1- BAKAN GÖKTAŞ: ÇOCUKLARIMIZIN AİLELERİMİZİN KADINLARIN LEHİNE ALGORİTMALARA YÖN VEREBİLİRİZ
Tuğçe SEZER ODABAŞI-Ulaşcan ÖZER/İSTANBUL, (DHA) - AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 42'nci İSEDAK Bakanlar Toplantısı'nın son gününde düzenlenen 'Dijital Çağda Değer Odaklı Politikalarla Aile Kurumunun Güçlendirilmesi' konulu panelde konuştu. Bakan Göktaş, "Dolayısıyla dijital içerikleri sadece tüketen değil, doğrudan içerik üretebilecek bir nesne ve potansiyele de sahibiz. Algoritmaları şekillendirenler var. Biz de çocuklarımızın, ailelerimizin lehine, kadınların lehine bu algoritmalara tekrar yön verebiliriz." dedi.
İstanbul’da düzenlenen 42'nci İSEDAK Bakanlar Toplantısı'nın son gününde gerçekleşen 'Dijital Çağda Değer Odaklı Politikalarla Aile Kurumunun Güçlendirilmesi' konulu Üst Düzey Panelin açılışı yapıldı. Açılışta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, dijitalleşme ve ekran bağımlılığı, algoritmalar ve ailenin önemi başlıklarını da içeren bir konuşma yaptı.
'ÇOCUĞUN DÜNYASI EKRANLARLA ŞEKİLLENİYOR'
Bakan Göktaş, "Her büyük dönüşüm insanlığın hayatını yeniden şekillendirdi. Matbaa bilgiyi çoğalttı, sanayi üretimi büyüttü, dijital çağ ise dönüşümü evlerimizin içine, çocuklarımızın dünyasına kadar taşıdı. Bir çocuğun dünyası artık ekranlarla şekilleniyor. Eskiden çocuklarımızı sokağın tehlikelerinden, yabancılara karşı uyarırdık. Artık o sokak, o yabancı çocuğun cebinde, yastığının altında bir ekranla odaların içine kadar uzanıyor. Artık tehlike ytabancı sokaklarda değil doğrudan evlerimizin içinde. Algoritmalar çocuklarımızı bizlerden iyi tanıyor ama onları bizim gibi sevmiyor. Bugün teknoloji şirketleri insanların dikkatini çekmek ve onları ekran başında daha uzun süre tutmak için gerçekten çok yoğun çaba sarf ediyor, adeta yarışıyor. Çocuklarımız da bu yarışmanın hedefinde. Dijitalleşme aile hayatını ve mahremiyetimizi doğrudan etkiliyor. Aynı sofrada otursak da artık ekranlardan dolayı birbirimizle muhabbet etmiyoruz. Çocuklar annelerine, babalarına soru sormaktan ziyade ellerindeki tabletlere, ekranlara, yapay zekaya doğrudan soru soruyor ve ekranlarda maalesef kusursuz hayatlarla gençlerimiz kendi hayatlarını doğrudan kıyaslıyor."dedi.
'HANELERİMİZ KÜÇÜLÜRKEN AZALAN ÇOCUK SESLERİMİZ VAR'
Bakan Göktaş, "Her geçen yıl hanelerimiz küçülürken evlerde giderek azalan çocuk seslerimiz var maalesef. Bunlar birbirinden kopuk tablolar değil, aynı değişimin aslında farklı yüzleridir. Bu çağın değerlerini başkaları mı yazacak yoksa bizler mi. Bu soruya bizim medeniyetimizin söyleyecek sözü vardır. Bugün dijital hayatımıza yön veren algoritma kelimesi İslam medeniyetinin büyük alimlerinden Harezmi'nin adından geliyor. Algoritmaya adını veren medeniyetimiz değerleriyle geleceğimize de yön verebilir; çünkü bizim geleneğimiz bilgiyi ahlaktan, aklı vicdandan ayırmaz aslında. Bu anlayışı dijital çağa taşıyan üç temel değerimiz var. Emanet, hikmet ve sorumluluk. Emanet; çocuklarımız bize emanettir. Onları korumak, haklarını gözetmek ve gelişimlerini desteklemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Hikmet; hızla değişen dünyada çocuklarımıza doğru yolu göstermek, onları bu hıza yetişmeni yetişmesini sağlamaktan da geçer. Üçüncüsü sorumluluk, teknolojiyi geliştirenler ürettikleri ürünleri çocukların hayatını nasıl etkilediğinden de sorumludur. Bakanlık olarak aileyi güçlendirmek sosyal politikalarımızın her zaman merkezinde yer almıştır. Aile bireylerinin dijital araçları doğru ve bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürütüyoruz; çünkü dijital çağda en etkili güvenlik duvarı teknoloji değil, bilinçli birey, güçlü aile ve sorumluluk sahibi toplumdur" dedi.
'ÇOCUKLARIN DİJİTAL GÜVENLİĞİNİ KÜRESEL GÜNDEME TAŞIDIK'
Göktaş, "Bir zamanlar Bağdat'tan, Semerkant'tan, Kurtuba'dan yükselen bilgi dünyaya yol gösterirdi. Bugün aynı birikim dijital çağa da yön verebilir. Bunun yolu tecrübelerimizi paylaşmaktan geçiyor; çünkü Ankara'da geliştirilen bir uygulama aynı zamanda Cakarta'da da bir çocuğu koruyabilir. İyi uygulamalarımızı buluşturduğumuzda bir ülkenin kazanımı hepimizin ortak kazanımı olur aslında. Türkiye olarak bu yolda biz ilk adımları attık. Nisan ayında bir düzenleme hayata geçirdik, aynı zamanda uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Yine Birleşmiş Milletler'de (BM) Eylül ayında çocukların dijital güvenliğini küresel gündeme taşıdık. Bu yıl Cidde'de 48’inci İslam Komisyonu'nda gençlerin dijital oyunlarda ve sosyal medyada korunmasına yönelik karar tasarımız kabul edildi. Bundan da büyük memnuniyet duyuyoruz, destek veren bütün ülkelere, herkese gönülden teşekkür etmek istiyorum" diye konuştu.
'BU ALGORİTMALARA YÖN VEREBİLİRİZ'
Göktaş, "Ülkemizin girişimiyle İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde ayrıca aile ve nüfus 10 yılı ilan edildi. Şimdi çocuklarımız için İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde ortak bir dijital güvenlik mekanizması kurulmasını öneriyoruz. Yaklaşık 2 milyarlık nüfusuyla, genç ve dinamik nüfus yapısıyla İslam dünyası aslında bu dünyanın kurucularından biri olacak güce de sahip. Bu potansiyelimizin farkına varmak durumundayız. Dolayısıyla dijital içerikleri sadece tüketen değil, doğrudan içerik üretebilecek bir nesne ve potansiyele de sahibiz. Algoritmaları şekillendirenler var. Biz de çocuklarımızın, ailelerimizin lehine, kadınların lehine bu algoritmalara tekrar yön verebiliriz. Bu alanda da aslında tek bir ülke çabasıyla değil, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki her bir ülkemiz aslında bu ortak sorumlulukla hareket ettiği müddetçe gerçekten hem yapay zekaya hem dijital mecralarda sadece tüketen olarak değil, doğrudan aktörü olarak yön verebileceğimize ben yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
'GENÇ VE DİNAMİK NÜFUS YAPIMIZ VAR'
Bakan Göktaş son olarak "Genç ve dinamik nüfus yapımız var ve gerçekten bu potansiyele sahip olan gençlerimiz var. Artık bu alanlara da öncelik vermemizin zamanının çoktan geldiğini özellikle ifade etmek istiyorum. Bir yöne giden bu dijital yapılara aileyi merkeze alan, çocuklarımızın güvenliğini esas alan bir vizyonla yön verebiliriz. Algoritmaları şekillendirenler nihayetinde yine de insanlar. Dolayısıyla bizler de bu konularda öncü olmak zorundayız" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-------------------------
-Bakan Göktaş'ın konuşması
-Panelden görüntü
-Genel ve detay görüntüler
===========
2- BAKAN BOLAT: 103 YILLIK CUMHURİYET TARİHİMİZİN EN YÜKSEK 3'ÜNCÜ AYLIK İHRACATINA ULAŞMIŞ BULUNUYORUZ - 1
Canan İLARSLAN - Mehmet ALA/ İSTANBUL, (DHA)- TİCARET Bakanı Ömer Bolat Dış Ticaret verileri basın toplantısında konuştu. Bakan Bolat, "En yüksek Ekim ayı ihracat rekoru kırılmıştır. Yüzde 8,1 mal ihracatımızda artış sağlanmıştır ve ihracatımız neredeyse 26 milyar dolara yakın yani 25,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Geçen ay Eylül 'de de 26 milyar dolardı hatırlarsanız. Böylece 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yüksek 3'üncü aylık ihracatına ulaşmış bulunuyoruz." dedi.
Bakan Bolat Dış Ticaret Verileri basın toplantısında konuştu. Bolat, "İkinci önemli başarı, 2026 yılının ilk 10 aylık Ocak-Ekim dönemi ihracat rekoru, o da yüzde 5,5 artışla 236,8 milyar dolara yükselmiştir.Üçüncü rekor son 12 aylık yıllıklandırılmış toplam mal ihracat rekoru 2025 Ekim ayına kıyasla 15,6 milyar dolar artışla 285,6 milyar dolara yükselmiştir. Bizim Ekim sonunda son 12 ay yıllık ihracatımız 285,6 milyar dolardır. " dedi.
'HEDEFİMİZİ YAKLAŞIK 3,5 MİLYAR DOLAR AŞMIŞ BULUNUYORUZ'
Bakan Bolat, "Hedefimiz neydi; 282 milyar dolardı. Hamdolsun yaklaşık 3,5 milyar dolar onu aşmış bulunuyoruz ve son 1 yılda ihracat rakamındaki toplam artış mal ihracatında 15,6 milyar dolar 15 milyar 600 milyon dolar olmuştur.Hizmetler ihracatında da Ağustos'tan itibaren görülen hızlanma Eylül Ekim'de de devam etmektedir. Ekim ayı itibariyle son 12 ayın yıllıklandırılmış hizmetler ihracatı toplamı da 127,4 milyar dolara yükselmiştir.Böylece Ekim sonu itibariyle yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının toplamı 413 milyar dolardır. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın yeni yılın başında ihracatta durum değerlendirmesi buluşmasında bizlere bahsettiği 410 milyar dolarlık hedefi, Ekim ayı itibariyle 3 milyar dolar fazlasıyla aşmış bulunuyoruz" diye konuştu.(DHA)
Görüntü Dökümü
-----
- Bakan Bolat'ın konuşması
- Genel ve detay görüntüler
============
3- ZORLU HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI AHMET NAZİF ZORLU HAYATINI KAYBETTİ
İSTANBUL,(DHA)- ZORLU Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu (82), bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Kanser hastalığı nedeniyle İstanbul'da özel bir hastanede tedavi gören Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, 82 yaşında hayatını kaybetti.Zorlu Holding'den yapılan açıklamada, "Yönetim Kurulu Başkanımız Ahmet Zorlu’yu bugün, bir süredir tedavi gördüğü hastanede kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. 1953 yılında Babadağ’da temelleri atılan Zorlu Grubu’nu vizyonu ve liderliğiyle Türkiye’nin önde gelen sanayi grupları arasına taşıyan ve uluslararası ölçekte büyümesine öncülük eden Ahmet Zorlu, yaşamı boyunca ülkesi için çalıştı. Gerçekleştirdiği yatırımlarla Türkiye’nin sanayileşmesine, ihracatına ve istihdamına önemli katkılar sundu; eğitim ve kültür-sanat alanındaki çalışmalarıyla toplumsal gelişimi destekledi. Ahmet Zorlu’nun 'Önce ülkem, sonra kurumum, sonra ailem' sözleriyle ortaya koyduğu anlayış; ülkesine ve insanına duyduğu inanç, çalışmaya ve üretmeye verdiği değerle birlikte Zorlu Grubu’na bıraktığı en kıymetli miraslardan biri olarak yaşamaya devam edecek" ifadeleri yer aldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
---
ARŞİV
==========
4- KALP VE BÖBREK NAKİLLİ SEVDA, DİYALİZ TEKNİKERİ OLDU: UMUTLARINI YİTİRMESİNLER, HER AN TELEFON GELEBİLİR
Canan İLARSLAN- Feridun AÇIKGÖZ/İSTANBUL, (DHA)- BÖBREK yetmezliği nedeniyle 17 yaşında tedavi görmeye başlayan ve 18 yaşında kalp yetmezliği teşhisi konulan Sevda Gülün (29), çoklu organ yetmezliği nedeniyle acil nakil sırasına alındı. Gülün, teşhis konulduktan 1 sene sonra 2016'da kadavradan kalp ve böbrek nakliyle hayata tutundu. Yaşadığı sağlık sorunlarından etkilenen Gülün, eğitiminin ardından Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde diyaliz teknikeri olarak göreve başladı. Diyaliz tedavisi gören hastalarla ilgilenen, onlara moral aşılayan Gülün, organ nakli bekleyen hastalara seslenerek, "Umutlarını yitirmesinler. Her an bir telefonla gelebilir o umut, sevinç gelebilir; çünkü ben tam yitireceğim anda umudum yeşerdi. Her an organ bağışı için aranabilirler" dedi.
Başakşehir'de yaşayan Sevda Gülün, 9 Mart 2015'te baş ağrısı ve mide bulantısı şikayetleriyle Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde böbreklerinin çalışmadığı belirlenen Gülün'e, 17 yaşındayken böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. İlk olarak ilaç tedavisi gören Gülün, yaklaşık 3 ay sonra haftada 3 gün diyaliz tedavisine başladı. Tedavi boyunca nefes darlığı ve kalp ritim bozukluğu şikayetleri de yaşayan Gülün'e, 18 yaşında Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Doktorlar, Gülün'ün hem kalp hem de böbrek nakli olması gerektiğine karar verdi. Annesinden böbrek nakli planlanan Gülün, kalp yetmezliğinin ortaya çıkması ve 2 organın aynı kişiden alınması zorunluluğu nedeniyle kadavradan nakil beklemeye başladı.
UYGUN ORGAN 3 AY SONRA BULUNDU
Gülün için kalp ve böbrek naklinin aynı anda yapılmasına karar verildi; yaklaşık 3 ay sonra da kadavradan uygun organ bulundu. Yapılan testlerde organların uyumlu olduğunun belirlenmesi üzerine Gülün, 30 Aralık 2016'da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde ameliyata alındı. Yaklaşık 13 saat süren operasyonun ardından Gülün, kalp ve böbrek nakliyle 19 yaşında yeniden hayata tutundu. Nakil öncesinde üniversite sınavlarına hazırlanan Gülün, bu süreçte meslek tercihini değiştirdi. Daha önce öğretmen olmak isteyen Gülün, diyaliz hastalarını daha iyi anlayabilmek ve onlara destek olabilmek için diyaliz teknikerliği bölümünü tercih etti. Yaklaşık 11 aydır Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde görev yapan Gülün, bir dönem kendisinin de tedavi gördüğü diyaliz ünitesinde, hastaların tedavisinde görev alıyor; onlara moral veriyor.
'AYNI ANDA KALP VE BÖBREK NAKLİ OLMAM GEREKTİĞİNE KARAR VERİLDİ'
Yaşadıklarını anlatan Sevda Gülün, "9 Mart 2015 tarihinde böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. İlk öğrendiğim zaman hastaneye mide bulantısı ve baş ağrısıyla gitmiştim. Bana böbreklerimin iflas ettiğini söylediler zaten ultrason çekiminde ve kan testlerimde de belli olmuştu. Sonrasında böbreklerimin iflas ettiğini, çalışmadığını, ya diyaliz ya da nakil gerektiğini öğrendim. O süreçte de mide bulantısı ve baş ağrısıyla gittiğim hastanede direkt yatış verildi. Bu şekilde süreç başladı. 3 ay boyunca ilaç tedavisi başladı, sonrasında diyaliz kararı verildi. Haftada 3 gün diyalize başlandı. 1,5 sene boyunca diyalize girdim. İlk olarak hastalığımı öğrendiğim hastane Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Burada ilaç tedavisine başlandı. Diyaliz kararı alındıktan sonra Sadi Konuk Hastanesi'ne yönlendirildim. Orada nakil süreçlerim başlayacaktı. Orada böbrek nakil süreçlerim başlayacaktı; ama sonrasındaki kalp rahatsızlıklarım da artınca bu sefer Mehmet Akif Ersoy Eğitim Araştırma Hastanesi’ne yönlendirildim. Diyaliz sonrası günlerimde nefes darlıklarım arttı, nefes alamama sorunlarım başladı. Kalp ritimlerim de düzenli değildi. Orada Mehmet Akif Ersoy'da kalp yetmezliğinin de geliştiğini ve kalp nakli olmam gerektiğini de söylediler. O hastanede de kalp ve böbrek nakli aynı anda yapılmasına karar verildi. Bana Türkiye'de ya Antalya'da, ya da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde olduğunu söylemişlerdi. Sonrasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne yönlendirildim, tedavi sürecim orada devam etti ve orada da sürüyor" dedi.
'1,5 SENE DİYALİZ TEDAVİSİ GÖRDÜM'
Gülün, “Diyalize girdiğim süre boyunca kalp yetmezliğim olduğunu da anladım, bu süreçte de nakil bekledim. Sonrasında bunun için de tedaviler başlandı nakil kararı verildi. Kalp ve böbrek nakil sürecimden önce 1,5 sene diyaliz tedavisi gördüm. Diyalize girdiğim günler eve yorgun, argın bir şekilde gidiyordum. Günlük yaşamımı çok iyi de yaşayamıyordum. Hastalığımı öğrendiğim zaman lise mezunuydum. Okuluma da ara vermiştim, çok etkiledi. 17 yaşında böbrek yetmezliğimin teşhisi konuldu ve 18 yaşımda diyalize başlamıştım. Ardından kalp yetmezliği teşhisi konuldu ve 19 yaşımda kalp ve böbrek nakli oldum. Aynı anda kalp ve böbrek nakli olmam gerektiği söylendiği zaman açıkçası biraz umutsuzdum ve imkansız olarak görüyordum. Ülkemizde çok fazla organ bağışı olmadığından dolayı ve kalp çok hassas bir organ olarak görüldüğü için açıkçası çok umudum yoktu. Hatta ablamla bir konuşmamda 'Birinin yaşaması için birinin vefat etmesi gerektiğini' söylemiştim. Bu sözlerimden 3 ay sonra bana kalp de çıktığını öğrendim, o zaman umutlarım tekrar yeşermişti. O zaman ülkemizde duyarlı insanların da olduğunu gördüm. Kalp hassas ve bağışlanması biraz güç bir organ ama ülkemizde bağışlayan insanlar da var" ifadelerini kullandı.
'ÇOKLU ORGAN YETMEZLİĞİNDEN ACİL SIRAYA ALINMIŞTIM'
İki ameliyatın 13 saat sürdüğünü belirten Sevda Gülün, "Nakil Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde yapıldı. Ameliyata girdiğim zaman gülerek girmiştim ve yaşayacağımı da düşünüyordum. İçimdeki his bana yaşayacağımı hissettirdi. Bilmiyorum nasıl bir his olduğunu ama yaşayacaktım ve hayallerim vardı, bunları gerçekleştirecektim, buna inanıyordum. Böbrek ve kalp kadavradan çıktı. Böbrek için normalde benim annem vericiydi. Sonrasında kalp yetmezliği de geliştiğini öğrenince aynı doku olması için aynı kişiden alıcı olması gerekiyor. O yüzden kadavradan nakil bekledim. Kalp nakli de olması gerektiğini söyledikten bir 3 ay sonra organ nakli çıktı. Çoklu organ yetmezliğinden dolayı acil sıraya alınmıştım. Kalp ve böbrek yetmezliğinin teşhisi konulduktan sonra ve aynı anda nakil olma kararı çıktıktan 3 ay sonra kadavradan organlar çıktı. Yapılan testler sonucunda uyumlu olduğu kararına varıldı ve nakil gerçekleşti" diye konuştu.
'YAŞADIĞIM SAĞLIK SORUNLARI DİYALİZ TEKNİKERLİĞİNİ SEÇMEMDE ETKİLİ OLDU'
Nakil sonrası hayatını ikinci bir yaşam olarak anlatan Gülün,"Bana verilen organların sahibi 19 yaşında genç bir kızdı. Nakilden sonra yeni bir hayata kavuştum, ikinci bir yaşam olarak nitelendiriyorum. Yeni bir hayata 'Merhaba' nefessiz geçen gecelere 'Elveda' dedim. Hayallerimin gerçekleştiği yeni bir hayat. Ben 18 yaşındaydım, bana organlarını veren kişi de 19 yaşında genç bir kız. Şu an 29 yaşındayım şu an 10 sene oldu. Nice 10 senelere diyelim. Ben diyaliz sürecimde girdiğim merkezde hep meraklı bir insanım, yapılan işlemleri acaba ne yapılıyor, ne ediliyor diye hep izliyordum. Hemşiremi hep izlerdim, ne yapıyorsun, ne ediyorsun diye sorardım. Sonra bir gün rüyama girdi. Hemşirem bana anlatıyordu, onun yanında stajyerlik yapıyordum. Bu şekilde karar verdim; 'Ben de diyaliz okumalıyım' dedim, hem diyaliz hastalarını daha iyi anlayacağımı düşündüğüm için karar verdim ve diyaliz teknikerliğini okudum, bitirdim. Çok şükür atandım. Rahatsızlığımı üniversite sınavına hazırlanırken öğrenmiştim. Sağlık hiç düşünmüyordum, hatta öğretmenlik düşünüyordum. Sağlık alanı ister istemez beni etkiledi. Yaşadığım sağlık sorunları diyaliz teknikerliği bölümü seçmemde etkili oldu. Hastalara yaklaşırken daha bilinçli gibi hissediyorum. Çünkü onların bana tarif ettiği ağrıyı ya da acıyı anlattıkları zaman daha iyi tarif edebiliyorum. Ben de yaşadım, 'Bundan dolayı olabiliyor', diye hastalara bu şekilde bilgi veriyorum. Hastalar da benim nakilli olduğumu, diyalize girdiğimi öğrenince, 'Sen o yüzden mi bize farklı yaklaşıyorsun, o yüzden mi bizi anlıyorsun' gibi söylemleri de, geri dönüşleri de olmuştu. Bu sürecimi hastalara anlatmam hastalarda moral motivasyon artışı yaşattı diyebilirim" dedi.
'BENİ KIZLARI GİBİ GÖRÜYORLAR'
Organ bağışının önemine dikkat çeken Gülün, "Organ nakliyle insan gerçekten yeniden doğmuş gibi hissediyor. Önceki ve sonraki sürecimi karşılaştırıyorum. Yeni bir yaşam, yeni bir hayat. Anne karnından yeniden doğmuş gibi diyebilirim. Onlara minnettarım. Onlar bir acı, bir kayıp yaşadılar; ama beni kızı gibi olarak da görüyorlar. Daha önceden iletişim kurmuştum. Onlar sayesinde ben şu an buradayım. Onlar bağışlamasaydı belki ben şu an burada olamazdım." dedi.
'YENİDEN DOĞMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM'
Gülün, "Açıkçası organ nakli konusunda yeterli bilinç olduğunu düşünmüyorum, ya da korkumu desem bilemiyorum ama benim birçok insanla organ bağışı hakkında konuştuğumuz zaman yeterli bilinç olduğunu düşünmüyorlar. Birçok insanda, 'Ben önceden yaparsam sonrasında başıma bir şey gelirse müdahale edilmez mi' düşüncesi var ve ben bunun böyle bir şey olmadığını sürekli anlattım. Hep kullanılan bir söz vardır. 'Toprak olmasın insanla can dağıtsın' diye. Tereddütte kalanlar en azından beni görsün. Birçok organ nakli olan insan var. Organ nakli bağışı olmasaydı birçoğu belki de toprak altında olacaktı. Toprak altında değil de toprak üstünde olsunlar en azından ikinci yaşamlarını, ikinci baharını yaşasınlar diyorum. Organ nakli bekleyen vatandaşlar için de şunu söyleyebilirim. Umutlarını yitirmesinler. Her an bir telefonla gelebilir o umut, sevinç gelebilir; çünkü ben tam yitireceğim anda umudum yeşerdi. Her an organ bağışı için aranabilirler. Yeni bir yaşam ama insanın bir yanı buruk, bir yanı sevinç oluyor; çünkü bana organ bağışlandığı zaman benim bir yanım buruktu, bir yanım sevinçli doluydu. Vefat eden biri vardı, bir yanım buruktu ama bir yanım da yeniden bir yaşam hakkı verilecekmiş hissi vardı. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Birçok hayalimi gerçekleştirdim. Nakilden önce yaşarsam bunu yapacağım, şunu yapacağım dediğim birçok şeyi gerçekleştirdim. En güzeli de mesleğimin başındayım" ifadelerini kullandı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Hastaneden görüntü
-Sevda Gülün'ün hastalarla ilgilenmesi
-Sevda Gülün ile röportaj
-Genel ve detay görüntüler
==========
5- SULTANGAZİ'DE SİLAHLI SALDIRI ANI KAMERADA; 1 YARALI
Emin YEŞİL / İSTANBUL, (DHA) - SULTANGAZİ’de telefon aksesuarları satan bir iş yeri sahibinin oğluna silahlı saldırı düzenlendi. Saldırı anı iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.Görüntülerde şüphelinin cebinden çıkardığı silahla ateş ettiği ve saldırıya uğrayan kişinin dükkana girerek kendini yere attığı anlar görülüyor.
Olay Sultangazi Cebeci Mahallesi'nde bulunan bir iş yerinde dün akşam saatlerinde meydana geldi. İddiaya göre telefon aksesuarları satan bir iş yeri sahibinin oğluna silahlıa saldırı düzenlendi. Saldırıda 1 kişi yaralandı. Saldırı anı iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
SALDIRI ANI KAMERADA
Görüntülerde yolda yürüyen şüphelinin cebinde sakladığı silahı çıkararak iş yeri önünde bekleyen kişiye ateşlediği anlar görülüyor. Saniyeler içinde meydana gelen saldırı sırasında iş yeri önünde bekleyen kişi dükkana kaçıyor. Görüntülerde iş yeri sahibinin oğlu olduğu öğrenilen kişinin dükkana kaçarak kendini yere attığı anlar görülüyor. Bu sırada yolda yürüyen bir kişi saldırıyı görüyor ve yardım etmek için dükkana yöneliyor. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----
(Güvenlik kamerası)
- Silahlı saldırı anı
- İş yeri önünde bekleyen kişinin içeri kaçması
- Kendini yere atması
- Yardıma gelen ve telefonla ihbarda bulunan kişi
- Dükkanda toplanan kalabalık
========
6- SARIYER’DE KAMYONETİN 3 ARACA ÇARPTIĞI KAZA KAMERADA
Hasan YILDIRIM-Doğan Can CESUR/İSTANBUL,(DHA)- SARIYER’de sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği kamyonet, iki otomobile çarptıktan sonra park halindeki minibüse vurarak durabildi. Kazada 2 kişi yaralanırken, kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı.
Kaza, Merkez Mahallesi Nalbant Çeşme Caddesi’nde 31 Ekim Cumartesi saat 09.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Hikmet Balcı (81) kullandığı kamyonetin hakimiyetini henüz belirlenemeyen bir nedenle kaybetti. Hızla ilerleyen kamyonet, önce hareket halindeki 2 otomobile daha sonra da park halindeki minibüse vurdu. 4 aracın karıştığı kazada 2 kişi hafif yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Otomobilde bulunan 2 yaralı ambulansla Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. 4 araçta ise hasar meydana geldi.
KAZA ANI GÜVENLİK KAMERASINDA
Diğer yandan kaza anı güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde kamyonetin aniden hareket ederek önce 2 otomobile daha sonra da park halindeki minibüse çarptığı anlar görülüyor. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------
(Güvenlik kamerası)
-Kamyonetin 2 otomobile çarpması
-Kamyoneyin minibüse vurması
(Aktüel)
-Olay yerinden görüntü
-Kaza sonrası yaşananlar
-Hasar meydana gelen kamyonet ve minibüs
-Genel ve detay detaylar
=========
7- ZEYTİNBURNU’NDA PARK HALİNDEKİ KAMYONETE SİLAHLI SALDIRI
Emre KURT - Tolga DEMİR / İSTANBUL, (DHA) - ZEYTİNBURNU’nda motosikletli 2 şüpheli, park halindeki kamyonete silahla ateş açtı. Daha önce trafikte tartıştığı bir motosiklet sürücüsünden şüphelendiğini belirten kamyonet sahibi, polise giderek şikayetçi oldu. Saldırı anı güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, saat 03.00 sıralarında Çırpıcı Mahallesi 2. Taşocağı Sokak’ta meydana geldi. Sokakta park halinde bulunan kamyonete motosikletli 2 şüpheli tarafından silahla ateş açıldı. Şüpheliler, saldırının ardından motosikletle olay yerinden kaçtı.
SABAH ARACININ KURŞUNLANDIĞINI FARK ETTİ
Sabah saatlerinde aracının yanına gelen Engin Yalçınkaya, kamyonetin kurşunlandığını fark edince durumu polise bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Olay yeri inceleme ekipleri, kamyonette ve çevresinde inceleme yaptı. Polis, kaçan şüphelilerin kimliklerinin belirlenerek yakalanması için çalışma başlattı.
'TRAFİKTE TARTIŞTIĞIM MOTOSİKLETLİ YAPTI' İDDİASI
Kamyonet sahibi Engin Yalçınkaya, daha önce trafikte kavga ettiği bir motosiklet sürücüsünden şüphelendiğini belirterek şikayetçi olduğunu söyledi. Yalçınkaya, "Aracım bu şekilde duruyordu, birden önümden geçti. Bende vurmamak için durdum, zaten vurmadım. İleride durup motorundan inerek yanıma geldi. Aracıma vurunca ben de aşağıya indim ona bir tane vurdum yere düştü. Ben aracıma binerek gittim. Bu olay cumartesi günü oldu. Ben akşam aracımı buraya park ettim eve gittim. Pazar gece 03.00'te gelmişler, ateş edip gitmişler. Mermiler aracın camlarına gelmiş. Polise şikayetimi bildirdim, şuanda aranıyorlar. İki kişi gelip arkadaki ateş ediyor" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----------
(Güvenlik kamerası)
-Silahlı saldırı anı
(Aktüel)
-Kurşunlanan kamyonet
-Kamyonetteki kurşun izleri
-Kamyonet sahibi Engin Yalçınkaya ile röportaj
-Genel ve detay görüntüler
=========
8- MAGİCİAN OF META KRİPTO VARLIK’ PLATFORMUNA YÖNELİK OPERASYON: 12 GÖZALTI / Operasyon görüntüsüyle
Ayşe GÜREL / İSTANBUL, (DHA) - MAGICIAN Of Meta Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş. hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından elde edildiği değerlendirilen paraların kripto varlığa dönüştürülerek izinin kaybettirilmeye çalışıldığı tespit edildi. Şirket hesaplarına 2023 yılından itibaren 4 milyar 301 milyon lira para girişi, 3 milyar 990 milyon lira para çıkışı olduğu belirlenirken, 19 şüpheliye yönelik 5 ilde düzenlenen operasyonda 12 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada, şirketin 'aeronx.com' internet sitesi üzerinden faaliyet gösterdiği belirlendi. Şirket hesaplarına para gönderen 639 gerçek kişinin büyük bölümünün yasa dışı bahis ve dolandırıcılık suçlarından soruşturma veya kovuşturma kaydının bulunduğu tespit edildi. Soruşturma kapsamında, BCT Yazılım ve Liquid Yazılım isimli şirketlerin Magician Of Meta Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş. ile organik bağlantısının olduğu belirlendi. BCT Yazılım'ın önceki yetkilisinin Tolga Altay, son yetkilisinin ise platform çalışanı Mustafa Uslular olduğu tespit edildi. BCT Yazılım'ın banka hesaplarına Nkolay, IQ Money ve Elekse isimli ödeme kuruluşlarından gelen 479 milyon liranın, sanal POS tahsilatı işlemiyle Magician Of Meta Kripto Varlık Alım Satım Platformu A.Ş. hesaplarına aktarıldığı anlaşıldı. Aynı adreste kurulduğu belirlenen Liquid Yazılım'ın hesaplarına da aynı ödeme kuruluşlarından gelen 449 milyon liranın platform hesaplarına aktarıldığı kaydedildi.
4 MİLYAR 301 MİLYON LİRA PARA GİRİŞİ TESPİT EDİLDİ
İncelemelerde, platformun banka hesaplarına gelen paraların büyük bölümünün yasa dışı bahis ve nitelikli dolandırıcılık suçlarıyla bağlantılı olduğu değerlendirildi. Şirket hesaplarında 2023 yılından itibaren toplam 4 milyar 301 milyon lira para girişi ve 3 milyar 990 milyon lira para çıkışı gerçekleştiği tespit edildi. Para hareketlerinin analizinde, suçlarla bağlantılı olabileceği değerlendirilen tutarların ödeme ve elektronik para kuruluşları ile banka hesapları üzerinden toplandığı, ardından kripto varlık platformlarına aktarılarak kripto varlığa dönüştürüldüğü ve çeşitli transferlerle kaynağının gizlenmesinin amaçlandığı değerlendirildi.
19 ŞÜPHELİYE YÖNELİK 5 İLDE OPERASYON
İstanbul merkezli Antalya, İzmir, Ankara ve Kırşehir'de 19 şüphelinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 12 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda 14 araç, 4 konut ve 2 araziye el koyma işlemi gerçekleştirilirken, 367 banka ve kripto hesabına bloke konuldu. Öte yandan şirket TMSF'ye devredildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-------
-Operasyondan görüntüler
-Ev ve iş yerlerinde arama
-Ele geçirilenler
-Şüphelilerin sevki
-Genel ve detay görüntüler
=============
9- İSTANBUL MERKEZLİ 39 İLDE YAPAY ZEKA DESTEKLİ PROGRAMLA BAHİS OYNATAN 194 ŞÜPHELİYE OPERASYON
İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL merkezli 39 ilde, Telegram isimli sanal medya platformunda yapay zeka destekli 'Avcı' isimli programı kullanarak yasa dışı bahis ve kumar oynattığı belirlenen 194 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından dijital ortamda işlenen suçların önlenmesi ve suçla mücadelede etkinliğin artırılmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Telegram isimli sanal medya platformunda yapay zeka destekli 'Avcı' isimli program kullanılarak yasa dışı bahis ve kumar faaliyetleri yürüten çok sayıda grup ve şüpheli tespit edildi. MASAK raporu ve şüphelilerin finansal işlemlerine yönelik analizler sonucunda, yüksek miktarda finansal işlem hacmi olduğu belirlendi. Bu kapsamda, 194 şüphelinin yakalanmasına yönelik İstanbul merkezli 39 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Gaziantep, Hatay, İzmir, Karabük, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Malatya, Mardin, Mersin, Muş, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Van, Yalova ve Zonguldak'ta şüphelilere ait ev ve iş yerlerinde arama ve el koyma işlemleri yapıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü:
-----------
-Operasyondan görüntüler
-Elde yapılan aramalar
-Ele geçirilenler
-Şüphelilerin sevki
============
10 - İSTANBUL MERKEZLİ 3 İLDE SAHTE PARA OPERASYONU: 10 GÖZALTI
Berkay GÜNEŞ / İSTANBUL, (DHA) -İSTANBUL merkezli 3 ilde sahte paraları piyasaya sürerek haksız kazanç elde ettikleri tespit edilen 15 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verildi. Yapılan operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmaların devam ettiği belirtildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, sahte Türk lirası, ABD doları ile avro banknotlarını piyasaya sürerek, haksız kazanç elde ettikleri belirlenen 15 şüpheli hakkında da soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, İstanbul, Ankara ve İzmir'de 13 eve eş zamanlı operasyon düzenlendi. Ekiplerin, 15 şüpheliye yönelik yakalama ve adreslerde arama çalışmalarının sürdüğü öğrenildi.
10 GÖZALTI
Yapılan operasyonlarda haklarında gözaltı kararı bulunan 10 şüpheli yakalandı. Diğer 5 şüphelinin yakalanması için ise çalışmaların sürdüğü belirtildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------
-Operasyondan görüntüler
-Evlerde yapılan aramalar
-Sağlık kontrolü
-Şüphelilerin sevki
============