7 kişinin öldüğü fabrika yangınında yaralanan Gülhan: Yangın merdiveni için çok para dedi, vermedi (2)
BIST 100
12.727,06 -1,83%
DOLAR
44,4605 0,22%
EURO
51,3080 0,23%
GRAM ALTIN
6.282,69 0,57%
FAİZ
43,62 1,89%
GÜMÜŞ GRAM
97,76 0,68%
BITCOIN
68.570,00 -0,57%
GBP/TRY
59,3154 0,22%
EUR/USD
1,1525 -0,02%
BRENT
107,16 -0,87%
ÇEYREK ALTIN
10.269,47 0,55%
  • ANASAYFA
  • Gündem
  • 7 kişinin öldüğü fabrika yangınında yaralanan Gülhan: Yangın merdiveni için çok para dedi, vermedi (2)

7 kişinin öldüğü fabrika yangınında yaralanan Gülhan: Yangın merdiveni için çok para dedi, vermedi (2)

‘ÇOK BÜYÜK ACI YAŞADIK’

Kocaeli’de 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangının duruşmasında müştekilerin dinlenmesine devam edildi. Fabrika işçilerinden Keriman Miskin yaklaşık 4 yıldır tesiste çalıştığını, bazı dönemlerde işi bırakıp yeniden başladığını belirterek olay günü yaşananları anlattı. Çalışırken patlama olduğunu belirten Miskin, “O sırada Tuncay Yıldız yanıyordu ve dışarı çıktık. Geriye baktığımda arkadaşlarımı göremedim. Çok büyük acı yaşadık” ifadelerini kullandı.

Kendisini işe Kurtuluş Oransal’ın aldığını belirten Miskin, mutfakta görevli olduğunu ancak her işi yaptığını belirterek, “Eski fabrikada kolonya ve parfüm dolumu yapılıyordu, ürünleri firma gönderiyordu. Emir ve talimatları Kurtuluş Oransal veriyordu. İsmail ve Altay Ali Oransal, eski fabrikaya geliyorlardı ama sadece babalarıyla görüşüyorlardı” dedi.

‘ZABITALARA HEDİYE VERİLİYORDU’

İsmail ve Altay Ali Oransal'ın fabrikanın yeni yerine ürün getirip götürdüğünü de ifade eden Miskin, Aleyna Oransal’ı fabrikada bir kez gördüğünü, çalışmak için değil öylesine geldiğini belirterek, “Yeni fabrikada 'sheliq' kremleri üretiliyordu. Yeni yerde İsmail ve Altay Ali bize emir vermiyordu. Eski yerde 'shauran' parfümü üretiliyordu ama yeni yerde üretilip üretilmediğini bilmiyorum” dedi.

İş güvenliği eğitimi almadıklarını, koruyucu ekipman ve malzeme verilmediğini de söyleyen Miskin, “Zabıtalar geliyordu, Kurtuluş Oransal ile görüşüp gidiyorlardı. En son grup halinde gelmişlerdi. Zabıtalara hediye veriliyordu. Hiç iş güvenliği ve uzmanı gelmedi” diye konuştu. Miskin, fabrikada çalışma şartlarından dolayı tartıştıkları Kurtuluş Oransal'ın "Böyle kabul edin" dediğini ve kendilerine kızdığını da anlattı. Sigortasız çalıştığını da söyleyen Miskin, sigorta denetimi olacağı zaman sigortasız çalışanların gönderildiğini, bazı zamanlarda çocuk ve göçmen işçi çalıştırıldığını da sözlerine ekledi.

‘ÜZERİME DOĞRU ATEŞ TOPU GELDİĞİNİ GÖRDÜM’

Fabrika çalışanlarından Ayten Aras da duruşmada dinlendi. Pandemiden beri Ravive Kozmetik’te çalıştığını belirten Aras, “Tuncay Yıldız’ın parfüm hazırladığı saat 09.10 sıralarında patlama oldu. Başımı kaldırdığımda üzerime doğru bir ateş topu geldiğini gördüm. Daha sonra kendi imkanlarımla dışarı çıktım” dedi.

‘PİSLİĞİN İÇİNDE YEMEK YİYORDUK’

İş yerinde talimatları Kurtuluş Oransal’dan aldıklarını belirten Aras, “İsmail ve Altay Ali çok geliyordu. Gökberk de geliyordu. Sigortam yoktu. Sigorta yapılmasını çok istedim. Sigorta yapacağını söyleyerek kimliğimi istedi ancak yapmadı. Yemek, çay yoktu. Yemeği evden getiriyorduk, pisliğin içinde yemek yiyorduk” diye konuştu.

‘KIZIMIN BİR KEFENİ OLMADI’

Müştekilerin ardından olayda hayatını kaybedenlerin yakınları dinlendi. Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir'in (15) annesi Altun Taşdemir, kızının 1 yıldır çalıştığını, 11-12 bin lira maaş aldığını, sigortasının olmadığını belirtti. Eşinin kanser hastası olduğu için kızının okumak istemediğini de söyleyen Taşdemir, “Kızım çalışmak için gitti ama cesedini çıkardım. Gülhan ve Kurtuluş oradaydı. Gülhan'ı tanıyordum, kızımı işe almalarını istedim. Bunun üzerine Kurtuluş Oransal 'Yarın gelip başlasın.' dedi. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey. İçimiz yanıyor. Olaydan sonra babası kendini toparlayamadı, sürekli hastanelerdeyiz” dedi.

Baba Vedat Taşdemir ise kızı çalışırken hastanede tedavi gördüğünü belirterek, “Ben hastanedeyken bayramda maaşlarını vermediler. Dilovası'ndan İzmit'e hastaneye geldi, orada bayram harçlığını verdim. Mahkemeden adalet bekliyorum” dedi.

‘ÖLÜMÜ HAK ETMEDİ’

Yangında hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir'in (17) annesi Saliha Taşdemir kızını sağ verdiğini ancak ölüsünü aldığını belirterek, “Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak zorunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek sürekli oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah’tan gelir ancak buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim. Acımızın bir nebze olsun azalması için suçluların en ağır cezayı almasını istiyoruz” diye konuştu. Baba Şahin Taşdemir ise çocuklarının birbirine sarılarak öldüğünü belirterek, “Çocuğumu torbaya koydum getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk” dedi.

‘KASITLI OLARAK CİNAYET İŞLEDİNİZ’

Olayda hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu'nun (15) annesi Filiz Esetoğlu, kızının kötü çalışma şartlarından bahsettiğini, zorla mesai yaptırıldığını belirterek, “Kızım kömür oldu. Kötü çalışma şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsa işten çıkartılacağı yönünde tehdit ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim” dedi. Baba İbrahim Esetoğlu da şikayetçi olduğunu belirterek, “Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. Çalıştıkları yer mayın tarlası gibiydi. Oturup yemek yiyecek yerleri bile yoktu. Bu kasıtlı bir cinayet. Yangın merdiveni, iş güvenliği uzmanı ve ekipmanı yok. Hangi vicdanla kendinizi savunuyorsunuz? Kasıtlı olarak cinayet işlediniz. Sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum. Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi.

‘DOKTORLAR YAŞATMAK İÇİN ÇOK ÇABALADI’

Tuncay Yıldız'ın eşi İlknur Yıldız ise eşinin 2024 yılının Temmuz ayından beri Kurtuluş Oransal’ın yanında çalıştığını, eşi ve Oransal'ın, Düzce'de aynı fabrikada çalıştıkları dönemde tanıştığını belirtti. Yıldız, “Bunlara finansal desteği veren Ali Osman’dır. Kurtuluş başta olmak üzere herkesten şikayetçiyim” dedi. Yangının ardından eşinin hastane sürecini de anlatan Yıldız, "Eşimi yoğun bakımda gördüğümde tanıyamadım. Doktorlar yaşatmak için çok çabaladı” diye konuştu. Yıldız ayrıca, dava başlamadan bir süre önce tutuklu sanık Ali Osman Akat'ın kardeşinin kendileriyle iletişim kurmak istediğini ama görüşmek istemediklerini söyledi.

‘KİMSE ÖLDÜĞÜNÜ SÖYLEMEDİ’

Yangında ölen işçilerden Şengül Yılmaz'ın (59) kızı Emine Nur Aldeniz, evinin fabrikaya yakın olduğunu belirterek, “Hastane hastane annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o şekilde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin arkasında Tekirdağ’daki adresler yer alıyordu" dedi. Eşi Salih Yılmaz da sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.

‘YEMEK, SİGORTA, İŞ GÜVENLİĞİ YOKTU’

Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut ise 2023 yılında yaklaşık 1 ay tesiste çalıştığını, kendilerine hiçbir koruyucu ekipman verilmediğini belirtti. Bulut, “Sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Ravive’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek iş yaptırıyordu. Yemek, sigorta, iş güveliği yoktu. Asgari ücret 18 bin liraydı, maaşımı almaya gittiğimde elime 9 bin 500 lira verdiler. Sebebini sorduğumda kesinti yaptıklarını söylediler. Bu nedenle işten ayrıldım” dedi.

‘HİÇ DENETİM YAPILMIYORDU’

Yangında ölen işçilerden Hanım Gülek'in (52) kızı Dilek Gülek, Ravive Kozmetik'in eski ve yeni fabrikasında belirli sürelerle çalıştığını, İsmail ve Altay Ali Oransal'ı her iki fabrikada da gördüğünü belirtti. Fabrikada herhangi bir iş güvenliği önlemi olmadığını söyleyen Gülek, "Kurtuluş Oransal üretim alanında sigara içiyordu, izmaritini yere atıyordu. Çalıştığım sürede hiç denetim yapıldığını görmedim. Zabıtaların geldiğini görüyordum ama hiç denetim yapılmıyordu. İşten ayrılmak isteyen herkese 'Sana sigorta yapacağız' diyerek kandırıyorlardı. Çalışanlar maaşlarını elden alıyordu” dedi.

‘YOĞUN ALEVLER NEDENİYLE YAKLAŞAMADIK’

Duruşmada, olayda yaşamını yitirenlerin yakınlarının dinlenmesinin ardından tanık ifadelerine geçildi. Mahkemede ifade veren tanıklardan C.D., evinin patlamanın meydana geldiği fabrikaya yaklaşık 6-7 metre mesafede bulunduğunu belirtti. Patlama günü saat 08.45 sıralarında büyük bir gürültü duyduğunu anlatan C.D., bazı fabrika çalışanlarını tanıdığını ifade ederek, “İçeride insanların olduğu söylendi ancak yoğun alevler nedeniyle yaklaşamadık. Polis ekipleri gelene kadar kimsenin içeri girmemesi için bekledik. Müdahale etme şansımız olmadı” diye konuştu.

OTO TAMİRCİSİ İFADE VERDİ

Tanık E.A., oto tamircisi olduğunu ve firari sanık A.B.’yi çocukluktan tanıdığını belirtti. A.B.’nin kendisini arayarak bir aracın arızasına bakmasını istediğini, kısa süre sonra polislerin gelmesiyle olay yerinden ayrıldığını anlatan E.A., aracın yanan fabrika sahiplerine ait olduğunu sonradan öğrendiğini ifade etti.

ELEKTRİK TESİSATINA İLİŞKİN BEYAN

Tanık A.Ç. ise fabrikanın üst katı henüz boşken makineler için elektrik panosu kurduğunu ve kablolama yaptığını söyledi. Alt kattaki ana panoda topraklama hattı bulunduğunu belirtti.

‘İMZALAR BANA AİT DEĞİL’

Yangından yaklaşık bir hafta önce ön muhasebeci olarak işe başladığını ifade eden G.Ş.S., olay günü hafta sonu mesaisi için geldiğini, kapıda çalışanlardan biriyle konuşurken bir işçinin IBC tankıyla geçtiğini ve kısa süre sonra patlamanın meydana geldiğini söyledi. Kendisine gösterilen ruhsat başvuru formundaki imzaların kendisine ait olmadığını da dile getirdi.

‘ALEVLER İÇİNDE KOŞARAK GELDİ’

Tanık H.E. ise yangından birkaç ay önce işe başladığını, olay günü normalde çalışma olmamasına rağmen sonradan karar değişikliğiyle fabrikaya gittiklerini anlattı. Patlama anında bir işçinin alevler içinde koşarak geldiğini gördüğünü belirten H.E., müdahale ederek alevleri söndürmeye çalıştıklarını ve ardından itfaiye ile sağlık ekiplerine haber verdiklerini söyledi.

UZMANDAN ‘KUSUR YOK’ GÖRÜŞÜ

Mahkeme heyeti, iş güvenliği uzmanının da tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Uzman, olayın yaşandığı adres ile sistemde kayıtlı adresin farklı olduğunu belirterek, ilgili sorumlunun kusurlu olmadığı yönünde görüş bildirdi.

MERDİVEN VE ASANSÖR YAPTIRILMAMIŞ

Bir diğer tanık ise fabrika sahibinin kendisinden yangın merdiveni ve yük asansörü yapımı için fiyat aldığını ancak maliyet nedeniyle bu işin yapılmadığını söyledi. Duruşmaya, tanık ifadelerinin ardından saat 11.30’a kadar ara verildi. (DHA)

Nazım Özgün ERBULAN- Ardacan UZUN/ İZMİT(Kocaeli), (DHA)-

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?