimde desteklemektedir. Kişi başına milli gelirimizin AB ülkeleri ortalamasına oranı 2002 yılında yüzde 38,3 seviyesindeyken 2025 yılında yüzde 67,4'e yükselmiş olup bu oranın 2026 yılında yüzde 68,8'e, 2027 yılında ise yüzde 70,4'e ulaşması beklenmektedir."
'SERMAYE PİYASALARIMIZ, YOLUNA ÇOK GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE DEVAM EDECEK'
Yılmaz, fon soruşturmasına ilişkin ise şöyle konuştu:
"Yatırım fonları piyasasında yaşanan gelişmeler finansal sistemin sınırlı bir alanında ortaya çıkmıştır. Gerekli idari ve adli tedbirler alınmış, sorunlu fonların tasfiye süreci başlatılmış ve yatırımcı haklarının korunarak riskin piyasanın diğer kesimlerine yayılmasının önlenmesi hedeflenmiştir. Başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu ilgili tüm kurumlarla eşgüdüm içerisinde yoğun mesaisini sürdürmektedir. Bugüne kadar 6 toplantı gerçekleştirilmiştir. Kanun teklifinin yasalaşmasıyla hızla ön ödemelere başlamayı öngörüyoruz. Benzer sorunların tekrar yaşanmaması için bağımsız otoritelerce alınan çok yönlü adli ve idari tedbirlerin ve yapılan uygulamaların yanı sıra, yapısal unsurlar içeren kanuni düzenleme hazırlıkları da devam etmektedir. Kalkınma politikalarımızın son derece değerli bir unsuru olarak gördüğümüz sermaye piyasalarımızı güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz. Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan, titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçireceğiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aşılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok güçlü bir şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır." (DHA)
Haber-Kamera: Samet ÖKSÜZ- Ali Oğulcan ARSLAN/ ANKARA, (DHA)



