1) URALOĞLU: ICAO KONSEYİNE SEÇİLİRSEK HAVACILIK POLİTİKALARININ OLUŞTURULMASINDA DOĞRUDAN YER ALACAĞIZ
ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin 19-20 Kasım 2026 tarihlerinde Montreal’de gerçekleştirilecek ICAO olağanüstü genel kurulunda, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) konsey üyeliği için seçime katılacağını açıklayarak, “Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü Konseyinin üye sayısı 36’dan 40’a çıkarılmış olup söz konusu genel kurulda dört yeni konsey üyesi seçilecektir. Türkiye’nin Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü Konseyinde yer alması yalnızca sembolik bir başarı olmayacaktır. Konsey üyeliğine seçilmemiz durumunda Türkiye küresel havacılık politikalarının oluşturulduğu masada doğrudan yer alacaktır” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bir otelde Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği’nin düzenlediği 1’inci Ulusal Havacılık Şurası İzleme ve Değerlendirme Zirvesi’ne katıldı. Toplantıda Bakan Uraloğlu’nun yanı sıra Sakarya Valisi Rahmi Doğan, Sivil Havacılık Genel Müdürü Kemal Yüksek, Devlet Hava Meydanları Genel Müdürü Fatih Çakmak ile birlikte bakanlık ve kurumların yetkilileri yer aldı. Zirvede konuşan Bakan Uraloğlu, 24 yılda çok büyük atılımlar gerçekleştirdiklerini belirterek, “2002 yılında 26 olan aktif havalimanı sayımızı bugün 58’e çıkardık. Önümüzdeki dönemde yapımları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarımızla 58’den 60’a çıkaracağız. 2002 yılında 34,5 milyon bin olan toplam yolcu sayımız 2025 yılında 247 milyonu aştı. 489 olan toplam hava aracı sayısı yüzde 424 artışla 2026 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla 2 bin 562’ye ulaştı. Hava yolu işletmelerinde bulunan uçak sayımız ise 162 iken 872’ye yükseldi. Koltuk kapasitemiz 6 kat artışla 27 bin 500’den 165 bin 586’ya kargo kapasitemiz ise yaklaşık 10 kat artışla 303 bin kilogramdan 2,9 milyon kilograma çıktı” diye konuştu.
‘İSTANBUL HAVALİMANI’NI E-TİCARET MERKEZİ HALİNE GETİRMEYİ PLANLIYORUZ’
Hizmet ihracatı toplamının 124,9 milyar dolara ulaştığını açıklayan Bakan Uraloğlu, şunları söyledi:“İlk 10 havacılık firmamızın ihracatı 28,9 milyar doları bulmuştur. Bu tablo, havacılığımızın artık yalnızca bir ulaştırma faaliyeti değil, ülkemizin dış ticaret dengesine ve hizmet ihracatına doğrudan katkı sunan stratejik bir sektör olduğunu açıkça göstermektedir. Ama bugün artık bu büyümeyi yalnızca yolcu sayılarıyla, filomuzla veya havalimanlarımızla değil dünyaya erişim kapasitemizle de ölçüyoruz. Bugün ICAO’nun 193 üyesinin 175’i ile Hava Ulaştırma Anlaşması’na sahibiz. Türk hava yolu işletmeleri 2026 yılı itibarıyla 133 ülkede 356 dış hat noktasına ulaşıyor. Bu geniş ağın oluşturulmasında taşıyıcılarımızın ticari başarısının yanı sıra, ülkeler arasında tesis ettiğimiz güçlü hukuki ve düzenleyici altyapının da önemli bir rolü bulunuyor. Suudi Arabistan, Kuveyt, Özbekistan, Ürdün, Mısır, Endonezya, Vietnam, Filipinler, Avustralya, Cezayir ve Tayland gibi önemli pazarlarda ciddi kapasite artışları sağladık. Özellikle Asya Pasifik bölgesindeki açılımımızı stratejik önceliklerimizden biri haline getirdik. Çin ile haftalık yolcu trafik hakkımızı 21 frekanstan 49 frekansa çıkardık. Hong Kong, Singapur, Kazakistan, Özbekistan, Avustralya ve Yeni Zelanda’da da yolcu, kargo ve beşinci trafik haklarımızı önemli ölçüde geliştirdik. Kargo taşımacılığında da önemli kazanımlar elde ediyoruz. Kanada’da haftalık 7 olan kargo kapasitemizi sınırsız hale getirdik. Vietnam’da kargo hakkımızı 10’dan 28’e, Kazakistan’da 7’den 38’e, Hong Kong’da 7’den 14’e çıkardık. İstanbul Havalimanı, 2025 yılında 2,1 milyon ton kargo ile Avrupa’da söz sahibi bir konuma geldi. Bu başarıları daha da ileri taşımak için Ticaret Bakanlığımızca yürütülen yurt içi aktarım merkezi mevzuat çalışmalarına katkı sağlıyoruz. Transit e-ticaret, uluslararası sipariş karşılama, konsolidasyon, gümrük entegrasyonu, ön beyan ve iade eşya düzenlemeleriyle İstanbul Havalimanı’nı e-ticaret merkezi haline getirmeyi planlıyoruz. Kavramsal ve konsept mimari tasarımı tamamlanan İstanbul e-ticaret lojistik merkezimizi önümüzdeki dönemlerde devreye almayı hedefliyoruz.”
‘ÖNÜMÜZDEKİ AY TÜRK SİVİL HAVACILIĞI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ BİR BAŞKA SÜRECE DAHA HAZIRLANIYORUZ’
Gelecek ay Türk sivil havacılığı açısından çok önemli bir sürece hazırlandıklarını ifade eden Bakan Uraloğlu, “19-20 Kasım 2026 tarihlerinde Montreal’de gerçekleştirilecek ICAO olağanüstü genel kurulunda, uluslararası sivil havacılık örgütü (ICAO) konsey üyeliği için seçime katılacağız. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü Konseyi’nin üye sayısı 36’dan 40’a çıkarılmış olup söz konusu genel kurulda 4 yeni konsey üyesi seçilecektir. Türkiye bu seçimlere Avrupa Sivil Havacılık Konferansının (ECAC) adayı olarak katılmaktadır. Avrupa Sivil Havacılık Konferansı üyesi ülkelerin adaylığımıza verdiği güçlü destek ve yürütülen yoğun diplomatik temaslar sayesinde seçime güçlü bir konumda gireceğiz. Türkiye’nin Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü Konseyi’nde yer alması yalnızca sembolik bir başarı olmayacaktır. Konsey üyeliğine seçilmemiz durumunda Türkiye küresel havacılık politikalarının oluşturulduğu masada doğrudan yer alacaktır” dedi. (DHA)
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Bakan Uraloğlu’nun konuşmaları
Haber-Kamera: Mutlu YUCA/SAKARYA,(DHA)
===============================================
2) TEKİRDAĞ'DA ÇOK SAYIDA TARİHİ ESER NİTELİĞİNDE OBJE VE MATERYAL ELE GEÇİRİLDİ
TEKİRDAĞ'da polisin düzenlediği operasyonda çok sayıda tarihi eser niteliğinde obje ve materyaller ele geçirildi, 1 şüpheli tutuklandı.
Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tarihi eser kaçakçılığına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Süleymanpaşa ilçesi ve Kazandere Mahallesi'nde iki adreste arama yaptı. Aramalarda 2 bin 314 sikke, 373 obje, 27 yüzük, 36 adet taş ve mermer obje, 2 madalyon, 2 kitap, 5 dolu fişek, 290 yakın döneme ait para, 254 kağıt para, 2 öğretici sikke kitabı, 16 mezat kartı ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 1'i çıkarıldığı mahkemede tutuklandı, diğeri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (DHA)
Görüntü dökümü
----------------------------
-Polislerin adreslerde arama yapması
-Tarihi objelerin bulunması
-Aramalardan detaylar
-Eserlerin bulunması
-Bulunan eserler toplu halde
Haber-Kamera: Abdullah YALÇIN/TEKİRDAĞ, (DHA)
===============================================
3) İŞ MAKİNESİ DOĞALGAZ ÇALIŞMASINDA ÇUKURA DÜŞTÜ
ISPARTA’nın Eğirdir ilçesinde doğalgaz ana boru hattı çalışması sırasında kazılan çukura iş makinesi düştü. İş makinesi kurtarıcı yardımıyla düştüğü çukurdan çıkarıldı.
Kaza, bugün saat 11.30 sıralarında Ağa Mahallesi’nde doğalgaz ekiplerinin yürüttüğü ana boru hattı çalışması sırasında meydana geldi. Ömer Poyraz yönetimindeki iş makinesi, henüz belirlenemeyen nedenle çalışma yapılan bölgede açılan çukura düştü. İhbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Kazada yaralanan olmazken, çukura düşen iş makinesi, yapılan çalışmaların ardından kurtarıcı yardımıyla bulunduğu yerden çıkarıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------
-Çukura düşen iş makinesi
-Olay yerinden görüntü
Haber- kamera: Kemal ERBEN/EĞİRDİR,(DHA)-
===============================================
4) REYHANİ KOROSU, MİDYAT’IN KÜLTÜREL MİRASINI SAHNEYE TAŞIYACAK
MARDİN’in Midyat ilçesinde, müzik öğretmeni Çiğdem Bozdemir’in öncülüğünde kurulan Reyhani Korosu’nda 20 öğrenci, yöresel ezgileri ve farklı yörelere ait eserleri seslendirmek için hazırlanıyor. Yöresel kıyafetlerle sahneye çıkacak öğrenciler, ilk konserleri için çalışmalarını sürdürüyor.
Midyat Borsa İstanbul Anadolu Lisesi’nde görev yapan Müzik Öğretmeni Çiğdem Bozdemir, öğrencilerin müziğe ilgisini fark ederek, okul yönetiminin de desteğiyle müzik atölyesi kurulmasına öncülük etti. Atölyede 10’u kız, 10’u erkek 20 öğrenci; gitar, saz, darbuka ve piyano gibi enstrümanları çalmayı öğreniyor. Haftanın 5 günü ders bitiminde bir araya gelen öğrenciler, temel müzik eğitiminin yanı sıra koro çalışmaları da yapıyor. Atölyede kurulan ve adını reyhani çiçeği ile kentin kültürel simgeleri arasında yer alan reyhani oyunundan alan koro ise yöreye ait eserlerin yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinden türkü ve şarkıları da seslendirecek. İlk konserini okulda vermeye hazırlanan öğrenciler, ilerleyen süreçte Midyat’ta düzenlenecek etkinliklerde de sahne almayı hedefliyor.
‘ÖĞRENCİLERİN KALPLERİNE DOKUNMAK İSTİYORUM’
Üçüncü görev yılı için Midyat’ta bulunduğunu belirten Müzik Öğretmeni Çiğdem Bozdemir, “Buranın kültürü, müziği, yemekleri, her şeyi beni çok derinden etkiledi. Bir müzik öğretmeni olarak notalardan, bestelerden ziyade duygular, hisler, müziğin o evrenselliği benim için önemli ve öğrencilerin kalplerine dokunmak, onlarda bir iz bırakabilmenin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Buranın müzik kültürünü tanımaya çalıştım. Öğrencilerimle beraber tekrardan tanımaya çalıştım ve gerçekten çok yönlü, çok pozitif bir müzik, çok enerjik bir müzikleri var. Çok beğendim. Çocuklar müzikte bir sahneye çıkmadığı sürece, bir performansı ortaya koymadığı sürece o bizim dersimizde kalmış oluyor. Yani kamera karşısında olmak gerekiyor biraz. Müzik de böyledir aslında. Yani kendi içselleştirdiğimiz dünyamızdan biraz ayrı olmamız gerekiyor. Burada ayrıca hem yöresel hem de batı müziği dediğimiz enstrümanların öğretimini de yapıyoruz” dedi.
‘BURADA YETENEĞİMİZİ KEŞFEDİYORUZ’
Öğrenci Zeynep Zengin, özgüvenlerini de geliştirdiklerini ifade ederek, “Burası bizim için sadece bir sınıf değil. Hayallerimizi gerçekleştirebildiğimiz ve kendimizi eğitebildiğimiz bir ortam. Burada beraber arkadaşlarla birlikte özgüvenimizi geliştiriyoruz, kendimizi daha çok tanıyoruz çünkü ne kadar sesimizin güzel olduğunu veya hangi yeteneklerimizin olduğunu burada öğrenebiliyoruz. Koro çalışmalarımızda da sesi güzel olan arkadaşlarımızın veya enstrüman çalabilen arkadaşlarımızla beraber güzel bir ortam yapıp insanlara sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu sınıfa geldikten sonra Çiğdem Hoca sayesinde sesimi daha çok geliştirdim. Nerede tonlama ve vurgulama yapmam gerektiğini de öğrenmeye başladım. Sesimi ayarlayabilmeyi öğrendim” diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------
-Müzik atölyesinden detaylar
-Koro çalışmaları
-Röportajlar
-Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Mehmet Halis NAYIFOĞLU/MARDİN, (DHA)
==================================================
5) MERSİN’DE EKİM AYINDA DENİZ SEZONU DEVAM EDİYOR
MERSİN’in Erdemli ilçesinde Kızkalesi tatil beldesi ekim ayında güneşin ve denizin keyfini çıkarmak isteyen tatilcilerin akınına uğruyor.
UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan Kızkalesi tatil merkezi, ekim ayına rağmen sonbaharda güneşin ve denizin keyfini çıkarmak isteyen tatilcilerin akınına uğruyor. Yılın ortalama 300 günü güneş gören ve 321 kilometrelik kıyı şeridiyle Türkiye’nin önde gelen turizm merkezleri arasında yer alan Mersin'de, hava sıcaklığı 31 derece, deniz suyu sıcaklığı ise 26 derece. Kızkalesi'ne gelen yerli ve yabancı turistler, ekim ayında Akdeniz’in mavi sularında kulaç atıp kumsalda bronzlaşırken, su sporları ve animasyon etkinlikleriyle tatilin keyfini çıkarıyor.
‘OCAK AYINA KADAR DENİZE GİRİYORUM’
İstanbul’dan tatil için Kızkalesi’ni tercih eden Fatime Ata, bölgenin sonbaharda çok daha güzel olduğunu belirtti. Mersin’in antik yerleriyle, tarihi eserleriyle bulunmaz bir memleket olduğunu kaydeden Ata, “Çok mükemmel, çok seviyorum. Gerçekten her yeriyle güzel, daha önce de gelmiştim. Deniz güzel, ortam güzel, çok güzel vakit geçiriyoruz burada. Ocak ayına kadar giriyorum, o kadar güzel. Hep yani her gün bir başka güzel. Hatta çoğu insan şaşırıyor, 'Nasıl giriyorsun, soğuk değil mi?' diyorlar. Hayır çok güzel, sıcak yani su. Biz İstanbul'da göremiyoruz bu mevsimde, hele hiç giremiyoruz. Bence eylül ve ekim mükemmel, yani yazdan çok bu iki ay mükemmel. İşini bilen bu aylarda geliyor açıkçası” dedi.
‘BÜTÜN SAHİLLERİ GEZDİK AMA BURADAN VAZGEÇEMİYORUZ’
Çocukluğundan beri tatillerini Kızkalesi'nde geçirdiğini belirten Hayriye Yağlıcalı ise bölgenin sakinliğine dikkat çekerek, “Küçüklükten beri buradayız. Burada doğmadım ama bütün yaşantım burada geçti diyebilirim. Hemen hemen bütün deniz sahillerini gezmişizdir ama muhakkak buraya gelmeden de duramıyoruz. Çünkü kumsal olarak, hava olarak, deniz olarak en mükemmel yer burası. Çocuklarım ve torunlarım var, onlar da 'Anneanne biz başka yere gitmek istemiyoruz' diyorlar, Kızkalesi'ni daha çok beğeniyorlar. Burada evimiz var, buranın yaylasında da var. Yaylaya gidiyoruz, bir iki gün kalıyoruz, sonra tekrar geliyoruz. Bütün zamanlar güzel oluyor ama son iki ay hem sakin hem daha güzel oluyor bana soracak olursanız. Kalabalık olmuyor yani” diye konuştu.
SEZON BİTTİ, YOĞUNLUK BİTMEDİ
Kızkalesi'nde hizmet veren işletmenin müdürü Nur Övür, ekim ayında ideal deniz suyu sıcaklığının devam ettiğini ve bölgenin ekonomik tatil fırsatları sunduğunu belirtti. Övür şunları söyledi:
“Sezon bitmiş olmasına rağmen hava sıcaklıkları devam ediyor. Gördüğünüz gibi ekim ayındayız fakat havamız sıcak, denizimiz sıcak. Misafirlerimiz hala otellerimizde. Şu anda gördüğünüz gibi sahilimiz çok yoğun. Nisan, mayıs, eylül ve ekim aylarında da yine aynı şekilde denize girilebilecek kapasitedeyiz. Ekim ayı denize girmenin en güzel zamanıdır. Neden diye sorarsanız; kalabalıktan arınmış ve daha temiz bir denize sahip olduğu için bu ay en güzel zamandır. Bunu bilen tatilciler tabi ki ekim ayında bölgemizi tercih ediyor. Fiyat olarak da çok uygun otellerimiz mevcut. Şu anda gördüğünüz gibi deniz çok kalabalık. Bu ayın sonuna kadar da havalarımız sıcak geçecek, herkesi bekleriz.” (DHA)
Görüntü Dökümü
---------
-Kızkalesi dron görüntüsü
-Denize girenler
-Kumsalda dinlenenler
-Tatilci Fatime Ata ile röp
-Tatilci Hayriye Yağlıcalı ile röp
-işletme müdürü Nur Övür ile röp
Haber-Kamera: Ali Rıza EREN/ERDEMLİ (Mersin), (DHA)
==================================================
6) TRABZON’DA BALIK TEZGAHLARINDA ÇEŞİT BOLLUĞU
TRABZON’da tezgahlarda balık çeşitliliği ve bolluğu sürüyor.
Denizlerde 15 Nisan'da başlayan dip trol ve gırgır ağlarıyla avcılık için genel av yasağı, 1 Eylül'de sona erdi. Karadeniz'de yeni sezon için hazırlıklarını tamamlayan balıkçılar, 'Vira Bismillah' diyerek denize açıldı. Sezonun ilk haftalarından itibaren ağlara en çok takılan balık palamut olurken, diğer balık çeşitleri de tezgahlardaki yerini aldı. Av sezonunun bereketli geçtiği Trabzon Balıkçılar Hali’nde; hamsi kilosu 100, istavrit 250, mezgit 150, çupra 300, levrek ve sargan 500, somon da 350 liradan satışa sunulurken, tanesi 100 lira olan 1 kilogramlık palamutlar da tezgahlardaki yerini korudu.
‘KARADENİZ HALKI BU SENE BALIĞA DOYACAK’
Balıkçı Turgay Memiş, bolluğun uzun süreceğini ifade ederek, “Bundan 12 yıl önce böyle bir palamut patlaması olmuştu. 12 yılın ardından aynı şey görüldü. Tonlarca palamut geliyor. 50-100 lira arasında fiyatları değişiyor. Bunun yanında hamsi, mezgit, istavrit de geliyor. Karadeniz halkı bu sene balığa doyacak. Bu bolluk 2,5 ay kadar daha sürecektir diye tahmin ediyorum. Palamudun olduğu yerde hamsi olmuyor. Hamsi Ege tarafından İstanbul’dan geliyor. İstanbul’da bu sene palamut yok. Buradan oraya palamut, oradan buraya da hamsi geliyor” dedi.
‘PALAMUT YAĞLANDI VE LEZZETLENDİ’
Balıkçı Can Taşçı, yağlanan palamudun lezzetlendiğini belirterek, “Bu sene palamut bereketiyle geldi ve bol oldu. Balıklarımız taze oluyor. Herkes alıp tüketiyor. Kasım sonlarında hamsi de gelmeye başlar diye düşünüyoruz. Balık şahane lezzetli. Tepside balık, ızgarada balık derken her çeşidi Trabzon’da tüketiliyor. Herkes tuzladığı palamudu buzluğuna atıyor. Yağlandı ve 1 kilograma yaklaştı. Lezzetli de oluyor” diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Muhabir anonsu( Efnan KÖSE)
-Balık halinden görüntüler
-Balık tezgahlarından görüntüler
-Röportajlar
Haber-Kamera: Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/TRABZON,(DHA)
==================================================