1) MEZATTA AÇIK ARTIRMA İLE SATILAN KASIMPATI, TEZGAHLARDA BUKETİ 1000 TL'YE KADAR ALICI BULUYOR
TÜRKİYE'nin çiçek ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Yalova'da, sonbaharın simge çiçeklerinden kasımpatı, kasım ayı ile birlikte sektöre hareketlilik getirdi. Mezatlardaki açık artırmada en fazla fiyatı veren çiçek satıcılarının aldığı kasımpatı, tezgahlarda buketi 1000 TL'ye kadar alıcı bulurken; satışlarında da şimdiden yüze 50 artış yaşandı.
Sonbaharın simge çiçeklerinden kasımpatı, kasım ayı ile birlikte sektörde hareketlilik getirdi. Açık artırmada en fazla fiyatı veren çiçek satıcılarının aldığı birçok renkten oluşan kasımpatılar, tezgahları süslemeye başladı. Mezat alanında da yoğunluk yaşanırken, farklı renk ve çeşitlerdeki kasımpatılar alıcılarını buldu. Türkiye'nin çiçek ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Yalova'da, genel çiçek satışlarında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artış kaydedildi. Kasımpatılarda bu oran şimdiden yüzde 50 olurken, çiçekçi tezgahlarında buketleri 750 ila 1000 TL fiyat aralığında satışa sunuluyor.
YALOVA'DA 723 BİN ADET KASIMPATI ÜRETİLDİ
Yalova'nın önemli bir süs bitkisi üretim merkezi olduğunu belirten Yalova Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç, kasımpatı üretiminin aşamalarına ilişkin bilgi verdi. Yalova'da 2025 yılında yaklaşık 723 bin adet kasımpatı üretildiğini söyleyen İlmeç, bu yıl da üretimin benzer seviyelerde olmasının beklendiğini ifade etti. İlmeç ayrıca yaklaşan Öğretmenler Günü nedeniyle çiçek satışlarının daha da artmasının beklendiğini söyledi.
'ÜRETİMDE İKİ FARKLI YÖNTEM KULLANILIYOR'
Kasımpatıların hasat döneminin geldiğini belirten İlmeç, "Yalova, iç ve dış mekan süs bitkileri ile kesme çiçeklerde ülkemizin önemli bir ili. İlimizde kasım ayının gelmesiyle birlikte kasımpatılarımız da açmaya ve mezatlarda yer almaya başladı. Bu anlamda kentte önemli bir yoğunluk yaşanıyor. Yalovalı kasımpatı üreticilerimiz özellikle Antalya ve İzmir illerinden temmuz ayında temin ettikleri fideleri, 15 Temmuz ile 10 Ağustos arasında seralarına ve üretim alanlarına dikmeye başlamışlardı. Bugünlerde de kasımpatılar açmaya başladı. Üretimde iki farklı yöntem kullanılıyor. Bunlardan birinde aydınlatma ya da karartma işlemi yapılmadan, normal doğal büyüme aşamasına bırakılarak yetiştiriliyor. Bu şekilde üretim yapılan işletmelerimizde kasımpatılar hasat dönemine gelmiş oldu. Karartma şeklinde üretim yapılan kasımpatılar da önümüzdeki günlerde hasada gelecek" dedi.
'DAHA YOĞUN TALEP BEKLİYORUZ'
İlmeç, "Yalova’da 2024 ve 2025 yıllarındaki üretime baktığımızda yaklaşık 723 bin adetlik bir kasımpatı üretimimiz mevcut. Bu yıl da bu üretim potansiyeliyle birlikte yine aynı tempoda ve aynı miktarda devam edeceğimizi düşünüyoruz. Kasım ayının gelmesiyle birlikte hem çiçek sektöründe hem de yaklaşan Öğretmenler Günü ile alakalı ürettiğimiz çiçeklerin piyasada daha yoğun bir şekilde talep görmesini bekliyoruz" diye konuştu.
'MÜŞTERİNİN TERCİHİNE GÖRE FARKLI BUKETLER YAPIYORUZ'
Çiçekçi esnafı Özer Semiz ise "Kış sezonu başladı ve kesme çiçekte farklı çeşitler artık çıkmaya başladı. Şu anda en çok rağbet gören çiçekler kasımpatılar oldu. Onlarla buketler yapıyoruz, vatandaşlar da kasımpatıları tercih ediyor. Kasımpatının birçok rengi ve çeşidi mevcut. Şu anda ortalama kasımpatı buketlerimizin fiyatı 750 ila 1000 TL arasında değişiyor. Müşterinin tercihine göre farklı renklerde, farklı buketler de yapıyoruz" dedi.(DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Mezattan detaylar
-Kasımpatı çiçeklerinden detay
-Seradan detaylar
-Mustafa İlmeç röp.
-Özer Semiz röp.
Haber-Kamera: Zehra Baykal YILDIZ/ YALOVA, (DHA)
==================================================
2) AKDAMAR ADASI, 9 AYDA 250 BİN ZİYARETÇİYİ AĞIRLADI
VAN'da doğal güzellikleri ve üzerindeki tarihi Akdamar Kilisesi ile ön plana çıkan Akdamar Adası, 9 ayda 250 bin ziyaretçiyi ağırladı. Özellikle İranlı turistlerin ilgi gösterdiği ada, Van turizminin önemli merkezleri arasında yer alıyor.
Gevaş ilçesi sınırlarında bulunan Akdamar Adası, tarihi dokusu, üzerindeki kilisesi ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Van Gölü içerisinde bulunan adaya tekne turlarıyla ulaşan ziyaretçiler, tarihi kiliseyi gezerken göl manzarası eşliğinde fotoğraf çektiriyor. Özellikle nisan ve mayıs aylarında badem ağaçlarının çiçek açması ile farklı bir güzelliğe bürünen ada, yaz aylarında da yoğun ziyaretçi ağırlıyor.
KİLİSE 2007'DE 'ANIT MÜZE' OLARAK AÇILDI
Adada bulunan tarihi Akdamar Kilisesi'nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2005 yılında restorasyon çalışması başlatıldı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından kilise, 2007 yılında düzenlenen törenle 'anıt müze' olarak ziyarete açıldı. Bakanlığın özel izniyle yılda bir kez ibadete açılan kilisede, 19 Eylül 2010'da 95 yıl aradan sonra ilk ayin gerçekleştirildi. Geleneksel olarak düzenlenen ayin, her yıl yurt içi ve yurt dışından çok sayıda ziyaretçiyi bölgeye çekiyor.
AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Akdamar Adası'nın Van'ın turizm potansiyeli açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Dünya turizm sektörünün kırılgan bir yapıda olduğunu belirten Türkmenoğlu, "Ama bazı objeler var ki; işte Akdamar Adası gibi dünya mirasına aday olan bu tür eserlerin önemi ve anlamı çok büyüktür. Biliyorsunuz dini açıdan Akdamar Adası'nın belirli gruplar, belirli din grupları için önem arz eden özelliği var. Eylül ayının ilk haftası Fener Rum Patriği'nin burada özel bir ayin çalışması var ve yoğun bir katılımla gerçekleştiriliyor" dedi.
'ZİYARETÇİ SAYISI ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ARTACAK'
Türkmenoğlu, "Bizim dünya mirası dediğimiz Akdamar Adası efsanelere konu olmuş, üzerine birçok hikayeler yazılmış bir adamız. Bu sene bu adamıza 250 bine yakın bir ziyaret gerçekleştirildi. Bu ziyaretçiler yurt içi ve yurt dışından geliyor. Özellikle ülke içerisindeki turistlerin çok rağbeti var. İran, Irak ve Ermenistan ülkelerinden Akdamar Adası'na yoğun bir ziyaret yapılıyor. Adanın nisan ve mayıs aylarında badem çiçeklerinin açtığı dönemlerde, çok daha yoğun bir ziyaretçi akınına uğradığı bilinir. Yaz aylarında da özellikle denizin mavi sularını keşfetmek isteyen, o müthiş atmosferi görmek isteyen, ada hakkında ve adanın içerisinde yaşanmış o kilise hakkında birçok rivayetler var. Onun üzerindeki işlenmiş olan figürlerin her birisinin bir anlamı var. Bunu görmek isteyenler de adaya geliyor. Ziyaretçi sayısının önümüzdeki yıllarda daha da artacağını düşünüyoruz" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Akdamar Adası ve Kilisesinden genel görüntüler
-Adayı ziyaret eden turistlerden detaylar
-Kilise içerisinden detaylar
-Adaya gelen turistlerden detaylar
-Ak Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ile röportaj
-Ada ve Kiliseden genel görüntü
Haber: Behçet DALMAZ-Orhan AŞAN/VAN, (DHA)
=================================================
3) ÇOCUKLARI EKRANDAN UZAKLAŞTIRIP, SOKAK OYUNLARIYLA BULUŞTURUYORLAR
SİVAS'ta Kalpten Olsun Derneği tarafından unutulmaya yüz tutan oyunlar yeniden çocuklarla buluşturuluyor. Ekranlardan uzaklaşıp sokak oyun kültürüyle yeniden tanışan çocuklar, ip atlama, mendil kapmaca ve çelik çomak gibi oyunları oynuyor. Dernek başkanı Mustafa Epik, "Teknoloji ve teknolojiye bağımlılık çok gelişti. Çocuklarımızı bu bağımlılıktan kurtarmak için bu çalışmayı başlattık" dedi.
Çocukları dijital dünyanın etkisinden uzaklaştırarak geleneksel oyunlarla buluşturmayı amaçlayan Kalpten Olsun Derneği tarafından İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla 'Yiğido Dede ile Eskimeyen Oyunlar Projesi' hayata geçirildi. Kırsaldaki çocukları teknoloji bağımlılığından uzaklaştırmak ve geleneksel oyunlarla buluşturmayı hedefleyen proje kapsamında merkeze bağlı Güney köyündeki Şehit Uzman Çavuş Sadettin Yazıcı İlk ve Ortaokulu’nda etkinlik düzenlendi. Çocuklar, geçmişte mahalle kültürünün önemli parçası olan ip atlama, mendil kapmaca, yakantop ve çelik çomak gibi geleneksel oyunları oynadı.
Projenin çocuklar arasındaki iletişimi güçlendirmeyi ve unutulmaya yüz tutan oyunları yeniden yaşatmayı hedeflediğini belirten Kalpten Olsun Derneği Başkanı Mustafa Epik, geleneksel oyunların yalnızca eğlenceden ibaret olmadığını vurguladı. Çocukluk döneminde oynanan oyunların insanları birbirine yaklaştırdığını ifade eden Epik, bu oyunların saygı, sevgi ve hoşgörü değerlerini de beraberinde getirdiğini söyledi.
'ÇOCUKLARA GELENEKSEL OYUNLARI HATIRLATIYORUZ'
Kalpten Olsun Derneği olarak gönülden gelen çalışmaları hayata geçirmek için mücadele ettiklerini ifade eden Epik, "Güney köyünde eskimeyen oyunları oynuyoruz. Eskimeyen oyunlar bildiğiniz gibi çocukluğumuzdan bizi birbirimize bağlayan saygıyı, sevgiyi, hoşgörüyü anlatan oyunlardır. Çocukların bu oyunları unutmaması ve gelecekte birbirlerine karşı daha yakın, daha sevgi dolu bir hayat yaşamaları için bu oyunları hatırlatıyoruz. Çocuklarımıza güzel bir anı ve geleceklerine katkı sağlamak için projelerimize devam edeceğiz. Bu zamanda teknoloji ve teknolojiye bağımlılık çok gelişti. Çocuklarımızı bu bağımlılıktan kurtarmak, onlara destek olmak için bu çalışmayı başlattık. Çocuklarımızın bağımlılık konusunda teknolojiye yenik düşmeyip, arkadaşlarıyla saygı, sevgi içerisinde yetişmeleri için bu projeyi hayata geçirdik" diye konuştu.
Arkadaşlarıyla sokak oyunları oynamanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten çocuklar ise projede emeği geçenlere teşekkür etti. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------------
-Köy okulundan görüntüler
-Çocukların geleneksel oyunlarını oynamaları
-Dernek Başkanı Epik'in açıklamaları
-Detaylar
Haber-Kamera: Uğur YİĞİT/SİVAS, (DHA)
=================================================
4) EVİNDE UYUŞTURUCU ELE GEÇİRİLEN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
ADANA’da narkotik polisi, baskın yaptığı S.A.’nın (23) evinde 89 gram kokain, 26 sentetik ecza ile hassas terazi ele geçirdi. Gözaltına alınan S.A., tutuklandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, ‘torbacı’ diye bilinen uyuşturucu satıcılarına yönelik çalışma yaptı. Teknik ve fiziki takip başlatan polis, Seyhan ilçesi Sümer Mahallesi’nde uyuşturucu sattığı belirlenen S.A.’nın evine baskın yaptı. Yapılan aramada salondaki televizyon ile duvarın arasında gizlenmiş halde 89 gram kokain, reçeteye tabi 26 uyuşturucu etkili hap ile hassas terazi ele geçirildi. Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki sorgusunda, “Ucuz bulunca toplu olarak satın aldım. Borcumu ödemek için satıyordum” dedi. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.A., çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
- Emniyet müdürlüğünün tabelası
- Şüphelinin emniyetten çıkışı
- Ele geçirilen narkotik maddenin fotoğrafı
Haber : Anıl ATAR- Kamera:ADANA,(DHA)
=================================================
5) GENÇ YAŞTA KANSERE YAKALANAN HASTAYA KAPALI AMELİYAT İLE YENİ UMUT
İZMİR'in Aliağa ilçesinde yaşayan ve testis kanseri teşhisi konulan Enes Alkan (20), kemoterapi ve zorlu tedavi sürecinin ardından İzmir Şehir Hastanesi'nde kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuşma yolunda önemli bir adım attı. İlk teşhisi aldığında psikolojik olarak büyük bir yıkım yaşadığını belirten Alkan, "Ailemizde vardı, halam kanserden vefat etti. Ama yine de bu hastalığa yakalanacağım hiç aklıma gelmezdi" dedi.
Testis tümörü tedavisi gören Enes Alkan'a ileri düzey uzmanlık gerektiren zorlu ameliyat, İzmir Şehir Hastanesi'nde kapalı yöntemle ilk kez ve başarıyla uygulandı. Testis tümörü alınan ve uygulanan kemoterapinin ardından karın bölgesinde riskli kitleleri kalan Alkan'a, Üroloji Kliniği'nden Prof. Dr. Serdar Çelik ve ekibi 16 Haziran'da laparoskopik bir işlem uyguladı. Tıpta Retroperitoneal Lenf Nodu Diseksiyonu (RPLND) olarak bilinen bu zorlu cerrahi müdahale, hastanede ilk kez kapalı yöntemle yapıldı.
'O YAŞLARDA HİÇ BEKLENMEDİK BİR ŞEYDİ'
Yaklaşık 1 yıl önce başlayan ağrıları nedeniyle hastaneye başvurduğunu anlatan Enes Alkan, "İlk teşhisi duyduğum zaman şok olmuştum. O yaşlarda hiç beklenmedik bir şeydi. Psikolojik olarak çökmüştüm. Geçen sene aralık ayında acil bir ameliyatla bu tümör alındı. Ameliyattan sonra ocak ayında patoloji sonucu çıktı" dedi. Kanser teşhisi konulduktan sonra kemoterapiye başlayan ancak yeni bir sorunla karşılaşan Alkan, bu kez karın bölgesinde kalan kitlelerin alınması için bir tedaviye başlandığını belirtip, "Tümör kötü huyluydu. Kanser teşhisi kondu. Bendeki patoloji sonucuna göre geç kalınan bir durum yokmuş. Biraz daha şanslıydım. Tabii ki bunda erken teşhisin de faydası oldu" diye konuştu.
'HERKESE TAVSİYEM, DENGELİ BESLENMELERİ'
Kemoterapi sürecinde yaşadığı zorlukları ve akranlarına tavsiyelerini paylaşan Alkan, "Üç kür kemoterapi aldım. Birinci, ikinci kürde biraz dayandım ama üçüncüsünde zorlandım. Dördüncü kürü almam imkansızdı. İlk hastaneye gittiğimde 19 yaşında olduğum için biraz tuhaf bakıyorlardı. Herkese tavsiyem, dengeli beslenmeleri. Şeker, tuz ve paketli gıdayı temkinli kullansınlar. Günümüzde paketli gıdalarda vücudumuza zarar veren birçok şey var. Bunların dışında genetik faktörler de var. Ailemizde vardı, halam kanserden vefat etti. Ama yine de bu hastalığa yakalanacağım hiç aklıma gelmezdi" dedi.
'BABA OLARAK 'ONA OLACAĞINA BANA OLSUN' DİYORSUNUZ'
Baba İsmail Alkan (45) ise "Ağrıları vardı ama küçük olunca çok önemsemiyorduk. Aliağa'da birkaç küçük hastaneye gitti ancak pek sonuç alamadı. Sonrasında biraz ağrıları arttı. Şehir Hastanesi'nde hocalarımız, bize yardımcı oldu. Zor bir süreç geçiriyoruz. Baba olarak ilk duyduğunuzda üzülüyorsunuz ve 'Ona olacağına bana olsun' diyorsunuz. Kendi ablamda da vardı. Ablamı bu yüzden kaybettik. 18 yaşından sonra her gence sağlık taraması yaptırmasını tavsiye ederim. Enes'in iki kardeşine de büyüdüklerinde sağlık taraması yaptıracağım" diye konuştu.
'TOPLUMSAL FARKINDALIK AÇISINDAN ÖNEM ARZ EDİYOR'
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İzmir Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği'nden Prof. Dr. Serdar Çelik de testis kanserinin genç erişkin erkek hastalarda gözlenebildiğini söyledi. Prof. Dr. Çelik, "15-40 yaş arasında bu kanseri sık gözlüyoruz. Genç yaşta gözleniyor olması ek olarak önemli bir bulgu. Farkındalığı da önemli. Hastaların daha tanı almadan mutlaka kendi kendine testis muayenesi yapmaları da önemli. Toplumsal farkındalık açısından da önem arz eden bir hastalık. Erken tanı çok önemli. Çünkü erken tanıda bu hastalıktan kurtulma ihtimali yüksek" dedi.
'HER YERDE YAPILABİLEN BİR AMELİYAT DEĞİL'
Hastası Enes Alkan'a karın arka duvarındaki kitlenin kapalı ameliyatla alınması işlemini uyguladıklarını anlatan Prof. Dr. Çelik, "Aslında bu ameliyat her yerde yapılabilen bir ameliyat değil. Hatta Avrupa ve Amerika kılavuzlarında da deneyimli, yüksek hasta sayısının başvurduğu büyük merkezlerde yapılması ve üroonkoloji alanında deneyimli ekipler tarafından yapılması önerilmekte. Yine bu ameliyat tipi hem açık hem robotik hem de laparoskopik olarak seçili hastalarda yapılabilmekte. Aslında hastamız kemoterapiyle belli bir düzeyde fayda gördükten sonra bu cerrahi ile en azından o tümöral yükün büyük çoğunluğundan kurtulmuş oldu" diye konuştu.
'HASTALAR DAHA ÇABUK AYAĞA KALKABİLİYORLAR'
Ameliyatın sağladığı avantajları ve bundan sonraki süreci değerlendiren Prof. Dr. Çelik, "Bu işlemin ardından hastanın karnında büyük bir kesi oluşmuyor. Hastalar daha çabuk ayağa kalkabiliyorlar. Daha çabuk normal hayata, iş hayatına ya da kendi özel hayatına dönüş sağlayabiliyorlar. Bundan sonraki tedavi sürecinde kandaki biyobelirteç düzeylerini takip edeceğiz ve kemoterapi seçeneği tabii ki onkoloji bölümü tarafından planlanacaktır. Bu hastalığın bir kısmında da tabii ki hastalıktan kurtulmuş olma ihtimali de var" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
------------------
-İzmir Şehir Hastanesi'nden görüntüler
-Enes Alkan ile röp.
-Baba İsmail Alkan ile röp.
-Prof. Dr. Serdar Çelik ile röp.
-Enes Alkan ve doktorunun birlikte görüntüsü
-Prof. Dr. Serdar Çelik'in detay görüntüsü.
Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Can HAZAR / İZMİR, (DHA)
==================================================
6) TOST YERKEN NEFES BORUSUNA LOKMA TAKILAN ÖĞRENCİYİ ÖĞRETMENİ KURTARDI
BATMAN'da yediği tostun lokması nefes borusuna takılan Miraç Mikail Avağ, beden eğitimi öğretmeni Ekrem İnci'nin Heimlich manevrasıyla kurtarıldı. O anlar, okulun güvenlik kamerasına yansıdı. Öğretmen İnci, "Heimlich manevrası uyguladık. Çok şükür lokma çıktı ve öğrencimiz rahatladı. Çok korkmuştu” dedi.
Olay, 3 Kasım'da Veysel Karani Anadolu İmam Hatip Lisesi Spor Proje Okulu'nda meydana geldi. Öğle arasında tost yiyen Spor Ortaokulu 6'ncı sınıf öğrencisi Miraç Mikail Avağ'ın nefes borusuna lokma takıldı. Avağ'ın nefes alamadığını gören sınıf arkadaşı Muhammet İnanç, beden eğitimi öğretmeni Ekrem İnci'ye haber verdi. Öğrencisinin yanına gelen İnci, Heimlich manevrası uygulayıp, lokmanın çıkmasını sağladı. Avağ, müdahalenin ardından yeniden nefes almaya başladı. Okulun güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, Avağ'ın nefes almakta zorlandığı, arkadaşının öğretmenine haber vermek için koştuğu ve İnci'nin öğrenciye müdahale ettiği anlar yer aldı.
'HER SENE İLK YARDIM KURSLARIMIZI GÜNCELLİYORUZ'
İlk yardım eğitiminin önemini bir kez daha anladığını belirten öğretmen Ekrem İnci, "Olayın yaşandığı gün öğle arasıydı. Bir öğrencimiz yanımıza gelip arkadaşının boğazına yemek takıldığını söyledi. Hemen müdahale etmeye gittik. Gittiğimizde öğrencimiz nefes alamıyordu. Aldığımız ilk yardım eğitimi sayesinde Heimlich manevrası uyguladık. Çok şükür boğazına takılan lokma çıktı ve öğrencimiz rahatladı. Ancak çok korkmuştu. Korkusunu ve endişesini gidermek için onu yanımıza alıp kendisiyle sohbet ettik. Velisine haber verdik. Bakanlığımızın öncülüğünde ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzün talimatıyla her sene ilk yardım kurslarımızı güncelliyoruz. Eğitimlerimizi alıyoruz. İlk yardımın uygulamada ne kadar önemli olduğunu gördük, yaşadık. Herkesin ilk yardımı öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Öğrencimizi kurtarmamız bize mutluluk ve sevinç getirdi. Biz okulda sadece ders anlatmıyoruz. Her anlamda öğrencilerimizi destekleyen, onlarla dayanışma içerisinde bulunan, onların yanında yer alan eğitimcileriz" diye konuştu.
'ÖĞRETMENİME TEŞEKKÜR EDİYORUM'
Miraç Mikail Avağ ise "Öğle arasında tost yiyordum. Tost boğazıma takıldı. Arkadaşım beni görünce gidip öğretmenime haber verdi. Öğretmenim boğazımdan tostu çıkardı. Öğretmenime çok teşekkür ediyorum" dedi.
Arkadaşının nefes alamadığını görünce öğretmenine haber veren Muhammet İnanç da "Biz arkadaşımla beraber öğle arasındaydık. Bir anda arkadaşım nefes alamamaya başladı. Ben de bunu görünce hemen öğretmenime koştum. Öğretmenim de gelip hemen ona yardım etti" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü:
--------------------
-Muhabir Bayram Ayhan'ın anonsu
-Olayın kamera kaydı
-Nefes alamayan arkadaşı için yardım getirmeye koşan öğrenci
-Öğretmenin hemlich manevrasını yapması
-Röportajlar
-Öğretmen ve öğrencilerden görüntü
-Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Bayram AYHAN/BATMAN, (DHA)
==================================================
7) SERALARI SEL VURMASINA RAĞMEN SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ
ANTALYA'da son haftalarda etkili olan şiddetli yağış, sel, dolu ve hortum nedeniyle çok sayıda serada zarar oluşmasına rağmen, domates ve biber başta olmak üzere sebze fiyatlarında yüzde 10-20 arasında düşüş yaşandı. Havaların sıcak gitmesiyle yayla seralarında üretimin devam etmesi, sahil kesimindeki seralarda da yeni sezon hasadının başlaması fiyatları düşürdü.
Türkiye'nin en önemli örtü altı sebze üretim merkezi Antalya'da, son haftalarda yaşanan şiddetli yağışlar tarım alanlarında büyük zarara yol açtı. Özellikle Kaş, Demre, Kumluca ve Finike ilçelerinde seralar su altında kalırken, Manavgat'ta dolu ve hortum, Aksu ve Serik'te ise kuvvetli yağışlar etkili oldu. Demre'nin Çevreli ve Üçağız mahallelerinde sel nedeniyle çok sayıda sera zarar gördü. Manavgat'ta 381 dekar tarım alanı doludan, 10 bin 540 metrekare sera alanı da hortumdan etkilendi. Afetlerin ardından üretimde azalma, sebze fiyatlarında artış beklenirken, Antalya Toptancı Hali'nde tam tersi tablo ortaya çıktı.
YAYLA VE SAHİL ÜRETİMİ AYNI ANDA DEVAM EDİYOR
Antalya'da sonbahar, kış ve ilkbahar dönemlerinde sahil kesimindeki seralarda, yaz aylarında ise yüksek rakımlı yayla bölgelerindeki seralarda sebze üretiliyor. Bu yıl hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle yayla bölgelerinde üretim devam ederken, sahil kesimindeki seralarda ise yaklaşık 15-20 gündür yeni sezon ürünleri toplanmaya başlandı. İki üretim bölgesinden aynı anda piyasaya ürün gelmesi, sel felaketlerine rağmen özellikle domates ve biber fiyatlarının düşmesine neden oldu. Antalya'nın yanı sıra, Muğla'nın Fethiye ve Ortaca ilçelerinde de üretimin devam etmesi piyasadaki ürün miktarını artırdı.
DOMATESTE 20, BİBERDE 15 LİRALIK DÜŞÜŞ
Antalya Büyükşehir Belediyesi Toptancı Hali'nin 4 Kasım tarihli günlük fiyat listesine göre domatesin kilogramı kalitesine ve çeşidine göre 25 ile 100 lira arasında değişen fiyatlarla işlem gördü. Standart domateste kilogram fiyatı 25-55 lira, salkım domateste 50-100 lira olarak kaydedildi. Dolmalık biber 35-50 lira, çarliston biber 80-150 lira, kapya biber 45-95 lira, sivri biber ise 30-60 lira arasında fiyatlandırıldı. Halde komisyonculuk yapan sektör temsilcileri, son 1 haftada domateste kilogram başına yaklaşık 20 lira, biber çeşitlerinde ise 10-15 lira düşüş yaşandığını belirtti.
'ÜRÜN ARTTIKÇA FİYATLAR DÜŞÜYOR'
Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği (ANTKOMDER) Başkanı Nevzat Akcan, yaklaşık 15-20 gündür sahil kesimindeki seralarda hasadın başladığını belirterek, yayla üretimindeki azalma nedeniyle bir süre önce domates fiyatlarının yükseldiğini söyledi. Akcan, "Yayla bölgelerimiz bu sene zor bir sezon geçirdi. Yaylalarda ürün azalınca domates fiyatlarında suni bir hareketlilik oluştu. Bu, yeni bir pazar bulduğumuzdan ya da ihracat yaptığımızdan değil, ürün eksikliğinden kaynaklandı. Domatesin fiyatı halde 50, 60, 70, hatta 80 liraya kadar çıkmıştı. Şimdi Antalya'da yeni sezon üretimi her geçen gün artıyor. Örtü altı seralarda ürün toplanmaya başladı. Bugün gördüğünüz domates 25 lira. Bu fiyat üretici için zarar demek" dedi.
'ÜRETİCİYİ ZOR BİR YIL BEKLİYOR'
Sebze fiyatlarının düşmesinin üreticiler açısından ciddi sıkıntılar oluşturduğunu belirten Akcan, tarımsal üretimde maliyetlerin çok yükseldiğini söyledi. Akcan, "Tarım sektörü olarak bizi zor bir yıl bekliyor. Enflasyon konusunda sürekli sebze fiyatları üzerinden değerlendirme yapılıyor. Fakat üreticinin maliyeti hesaplanmıyor. Ben de aynı zamanda çiftçiyim. Eskiden en büyük girdilerimiz tohum, fide, ilaç ve gübreydi. Şimdi işçilik, mazot ve enerji bunların hepsini geçti. Üretim maliyetleri bu şekilde devam ettiği sürece sektörün sıkıntıdan çıkması mümkün değil" diye konuştu.
'HALDE 25, MARKETTE 75 LİRA'
Hal fiyatları ile market fiyatları arasında büyük fark bulunduğunu anlatan Akcan, nakliye, işçilik ve ürün kayıplarının tüketici fiyatlarına yansıdığını belirtti. Akcan, "Burada 25 liraya satılan domatesi İstanbul'a veya Ankara'ya bedava göndersek bile yaklaşık 20 lira nakliye ve diğer maliyetler oluşuyor. İnsanlar artık masrafların önüne geçemiyor. Marketlerde ise fiyatlar çok daha yüksek. Burada 25 lira olan ürün markette 75 liraya satılabiliyor. Ancak marketlerde de ürünlerin bir bölümü satılamadan çöpe gidiyor. Marketler bu kayıpların maliyetini de tüketiciye yansıtıyor. Pazar yerlerinde ise marketlerdeki kadar yüksek fiyatlar yok" dedi.
'FİYATLAR DAHA DA DÜŞEBİLİR'
Yeni sezon üretiminin artmasıyla fiyatların daha da gerileyebileceğini ifade eden Akcan, ihracatta yaşanan sıkıntıların da piyasayı etkilediğini söyledi. Akcan, "Geçen hafta domates 50-70 lira bandındaydı. Bugün 40-50 lira bandına kadar geriledi. Daha da düşebilir. Çünkü üretim artıyor. İhracatta ve gümrüklerde de ciddi sıkıntılar var. Üreticinin maliyetleri artarken ürün fiyatlarının bu kadar düşmesi sürdürülebilir değil" diye konuştu.
'BU YIL YAYLA DOMATESİ DEVAM EDİYOR'
Antalya Toptancı Hali'nde komisyonculuk yapan Selahattin Yılmaz da şiddetli yağışların ardından fiyatlarda artış beklediklerini ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Yılmaz, "Yağışların kısa sürede fiyatları yükselteceğini düşünüyorduk. Ama şu anda özellikle biberde fiyatlar düşük. Domates geçen yılın aynı dönemine göre biraz daha yüksek olsa da son 1 haftada ciddi düşüş var. Geçen yıl bu dönemlerde domatesi 25-30 liraya satıyorduk. Sonrasında ani yükseliş olmuştu. Geçen yıl yayla domatesi hava koşulları nedeniyle erken bitmişti. Bu yıl ise yayla domatesi hala devam ediyor. Bunun fiyatlar üzerinde önemli etkisi var" dedi.
'HEM YAYLADA HEM SAHİLDE DOMATES VAR'
Hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesinin üretim süresini uzattığını anlatan Yılmaz, Antalya dışında Fethiye ve Ortaca bölgelerinde de ürün bulunduğunu belirtti. Yılmaz, "Şu anda hem yaylada hem sahilde domates var. Biber üretimi de başladı. Fethiye ve Ortaca'da da havaların iyi gitmesi nedeniyle üretim sürüyor. Marketlere ürün sağlayan tedarikçi firmalar Antalya yerine Fethiye veya Ortaca'dan da ürün alabiliyor. Herkes uygun fiyatlı ürünü tercih ediyor. Bu nedenle bölgelerdeki fiyatlar birbirine yaklaşıyor. Antalya halinde de genel olarak fiyatlarda düşüş yaşanıyor" diye konuştu.
'SELİN ETKİSİ 1 AY SONRA GÖRÜLEBİLİR'
Sel felaketlerinin sebze fiyatlarına etkisinin henüz tam olarak ortaya çıkmadığına dikkati çeken Yılmaz, özellikle biber üretiminde önümüzdeki haftalarda sıkıntı yaşanabileceğini söyledi. Yılmaz, "Kumluca, biber üretiminin yoğun olduğu bölgelerden biri. Yağmurun ve aşırı nemin bitkiye verdiği zarar hemen ortaya çıkmayabilir. Şu anda toplanacak bibere zarar vermese bile 1 ay sonra toplanacak, henüz küçük olan ürünleri etkileyebilir. Bu nedenle selin etkisini 1 ay sonra ürün azlığı şeklinde hissedebiliriz. Şu anda fiyatlar düşüyor ama ilerleyen dönemde üretimdeki kayıpların etkisi görülebilir" dedi.
'1 HAFTADA YÜZDE 10-20 DÜŞÜŞ VAR'
Son 1 haftada sebze fiyatlarındaki gerilemenin belirginleştiğini anlatan Yılmaz, "Geçen haftadan bu yana bütün biber çeşitlerinde kilogram başına en az 10-15 liralık düşüş var. Domateste ise yaklaşık 20 liralık düşüş yaşandı. Genel olarak geçen haftaya kıyasla yüzde 10-20 arasında gerileme olduğunu söyleyebiliriz. Ancak ürünlerin çeşitlerine ve kalitelerine göre fiyat değişiklikleri yaşanıyor" diye konuştu.
İHRACATTA NAKLİYE SIKINTISI
İhracat pazarlarında yaşanan sorunların da fiyatları etkilediğini belirten Yılmaz, Ukrayna'ya yönelik sevkiyatlarda sıkıntılar bulunduğunu söyledi. Yılmaz, "Geçen yıl Ukrayna'ya ürün gönderiminde Karadeniz üzerinden gemi taşımacılığı tercih ediliyordu. Ancak savaş nedeniyle deniz taşımacılığında ciddi sorunlar yaşanıyor. Nakliye fiyatlarının da çok yükseldiğini duyuyoruz. Daha önce 4-5 bin dolar olan bazı sevkiyatlar için şimdi 10 bin doların üzerinde rakamlar konuşuluyor. Bu durum ihracatçıların buradan ürün almasını kısıtlıyor" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------
-Halden havadan detay (ARŞİV)
-Meyve sebze görüntüleri (ARŞİV)
-RÖP: Nevzat Akcan
-RÖP: Selahattin Yılmaz
Haber: Mehmet ÇINAR- Kamera: Burak YALMAN/ANTALYA, (DHA)