Yazdırma görünümü — reklam, menü ve yorumlar çıkarıldı Habere dön
Yaşam
Ana Sayfa » Yaşam » DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3
DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3
DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3

DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3

📅 24.10.2026 11:08 ⏱ 31 dakika okuma 💬 0 yorum 📰 DHA RSS
1) ESKİŞEHİR’DE TIR DUVARA ÇARPTI; 2 YARALIESKİŞEHİR’de tarlaya girip duvara çarpan TIR’ın şoförü H.A. (67) ile yanındaki Ş.A. (35) yaralandı. Kabinde sıkışan sürücü H.A., itfaiye ekiplerinin 2 saatlik çalışmasıyla çıkarıldı.Kaza, saat 05.00 sıralarında Eskişehir-Bilecik kara yolunda meydana geldi.

1) ESKİŞEHİR’DE TIR DUVARA ÇARPTI; 2 YARALI

ESKİŞEHİR’de tarlaya girip duvara çarpan TIR’ın şoförü H.A. (67) ile yanındaki Ş.A. (35) yaralandı. Kabinde sıkışan sürücü H.A., itfaiye ekiplerinin 2 saatlik çalışmasıyla çıkarıldı.

Kaza, saat 05.00 sıralarında Eskişehir-Bilecik kara yolunda meydana geldi. H.A.’nın kontrolünü yitirdiği 10 TL 666 plakalı TIR, yoldan çıkıp tarlaya girerek, bir işletmenin duvarına çarptı. Kazada, TIR şoförü H.A. ile yanındaki Ş.A. ezilen kabin içerisinde sıkışarak, yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ş.A. ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kabin içerisinde sıkışan sürücü H.A.’yı kurtarmak için çalışma başlatan itfaiye ekipleri, 2 saati aşan müdahalenin ardından H.A.’yı bulunduğu yerden çıkardı. Sürücü de ambulansla hastaneye kaldırıldı. 2 yaralının sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenilirken, polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------------------

-TIR ve kabinde sıkışan sürücü

-İtfaiye ekiplerinin kurtarma çalışması

-Tarla ve TIR’ın çarptığı duvar

-Sürücünün çıkarılması

-Sedyeyle ambulansa taşınması

-Genel görüntüler

Haber-Kamera: Güray ATEŞ/ESKİŞEHİR,(DHA)

=================================================

2) 3 EV, AHIR VE SAMANLIK YANDI

BURDUR'un Yeşilova ilçesinde çıkan yangında, 3 ev, ahır ve samanlık yanarak kullanılamaz hale geldi.

Yeşilova ilçesine bağlı Akçaköy'de dün akşam saatlerinde bilinmeyen bir sebeple yangın çıktı. Yangın, hızla büyüyerek 3 eve sıçradı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çevre ilçeler, Orman İşletme Müdürlüğü ve Burdur merkezden itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesi ile söndürülen yangında; Hüseyin Özkan, Süleyman Yılmaz ve Ali ihsan Kaya'ya ait evler, ahır ile samanlık kullanılamaz hale geldi. Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı. (DHA)

Görüntü Dökümü

---------------

-Yangından görüntü (itfaiye cep tel çekim)

Haber- kamera: Mesut MADAN/BURDUR, (DHA)

==================================================

3) SAKARYA’DA DEAŞ OPERASYONU; 4 TUTUKLAMA

SAKARYA’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 6 şüpheliden 4'ü tutuklandı, 2'sinin sınır dışı edilmesine karar verildi.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, DEAŞ silahlı terör örgütünde geçmiş dönemde faaliyet gösterdiklerine yönelik haklarında bilgi ve belge bulunan şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Adapazarı ve Erenler ilçelerinde özel harekat ekiplerinin desteğiyle gerçekleştirilen operasyonlarda, 5'i Irak, 1'i Suriye uyruklu 6 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde ekiplerin aramalarında, çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4'ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2 şüpheli ise sınır dışı işlemleri için Düzensiz Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi’ne (GÖKSEM) teslim edildi. (DHA)

Görüntü dökümü

---------------------

-Özel harekat ekiplerinin evlere baskın anı

-Polis ekiplerinin evlerde arama yapması

-Şüphelilerin emniyetten çıkış anı

Haber: İsa ÇİÇEK/ADAPAZARI (Sakarya), (DHA)

==================================================

4) 'DUR' İHTARINA UYMAYAN SÜRÜCÜ, OTOMOBİLİ BIRAKIP KAÇTI

BURDUR'da polisin 'dur' ihtarına uymayan sürücü otomobiliyle kaçmaya başladı. Takibe alınan otomobil terk edilmiş halde bulundu. Otomobili bırakıp yaya olarak kaçan sürücüye 200 bin lira para cezası uygulandı, aracı trafikten men edildi.

Burdur merkez Özgür Mahallesi'nde dün gece polisin 'dur' ihtarına uymayan sürücü, 15 ACR 190 plakalı otomobiliyle kaçmaya başladı. Polisin takibe aldığı otomobil olay yerinden yaklaşık 4 kilometre ileride, Aydınlıkevler Mahallesi Erdoğdu sokakta terk edilmiş halde bulundu. Olay yerinden yaya olarak uzaklaşan sürücünün kimliği tespit edilerek, 'Dur ihtarına uymamak' suçundan 200 bin lira para cezası uygulandı. Otomobil ise trafikten 2 ay men edilerek otoparka çekildi. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-Otomobil

-Polis ekipleri

Haber-Kamera: Mesut MADAN/BURDUR,(DHA)-

==================================================

5) AKADEMİSYEN AİLE ÖNCÜLÜK ETTİ, VAN ELMASI SINIRLARI AŞTI

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar’ın 2008 yılında aile ortaklarıyla birlikte Van-Erciş kara yolu üzerinde kurduğu meyve bahçesi, bölgede modern meyveciliğin gelişmesine öncülük etti. Eşiyle birlikte 60 dönümlük arazide üretimini sürdüren Prof. Dr. Yaşar, elma başta olmak üzere armut, kayısı ve erik yetiştirilen bahçedeki ürünleri, iç pazarın yanı sıra geçmiş yıllarda Rusya, Irak ve Suriye’ye de gönderdi. Normal şartlarda yaklaşık 300 ton ürün alınan bahçede, bu yıl etkili olan soğuk hava nedeniyle üretim 50-60 tona kadar düştü.

YYÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, 2008 yılında aile ortaklarıyla birlikte kurduğu meyve bahçesini, akademik çalışmalarını sahada uyguladığı bir deneme alanına dönüştürdü. Başlangıçta 180 dönüm arazi üzerine kurulan bahçenin 120 dönümlük bölümü ortakları tarafından başka firmaya devredilirken, Prof. Dr. Yaşar yaklaşık 60 dönümlük alanda kendi üretimini sürdürüyor. Çoğunluğu elma olmak üzere, armut, kayısı ve erik ağaçlarının bulunduğu bahçe, bölgedeki modern meyvecilik yatırımlarına da örnek oldu. Bahçeyi aynı zamanda bir uygulama alanı olarak kullandığını belirten Prof. Dr. Fikret Yaşar, "Burayı 2008’de kurduk. Yaklaşık 18 yıldır buraya emek veriyoruz. Burası aslında bahçenin tamamını kurduğumuz, bir aile işletmesi olarak başladığımız bir yer. Ortaklarımız hisselerini sattı. Benim hissem kaldı. Ben satmadım, burada üretime devam ediyorum. Üretmeyi seviyorum. Akademisyen olarak işin teorisini üniversitede öğreniyor, araştırıyor ve laboratuvarda elde ettiğimiz sonuçları burada uyguluyoruz. Bu bize çok büyük fayda sağladı" dedi.

BÖLGENİN İLK MODERN BÜYÜK BAHÇESİ'

Bahçenin bölgedeki meyvecilik faaliyetleri açısından önemli bir örnek oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Yaşar, "Burası bölgenin ilk kapama büyük bahçesi, modern bahçesi oldu ve ciddi bir örnek teşkil etti. Bir akademisyenin kurduğu düzenli bir bahçe olması da ayrıca önemliydi. Bizden sonra Van’da çok sayıda bahçe kuruldu. Şu anda Van, elmacılık potansiyeli açısından çok ciddi bir noktaya geldi. Son yıllarda Van Valisinin de katkıları oldu, fidan dağıtımları oldu. Van’da ciddi bir meyvecilik potansiyeli oluştu. Burasıda bu işin temelini oluşturdu" diye konuştu.

ÜRETİM AŞAMALARINI SAHADA GÖSTERİYOR

Üniversitede verdiği teorik eğitimi bahçede uygulamalı çalışmalarla desteklediğini anlatan Prof. Dr. Yaşar, öğrencilerine meyve yetiştiriciliğinin tüm aşamalarını gösterdiğini söyledi. Budama, aşılama, çiçeklenme, tozlanma, döllenme, meyve oluşumu, seyreltme, gübreleme ve bitki koruma gibi konuları özellikle öğrencilerine gösterdiğini belirten Prof. Dr. Yaşar, yüksek lisans ve doktora öğrencilerini de çalışmalarına dahil ettiğini söyledi. Öğrencilerini yalnızca devlet memuru olma mantığıyla yetiştirmediğini vurgulayan Prof. Dr. Fikret Yaşar, "Öğrencileri sadece devlet memuru olma mantığıyla yetiştirmiyoruz. Katma değer üretebilen, kendi ayakları üzerinde durabilen, kazanan ve girişimci bir ruh kazanan bireyler olmalarını istiyorum. Bunun için öğrencilerimi zaman zaman buraya geliyor" dedi.

‘EŞİMLE OMUZ OMUZA ÇALIŞIYORUZ’

Meyvecilikte üretimin sürekli takip gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Yaşar, eşiyle birlikte bahçede çalıştıklarını söyledi. Eşinin de ziraat mühendisi ve akademisyen olduğunu aktaran Prof. Dr. Yaşar, işletmenin sürdürülebilirliği için aile desteğinin önemli olduğunu ifade etti. Bitkisel üretimin diğer iş kollarından farklı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Fikret Yaşar, "Bitkisel üretimde gece gündüz işin içerisinde olup gelişmeleri takip etmek gerekiyor. Herhangi bir hastalık ya da zararlı ortaya çıktığında zamanında müdahale edilmezse zarar çok ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Biz bitki korumada hastalık ortaya çıkmadan önlem almayı esas alıyoruz. Bu nedenle sürekli işin içinde olmak gerekiyor. Eşimle birlikte omuz omuza çalışıyoruz. Üretmeyi seviyoruz, üretmek bize zevk veriyor" diye konuştu.

'VAN ELMASININ AROMASI VE LEZZETİ FARKLI'

Van’ın güneşli ikliminin meyvelerin renk, aroma, vitamin ve kalite özelliklerine olumlu katkı sağladığını belirten Prof. Dr. Yaşar, kentte yetişen elmaların lezzetiyle öne çıktığını söyledi. Güneş ışığının bitkiler üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar, "Van meyve ve sebzeleri aroma bakımından çok zengin. Özellikle elma, aroması ve lezzetiyle öne çıkıyor. Meyveler içinde elma, sebzeler arasında domates çok önemlidir. Elmayı yediğinizde birçok vitamini almış oluyorsunuz. Van elması piyasada da çok tutuluyor. Aroması, lezzeti çok farklıdır diğerlerine göre. Renk bakımından da oldukça güzeldir" dedi.

ELMALAR RUSYA, IRAK VE SURİYE’YE GÖNDERİLDİ

Bahçede elde edilen elmaların üretim miktarına bağlı olarak geçmiş yıllarda yurt dışına da gönderildiğini belirten Prof. Dr. Fikret Yaşar, geçmiş yıllarda Rusya, Irak ve Suriye pazarlarına satış yaptıklarını belirterek, "Elma üretimi fazla olduğunda dış pazara gönderiyoruz. Birkaç yıl Suriye’ye gönderdik, Irak’a da satış yaptık. Bir yıl İranlı bir tüccar aracılığıyla Rusya’ya sattık. Geçen yıl Türkiye genelinde etkili olan soğuk hava bahçemizi fazla etkilemedi, bu yıl ise yaşanan soğuklar üretimi ciddi ölçüde düşürdü. Geçen yıl bütün Türkiye’yi soğuk vurmuştu ama biz iyiydik. Bu yıl ise Türkiye’nin birçok yerinde meyve bol, bizim bahçemizi soğuk vurdu. Üretimimiz ciddi şekilde düştü. Normalde benim şahsıma ait bahçeden yaklaşık 300 ton ürün alabiliyoruz. Bu yıl ise 50-60 ton civarında ürün elde ettik. Yani bu yıl üretim baya düştü" diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Elma bahçesinden dron ile genel görüntü

-Akademisyen Fikret Yaşar'ın traktör ile bahçeye gelişi

-Yaşar ve eşinden detaylar

-Van elmasından detaylar

-Bahçedeki elmaların toplanması

-Muhabir anonsu: Gülay Kuyucu

-Detaylar

-Fikret Yaşar ile röp.

Haber-Kamera: Gülay KUYUCU-Orhan AŞAN/VAN (DHA)-

==================================================

6) COP31'İN MASKOTU 'CARETTA CARETTA' İÇİN PAVİLYON TASARLANDI

ANTALYA'da 9-20 Kasım tarihlerinde düzenlenecek COP31 için hazırlanan Antalya Pavilyonu, caretta caretta şeklinde tasarlandı. Antalya Valiliği ve Mavi Akdeniz İnisiyatifi tarafından oluşturulan 250 metrekarelik pavilyonda kentin değerleri tanıtılacak. Proje Koordinatörü Ebru Şahin, "Binlerce yıldır yaşayan bu denizlerin asıl sahipleri onlar. Biz de bu muhteşem varlığın burada görünür olmasını sağlamak istedik" dedi.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31'inci Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya'da hazırlıklar sürüyor. Antalya Valiliği ve Mavi Akdeniz İnisiyatifi tarafından konferans alanında oluşturulan Antalya Pavilyonu, kentin simgelerinden ve COP31 Antalya'nın maskotu olan caretta carettadan esinlenilerek tasarlandı. Proje tasarımı ve teknik desteği tasarımcı Ali Kıvrak tarafından sağlanan 250 metrekarelik pavilyonda, Antalya'nın doğal, kültürel ve ekonomik değerleri uluslararası katılımcılara tanıtılacak.

VALİ ŞAHİN HAZIRLIKLARI İNCELEDİ

Antalya Valisi Hulusi Şahin, COP31 kapsamında çalışmaların sürdüğü Kongre Merkezi, Antalya Evi ve Antalya Valiliği Pavilyonu'ndaki hazırlıkları yerinde inceledi. Projelerin mevcut durumu ve yürütülen faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi alan Vali Şahin'in ziyaretinde, Antalya'nın değerlerinin uluslararası katılımcılara tanıtılması ve organizasyonun kent genelinde etkin şekilde yürütülmesine yönelik hazırlıklar değerlendirildi.

'AMACIMIZ SADECE İYİ BİR EV SAHİBİ OLMAK DEĞİL'

Vali Hulusi Şahin'in eşi Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin de ocak ayından bu yana kentte temizlik faaliyetleri, farkındalık etkinlikleri ve kirliliği kaynağında önlemeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirterek, "Bunların hepsini yaparken aslında bir çatı altında birleştik. İstedik ki bütün kamu kurumlarımız, belediyelerimiz, STK'larımız, gönüllülerimiz, herkes bir araya gelsin ve bu muhteşem şehri COP31'e yakışır bir ev sahipliği yapacak şekilde yeniden harekete geçirelim" dedi.

GELECEK NESİLLERE ÇEVRE DUYARLILIĞI

Çalışmalarla çevreye yönelik farkındalığı artırmayı amaçladıklarını anlatan Ebru Şahin, "Bizim amacımız sadece iyi bir ev sahibi olmak değil, COP31'de aynı zamanda sürdürülebilirliği ve çevreye karşı olan duyarlılığımızı hem misafirlerimize gösteren bir şehir olmak hem de bundan sonra gelen nesillerimize de bu konuda ne kadar hassas olduğumuzu en güzel şekilde aktarabilmek istiyoruz. Farkındalığı artırmak istiyoruz" diye konuştu.

'BU DENİZLERİN ASIL SAHİPLERİ ONLAR'

COP31 alanındaki pavilyonun tasarımında caretta carettayı tercih ettiklerini belirten Şahin, "Caretta carettalar aslında Antalya'nın bir simgesi, Akdeniz'in bir simgesi. Binlerce yıldır yaşayan bu denizlerin asıl sahipleri onlar. Biz de bu muhteşem varlığın burada görünür olmasını sağlamak istedik. 'Bu alanın en güzel, en kıymetli pavilyonu burası olsun' dedik. Ev sahipliğimize de yakışır şekilde tasarladık kendisini" dedi.

SUNUMLAR VE ATÖLYELER YAPILACAK

Pavilyonun görünümü ve içeriğiyle Antalya'nın değerlerini yansıtacağını söyleyen Şahin, "250 metrekarelik bir alan içerisinde Antalya'nın tüm değerlerini yansıtacak hem görüntü itibarıyla hem de içerik itibarıyla Antalya'nın tüm değerlerini yansıtabilecek bir pavilyonumuz var. İçerisinde sunum alanımız, atölye çalışmalarımız yapılacak, hatıra fotoğrafları çekilecek, inisiyatifimiz kapsamında yaptığımız tüm etkinliklerimizi göstereceğimiz videolarımız olacak" diye konuştu.

COP31 SONRASINDA KREŞ OLARAK KULLANILACAK

Yapım çalışmaları devam eden pavilyonun kaplumbağa başı bölümünde ağaç kabukları ve ahşap artıklarından yararlanılıyor. Doğal malzemelerin yeniden değerlendirildiği yapının, COP31'in ardından kreş olarak kullanılması hedefleniyor.

EN BÜYÜK YUVAMA ALANLARI ANTALYA'DA

Caretta caretta, Antalya'da 5-9 Ekim'de düzenlenen 77'nci Uluslararası Astronotik Kongresi'nin (IAC 2026) de maskotu olmuştu. Antalya; Patara, Kale, Kumluca, Çıralı, Tekirova, Belek, Kızılot, Demirtaş ve Gazipaşa'daki yuvalama kumsallarıyla deniz kaplumbağalarının Akdeniz'deki en önemli üreme alanları arasında yer alıyor. Kentteki yuvalama alanları ile Lara-Kundu kıyısında 2025 yılında toplam 9 bin 160 yuva tespit edilirken, bu yuvalardan çıkan 429 bin 616 yavru denize ulaştı. Caretta carettalar, Dünya Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) Kırmızı Listesi'nde küresel ölçekte nesli tükenme tehdidi altındaki türler arasında, 'hassas' kategorisinde bulunuyor. (DHA)

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------

- COP31 alanından havadan görüntü

- Pavilyondan detay

- COP31 yazılarından detay

- Alandan detaylar

- RÖP: Ebru Şahin

- Detaylar

HABER: Mehmet ÇINAR - KAMERA: Burak YALMAN,ANTALYA(DHA)

=================================================

7) İNŞAATTA ÇALIŞIRKEN AVRUPA ŞAMPİYONU OLDU; ŞİMDİ YENİ SPORCULAR YETİŞTİRİYOR

ANTALYA'da yaklaşık 6 yıl önce inşaatlarda çalışırken bir yandan antrenman yapan Ahmet Ertekin (26), muay thai sporunda Türkiye ve Avrupa şampiyonluklarının yanı sıra dünya ikinciliği elde etti. Ertekin, bugün kendi spor salonunda yaklaşık 150 sporcu yetiştiriyor.

Ahmet Ertekin'in dövüş sporlarına ilgisi lise yıllarında başladı. Arkadaşlarının spor salonuna gittiğini gören Ertekin, bir süre sonra kendisi de antrenman yapmaya başladı. Ahmet Ertekin’in kendini korumak amacıyla başladığı muay thai, kısa sürede hayatının merkezine yerleşti. Antrenörü Yasin Urlu yönetiminde çalışmalarını sürdüren Ertekin, katıldığı ilk Türkiye Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak dikkat çekti. Sporculuk kariyerinin ilk yıllarında ailesinin mesleği olan inşaat işlerinde çalışan Ahmet Ertekin, ağır çalışma koşullarına rağmen antrenmanlarını sürdürdü.

‘BEDENİMİ DEMİR DÖVER GİBİ DÖVÜYORMUŞUM’

İnşaatta geçirdiği yılların fiziksel olarak kendisine büyük katkı sağladığını anlatan Ertekin, "Dedem ve babam inşaatçı. Ben de onların yanında sürekli inşaatlarda çalıştım. Liseye giderken arkadaşlarımın spor salonuna gittiğini gördüm ve heveslendim. Bu hevesin ardından dövüş sporlarına ilgi duydum" dedi.

O dönem çalışma ve antrenman hayatının birlikte yürüdüğünü belirten Ahmet Ertekin, "Gerçekten ağır ve zor şartlarda hem antrenman hem de çalışma durumu oluşuyordu. Bu seviyelere kadar gelmemdeki en büyük unsur bence inşaatlarda çalışmam. Çünkü orada bedenimi demir döver gibi dövüyormuşum. Bunu sonraki zamanlarda fark etmeye başladım" diye konuştu.

ZORLUKLARIN ARDINDAN DÜNYA DERECESİ

İnşaatta çalıştığı dönemde spor kariyerinden vazgeçmeyen Ertekin, zamanla milli takıma kadar yükseldi. Muay thai ve kick boksta Türkiye'yi farklı uluslararası organizasyonlarda temsil eden Ahmet Ertekin, yaklaşık 10 ülkede milli takım adına müsabakalara katıldı. Avrupa şampiyonluğunun yanı sıra, dünya ikinciliği elde eden milli sporcu, yıllar önce koyduğu hedeflere ulaşmayı başardı. Yaşadığı sürecin kendisine önemli tecrübeler kazandırdığını belirten Ertekin, "Büyük zorluklar yaşadım, büyük fedakarlıklar yaptım. Ama o zorlukların bana çok büyük katkıları oldu. Çünkü hayatı kazanmanın ne kadar zor olduğunu orada öğrendim" ifadelerini kullandı. Başarıya ulaşmanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade eden Ahmet Ertekin, "Herkesin yapabileceği bir şeyi başarmış olmak çok güzel bir duygu. İnsanı gerçekten çok tatmin ediyor. Bir insanın gerçekten yaşaması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.

‘150’YE YAKIN AKTİF SPORCUM VAR’

Sporculuk kariyerinin ardından antrenörlüğe de yönelen Ertekin, kentte kendi spor salonunu açtı. Ertekin, "Uğraştığım sporun adı muay thai. Aynı zamanda kick boksta ülkemi defalarca kez temsil etmiş bir sporcuyum. Şu an resmi olarak dünya ikincisi ve Avrupa şampiyonuyum. Bunun yanında 10'a yakın ülkede milli takımımızı temsil etmek adına müsabakalara katıldım. Bunun dışında kendi spor salonumu açtım. 150'ye yakın şu an aktif sporcum var. Şu an aktif dövüşen öğrencilerim de var" dedi.

İnşaatlarda çalışırken yaşadığı zorlukların bugün sporcularına yaklaşımını da etkilediğini söyleyen Ertekin, "İnsanın demir gibi dövülmesi gerekiyor. Bunun için de zorluk görmesi gerekiyor. Yaşadığım zorlukların bana çok büyük katkı sağladığını düşünüyorum. Şimdi sporcularımı yetiştirirken onların da mücadele etmeyi öğrenmesini istiyorum" diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-Ahmet Ertekin inşaatta çalışırken detay (ARŞİV)

-Ertekin'in arazideki antrenmanından görüntüler(ARŞİV)

-Ertekin'in kazandığı kemerler

-Ertekin'in salonda öğrencileriyle konuşması

-Öğrencilerinin çalışmalarından görüntüler

-RÖP: Ahmet Ertekin

Haber- Kamera: Tunahan KIR/ANTALYA, (DHA)

==================================================

8) ERZURUM'DA 60 YAŞ ÜSTÜNE 'SAĞLIKLI YAŞAM' EĞİTİMİ

SAĞLIK Bilimleri Üniversitesi Erzurum Tıp Fakültesi'nde 60 yaş üstü bireylere sağlıklı yaşam eğitimi verilecek. İlk yardım, yaşlılıkta görünen kronik hastalıklar, bilinçli ilaç kullanımı gibi konularda eğitim görecek olan vatandaşlar, 20 hafta sürecek eğitimin ardından mezun olacaklar.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından hayata geçirilen '3'üncü Yaş Üniversitesi' projesi, Erzurum'da da gerçekleştirilecek. 60 yaş üstü bireylerin sağlıklı bir yaşam sürmelerini ve sosyal hayata daha aktif katılmalarını amaçlayan ve 20 hafta sürmesi planlanan eğitimde katılımcılara, ilk yardım, yaşlılıkta görünen kronik hastalıklar, bilinçli ilaç kullanımı gibi konularda dersler verilecek. Eğitime katılanlar, ayrıca sosyal bir kaynaşmayı desteklemek amacıyla haftanın bir günü halk eğitim merkezi bünyesindeki bir kursta vakit geçirecek. Program kapsamında katılımcılar haftada toplam iki gün bir araya gelecek. Eğitimlerde not veya sınav uygulaması yapılmayacak. Eğitimin sonunda katılımcılara mezuniyet belgesi verilecek.

AMAÇ SAĞLIKLI HAYAT SÜRMELERİ

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Erzurum Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgür Dağ, bu yıl ilk kez uygulanacak programla ileri yaştaki bireylere sağlık konusunda pratik bilgiler kazandırmayı ve onları farklı bir sosyal ortamda bir araya getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Projenin temel amacının 60 yaş üstündeki bireylere bulundukları yaşlarda sağlıklı bir hayat sürmeleri ve mutlu olmaları için bazı pratik bilgiler vermek, onlarla sosyal anlamda kaynaşmayı sağlamak olduğunu belirten Prof. Dr. Dağ, "Herkesin çeşitli sağlık problemleri olabiliyor. Mesela sağlıklı beslenmede nelere dikkat etmeliyiz, mesela egzersiz. Bunları da bu derslerde işleyeceğiz. Kronik hastalıklar hakkında bilgilendirme yapacağız. İlk yardım, yaşlılıkta görünen kronik hastalıklar. Biliyorsunuz yaşlıların çoğu ilaç kullanıyor; ‘bilinçli ilaç kullanımı nedir?’, o konuda bilgilendireceğiz. Onun dışında okuryazarlıkla ilgili, bilimsel okuryazarlık hakkında bilgi vereceğiz. Acil müdahalelerde neler yapılır, bununla ilgili bilgi vereceğiz. Ayrıca haftanın bir günü de halk eğitimde bir kursta vakit geçirmelerini sağlayacağız. Böylece sosyal bir kaynaşma sağlayacağız" diye konuştu.

İLK ETAPTA 15 KİŞİ KATILACAK

Eğitimlerde farklı alanlardan uzmanların yer alacağını kaydeden Prof. Dr. Dağ, diyetisyen, geriatri uzmanı, acil tıp uzmanı, fizik tedavi uzmanı ve eczacıların katılımcılarla bir araya geleceğini belirtti. Projenin yalnızca sağlık eğitimiyle sınırlı kalmayacağını vurgulayan Prof. Dr. Dağ, sosyal kaynaşmaya da önem verdiklerini söyledi.

Bu yıl için ilk etapta 15 kişilik kontenjan belirlediklerini, talebe göre bu sayının değişebileceğini kaydeden Prof. Dr. Dağ, programın 20 hafta süreceğini bildirdi. Eğitimin 10 haftalık iki dönemden oluşacağını kaydeden Dağ, temel eğitim programının ardından katılımcılara mezuniyet belgesi verileceğini belirtti.Erzurum'da ilk kez düzenlenecek program için kayıtların başladığını belirten Prof. Dr. Özgür Dağ, projenin 60 yaş üstü bireylerin yaşam kalitesine katkı sunmasını beklediklerini ifade etti.

Katılımcıların eğitimler sayesinde yürüyüş, beslenme, ilaç kullanımı ve egzersiz gibi konularda daha bilinçli hareket edebileceklerini dile getiren Dağ, "Gelsinler, bir görsünler, bizle bir tanışsınlar. Çok da memnun kalacaklarını düşünüyorum” dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Prof. Dr. Özgür Dağ ile röp

Haber: Salih TEKİN - Kamera: Oktay POLAT/ERZURUM, (DHA)

==================================================

9) PROF. DR. KILIÇ: ZEMİNE UYGUN YAPILAR YAPMAMIZ GEREKİYOR

İZMİR Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Merkezi Müdürü ve İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Kılıç, depremlerde merkez üssünden ziyade zemin yapı etkileşiminin hayati önem taşıdığını belirtip, "Merkez üssünün nerede olduğu önemli değil, deprem her an her yerde olabilir. Zemine uygun yapılar yapmamız gerekiyor" dedi.

İEÜ Afet Yönetimi ve Risk Azaltma Merkezi Müdürü ve İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Kılıç, en önemli sismik kaynaklardan biri olan Balçova fayının bulunduğu bölgede açıklama yaptı. İzmir'deki aktif faylar ve zemin özelliklerine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, kentin acilen kentsel dönüşüme girmesi gerektiğinin altını çizdi. 30 Ekim depreminin sürekli 'İzmir depremi' olarak anıldığını ancak bunun doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Bu aslında Samos Adası'nın açıklarında olan bir deprem. Maalesef o zaman 77 kilometre ileride Bayraklı'da 9 binamız yıkıldı, 117 vatandaşımız vefat etti. Samos Adası'nda ise sadece 2 vatandaş vefat etti. Burada en dikkat etmemiz gereken şey zemin yapı etkileşimidir. Merkez üssünün nerede olduğu önemli değil, deprem her an her yerde olabilir. Bilim henüz depremin ne zaman ve nerede olacağını tam olarak bilemiyor. Zemine uygun yapılar yapmamız gerekiyor" diye konuştu.

'YAPILARIN DA İNSANLAR GİBİ BİR ÖMRÜ VAR'

İzmir ile İstanbul'u kıyaslayan Kılıç, İstanbul'da 1999 depreminden bu yana çeyrek asırdır ciddi bir kentsel dönüşüm ve yeni yerleşim hamleleri yapıldığını belirtti. İstanbul'un da depreme tamamen hazır olmadığını ancak bir sürecin işlediğini vurgulayan Kılıç, şöyle devam etti:

"İzmir büyük bir deprem yaşamadı ve çevresinde çok ciddi aktif faylar var. İzmir'deki binaların yüzde 50 civarı 1999 yılı ve öncesine ait. Çok sayıda kaçak yapı bulunuyor. Bu nedenle binaların acilen kentsel dönüşüme girmesi veya güçlendirme projeleriyle sağlamlaştırılması gerekiyor. Deprem ülkesinde yaşıyoruz. Merkez üssü diye bakmamamız gerekiyor. Kahramanmaraş depreminde 300 kilometre ilerideki Diyarbakır'da bile yıkımlar oldu. 11 ilimizi etkiledi. İzmir veya çevresindeki bir fayın hareketliliğinde uygun olmayan zemine yapılan yapılar yıkılacak. Yapıların da insanlar gibi bir ömrü var. Yapıların zemine uygun olup olmadığı kontrol edilmeli ve tedbir alınması gerekiyor."

'TÜRKİYE'DEKİ MÜTEAHHİT SAYISI AVRUPA'NIN ÇOK ÜZERİNDE'

Türkiye'deki müteahhit istatistiklerine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, "Türkiye'de 453 bin tane müteahhit var, bunun 300 bini aktif. Almanya'da 8 bin, Fransa'da 7 bin müteahhit var. Tüm Avrupa Birliği'nde toplam 25 bin tane var. Rant olunca, pastayı paylaşmak isteyenlerin sayısı artınca ne yazık ki ahlaksızlık ve etik eksikliği baş gösteriyor. Daha çok para kazanma hırsıyla, malzemeden çalarak insanların hayatıyla oynanıyor. Depremlerde gördüğümüz yıkımların temel sebebi budur" ifadelerini kullandı.

Japonya ve Şili örneklerini veren Kılıç, bazı Avrupa ülkelerinde bizden daha zayıf yapılar olabileceğini ancak deprem riski taşımadıklarını vurguladı ve şunları söyledi:

"Japonya ve Şili'de depreme dirençli yapılar inşa ediliyor. Zemin yapı etkileşimi ile sağlam yapı inşa etmek zorundayız. Malzemeden çalmamak lazım. Beton mikserine su katıyorlar, demirden çalıyorlar. Kağıt üzerinde her şey çok iyi. Yönetmeliklerimiz güzel. 1999'dan bu yana 5 kez yönetmeliklerimiz değişti. Bunlara uygun yapılar inşa edilse hasarsız atlatabiliriz."

'DİJİTAL İKİZ PROJESİYLE BİNALAR MODELLENİYOR'

İnsanların mutlaka yapı sağlığını kontrol ettirmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Gökhan Kılıç, üniversite olarak yürüttükleri bilimsel çalışmalara değindi. İEÜ olarak 'Dijital İkiz' projesi üzerine çalıştıklarını anlatan Prof. Dr. Kılıç, "Yapıları dijital olarak modelliyor, ikizini alıyoruz. Herhangi bir deprem anında nerede nasıl bir aksiyon almamız gerektiğini çalışıyoruz. Örneğin Balçova'daki binaların dijital ikizi üzerinde çalışmaya başladık. Binaların verilerini sisteme girdikten sonra depremde nasıl bir davranış göstereceklerini, hangi binaya ne yapılması gerektiğini inceliyoruz. Kazısız teknolojiler, karot numuneleri ve mevcut proje bilgilerini bilgisayara aktarıp bu modellemeleri geliştiriyoruz" diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Balçova fayından genel detay görüntü

-İzmir kentinin tepeden detay görüntüsü

-Dron görüntüsü

- Prof. Dr. Gökhan Kılıç ile röp.

- Prof. Dr. Gökhan Kılıç'tan detay görüntü

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Gökhan KILIÇ / İZMİR, DHA)

==================================================

10) ULUDAĞ’DA SONBAHAR MANZARASI

TÜRKİYE’nin önemli kış turizm merkezlerinden olan kayakseverlerin 'beyaz Cennet' olarak tanımladığı Uludağ, sonbaharda sarı, turuncu, kızıl ve yeşilin tonlarına büründü. Uludağ'da manzara, dron ile görüntülendi.

Bursa sınırları içerisinde, 12 bin 762 hektar ormana sahip Uludağ, 33’ü bölgeye özgü, 138’i Türkiye endemiği olmak üzere toplam 171 endemik türe ev sahipliği yapıyor. Meşe, çam, kestane, ceviz, kavak, fındık, gürgen gibi ağaçları barındıran Uludağ, sonbaharın gelmesiyle sarı, turuncu, kızıl ve yeşilin çeşitli tonlarına büründü. Türkiye’nin ilk kayak merkezi olan ve doğal güzelliğiyle kayakseverlerin ‘beyaz cennet’ olarak tanımladığı Uludağ’da sonbahar manzarası dron ile görüntülendi. (DHA)

Görüntü Dökümü

---------------------

-Uludağ yolundan dron görüntüsü

-Ağaçlardan dron görüntüsü

Haber-Kamera: Yiğithan HÜYÜK/BURSA, (DHA)

==================================================

11) VAKIF BİNASINDA YANGIN

ANTALYA'nın Muratpaşa ilçesinde Türkiye Diyanet Vakfı'na ait 6 katlı binanın 5'inci katında çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle büyümeden söndürüldü. Küçük çapta hasarın meydana geldiği yangının havalandırma boşluğunda bulunan elektrik kablolarından çıktığı tespit edildi.

Olay, saat 09.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Elmalı Mahallesi Şehit Binbaşı Cengiz Toytunç Caddesi üzerinde bulunan Türkiye Diyanet Vakfı'na ait olan 6 katlı binada meydana geldi. Binanın giriş katında yer alan vakfa ait kitabevinde çalışanlar, 5'inci kattan dumanların yükseldiğini fark ederek durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.

İTFAİYE MÜDAHALE ETTİ

Olay yerine ulaşan itfaiye ekipleri, yangına kısa sürede müdahale ederek söndürdü. Ufak çapta hasarın oluştuğu olay anında binada kimsenin bulunmadığı belirlendi. Yapılan incelemelerde yangının havalandırma boşluğundaki elektrik kablolarından çıktığı tespit edildi. Çevredekiler itfaiye ekiplerinin söndürme çalışmalarını endişeli gözlerle izledi. Polis ve itfaiye ekiplerinin olayla ilgili incelemesi sürüyor. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-Bina dış plan görüntü

-Dumanların görüntüsü

-İtfaiye ekibinin görüntüsü

-İtfaiye erlerinin hortum çekmeleri

-Eli ve yüzü dumanın bıraktığı kara leke olan vatandaşın görüntüsü

-Detaylar

Haber: Arda KIR-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,(DHA

==================================================

12) AK PARTİ'Lİ ÖZ'DEN ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE YÖNELİK OKULLARDA FELSEFE DERSİ ÖNERİSİ

OKULLARDA meydana gelen saldırıları araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun üyesi ve AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz, çocukların sorgulama becerilerinin geliştirilmesi için ilkokuldan lise sona kadar hikaye, oyun ve drama temelli felsefe eğitimi verilmesini önerdi. Öz, öğretmenlerin eğitimdeki rolünün güçlendirilmesi ve aile-okul iş birliğinin artırılması gerektiğini de söyledi.

Okullarda meydana gelen saldırıları araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun üyesi ve AK Parti Erzurum Milletvekili Mehmet Emin Öz, komisyon olarak hazırladıkları raporu tamamlamak üzere olduklarını söyledi. DHA muhabirinin sorularını yanıtlayan AK Parti Milletvekili Mehmet Emin Öz, komisyonun raporunun çıkmak üzere olduğunu belirtti. Çok kıymetli bilim adamlarını dinlediklerini kaydeden Öz, "Derdimiz şuydu; çocuklarımızı bu fırtınalı dünyadan nasıl koruruz? Bunu araştırıyoruz ve buna hakikaten herkes çok özen gösterdi. Bir de böyle kimse asmadı, bütün toplantılara herkes katıldı. Herkes gelirken dersini aynen öğrenciler gibi çalıştı, geldi. Bu açıdan da böyle verimli bir komisyon oldu. Fayda sağlayacağını ümit ediyorum" dedi.

Öğretmen kökenli üye olarak kendisinin komisyona ilkokuldan başlamak üzere okullarda felsefe dersi okutulmasını teklif ettiğini belirten Öz, çocukların karşılaştıkları olayları sorgulayabilmeleri ve zararlı yönlendirmelerden korunabilmeleri için felsefe dersinin faydalı olacağını bildirdi. Felsefe dersiyle çocuğun sorgulamayı öğreneceğini anlatan Öz, “Biz lisede felsefe dersini veriyoruz, o da çok basit bir şekilde. İlkokuldan itibaren bizim felsefe dersi vermemiz lazım. İlkokul ile lise son arasında bu dersi okutmalıyız. Bir çocuğa siz diyorsunuz ki, 'Bana adaleti anlatır mısın? Adaletle ilgili duygularını anlatır mısın?' Çocuğun bunu anlatması mümkün değil. Ama siz ona diyelim ki Çirkin Ördek hikayesinden adaletsizliğin ne anlama geldiğini öğretebilirsiniz. Yani oyunlar üzerinden, hikayeler üzerinden, çeşitli dramalar üzerinden bir çocuğun felsefe öğrenmesini sağlayarak onun soru sormasını, dünyayı algılamak için ona teslim olunmayacağını, bilgiye ulaşmak için sadece kuru bilginin bilgi elde etmenin işe yaramayacağını bu yolla öğretebiliriz” diye konuştu.

Felsefe dersinin çocukların anlayacağı şekilde; oyunla, hikayelerle verilmesi gerektiğini ifade eden Mehmet Emin Öz, “Benim teklif ettiğim felsefede çocuklara hikaye üzerinden yönlendirme yapılacak. Şu anda bilgiyi nasıl elde edeceğin ve nasıl kullanacağı önemli. Bunu ilkokuldan başlayarak öğretmemiz lazım bizim. Bu sadece üniversitede, sadece lisenin bir iki sınıfında öğretilmesi yeterli olmuyor. Dersle çocuk sorgulamayı öğrenecek. Şu anda çocuklar, telefonların, şu yeni oyunların ağına düşüyor” dedi.

İnternette kötü niyetli örgütler olduğunu belirten Öz, “Mesela Maraş'ta, örgüt bu çocuğu yönlendirmiş. 'Bunu yap, onu yap. İşte şunu yaptın mı, şu puanı alıyorsun. Bunu yaptın mı?' İşte öğretmeni dövme çizgi filmleri var. Bunlardan şu puanı alıyorsun.' Bunu yönlendirdiğinde çocuğun bir donanımının olması lazım. Aldığı eğitimde öğrendiği bir şeyi sorgulasa bunu yapmaz. Şu anda Almanya'da ilkokuldan başlayarak okullarda felsefe okutmaya başladılar. Eğitimde bu felsefenin ilkokuldan başlayarak öğretilmesi çocuğun doğduğu dünyayı sorgulamasına yol açar” diye konuştu.

‘ÖĞRETMENE ESKİ BAŞROLÜNÜ VERMELİYİZ’

Eğitimde öğretmenin temel aktör olduğunu vurgulayan Öz, öğretmenlerin toplumdaki konumunun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Öğretmenlerin son yıllarda yıprandığını savunan Öz, eğitim yaklaşımının toplumun kendi kültürüyle uyumlu olması gerektiğini bildirdi.

Öğretmen ile aile arasındaki iş birliğinin önemini de anlatan Öz, geçmişte ailelerin öğretmenin eğitim sürecindeki rolünü desteklediğini, günümüzde ise öğretmenlerin çeşitli sorunlarla karşılaşabildiğini belirtti. Okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması ve velilerle iş birliğinin geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Mehmet Emin Öz, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda çalışmalar yürüttüğünü söyledi. Velilerin de eğitim sürecine uyum sağlamasının önemine işaret eden Öz, öğretmenlerin görevlerini sağlıklı biçimde yerine getirebilmeleri için ailelerin desteğinin gerekli olduğunu dile getirdi.

ÖĞRETMENLERİN KILIK KIYAFETİNE İLİŞKİN ÖNERİ

Komisyona sundukları öneriler arasında öğretmenlerin kılık kıyafetlerinin de bulunduğunu belirten Mehmet Emin Öz, "Komisyon olarak kılık kıyafetle ilgili önerilerimiz oldu. Öğretmenlerin eskiden bir tarzı vardı. Şimdi bu tarz biraz silindi. Bunun biz biraz öze dönüş olmasını istedik. Tavsiyelerimizden birisi de buydu. Kılık kıyafetin düzgün olması gerektiğini, öğrencinin onu dikkate aldığını, yani özellikle bizim insanımızın buna çok önem verdiğini anlattık. Bu konuda da Milli Eğitim ile de aynı düşünüyoruz. Onlar da aşağı yukarı aynı düşünüyorlar" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

---------------------

-AK Partili Mehmet Emin Öz'le röp

Haber: Salih TEKİN - Kamera: Şahap GÜRLER/ERZURUM, (DHA)

==================================================

Etiketler: Gündem
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri | Haberhas — https://haberhas.com/dha-goruntulu-yurt-haber-bulteni-3-467488
Çıktı tarihi: 24.10.2026 12:47