Yazdırma görünümü — reklam, menü ve yorumlar çıkarıldı Habere dön
güncel
Ana Sayfa » güncel » DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3
DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3
DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3

DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3

📅 21.09.2026 11:35 ⏱ 27 dakika okuma 💬 0 yorum 📰 DHA RSS
1) TARTIŞTIĞI EŞİNİ ÖLDÜRÜP, SABAHA KADAR BAŞINDA BEKLEDİTEKİRDAĞ'ın Kapaklı ilçesinde Mehmet Ünlü (80), tartıştığı eşi Fadime Ünlü'yü (75) öldürüp, sabaha kadar başında bekledi. Cinayeti oğluna haber veren şüpheli, polis tarafından gözaltına alındı.Kapaklı'nın Cumhuriyet Mahallesi Erbay Caddesi’nde

1) TARTIŞTIĞI EŞİNİ ÖLDÜRÜP, SABAHA KADAR BAŞINDA BEKLEDİ

TEKİRDAĞ'ın Kapaklı ilçesinde Mehmet Ünlü (80), tartıştığı eşi Fadime Ünlü'yü (75) öldürüp, sabaha kadar başında bekledi. Cinayeti oğluna haber veren şüpheli, polis tarafından gözaltına alındı.

Kapaklı'nın Cumhuriyet Mahallesi Erbay Caddesi’ndeki bir binada oturan Mehmet Ünlü ile eşi Fadime Ünlü arasında gece saatlerinde henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışma sırasında Mehmet Ünlü, eşini karnından bıçakladı. Kanlar içinde yere yığılan Fadime Ünlü, hayatını kaybetti. İddiaya göre, saat 00.00 sıralarında meydana gelen olayın ardından Mehmet Ünlü, eşinin başında sabaha kadar bekledi.

'ANNENİZİ ÖLDÜRDÜM'

Saat 06.00 sıralarında oğlunu telefonla arayan Mehmet Ünlü, "Annenizi öldürdüm. Eve gelin beni polis teslim edin, annenizi de defnedin" dedi. Bunun üzerine eve polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde, Fadime Ünlü'nün öldüğü belirlendi. Ünlü'nün cansız bedeni otopsi yapılmak üzere Tekirdağ Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Mehmet Ünlü gözaltına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı. (DHA)

Görüntü dökümü

-------------------------

-Olayın meydana geldiği binadan detaylar

-Bina önünde toplananlar

-Tabutun evden çıkarılması

-Polis araçları

Haber-Kamera: Onur KAYA/KAPAKLI (Tekirdağ), (DHA)-

==========================================

2) POS CİHAZI KURULUMU YAPARKEN 14 DAKİKADA 115 BİN LİRA DOLANDIRILDI

ERZURUM'da yorgancılık yapan Ahmet Al (61), satın aldığı yazarkasa POS cihazının kurulumu için aradıklarını söyleyen şüphelilerin yönlendirmesiyle 14 dakikada 115 bin lira dolandırıldı. Ahmet Al, savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Olay, Yakutiye ilçesindeki Eski Bat Pazarı Çarşısı'nda meydana geldi. Yorgancılık yapan 4 çocuk babası Ahmet Al, satın aldığı yazarkasa POS cihazının kurulumu için çalıştığı kamu bankasının personeliyle iletişime geçti. Al'ın iddiasına göre görevli, bankaya gelmesine gerek olmadığını belirterek POS cihazının arkasındaki seri numarasını istedi. Telefonda görüştüğü görevli, seri numarasını aldığını belirterek Ahmet Al'a işlemlerin başlatıldığını ve gün içerisinde genel müdürlükten aranacağını söyledi.

Kısa süre sonra kendisini bankanın genel müdürlüğünden aradığını söyleyen kişi, POS cihazının 100 bin liralık limitinin aktif hale getirileceğini belirterek Al'dan cep telefonundan mobil bankacılık uygulamasını açmasını istedi. Şüpheli, işlem sırasında hesabına girmemesi gerektiğini tembihleyerek, gelecek SMS'lerdeki onayları vermesini talep etti.

İlk onayın ardından Al'ın hesabından 100 bin lira, ikinci onayın ardından ise 15 bin lira, B.K. adına kayıtlı hesaba transfer edildi. Üçüncü işlem için onay mesajı gelmesi üzerine şüphelenen Al, telefonu kapatarak bankanın müşteri hizmetlerini aradı. Dolandırıldığını öğrenen Al, hesabına bloke konulmasının ardından bankaya ve Cumhuriyet Savcılığı'na başvurdu.

'14 DAKİKA İÇERİSİNDE 115 BİN LİRAMI ALDILAR'

36 yıllık esnaf olarak ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını söyleyen Ahmet Al, "İş yerime yazarkasa POS cihazı aldım. Kamu bankasıyla çalışmak istediğimi, orada çalışan arkadaşıma yazışarak beyan ettim. O da bankaya gelmeme gerek kalmadığını, cihazın arkasındaki seri numarasını atarsam işlemleri başlatacağını söyledi. Mesaj atıp 'Ne yaptın işlemleri?' diye sorduğumda, 'Abi seni gün içerisinde genel müdürlükten arayacaklar. Ona göre kaldığın yerden işleme devam edeceksin' dedi. Ben de 'Tamam' dedim, yazışmayı bitirdim. Akşam saat 17.00 sıralarında beni arayan kişi genel müdürlükten kurulum için aradığını, yazarkasa POS cihazıyla ilgili işlem yapacaklarını söyledi. Güzel bir üslupla 'mobil şubeyi aç bana' dedi. Mobil şubeyi açtım. 'İşlem sürecince hesabının içine girme. Ben burada yazar kasa POS'u programlıyorum' dedi. 'Tamam' dedim. 'Onay kodu gelecek, ona evet yaz' dedi. İlk onay koduna onay verdim. Ardından bankanın sesli yanıt sistemi devreye girdi. Ona da 'Evet' deyince ilk etapta 100 bin liram gitti. İkinci onayı da verdikten sonra bu kez 15 bin liram gitti. Üçüncü işlem için onay gelince şüphelendim. 'Bunda bir iş var' dedim ve telefonu kapattım” diye konuştu.

‘BU PARAYI ZOR ŞARTLARDA KAZANIYORUM’

Şüphelenerek bankanın müşteri hizmetlerini aradığını anlatan Ahmet Al, şunları söyledi:

“Bana dolandırıldığımı söylediler. Hesaplarıma bloke koyuldu. Ertesi gün bankaya gidip durumu anlattım. Onlar da genel merkeze yazılacağını söyledi. Ardından savcılığa giderek suç duyurusunda bulundum. Olayın sonuçlanmasını bekliyorum. Beni arayan kişi çok iyi konuşuyordu. İnsanın anlaması mümkün değil. Adamlar 14 dakika içerisinde benim 115 bin liramı aldı. Benim bu tuzağa düşmemdeki en büyük etken, bankadaki portföy yöneticimin bana 'Seni gün içerisinde genel müdürlükten arayacaklar' demesi oldu. Zor şartlarda burada kazanıyorum bu parayı. Emekliyim. Bu ay sonu itibarıyla ödemelerim var. Mağdurum. Benden sonraki insanlar da bu haberi izlerse benim düştüğüm tuzağa düşmesinler. Böyle bir yöntem uygulanıyorsa telefonu kapatsınlar. Bankasını, polisi ya da kolluk kuvvetlerini arasınlar, ondan sonra işleme devam etsinler.” (DHA)

Görüntü Dökümü

-Eski Bat Pazarı çarşısından görüntü

-Ahmet Al’ın müşterileriyle ilgilenmesinden detay

-Yorgancı Ahmet Al’ın pos cihazı ile işlem yapması

-Esnaf komşularının Ahmet Al’a geçmiş olsun ziyareti yapmaları

-Bankadan gelen SMS bildirimlerinin fotoğrafı

-Dolandırılan Ahmet Al ile röp

Haber - Kamera: Oktay POLAT / ERZURUM, (DHA)

====================================================

3) 8 YAŞINDA TEZGAHIN BAŞINA GEÇTİ, 61'İNDE MİRASINI GELECEĞE TAŞIYOR

ANTALYA'da, 8 yaşındayken annesinden öğrendiği halı dokumacılığıyla ailesinin geçimine katkı sağlayan ve 13 yaşındayken kazandığı parayla ev yaptıran Ayşe Taç (61), şimdi Döşemealtı halı dokuma geleneğini gelecek nesillere aktarıyor. Mesleğin son temsilcilerinden olan Taç, "Ben halıdan çok ekmek yedim, bendeki bilgi bitmeden bu mesleği öğretmek istiyorum" dedi.

Döşemealtı ilçesinde annesini izleyerek 8 yaşında halı dokumayı öğrenen Ayşe Taç, çocukluğundan bu yana sürdürdüğü mesleğini gelecek nesillere aktarmak için çalışıyor. Taç, henüz 13 yaşındayken gece gündüz dokuduğu halılardan kazandığı parayla kendisine ev yaptırdı. Hayallerinden vazgeçmeyen Taç, 50’li yaşlarında ehliyetini alırken, 'Devlet Sanatkarı' ünvanına da sahip oldu. Kalfalık, ustalık ve usta öğreticilik belgelerini alan Taç, 4 yıldır Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nde geleneksel halı dokumacılığını öğretiyor. Yıllar boyunca binlerce halı dokuyan, Japonya ve Kore’den gelen ziyaretçilere de Döşemealtı halıcılığını öğreten Taç, mesleğin son temsilcilerinden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor. Ayşe Taç’ın tek hayali ise gençlere halı dokumacılığını sevdirmek.

‘ANNEM HALI DOKURKEN ONA GAZ LAMBASI TUTARDIM’

Halı dokumayı annesinden öğrendiğini söyleyen Ayşe Taç, "Annem halı dokurken ona gaz lambası tutardım. Küçük yaştan itibaren gece gündüz halı dokumak zorunda kaldım. 13 yaşında okuldan çıktım ve o yaşta kendime ev yaptırdım. Ben halıdan çok ekmek yedim. O yüzden bu mesleğin bitmesini istemiyorum. Japonlar, Koreliler halı dokumayı öğrenmeye geldi. Onlar bu yaşlarında öğrenmeye çalışırken ben küçük yaştan beri ezbere biliyordum. Herkes bıraktı, son dokuyuculardan ben kaldım" dedi.

BOYASINI DA İPİNİ DE KENDİ HAZIRLIYOR

Döşemealtı halısı ile diğer halıların farklarından bahseden Taç, "Hem boyama hem de dokuma yönünden farklar var. Dokuyacağımız modele göre çözgüsünü, atkısını ve ipliğini ayarlıyoruz. Hangi modeli dokuyacaksak hazırlığımızı ona göre yapıyoruz. Halılarımız için bazen ‘Sağlıklı değil’ diyorlar. Kimyasal boya kullanmıyoruz. Sabah kalkıp bu ürünleri kazana koyuyorum. Öğleden sonraya kadar kaynatıyorum. Ertesi sabah içinden çıkarıp kurutuyorum. Sonra tekrar yeşil ve mavi gibi renklerde küllü su ile kaynatıyorum. Boyasını da ipini de kendim hazırlıyorum" ifadelerini kullandı.

‘HEPSİNİ YAN YANA KOYSAK İSTANBUL’A KADAR YOL OLUR’

Ömrünü halı dokuyarak geçirdiğini söyleyen zanaatkar Taç, "Bugüne kadar kaç halı dokuduğumu hiç saymadım. Hepsini yan yana koysak herhalde İstanbul’a kadar yol olur. Gece gündüz dokudum. Bazen 1-2 saatlik uykuyla çalıştım. Binlerce halı dokumuşumdur. Benim düğün, bayram gibi sosyal yaşantım olmadı. Bütün zamanım halının başında geçti. Misafirim geldiyse gece dokudum" diye konuştu.

OTOMOBİL İÇİN BİRİKTİRDİĞİ PARAYI ANNESİNİN AMELİYATINA HARCADI

Yıllarca hayallerinin peşinden koştuğunu ve hala gerçekleştirmeye devam ettiğini belirten Taç, "Evimi yaptım, şimdi ise ehliyet alacağım, bir de araba alacağım diyordum. Annem kalp ameliyatı oldu. Araba için biriktirdiğim para oraya gitti. Dışardan liseyi bitirdim. Araba ve ehliyet hayalim kaldı. 50’li yaşlarımda ehliyetimi de aldım, arabamız da oldu. Bir de 'Devlet Zanaatkarı' oldum. Şimdi de Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nde çalışıyorum. İlk olarak 2010 yılında Halk Eğitime başladım. Kalfalık, usta öğreticilik ve uluslararası usta öğreticilik belgesi aldım. 4 yıldır burada çalışıyorum. İlk kez sigortam oldu. Halıdan başka hiçbir iş yapmadım. Eşim emekli oldu, ben Olgunlaşma Enstitüsünde işe başladım. Ona, ‘Ben sana 25 sene baktım, şimdi sen bana yemek pişireceksin’ diyorum" diye konuştu.

‘ÇOCUKLARA ÜRETMEYİ ÖĞRETMEMİZ GEREKİYOR’

Halı dokuma geleneğinin sürdürülmesini istediğini belirten Taç, “Şimdi halı dokumaya yeniden ilgi gösterenler yavaş yavaş çıkmaya başladı. Öğretmenler bu işi okullarda çocuklara önerirse yeniden canlandırabiliriz. Ben ilik açmayı, düğme dikmeyi ilkokulda öğrendim. Çocuklara üretmeyi öğretmemiz gerekiyor. El dokuması halının değeri yüksek. Biz bu işi birçok yabancıya öğrettik. Benden sonra devam ettirenler olsun istiyorum. Bana, ‘Modellerin nerede’ diye soruyorlar. Ben de, ‘Kafamdaki bilgisayarda’ diyorum. Dokuduğum modeller arşivde kalacak. Ben kağıda çizemem, sadece halıya çizerim. Bendeki bilgi bitmeden halı dokumayı öğretmek istiyorum. Ana sınıfından çocuklar geliyor, ‘Ben de yapabilir miyim’ diye soruyor. O heves çocuğun içinde varsa yapacaktır" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-DHA muhabiri İrem BAŞDAŞ'ın ANONSU

-Ayşe Taç'ın halı dokuması

-İpliklerden detay

-Halı dokurken detaylar

-İpliklerin kesilmesi

-RÖP: Ayşe TAÇ

-Halılardan havadan detay (ARŞİV)

Haber: İrem BAŞDAŞ- kamera: Burak YALMAN/ANTALYA, (DHA)

====================================================

4) '2027 TURİZMİNİ 4 ETKEN BELİRLEYECEK'

ANTALYA Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, 2027 dünya turizminin rotasını petrol fiyatları, savaşlar, iklim değişikliği ve fiyat/değer dengesinin belirleyeceğini söyledi. Yavuz, turistin seyahatten vazgeçmek yerine daha yakın, güvenli, uygun iklim koşullarına sahip ve ödediği paranın karşılığını alabildiği destinasyonlara yöneleceğini dile getirdi.

Antalya Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Recep Yavuz, 2026 yaz sezonu geride kalırken turizm sektörünün gözünü şimdiden 2027'ye çevirdiğini aktardı. Recep Yavuz, pandemiden bu yana turizm hareketliliğini öngörmenin giderek zorlaştığını söyledi. Yavuz, bu yıl yaşanan gelişmeler ve sektördeki deneyimlerden hareketle 2027 turizmini en fazla etkileyecek dört başlığın petrol fiyatları, savaşlar, iklim değişikliği ve fiyat/değer dengesi olduğunu kaydetti. Reklam kampanyaları, tanıtımlar ve turizm fuarlarının önemli olduğunu belirten Yavuz, ancak bunların dört temel etkenin oluşturduğu koşulları tek başına değiştiremeyeceğini ifade etti.

'TURİZM DARALMAYACAK, YÖN DEĞİŞTİRECEK'

Yeni ve büyük bir küresel sarsıntı yaşanmaması halinde 2027'de turizmin asıl hikayesinin daralmadan çok yön değiştirme olacağını değerlendirdiğini belirten Yavuz, Avrupa Seyahat Komisyonu'nun 2026 ilkbahar ve yaz dönemine ilişkin araştırmasının da seyahat isteğinin güçlü kaldığını gösterdiğini söyledi. Yavuz, turistin artık güvenliği, toplam maliyeti ve hava koşullarını birlikte değerlendirdiğini belirterek, 2027'de asıl sorunun insanların tatile çıkıp çıkmayacağından çok, nereye, ne zaman ve hangi bütçeyle gideceği olacağını kaydetti.

PETROL MESAFEYİ BELİRLEYECEK

Turizmin hareket anlamına geldiğini belirten Yavuz, uçak, otomobil, otobüs veya gemiyle yapılan seyahatlerde enerji fiyatlarındaki büyük artışların doğrudan veya dolaylı olarak tatil maliyetlerine yansıdığını söyledi. Özellikle havacılıkta sorunun yalnızca yakıtın pahalı olması değil, gelecekteki maliyetinin öngörülememesi olduğunu kaydeden Yavuz, tur operatörlerinin 2027 programlarını hazırladığı, hava yollarının kapasite planladığı ve otellerin kontrat yaptığı dönemde yakıt maliyetlerindeki belirsizliğin fiyatlandırmayı zorlaştırdığını ifade etti.

4 KİŞİLİK AİLEYE 400 AVRO EK MALİYET

Ham petrol fiyatıyla uçak yakıtı maliyetinin bire bir aynı hareket etmediğini, döviz kuru, yakıt tedariki ve hava yollarının fiyat sabitleme anlaşmalarının da sonucu etkilediğini belirten Yavuz, kişi başına uçak biletinde 100 avroluk artışın 4 kişilik aile için 400 avroluk ek maliyet anlamına geldiğine dikkati çekti. Yavuz, böyle bir durumda turistin tatilden vazgeçmeden önce daha yakın bir ülkeyi, daha kısa konaklamayı veya başka bir tarihi tercih edebileceğini söyledi. Yakıt pahalılaştıkça uzak mesafeli seyahatlerin maliyet baskısının artabileceğini belirten Yavuz, yakın ve orta mesafeli destinasyonların bundan avantaj sağlayabileceğini kaydetti.

SAVAŞ, DESTİNASYONU BELİRLEYECEK

Savaşların yalnızca yaşandığı ülkenin turizmini etkilemediğini vurgulayan Yavuz, komşu ülkelerin, hava sahalarının, uçuş rotalarının ve turistin zihnindeki bölge algısının da savaşlardan etkilendiğini söyledi. Bir yandan saldırı, uçuş iptali ve kapanan hava sahası haberlerini izlerken diğer yandan ailesinin gelecek yaz tatilini planlayan turistin psikolojisinin dikkate alınması gerektiğini belirten Yavuz, turistin tatilde yeni şeyler yaşamak istediğini, ancak güvenliğinden endişe etmek istemediğini kaydetti.

GÜVENLİK İLK SIRADA

Avrupa Seyahat Komisyonu'nun araştırmasında güvenliğin destinasyon seçiminde ilk sırada yer aldığına dikkati çeken Yavuz, İspanya'nın 2026'nın ilk yarısında yaklaşık 46,6 milyon uluslararası turiste ulaşarak önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 büyümesinin, seyahat talebinin canlılığını gösterdiğini söyledi. Yavuz, İspanya'nın başarısının yalnızca savaş bölgelerine uzaklığıyla açıklanamayacağını; uçuş bağlantıları, ürün çeşitliliği, hizmet kalitesi ve yıllar içinde oluşturulan güvenin de önemli olduğunu ifade etti. Yavuz, Türkiye açısından meselenin yalnızca güvenli olmak değil, bu güveni doğru ve tutarlı biçimde anlatabilmek olduğunu söyledi.

İKLİM TATİL ZAMANINI DEĞİŞTİRECEK

2027 turizminin üçüncü önemli başlığının iklim değişikliği olduğunu belirten Yavuz, aşırı sıcaklar, orman yangınları, su sıkıntısı ve şiddetli hava olaylarının destinasyonların hazırlık yapması gereken somut risklere dönüştüğünü söyledi. Akdeniz'in yıllarca deniz, kum ve güneşle pazarlandığını hatırlatan Yavuz, güneşin fazlasının özellikle ileri yaştaki turistler ve çocuklu aileler açısından tatilin cazibesini azaltabileceğine dikkati çekti.

TALEP İLKBAHAR VE SONBAHARA KAYIYOR

Akdeniz'in cazibesini kaybetmesinden çok, talebin bir bölümünün temmuz ve ağustostan ilkbahar ve sonbahara kaymasını beklediğini belirten Yavuz, Antalya için bunun önemli bir fırsat oluşturabileceğini söyledi. Nisan, mayıs, ekim ve kasım aylarının kültür, doğa, spor ve ileri yaş turizmiyle daha güçlü değerlendirilebileceğini ifade eden Yavuz, iklim değişikliğinin tek başına 12 ay turizm getirmeyeceğini; uçak seferleri, açık oteller, etkinlikler ve turistik ürünlerin de buna göre planlanması gerektiğini kaydetti.

FİYAT SON KARARI VERECEK

Enerji, personel, gıda, finansman ve ulaşım giderlerinin tatil fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Yavuz, maliyetlerin yükselmesinin müşterinin her fiyatı kabul edeceği anlamına gelmediğini söyledi. Turistin artık yalnızca "Kaç para" diye sormadığını, "Bu paraya ne alıyorum" sorusuna da yanıt aradığını belirten Yavuz, fiyat/değer dengesinin gelecek dönemin en önemli ölçülerinden biri olacağını ifade etti.

TURİST İÇİN GÜVEN UYARISI

Tatil için 2 bin avro ayıran bir turistin ödediği paraya uygun hizmet beklediğini belirten Yavuz, restoran, plaj, taksi veya otelde kendisini kandırılmış hisseden turist açısından meselenin fazladan ödediği 20 veya 50 avrodan ibaret olmadığını söyledi. Yavuz, turistin güvenini kaybetmesi halinde tepkisinin tek işletmeyle sınırlı kalmayıp bütün destinasyona yönelebileceğine dikkati çekti. Mısır gibi rakiplerin de yalnızca ucuzluk üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Yavuz, konaklama, hava bağlantıları ve kültür gezilerinin birlikte sunduğu toplam değerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

'TÜRKİYE ARTIK BU PARAYA DEĞMİYOR' RİSKİ

Türkiye açısından özeleştiri yapılması gerektiğini belirten Yavuz, pahalılığın yalnızca Türkiye'ye özgü olmadığını, başka ülkelerde de fiyatların yüksek olmasının Türkiye'deki fiyatları turistin gözünde kendiliğinden haklı çıkarmayacağını söyledi. Asıl tehlikenin turistin "Türkiye artık ödediğim paraya değmiyor" demeye başlaması olduğunu vurgulayan Yavuz, bu kanaatin yaygınlaşması halinde fiyat yükselirken değer algısının geride kalacağını ve müşterinin başka ülkelere yönelebileceğini kaydetti. Çözümün sürekli indirim yapmak olmadığını belirten Yavuz, hizmetin iyileştirilmesi, ek ücretlerin baştan açıklanması ve verilen sözün tutulması gerektiğini söyledi.

2027'NİN TURİZM FORMÜLÜ

2027 turizmine ilişkin öngörüsünü dört başlıkla özetleyen Yavuz, "Petrol mesafeyi, savaş destinasyonu, iklim zamanı, fiyat ise son kararı belirleyecek" dedi. Yavuz, uzak destinasyondan vazgeçen turistin daha yakına gelebileceğini, temmuz sıcağından kaçanın ekimi seçebileceğini, pahalı bulduğu ülkeden ayrılanın ödediği paranın karşılığını daha iyi aldığı yere, güvenlik kaygısı taşıyanın ise başka bir bölgeye yönelebileceğini belirtti. Yavuz, bütün bu değişime rağmen turistin seyahat etmeye devam edeceği ve seyahatlerin artacağı öngörüsünde bulundu. (DHA)

ARŞİV GÖRÜNTÜLERLE

Haber: Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)-

====================================================

5) RONALDO İLE REKLAM FİLMİNDE OYNAYAN KOÇAK, BAĞIMLILIKLA MÜCADELEYİ SAHNEDE ANLATACAK

MERSİN’in kırsal Arslanköy Mahallesi’nde kurduğu tiyatroyla Anadolu kadınının sesini dünyaya duyuran ve futbolcu Cristiano Ronaldo ile oynadığı reklam filmiyle de tanınan Ümmiye Koçak, yeni oyunu ‘Anne Elimi Bırakma’ ile uyuşturucu ve alkol bağımlılığının açtığı yaraları sahnede anlatacak.

Dünyaca ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo ile bir reklam filminde rol alarak geniş kitlelerce tanınan Ümmiye Koçak, Toroslar ilçesi kırsal Arslanköy Mahallesi’nde kurduğu Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu ile de yıllardır Anadolu kadınlarının yaşadığı sorunları, çektiği filmler ve sahnelediği oyunlarla anlatıyor. Köy kadınlarını tiyatroyla buluşturan, yazdığı, yönettiği ve rol aldığı eserlerle kadınların, ailelerin ve Anadolu insanının sesi olan Koçak, yeni sezonda toplumsal bir yaraya daha dikkat çekecek.

'BİR ANNE OLARAK SESSİZ KALAMADIM'

Ümmiye Koçak’ın kaleme aldığı 'Anne, Elimi Bırakma' adlı oyun, uyuşturucu ve alkol bağımlılığının bir aileyi nasıl parçaladığını dramatik hikayeyle gözler önüne serecek. Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu, yeni oyunun provalarına başladı.

Yeni oyununu anlatan Ümmiye Koçak, çevresinde tanık olduğu acı olayların kendisini derinden etkilediğini ve bu toplumsal soruna tiyatroyla dokunmak istediğini söyledi. Uyuşturucunun artık köylere kadar ulaştığını belirten Koçak, “Ben bir anneyim. Çevremde yaşananları izliyor ve görüyorum. Bazı şeyler herkes gibi benim de canımı acıtıyor. ‘Bu konuya dokunmalıyım, bu oyunu yazmalıyım’ dedim. Çünkü uyuşturucu artık köylere kadar geldi ve çok canımızı yakıyor. Bağımlılık yalnızca kullanan kişiyi değil, anne-babaları, kardeşleri ve bütün toplumu etkiliyor. Bu oyunu gerçekten içim acıyarak yazdım. Eğrisiyle-doğrusuyla, yanlışıyla, güzeliyle ve çirkinliğiyle yaşanan tüm gerçekleri göstermek istiyoruz. Bir anne olarak sessiz kalamadım” ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE’NİN HER YERİNDE SAHNELEMEK İSTİYORUZ'

Uyuşturucu tehlikesine karşı aileleri ve gençleri bilinçlendirmeyi amaçladıklarını dile getiren Koçak, oyunla mümkün olduğunca geniş kitlelere ulaşmak istediklerini vurguladı. Koçak, “Biz hepimiz anneyiz, Anadolu insanıyız. Uyuşturucu hepimizin canını yakıyor, çocuklarımızı yanlış yollara sürüklüyor. Bazen bilmeden, bazen farkına varmadan çocuklarımızı kaybediyoruz. Bu nedenle ‘Anne, Elimi Bırakma’ oyununu Türkiye’nin her yerinde sahnelemek istiyoruz. Yeni sezona harıl harıl hazırlanıyoruz ve bizi izleyicilerle buluşturacak davetleri bekliyoruz” diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

----------------------

- Ümmiye Koçak'ın konuşması

- Köylü kadınlarla birlikte detay görüntüleri

Haber:Koray ÜNLÜ-Kamera: MERSİN (DHA)

===========================================

6) GELİŞEN TEKNOLOJİYE RAĞMEN ZANAATLARINI SÜRDÜREN BABA-OĞUL ÜRETTİKLERİ SOBALARI İHRAÇ EDİYOR

BURSA’da yaşayan Oğuzhan Sarıca (24), babası Ali Erhan Sarıca’nın (56), 19 yaşındayken dedesinin yanında çırak olarak başladığı sobacılık zanaatını üçüncü kuşak olarak sürdürüyor. Gelişen teknolojiye rağmen geleneksel sobacılık zanaatını 520 metrekarelik atölyelerinde sürdüren baba-oğul, pandemiden sonra nostalji ve hobi kullanımına evrilen sektörü yurt dışı pazarına açarak, Almanya’dan Afganistan’a uzanan geniş coğrafyaya ürünlerini ihraç ediyor.

Üstünde çay demlenen, kestane pişen, etrafında masalların anlatıldığı, kahvaltıda kızartılan ekmeğin kokusuyla hafızalarda yer alan sobalar, müdavimlerinin evlerinin baş köşesindeki yerini hala koruyor. Bursa’da yaşayan Oğuzhan Sarıca da babası Ali Erhan Sarıca’nın, 37 yıl önce 19 yaşındayken çırak olarak başladığı dede mesleği sobacılık zanaatını üçüncü kuşak temsilci olarak sürdürüyor.

Bursa'da 1951 yılında dedesi tarafından tarihi Kayıhan Çarşısı'ndaki 15 metrekarelik dükkanda temelleri atılan aile firmasının, 1989'den bu yana Beşevler Küçük Sanayi Sitesi'ndeki 520 metrekarelik atölyede faaliyet gösterdiğini söyleyen Oğuzhan Sarıca, “Dedem Hüseyin Hasan Sarıca, 17-18 yaşlarında çıraklıkla başladığı bu işte 1951 yılında firmamızı kurmuş. 1989’a kadar Kayıhan Çarşısı’nda üretim ve satış devam etmiş. 1989’dan günümüze kadar ise Küçük Sanayi Sitesi Beşevler’deyiz. 90’lı yılların başında babam Ali Erhan Sarıca, dedemin yanına gelerek işi büyütmüş. Ben de Uludağ Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunuyum. 2020 senesinden beri babama aktif olarak destek oluyorum. İnşallah üçüncü kuşak olarak ilerleyen senelerde burayı devralıp, işi daha da büyüteceğim" diye konuştu.

‘TEMEL MADDESİ DÖKÜM VE SAÇ’

Soba üretiminin aşamalı ve detaylı olduğuna dikkat çeken Sarıca, evlerin başköşesindeki yerini alıncaya kadar geçen geçen süreci ise “Sobanın iki temel maddesi var; döküm ve saç. Saç malzemeler preslerde ve punta makinelerinde işlenerek hazır hale geliyor. Dökümler ise dükkanın arka tarafında işleniyor. Gövde haline gelen sobalar boyanmak üzere emaye fabrikalarına gidiyor. Boyadan dönen tüm malzemeler dükkanın ortasındaki montaj bölümünde toplanarak monte ediliyor. Kutulama aşamasının ardından sevkiyata hazır hale getiriyoruz” sözleriyle anlattı.

‘NOSTALJİK BİR TERCİH HALİNE GELDİ’

Doğal gazın yaygınlaşması ve küresel krizlerin pazarda daralmaya yol açtığını vurgulayan Oğuzhan Sarıca, kullanım amacı değişse de sobaya hala rağbet olduğunu vurguladı. Kış aylarının gelmesiyle de talebin artığını söyleyen Sarıca, “Doğal gazın Türkiye’de ve dünyada yaygınlaşmasıyla soba pazarında büyük ölçüde azalma oldu. Eskiden çok yüksek adetli satışlarımız vardı. 2020’ye kadar soba çoğu yerde temel ihtiyaçtı ancak pandemiyle birlikte kullanım amacı değişti. Artık temel ihtiyaçtan ziyade hobi bahçeleri, ahşap evler ve tiny house’lar için nostaljik bir tercih haline geldi. Biz de pazara uyum sağlamak için şömine tipi döküm sobalara ağırlık verdik. Toplamda kovalı, tuğlalı kuzineler, kurbağa sobalar ve halk tipi modeller olmak üzere 10-12 model üretimimiz var” dedi.

AVRUPA VE BALKANLARDAKİ EVLERİ ISITIYOR

Gelişen teknoloji ve doğal gazın yaygınlaşmasıyla daralan pazara rağmen, geleneksel üretimi sürdüren baba-oğul, pandemiden sonra nostalji ve hobi kullanımına evrilen sektörü yurt dışı pazarına açarak Almanya’dan Afganistan’a uzanan geniş bir coğrafyaya soba ihraç ediyor. Avrupa’daki ihtiyacı anlatan Sarıca, “İhracata 90’lı yılların başında Balkan ülkeleriyle başladık. 2015-2016 yıllarında Almanya ve Romanya ağırlıklı çalışmaya yöneldik. Almanya’ya soba satmamız insanlarda şaşkınlık yaratıyor. Fakat Avrupa’daki doğal gaz krizleri ve yaşanan savaşlar alternatif ısınma ihtiyacını doğurdu. Almanya’ya hobi bahçeleri ve bungalovlar için gönderim yapıyoruz. Pandemi sonrasında ise doğu tarafında yeni bir pazar açıldı ve Afganistan’a soba ihracatı gerçekleştirmeye başladık” ifadelerini kullandı. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Kutay SALİ anons

-Soba üretim aşamaları genel detaylar

-İşçilerin çalışmaları

-Sobalardan görünler

-Atölyeden genel detaylar

-Oğuzhan Sarıca röportaj

Haber: Kutay SALİ-Kamera: Memet Can YEŞİLBAŞ/ Bursa,(DHA)

===========================================

7) KADER USTA, 30 YILDIR KAYNAKÇILIK YAPIYOR

ERZURUM'un Oltu ilçesinde yaşayan Kader Güzel (44), 15 yaşında başladığı kaynakçılık mesleğini yaklaşık 30 yıldır sürdürüyor. Yıllarca Ankara'da çalışan Güzel, geri döndüğü memleketinde de mesleğini aşkla yapıyor.

Çocuk yaşta gittiği Ankara'daki ağabeyinin yanında kaynakçılık mesleğine başlayan Kader Güzel, yıllar içerisinde ustalaştı. 15 yaşında öğrendiği kaynakçılığı yaklaşık 30 yıl süreyle Ankara'da yapan Kader Güzel, eşinden ayrıldıktan sonra babaocağı Erzurum'un Oltu ilçesine döndü. Memleketinde görüştüğü Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi'nin, kaynakçılık mesleğini baba ocağında sürdürmesini istediği Kader Güzel, organize sanayi bölgesinde iş yeri bulunan Ahmet Mercan’la görüşerek anlaştı. Mercan'ın iş yerinde çalışmaya başlayan Kader Güzel, kısa sürede bilgisi ve tecrübesiyle farkını hissettirdi.

'KIZLARIMIZIN BİR MESLEĞİ OLSUN'

Ankara'da geçen 30 yıllık meslek hayatının ardından Oltu'da çalışmayı sürdüren Kader Güzel, "Oltu Belediye Başkanımız Adem Çelebi'nin tavsiyesi üzerine görüştüğüm Ahmet Mercan, bana iş yerini açtı. Bana destek oldu. Her mesleğin olduğu gibi kaynakçılığın da zorlukları var ama severek yaptıktan sonra her meslek kolaylaşır. Ben de mesleğimi severek yapıyorum. İnşallah memleketimdeki kadınlara örnek olurum. Kızlarımızın bileğine bir altın bilezik takabilmeyi amaçlıyorum. Umarım öğrenmek isteyenler gelir. 'Dünyanın kuyruğu uzun' derler kimin başına neler geleceği bilinmez. Kızlarımızın bir mesleği olsun. Kadınlar her işi yapabilir. Ben buna inanıyorum" dedi.

'NE KADAR TECRÜBELİ OLDUĞUNU GÖRDÜK'

İş yeri sahibi Ahmet Mercan ise Kader Güzel'in işe başvurduğu ilk dönemde tereddüt yaşadıklarını söyledi. Mercan, "Kader Hanım, işe başladığında açıkçası bu işi yapıp, yapamayacağı konusunda tereddütlerimiz vardı. Ancak çalışmaya başladıktan sonra ne kadar tecrübeli bir kaynakçı olduğunu gördük. Şimdi kendisinden son derece memnunuz" diye konuştu. İş yerinde Güzel ile birlikte çalışan diğer ustalar da Güzel'in mesleki tecrübesinden yararlandıklarını belirterek, aynı çalışma ortamında bulunmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. (DHA)

Görüntü Dökümü

-Kader Güzel’in işyerine gelmesi

-Kader Güzel’in kaynak yapması

-Kader Güzel’in çalışmasından detay

-Kader Güzel’in konuşması

-Kader Güzel’in iş arkadaşının konuşması

-Kader Güzel’in montaj işinde çalışması

-Çalışanların çay molası

-İşyeri sahibi Ahmet Mercan’ın konuşması

Haber-Kamera: Dursun Murat AYDIN/OLTU(ERZURUM), (DHA)

====================================================

8) TOROSLAR’DA METRUK YAPILAR TEMİZLENİYOR

MERSİN’de Toroslar Belediyesi, vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden, çevre ve görüntü kirliliğine neden olan metruk yapıların yıkımına devam ediyor.

İlçede zaman içerisinde bakımsız ve kullanılamaz hale gelen yapılar, yalnızca çevrede görüntü kirliliğine neden olmuyor; fiziksel durumuna bağlı olarak çökme ve yangın gibi güvenlik riskleri de oluşturabiliyor. Aynı zamanda bu metruk yapıların yabancı madde kullanan kişiler tarafından da kullanılması, çevrede yaşayan vatandaşlar açısından farklı güvenlik sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Belediye Yapı Kontrol Müdürlüğü, bu sebeple tespit edilen metruk yapılarla ilgili teknik incelemeleri gerçekleştirerek gerekli yasal prosedürleri yerine getiriyor. Yıkım kararı ve ilgili işlemleri tamamlanan yapılar, çevre güvenliği sağlanarak kontrollü biçimde yıkılıyor.

VATANDAŞLARIMIZIN GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİMİZ

Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, metruk yapıların sadece kent estetiği açısından değil, vatandaşların güvenliği bakımından da önemli bir sorun olduğunu belirtti. Gerekli yasal prosedürlerin tamamlanmasının ardından yıkım çalışmalarının gerçekleştirildiğini ifade eden Başkan Yıldız, "Uzun süredir kullanılmayan, terk edilmiş metruk binalar zaman içerisinde çevre sakinleri için çeşitli riskler oluşturabiliyor. Yangın ve çökme tehlikesinin yanı sıra bu yapılar yasaklı madde ve alkol bağımlılarının yuvası haline gelebiliyor. Biz de vatandaşlarımızın huzuru ve güvenliğini sağlamak amacıyla ilçemizdeki tüm bu yapıları tespit ediyor, yıkımlarını gerçekleştiriyoruz. Toroslarımızda daha temiz, düzenli ve güvenli yaşam alanları oluşturmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi. (DHA)

Görüntü dökümü

----------------

- Metruk bina

- Binanın yıkılması

Haber-Kamera: MERSİN, (DHA)

Etiketler: Gündem
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri | Haberhas — https://haberhas.com/dha-goruntulu-yurt-haber-bulteni-3-451114
Çıktı tarihi: 23.09.2026 05:02