1) ADANA'DA SAĞANAK; YOLLAR GÖLE DÖNDÜ, ALT GEÇİDİ SU BASTI
Adana'da sağanak; yollar göle döndü (2)
KUVVETLİ RÜZGAR ETKİLİ OLDU
Adana’da sabah erken saatlerde başlayan sağanak ve fırtına kent genelinde hasara yol açtı. Merkez Çukurova ilçesine bağlı Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki Alparslan İlkokulu’nun çatısı yerinden söküldü. Seyhan ilçesine bağlı Dağlıoğlu Mahallesi’ndeki Şehit Ercan Sancar İlkokulu’nda öğrenciler su birikintisi nedeniyle okula girmekte güçlük çekti. Gürselpaşa Mahallesi’nde kuvvetli rüzgarda yerinden sökülen otomatik kapı, üzerine düştüğü otomobile zarar verdi. O anlar, güvenlik kamerasına yansıdı. Ziyapaşa Mahallesi’nde de rüzgar nedeniyle kökünden sökülen ağaç, bir aracın üzerine devrildi.
ALT GEÇİDİ SU BASTI
Mehmet Nuri Sabuncu Bulvarı'nda bulunan Valilik alt geçidi, şiddetli yağış nedeniyle su basması sonucu geçici olarak araç trafiğine kapatıldı. Yağışın sona ermesinin ardından belediye ekipleri iş makineleriyle çalışma yaparak suları tahliye etti. Kapanan yollardaki ulaşım yeniden trafiğe açıldı. Kentte sağanak nedeniyle yaşanan olumsuzluklar sona erdi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Otomobilin üzerine düşen ağaç
-Devrilen ağaç
-Kapının sökülmesi(Güvenlik kamerası)
-Öğrencilerin okula girmekte zorluk yaşaması
-Alt geçidi su basması
Haber: Yusuf YILDIZ - Gülşah ATICI - Kamera: ADANA, (DHA)
==================================================
2) ZONGULDAK’TA CADDE VE SOKAKLAR GÖLE DÖNDÜ
ZONGULDAK'ta etkili olan sağanağın ardından cadde ve sokaklar suyla kaplandı, bazı ev ve iş yerlerini su bastı.
Kentte sabah saatlerinden itibaren etkili olan sağanak yaşamı olumsuz etkiledi. Kentin çeşitli noktalarında rögarlar taştı, dereler yükseldi. Yağmur nedeniyle cadde ve sokaklar suyla kaplandı. Bazı ev ve iş yerlerini su bastı. Ereğli ilçesi Potbaşı mevkisinde de bazı iş yerlerine su doldu. Denizde de boyu 5 metreye yaklaşan dalgalar oluştu. Ekipler olumsuzlukları gidermek için çalışmalarını sürdürüyor. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Sularla kaplı cadde ve sokaklar
-Su basan işyeri
-Suyla kaplı alanlardan detay
-Denizden görüntüler
Haber-Kamera: Ali Sencer ARSLAN-Öznur GÜNEŞ-Cem SÜRMENELİ/ZONGULDAK, (DHA)
==================================================
3) EVİNDE ÖLÜ BULUNDU
BURDUR'da yakınlarının ulaşamdığı Sebahattin Altınay (67) evinde ölü bulundu.
Bir süredir ulaşamadıkları Sebahattin Altınay'ın evine gelen yakınları kapının açılmaması üzerine itfayeden yardım istedi. İtfaye erinin balkondan girdiği evde Altınya hareketsiz halde bulundu. Çağrılan sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Altınay'ın hayatını kaybettiği belirlendi. Kanser tedavisi gördüğü belirtilen Altınay'ın cenazesi morga götürüldü. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------
-İtfaiye ekibi
-Polis ve ambulans ekipleri
Haber-Kamera: Mesut MADAN/BURDUR,(DHA)
===============================================
4) AĞABEYİNİN ANTRENMANINI İZLERKEN MERAK SALDIĞI BOKSTA AVRUPA ŞAMPİYONU OLDU
MANİSA'da ağabeyi Efe Buruk'un (19) antrenmanlarını izlerken ilgi duyduğu boks sporuna 9 yaşında başlayan Masal Ece Buruk (16), Karadağ'ın Budva kentinde düzenlenen Yıldızlar Avrupa Boks Şampiyonası'nda rakiplerini nakavt ederek şampiyonluğa ulaştı. Masal Ece, yeni hedefinin dünya ve olimpiyat şampiyonluğu olduğunu söyledi.
Manisa'da yaşayan Masal Ece Buruk, 7 yıl önce ağabeyi Efe Buruk'un antrenmanlarını izlerken boks sporuna merak saldı. Kendisinin de bu sporu yapmak istediğini annesine söyledi. Bırakmayıp, sürekli yapması koşuluyla annesinden de onay çıktı. Bunun üzerine Masal Ece Buruk, 9 yaşındayken ilk kez ringe çıkarak antrenmanlara başladı.
3 YIL ÜST ÜSTE TÜRKİYE İKİNCİSİ OLDU
Boks kariyerinde ilk önemli derecesini 2023 yılında elde eden Masal Ece Buruk, Kars'ta düzenlenen Üst Minikler Türkiye Şampiyonası'nda ikinci oldu. 2024 yılında aynı kategoride bir kez daha Türkiye ikinciliği elde eden genç sporcu, 2025 yılında Samsun'da düzenlenen Yıldızlar Türkiye Şampiyonası'nda 63 kiloda mücadele ederek yine ikincilik kürsüsüne çıktı. Üst üste 3 yıl Türkiye ikincisi olan Buruk, bu sonuçların ardından hedefinden vazgeçmedi. Buruk; daha fazla çalışarak bu yıl temmuz ayında Amasya'da düzenlenen Yıldızlar Türkiye Şampiyonası'nda altın madalyanın sahibi oldu.
FENERBAHÇE'YE TRANSFER OLDU
2019 yılından bu yana antrenör Yahya Aslan ile çalışan Masal Ece Buruk, mayıs ayında Fenerbahçe Spor Kulübü'ne transfer oldu. Antrenmanlarını Manisa'da antrenörü eşliğinde sürdüren Buruk, sarı-lacivertli kulübün sporcusu olarak Milli Takım formasıyla 1-12 Ekim arasında Karadağ'ın Budva şehrinde düzenlenen Yıldızlar Avrupa Boks Şampiyonası'nda 75 kiloda mücadele etti. Çıktığı karşılaşmalarda rakiplerini nakavtla yenerek Avrupa şampiyonluğuna ulaşan Buruk, elde ettiği başarıyla hem ailesini hem antrenörünü hem de kendisine destek veren kulübünü ve Manisa'yı gururlandırdı.
'ARKADAŞLARIM BENİMLE BİRLİKTE AĞLADI'
Avrupa şampiyonluğunun kendisi için büyük bir gurur olduğunu belirten Masal Ece Buruk, "Çok çalıştık, çok istedik. Hocam da ben de çok çalıştık, çok çabaladık. Çok mutluyum, gururluyum. Takımım Fenerbahçe'yi ve Yahya Hocamı sevindirdiğim için ayrıca çok mutluyum. Arkadaşlarım da şampiyon olduğumda sevinçten benimle birlikte ağladı. Sanki kendileri şampiyon olmuş gibi sevindiler. Onlara da çok teşekkür ediyorum. Hep arkamdaydılar" dedi.
'KIZ ÇOCUKLARININ SALONA GELMESİ BENİ MUTLU EDİYOR'
Boks salonunda kız çocuklarının sayısının artmasının kendisini ayrıca mutlu ettiğini ifade eden Masal Ece Buruk, "Özellikle salonda kız çocuklarını gördüğümde çok mutlu oluyorum. Çünkü ben bir şeyler başardıkça, bizim salona gelen kızlar da çoğalıyor. Onları burada gördüğümde daha mutlu oluyorum. Onlarla birlikte çalışıyoruz. Bundan sonraki hedefim artık gençler kategorisinde mücadele etmek. Öncelikle gelecek yıl yapılacak Türkiye Şampiyonası'nda şampiyon olup, Avrupa şampiyonluğumu korumak istiyorum. Daha sonra dünya ve olimpiyatlarda şampiyon olup, ülkeme madalya kazandırmak istiyorum. En büyük hedefim; olimpiyatlarda Türkiye'ye altın madalya getirmek ve Manisa'mızı gururlandırmak. Türkiye'ye o madalyayı getireceğime söz veriyorum" diye konuştu.
'HEDEFİMİZ OLİMPİYAT ŞAMPİYONLUĞU'
Masal Ece Buruk'un antrenörü Yahya Aslan (37) ise 11 yıldır Manisa'da boks antrenörlüğü yaptığını belirterek, sporcusu Masal Ece’nin başarısından gurur duyduğunu söyledi. Aslan, "Ece sonuna kadar hak ederek buralara geldi. Yıllardır birlikte çalışıyoruz. Yol kazaları oldu mu, evet oldu. Ama bu sene çok şükür hem Fenerbahçe'ye transfer oldu hem de milli takımımız ile Avrupa'da şampiyonluk yaşayarak bu gururu bize yaşattı. Kendisiyle gurur duyuyorum. Bundan sonraki hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Gelecek yıl gençler kategorisinde mücadele edecek olan Buruk'un hedeflerini anlatan Aslan, "Orada da Türkiye şampiyonluğu, ardından Avrupa ve dünya şampiyonluğu hedefimiz var. En büyük hedefimiz tabii ki olimpiyat şampiyonluğu. Allah nasip ederse bir gün onu da Manisa'ya getireceğiz. Bu doğrultuda çalışmaya devam ediyoruz" diye konuştu.(DHA)
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
------------------------------:
-Masal Ece Buruk'un antrenmanından görüntü
-Masal Ece Buruk ile röp.
-Masal Ece Buruk'un antrenörü Yahya Aslan ile röp.
-Genel ve detay görüntüler
Haber - Kamera: Ersan ERDOĞAN / MANİSA, DHA)
===============================================
5) ALYA BEBEK, 41 GÜN SONRA ANNESİNE KAVUŞTU
İZMİR'de, doğumunun hemen ardından solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakıma alınan, kalbinde çok sayıda delik, ana atardamarında ve aort kapağında gelişim bozukluğu tespit edilen Alya bebek, geçirdiği ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Doğumdan sonra annesinden ayrı kalan ve tedavi sürecinin ardından 41 gün sonra ilk kez annesinin kucağına verilen Alya bebek, ailesine büyük mutluluk yaşattı. Anne Berivan Akgün (29), "41 gün sonra bebeğime kavuştum. Kucağıma aldım. Kokusuna hasret kalmıştım" dedi.
Aydın'da yaşayan ev kadını Berivan Akgün ile çiftçilik yapan eşi İbrahim Akgün'ün (39), 25 Ağustos'ta dünyaya gelen ikinci çocukları Alya Akgün, doğumunun hemen ardından yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle tedaviye alındı. Yapılan tetkiklerde Alya'nın kalbinde çok sayıda delik, kalpten çıkan ana atardamarında gelişim geriliği ve ileri derecede darlık, aort kapağında ise gelişim geriliğine bağlı darlık tespit edildi. Solunum sıkıntıları da yaşayan Alya Akgün, yoğun bakımda tedavi altına alındı. Doğumundan sonra yaklaşık 10 gün yoğun bakımda kalan Alya'nın kalbindeki sorunların akciğerlerini de etkilemesi üzerine 112 Acil Sağlık ekipleri, bebeğin ameliyat yapılabilen bir merkeze sevk edilmesi için harekete geçti. İzmir'deki Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kabul edilen Alya, yenidoğan, çocuk kardiyolojisi ve çocuk kalp cerrahisi ekipleri tarafından değerlendirildi. Kalbindeki yapısal bozuklukların yanı sıra bebekte tespit edilen enfeksiyonun da tedavisi tamamlandı. Ardından ameliyat kararı verildi. Alya bebek, Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanesi'nde Doç. Dr. Nihat Çine ve ekibinin gerçekleştirdiği ameliyatla sağlığına kavuştu.
‘KAPAK HAREKETLERİNİN ÇOK KISITLI OLDUĞUNU GÖRDÜK’
Doç. Dr. Çine, Alya'nın kalbinden çıkan ve vücudun tamamına kan taşıyan ana atardamarın oldukça ince ve gelişmemiş olduğunu belirtip, "Bebeğin kendi kalp zarından aldığımız bir yamayla burayı genişlettik. Daha sonra ana atardamara giden kalp kapağına baktığımızda burasının da gelişmemiş olduğunu, çok dar olduğunu, kapak hareketlerinin çok kısıtlı olduğunu gördük. Bazı teknik işlemlerle burayı da rahatlatmaya çalıştık" diye konuştu.
'KAPAK ONARIMI BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ'
Alya'nın ameliyat sırasında 3 kilonun biraz üzerinde olduğunu belirten Doç. Dr. Nihat Çine, bebeğin kilosu nedeniyle uygun boyutta bir kapağın takılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle mevcut kapağın onarılmasının önem taşıdığını dile getirerek, "Bu kilodaki çocuklarda oraya herhangi bir kapak takmak, o ebatta kapak olmadığı için mümkün olmuyor. Daha kompleks ameliyatlar yapmak gerekiyor. O yüzden kapak onarımı bizim için çok önemli. Kapağı onarmaya çalıştık ve başarılı olduk. Şu anda o kapak da yeterli çalışma fonksiyonlarını gösteriyor. Kalp rahatlamış durumda" ifadelerini kullandı.
'DUYGUSAL BİR ANDI'
Bebeğin yaşının ve kilosunun küçük olması nedeniyle tüm kalp sorunlarının tek bir ameliyatta giderilmesinin ağır bir süreç olacağını ifade eden Doç. Dr. Çine, tedaviyi aşamalı olarak planladıklarını kaydetti. İlk aşamada kalp kapağının onarıldığını ve ana atardamardaki darlığın giderildiğini ifade eden Doç. Dr. Nihat Çine, ameliyatın ardından yoğun bakım sürecine geçildiğini söyledi. Alya'nın solunum cihazından kısa sürede ayrıldığını aktaran Çine, "Hayata güçlü tutundu" dedi. Alya'nın ameliyat sonrası durumunun iyi olduğunu ve taburcu edilmesinin planlandığını belirten Doç. Dr. Çine, tedavi sürecinin ardından bebeği annesinin kucağına verdikleri anın kendilerini duygulandırdığını dile getirip, "Serviste Alya'yı anne kucağına verirken duygusal anlar yaşadık. Anne çocuğuna hiç kavuşamamıştı. 41 gün sonra bebeğimiz anne kucağına, sıcaklığına kavuşmuş oldu. Yavrusunun kokusuna ulaşmış oldu. Duygusal bir andı. Her şey oldukça iyi gidiyor. Evine göndereceğiz inşallah. 41 kere maşallah diyelim" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Çine ayrıca küçük yaştaki bebeklerde bu tür karmaşık kalp ameliyatlarının yapılabilmesinde sağlık kuruluşlarının ve sağlık çalışanlarının imkanlarının önemine değinip, sağlık müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı'na da teşekkür etti.
'KOKUSUNA HASRET KALMIŞTIM'
Kızının sağlık sorunlarını öğrendiğinde büyük üzüntü yaşadığını anlatan Berivan Akgün ise 41 gün boyunca bebeğini kucağına alacağı günü beklediğini söyledi. Akgün, "Çok zorlu bir süreçti. İlk öğrendiğimiz zaman ne yapacağımızı bilemedik. Kelimelerle tarif edemem. Çok ağladım, üzüldüm. Şimdi çok mutluyum. 41 gün sonra bebeğime kavuştum. Kucağıma aldım. Kokusuna hasret kalmıştım. Nihat hocam ve ekibine çok teşekkür ederim. İyi ki varlar. Bu mutluluğu onlara borçluyum. Ümidimiz de tükendiği yerde Nihat Hoca ve ekibi sağ olsun" dedi.Baba İbrahim Akgün de yaşadıkları sürecin kendileri için çok zor olduğunu belirterek, "Nihat hocamız sayesinde çocuğumuz sağlığına kavuştu. Allah razı olsun. Ekibine de çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Alya bebek, annesi. babası ve doktor Nihat Çine görüntü
-Dr. Nihat Çine ile röp.
-Anne Berivan Akgün ile röp.
-Baba İbrahim Akgün ile röp.
-Kadir Özen anons
-Genel ve detay görüntüler
Haber: Kadir ÖZEN- Kamera: Gökhan KILIÇ / İZMİR, (DHA)-
===============================================
6) GÖRME ENGELLİ ABDÜLKADİR, MEZUN OLDUĞU OKULA ÖĞRETMEN OLDU
AKSARAY'da yüzde 62 görme engelli Abdülkadir Gürbüz (26), 2013 yılında mezun olduğu Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu'nda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapıyor. Okula 3 yıl önce atandığını belirten Gürbüz, “Tekrardan bu okulda görev yapmak, benim için çok büyük bir gurur verici. Öğrenci olarak koştuğum koridorlarda ve bu bahçede, öğretmen olarak yürüyebilmek tarif edilmesi zor ve o kadar da güzel bir duygu” dedi.
Doğuştan görme engeli Abdülkadir Gürbüz, ilk, orta ve lise eğitiminden sonra Aksaray Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü'nü kazandı. 3 yıl önce mezun olan Gürbüz, girdiği Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda aldığı puanla Türkiye 27'ncisi oldu. Gürbüz, o yıl, 2013 yılında mezun olduğu Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu'na öğretmen olarak atandı.
'İLK TERCİHİM OKULUM OLDU'
Mezun olduğu okulda öğretmenlik mesleğini sürdüren Gürbüz, şunları söyledi:
"Tekrardan bu okulda görev yapmak benim için çok büyük bir gurur verici. Öğrenci olarak koştuğum koridorlarda ve bu bahçede, öğretmen olarak yürüyebilmek tarif edilmesi zor ve o kadar da güzel bir duygu. Aksaray Üniversitesini bölüm 3’üncüsü olarak bitirdim. EKPSS’de ise beden eğitimi öğretmenleri arasında Türkiye 27’ncisi oldum ve ilk tercihimi mezun olduğum bu okuluma yapmıştım. Allah nasip etti buraya atandım. Okula gelip eski öğretmenlerime kendimi tanıttım. Onlar da hatırlayıp çok mutlu oldular. 5-6 öğretmenim hala görev yapıyor. Onlarla eski anıları konuşuyoruz. Çok güzel bir duygu, çok mutluyum."
Görme engelinin kendisine hiçbir zaman engel olmadığını ifade eden Gürbüz, “Bu benim için bir engel değil. Ben kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Hayallerime engel koymuyorum. Bu benim için daha önemli” dedi.
Görme engelli arkadaşı Ahmet Karacaer'in de okulun kütüphanesinde memur olarak çalıştığını belirten Gürbüz, “Ahmet Karacaer, okulumuzun kütüphane görevlisidir. Okulumuzda sevilen birisidir. Etrafına ışık saçıyor. Görme engelli birisi, ama hiç bu engelinin arkasına sığınmadı. Ahmet ile aynı binada oturuyoruz ve komşuyuz. Bana 'Abdülkadir, üniversiteyi bitir, hemen atan ve aynı okulda çalışalım' diye sürekli söylüyordu. Demek ki içine doğmuş. Nasip oldu, 3 yıldır beraber çalışıyoruz” diye konuştu.
'BERABER ÇALIŞMAK NASİP OLDU'
Yüzde 90 görme engelli kütüphane görevlisi Ahmet Karacaer ise “Abdülkadir Gürbüz’ün okulumuza gelmesi sonrası benim üzerimdeki yük, bir kat daha azalmış oldu. Abdülkadir’in öğretmen olarak atandığını ilk duyduğumda çok sevinmiştim. Okulumuzun eski öğrencisi olduğundan, ben de kendisine 'İnşallah bizim okulda göreve başlarsın' demiştim. Hatta ilk müjdesini dosyası gelince ben telefon açıp 'Bizim okula tayinin çıktı' diyerek verdim. Beraber çalışmak da nasip oldu" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------
- Okulda öğrencilerle, futbol ve voleybol oynaması
- Abdülkadir Gürbüz’ün açıklaması
- Ahmet Karacaer’in açıklaması
Haber- Kamera: Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA
=============================================
7) İÇİNE DOLAŞIM SİSTEMİNİ TEMSİLEN BULAŞIK TELİ KOYDUĞU BÜSTÜN MR’INI ÇEKİP SERGİLEDİ
BURSA’da sanatçı Tolga Burak Filiz, resim, yerleştirme, kağıt işleri ve videolarından oluşan eserlerini, ‘Alethetik’ isimli sergisiyle sanatseverlerin beğenisine sundu. Sergide en dikkat çeken eser, ‘Kör Nokta’ adı verilen büst oldu. Pişmiş topraktan hazırlanan büstün içerisine, dolaşım ağını ve sistemi temsilen bulaşık teli, şiddet metaforunu temsilen tabanca ve sistemin parçası olan insan figürleri yerleştirildi. Büst; MR, röntgen ve tomografi cihazlarıyla görüntülendi. Görüntüler, sergide video enstalasyon olarak gösterime sunuldu.
Ressam Tolga Burak Filiz, pişmiş topraktan hazırladığı ‘Kör Nokta’ adlı büstünün içerisine, dolaşım sistemini temsilen bulaşık teli, şiddet metaforunu temsilen tabanca ve sistemin parçası olan insan figürlerini yerleştirdi. Sanatçının bu eseri, MR, röntgen ve tomografi cihazlarıyla görüntülendi. Tolga Burak Filiz’in eleştirel olarak felsefe, mitoloji, beden ve teknoloji unsurlarını bir araya getirdiği çalışmasından elde edilen görüntüler, ‘Alethetik’ adlı çağdaş sanat sergisi çerçevesinde, hurdalık konseptiyle hazırlanan mekanda sanatseverlere sunuldu. Tolga Burak Filiz'in resimleri, plastik işleri ve diğer sanatsal üretimlerinin de yer aldığı serginin merkezinde, yine sanatçının imzasını taşıyan büst de yer aldı.
HURDALIK KONSEPTİYLE SUNULDU
Çalışma kapsamında ilk olarak pişmiş topraktan bir insan kafası büstü hazırlandı. Bu büstün içerisine dolaşım ağını ve sistemi temsilen bulaşık teli, şiddet metaforu olarak tabanca ile sistemin parçası olan insan figürleri yerleştirildi. Büst daha sonra elektronik tomografi, MR ve röntgen gibi tıbbi cihazlara sokularak iç yapısının görüntüleri kaydedildi. Hurdalık konseptiyle hazırlanan sergi alanında bu görüntüler video enstalasyon olarak gösterime sunulurken, büst ise mor ve mavi çakar ışıklarının altında özel bir kafesin içerisine konuldu.
‘ALMANYA VE İSTANBUL'A TAŞINMASI HEDEFLENİYOR’
Büstün tıbbi cihazlarla taranarak video enstalasyona dönüştürülmesinin alanında bir ilk olduğunu söyleyen ve eserin Almanya'nın Stuttgart kenti ile İstanbul'da da sergileneceğini belirten küratör Mutlu Çağrı Dalgıç, “Almanya'da görüştüğümüz yerler var. Süreci Stuttgart'ta göstermek ve orayı da bu sürece dahil etmek istiyoruz. Bunun yanı sıra İstanbul'da da iş birliği yapmak istediğimiz yerler bulunuyor. Umut ediyoruz ki yine genel sergileme anlayışının dışında bir yer olsun. Bursa'da sanata dair yeni bir alan açmak ve eleştirel düşünceyi zenginleştirmek adına oldukça iyi bir fırsattı. Bunu iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum” dedi.
‘İNSANI TEMSİL EDİYOR’
Serginin odak noktasında yer alan büst çalışmasının simgesel detaylarını da aktaran küratör Dalgıç, “Büst, pişmiş topraktan yapıldı. Bu pişmiş topraktan büstün içerisinde bir dolaşım ağını ve sistemi ifade eden bulaşık teli, şiddeti ifade eden şiddet metaforunu karşımıza çıkaran silah ve sisteme dair, aslında sistemin parçası olan ve sistemi sürekli var kılan insan figürleri yer alıyor. Objenin topraktan yapılması ise bize bütün olarak ontolojik açıdan insanı temsil ediyor” ifadelerini kullandı.
‘KENDİ HAKİKATİMİZLE KARŞILAŞTIK’
Mutlu Çağrı Dalgıç, mekan olarak hurdalığı tercih etmelerinin nedenini ise şöyle anlattı:
“Hurdalık, ontolojik olarak bizim artık ihtiyacımızın olmadığı, miadını doldurmuş ürünlerle dolu. Sanatçımız Tolga Burak Filiz'in sisteme dair politik ve sosyoekonomik eleştirilerini eski bir anlatım yöntemiyle ele aldığını düşünüyorduk. O yüzden bu, Tolga'nın sanatçı olarak bir yerleştirmesi ama küratöryel olarak benim müdahalem de onun işine bir iş olarak ortaya çıktı. Beraber çalışırken hurdalık aslında bizim güne dair fikrimizi, sisteme dair eleştirimizi ve yere dair bakış açımızı sınırlandırdı. Bu sınırlandırmayla aslında kendi hakikatimizle de tekrar karşılaşmış olduk. İşleri hurdalıkta daha iyi ifade eder bulduk.”
‘SANAT DÜNYASINDA BİR İLK’
Eserde yapılan müdahalenin ve sergileme biçiminin alanında ilk niteliğinde olduğunu da vurgulayan Dalgıç, “Benim gördüğüm örnekler içerisinde, büstün kendisinden ziyade büstte yapılmış olan müdahaleler ve bunu tekrardan görüntülenebilir kılması açısından bir ilk diyebiliriz. Çünkü Tolga bu büstü yaptıktan sonra bunu tomografi, MR ve röntgen gibi cihazlara soktu. Biz de o cihazlardan aldığımız görüntüleri bir video enstalasyona dönüştürdük” dedi.
‘AÇIK YAPIT NİTELİĞİ TAŞIYOR’
Serginin yoruma açık yapısına da dikkat çeken Dalgıç, şunları söyledi:
“Sergi alanındaki insanları sınırlamadık. Bu mesele konuşulsun diye sanatsever herkesi davet ettik. Yapıt, yoruma açıldığı anda bir açıklık kazandı, bunlara gönül rahatlığıyla 'açık yapıt' diyebiliriz. Yapıtın açık olması insanlara kendi getirdiğimiz eleştirilerin haricinde soru sorma olanağı tanıyor. İnsanlar meseleyi ağırlıklı olarak siyasi, politik ve ekonomik olarak düşünüyor ama bunun içerisinde bizde bıraktığı çok duygusal, kişisel ve yer yer primitif etkiler de mevcut.” (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------
-Heykelin MR cihazına konmasının cep telefonu kamerası görüntüsü
-MR sonuçlarının görüntüsü
-Sergide heykelin görüntüsü
-Küratör Mutlu Çağrı Dalgıç röportaj
Haber-Kamera: Barış YILMAZ/BURSA, (DHA)
=============================================================
8) ARTVİN'İN 'SAKİN ŞEHİR' ÜNVANLI İLÇESİ ŞAVŞAT'TA SONBAHAR GÜZELLİĞİ
ARTVİN'in 'Sakin Şehir' (Cittaslow) ünvanına sahip Şavşat ilçesi, sonbaharın gelişiyle birlikte sarı, kırmızı ve kahverenginin tonlarına büründü. Geleneksel ahşap evleri ve bitki örtüsüyle öne çıkan ilçeye bağlı Maden köyü havadan görüntülendi.
Şavşat ilçesinde ağaçlar, sarı, kırmızı ve kahverengi tonlarına büründü. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte ormanlarda seyir zevki yüksek manzaralar oluşturdu. Bölgede özellikle geleneksel ahşap evleri ve doğasıyla dikkat çeken Maden köyü, sonbaharın tüm renklerini bir arada sunuyor. Çevre illerden ilçeye gelen doğaseverler bölgedeki doğal manzaraların tadını çıkarırken, sonbaharın hakim olduğu Maden köyü dronla havadan görüntülendi. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------------
- Köyden detay ve dron görüntüsü
HABER-KAMERA: Fatih TÜYSÜZ / ŞAVŞAT (Artvin), (DHA)
=============================================================