1-CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: DAHA ADİL VE ÖZGÜR DÜNYANIN İNŞASI İÇİN ELİMİZİ DEĞİL, BÜTÜN BEDENİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMUŞ DURUMDAYIZ
Tuğçe SEZER ODABAŞI-Fırat ALKIZ/İSTANBUL,(DHA)- TRT World Forum'unda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi farketmeksizin, vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm vardır. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız. Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarıyla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da, bundan asla geri adım atmayacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 10'uncusu düzenlenen 'TRT World Forum 2026' açılış programına katıldı. İstanbul Kongre Merkezi'nde ‘Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?’ ana temasıyla açılışı yapılan ve 2 gün sürecek olan uluslararası forumda, küresel güç dengeleri ve yeni dünya düzeni başlıklı konular tartışılacak. Küresel ölçekte pek çok uzmanı da bir araya getiren forumun açılış programına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu sene 10’uncusunu düzenlediğimiz TRT World Forum’un açılışında sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Dünyanın farklı köşelerinden foruma keşif eden tüm misafirlerimize, Türkiye’ye ve İstanbul’a hoş geldiniz, safalar getirdiniz diyorum. İki gün boyunca önemli konuların ele alınacağı geniş bir yelpazede güncel ve kritik meselelerin tartışılacağı forumun ülkelerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınavlara pek çok başlığın istişare edileceği bu platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese şimdiden teşekkür ediyorum” dedi.
‘TRT’NİN SESİ DÜNYANIN DÖRT BİR UCUNA ULAŞIYOR’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum’u bu yıl da başarı ile tertipleyerek bizleri bir araya getiren TRT yönetimine aynı şekilde tebriklerimi ve şükranlarımı iletiyorum. TRT gerek konvansiyonel medyada gerekse dijital alanda ilkeli ve sorumlu yayıncılık anlayışıyla çizgisini hiç bozmadan tam 62 senedir istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Doğru ve tarafsız habercilik politikasıyla insan ve hakikat odaklı yaklaşımıyla nezih ve kaliteli yapımlarıyla TRT’nin sesi dünyanın dört bir ucuna ulaşıyor. 2017’den bu yana düzenlenen TRT World Forum ise bu sesin farklı diller, renkler ve düşünme biçimleriyle daha da zenginleştiği, küresel ölçekte takip ve takdir edilen bir platform olma özelliği taşıyor. İnsanlığın ortak sorunları bu platformda alanında uzman isimler tarafından etraflıca ele alınıyor. Güncel konulara ilave olarak geleceği şekillendirecek milyarlarca insanın hayatını etkileyecek meselelere burada ışık tutuluyor. Yeni yöntemler, yeni yaklaşımlar, yeni çözüm önerileri farklı kıtalardan gelen katılımcılarla bu çatı altında derinlik kazanıyor” ifadelerini kullandı.
‘KÜRESEL YÖNETİŞİM MEKANİZMALARI SORUNLARIN ÇÖZÜME ULAŞTIRILMASINDA YETERSİZ VE İŞLEVSİZ KALIYOR’
Erdoğan, “Bu sene gerçekleştirilecek oturum ve yuvarlak masa toplantılarında 43 ülkeden 150’ye yakın konuşmacı da inşallah alabildiğine verimli ve kuşatıcı değerlendirmeler yapacak. Bu değerlendirmelerin ufuk açıcı olmasını diliyor, buradan verilecek mesajların mazlum ve mağdur coğrafyalar başta olmak üzere dünyanın tamamı için barışa, huzura, istikrara vesile olmasını temenni ediyorum. Şunu öncelikle ifade etmekte fayda görüyorum. Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğmadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum. Bu seneki forumun ‘Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?’ başlığıyla düzenlenmesini bu bakımdan fevkalade isabetli buluyorum” dedi.
‘DÜNÜN REÇETELERİYLE BUGÜNÜN SORUNLARINA ÇARE BULUNMAZ’
Erdoğan, “Yalnızca bizler değil, artık tüm dünya şu gerçeği görüyor ve anlıyor. Dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmaz. 81 yıl öncesinin güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını hepimiz yakından takip ediyoruz. En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal aldı ki zulüm ve kötülük sıradanlaşırken barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı. Bakınız hemen yanı başımızda Gazze'de modern zamanların en büyük soykırımı yaşandı. Ekim 2023'ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze'de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi. 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam 1995'te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Sadece geride bıraktığımız bir sene içerisinde bin 500 kardeşimiz hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda 5 bin 500'e yakın Filistinli yaralandı” diye konuştu.
‘GAZZE’DE 2 MİLYONA AŞKIN SİVİL, İPTİDAİ ŞARTLARDA YAŞAMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR’
Erdoğan, “Harabeye çevrilen Gazze'de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde, enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor. İnsani yardım girişleri hala engelleniyor. 2 milyona aşkın sivil, derme çatma çadırlarda, görenleri insanlığından utandıran iptidai şartlarda yaşamak zorunda bırakılıyor. Gazze ile birlikte Batı Şeria'da bu acımasızlığın hedefi haline gelmiştir. Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor. İnanıyorum ki sizler de takip ettiniz. Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria'ya girişine izin verilmedi. Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria'daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darp edilerek ağır yaralandı. Sadece ekim ayında Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti” ifadelerini kullandı.
‘BU ZULÜM BÖLGEMİZİN TAMAMINDA ÖFKEYİ VE NEFRETİ KÖRÜKLEMEKTEDİR’
Erdoğan, “Çoğu kayıtlara bile girmeyen hak ihlallerini daha da uzatmak mümkün. Peki, tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup, şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gaspı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir? Hepimiz biliyoruz ki ne bu cinnet halinin ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebi yoktur ve olamaz. Ortada Müslüman, Hristiyan veya Musevi farketmeksizin, vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm vardır. Ve bu zulüm bölgemizin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklemektedir” dedi.
‘GÖREVİ BARIŞI, GÜVENLİĞİ, İSTİKRARI SAĞLAMAK OLAN ULUSLARARASI YAPILAR YAŞANANLARI TRİBÜNDEN SEYRETMEKTEDİR’
Erdoğan, “Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum. Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar daha önce Ruanda'da, Srebrenitsa'da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze'de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan bütün bunlardan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi ‘Neshesten, goftendan, berhastend’ yani ‘oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar.’ Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan ahde vefa ilkesi hayata geçirilemiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir” diye konuştu.
‘GAZZE SOYKIRIMI SIRASINDA 270'İN ÜZERİNDE BASIN MENSUBU KATLEDİLDİ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şurası son derece dikkat çekici ve utanç vericidir. Gazze soykırımı sırasında 270'in üzerinde basın mensubu katledildi. Bunların çoğu işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek kasten öldürüldü. Fakat kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attığımızda İsrail'e halen iltimas geçildiğini görüyoruz. Türkiye söz konusu olduğunda, aslan kesilenler mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kağıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu çifte standardın en bayağı halidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar, kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenilirliği sorgulanmalıdır. Basın özgürlüğü kavramının gerektiğinde bedel ödeme pahasına, küresel adaletsizliklere itiraz eden ülkelere ve siyasetçilere karşı bir sopa olarak kullanılması kabul edilebilir bir durum değildir. Biz de bunu kabul etmiyoruz. Ülkemizin sırf ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı hedef gösterilmesini, ülkemize karşı alenen haksızlık yapılmasını içimize sindiremiyoruz. Türkiye’yi art niyetli bir şekilde küresel ölçekte karalamaya ve sıkıştırmaya çalışan algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini açıkça istiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SAVAŞLARIN BARIŞÇIL YOLLARLA ÇÖZÜME ULAŞTIRILMASI İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım, Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız. Filistin’den Yemen’e, Sudan’dan Ukrayna’ya uzanan, hatta vuku bulan tüm bu savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için elimizden geleni yapıyoruz. Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarıyla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da, bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun, doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz” dedi.
‘MAZLUM VE MAĞDURLARIN SESİNİ ANCAK KALBİNDE MERHAMET ADLI BİR ÇINAR OLANLAR DUYURABİLİR’
Erdoğan, “Ülkemizin son asırda yetiştirdiği en kıymetli münevverlerden olan rahmetli Ayşe Şasa hakikat yolculuğunu şöyle dile getiriyordu, ‘Kıyamet gününde yaratıcıya anlamlı ve onurlu bir hikaye anlatabilmeliyim.’ Kuşkusuz, böyle bir hikayeyi ebedi aleme taşıyabilmek için evvel emirde bunu dünyada yazmak, yazdığını gür bir sesle okumak ve bu sesi tüm dünyada yankılandırmak gerekir. Bunun kolay olmadığını, mücadele ve sabır gerektirdiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu günümüz dünyasında barışı, adaleti ve insan onurunu savunmak da kolay değildir. Bu zorlu mücadeleyi ancak cesur olanlar verebilir. Bu engelli yolu ancak kararlı olanlar, gerektiğinde canını ortaya koyanlar yürüyebilir. Mazlum ve mağdurların sesini ancak kalbinde merhamet adlı bir çınar olanlar duyabilir ve dünyaya duyurabilir. Türkiye’nin TRT'si tam da bunu yapmaktadır. TRT'miz bu onurlu hikayeyi dünyanın yedi kıtasına duyurarak verdiğimiz adalet mücadelesine medya cephesinden önemli bir güç katıyor. Bilhassa habercilik alanındaki yetkinliğiyle savaş ve kriz bölgelerinde çekilen acıları, buralarda işlenen suçları hakikat merkezli bir anlatımla kayıt altına alıyor” diye konuştu.
‘TRT AİLEMİZİ BUGÜN BİR KEZ DAHA TEBRİK EDİYORUM’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün TRT, 18 televizyon, 17 radyo kanalı, dijital uygulamaları, ortak yapım sinema filmleri, belgeselleri, yabancı dillerdeki haber platformları, 41 dil ve lehçedeki radyo ve internet yayınlarıyla kamu yayıncılığının hakkını verirken üstlendiği ağır sorumluluğunun icabını yerine getiriyor. İnsanlık cephesinin haber ve yayıncılık sektöründeki en güçlü aktörlerinden biri olan TRT ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum. Sadece 86 milyonun değil, yüzünü Türkiye’ye dönmüş 100 milyonların da gururu olan TRT’mize bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
--------
-Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması
-Hediye takdimi
====================
2-CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, MALEZYA BAŞBAKAN YARDIMCISI HAMİDİ'Yİ KABUL ETTİ
İSTANBUL, (DHA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malezya Başbakan Yardımcısı Ahmad Zahid Hamidi'yi kabul etti.
İstanbul Kongre Merkezi'ndeki kabulde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da hazır bulundu. (DHA)
FOTOĞRAFLI
====================
3-BAKAN BOLAT: KADIN ÇALIŞANLARIN İHRACATA KATKISI 62,3 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Tuğçe SEZER ODABAŞI-Fırat ALKIZ/İSTANBUL, (DHA)- TÜRKİYE Kadın Girişimciler Derneği'nin 'Türkiye'nin Dış Ticaret Vizyonu' başlıklı toplantısında, konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Kadın çalışanların ihracata katkısı 62,3 milyar dolara ulaştı. Bu rakam toplam mal ihracatının yaklaşık yüzde 23,5'ine karşılık geliyor. İhracatçı firmalardaki kadın istihdamının payı ise yüzde 30'a yaklaştı" dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) tarafından düzenlenen 'Türkiye'nin Dış Ticaret Vizyonu' başlıklı toplantıya katıldı. Bakan Bolat, burada yaptığı konuşmada küresel ekonomideki gelişmeler, Türkiye’nin ekonomik büyümesi, ihracat performansı, dış ticaret hedefleri, kadın çalışanların ihracata katkısı ve teknolojili ürün ihracatındaki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
'İHRACATÇI FİRMALARDAKİ KADIN İSTİHDAMININ PAYI İSE YÜZDE 30'A YAKLAŞTI'
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Ticaret Bakanlığı olarak bizim Ticari Araştırmalar Genel Müdürlüğünde geniş bir araştırmamız oldu. Kadın çalışanların ihracata katkısı 62,3 milyar dolar, toplam mal ihracatının 4'te biri, aşağı yukarı yüzde 23,5'i. İhracatçı firmalardaki kadın istihdam payı yaklaşık yüzde 30. Çok iyi bir rakam, özellikle gıdada, geleneksel sektörlerde, teknolojik sektörlerde, otomotiv sektöründe kadın istihdamının ihracata katkısı büyük. Karar verici kadınların ihracata katkısı net 30 milyar dolar olarak hesap edildi bizim araştırmada. Kadın çalışanların sektörel ihracat katkısında giyim sektöründe 8,2 milyar dolar, gıda ürünlerinde 7,4 milyar dolar, motorlu kara taşıtlarında 7,1 milyar dolar. Yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerde ise 22,2 milyar dolar. Son 13-12 yılda artış oranı yüzde 176 kadın katkısının teknolojik ürün ihracatındaki artış oranı. Karar alma süreçlerindeki rolleri itibarıyla baktığımızda kadın yöneticilerin olduğu işletmelerin 21 milyar dolar, kadın sermayedarların yani şirket sahiplerinin olduğu şeyde de yaklaşık 9 milyar dolar bir ölçümleme yaptık” ifadelerini kullandı.
‘FRANSIZLARIN ÖNDERLİĞİNDE ‘MADE IN EUROPE’ DİYE BİR ŞEY ÇIKARDILAR’
Bolat, “2 Nisan 2025'te Trump yönetimi ticaret savaşlarını başlatınca Avrupa Birliği'ne de büyük vergiler getirdiler. Avrupa'da bir baktı 350 milyar dolar fazla verdiği ABD'de kapılar kapanıyor. Fransızların önderliğinde ‘Made in Europe’ diye bir şey çıkardılar. Ve birden sanayileştirme yasası genel adı, alt projelerden birisi Made in EU adı altında, efendim tamam, sanayiyi destekleyeceğiz, hakkınız, tabii ki desteklersiniz. Fakat benim 30 yıllık gümrük birliğim var sanayi ürünlerinde. Bu malların serbest dolaşımı, gümrük vergisi yok, kota yok, eş etkili tedbir olmayacak ve biz sanayide rekabet politikası, devlet yardımları politikası, ürün güvenliği politikası, marka patent kanunu hepsinde AB yasalarına uyumluyuz. O ne çıkarıyorsa ben uyumlandırıyorum bu şekilde” diye konuştu.
‘ALMANYA VE FRANSA BİR ŞEYDE BAŞ TUTARSA ÖBÜRLERİNİ KOLAYCA EKARTE EDEBİLİYORLAR’
Bakan Bolat, “Fakat yani burada acı olan bir gerçek var. 27 ülke bir blok, karar alma mekanizmasında oturuyorlar, farklı görüşler var ama Almanya ve Fransa bir şeyde baş tutarsa öbürlerini kolayca ekarte edebiliyorlar, böyle de bir gerçek var. Avrupa Birliği kompakt bir yapı değil değerli arkadaşlar. 27 ayrı ülke. Bir karar, yani kanun çıkarılırken komisyon bir kanun hazırlıyor. Avrupa Parlamentosu bir sürü farklı ideolojik gruplar çalışıyorlar, raportörler var bir kanun çıkarıyor ve Avrupa Bakanlar Konseyi her ülkenin birer bakanı var, oradan bir şey çıkmaya çalışıyor. Bunlar farklı ise sonra oturuyorlar bir tahkim yaparak aralarında arabuluculuk yaparak bir uzlaşma metni çıkarıp onu kabul ediyorlar ve o artık kanun oluyor. Şimdi sanayileştirme yasası ve Made in EU da böyle bir yapıdan çıkacak” ifadelerini kullandı.
‘AVRUPA ELEKTRİKLİ OTO DEVRİMİNİ YAKALAYAMADI’
Bakan Bolat, “Şimdi 4 Mart'ta komisyonun kararı bizim için çok sevindiriciydi. Gümrük birliği bir tek bizim var, içeride kabul edildi. Ama birileri ince kılçık attılar eklere otomotiv sektöründe elektrikli otoyollar ki gidişat elektriğe doğru gidiyor. Şu anda Avrupa Birliği'nde satılan otoların yüzde 50'si elektrikli. 2030'da içten yanmalı hiç kalmayacaktı, satılmayacaktı. Bunu şey çıkınca, Covid'den sonra 2035'e ertelediler. Avrupa elektrikli oto devrimini yakalayamadı. Bunu bir tek ülke yakaladı, o da Çin. Dünyada elektrikli otonun yüzde 55'ini Çin üretiyor. Dolayısıyla Avrupa tehlikeyi geç fark etti, ‘üzgünüm çok geç kaldınız’ durumuna düştüler. Bu anlamda hakikaten bir arayış içindeler. Bu arayışın içinde bir anda kendileri içine kapanıyor korumacı ülkelerin ittirmesiyle, ön almasıyla. Ama kendi içine kapandığı zaman giderek küçülecek, daralacak” dedi.
‘BİR YANDAN DA KAPIKULEDEKİ TIR BLOKAJI, GÜMRÜK BLOKAJLARINI DA ÇÖZME ÇABASI İÇİNDE TIRLARIMIZLA GÖRÜŞÜYORUZ’
Bakan Bolat, “Çünkü bize batılılar serbest ticaretin faziletini öğrettiler, açık ekonomik politikaların faziletini öğrettiler, rekabetçi ekonominin öneminin faziletini öğrettiler. Biz de öğrendik, başkaları da öğrendi ama şimdi dönüldüğünde yok kardeşim, işte şu engel var, yok çelik kotası, yok e-ticaret ekstra ücret, yok fiziki vize engeli, yok tırlarına vize engeli, yok şoförüne vize engeli. Bunlarla boğuşuyoruz yani, krizsiz geçen bir günümüz yok, bunları çözmek için savaşıyoruz. Geçen hafta Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde 3 gün büyük yoğunluk içinde koştururken toplantı, anlaşma, imza bir yandan da Kapıkule'deki tır blokajı, gümrük blokajlarını da çözme çabası içinde tırlarımızla görüşüyoruz, Bulgar yetkililerle görüşüyoruz, Avrupa Birliği Brüksel yetkilileriyle görüşüyoruz, daha dün de görüştük, bu çabaların içindeyiz” diye konuştu.
‘GİDİŞAT ELEKTRİKLİYE DOĞRU OLDUĞU İÇİN ÖNÜMÜZÜ KAPATMAYA ÇALIŞIYOR, BUNUN MÜCADELESİNDEYİZ’
Bakan Bolat, “Allah'a şükür uzlaşmayla geçirdik. Bundan sonrası için de müzakerelerle daha kesin hal bulmaya çalışıyoruz. Made in EU noktasında şu noktadayız, Avrupa Birliği oto düzenlemesinde şunu getirdi. Kamu alımları yapacaksan diyor, ben bunu devlet bütçesinden yapıyorum diyor, niye ithale para vereyim dedi diyor elektrikli otomotiv kamu alımlarında, Avrupa'da birleştirilecek, montaj hattı Avrupa'da olacak diyor. Sonra kurumsal alımlar nedir? Şirketler 50 tane araba alıyor, belediyeler otobüs alıyor, kamyon alıyor, bu tür kurumsal alımlarda ben diyor sübvansiyon vereceksem diyor Avrupa Made in EU olacak diyor. Karbondioksit düzenlemelerine uyum sağlaması halinde ben ona kredi vereceğim diyor, bu da Avrupalı olacak şartı var. Bunlarla gidişat elektrikliye doğru olduğu için önümüzü kapatmaya çalışıyor. Bunun mücadelesindeyiz” ifadelerini kullandı.
‘BURADA SEVİNDİRİCİ OLAN ŞU, TÜRKİYE'DEKİ ÜRETİMİN YÜZDE 75'İ AVRUPALILARIN KENDİLERİ’
Bakan Bolat, “Burada sevindirici olan şu, Türkiye'deki üretimin yüzde 75'i Avrupalıların kendileri, bunlar Türk firmaları değil. Hepsi onlardan, biz de onlara diyoruz ki, yani bu yaptığınız kafanıza kurşun sıkmak. Kendi firmalarınızı yok etmeye çalışıyorsunuz. Türkiye'ye 21 milyar dolar otomotiv yatırımı getirdiniz, zaman içinde bu yatırımlar 60 milyar dolara yükseldi. Türkiye'de üretilen otoların yüzde 70'i ihraç ediliyor. Sizin ihracatınız. Türkiye'de satılan 1 milyon 300 bin aracın 1 milyonu ithal oto. Türkiye burada hep bana rab bana anlayışında değil, başka bazı ülkeler, sadece onlar satıcı hiç almazlar, almak istemezler. Biz kazan-kazan anlayışıyla hareket eden bir ülkeyiz bu anlamda. Ve dediğimiz şu, 1 milyon ithalat geliyor Türkiye'ye otomotivde yılda, bunun yüzde 73'ü Avrupa malları. Eğer ki Türkiye'ye satmak istemiyorsanız kendiniz bilirsiniz, 250 bin istihdam kaybedersiniz bizim hesaplarımıza göre” dedi.
‘EKONOMİK RASYONALİTE TÜRKİYE'NİN İÇERİDE OLMASINI GEREKTİRİYOR’
Bakan Bolat son olarak, “Türkiye'de üretilen 1,4 milyon aracın parçalarının yüzde 55'i AB ülkelerinden geliyor, o da istihdam sağlıyor. Böyle güçlü argümanları önlerine koyuyoruz. Diyoruz ki siyasi bir karar vermeyin, bu konuda siz birkaç o lider ülkenin tavrıyla politik karar veriyorsunuz. Ekonomik rasyonalite Türkiye'nin içeride olmasını gerektiriyor, kendi firmalarınızı korumak açısından. Ben bugüne kadar otomotiv sektörümü koruyorsam seni koruyorum. İstiyorsan korumayı kaldırayım diyorum” diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------
-Bakan Bolat açıklamaları
-Hediye taktimi
====================
4-BAKAN BOLAT: TÜRKİYE YILDA TOPLAM 1.3 MİLYAR DOLAR İHRACAT YAPIYOR
Berkay GÜNEŞ - Mehmet ALA / İSTANBUL, (DHA) -UNICERA Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı'nda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Türkiye yılda toplam 1.3 milyar dolar ihracat yapıyor ve dünyada özellikle seramik karoda 5. genel seramik ürünlerinde de ilk 10'un içinde ihracat liginde yer alıyor. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak prestijli fuar statüsü verdiğimiz seramik fuarının daha da güçlenmesi için her türlü fedakarlığı yapıyoruz bakanlık olarak” dedi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen 37'inci UNICERA İstanbul – Uluslararası Seramik Banyo Mutfak Fuarı'nı ziyaret etti. 220'den fazla katılımcı firma ve 700'ün üzerinde markanın yer aldığı fuarı ziyaret eden Bakan Bolat, "Ulusal Seramik, Karo, Vitrifiye Fuarı Unicera, 37. defa İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenleniyor. Geçen yıl evvelki yılda katılmıştım. Bu yıl da fuarı gezme fırsatı buldum. Sektörün duayenleri, başkanları önce bir istişare görüşmesi yaptık. Ondan sonra da toplam 6 holde düzenlenen bu fuarda tek tek stantları gezdik, stant sahipleriyle, firma sahipleriyle görüş alışverişimiz oldu. Çok memnun ayrılıyoruz" dedi.
TÜRKİYE, SERAMİK ÜRÜNLERİ İHRACATI LİGİNDE İLK 10'UN İÇERİSİNDE
Bolat, "Türkiye'de Anadolu'muzun kültürel mirasının dünya ölçeğinde bir sektörel başarıya dönüştüğü çok güzel bir sektör; seramik sektörü. Karo ürünleri, sağlık gereçleri ve seramik ürünleriyle beraber Türkiye'nin dünyada yüz akı olan bir sektör. Hükümetimiz olarak bu sektörleri, bütün diğer sektörler olduğu gibi rekabetçi olduğumuz bu sektörü daha da geliştirmek arzu ve kararlılığındayız. Türkiye yılda toplam 1.3 milyar dolar ihracat yapıyor ve dünyada özellikle seramik karoda 5'nci genel seramik ürünlerinde de ilk 10'un içinde ihracat liginde yer alıyor. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak prestijli fuar statüsü verdiğimiz seramik fuarının daha da güçlenmesi için her türlü fedakarlığı yapıyoruz bakanlık olarak” dedi.
‘STANT SAHİPLERİNİN DE YÜZLERİ GÜLÜYORDU’
Bakan Bolat, "Gerçekten, Anadolu'nun o muhteşem kültürel desenleri, zenginlikleri, renk cümbüşü Türkiye'nin seramik, karo, vitrifiye ürünlerinde bütün dünyaya yayılıyor. Tanıtım açısından da 'Türk seramik' kelimesi yani 'Turkish Ceramics' inşallah uluslararası bir motto olarak daha da güçlenecek. Biz sektörün her zaman yanındayız, hizmetinde olacağız. Ve Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ilgili tüm bakanlıklar arkadaşlarımızın, kıymetli müteşebbislerin emeğinin değerini bulması için her türlü gayreti göstereceğiz, gereken destek neyse inşallah vereceğiz. Buradan sektör yetkililerine sorduğumda çok ciddi bir alıcı kitlesi, ziyaretçi kulesi olduğunu ve memnun olduklarını söylediler. Stant sahiplerinin de yüzleri gülüyordu, memnuniyetlerini ifade ettiler. Biz de Ticaret Bakanlığı olarak uluslararası nitelikteki bu milli fuarımızın daha da güçlenmesi için seramik sektörünün başkanlarıyla, yöneticileriyle omuz omuza sektörün daha da güçlenmesi için gereken her türlü çalışmayı yapacağız. Ticaret Bakanlığı olarak bu konuda söz veriyoruz. İnşallah bu emeklerin karşılığı Türkiye'yi seramiği, Turkish Ceramic dünyada çok daha güzel marka değeri ve imaj değeri olarak Türk seramik sektörünün dünya pazarlarındaki payı artacaktır. Bizim görevimiz onlara destek olmaktır” ifadelerini kullandı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-------------
-Bakan Bolat’ın fuar alanından görüntüleri
-Bakan Bolat Açıklama
====================
5-BAKAN YUMAKLI: ANADOLU'DAN TRAKYA'YA GEÇİŞTE HAYVAN HAREKETLERİNİN ETKİN ŞEKİLDE KONTROL EDİLMESİ SON DERECE ÖNEMLİ
Harun ŞAHBAZOĞLU / İSTANBUL, (DHA)- Marmara Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonu'nun Açılış Töreni'nde konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "İstanbul özellikle hayvan ticareti ve nakil güzergahları için son derece stratejik bir yer. Özellikle Anadolu'dan Trakya'ya gerçekleştirilen hayvan sevkleri açısından bu güzergahın kontrol altında tutulması son derece önemli. Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı tarafından Trakya bölgesi şap hastalığından arî bölge statüsünde. İstanbul'un Avrupa yakası da bu bölgenin içerisinde yer alıyor. Dolayısıyla Anadolu'dan Trakya'ya geçişte hayvan hareketlerinin etkin bir şekilde kontrol edilmesi, bu statünün korunması açısından son derece önemli. Bu istasyonda hayvanların kimlik ve sağlık kontrolleri yapılacak, veteriner sağlık raporları incelenecek, nakil araçlarının teknik ve hijyenik uygunluğunu arkadaşlarımız değerlendirmiş olacaklar. Böylece Anadolu'dan Trakya'ya hayvan hareketlerinin kontrolsüz olma hususunu bu yolla bitirmiş olacağız" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Beykoz'da Marmara Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonu'nun açılış törenine katıldı. Programa, Bakan İbrahim Yumaklı'nın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, Beykoz Belediye Başkanvekili Özlem Vural Gürzel ve çok sayıda Tarım Bakanlığı personeli katıldı. Bakan İbrahim Yumaklı törende bir konuşma gerçekleştirdi.
'HAYVAN HASTALIKLARIYLA MÜCADELE SADECE HASTALIK ORTAYA ÇIKTIKTAN SONRA YAPILABİLECEK BİR İŞ DEĞİLDİR'
Bakan İbrahim Yumaklı, "Veteriner Yol Kontrol Noktası açılışı için bir aradayız. Ülkemiz hayvancılığına ve veteriner sağlık hizmetlerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Sebebi ne olursa olsun hem ülkelerdeki tarım alanlarının farklı sebeplerle baskı altında olması, hem de iklim değişikliğinden kaynaklı sebeplerle gıdaya olan ihtiyacın daha çok arttığı bir dönemdeyiz. Önümüzdeki öngörülere göre, önümüzdeki 20-25 yılda da benzer hususlar devam edecek. Dolayısıyla bugünden itibaren bizim daha verimli, daha kaliteli, daha sürdürülebilir bir tarımsal üretim. Bu anlayışla hayvancılıkla alakalı 2024 yılının Şubat ayında Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladık ve oradaki başlıkların tamamını hiç eksiksiz bir şekilde faaliyete geçirmeye başladık, devam ediyoruz. Aralık 2023 ile Haziran 2026 tarihleri, bu dönem arasında büyükbaş hayvan sayımızda yaklaşık yüzde 7,4, küçükbaş hayvan sayımızda da yüzde 16 bir artış oldu. Elbette biz bu başarıda emeği olan bütün besicilerimize, yetiştiricilerimize şükran borçluyuz. Asıl hedefimiz sağlıklı hayvan, güçlü bir işletme ve verimli, sürdürülebilir bir tarımsal üretim. Bu hedefin en önemli şartlarından bir tanesi de hayvan hastalıklarıyla mücadeledir. 2025 yılında gerçekten son yılların, belki de son 30-40 yılın en ağır şap hastalıklarından birisini yaşadık. Ancak 4 ay gibi kısa bir sürede bunu baskı altına almış olduk. Hayvan hastalıklarıyla mücadele sadece hastalık ortaya çıktıktan sonra yapılabilecek bir iş değildir. Öncesinde hazırlıklarınızı yapmanız gerekir, bütün altyapınızı da buna göre düzenlemeniz veya oluşturmanız gerekir. Bu nedenle koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerimizi güçlendirip aşılama çalışmalarımızı hiçbir eksiklik olmaksızın tam zamanında yerine getirip, hastalıklarla mücadelede teknolojik altyapıyı da kullanmayı gerçekleştiriyoruz. Hedefimiz, amacımız da tamamen hayvan hastalıklarını minimum düzeye indirmek" dedi.
"VETERİNER KONTROL LABORATUVARLARIMIZI İLERİ BİYOGÜVENLİK STANDARTLARINDA TAŞIMAYA DEVAM EDİYORUZ"
Bakan Yumaklı, "Yerli aşı üretim kabiliyetimizi ve kapasitemizi arttırırken, veteriner kontrol laboratuvarlarımızı ve benzeri oluşumlarımızı ileri biyogüvenlik standartlarında da taşımaya devam ediyoruz. Koyun keçi çiçeği ve koyun keçi vebası aşılarını birleştirmeye yönelik çalışmalarımızı da tamamladık. Dünyada 'mavi dil' diye tanımlanan bir hastalık var; bunda da mücadelede gerçekten çok önemli bir mesafe katetmiş durumdayız. Hayvan ve sürü sağlığı desteği uygulamamızda da sahada önemli somut sonuçlar elde etmiş olduk. Koyun keçi vebası çıkan noktalarda yüzde 68, mavi dil hastalığında yüzde 70, koyun keçi çiçeğinde ise yüzde 40 azalma sağladık. Gıda arz güvenliği konusu her yönüyle teyakkuz halinde durmamız gereken bir husus. Elbette bu sonuçları aldığımızda, başarıların buna katkıda bulunduğunu görmek bizi memnun ediyor" diye konuştu.
'DENETİMLERİN AMACI HASTALIKLARIN YAYILMASINI ÖNLEMEK VE SEKTÖRÜMÜZDE HAKSIZ REKABETİN ÖNÜNE GEÇMEKTİR'
Bakan Yumaklı, "Hayvanların bir yerden bir yere naklinde uyulması gereken kurallar en az işletmenin içerisindeki sağlık kuralları kadar önemli. Dolayısıyla kontrolsüz hayvan hareketlerinin ve hastalıklarının yayılmasındaki riski ortadan kaldırmak üzere çalışıyoruz. Özellikle veteriner yol kontrol ve denetim istasyonlarımızda bu yaklaşımın sahadaki en önemli uygulamalarından bir tanesi. Bugüne kadar Erzurum, Elazığ, Kayseri, Çankırı ve Ankara'da veteriner yol kontrol ve denetim istasyonlarını açtık. Bugün İstanbul'daki istasyonumuzla birlikte altıncısını da hizmete almış oluyoruz. Halihazırda faaliyetlerini yürüten 5 istasyonda bugüne kadar yaklaşık 48 bin 853 araç ve 7,5 milyon canlı hayvan kontrol edildi. Yapılan kontrolde 2 bin 204 araç ve 22 bin 817 hayvanda uygunsuzluk tespit ettik. Bunlarla ilgili gerekli idari cezalarımızı uyguladık, yapılması gereken bütün yaptırımları gerçekleştirdik. Yine bu kontrol noktalarına uğramak istemeyen, tabiri caizse bundan kaçınan, farklı yolları kullananlar da yakalanıp tespit edildiğinde bunlara da 36 milyon lira civarında bir yaptırım uygulandı. Bizim amacımız hatayı yakalayıp ceza kesmek değil. Bu denetimlerin amacı kurallara uygun üretim yapan ve hayvanlarını nakleden yetiştiricilerimizi korumak, hastalıkların yayılmasını önlemek ve sektörümüzde haksız rekabetin önüne geçmektir." ifadelerini kullandı.
'ANADOLU'DAN TRAKYA'YA HAYVAN HAREKETLERİNİN KONTROLSÜZ OLMA HUSUSUNU BU YOLLA BİTİRMİŞ OLACAĞIZ'
İbrahim Yumaklı, "Bugün açılışını yaptığımız Marmara Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonu, bu ağın stratejik ayaklarından birisi. İstanbul özellikle hayvan ticareti ve nakil güzergahları için son derece stratejik bir yer. Özellikle Anadolu'dan Trakya'ya gerçekleştirilen hayvan sevkleri açısından bu güzergahın kontrol altında tutulması son derece önemli. Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı tarafından Trakya bölgesi şap hastalığından arî bölge statüsünde. İstanbul'un Avrupa yakası da bu bölgenin içerisinde yer alıyor. Dolayısıyla Anadolu'dan Trakya'ya geçişte hayvan hareketlerinin etkin bir şekilde kontrol edilmesi, bu statünün korunması açısından son derece önemli. Bu istasyonda hayvanların kimlik ve sağlık kontrolleri yapılacak, veteriner sağlık raporları incelenecek, nakil araçlarının teknik ve hijyenik uygunluğunu arkadaşlarımız değerlendirmiş olacaklar. Başka ilave tedbirler ve denetimler gerekiyorsa onları da yapacaklar. Böylece Anadolu'dan Trakya'ya hayvan hareketlerinin kontrolsüz olma hususunu bu yolla bitirmiş olacağız inşallah" şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü:
-----------------
-Bakan İbrahim Yumaklı'nın konuşması
-Genel görüntüler
====================
6-FATİH'TE EV ARKADAŞINI BIÇAKLAYARAK ÖLDÜREN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Özgür EREN / İSTANBUL, (DHA)- FATİH'te birlikte yaşadığı ev arkadaşı N.K.'yı bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan yabancı uyruklu V.S. tutuklandı.
Olay, dün Aksaray Mahallesi'nde bulunan bir apartman dairesinde meydana geldi. İddiaya göre, birlikte yaşayan yabancı uyruklu N.K. ile V.S. arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine V.S., ev arkadaşı N.K.'yı bıçakla yaraladı. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde N.K.'nın hayatını kaybettiği belirlendi. N.K.'nın cenazesi, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayın ardından gözaltına alınan V.S., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. V.S., çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------
-Şüphelinin gözaltına alınması
-Adliyeye sevk
-Şüphelinin fotoğrafı
===========
7-KARADENİZ AÇIKLARINDA İHA SALDIRISINA UĞRAYAN TANKER İSTANBUL BOĞAZI'NDAN GEÇTİ
İSTANBUL, (DHA) - Karadeniz açıklarında İHA saldırısına uğrayan Barbados bayraklı 'TARYN EVE' isimli tanker, İstanbul Boğazı'ndan geçti. Tankerin geçişi nedeniyle askıya alınan gemi trafiği, geçişini tamamlamasının ardından yeniden açıldı. Geçiş dron ile havadan görüntülendi.
İstanbul Boğazı'nda gemi trafiği, Karadeniz açıklarında 2 Eylül'de insansız hava aracı (İHA) saldırısına uğrayarak hasar alan Barbados bayraklı 'TARYN EVE' isimli ham petrol tankerinin geçişi nedeniyle askıya alındı. Yaklaşık 183 metre uzunluğunda ve 32 metre genişliğindeki tankerin boğaz geçişi nedeniyle transit gemi trafiği durduruldu. Tankere Kıyı Emniyeti ekipleri ve römorkörler eşlik ediyor. Öte yandan, saldırının ardından bölgeye sevk edilen Türk kurtarma römorkörünün, tankeri yedekleme (çekme) işlemi sırasında halatının kopması sonucu hasar gördüğü öğrenildi. Tankerin boğaz geçişinin ardından onarım için Yalova'daki tersaneye götürüleceği belirtildi. Geçişin tamamlanmasının ardından askıya alınan gemi trafiği yeniden açıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
---------
(DRON)
============
8-YAĞIŞLARIN ARDINDAN TURKUAZ RENGE BÜRÜNEN İSTANBUL BOĞAZI HAVADAN GÖRÜNTÜLENDİ
Mert ORDU /İSTANBUL (DHA) İstanbul'da etkili olan yağışın ardından denizin rengi turkuaza büründü. İstanbul Boğazı havadan görüntülendi.
İstanbul'da etkili olan yağışların ardından boğazın rengi turkuaza dönüştü. Boğazın turkuaz rengi Rumelihisarı, Kız Kulesi, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü (FSM) ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü manzarasıyla birleşince seyirlik görüntüler ortaya çıktı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
---------
İstanbul Boğazı'ndan dron görünütleri