1) MALATYA'DA OTOMOBİL, YOLCU OTOBÜSÜNE ÇARPTI; 1'İ AĞIR 3 YARALI
MALATYA'da yolcu otobüsüne arkadan çarpan otomobildeki 3 kişi yaralandı. Yaralılardan 1'nin durumunun ağır olduğu bildirildi.
Kaza, gece saatlerinde Çavuşoğlu Mahallesi'nde meydana geldi. Siirt-Samsun seferini gerçekleştiren Y.Ç.'nin kullandığı 55 AEH 576 yolcu otobüsüne, A.G.'nin kullandığı 27 VZ 853 plakalı otomobil çarptı. Kazayı görenlerin ihbarıyla bölgeye sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Hurdaya dönen otomobilde sıkışan sürücü A.G. ile yanındaki Y.K. ve R.T., itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle sıkıştıkları yerden çıkarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Yaralılar, kaza yerindeki müdahalenin ardından ambulanslarla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alınırken, Y.K.'nin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------------
-Kaza yeri görüntüleri
-Ekiplerin araçta sıkışan yolculara müdahalesi
-Yaralıların ambulansa alınması
-Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışma yapması
-Genel ve detay görüntüler
Haber- Kamera: Cahit ÖZÇELİK-MALATYA-DHA
=======================================
2) OTOMOBİLİN TAKLA ATTIĞI KAZADA SÜRÜCÜ YARALANDI
TRABZON'da, kontrolden çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü Ş.B. yaralandı. Kaza anı, güvenlik kamerasına yansıdı.
Kaza, dün öğle saatlerinde, Yomra ilçesi Sancak Mahallesi Devlet Karayolu Caddesi’nde meydana geldi. Ş.B. yönetimindeki otomobil, kontrolden çıkıp trafik levhasına çarptı ve takla atarak ters döndü. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan sürücü Ş.B., sağlıkçıların ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Kaza, çevredeki iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Araç bulunduğu yerden kaldırılırken, polis kazaya ilişkin inceleme başlattı. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------------
-Güvenlik kamera görüntüsü
HABER-KAMERA: TRABZON,(DHA)
=======================================
3) EMEKLİYİ 19 MİLYON LİRA DOLANDIRAN 11 ŞÜPHELİYE OPERASYONDA 9 TUTUKLAMA
TEKİRDAĞ'ın Şarköy ilçesinde, kendilerini polis olarak tanıttıkları emekli L.T.'yi (68) altın ve dövizlerini alıp, yaklaşık 19 milyon lira dolandıran şüphelilere yönelik, 8 ildeki operasyonda gözaltına alınan 11 şüpheliden 9'u tutuklandı.
Şarköy'de yaşayan emekli ziraat mühendisi L.T., polis merkezine giderek, telefon dolandırıcıları tarafından lira, döviz ve ziynet eşyası olmak üzere yaklaşık 19 milyon lirasının dolandırıldığını anlattı. L.T., kendisini telefonla arayıp polis olarak tanıtan şüphelilerin, suçluların yakalanması için evindeki ziynet ve dövizlerin kendilerine verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine, evinin önüne araçla gelen kişilere 2 kilo altın, 8 bin avro ve 300 doları elden verdiğini söyledi. Dolandırıcıların verdiği banka hesabına daha sonra 110 bin 400 avro da havale yaptığını söyleyen L.T., ardından dolandırıldığını anladığını belirterek, şikayetçi oldu.
8 İLDE OPERASYON
Olaya ilişkin Şarköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Teknik ve fiziki çalışmada belirlenen 11 şüphelinin yakalanmasına yönelik İstanbul, İzmir, Manisa, Şanlıurfa, Erzurum, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Mersin illerinde eş zamanlı düzenlenen operasyonda 11 kişi gözaltına alındı.
Tekirdağ'a getirilen şüpheliler, emniyetteki işlemlerinden sonra Şarköy ilçesinde adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 9'u çıkarıldıkları mahkemede, 'Örgütlü şekilde nitelikli dolandırıcılık', 'Nitelikli yağma', 'Suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma' suçlarından tutuklandı, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------------
-Şüphelilerin güvenlik kamerası görüntüleri
-Polisin emniyetten çıkışı
-Polislerin adreslere girmesi
-Evlerde yapılan aramalar
-Şüphelilerin gözaltına alınması
-Şüphelilerin adliyeye çıkarılması
Haber-Kamera: Nuri ÇAĞLAR/ŞARKÖY (Tekirdağ), (DHA)-
=====================================
4) MİNİK ELLER EBRU SANATIYLA TÜRK BAYRAĞI İŞLEDİ
İZMİR'in Buca ilçesindeki Avukat İlhan Ege Anaokulu öğrencileri, aileleriyle birlikte ebru sanatıyla tanıştı. Kırmızı ve beyaz boyalarla ay-yıldız desenleri oluşturan minikler, geleneksel sanatı öğrenirken Türk bayrağını işlemeyi denedi.
Buca Avukat İlhan Ege Anaokulu öğrencileri, geleneksel Türk sanatlarından ebru sanatıyla Türk bayrağı işledi. Etkinlikte çocuklar, aileleriyle birlikte su üzerine kırmızı ve beyaz boyalarla ay-yıldız desenleri oluştururken hem ebru sanatını öğrendi hem de milli ve manevi değerlerle buluştu. Etkinliğe katılan aileler de çocukları ile ilk kez ebru sanatını deneyimledi.
'OKUL-AİLE İŞ BİRLİĞİ ÇERÇEVESİNİ KURUYORUZ'
Buca Avukat İlhan Ege Anaokulu Müdürü Numan Kara, "Milli Eğitim Bakanlığımızın 'Köklerden Geleceğe Vizyonu ve Türkiye Maarif Modeli'nin bütüncül eğitim yaklaşımı kapsamında yapmış olduğumuz bu etkinlikte amaçladığımız hedef, kadim geleneksel sanatlarımızdan ebru çalışmalarıyla milli ve manevi değerlerimizi bütünleştirecek al bayrağımızı nakşetmeye çalışmak. Çocuklarımız el-göz koordinasyonu ve küçük kas becerilerini geliştirirlerken, aktif olarak ebeveynlerimizin de katılımını sağlamaya çalışarak okul-aile iş birliği çerçevesini kuruyoruz. Böylece çocuklarımızın yanı sıra ailelerimiz de ebru sanatı ile tanışmış oldu. Zaten amacımız da bu kadim sanatları çocuklarımıza benimsetmek. Çocuklarımızın Türk bayrağımızı işlemeleri bizler için de gurur verici oldu" dedi.
'SUYA RESİM YAPARKEN ÇOK HEYECANLANDIM'
Buca Avukat İlhan Ege Anaokulu'na öğrencisi Efehan Tunç (5), "Bugün ebru sanatını yapmayı öğrendim. Bu dersi yaptığım için mutlu oldum. Daha önce hiç ebru sanatı yapmamıştım. Çok hoşuma gitti. Ay ve yıldız yaptım, yanına da kalp çizdim. Böylece bir Türk bayrağı yaptım. Suya resim yaparken çok heyecanlandım. Annem de yanımda olduğu ve bana yardım ettiği için çok mutlu oldum. Kuruyunca odama asacağım" diye konuştu. Efehan Tunç'un annesi Sevinç Tunç (36) da oğluyla birlikte ebru sanatı ile tanışmaktan çok mutlu olduğunu belirtip, "Eski ve kültürel bir sanatı deneyimlemek bizim için çok güzel oldu. Özellikle Türk bayrağımızı yapmamız, onu işlememiz çok farklı bir deneyimdi. Hem kültürümüzden bir sanat öğrendik hem de çok eğlendik" dedi.
'ANNE-KIZ ANI BİRİKTİRDİK'
Öğrencilerden Elvin Tok (5) da "Ay yıldız yaparken çok heyecanlandım. Evde de yapmak istiyorum ama şimdilik malzemelerim yok. Aldıktan sonra evde de yapmak, ebru sanatını öğrenmek istiyorum. Ay, yıldız ve kalp çizdim. Kuruyunca evime götürüp asacağım" dedi. Elvin'in annesi Gülsüm Tok (37) ise "Bugün ay yıldız bayrağımızı ebru sanatıyla yaptık. 29 Ekim'de yaklaşıyor. Burada kumaşın üzerine yaptığımız ebru sanatını fular olarak kullanmayı düşünüyorum. Güzel bir etkinlikti ve eğlenceliydi. Anne-kız anı biriktirdik. Geleneksel ebru sanatını bu yaşta deneyimlemesi ve tanışması çok güzel" diye konuştu.
'AMACIMIZ, ÇOCUKLARIN KALBİNE KÜÇÜK BİR TOHUM EKMEK'
Ebru sanatçısı Nebahat Türkyılmaz da amaçlarının Türk sanatını tanıtmak ve çocukların kalbine küçük bir tohum ekmek olduğunu belirtip, "Okulumuzdan davet aldığımızda milli duygularımız ve bayrağımızla ilgili bir kompozisyon yapmak istedik. Bu nedenle kırmızı ve beyaz çalışmayı düşündük. Bu konuda da İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de destekleri ile çok iyi bir iş çıkardık. Çocukların, damlalar suyun üzerine tekneye düştüğü zamanki hayreti, tekneden kağıdı çektiğimizdeki şaşkınlığı ve merak duyguları beni benden alıp götürüyor. Tabii konu Türk bayrağımız olunca da başka bir enerji ortaya çıkıyor. Benim için de çocuklarla bu çalışmayı yapmak çok keyifliydi" dedi.(DHA)
Görüntü Dökümü:
-------------------------------:
-Öğrencilerin aileleriyle ebru sanatı yapmasından görüntü
-Buca Avukat İlhan Ege Anaokulu Müdürü Numan Kara ile röp.
-Öğrencilerden Efehan Tunç, annesi Sevinç Tunç röp
-Öğrencilerden Elvin Tok ve annesi Gülsüm Tok ile röp.
-Ebru sanatçısı Nebahat Türkyılmaz ile röp.
-Genel ve detay görüntü
Haber: Yağmur ÖNGÜN - Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, (DHA)-
=====================================================
5) İSHAK PAŞA SARAYI’NDA YIL SONU HEDEFİ, 250 BİN ZİYARETÇİ
AĞRI'nın Doğubayazıt ilçesinde, Ağrı Dağı'nın eteklerinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan İshak Paşa Sarayı, Ahmed-i Hani Türbesi, Eski Beyazıt Camii ve müzesiyle yılın her döneminde yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Bugüne kadar 200 bin kişinin ziyaret ettiği tarihi sarayda, yıl sonuna kadar 250 bin ziyaretçi sayısına ulaşılması hedefleniyor.
Doğubayazıt ilçesinde Ağrı Dağı'nın eteklerinde hakim bir tepede bulunan İshak Paşa Sarayı, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan önemli eserler arasında yer alıyor. 2000 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan İshak Paşa Sarayı, dünyanın ilk kalorifer sistemine sahip yapısı olarak kabul ediliyor. Osmanlı’nın İstanbul dışındaki en büyük saraylarından biri olan İshak Paşa Sarayı, mimarisi, süslemeleri ve Ağrı Dağı manzarasıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Aylık ortalama 25-30 bin ziyaretçi gelen tarihi sarayı bugüne kadar 200 bin kişi gezdi. Yıl sonuna kadar hedef ise 250 bin ziyaretçi sayısına ulaşmak.
'BATIDA TOPKAPI SARAYI, DOĞUDA İSHAK PAŞA'
Ağrı Kültür ve Turizm Müdürü Erhan Ağrı, İshak Paşa Sarayı'nın 18'inci yüzyılda inşa edildiğini belirterek yapının inşasının Çolak Abdi Paşa tarafından başlatılıp torunu İshak Paşa döneminde tamamlandığını bildirdi. Sarayın Selçuklu ve Türk-İslam mimarisinden izler taşıdığını belirten Ağrı, "Batıda Topkapı Sarayı, doğuda İshak Paşa Sarayı. İshak Paşa Sarayı'nda bütün detaylar düşünülerek yapılmıştır. Aynı zamanda merkezi ısıtma sisteminin ilk kullanıldığı yer saraydır. Sarayda 4 ana taç kapı mevcuttur. Taç kapıları hem binaya anıtsallık kazandırmış hem de Selçuklu mimarisinin tipik plan özelliğiyle yapılmıştır. İslam tarihine ait Türk-İslam saray mimarisindeki süsleme detayları, 8 kollu yıldız ve rumi motifleri, sarmaşık motifleri bulunuyor. İkinci avludan mutfak kısmına açılan kapıya baktığımızda aslan ve üzerindeki motiflerin yükselişi, hayat ağacı motifi ve aslanın bir ayağının havada olması armağan anlamı taşımaktadır. Türbede ise dönemin Avrupa sanatının gotik ve barok süsleme sanatındaki abartılı süslemeler görülmektedir" diye konuştu.
'SARAYA DİJİTAL BİR YAPI KAZANDIRMAYA ÇALIŞIYORUZ'
İshak Paşa Sarayı'nda ziyaretçi sayısını artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlatan Ağrı, saraya sesli rehberlik sistemi kazandırmayı planladıklarını söyledi. Amaçlarının sarayın görünürlüğü, farkındalığı ve ziyaretçi sayısını artırmak olduğunu belirten Ağrı, şunları söyledi:
"Aylık ortalama 25-30 bin ziyaretçi sayısı gün geçtikçe artıyor. Saraya dijital bir yapı kazandırmaya çalışıyoruz. Sesli rehberlik sistemini nasip olursa yıl sonuna kadar tamamlamayı düşünüyoruz. Sarayın çeşitli restorasyon ihtiyaçlarıyla ilgili Bakanlık çalışmalar yürütüyor. Bunlar da tamamlandıktan sonra saray, gerçek değerini daha iyi bir şekilde ortaya koyacak ve daha iyi anlaşılacak. Burası kış memleketi ve ziyaretçi sayıları yazın daha yoğun gerçekleşiyor. Çevre ülkelerden İran, Azerbaycan, Gürcistan, Nahçıvan, Ermenistan ve dünyanın birçok yerinden ziyaretçilerimiz sarayı ziyaret etmek için geliyor. Geçtiğimiz ağustos ayında 30 bin ziyaretçi sayısını aştık. Eylül ayında ise şu ana kadar 25 bin ziyaretçiyi aşmış durumdayız. Aylık bazda ortalama 35-40 bin civarında ziyaretçi geliyor. Bu seneki hedefimiz 250 bin ziyaretçi sayısına ulaşmak. Şu ana kadar 200 bin ziyaretçi sayısına ulaşmış bulunmaktayız. Yıl sonuna kadar 250 bin hedefimize ulaşmak için çalışıyoruz" diye konuştu.
YABANCI TURİSTLERDEN DE İLGİ GÖRÜYOR
İstanbul'dan bölgeye yılda 6-7 tur düzenlediğini anlatan rehber Ahmet Gülmez, özellikle Avustralya, Amerika ve Kanada'dan gelen turistlerin saraydan etkilendiğini belirtti. Gülmez, "Misafirlerimiz ülkenin doğusunda bu kadar büyük bir Osmanlı sarayı görünce çok etkileniyorlar. Böyle muhteşem doğu etkisi, Osmanlı etkisi ve barok etkisi olan bir saray onları her zaman büyülüyor. Ağrı Dağı'nın neredeyse eteklerinde, eski Doğubayazıt şehrinin kalıntılarına bakan bir yerdeyiz. Solumuzda Ahmed-i Hani'yi, alt tarafta Doğubayazıt'ı görüyoruz. Hem manevi hem maddi, tarihi boyutunu anlayınca gerçekten ülkenin doğusunda en çok etkilendikleri yerlerden birisi oluyor" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------------
-Saraydan dron kamera görüntüsü
-Sarayı gezmeye gelenler
-Rehber Ahmet Gülmez’in konuşması
-Saraydan ve gezenlerden görüntü
-İl Müdürü Erhan Ağrı’nın konuşması
Haber-Kamera: Ümit OKTAN/AĞRI, (DHA)
=====================================================
6) İNKAYA MAĞARASI'NDA 130 METRE UZUNLUĞA VE 30 METRE GENİŞLİĞE SAHİP ÇAKMAK TAŞI KÜTLESİ TESPİT EDİLDİ
ÇANAKKALE'nin Çan ilçesindeki 86 bin yıllık İnkaya Mağarası'nda yapılan termal dron çalışmalarında, 130 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde çakmaktaşı kütlesi tespit edildi. Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer, "Bu dünyadaki nadir örneklerden biri. Bu, Paleolitik Çağ insanlarının doğrudan doğruya ham madde olarak kullandıkları kaynak aslında ve aynı zamanda onların mağarasını da meydana getiriyor" dedi.
Çan ilçesine bağlı Bahadırlı Köyü sınırlarında bulunan İnkaya Mağarası, 2016 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Paleoantropoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer başkanlığında yapılan 'Muğla ve Çanakkale İlleri Yüzey Araştırması' sırasında bulundu. Anadolu-Balkanlar arasındaki Paleolitik Çağ (Eski/Kaba/Yontma Taş Çağı) insanlarının olası karşılıklı göçlerine ışık tutacak mağarada, 2017-2020 yılları arasında Çanakkale Troya Müze Müdürlüğü Başkanlığı önderliğinde, uluslararası bir ekiple dönemsel kazı çalışmaları yapıldı.
KAZININ STATÜSÜ DEĞİŞTİ
Bölgedeki kazı, 2021 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsüne çevrildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü'nün izin ve destekleriyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın maddi desteklerinin yanı sıra Ankara Üniversitesi Rektörlüğü, Çanakkale Valiliği, Truva Bakır Maden İşletmeleri A.Ş. ve T-Design Mühendislik Şirketi'nin maddi destekleriyle kazı çalışmaları bu yıl da devam ediyor. 86 bin yıllık İnkaya Mağarası'nda bu yıl da termal dronlarla çalışmalar yapıldı ve mağaranın içerisinde 130 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde çakmaktaşı kütlesi tespit edildi.
'MÜSRİFÇE TERK ETTİKLERİNİ GÖRÜYORUZ'
Kazı alanında termal dron ile yapılan analizler hakkında bilgi veren Prof. Dr. İsmail Özer, "Alan çok yoğun bitki örtüsüyle kaplı ve biz mağaradaki kayalıkların sınırını tespit etmeye çalışıyoruz. Kayaların bir kısmı yıkılmış, bir kısmı toprak altında devam ediyor. Bunu anlayabilmek için termal dronlarla en azından toprak altında da 1-2 metreye kadar olan ısı farklılıklarına bakarak onları da tespit etmeye çalışıyoruz. Şu anda yaptığımız tespitler bize bu gördüğümüz kayalıkların en az 130 metre uzunluğunda, yaklaşık da 30 metre genişliğinde bir kütle meydana getirdiğini söylüyor. Bu kütlenin önemi nedir? Çünkü bu bir çakmaktaşı kütlesi. Dünyadaki nadir örneklerden bir tanesi. Bu, Paleolitik Çağ insanlarının doğrudan doğruya ham madde olarak kullandıkları kaynak ve aynı zamanda onların mağarasını da meydana getiriyor. Bu nedenle de İnkaya sakinlerinin hiçbir efor sarf etmeden mağara kayalıklarından parçalar kopararak günlük ihtiyaç duydukları ham maddeleri ürettiklerini, sonra bunları biraz da aslında böyle müsrifçe terk ettiklerini görüyoruz. Çünkü normal Neandertal davranışlarında ham maddeleri çok uzak mesafelerden getirdikleri için yontma taş aletler ham maddenin genelde son parçasına kadar büyük bir dikkatle özenle kullanılır. Burada hemen mağara kayalıkları ana ham madde kaynağı olduğu için de bazen birkaç kilo büyüklüğündeki bir çekirdeğin üzerinden tek bir çıkarım yapılarak terk edildiğini bile görebiliyoruz" dedi.
'JEOTERMAL KAYNAKLAR TERCİH SEBEBİ'
Dönem insanlarının İnkaya Mağarası'nı tercih etmesindeki sebeplerden bir tanesinin jeotermal kaynaklar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özer, "Muhtemelen onların yaşadığı dönemde de çok yakında bir jeotermal kaynak, sıcak su kaynağı vardı. Bu kaynak da o dönemde mikroorganizmaların bolca bulunabileceği, çoğalabileceği ve organik kalıntıları tümüyle tüketebileceği bir ortam sağlıyor. Bir anlamda insanlar için bir mikro klima ortamı sağlıyor. Buzul dönemi insanları için eşsiz bir yaşam ortamı sağlarken, aynı zamanda kalıntıları zaman içerisindeki tüm organik kalıntıların çürümesine, yok olmasına yol açacak bir sebebe de maruz bırakıyor" diye konuştu.
'MONOGRAF ÇALIŞMASI YAPMAYI PLANLIYORUZ'
Mağaradaki kazı çalışmalarının 10'uncu sezonuna ulaştığına dikkati çeken Prof. Dr. Özer, "Önemli planlamalarımızdan bir tanesi de 10'uncu yıl sonunda bir monograf çalışması yapmak. Kazının ilk yılından itibaren bütün bulgular ve daha önce Çanakkale'de 7 yıl boyunca yaptığımız yüzey araştırmaları bulguları ile birlikte genel bir değerlendirme yapmak. Onu da önümüzdeki yıl içerisinde yayınlamayı planlıyoruz" dedi.(DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------
-İnkaya Mağarası'ndan dron görüntü
-Yapılan kazı çalışmalarından arşiv görüntüSÜ
-Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer ile röp.
Haber - Kamera: Nazif Cemhan ŞEN - Levent DİKMEN / ÇAN (Çanakkale), (DHA)-
=====================================================
7) KARADENİZ'DE AV SEZONU BEREKETİ; TEZGAHLAR PALAMUTLA DOLDU
DENİZLERDE av yasağının sona ermesi ile Trabzon'da, tezgahlarda balık hareketliliği yaşandı. 'Vira bismillah' diyerek denize açılan balıkçıların ağları, palamutla doldu.
Denizlerde 15 Nisan'da başlayan dip trol ve gırgır ağlarıyla avcılık için genel av yasağı, 1 Eylül'de sona erdi. Karadeniz'de yeni sezon için hazırlıklarını tamamlayan balıkçılar, 'Vira bismillah' diyerek denize açıldı. Sezonun ilk ayında ağlara, palamut takılmaya başladı. Ağırlığı 1 kilograma yaklaşan palamutların tanesi, tezgahlarda 125 liraya yer aldı. Trabzon Balıkçılar Hali’nde somonun kilosu 350, levrek ve çupra 500, hamsinin kilosu ise 150 liraya satışa sunuldu.
'BOL VE BEREKETLİ BİR PALAMUT SEZONU'
Balıkçı Mehmet Can Örseloğlu, bol olan palamudun sıkça tüketilmesi gerektiğini ifade ederek, "Palamut sezonu bu sene bol ve bereketli geçiyor. Vatandaşın da talebi sanki azmış gibi görünüyor. Bu fırsatları iyi değerlendirmelerini istiyoruz. Bu bir göç hayvanı, zamanla kaybolabilir. Hep böyle bir bol ve bereketli olmaz. İmkan varsa alıp dolaba koyulmalı, tuzlaması yapılmalı. Palamut 1 kilograma yaklaştı, bu da yağlanma başladı. Bol bol tüketilmeli. Palamut olunca diğer balıklara bakılmıyor. İlerleyen zaman da inşallah hamsi de olur. Palamut uzun sürerse hamsi olmayabilir. Şu an Marmara tarafından gelen hamsi var" dedi.
'BU SEZON DENİZDE BALIK BOL'
Balıkçı Emin Avcı ise bu sezon denizde bol balık olduğunu belirterek, "3-4 gündür biraz palamut az geliyor. Havalar düzelirse palamut daha da çok geliyor. İstavrit az geliyor, mezgit yok gibi. Şu an da çinakop geliyor. Bizim hamsi 1,5 ay sonra ancak gelir. Denizde balık bol. Palamut bugün 125 lira, ağırlıkları da şu anda 800 gram" diye konuştu.
'BU SENE HAMSİ DE PALAMUT DA OLACAK',
Balıkçı Ahmet Çoğalmış da "Sezon çok iyi başladı iyi de devam ediyor. Halkımız da uzun zamandır palamut istiyordu. Çok da güzel oldu. Palamutların ağırlıkları da 1 kilograma yaklaşıyor. 1 kilo palamut 100 lira, bu da et sonuçta. Bu sene hamsi de palamut da olacak" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Muhabir anonsu (Efnan KÖSE)
-Balık halinden görüntüler
-Balıkçılardan görüntüler
-Balıkçılarla röportajlar
-Balık çeşitlerinden görüntüler
Haber-Kamera: Selçuk BAŞAR-Efnan KÖSE/TRABZON,(DHA)
=====================================================