1) DİYARBAKIR'DA SİS NEDENİYLE UÇAK SEFERLERİ AKSADI
DİYARBAKIR'da sabah saatlerinde etkili olan yoğun sis nedeniyle görüş mesafesi düştü, bazı uçak seferleri ertelendi.
Kentte sabah saatlerinde etkisini gösteren sis, yaşamı ve ulaşımı etkiledi. Özellikle Bağlar ilçesi Bağcılar Mahallesi ve havalimanı çevresinde yoğunlaşan sis nedeniyle görüş mesafesi düştü. Trafikteki sürücüler düşük hızda ilerlerken, bazı uçak seferleri de ertelendi.
Sisli hava, cep telefonuyla kaydedildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Yolda seyir halinde araçlar
-Havalimanı giriş ve çıkışı
-Yollardaki vatandaşlar
-Genel ve detay görüntüler
Haber- Kamera: Seyfettin EKEN-Hüseyin İÇLİ/DİYARBAKIR, (DHA)
=================================================
2) VAN GÖLÜ’NDEN 2 MİLYON 385 BİN METREKÜP DİP ÇAMURU ÇIKARILDI
VAN Gölü’nün korunması ve kirlilikten arındırılması amacıyla 2021 yılında başlatılan dip temizliğinde bugüne kadar 2 milyon 385 bin metreküp balçık ve çamur çıkarıldı.
Van Gölü Havzası'nın korunması amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde 2021 yılında başlatılan dip çamuru ve balçık temizleme çalışmaları sürüyor. Van Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, yaklaşık 13,9 kilometrelik sahada bitme aşamasına geldi. Göl tabanında biriken balçık ve dip çamurunun temizlenmesiyle çevresel kirliliğin önlenmesi ve gölün ekolojik yapısının korunması amaçlanıyor.
ÇALIŞMALAR 3 ETAPTA YÜRÜTÜLÜYOR
Dip çamuru temizleme çalışmalarını yerinde inceleyerek Büyükşehir Belediyesi yetkililerden bilgi alan AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, projenin Van Gölü'nün gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Çalışmaların üç etap halinde yürütüldüğünü belirten Türkmenoğlu, “Birinci etap 15 Temmuz Şehitler Parkı'nın bulunduğu alandı. Burada temizlik çalışması gerçekleştirildi. İkinci etap Yaşar Kemal Parkı'nın bulunduğu bölgeydi. Oradaki temizlik de tamamlandı. Üçüncü etap ise Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Van Kalesi arasındaki bölgeyi kapsıyor. Bugüne kadar 2 milyon 385 bin metreküp dip çamuru temizlendi. 2 milyon 800 bin metreküp dip çamurunun daha temizlenmesi hedefleniyor" dedi.
PROJEYE 12 MİLYAR LİRAYA YAKIN KAYNAK AKTARILDI
Van Gölü'nün 3 bin 713 kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip olduğunu hatırlatan Türkmenoğlu, "Çalışmalar yalnızca Van kıyılarında değil, Bitlis'in Ahlat ve Tatvan ilçeleri başta olmak üzere havzanın farklı noktalarında da sürdürülüyor. Proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 12 milyar liralık kaynak aktarıldı. Van'daki dip çamuru temizliği 36 iş makinesi ile yürütülüyor. Van Gölü Havzası Koruma Eylem Planı kapsamında atık su arıtma çalışmaları da sürüyor. VASKİ bünyesindeki tesisler göle ulaşan kirletici yükün azaltılmasında önemli rol üstleniyor. Merkez İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi ise İpekyolu ve Tuşba ilçelerinden gelen evsel atık suların ileri teknoloji yöntemleriyle arıtılıyor. Diğer ilçelerdeki tesislerle de gölün korunmasına yönelik çalışmalar devam ediyor" diye konuştu.
'MİKROBİYALİTLER VAN GÖLÜ'NÜN YAŞAM KAYNAĞI'
Van Gölü'nün yaklaşık 600 bin yıllık geçmişe sahip önemli bir doğal miras olduğunu belirten Türkmenoğlu, gölün ekolojik yaşamında mikrobiyalitlerin önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Türkmenoğlu, “Van Gölü tarihi ve doğasıyla müthiş bir göl. En önemli özelliklerinden biri de mikrobiyalitlerdir. Gölün ekolojik yaşamı açısından büyük önem taşıyan bu oluşumların korunması gerekiyor. İnci kefalinin yaşam döngüsü ve göldeki doğal dengenin devamlılığı açısından da mikrobiyalitlerin önemi büyük. Bu doğal yapının korunması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacıyla dip çamuru temizliği gerçekleştiriliyor. Dip çamuru ve balçık temizliğinin tamamlanmasıyla Van Gölü kıyıları daha temiz ve güzel bir görünüme kavuşacak. Projeye himayelik yapan Emine Erdoğan Hanımefendi ve Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığımıza da teşekkür ediyoruz" dedi.
Görüntü Dökümü
----------------------------
-Dron ile Van Gölünden çıkarılan dip çamuru çalışmaları ile ilgili görüntüler
-Dron ile iş makinalarının çalışmaları
-Dron ile Van Gölü ve yapılan çalışmalar
-Çalışmalardan detaylar
-Ak Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ile röportaj
-Detaylar
Haber: Behçet DALMAZ-Orhan AŞAN/VAN, (DHA)
=================================================
3) 673 MİLYON İNSAN YETERSİZ BESLENİYOR, 1 MİLYARDAN FAZLASI OBEZİTEYLE YAŞIYOR
DÜNYA Doğayı Koruma Vakfı'nın (WWF) '2026 Yaşayan Gezegen Raporu'nda, dünya genelinde 673 milyondan fazla insanın yetersiz beslendiği, 1 milyardan fazla insanın obeziteyle yaşadığı belirtildi. Yaşam alanlarının kaybı ve tahribatının en büyük nedeninin tarım olduğu vurgulanan raporda, gıda üretimi ve tüketiminde dönüşüm çağrısı yapıldı.
WWF'nin 'Umut Bilimi' başlıklı '2026 Yaşayan Gezegen Raporu'nda, mevcut gıda sisteminin hem doğa hem insan sağlığı üzerindeki etkileri değerlendirildi. Gıda üretimi ve tüketiminin, biyolojik çeşitlilik kaybına yol açan başlıca etkenlerden biri olduğu belirtilirken, sistemin insanların yeterli ve sağlıklı beslenmesini sağlamakta da yetersiz kaldığı kaydedildi.
YAŞAM ALANLARININ KAYBINDA TARIM İLK SIRADA
Raporda, tarımın tek başına yaşam alanlarının kaybı ve tahribatının en büyük nedeni, biyolojik çeşitlilikteki azalmanın da başlıca etkeni olduğu belirtildi. Gıda ve tarım sisteminin doğal kaynakların aşırı kullanımında önemli rol oynadığı, aynı zamanda sera gazı emisyonlarının önemli kaynaklarından birini oluşturduğu açıklandı. Mevcut gıda sisteminin beslenmeyle ilişkili hastalıkların yaygınlaşmasına yol açtığı da vurgulandı.
YETERSİZ BESLENME VE OBEZİTE BİRLİKTE ARTIYOR
Dünya genelinde 673 milyondan fazla insanın yetersiz beslendiği, 1 milyardan fazla insanın ise obeziteyle yaşadığı bilgisine yer verilen raporda, gıda sistemindeki dönüşümün, üretimden tüketim alışkanlıklarına kadar uzanması gerektiği belirtildi. Doğa üzerinde olumlu etki yaratan üretimin yaygınlaştırılması, sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme biçimlerinin desteklenmesi, gıda kaybı ve israfının azaltılması öncelikli adımlar arasında gösterildi.
470 MİLYAR DOLARLIK DESTEĞİN YÖNÜ DEĞİŞEBİLİR
Çevreye zarar veren tarım sübvansiyonlarına küresel ölçekte yılda yaklaşık 470 milyar dolar ayrıldığı belirtilen raporda, bu kaynakların bir bölümünün sürdürülebilir faaliyetlere yönlendirilmesinin dönüşümü hızlandırabileceği kaydedildi. Ekosistemleri koruyan yöntemlerle üretilen gıdaya istikrarlı talep yaratmak için kamu alımlarının düzenlenmesi önerildi. Doğa üzerinde olumlu etki yaratan uygulamalara geçen çiftçilerin finansmana, teknik desteğe ve ürünlerini satabilecekleri pazarlara erişmesinin de gerekli olduğu vurgulandı.
ÇİFTÇİLER VE DAR GELİRLİ HANELER DESTEKLENMELİ
Raporda, dönüşümün maliyet ve faydalarının adil paylaşılması gerektiğine dikkat çekildi. Küçük ölçekli çiftçilerin ve gıda fiyatlarındaki artıştan ilk etkilenecek dar gelirli hanelerin karar süreçlerinde söz sahibi olması gerektiği belirtildi. Gıda sisteminde olumlu değişimin ilk işaretlerinin görüldüğü, ancak 2030 yılına kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurma ve tersine çevirme hedefi için bu değişimin hızlandırılması gerektiği kaydedildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
ARŞİV GÖRÜNTÜLERLE
Haber: Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)
=================================================
4) YÜZDE 90 ENGELLİ YÖNETMENİN HEDEFİ HOLLYWOOD
ANTALYA Altın Portakal Film Festivali'nde yer alan 'Anadolu'nun Kayıp Pençeleri' filminin yönetmeni yüzde 90 fiziksel engelli Mert Can Altun (24), yapay zeka teknolojisini kullanarak, tek eli ve 3 parmağıyla filmler üretiyor. Ulusal ve uluslararası festivallerde ödüller kazanan Altun, Hollywood'da film yapmayı hedefliyor.
Doğuştan serebral palsi ve distoni hastalıkları bulunan, yüzde 90 fiziksel engelli yönetmen Mert Can Altun, yapay zeka teknolojisiyle sinema alanında üretim yapıyor. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü'nden mezun olan Altun, filmleri kullanabildiği tek eli ve 3 parmağıyla bilgisayar başında hazırlıyor. Tamamen yapay zeka teknolojisiyle oluşturduğu 'Anadolu'nun Kayıp Pençeleri' adlı filmiyle 63'üncü Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin yarışma dışı kısa film özel gösterim programında yer alan Mert Can Altun, fiziksel engeline rağmen sinema alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.
YAPAY ZEKA İLE FİLM ÜRETİYOR
Erken doğuma bağlı sağlık sorunları nedeniyle doğuştan serebral palsi ve distoni hastalıkları bulunan Altun, fiziksel kısıtlılıklarına rağmen sinema tutkusundan vazgeçmiyor. Geleneksel film yapımında kamera kullanmakta zorlanan yönetmen, yapay zeka teknolojilerinden yararlanarak hayalindeki sahneleri görüntülere dönüştürüyor. Bilim kurgu ve fantastik türlerde filmler hazırlayan Mert Can Altun, hayvan belgeseli de üretiyor.
Film üretim sürecinde fiziksel engelinin kendisine zorluk çıkardığını, zamanla bu koşullara alıştığını belirten Altun, yapay zekanın kendisi için önemli bir araç olduğunu ifade etti. Kamera kullanamadığı için bu teknolojiden yararlandığını anlatan Mert Can Altun, yapay zekanın kendisi açısından kamera ve film setiyle aynı işlevi gördüğünü kaydetti.
FESTİVALLERDE ÖDÜLLER KAZANDI
Yapay zeka destekli çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası festivallerde yer alan Altun, TAYF Uluslararası Kısa Film Festivali'nde En İyi Yapay Zeka Filmi Ödülü'nü, Türk Dünyası Belgesel Film Festivali'nde ise Yapay Zeka Destekli Belgesel Film kategorisinde birincilik ödülünü kazandı. Yönetmenin eserleri ayrıca TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri'nin özel seçkisinde ve Adana Altın Koza Film Festivali'nin kısa film özel gösterim programında yer aldı. Çalışmaları yurt dışında da ilgi gören Mert Can Altun'un eserleri, Hollanda'nın Lahey kentinde yer alan kültür sanat merkezi The Grey Space in the Middle'da sergilendi.
GÖBEKLİTEPE’Yİ KONU ALAN FİLM HAZIRLAMAK İSTİYOR
Yapay zeka ile film üretmeye devam eden Altun'un en büyük hedeflerinden biri, Hollywood'da film yapmak. Özellikle Göbeklitepe'yi konu alan fantastik bir film hazırlamak isteyen yönetmen, hayal gücünü teknolojiyle birleştirerek daha büyük projelere imza atmayı amaçlıyor. Yapay zekanın yalnızca bir teknoloji değil, farklı koşullara sahip insanların üretim yapabilmesini sağlayan bir araç olduğunu aktaran Mert Can Altun, engelli bireylerin yeteneklerini ortaya çıkarabilecekleri imkanlara sahip olması gerektiğini vurguladı. Genç yönetmen, eserleriyle hem sinema dünyasında yer edinmeyi hem de diğer engelli bireylere ilham vermeyi hedeflediğini söyledi.
'ENGELİM ZORLUYOR'
Mert Can Altun, "Yapay zeka teknolojilerini kullanarak tek elim ve 3 parmağın ile filmler üretmekteyim. Engelim genelde beni zorluyor ama asla pes etmiyorum. Hedefim yaptığım filmlerle Hollywood'a yükselmek. Göbeklitepe ile alakalı fantastik bir film yapmak ve Hollywood'a çıkmak istiyorum. Yapay zeka çok eleştirilen bir şey ancak kamera kullanamadığımdan benim için film setiyle aynı işlevi görüyor" diye konuştu.
'PES ETMEYİN'
Engelli insanların hor görülmemesini isteyen Mert Can Altun, "İçlerinde gerçekten büyük cevherler var. O cevherleri kapatmayalım" dedi; engellilere 'pes etmeyin' mesajı verdi. Mert Can Altun, yapay zekanın toplum için faydalı şekilde kullanılması gerektiğini de söyledi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Anadolu'nun Kayıp Pençeleri fragman
-Mert Can Altun detay
-Mert Can Altun'un ellerinden detay
-RÖP: Yönetmen Mert Can Altun
-Mert Can Altun'un yürümesi detay
Haber- Kamera: Tunahan KIR/ANTALYA, (DHA)
=================================================
5) TARANTULA ZEHRİNDEN GELİŞTİRDİKLERİ 'HİDROJEL' İLE ABD'DE TÜRKİYE ADINA YARIŞACAKLAR
ERZURUM Remzi Sakaoğlu Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencileri İrfan Sefiloğlu ve İrem Alparslan, uzun süre yatağa bağımlı hastalarda oluşan yaraların iyileştirilmesine yönelik, Tarantula zehrinin biyoaktif bileşenlerinden yararlanarak biyoteknolojik hidrojel geliştirdi. TÜBİTAK yarışmasında ikinci olan öğrenciler, projeleriyle 2027 Uluslararası Regeneron ISEF Bilim Yarışması'nda Türkiye'yi temsil edecek.
Remzi Sakaoğlu BİLSEM öğrencileri İrfan Sefiloğlu ve İrem Alparslan, danışman öğretmenleri Mustafa Akay'ın rehberliğinde, uzun süre yatağa bağımlı hastalarda ortaya çıkan bası yaralarının iyileştirilmesine yönelik çalışma başlattı. Sefiloğlu'nun yaklaşık 2 ay yoğun bakımda kalan babaannesinde oluşan yaralardan etkilenmesiyle başlayan proje kapsamında öğrenciler, örümcek zehrindeki biyoaktif bileşenlerin doku yenilenmesi üzerindeki potansiyel etkilerini araştırdı.
Literatür taramalarında örümcek zehrinin farklı alanlarda biyolojik ajan olarak kullanıldığını belirleyen öğrenciler, özellikle yara iyileşmesi ve hücresel yenilenme üzerindeki etkilerin araştırılmasına odaklandı. Çalışmada Küba tarantulası olarak bilinen 'Tarantula cubensis' türünün zehrinden yararlanıldı.Öğrenciler, Türkiye'de örümcek zehri sağımına yönelik bir merkezin bulunmaması nedeniyle temin edilen çözeltideki zehri çeşitli işlemlerden geçirerek ham örümcek zehrini elde etti. Daha sonra farklı dozlarda yapılan deneylerle elde edilen bileşenlerin hücresel doku yenilenmesi üzerindeki etkileri incelendi. Projenin araştırma ve analiz aşamaları, Atatürk Üniversitesi Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Araştırma Merkezi'nde (DAYTAM) gerçekleştirildi. Doç. Dr. Nihal Şimşek Özek ve Doç. Dr. Ferhunde Aysin, öğrencilere laboratuvar çalışmaları, deney süreçleri ve teknik uygulamalarda akademik destek verdi. Yaklaşık 5 ay süren çalışmada hücre deneyleri gerçekleştirilirken, elde edilen sonuçlar doğrultusunda biyoteknolojik hidrojel geliştirildi. Öğrenciler, belirli dozlarda yara iyileşmesi yönünde olumlu sonuçlar elde ettikleri projelerini rapor haline getirerek TÜBİTAK yarışmasına müracaat etti.
TÜRKİYE İKİNCİSİ OLDULAR
Bölge yarışmasında birincilik elde eden İrfan Sefiloğlu ve İrem Alparslan, TÜBİTAK Türkiye finalinde 24 proje arasında Türkiye ikincisi oldu. Ardından Uluslararası Regeneron ISEF kapsamında gerçekleştirilen çevrim içi mülakata katılan öğrenciler, değerlendirme sonucunda 2027 yılında ABD'de düzenlenecek yarışmada Türkiye'yi temsil etme hakkı kazandı.
‘PROJENİN ÇIKIŞ NOKTASI BABAANNEMİN YAŞADIĞI SÜREÇTİ’
Projenin çıkış noktasının babaannesinin yaşadığı sağlık süreci olduğunu belirten İrfan Sefiloğlu, "Babaannem yaklaşık 2 aylık bir yoğun bakım süreci yaşadı. Bu süreçte halk arasında 'yatak yarası' olarak bilinen yaralar oluştu. Bunları yakından gözlemledikten sonra buna bir çözüm bulmak istedim. Projenin doğuşu bu yaralara bir çözüm bulmak üzerineydi. Örümcek zehrinin farklı alanlarda biyolojik ajan olarak kullanıldığını gördük. Literatürde bu konuda büyük bir boşluk olduğunu gördük. Tarantula örümceğinin zehrini kullandığımız laboratuvar çalışmalarında yara iyileştirme deneylerini yaptık. Elde ettiğimiz jelin belirli dozlarda iyileştirici olduğunu tespit ettik. Yaptığımız çalışmayla TÜBİTAK yarışmasında Türkiye 2’ncisi olduk. Şimdi ABD'deki yarışmaya büyük bir motivasyonla hazırlanıyoruz. Biz Amerika'ya milli takım olarak gidiyoruz. Bayrağımızı en üst yerde taşımayı hedefliyoruz. Vatanımıza, milletimize bir katkı sunmamız gerektiğini düşünüyorum. Altın madalyayı alıp dönmek istiyoruz" dedi.
‘ALTIN MADALYA İLE DÖNMEK İSTİYORUZ’
İrem Alparslan ise çalışmanın yatak yaralarına çözüm bulma amacıyla başladığını belirterek, şunları söyledi:"Gerekli literatür araştırmalarını yaptık. Tarantula zehrini kullanarak yara iyileştirici etkilerini inceledik ve ürün elde ettik. Ürettiğimiz ürünle yarışmaya başvurduk. Bölge yarışmasından birincilik elde ettik. Daha sonra Türkiye finallerine gittik ve burada Türkiye ikincisi olduk. 2027 Uluslararası Regeneron ISEF Bilim Yarışması'na Türkiye'den 14 proje gidecekti. Biz bir mülakata tabi tutulduk. Mülakattan elde ettiğimiz başarıyla Amerika'da Türkiye'yi temsil etme hakkına sahip olduk. Hedefimiz her zaman birinci olmak. Ülkemize altın madalya ile geri dönmek istiyoruz."
‘GENÇLERİN BİLİMSEL MERAKI BİZİ HEYECANLANDIRDI’
DAYTAM'da öğrencilere akademik destek veren Doç. Dr. Nihal Şimşek Özek, lise düzeyindeki öğrencilerin bilimsel merakından büyük heyecan duyduklarını belirterek, "Biz örümcek zehrinin yara iyileştirmesini çalışmak istiyoruz dediler. Gençlerin laboratuvar konusunda tecrübeleri yoktu. Önce iş güvenliği, laboratuvarda hangi deneylerin yapılacağı gibi konularda çalışmalar yaptık. DAYTAM'da çok güzel bir altyapımız var. Hem teknik hem bilimsel olarak bilgimizi gençlerimize aktarmak istedik. Gerçekten çok heyecan vericiydi. Bütün deneysel süreçleri bizimle birlikte çalıştılar" diye konuştu.Doç. Dr. Ferhunde Aysin de çalışmanın yaklaşık 5 ay sürdüğünü belirterek, "Hücre çalışmalarını yaptık. Amerika'da arkadaşlarımızdan en iyi sonucu bekliyoruz. Çünkü kendileri çok emek verdiler. Bize güzel bir fikirle geldiler. Onların fikri olmasaydı biz de onlara bir destek sağlayamazdık. Hep beraber çalıştık, onların emekleriyle bu sonuca ulaştık. Şimdi Amerika'da da onlardan en güzel sonucu bekliyoruz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------
-Öğrencilerin laboratuvarda çalışmaları
-Danışman hocalarıyla görüşmeleri
-İrfan Sefiloğlu’nun çalışmayı anlatması
-DAYTAM laboratuvarında çalışmaları
-İrfan Sefiloğlu ile röp
-İrem Alparslan ile röp
-Laboratuvardan görüntü
-Akademisyenlerin konuşmaları
Haber: Salih TEKİN – Kamera: Oktay POLAT/ERZURUM, (DHA)
=================================================
6) ANAOKULUNDA YETENEĞİ KEŞFEDİLEN EMİR ALİ, OLİMPİYATLARDA TÜRKİYE’Yİ TEMSİL EDECEK
EDİRNE’de, anaokulunda beden eğitimi öğretmeninin fark edip atletizme yönlendirdiği, üç adım atlamada Türkiye şampiyonluğu ve Balkan ikinciliği gibi dereceler elde eden lise öğrencisi Emir Ali Cengiz Oğuz (17), Senegal’in başkenti Dakar’da düzenlenecek Yaz Gençlik Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’yi temsil edecek. Hedefinin birincilik olduğunu söyleyen milli atlet Oğuz, “Hedefim tabi ki gönül ister birinci olmam. Orada ne olacağı belli olmaz. Kendime güveniyorum, inşallah birincilik için oynayacağım" dedi.
Edirne'de özel bir kolejde lise son sınıf öğrencisi olan Emir Ali Cengiz Oğuz, atletizme, anaokulunda beden eğitimi öğretmeninin fark etmesiyle başladı. İlk başlarda engelli koşuda kendini geliştiren Oğuz, Edirne Gençlik Spor İl Müdürlüğü atletizm antrenörü Ender Çağlayan’la tanışmasının ardından üç adım atlama branşına başladı. Zamanla burada kendini geliştiren Oğuz, ülkenin çeşitli yerlerinde düzenlenen organizasyonlarında dereceler elde ederek Fenerbahçe Spor Kulübü’ne transfer oldu. Geçen yaz U18’de Türkiye şampiyonu olarak milli formayı giymeye hak kazanan Oğuz, ilk uluslararası organizasyonunda Balkan Şampiyonası’ndan ikincilikle döndü. Ardından katıldığı Avrupa Şampiyonası’nda da finale kalarak, adını ilk 8’e yazdıran Emir Ali Cengiz Oğuz, 31 Ekim-13 Kasım tarihleri arasında Senegal’in başkenti Dakar’da düzenlenen Dakar Yaz Gençlik Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanıyor.
'AMATÖR OLARAK BAŞLAYIP PROFESYONELE GEÇTİM'
Olimpiyat öncesinde Edirne Sporcu Eğitim Merkezi’nde hazırlıklarını sürdüren Oğuz, Türkiye’yi temsil edeceği için heyecanlı olduğunu söyledi. Üç adım atlama branşına başlama hikayesini anlatan Oğuz, "Anaokulundayken beden eğitimi antrenörüm beni fark etti. Hızlı koşuyordum diğer arkadaşlarımdan ve daha iyi sıçrıyordum. Bu yüzden beni atletizme yönlendirdi. Sonra orada amatör olarak başladım. Haftanın 3-4 günü antrenmanlara geldim. Daha sonrasında Ender hocama geçtim. Orada profesyonel olarak haftanın altı günü yapmaya başladım. İlk şampiyonluğumu 60 metre engellide Türkiye şampiyonu olarak kazandı. Ondan sonrasında 3 adım atlamaya geçtim ve daha iyi olduğumu fark ettim. Şu anda devam ediyorum 3 adım atlamaya" dedi.
'İNŞALLAH ÜLKEMİ GURURLANDIRIRIM'
Gençlik Olimpiyatı’nda ülkesini gururlandırmak istediğini söyleyen Oğuz, "Milli formayı bu yaz hak ettim. Türkiye şampiyonu oldum U18’de ve Balkan Şampiyonası’nda ülkemizi temsil etme gururu yaşadım. Balkan ikincisi oldum. Aynı zamanda Avrupa Şampiyonası'na gittim, Avrupa finalini gördüm. Finalde sekizinci olarak ayrıldım. Olimpiyata gitmem de Avrupa Şampiyonası'ndan sonra kesinleşti. Zaten tahmin ettiğimiz bir şeydi. Daha öncesinden de haberi verilmişti. Tabi ki çok mutluyum gideceğim için. İnşallah orada da iyi bir derece elde edip ülkemi gururlandırdım" diye konuştu.
‘KENDİME GÜVENİYORUM’
Başarılı olmak için çok çalıştığını belirten Oğuz, "Çok çalıştım bu branşta. Kendimi çok verdim. Çok bilinmeyen bir branş. Ben de farkındayım ama inşallah ben ülkeye bu branşı daha çok tanıtırım. Hedefim tabi ki gönül ister birinci olmam. Kürsü de istiyorum. Nasipse ilk üç. Daha da nasipse inşallah birinci olmak istiyorum. Orada ne olacağı belli olmaz. Kendime güveniyorum. İnşallah birincilik için oynayacağım. İnşallah ben de bu branşı dediğim gibi hem dünyaya hem de ülkemize daha çok tanıtırım. Öncü olurum inşallah küçük kardeşlerime de" dedi.
‘HEDEF HER ZAMAN ŞAMPİYONLUK’
Oğuz’un antrenörü Ender Çağlayan da yaklaşık 5 yıldır birlikte çalıştıklarını belirterek, "Biz dünya sıralamasında yaklaşık şu an ilk 20’nin içindeyiz. Her ülkeye de bir kota verildiğine göre, bunun içinde atıyorum ilk 20’de belki 5 tane Çinli sporcu var, bunların dördü gelmeyecek eğer Çin'e kota varsa. Yani bu yüzden her zaman bir şans vardır. Yani bizim de sonuçta buraya gitmek için yaptığımız dereceler küçük dereceler değil. İlk önce Balkan şampiyonluğu, oradan Avrupa'yı elde etmek, kolay şeyler değil. Bununla birlikte işte buraya da kabul edildik. Sporda hedef her zaman şampiyonluk. Sporun amacı zaten birinci olmaktır. Evet katılmak güzel bir şey ama her giden sporcu oraya birincilik gider. Geri kalan her derece evet başarıdır" ifadelerini kullandı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------------
-Sporcunun Isınma antrenmanı yapması
-Engel atlamadan detay
-3 adım atlama yaparken detay
-Milli Sporcu Emir Ali Cengiz Oğuz ile röp.
-Antrenörü Ender Çağlayan ile röp.
-Oğuz’un atlama antrenmanı
Haber - Kamera: Olgay GÜLER - Umut IŞIK / EDİRNE, (DHA)
=================================================