Diz sağlığını doğrudan etkileyen menisküs yırtıklarının tedavisinde yeni cerrahi yöntemler öne çıkıyor. İleri derecede hasar nedeniyle menisküs dokusunun bir kısmının veya tamamının kaybedildiği durumlarda, hastanın kendi dokularından menisküs benzeri yeni bir yapı oluşturulabiliyor.
Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Erdinç Genç, doğal menisküsün korunmasının her zaman ilk tercih olduğunu, bunun mümkün olmadığı uygun vakalarda ise menisküs naklinin önemli bir seçenek olabileceğini belirtti.
Menisküsün uyluk ve kaval kemiği arasındaki yükün dengeli şekilde dağıtılmasına yardımcı olduğunu belirten Genç, yapının işlevini otomobillerdeki amortisöre benzetti.
Menisküs, kemikler arasındaki doğrudan baskıyı azaltırken kıkırdak dokunun korunmasına ve diz ekleminin sağlıklı hareket etmesine katkı sağlıyor. Menisküsün ciddi şekilde zarar görmesi veya kaybedilmesi ise uzun vadede kıkırdak aşınması ve eklem sorunları riskini artırabiliyor.
Cerrahi müdahale gerektiren yırtıklarda öncelikle hastanın kendi menisküsünün tamir edilmeye çalışıldığını vurgulayan Genç, doğal dokunun korunmasının uzun vadeli eklem sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi.
Ancak çok parçalı ve ileri derecede hasarlı yırtıklarda menisküsün bir bölümünün veya tamamının alınmasının gerekebildiğini ifade etti.
Menisküsün korunamadığı bazı hastalarda kadavradan menisküs nakli yapılabilirken, bir diğer seçenek hastanın kendi tendon dokusunun kullanılması.
Genç, özel cerrahi tekniklerle hazırlanan tendon dokusunun hasarlı bölgeye yerleştirilerek uzun vadede işlevsel bir menisküs benzeri yapı elde edilmesinin hedeflendiğini aktardı.
Bu yöntemin özellikle ciddi menisküs kayıplarında ve ön çapraz bağ dahil olmak üzere birden fazla bağ yaralanmasının eşlik ettiği uygun vakalarda değerlendirilebildiğini belirtti.
Operasyonun genellikle kapalı cerrahi yöntemlerle gerçekleştirildiğini söyleyen Genç, ameliyatın yaklaşık 1,5-2 saat sürebildiğini ifade etti.
Tedavi ve rehabilitasyon süreci hastaya göre değişmekle birlikte, uygun vakalarda yaklaşık bir ay içerisinde rahat yürüyüş, 4-5 ay içerisinde koşu, 9-10 ay içerisinde ise yoğun spor aktivitelerine dönüşün mümkün olabileceğini belirtti.
Genç, tedavide en önemli unsurun hastanın durumunun ayrıntılı değerlendirilerek doğru hastaya doğru yöntemin uygulanması olduğunun altını çizdi.