Yazdırma görünümü — reklam, menü ve yorumlar çıkarıldı Habere dön
Yaşam
Ana Sayfa » Yaşam » DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 8
DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 8
DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 8

DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 8

📅 06.11.2026 14:33 ⏱ 27 dakika okuma 💬 0 yorum 📰 DHA RSS
1) KURTULMUŞ: COĞRAFYAMIZIN HALKLARINI ORTAK BİR HEDEFE YÖNELTMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZTÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "İki asır evvel dağılmaya başlayan geniş coğrafyamızın halklarını bir araya getiriyor, derliyor, toparlıyor ve ortak bir hedefe doğru yöneltmek için va

1) KURTULMUŞ: COĞRAFYAMIZIN HALKLARINI ORTAK BİR HEDEFE YÖNELTMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ

TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "İki asır evvel dağılmaya başlayan geniş coğrafyamızın halklarını bir araya getiriyor, derliyor, toparlıyor ve ortak bir hedefe doğru yöneltmek için var gücümüzle mücadele ediyoruz. Artık bundan sonra ülkemizde çok daha güzel günler olacak ve çok daha güçlü bir Türkiye’yi inşallah hep beraber kuracağız. Mesele ne sadece bir rapor hazırlamak ne sadece bir yasa çıkarmaktır. Yaptığımız iş, bunların çok daha üstünde, çok daha büyük bir meselenin tam da başlangıcıdır" dedi.

Bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Malatya'ya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İnönü Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'ne katıldı. Açılışa Kurtulmuş'un yanı sıra; Malatya Valisi Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, milletvekilleri, rektörler, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

'BU SÜREÇ, TÜRKİYE MODELİDİR'

Terörsüz Türkiye sürecinin Türkiye’ye özgü bir model olduğunu belirten Kurtulmuş, "Dünyadaki bütün çatışma çözümleri örneklerinden fevkalade ciddi şekilde ayrışan ve bir akademisyen olarak söylüyorum, başından itibaren de meselenin içinde olan birisi olarak söylüyorum. Bundan sonra da dünyanın birçok üniversitesinde çatışma çözümleri alanında ders olarak okutulacak bir süreci yönetiyoruz. Bu süreç Türkiye modelidir ve bu modelin birkaç tane temel özelliğini sizlerle paylaşmak istiyorum. 6 tane temel özelliği var. Bunlardan birincisi. Biz bu yola girerken, başlarken kendi birikimimize, milletimizin değerlerine, ülkenin siyasi birikimine, devletin tecrübesine ve hepsinden önemlisi de toplumsal dayanışmamıza güvenerek yola çıktık. Türkiye modeli dediğimiz bu modelin birinci alametifarikası milli bir model olmasıdır. Başka başkentlerde pişirilen bir yemeği önümüze koyarak onunla Türkiye'nin önüne bir gündem getirilmedi. Başka başkentlerin bu konuyla ilgili ne düşündükleri inanın ki hiçbir şekilde bizim için mevzubahis dahi olmadı. Bu sürecin bir başka alameti farikası ise sürecin başından itibaren açık, şeffaf ve gerçekten bütün müzakerelerin halkın gözü önünde cereyan etmiş olmasıdır. Bunu sağlamak için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplumumuzun hemen hemen her kesiminden, çok farklı grupları bir araya getirmiş, bu konuda fikri olan herkesin fikrini Meclis çatısı altında söylemesine gayret gösterilmiştir. Çünkü biliyoruz ki demokrasinin en büyük gücü, en aykırı fikirlerin bile ortak bir zeminde tartışılabilmesidir. Türkiye modeli bu çerçevede başından itibaren müzakereci demokrasinin en güçlü örneği olarak ortaya çıkmıştır" dedi.

'50 YILLIK PKK TARİHİNDE İLK KEZ OLAN BİR HUSUS'

Kurtulmuş, "Örgüt tarihinde ilk kez silahsızlanma, silahları bırakma ve örgütün kurumsal kimliğini feshetme iradesini ortaya koydu. 27 Şubat’ta yapılan, İmralı’dan yapılan açıklamada ve daha sonra takiben yapılan diğer açıklamalarda bu konu bütün açıklığıyla gündeme getirilmiştir. Özellikle örgütün kurucu ideolojisinin artık geçersiz olduğu, rasyonel sosyalizmin sürdürülemez bir ideoloji olduğu, örgütün en üst yönetimi tarafından ifade edildi. Ayrıca artık silahlı mücadeleyle Türkiye’de hiçbir sonuç alınamayacağı, bunun doğru bir yol olmadığı ve bunun için de silahlı mücadelenin sona erdirilerek silahsızlanma, silahları bırakma döneminin başlayacağı ifade edildi. Bu da 50 yıllık PKK tarihinde ilk kez olan bir husustur. İlk kez böylesine güçlü bir şekilde örgüt silahsızlanma ve örgütü feshetme iradesini ortaya koymuş oldu. Bu da fevkalade önemli bir gelişmeydi" diye konuştu.

'467, MİLLET VİCDANININ DEVLET AKLINA YANSIMASIDIR'

Kurtulmuş, "467 milletvekilimizin, her partiden 467 milletvekilimizin oyuyla kabul edildi. Değerli arkadaşlar, bu 467 tesadüfi bir rakam değildir. 467 aslında sadece bir rakam da değildir. 467, millet vicdanının devlet aklına yansımasıdır. Millet bize diyor ki bu sorunu çözün. Buraya kadar getirdiniz, bu sorunu mutlaka çözün, bitirin. Bunun için de siyaset olarak sorumlu kalın, elinizi, gövdenizi taşın altına koyun ve bizi, ülkeyi bu meseleden kurtarın. Kardeşlerim esasında raporun hazırlanması bir kapıyı şöyle aralamıştır. Meclis'te 467 oyla bu yasanın kabul edilmesi ise bir kapıyı sonuna kadar açtı. Önümüzde şimdi yeni bir kapı açılmıştır. Bu kapı barışın, esenliğin, selametin, kardeşliğin birlikte ortak bir geleceğe doğru yürümenin kapısıdır. Artık bundan sonra ülkemizde çok daha güzel günler olacak ve çok daha güçlü bir Türkiye’yi inşallah hep beraber kuracağız. Şunu da samimiyetle ve açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Değerli arkadaşlar, mesele ne sadece bir rapor hazırlamak ne sadece bir yasa çıkarmaktır. Yaptığımız iş, bunların çok daha üstünde, çok daha büyük bir meselenin tam da başlangıcıdır" dedi.

'PROVOKASYONLARA ASLA FIRSAT VERMEMEK GEREKİR'

Terörsüz Türkiye sürecine karşı çıkabilecek odaklara ilişkin uyarılarda bulunan Kurtulmuş, "Türkiye'de kahir ekseriyeti, milletimizin kahir ekseriyeti bu konuya destek veriyor. Ancak bu mesele başarılı olmasın diye gayret edenlerin de varlığını biliyor ve bu konuda da tedbirli olmaya hepimizi davet ediyorum. İki tane temel meselede dikkatlerimizi teksif etmek zorundayız. Değerli arkadaşlar, bunlardan birisi provokasyonlara asla fırsat vermemek gerekir. Ancak ola ki düzenleri bozulacak olanlar, hesapları dağılacak olanlar, içeride ve dışarıdaki bazı odaklar bu konuda ismini de vererek söyleyeyim, savaş ve terör baronları bu konunun akamete uğraması için elinden gelen işi yapmaya çalışacaklardır. Özellikle bu konuyla ilgili kullanılan dilde iki uca savrulmamak mecburiyetindeyiz. Bunlardan birisi ayrılıkçı söylemlerin artık Türkiye’de hiçbir şekilde karşılığı yoktur, karşılığı olmayacaktır, olmamalıdır. Artık Türkiye'de kimse ayrılıkçılık konusundaki siyasi fikirlerini güncelleştirerek milletin karşısına çıkamayacaktır. Çünkü birlikte olmanın, barış içerisinde, huzur içerisinde yaşamanın vereceği en önemli şeylerden birisi ortak vatan, ortak medeniyet, ortak millet bilinciyle hareket etme şuurudur. Bu çerçevede hiç kimsenin ayrılıkçı söylemler kullanmasını istemiyoruz. Ancak ayrılıkçı söylem kadar tehlikeli olan bir başka söylem de ayrımcı söylemdir. Herhangi bir toplum kesimini, herhangi bir etnik mensubiyeti, herhangi bir mezhebi ya da siyasi mensubiyeti aşağılayan, küçük gören, ötekileştiren bir dille konuşmak da Türkiye’nin geleceğine fevkalade büyük zarar verecektir. Onun için diyoruz ki ayrımcılık dili de en az ayrılıkçı dil kadar tehlikeli ve zehirlidir" diye konuştu.

'BU MESELE, HAYATİ BİR MESELEDİR'

Kurtulmuş, "En başta söylediğimiz Türk’ün gururu, Kürt’ün onurunu esas almayan hiçbir gelişme bu ülkede sonuç elde edemez. Burada fevkalade tutarlı bir şekilde devam ettik ve bugün geldiğimiz noktada da diyoruz ki Türk’ün istikbali de Kürt’ün istikbali de birbirine aittir ve her iki halk ülkemizin bölünmez bir bütünü olarak varlığını sürdürecektir. Ama çok şükür, bu bölgenin halklarını sınırlarla ayırdılar ama gönüllerini ayıramadılar. Türk’ü Kürt’e, Kürt’ü Türk’e, Kürt'ü Arap'a düşman edemediler ve edemeyeceklerdir. İşte şimdi biz bu çabamızla çırpınıyoruz, yırtınıyoruz. Bu çabamızla bir şey yapıyoruz. İki asır evvel dağılmaya başlayan geniş coğrafyamızın halklarını bir araya getiriyor, derliyor, toparlıyor ve ortak bir hedefe doğru yöneltmek için var gücümüzle mücadele ediyoruz. Onun için bu mesele bir siyasi partinin meselesi değildir. Bu mesele sadece bir yasa çıkarma meselesi hiç değildir. Bu mesele sadece Türkiye'nin geleceği de değil, bütün bölgenin geleceğini ilgilendiren fevkalade hayati bir meseledir" dedi.

'ÇOK ÇETİN DÖNEMLER GERİDE KALMIŞTIR'

Kurtulmuş, "Öncelikle herhalde hepimiz kabul ederiz ki birinci asrını geride bıraktığımız Cumhuriyetimizin en yakıcı, en zor, en ağır sorunu terörle ilgili sorunumuzdur. Fevkalade büyük bedeller ödenmiş, on binlerce insanımız ölmüş, binlerce insanımız şehit olmuş, Türkiye 2,3 trilyon doların üstünde büyük bir ekonomik kayba neden olan bir belayla karşı karşıya kalmıştı. Hatta bunun da ötesinde zaman zaman milletimizin de umutlarının yıkıldığı, Türkiye'de ayrışma, bölünme senaryolarının gündeme geldiği çok zor, çok çetin dönemler de geride kalmıştır. Şimdi Türkiye Cumhuriyetimizin ilk asrının en zor sorunu olan terör meselesini çözmek için bir yola çıktık ve önemli bir merhaleyi geride bıraktık. İnşallah en kısa süre içerisinde tamamıyla terörün geride kaldığı, buradaki hatıraların, buradaki birikimlerin müktesebatın sadece bizim için tarihsel bir hafıza niteliği taşıdığı günlere inşallah ulaşacağız. Artık Cumhuriyet tarihimizin ilk asrının en önemli sorununu çözmek için başladığımız bu süreç önümüze yeni bir sorumluluk getiriyor. Nasıl bu en büyük sorunsa bu sorunun çözülmesi ise Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesidir" diye konuştu. Konuşmaların ardından üniversitede yapımı tamamlanan derslik ve yeni binaların açılışı gerçekleştirildi. (DHA)

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------

-TBMM Başkanı Kurtulmuş'un konuşması

Haber- Kamera: Recep BAĞDAT-Cahit ÖZÇELİK-MALATYA-DHA

=================================================

2) AFYONKARAHİSAR’DA 8 KİŞİNİN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ SALDIRILAR, 'BİÇERDÖVER' KAVGASIYLA BAŞLAMIŞ (2)

AYŞE SENA ÖĞRETMENİN ANNESİ, OLAYI TELEVİZYONDAN ÖĞRENMİŞ

Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesinde Arif Sefa Özdemir tarafından öldürülen Fen Bilimleri Öğretmeni Ayşe Sena Demir'in Antalya'da yaşayan annesi Hayrunissa Demir, olayı televizyondan öğrendiğini söyledi. Hayrunissa Demir, “Televizyonda altyazı geçti bu İhsaniye'de olan olayla ilgili. Telefon çaldı. Müdür Bey aradı. Olağanüstü bir durum olduğunu düşündüm Müdür Beyin aramasıyla ilgili. ‘Müdür Bey bir olay mı var?’ diye sordum. ‘Yok, ufak bir kazaya karıştı Sena öğretmen’ dedi. Ben de ‘Televizyonda gördüm. Bir öldürme vakası. O olmasın’ dedim. Müdür Bey, ‘Hayır onunla ilgisi yok’ dedi. Ama tabi benim içime ateş düştü. İlk inandım, sonra işin rengini anladım" dedi.

‘OKULUNA ŞEVKLE GİDERDİ’

Hayrunnisa Demir, “Çok şevkle giden okula, köy okullarını çok seven, köy çocuklarının ufuklarını aydınlatmaya çalışan, onlara sürekli deneyler yapan ve derse hazırlanan bir öğretmendi. Çok idealistti. Acil durum olduğu zaman, ben çocuğumu aradığım zaman kesinlikle telefonu açmazdı. ‘Anne sakın ders esnasında arama, ne olursa olsun,’ derdi. Bu kadar idealist, yılların öğretmeni olmasına rağmen derse hazırlanarak giderdi. 15 yıllık öğretmendi" diye konuştu.

‘KÖY OKULUNDA ÇOK MUTLUYDU’

Demir, “Dönem birincisi olarak Hacettepe'yi bitirmişti. Köy okulunda çok mutluydu. 'Onlara oturmayı, kalkmayı, güzel ahlaklı olmayı, çevreciliği öğretiyorum anne’ diyordu. Eczacılığı istiyordu fakat eczacılıktan daha güzel bir meslek olduğunu düşünüyordu. Çünkü daha faydalı bir şey yaptığını düşünüyordu. Çok idealistti her anlamda, davranışsal, oturma, kalkma, dürüstlük, adalet anlamında gerçekten örnek bir öğretmendi. Pandemi döneminde yolculukta girememiş olduğu 3-4 dersin parası yattığı zaman bana telefon açıp, ‘Anneciğim bunu sen al, ihtiyaç sahiplerine ver, ben haram para sokmam’ diyen bir öğretmendi" dedi.

‘ONUN ANISINA DERS VERMEYE DEVAM EDECEĞİM’

Kızının hayalleri olduğunu söyleyen Hayrunissa Demir, “Hayalleri vardı çocukların gelecekleriyle ilgili. Çok zeki çocuklar olduğunu söylüyordu. Uzman öğretmen olmuştu ve öğretmenlikten çok mutluydu, köyden ve Afyon'dan çok memnun bir öğretmendi. ‘Anne burada çok mutlu oluyorum. Antalya'ya geldiğim zaman çok kargaşa, karmaşa. Orada düşünme, tefekkür etme vakti buluyorum' diyordu. ‘Çok mutluyum ben orada. Onlara hep bir şeyler öğretiyorum, hediyeler alıyorum’ derdi. Ben geçen yıl ayrıldım öğretmenlikten. Eğitim alamayan, özel eğitim gerektiren çocuklara fahri olarak ders verme, okuma yazma öğretme, davranış eğitimi yapma gibi amaçlarım var benim. Tabii ki çocuğumun böyle gaddarca öldürülmesinden sonra, onun anısına devam edeceğim" diye konuştu.

'ÖLDÜĞÜNÜ HİÇ DÜŞÜNMÜYORUM’

Demir, “Arkadaki öğretmeni indirmiş o saldırgan. Öğretmen yalvarmış, yere kapanmış, ‘Beni öldürme’ diye. Bunlara da 'İnin aşağıya' demiş. Muhtemelen benim çocuğum, arkadaşını bırakmamak için olduğunu düşünüyorum. Yani basıp belki gidebilirdi. Yanındaki din bilgisi öğretmeni de inmiyor. Muhtemelen diyorum benim kızım insanlara ihanet eden bir çocuk olmadığı için diye düşünüyorum, o arkadaşı, inen arkadaşını orada bırakmamak için bu şekilde bir davranış yapmıştı. Dışarıdan tarıyor. Yandan giriyor işte, akciğerini, kalbini parçalıyor. Ölü olarak gitmiyor hastaneye, orada ameliyat esnasında çıkaramıyorlar, kan kaybından vefat ediyor. Onun öldüğünü hiç düşünmüyorum" dedi.

2 SONRA YAŞADIKLARI İZMİR’E GİTMEYİ PLANLIYORLARMIŞ

Diğer yandan, Arif Sefa Özdemir'in Kıyır köyünde öldürdüğü Seydi Ahmet Aydoğmuş (73) ile Satı Aydoğmuş'un (68) İzmir'de yaşadıkları ve yaz aylarını memleketlerinde geçirdiği öğrenildi. Çiftin dün Afyonkarahisar'a pazar alışverişine gittiği, sonrasında köylerine 1 kilometre uzakta saldırıya uğradığı ortaya çıktı. 2 gün sonra İzmir'e gitmeyi planlayan Aydoğmuş çiftinin, 2 oğlu, 1 kızı ve 8 torunu olduğu öğrenildi. Memleketinde yardımsever, misafirperver olarak bilinen Kıyır çifti için öğle namazı cenaze töreni düzenlenecek.

'OLAY YERİNE GİTTİĞİMDE İKİ KİŞİNİN CANSIZ BEDENİYLE KARŞILAŞTIM'

Kıyır Köyü Muhtarı Lütfi Yaşar, olayın yaşandığı gün evinde olduğunu belirterek, “Hava biraz soğuktu. Evde oturduğum sırada telefonum çaldı. Arayan kişi, ‘Muhtarım, yol üzerinde beyaz bir araç var. Ön tarafında bir erkek ve bir kadın hareketsiz yatıyor. Galiba ölmüşler. Ben yaklaşamadım, hemen geri döndüm’ dedi. Ben de kendisine, ‘Sakın yanlarına yaklaşma, hemen geliyorum’ dedim. Olay yerine gittiğimde yolun ortasında beyaz bir minibüs ve aracın ön tarafında iki kişinin cansız bedeni vardı. İlk başta kimliklerini tespit edemedik, yabancı olduklarını düşündük. Ancak daha sonra hayatını kaybedenlerin köylülerimiz Seydi Ahmet Aydoğmuş ve eşi Satı Aydoğmuş olduğunu öğrendik" dedi.

'SALDIRGAN, ÇİFTİN ARACINI GASBEDEREK UZAKLAŞMIŞ'

Saldırının nasıl gerçekleştiğine ilişkin edindikleri bilgileri paylaşan Yaşar, “Edindiğimiz bilgilere göre saldırgan, kendi aracıyla bölgeye gelerek Aydoğmuş çiftini öldürmüş, ardından araçlarını gasbederek olay yerinden uzaklaşmış. Kendi aracını ise kapıları açık şekilde yol üzerinde bırakmış. Yaklaşık 500-600 metre ileride, Olukpınar köyünden bizim köye doğru gelen İsmail Şen ile karşılaşmış ve onu da öldürdükten sonra yoluna devam etmiş. Biz olay yerine ulaştığımızda güvenliği sağlamak amacıyla yolu trafiğe kapattık ve hemen jandarmaya haber verdik" ifadelerini kullandı.

‘HERHANGİ BİRİYLE HUSUMETLERİ YA DA ALACAK MESELELERİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM’

Hayatını kaybeden Aydoğmuş çiftinin köyde sevilen insanlar olduğunu anlatan Yaşar, “Seydi Ahmet Aydoğmuş ve eşi Satı Aydoğmuş, mütevazı, kendi halinde, kimseye zararı olmayan insanlardı. Herhangi biriyle husumetleri ya da alacak verecek meseleleri olduğunu düşünmüyorum. Saldırganla daha önce karşılaştıklarını bile sanmıyorum. Kendileri İzmir’de yaşıyor, yaz aylarını köyümüzdeki evlerinde geçiriyorlardı. Kısa süre sonra yeniden İzmir’e döneceklerdi. Olay günü evlerinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Afyonkarahisar’a gitmişler. Orada yaşayan kayınbiraderlerini ziyaret edip alışverişlerini yaptıktan sonra köye dönmek üzere yola çıkmışlar. Maalesef dönüş yolunda, köyümüze yaklaşık 1 kilometre kala bu korkunç saldırıya uğrayarak hayatlarını kaybetmişler" diye konuştu.

ARACI SALDIRIYA UĞRAMIŞ

Diğer yandan şüpheli Arif Sefa Özdemir'in, Afyonkarahisar kent merkezi Hasan Karaağaç Mahallesi'ndeki evinin önünde park halinde duran 03 ADR 900 plakalı otomobilinin, 17 Mart'ta geç saatlerde kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin saldırısına uğradığı belirlendi. Olay sonrası polise başvurarak yardım isteyen Özdemir'in, aracının perte çıkarıldığını beyan ettiği ve şikayetçi olduğu öğrenildi.

EVLENİP 3 YIL SONRA BOŞANMIŞ

Şüpheli Arif Sefa Özdemir'in İhsaniye ilçesine bağlı Bozhüyük köyünde yaşadığı, 2021'de evlenip 3 yıl sonra boşandığı öğrenildi. Köyde çiftçilik yapan ve geçimini bu şekilde sağlayan saldırganın, 1 çocuk babası olduğu belirtildi. Özdemir'in eski eşi ile çocuklarının başka bir yere götürüldüğü kaydedildi. Özdemir'in evinin önünde ise jandarma tarafından güvenlik önlemi alındığı görüldü. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-RÖP: Anne Hayrunnisa Demir

-Bayrağa sarılmış şekilde cenazenin araca koyulması

-RÖP: Kıyır Köyü Muhtarı Lütfi Yaşar

-Arif Sefa Özdemir'in otomobilinin görüntüsü

Haber: Tolga YILDIRIM- İrem BAŞDAŞ- Kadir KAPLAN- Kamera: Mehmet KILIÇASLAN- Burak YALMAN/AFYONKARAHİSAR, (DHA)

============================================

3) KARTALKAYA’DA ÇAM ORMANLARI BEYAZA BÜRÜNDÜ

BOLU’nun yüksek kesimlerinde etkili olan kar yağışının ardından Köroğlu Dağları’nın zirvesinde bulunan Kartalkaya Kayak Merkezi’nde çam ormanları beyaz örtüyle kaplandı.

Bolu’nun yüksek kesimlerinde gece saatlerinde başlayan kar yağışı, Kartalkaya Kayak Merkezi’nde etkisini gösterdi. Lapa lapa yağan karın ardından kayak merkezinin çevresindeki çam ormanları beyaza büründü. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------------

-Karla kaplanan ormanlar detay

Haber-Kamera: Zübeyde ÖZMEN/BOLU,(DHA)

==================================================

4) BURSA ORMAN BÖLGE MÜDÜRÜ ŞAHAN: ORMAN YANGINLARININ ÇIKIŞ NEDENİ GENELLİKLE İNSAN KAYNAKLI

BURSA Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan, “Son 10 yılın yangın çıkış sebeplerine baktığımızda, yüzde 86 ila 94 oranında insan kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bunlarında en başında hasat nedeniyle meydana gelen yangınlar var. Hasat, anız yangınları, çöplük, avcılık gibi yukarıdan aşağıya bunları sıralayabiliriz” dedi.

Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan basın mensuplarıyla kahvaltılı toplantıda bir araya geldi. Toplantıya Şahan’ın yanı sıra şube müdürleri ve gazeteciler katıldı. Toplantıda gazetecilere sunum yapan Şahan, orman yangınlarına dikkat çekti. Bursa, Bilecik ve Yalova’yı kapsayan Bursa Orman Bölge Müdürlüğü’nün yüzde 49’unun ormanlarla kaplı olduğunu belirten Şahan, “771 bin 845 hektar orman alanımız, 806 bin hektar da açıklık alanımız var. Toplam 73 milyon servetimiz, yıllık da 2 milyon metre küp artımımız var. Bursa ilimizde de 483 bin hektar ormanlık alana karşılık 596 bin hektar açıklık alan mevcuttur. 56 milyon servetimize karşılık da yıllık 1 milyon 541 bin metre küp ormanlarda yıllık artımımız mevcut” dedi.

‘YANGINLA MÜCADELEDE DÜNYA 1’İNCİSİYİZ’

Orman yangınlarının Türkiye’nin bir gerçeği olduğunu dile getiren Erdal Şahan, “Orman yangınları ile ilgili 2025 ve 2026 yılı kıyaslamalarına baktığımızda, malum 2025 yılı bölgemiz açısından çok zor geçmişti. 2025 yılında birçok basın mensubu arkadaşımızla beraber ormanlarda arazide sabahladık. 2025 yılında 129 adet orman yangınımıza karşılık 16 bin 900 hektar Bursa Bölge Müdürlüğümüzde ormanlık alan zarar görmüştü. Bursa'da da 88 orman yangınına karşı 5 bin 380 hektar ormanlık alan zarar görmüştü. Bunlar Gürsu yangını ve Orhaneli- Harmancık yangınımızdı. 2026 yılına geldiğimizde orman yangını sayısı 129'dan 74'e düştü. Yanan alanımızda 77.9 hektar bölge müdürlüğümüzde. Yine Bursa iline baktığımızda da 2025'te 88 yangına karşılık 2026 yılında 46 adet orman yangını meydana geldi. 42 hektar da ormanlık alanımız zarar gördü. Burada dikkat çekici bir diğer hususumuz var. Kırsal alan yangınımız 198'e karşılık 200 yangınla, yine Bursa ilinde de 159'a karşı 151 yangınla mücadele edildi. 2025 ve 2026 yılı kuraklık haritasına baktığımızda 2025 yılının ne denli zor geçtiğini, yangınların nasıl bir büyüme istidadı gösterdiğini görüyoruz. Yine EFIS raporları ve FIRMS verilerine göre Türkiye yangınla mücadelede dünya da birrinci sıradadır” ifadelerini kullandı.

‘YANGINI ORMANA GİRMEDEN TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Orman yangınlarının çıkış nedenlerinin çoğunlukla insan kaynaklı olduğunu belirten Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan, “Orman yangınları çıkış sebeplerine baktığımızda son 10 yılın yüzde 86 ila 94 gibi insan kaynaklı yangınlar olduğunu görüyoruz. Başında en başında ne var? Hasat dediğimiz yangınlarımız, anız yangınlarımız, çöplük, avcılık yukarıdan aşağıya bunları sıralayabiliriz. Hasat yangınlarının üzerinde özellikle durmak istiyoruz. Çünkü bizim en yoğun olduğumuz dönem biçerdöver ve sap bağlama makinesi dediğimiz makinelerden kaynaklı yangınlar özellikle kritik havalarda çok sıkıntı olan yangınlar. Çünkü anızdan başlayan bir yangın müdahale edemediğiniz veya tutamadığınız takdirde ormana çok geniş çepeçevre girerek yangının çok daha hızlı büyümesine neden oluyor. Tabii o yüzden yangını ormana girmeden tutmaya çalışıyoruz. Yani yangını ormana girmeden tutabilirsek en azından daha başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. Bu az önceki rakamlarda da görülüyor” diye konuştu.

‘BİN 663 PERSONEL VE 7 BİN 742 GÖNÜLLÜ İLE YANGINLARA MÜDAHALE ETTİK’

Orman yangınlarını 3 boyutta ele aldıklarını dile getiren Şahan, “Önleme faaliyetleri, söndürme faaliyetleri ve rehabilitasyon faaliyetleri. Önerme faaliyetleri; yangın öncesi faaliyetler. Söndürme; erken uyarı, hızlı ve etkin müdahale. Rehabilitasyon; yanan alanların rehabilitasyonu. Önleme faaliyetleri kapsamında öğrencilere yönelik farkındalık oluşturma faaliyetleri, orman köylüsüne yönelik bilgilendirme, orman yangın gönüllüleri eğitimleri, askeri birliklerin eğitimi, avcı ve çobanlara yönelik eğitimler, yangın işbaşı eğitimleri. Yine önleme faaliyetleri kapsamında orman köylüsüne su tankeri desteği, orman bakım çalışmaları, yanıcı madde azaltılması, yangına dirençli orman tesisi, yol kenarı tesisi, yol kenarı temizliği, yangın gözetleme kuleleri, su kaynakları tesisi ve bakımı. 57 tane arazözümüz, 15 tane su ikmal aracımız, 21 tane ilk müdahale aracımız, 9 dozer, 13 greyder, 6 ekskavatör, 4 helikopterimiz, 2 İHA'mız mevcut. Yine bu sene inşallah iki tane de uçağımız gelecek. Yangınla mücadelede görevli 269 mühendis, 45 muhafaza memuru, 205 memur, 835 işçi olmak üzere toplam bin 663 personel, 7 bin 742 orman yangın gönüllüsü ile beraber yangınlarımızla mücadelemize bu yıl devam ettik” şeklinde konuştu.

‘YANAN YERLER AĞAÇLANDIRILIYOR’

Orman yangınlarında yanan alanların ağaçlandırma çalışmalarına tabi tutulduğunu hatırlatan Erdal Şahan, “Rehabilitasyonda yanan alanlar Anayasa'nın 169’uncu maddesiyle güvence altına alınmıştır. Yanan alanlar bir yıl içinde Orman Genel Müdürlüğü'nce ormancılık bilim ve teknikleriyle yeniden ormanlaştırılır, yangın türü zarar gören ağaç türü, toprak yapısı ve iklim şartları dikkate alınarak yanan alana tohum serpilir veya fidan dikilir. Yine yanan alandan hiçbir surette imara açılamaz ve başka bir amaçla kullanılamaz. Bunun net olarak burada tekrar sizlerin huzurunda ifade etmek istiyoruz” diye konuştu.

‘2,5 KİLOMETRE YARIÇAPINDA YETERİ KADAR YANGIN HAVUZU HEDEFLİYORUZ’

Bursa Valiliği ile birlikte yangın havuzları inşa ettiklerini dile getiren Bursa Orman Bölge Müdürü Şahan, “Bursa Orman Bölge Müdürlüğümüzdeki yangın gözetleme kulelerinin, yine Bursa Orman Bölge Müdürlüğümüzdeki yangın su kaynaklarımızın pozisyonları; 25 tane kurumuza ait havuzumuz, 103 tane de diğer orman yangını su kaynağımız mevcut. Bunlar orman içerisinde yapmış olduğumuz su kaynakları. 2026 yılında 11 adet yaptık. Sağ olsun 5 tane Bursa Valiliğimiz YİKOP bünyesinde, 6 tanesinde Bölge Müdürlüğümüz kapsamında havuzlar yapıldı. Bunlar ormanda su kaynaklarının olduğu yerlerde yaklaşık 800 tonla bin ton arasında hacme sahip helikopterlerin ve hava araçlarının su almasını sağlayan havuzlarımız. Su kaynaklarının yoğun olması yangında hava araçlarının daha kısa mesafede su almalarını ve daha hızlı yangına erken müdahale etmelerini sağlıyor. Bursa için hedeflerimiz 2,5 kilometre yarıçapında yeteri kadar yangın havuzunu oluşturmak ve bu konuda da çalışmalarımız devam etmekte” dedi.

‘KÖYLERE DAĞITILAN SU TANKERLERİNİN FAYDASINI ÇOK GÖRDÜK’

Bölge Müdürlüğü sınırlarında 240 köye su tankeri dağıtıldığını hatırlatan Şahan, “2026 yılında da 32 adet Bölge Müdürlüğümüzce 102 adet de Büyükşehir Belediye Başkanlığımızca Bursa’da yangın su tankerleri dağıttık köylümüze. Hakikaten çok faydalı, biz bunların faydasını bu sene çok gördük yangınlarda. Daha henüz az önce rakamlarda da gördünüz yangın sayısı fazla olmasına rağmen kırsal alan yangını vatandaşlarımızın duyarlı köylerimizin duyarlılığıyla bu tankerler vasıtasıyla ilk müdahalede çok hızlı davranıldı” şeklinde konuştu.

‘DÜNYA DA İHA TEKNOLOJİSİNİ KULLANAN 2 ÜLKEDEN BİRİYİZ’

Yenişehir’de 2 adet İHA konuşlu olduğunu söyleyen Erdal Şahan, “Orman yangınlarını 24 saat havadan gözleyen Bayraktar TB2 insansız hava araçlarımızla 24 saat ormanlarımızı gözletiyoruz. Burada daha henüz bir duman olmadan bir çakmak ateşini bile yakalayabilmekte ve en yakın ekibimize bilgi vererek ekibin hareket etmesini sağlamakta. Bunlar dünya da İHA teknolojisini kullanan ilk iki ülkeden bir tanesiyiz” ifadelerini kullandı.

11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde Bursa’da 28 farklı noktada tören düzenleyeceklerini belirten Şahan, törenlerde 42.2 hektar alanı ağaçlandırıp 48.500 adet fidanı Bursa'da toprakla buluşturmayı hedeflediklerini dile getirdi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------

-Toplantıdan görüntüler

-Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan sunumu

-Detaylar

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, (DHA)

==================================================

5) AFYONKARAHİSAR'DA ÖLDÜRÜLEN 8 KİŞİDEN 3'ÜNÜN CENAZESİ, KIRŞEHİR'E GETİRİLDİ

AFYONKARAHİSAR'ın İhsaniye ilçesinde dün silahlı saldırıda hayatını kaybeden 8 kişiden 3'ünün cenazesi, Kırşehir'e getirildi.

Afyonkarahisar'da Arif Sefa Özdemir'in (30) pompalı tüfekle öldürdüğü Ahmet Uzel (57), Bekir Toprak (50) ve Numan Toprak'ı (56) cenazeleri, Kırşehir'in Mucur ilçesine bağlı Yabanlı köyüne getirildi. Yaşanan olaydan büyük üzüntü duyduklarını ifade eden Yabanlılar Derneği Başkanı İdris Durmuş, "Yaşanan olayda Uzel ve Toprak ailelerinin fertleri, bizim aşiretimizin evlatlarıydı. Her iki aileye de başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Allah rahmet eylesin. Maalesef bizim aşiretimizin en büyük sorunlarından biri de bu tür olaylar. Türkiye'nin dört bir yanında biçerdöver işi yapıyoruz. Yaptığımız bu iş, Rusya'ya kadar uzanıyor. Ancak aileden edindiğim bilgiler doğrultusunda, cinayet şüphelisini aile tanımıyor" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

------------------------

-Köyden görüntüler

-Cenazelerin getirilişi

-Dernek Başkanı İdris Durmuş'un konuşması

-Cenazesi getirilen kişilerin fotoğrafları

Haber-Kamera: Fahrettin TOKER/KIRŞEHİR, (DHA)

==================================================

6) GAZİANTEP'TE SAĞANAK ETKİLİ OLDU

GAZİANTEP'te etkili olan sağanak nedeniyle ulaşımda aksamalar yaşandı.

Kentte sabah saatlerinde sağanak etkili oldu. Zaman zaman etkisini artıran sağanak nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu. Yayalar ve sürücüler yağış nedeniyle yolda güçlükle ilerledi. Kent genelinde trafikte aksamalar meydana geldi. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Yağmurdan görüntüler

-Vatandaşlardan ve trafikten görüntüler

Haber- Kamera: Nuray UZATMAZ -GAZİANTEP- DHA

==================================================

7) '7 BÖLGE 7 MUTFAK', COP31'DE DÜNYAYA AÇILACAK

BİRLEŞMİŞ Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya'da, Türkiye'nin zengin mutfak kültürü tüm dünyaya tanıtılacak. Yerli ve yabancı ziyaretçiler, '7 Bölge 7 Mutfak' yaklaşımıyla kurulan yemek evlerinde Anadolu'nun yerel üretimi, coğrafi çeşitliliği ve geleneksel mutfak kültürünü deneyimleyecek.

İklim değişikliği ile mücadelede dünyanın en önemli organizasyonu olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) kapsamında hazırlıklar devam ediyor. 190'dan fazla ülkenin liderlerinin katılacağı COP31 Zirvesi'nin yalnızca teknoloji, finansman ve altyapıyla sınırlı kalmayarak Anadolu'nun binlerce yıllık geleneksel lezzetlerinin de tanıtılması için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye'nin zengin gastronomi kültürü ziyaretçilere sunulacak.

YERELDEN BESLENEN GASTRONOMİ ANLAYIŞI

Toplam 582 bin metrekare alana kurulan Yeşil Bölge'de Akdeniz, Karadeniz, Türk Dünyası, Gaziantep, Kayseri, Konya ve Sıfır Atık mutfaklarıyla zengin lezzetler ziyaretçilere sunulacak. Böylece Türkiye'nin farklı coğrafyalarından gelen özgün tatlar tanıtılırken, yerelden beslenen, israfı azaltan ve kültürel mirası geleceğe taşıyan sürdürülebilir gastronomi anlayışı da COP31'in önemli deneyim alanlarından biri haline getirilecek.

YEREL YÖNETİMLERLE GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ

COP31'in bu gastronomi alanları yerel yönetimlerle güçlü iş birliğini de ön plana çıkaracak. Her biri geleneksel mimari ile inşa edilmiş evler görünümünde olan mutfakların işletilmesi; Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Antalya Valiliği, Çankırı Belediyesi, Konya Büyükşehir Belediyesi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanacak. Böylece COP31, iklim gündeminin yanı sıra Türkiye'nin yerel yönetim kapasitesinin, kültürel zenginliğinin ve gastronomi mirasının da dünyaya tanıtıldığı güçlü bir iş birliği platformuna dönüşecek. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-Yeşil alandan havadan görüntü

-COP 31 dış alandan genel detay görüntü

Haber- kamera: ANTALYA (DHA) -

Etiketler: Gündem
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri | Haberhas — https://haberhas.com/dha-goruntulu-yurt-haber-bulteni-8-473934
Çıktı tarihi: 06.11.2026 16:23