1) VARANK, CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN PARKEDEKİ BAŞARISINI ‘YİNE KAZANDI’ MESAJIYLA PAYLAŞTI
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı basketbol maçını ‘Yine Kazandı!’ başlığı ile sanal medya hesabından yayınladı.
Çalışma arkadaşlarından oluşan ekiple, uzun süredir basketbol maçları yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha parkeye çıktı. Veteran basketbolcuların da yer aldığı müsabaka büyük çekişmeye sahne olurken, rakip takımda yer alan TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, sayı kaydedemeyince parke dışına alındı. Kameranın başına geçen Varank, maçı görüntülerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arka arkaya attığı sayılarla parkede gösterdiği başarısını sanal medya hesabından ‘Yine kazandı!’ mesajıyla paylaştı.
Varank, yoğun rekabetin yaşandığı müsabaka ile ilgili olarak sanal medya hesabından paylaştığı videoda, “Bütün maç sadece iki sayı atınca sen git video çek dediler. Video çekmeye başladım. Neyse" ifadelerine yer verdi. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------
-Mustafa Varank’ın sanal medya paylaşımı
Haber: Esra TÜRKER-Kamera: BURSA, (DHA)
=====================================================
2) BAKAN KURUM: COP31’E OLDUKÇA ZORLU BİR KÜRESEL ORTAMDA HAZIRLANIYORUZ
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "COP31’e oldukça zorlu bir küresel ortamda hazırlanıyoruz. Jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği, büyüyen borç yükleri ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ülkelerin gündemini maalesef olumsuz etkiliyor. Aynı anda aşırı sıcaklıklar, kuraklık, seller, yangınlar, su stresi ve gıda güvenliği riskleri insanların günlük hayatında daha görünür hale geliyor. Bu tablo bize çok temel bir gerçeği gösteriyor, İklim meselesi artık hayatın her alanına dokunuyor" dedi.
Trabzon’da Mavi Diyalog-Okyanus ve Denizlerde İklim Değişikliği ve Dirençlilik Programı, Okyanuslar, İklim ve Mavi Ekonomi Üst Düzeyli Bakanlar Oturumu düzenlendi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, program kapsamında Almanya, İtalya, İngiltere, İspanya, Arjantin, Güney Kore, Çin, Azerbaycan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Macaristan, Yunanistan, Filipinler, Polonya, Hindistan, Sırbistan ve Fas olmak üzere 17 ülkeden davet edilen yabancı basın mensuplarının COP31 sürecine ilişkin sorularını yanıtladı.
‘ORTAK İRADEYİ SAHAYA YANSITACAĞIZ’
Bakan Kurum, iklim değişikliğinin günlük hayatta görünür hale geldiğini belirterek, “COP31’e oldukça zorlu bir küresel ortamda hazırlanıyoruz. Jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği, büyüyen borç yükleri ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ülkelerin gündemini maalesef olumsuz etkiliyor. Aynı anda aşırı sıcaklıklar, kuraklık, seller, yangınlar, su stresi ve gıda güvenliği riskleri insanların günlük hayatında daha görünür hale geliyor. Bu tablo bize çok temel bir gerçeği gösteriyor, iklim meselesi artık hayatın her alanına dokunuyor. Enerjiye, sanayiye, tarıma, suya ve kalkınmaya dokunuyor. Tam da bu nedenle iklim diplomasisinde yeni bir döneme giriyoruz. Paris Anlaşması dünyaya ortak bir istikamet çizdi. Sonraki yıllarda çok önemli kararlar alındı. Önümüzdeki temel soru şu; aldığımız kararları ne kadar hızlı hayata geçirebiliriz? İnsanlar artık konferans salonlarında kurulan cümlelerin kendi şehirlerine, işlerine, sofralarına ve geleceklerine nasıl yansıdığını görmek istiyor. COP31 yaklaşımımız da bundan başlıyor; diyalog, uzlaşı, aksiyon. Önce dinleyeceğiz, ortak zemini kuracağız ardından ortak iradeyi sahaya yansıtacağız. Antalya’yı sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların insanların hayatına dokunan sonuçlara dönüştüğü bir uygulama COP’u haline getirmek istiyoruz” diye konuştu.
‘YATIRIMA HAZIR PROJELER GELİŞTİRECEĞİZ’
İklim finansmanında yeni bir uygulama mekanizması oluşturacaklarını belirten Kurum, “Su kimyası, maalesef değişiyor. Deniz seviyesi yükseliyor. Habitatlar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Denizler de iklim eyleminin kenarında kalamaz. Çözümün tam merkezinde yer almaktadır. İşte Trabzon’da mavi diyalog programı bu anlayışla doğdu. Hükümetleri, uluslararası kuruluşları, akademiyi, özel sektörü, finans dünyası ve sivil toplumu aynı masa etrafında topluyoruz. Çünkü iyi biliyoruz ki dünyada sermaye, teknoloji, bilgi var. Büyük bir yatırım ihtiyacı da var. Fakat bunlar her zaman maalesef aynı noktada buluşamıyor. COP31’de bu mesafeyi aradan kaldırmak istiyoruz. Şundan eminiz ki hedefi projeye, projeyi finansmanla, finansmanı da uygulamayla buluşturmayı COP31’de başaracağız. Bu anlayışla çok çeşitli aksiyonlar alacağız, eylemleri ortaya koyacağız. Örneğin kıyı dirençliliği, mavi karbon, deniz kirliliği ve ekosistem restorasyon alanlarında yatırıma hazır projeler geliştireceğiz. Projesi olan ülkelerle finans kuruluşlarını aynı masa etrafına getirecek mavi proje hazırlama ve finansman mekanizması üzerinde çalışacağız. Bilimsel veri paylaşımını güçlendiren bir mavi veri ağı oluşturmak istiyoruz. Deniz sıcaklığından kirliliğe, kıyı erozyonundan biyolojik çeşitliliğe kadar kritik verileri daha kısa paylaşarak sorun büyüdükten sonra müdahale etmek yerine riski önceden gören sistemleri geliştireceğiz. Kara kaynaklı atıkları denize ulaşmasını önlemek amacıyla kıyıdan denize sıfır atık uygulamalarını yaygınlaştıracağız” ifadelerini kullandı.
‘VAR OLAN İMKANLARI TÜM DÜNYA ÜLKELERİ İLE PAYLAŞMAK ZORUNDAYIZ’
İklim adaletine de vurgu yapan Bakan Kurum, hedefin şöyle konuştu:
“Deniz çayırları, deltalar, sulak alanlar ve hassas kıyı ekosistemleri için koruma ve restorasyon çalışmalarını destekleyeceğiz. Özellikle ada devletleri denizlerde okyanuslar başlığında belki de en çok etkilenen ülkeler ve gelişmekte olan kıyı ülkelerinin proje hazırlama, teknoloji ve finansmana erişim kapasitesini güçlendireceğiz. Bu çok önemli. Çünkü o ülkeler, doğrudan iklim değişikliğinin etkileri ile karşı karşıyalar. Teknolojiyi, bilgiyi, veriyi paylaşacağız ve hep birlikte bu mücadeleyi yapacağız. İklim adaletini tek bir cümle ile ifade edecek olursak; hedefi paylaşacaksak imkanı da paylaşacağız. Var olan imkanları tüm dünya ülkeleri ile paylaşmak zorundayız. Tarihi sorumlulukları olmamasına rağmen iklim değişikliğinin etkileri maalesef yüzleşmek zorundalar. Dolayısıyla biz hep birlikte ‘Dünya ortak evimiz’ diyorsak ve buna ilişkin bir irade ortaya koymak istiyorsak bu iradeyi hep birlikte koyup imkanlarımızı da paylaşmak zorundayız. Bütün bunların sonucunu COP31’de takip edeceğiz.”
‘DENİZLERİN GELECEĞİ İNSANLIĞIN GELECEĞİDİR’
Türkiye’nin deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunması için yürüttüğü çalışmalara da değinen Kurum, "Marmara Denizi’nde müsilajın ardından sorunun kaynağına yöneldik. Atık su altyapısının dönüşümü için Dünya Bankası ile çalışarak yaklaşık 400 milyon avroluk finansman sağladık. Kıyıya komşu olan tüm illerde atık su arıtma tesislerinin kabiliyetini içeriğini değiştiriyoruz. Okyanuslar konusunda zaman daralıyor. Dünya okyanusların koruma altındaki oranı ile 2030 hedefleri arasında halen daha büyük bir mesafe var. İşte bu nedenle 5 yıl sonra COP31’e baktığımızda biz toplantı sayılarını hatırlamak istemiyoruz. Verilen taahhütleri tekrar etmek istemiyoruz. İşte bu nedenle 5 yıl sonra biz netice almak istiyoruz. Projelerin finansmana ulaşıp ulaşmadığını, kıyılar daha dirençli hale gelip gelmediğini, gelişmekte olan ülkelerin bu imkanlardan faydalanıp faydalanmadığını görmek istiyoruz. İnşallah Trabzon’da diyaloğu başlatacağız. Antalya’da ortak iradeyi oluşturacağız. Sonrasında bu iradeyi dünyanın farklı kıyılarına taşıyacağız. Sözü eyleme, hedefi projeye, projeyi sonuca dönüştüren bir COP31 için hep birlikte çalışacağız. Çünkü denizlerin geleceği kıyıların geleceğidir. Kıyıların geleceği insanlığın geleceğidir. İnsanlığın geleceği birlikte koruyabildiğimiz bu insanlığın mavi vatanına bağlıdır” dedi.
‘AMERİKA’NIN ÖZEL SEKTÖRÜ BUNU NET BİR ŞEKİLDE İSTİYOR’
Bakan Kurum, ABD’nin COP31 sürecine yönelik tutumuna ilişkin, “Amerika hükümet olarak geri adım atmış olabilir ama ben Amerika’daki odalara kayıtlı şirketlerle görüştüm. İşte Google, Apple, Amazon, Amerika’nın hatta dünyanın ekonomisine yön veren büyük firmalar. Evet, hükümet bu yönde bir karar aldı ama biz üretimi yapan sanayiciler ve üreticiler olarak böyle düşünmüyoruz. ‘COP31’de Amerika’yı temsilen ne yapmamız gerekiyorsa biz de bu başlıklarda çalışmak istiyoruz’ dediler. Neticede Amerika’nın özel sektörü bunu net bir şekilde istiyor. Ben toplumun da istediğini düşünüyorum. Bugün Amerika hükümeti böyle bir karar almış olabilir ama bir önceki dönemde bu işe liderlik etmek için bir mücadele vardı; onu da gördük. Dolayısıyla biz bu farklı bakışları bir kenara koyup asıl olan hedefe doğru kararlı adımları atmak zorundayız. Bugün böyle yarın farklı olabilir. Dün bütün üretimini Çin’de yapan ülkeler, bugün üretimi Çin’den nasıl çekerim çabası yapıyorlar. Yani doğru karar verip vermemek o ülkelerin geleceğini de doğrudan dolaylı etkiliyor. Çin ile görüşüyoruz. Çin sürece katılım sağlıyor, herhangi bir problem yok. Hatta ben Çin’i tebrik ediyorum. Böyle büyük bir coğrafya böyle büyük bir nüfusta bu dönüşüme kendi ülkesine liderlik ediyor. Elektrikli araçlardan tutun da işte yenilenebilir enerji üretim tesislerine kadar hem ülkesine hem de dünyanın farklı coğrafyalarında yatırımlar yapıyorlar. Yatırım fırsatları arıyorlar. Dolayısıyla Çin’de böyle bir problem yok. Rusya’yla aynı şekilde görüşmeleri yürütüyoruz. Sonuçta burada iklim değişikliği ile mücadele edeceksek ortak mutabakatta bir araya gelmemiz gerekiyor. Ben bir sorun görmüyorum. Amerika bugün böyle düşünüyor yarın farklı düşünebilir. Hiç önemli değil. Sonuçta insanı istiyor, sektörü istiyor, finans kuruluşları istiyor. Hükümet de doğrudan dolaylı zaten yatırımını ülkeye çekmek adına enerji kaynaklarını çeşitlendirmek adına yatırım yapıyor mu, yapıyor. Yapmak zorunda mı zorunda. İşte yaşadığımız krizler bunu bize gösteriyor. Dolayısıyla böyle bir sorun yok” diye konuştu.
‘YAŞADIĞIMIZ KRİZLERDE TÜRKİYE BARIŞIN, HUZURUN ADRESİ OLMUŞ’
Bakan Kurum, küresel iklim hedeflerine ulaşılması için trilyonlarca dolarlık finansmana ihtiyaç bulunduğunu belirterek, “Biz aslında Türkiye olarak dış politikadaki duruşumuzla o eşitlik ve hakkaniyet konusunda dünyada ender ülkelerden bir tanesiyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yürütmüş olduğu dış politika bunu net bir şekilde gösteriyor. Bugün yaşadığımız krizlerde Türkiye barışın, huzurun adresi olmuş. Yaşadığımız gerek Orta Doğu’daki krizlerde, dünyanın başka coğrafyalarındaki krizlerde, Türkiye ara bulucu olmuş. Ara bulucu rolü üstlenmiş. Rusya Ukrayna ve diğer krizlerde bu tavrı sergiledik. Dolayısıyla burada da UNFCCC konusunda, COP sürecinde de bu tarafsızlığı ve güveni tüm dünyaya gösterdiğimizi düşünüyorum. Finansman konusunda şu an harcanan finansman özel sektörle birlikte 1,7 trilyon dolar seviyesinde. Ama o hedefleri yakalayabilmemiz için 7,50 ile 9 trilyon dolar para harcamamız gerekiyor. Burada taahhütlerin bir an önce uygulamaya dönmesi ve taahhütlerin gerçekleştirilmesi birinci öncelik. O yüzden tüm dünya ülkelerinde bu noktada taahhütlerini gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Bu süreci takip ediyoruz. Bir taraftan şöyle bir sorun var; diyelim para var ama proje yok yani gelişmekte olan bir ülkenin bugün arıtma testi ile ilgili bir projesi yok. Temiz enerji ile ilgili bir projesi yok. O yüzden de uygulama mekanizması dediğimiz mekanizmayı hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.
‘DAHA FAZLA FİNANSMAN AYIRMAMIZ GEREK’
Finansmanın daha verimli kullanılması gerektiğini vurgulayan Kurum, şöyle konuştu:
“New York’ta 6 pilot ülkeyi açıklayacağız. Burada çalışmaları başlattık. Hatta Maliye Bakanlığımızla bu projenin geliştirilmesi için Türkiye olarak görüşmelerimizi de yaptık. Proje mekanizmasını kurabilmek için bir hibe desteği de sağlayacağız. Bu mekanizma hayata geçtiğinde hem verimliliği esas alacağız yani daha az parayla daha çok netice alacağımız işlere odaklanacağız. Uygulamayla projeyi birleştireceğiz. Bu hedefleri ortaya koyduk bu hedefleri koyduğumuzda doğrudan veya dolaylı ama merkezi hükümet ama özel sektör bu işleri yapabilmek için bütçesini arttırmak zorunda. Yaşadığımız süreçte aslında bu işe daha fazla bütçe ayırmamız gerektiğini söylüyor. İstediğiniz kadar krizlerden bahsedelim, sonuçta Avrupa eğer fosil yakıtlardan uzaklaşacaksa kendi enerjisini sağlayacaksa yenilenebilir enerjiden, nükleer santralden, hidrojen teknolojisinden başka çaresi yok. Fosil yakıtınız yoksa mecbursunuz. Dolayısıyla buradaki fırsatı teknolojiyi onlar kullanacak. Yatırımlarını çeşitlendirecek. Enerji ihtiyacını bu anlamda kendi sınırları içerisinde giderecek. Bütçe de aslında doğrudan o konulara o projelere aktarılmış olacak. Eylem gündemini yakalıyor olmamız bu işe daha fazla finansman ayırmamız gerektiğini zaten bize gösteriyor. Amacımız da bu hedefleri hayata geçirmek.” (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------------
-Bakan Kurum'un açıklamaları
HABER-KAMERA: Efnan KÖSE/TRABZON,(DHA)
====================================================
3) OTOMOBİLİN ÇARPTIĞI KARAYOLLARI İŞÇİSİ AĞIR YARALANDI
BOLU’da yol kenarındaki otları temizleyen Karayolları işçisi Halit Günay, otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı.
Kaza, saat 09.00 sıralarında Bolu Dağı’nın D-100 kara yolu geçişinde meydana geldi. İstanbul yönüne giden Bayram Ateş yönetimindeki 14 BA 080 otomobil, yol kenarında ot temizliği yapan Karayolları işçisi Halit Günay’a çarptı. Aynı yönde giden başka bir otomobil de kaza yapan otomobile çarptı. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine sağlık, polis ve jandarma ekibi sevk edildi. Kazada ağır yaralanan işçi, sağlık ekibi tarafından hastaneye kaldırıldı.
Kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı. (DHA)
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------------------
-Yaralanan işçiye sağlık ekiplerinin müdahalesi
-İşçinin ambulansa taşınması
-İşçiye çarpan araçtan detay
HABER-KAMERA: Mutlu YUCA/BOLU,(DHA)
====================================================
4) AMASRA KALESİ’NİN SURLARINDAKİ AĞAÇLAR YENİDEN BÜYÜDÜ
UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi’nde yer alan Amasra Kalesi’nin surlarında, daha önce 2 kez temizlik yapılmasına rağmen yeniden büyüyen ağaçlar, tarihi yapıya zarar vermeye devam ediyor.
Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden günümüze ulaşan, UNESCO Dünya Geçici Miras Listesi'ndeki Amasra Kalesi’nde yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki surların bazı bölümleri Karadeniz'in dalgalarının neden olduğu aşınmanın yanı sıra bitki ve ağaçların oluşturduğu tahribatla da karşı karşıya bulunuyor. Surların üzerine ve taşların arasına yerleşen sarmaşık, yabani ot, incir ve defne ağaçlarının kökleri, duvarlardaki kale taşlarını yerinden oynatıyor. Bazı taşlar ise köklerin etkisiyle düşme tehlikesi oluşturuyor. Özellikle Kaleiçi ve Boztepe mahallelerindeki surlarda büyüyen ağaçlar, duvarların bazı bölümlerini kapladı. 2017 ve 2023 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı ve belediye tarafından devasa boyutlara ulaşan ağaçların kimyasal yöntemlerle köklerine özel ilaç enjekte edildi. Ancak çalışmaya rağmen kale taşlarının içindeki topraklardan dolayı yeniden filizlenen ağaçlar büyümeye devam etti.
Amasra Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Melih Saylam, ağaçların yeniden büyümesiyle tarihi surların zarar gördüğünü belirterek, "Kale surlarının yabani ağaçlar tarafından zarar gördüğünü biliyoruz. 2017 ve 2023 yıllarında bakanlığımız tarafından temizlik çalışması yapılmıştı. Ancak son yıllarda ağaçlar yeniden büyümeye başlayarak kaleye zarar vermeye başladı. Ağaçların yeniden temizlenmesi konusunda girişimlerde bulunuldu” dedi. (DHA)
Görüntü dökümü
------------------------
-Amasra kalesi dron
-Kalede büyüyen ağaçlar
-Kaledeki çatlakların olduğu alanlar
-Melih Saylam ile röp
Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,(DHA)
====================================================
5) NEFES BORUSUNA YİYECEK KAÇAN ÇOCUK, HEİMLİCH MANEVRASIYLA KURTARILDI
SAKARYA’nın Pamukova ilçesinde soluk borusuna yiyecek kaçan 10 yaşındaki çocuğu, restoran müdürü ‘Heimlich’ manevrasıyla kurtardı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Olay, önceki gün Pamukova ilçesi Turgutlu Mahallesi’nde bir restoranda meydana geldi. Ailesiyle birlikte yemek yiyen 10 yaşındaki çocuk, soluk borusuna yiyecek kaçınca bir anda nefessiz kaldı. Çocuğun nefes alamadığını gören ailesi panik yaşarken, durumu fark eden restoran müdürü müdahale etti. Çocuk, Heimlich manevrası sonucu kurtarıldı. Yeniden nefes almaya başlayan çocuğun durumunun iyi olduğu öğrenildi.
O anlar, restoranın güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Çocuğun kurtarıldığı anlar
-Çevrede yaşanan panik
Haber: Levent TÜYSÜZ/SAKARYA,(DHA)
====================================================
6) KIRŞEHİR MERKEZLİ 3 İLDE YASA DIŞI BAHİS OPERASYONU: 4 TUTUKLAMA
KIRŞEHİR merkezli 3 ilde jandarmanın düzenlediği yasa dışı bahis operasyonunda gözaltına alınan 5 şüpheliden 4’ü tutuklandı. İncelemede şüpheliler ile mağdurlar arasında 366 milyon TL hesap hareketliliği belirlendi.
Kırşehir İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile Kaman İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, 'Spor Müsabakalarında Yasa Dışı Bahis' suçuna yönelik çalışma başlattı. Kırşehir merkezli Ankara ve Ordu illerinde yapılan çalışmalarda U.T., B.K., Ç.Ö., T.K. ve T.E.'nin yasa dışı bahis faaliyetinde bulunduğu belirlendi. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verilerinin incelenmesinde, şüpheliler ile mağdurlar arasında toplam 366 milyon TL hesap hareketi olduğu tespit edildi. Jandarma ekipleri, şüphelilerin yakalanması ve suç delillerinin ele geçirilmesi amacıyla 3 ilde 5 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 5 cep telefonu, 1 bilgisayar kasası, 3 SIM kart, 5 USB bellek, 2 laptop ile 2 gram bonzai ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerden U.T., B.K., Ç.Ö. ve T.K., Kaman Adliyesi'ndeki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken T.E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüpheliler, Kırşehir Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na teslim edildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Operasyondan görüntü
-Arama çalışmalarından görüntü
-Şüphelilerden görüntü
-Genel Detay
Haber: Fahrettin TOKER/KIRŞEHİR, (DHA)
====================================================
7) ADANA'DA FASULYE HASADI BAŞLADI
ADANA'nın Tufanbeyli ilçesinde fasulye hasadı başladı.
İlçedeki Pınarlar Mahallesi’nde mayıs ayında toprakla buluşturulan fasulyeler, aylar süren bakım ve sulama çalışmalarının ardından hasat olgunluğuna ulaştı. Sabahın erken saatlerinde tarlaya gelen üreticiler ve tarım işçileri, olgunlaşan fasulyeleri kökleriyle birlikte sökerek toplamaya başladı. Geniş tarım arazilerindeki hasat çalışmaları havadan görüntülenirken, üreticiler sezon boyunca verdikleri emeğin karşılığını alabilmenin heyecanını yaşadı. Üreticiler tarafından kökleriyle sökülen fasulyeler, kurutma sürecinin ardından patozdan geçiriliyor. Bu işlemin ardından taneler ayrıştırılıyor ve satışa hazırlanıyor.
ÜRÜNLERİNİ KENDİLERİ PAZARLIYOR
Fasulye üreticisi Mehmet Tokdemir, sezon boyunca hava şartlarının ve tarımsal bakım çalışmalarının üretim açısından belirleyici olduğunu belirterek, hasat dönemine ulaşmanın kendileri açısından önemli olduğunu söyledi. Tokdemir, fasulye ve nohut üretimi yaptıklarını, hasat edilen ürünleri farklı bölgelerdeki tüketicilere ulaştırmak için internet ve sanal medya kanallarından da yararlandıklarını ifade etti. Tarladan çıkan fasulyenin sofraya ulaşmadan önce birkaç aşamadan geçtiğini anlatan Tokdemir, ürünlerin önce kurutulduğunu, ardından patoz işleminden geçirildiğini ve sonrasında ayıklanarak satışa hazırlandığını kaydetti. Ürünlerin kargo yoluyla farklı illerdeki tüketicilere gönderildiğini belirten Tokdemir, yörede yetiştirilen fasulyenin daha geniş bir pazara ulaştırılmasını hedeflediklerini dile getirdi.
'LEZZET İÇİN SERİN HAVA ÖNEMLİ'
Üretici Dudu Tokdemir ise Tufanbeyli’nin iklim koşullarının fasulye üretiminde önemli bir avantaj sağladığını belirtti. Fasulye için serin ve rüzgarlı havanın önemli olduğunu ifade eden Tokdemir, bu sezon ürünlerin gelişiminden memnun olduklarını kaydetti. Kendi üretim yöntemlerinde kimyasal gübre ve ilaç kullanmadıklarını belirten Tokdemir, tarladaki ürünlerin doğal üretim yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
- Fasulye hasadından dron ve aktüel görüntüler
- Üretici ve işçi ile röp.
- Detay görüntüler
Haber-Kamera: ADANA,(DHA)
====================================================
8) 2 KATLI BİNANIN TERASI YANDI
BURDUR'da 2 katlı binanın terasında çıkan yangın hasara neden oldu. Evde mahsur kalan anne ve kızı ise itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.
Burdur merkez Emek Mahallesi Yonca Sokak'ta meydana gelen olayda 2 katlı binanın teras katından alevler yükseldiğini görenlerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yangında teras katında mahsur kalan G.Y. ile kızı B.Y. itfaiye ekipleri tarafından merdivenli araçla kurtarıldı. Anne ve kızı daha sonra sağlık ekiplerine teslim edildi. Yangında binada hasar oluştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
- Yanan teras katı (itfaiye cep tel çekimi)
Haber- Kamera: Mesut MADAN/BURDUR, (DHA)
====================================================
9) 5 KATLI HASARLI BİNA TAHLİYE EDİLİP MÜHÜRLENDİ
KONYA'nın Kulu ilçesinde geçen yıl 5.2 büyüklüğünde meydana gelen depremde hasar gördüğü belirlenen 5 katlı apartman tahliye edilip, mühürlendi.
Kulu Belediye Başkanlığı'na, Alparslan Mahallesi Ankara Caddesi'ndeki bir sitesinin bir blokunda hasar olduğu şüphesiyle başvuru yapıldı. Belediyenin teknik ekibi, sitedeki bloklardan 10 daireden oluşan 5 katlı apartmanda inceleme yaptı. İskanı 1999 yılında alındığı belirlenen binada ana taşıyıcı kolonlarından birinin tahrip olduğu ve demirlerinin eğildiği belirtildi. Hasarın, 15 Mayıs 2025 tarihinde saat 15.46'da 5,2 büyüklüğündeki depremden etkilenmesi sonucu oluştuğu değerlendirildi. Apartmandaki 10 daireden 6'sının gurbetçi olduğu için yurt dışında yaşadığı ve boş olduğu tespit edildi. Kalan 4 daire tahliye edildi ve binanın etrafına güvenlik şeridi çekildi. Bina duvarına girişlerin yasaklandığına dair yazı asıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------
- Binanın dışından detay
- Alınan önlemlerden detay
Haber- Kamera: Mehmet YILMAZ KULU KONYA DHA)