1) KREŞ ÖĞRENCİLERİ SEBZE YETİŞTİRİP, İHTİYAÇ SAHİBİ ÇOCUKLAR YARARINA SATTI
ERZURUM'un Palandöken ilçesinde hizmet veren bir kreşin 4-5 yaş grubu öğrencileri, 'Çocuk Köyü'nde kendi elleriyle yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri okul bahçesinde kurdukları 'Organik Pazar'da satışa sundu. Çocukların 'Gel vatandaş, hayır işi' diye satışa sunduğu ürünler ilgi gördü. Patatesten karpuza, biberden domatese kadar çok sayıda ürünün yer aldığı pazardan elde edilecek gelir, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü aracılığıyla ihtiyaç sahibi çocukların kırtasiye giderlerinde kullanılacak.
Palandöken ilçesi Yıldızkent semtinde faaliyet gösteren kreşin yönetimi, çocuklara üretim ve yardımlaşma bilincini kazandırmak amacıyla 20 dönümlük arazide 'Çocuk Köyü' oluşturdu. İlkbaharla birlikte çocuklar, burada patates, kabak, biber, bezelye, marul, domates ve fasulye gibi ürünlerin tohumlarını toprakla buluşturdu. Minikler, haftada 2 gün gittikleri bahçede ürünlerin tohumdan filizlenmesine, büyümesine ve hasat edilmesine tanıklık etti.
Sonbaharın gelişiyle birlikte ürünler öğrenciler tarafından toplandı. Hasat edilen ürünler, kreşin bahçesinde oluşturulan 'Organik Pazar'da satışa çıkarıldı. Pazarda havuç, karpuz, biber, marul, domates, fasulye, dut, kurutulmuş ıhlamur, bal, yumurta ve çocuk köyünde tandırda pişirilen ekmek gibi ürünler yer aldı. Çocukların 'Gel vatandaş, hayır işi' diye satışa sunduğu ürünler büyük ilgi gördü. Veliler, çocukların yetiştirdiği ürünlerden satın almak için sıraya girdi. Veliler hem çocukların emeğine destek olmak hem de sosyal projeye katkı sağlamak amacıyla alışveriş yaptı. Çocuklar ise pazar yerindeymiş gibi tezgahların başına geçerek yetiştirdikleri ürünleri ailelerine sattı.
'ÇOCUKLAR YARDIMLAŞMAYI ÖĞRENİYOR'
Kreş Müdürü Gül Özçelik, projenin geleneksel hale geldiğini belirterek, çocukların üretim sürecini başından sonuna kadar gözlemlediğini söyledi. Özçelik, "Bu bizim geleneksel organik pazarımız. Kurumumuza ait Çocuk Köyü var. Çocuklar orada yetiştirmiş oldukları ürünleri eylül sonunda hasada çevirip burada velilerimize satış yapıyorlar. Elde edilen gelir, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü aracılığıyla ihtiyaç sahibi çocukların kırtasiye giderlerinde kullanılacak. Bu aslında bir sosyal proje. Çocuklar yardımlaşmayı öğrenmiş oluyorlar. Pazar yerindeymiş gibi çocuklar kendileri farklı ürünleri ailelerine satıyor" dedi.
Çocukların yaparak ve yaşayarak öğrenmesinin önemine değinen Özçelik, "Bu yaş gruplarında çocukların yaparak yaşayarak öğrenmesi çok önemli. Sezon başından itibaren haftada iki gün giderek ürünlerin tohum halini, sulanıp daha sonra yeşermiş halini ve ürüne dönüşmüş halini görüyorlar. Ekip biçmenin, üretmenin ne demek olduğunu öğreniyorlar" diye konuştu.
'GELECEĞİMİZ İÇİN GÜZEL BİR ADIM'
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Nöroloji Uzmanı Yunus Emre Aktaş da çocukların toprakla buluşmasının önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Kreşimizin Çocuk Köyü var. Çocuklarımız kendi ürünlerini ekip biçiyor. Hem doğayla yaşamayı öğreniyorlar hem organik besleniyorlar. Yetiştirdikleri ürünleri de bize satıyorlar. Buradan gelen kazanç da hayır işi için kullanılacak. Çok güzel bir harekete biz de eşlik etmiş oluyoruz. Çocuklarımızın 3-4 yaşlardan itibaren organik ürünler yetiştirmeyi, toprakla uğraşmayı, organik beslenmeyi öğrenmeleri bizim için de geleceğimiz için de güzel bir adım."
Minik öğrencilerin tezgah başında sattığı ürünlerden alan veliler ise çocukların emeğine katkı sunmaktan ve alışverişin ihtiyaç sahibi çocukların kırtasiye giderlerine aktarılacak olmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Çocukların bahçede sebze meyve toplamaları
-Kreş önünde pazarcı gibi bağırarak ürün satmaları
-Velilerin alışveriş yapması
-Kreş Kurucu Müdürü Gül Özçelik ile röp
-Öğrenci velisi Yunus Emre Aktaş ile röp
Haber: Salih TEKİN - Kamera: Oktay POLAT/ERZURUM,(DHA)
=====================================================
2) HATAY’DA ATATÜRK CADDESİ’NDE HAYAT YENİDEN BAŞLADI
HATAY’ın Antakya ilçesinde, 6 Şubat depremlerinde büyük yıkıma uğrayan Atatürk Caddesi’nde yeniden inşa edilen iş yerlerine kavuşan esnaf, müşterilerini ağırlamaya başladı.
Atatürk Caddesi’nde 930’dan fazla konut, 610’dan fazla ticari alan ve yaklaşık 79 ofis olmak üzere toplam 1.630 bağımsız bölüm inşa edildi. Yerleşimlerin başladığı bölgede iş yerleri de peyderpey açılırken, cadde yeniden insanları ve ticaretiyle buluşmaya başladı.
Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Atatürk Caddesi’nde iş yerlerini açan esnafı ziyaret etti. Masatlı, ardından eşi Esra Masatlı ile birlikte Çuhadar Ailesi’nin yeni evine konuk oldu. Bülent ve Arzu Çuhadar ile çay içip sohbet eden Masatlı, ailenin yeni yuvasındaki mutluluğuna ortak oldu.
Ziyaret sonrası açıklama yapan Vali Masatlı, Atatürk Caddesi’nde yeniden başlayan hayatın kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu söyledi. Masatlı, “Yıllardır üzerinde çalıştığımız bir caddede artık yeni bir ailenin sofrasına oturmak, evlerin ışıklarının yandığını görmek, esnafımızın yeniden kepenk açmasına şahitlik etmek bizleri gerçekten çok mutlu ediyor ve azmimizi daha da artırıyor. Bugün artık yapılan işlerin sadece fiziki karşılığını değil, insan hayatındaki karşılığını da görmeye başladık" dedi.
Atatürk Caddesi’nde açılan her kapının, yanan her ışığın ve kurulan her sofranın Hatay’ın yeniden kendi ritmine, hayatına ve gücüne kavuştuğunu gösterdiğini belirten Masatlı, “Hatay tarih boyunca büyük yıkımlar yaşamış ama her defasında yeniden ayağa kalkmış kadim bir şehirdir. Bugün Hatay’ımız 9’uncu kez yeniden doğdu” diye konuştu.(DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Atürük Caddesi drone görüntüsü
-Atatürk Caddesi’nde yürüyenler detay
-Vali esnaf ziyareti
-Vali ev ziyareti
-Vali röportaj
Haber-Kamera:Alican GÜMÜŞ/HATAY,(DHA)
=====================================================
3) ELEKTRİKLİ BİSİKLET YOLDAKİ ÇUKURA DÜŞÜP, DEVRİLDİ, BABA İLE KIZI ÖLÜMDEN DÖNDÜ
ADANA’da kızı Miray'ı (9) yanına alarak gezmeye çıkan Uğur Kaygısız'ın (34) kullandığı elektrikli bisiklet yolda kapatılmayan çukura düşüp, devrildi. Asfalt yola savrulan baba ile kızı yaralandı. Hastanede tedavilerinin ardından taburcu edilen Kaygısız, belediye yetkililerinden şikayetçi oldu.
Olay, merkez Seyhan ilçesi Yeşilyurt Mahallesi 70085 Sokak’ta meydana geldi. Uğur Kaygısız, kızı Miray’ı elektrikli bisikletle gezdirdiği sırada asfalt yolda kapatılmayan çukura düştü. Baba ile kızı devrilen bisikletten yola savruldu. Vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralanan Uğur Kaygısız ve kızı, kendi imkanlarıyla hastaneye gitti. Tedavilerinin ardından baba ve kızı taburcu edildi. Kaygısız, hastaneden çıktıktan sonra yolun eksiklerini gidermeyen belediye yetkililerinden şikayetçi oldu. Ekipler, kazayla ilgili inceleme başlattı.
‘SAKAT KALIP ÖLEBİLİRDİK’
Yaşadıklarını anlatan Uğur Kaygısız, “Kızımı gezmeye çıkarmıştım. Sokaktan geçtiğim sırada çukuru fark etmedim ve üstünden geçerken elektrikli bisikletimizle düştük. Vücudumuzun çeşitli yerlerinden yaralandık ve hastaneye gittik. Defalarca belediyeye başvurmuştuk. 6 aydan beridir bu çukurların kapatılması için şikayet etmemize rağmen düzeltmiyorlar. Kızımla kazayı ucuz atlattık. Sakat kalabilirdik, ölebilirdik. Mahallelerimizin her tarafı çukur doldu, yetkililerden çözüm bulmalarını istiyoruz” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Çukurdan detay
-Babanın konuşması
-Uğur Kaygısız ve kızı Miray
Haber: Yusuf YILDIZ - Kamera: ADANA, (DHA)
=====================================================
4) BABA-OĞUL, ATA TOPRAĞINDA ORGANİK TARIM YAPIYOR
İZMİR'in Menemen ilçesinde kurumsal kariyerini bırakıp ata topraklarına dönen Bekir Halaç (32), babası Halil Halaç'ın (63) çeyrek asır önce başlattığı organik tarım mirasını omuz omuza sürdürüyor.
Menemen'de yaşayan Halil Halaç ve oğlu Bekir Halaç, gelecek nesillere temiz bir toprak bırakmak amacıyla çeyrek asırdır organik tarım yapıyor. Kurumsal kariyerini geride bırakarak ata topraklarına dönen Bekir Halaç, babasının 25 yıl önce başlattığı organik tarım mirasını aynı kararlılıkla sürdürüyor. Menemen'in tek sertifikalı organik üreticisi olma ünvanını taşıyan baba-oğul, 30 dekarlık tarlalarında yetiştirdikleri 50'den fazla ürün çeşidiyle hem insan sağlığını hem de toprağı koruyor.
'ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ ÇİFTÇİLİKLE UĞRAŞIYORUM'
Çiftçiliğin ata mesleği olduğunu söyleyen Bekir Halaç, babasıyla birlikte organik tarım yaptıklarını belirtip, "Çocukluğumdan beri çiftçilikle uğraşıyorum" dedi. Karabük Üniversitesi İşletme Bölümü Aktüerya ve Risk Yönetimi Bölümü'nden mezun olduğunu vurgulayan Halaç, "Bir yıl hastanelere laboratuvar malzemeleri satan bir firmada çalıştım. Ondan sonra askerlik yaptım, ardından babamın mesleğine geri döndüm. Ofis ortamı beni sıktı. Tarımsal üretim biraz daha meşakkatli ama kendi işinin olması avantaj. Maddi zorlukları da olabiliyor ama genel olarak memnunum" dedi.
'ORGANİK TARIMLA GELECEKTEKİ NESİLLERE TEMİZ TOPRAK BIRAKILIYOR'
Çiftçiliği meslek olarak yapmaya başladıktan sonra farklı ürünler ekmeye başladığını ve araziyi büyüttüklerine dikkati çeken Halaç, bir sorun yaşadığında yapay zekadan destek aldığını belirtti. Tarım ilaçlarının toprağı kirlettiğini dile getiren Halaç, "Mesela ot ilacı atınca ot çıkmıyor. Biz ilaç kullanmadığımız için 300 yevmiyeye yaptırdığımız işi ilaç kullananlar 10 yevmiyeye gibi az maliyetle yapabiliyorlar. Biz bitkiyi ısırgan suyu, lahana suyu gibi organik maddelerle besliyoruz" dedi.
Organik tarımla toprakların kimyasallarla kirlenmediğini, gelecekteki nesillere temiz toprak bırakıldığını söyleyen Halaç, "Maliyetli olduğu için insanlar organik tarımı tercih etmiyor. Biz Menemen'de organik yapan tek aileyiz. Organik üretim yapanlar artsa insanlık adına iyi olur" ifadelerinde bulundu.
'18 YILDAN BERİ ORGANİK SERTİFİKALI ÜRETİM YAPIYORUM'
Dedesi ve babasının tarımsal üretimi ilaç kullanarak yaptığının altını çizen Halil Halaç da "1980'lerde tarım ilacı kullanıyorduk. 25 yıldan beri organik tarım, 18 yıldan beri organik sertifikalı üretim yapıyorum. İzmir'de organik pazarlar açılmadan önce Bostanlı Pazarı'na çıkıyordum. 200 müşteri beni bekliyordu, müşteriler benim ürünlerim için geldiklerini söylüyorlardı. Müşterilerden biri 'bunun belgesini al da organik de sat' dedi. Hemen müracaat ettim. Bir yıl sonra o geçiş sürecinden sonra organik pazarlarda ürünlerimi satmaya başladım” diye konuştu. Kışın; lahana, pırasa, kereviz, baharda; çilek, kabak, salatalık, patlıcan, biber, meyve olarak da kayısı, mandalina, portakal, nar, limon başta olmak üzere 50 çeşit ürün ürettiklerini söyleyen Halaç, "Bütün ürünler organik sertifikalı" diye konuştu.
Oğlunun üniversiteden sonra bir iş yerine girdiğini ancak sonrasında ata topraklarına döndüğünü belirten Halaç, "Tarım temelinde vardı, çocukluğundan beri bahçede çalıştırıyorduk, şimdi geldi birlikte organik tarım yapıyoruz. Memnunuz, gönlümüz ferah. Organik tarımdan da dönemeyiz, insanlara zarar veremeyiz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Bekir Halaç ve babası Halil Halaç ile röp.
-Dron görüntüsü
-Genel ve detay görüntü
Haber: Seza Nur ALPDÜNDAR - Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, (DHA)
=====================================================
5) HAYVAN YEMİ OLARAK KULLANILAN FINDIK POSASI, TÜKETİLEBİLİR PROTEİN KAYNAĞINA DÖNÜŞECEK
BURSA Teknik Üniversitesi (BTÜ), yağı sıkıldıktan sonra çoğunlukla hayvan yemi olarak kullanılan fındık posasını ekonomiye kazandırarak bitkisel protein elde edilmesinin planlandığı projeyle, sürdürülebilir üretime katkı sunmayı amaçlıyor. TÜBİTAK tarafından desteklenen projeye ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu, “Fındık, yağı için sıkıldıktan sonra geriye kalan posasında yüzde 40 ile 45 arasında protein içeren bir posa bırakıyor. Biz de posadaki protein oranını doğal yollarla yüzde 80 civarında protein değerine sahip bir toz haline getirebiliyoruz” dedi.
Yıllık ortalama 650 bin ile 740 bin ton kabuklu fındık üretimiyle dünya fındık üretiminde ve ticaretinde yaklaşık yüzde 70 payla lider konumda olan Türkiye’de, BTÜ’nün TÜBİTAK tarafından desteklenen projesiyle fındık posası da ekonomiye kazandırılacak. Fındık yağı üretimi sonrasında geriye kalan ve çoğunlukla hayvan yemi olarak kullanılan fındık posasından bitkisel protein elde edilmesinin planlandığı projeyle, posanın daha verimli değerlendirilmesinin sağlanıp hem gıda sektörüne hem de sürdürülebilir üretime katkı sunması amaçlanıyor. Söz konusu bitkisel proteinin özellikle vejetaryen ve vegan beslenmeyi tercih eden kişiler tarafından ciddi bir alternatif kaynak olacağını söyleyen BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu, “Çalışma konularımız içerisinde alternatif protein kaynaklarının geliştirilmesi ve bu protein kaynaklarının hayvansal kaynaklı proteinlere muadil hale getirilebilmesi üzerine çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Bu bağlamda bitkisel kaynaklı proteinleri çok yaygın olarak üretmeye ve bu proteinlerin özelliklerini geliştirmeye gayret gösteriyoruz” diye konuştu.
‘BİTKİSEL KAYNAKLI PROTEİN ÜRETİYORUZ’
Hayvansal proteinlerin, sindirim açısından faydalı ve insan vücudu tarafından yüzde 85 ile 90 arasında sindirilebilir özellik taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Sarıcaoğlu, “Bitkisel kaynaklı proteinler ise bu yapıları, hayvansal kaynaklı proteinlere kıyasla biraz daha düşük seviyelerde sindirilebilirlik veya biyo-yararlanım sağlayabiliyor. Yaptığımız çalışmalarla biz bitkisel kaynaklı posalardan, özellikle yağ endüstrisinin soğuk pres atığı dediğimiz kısımlarından bitkisel kaynaklı proteinler üretiyoruz. Bunlar, ülkemizde en yaygın olarak ayçiçeği posası veya dünyada bir fındık ülkesi olduğumuzu düşündüğümüzde, fındık yağı ile yan ürünlerini çok yaygın kullanmaya gayret gösteriyoruz. Özellikle fındık açısından düşündüğümüzde Türkiye, dünya fındık üretiminin yüzde 70 ile 75'ini karşılıyor” ifadelerini kullandı.
‘POSADAN YÜZDE 80 PROTEİN DEĞERİNE SAHİP PROTEİN ÜRETEBİLİYORUZ’
Soğuk sıkım sonucunda fındıktan elde edilen yağın geriye ciddi bir miktarda protein bıraktığını belirten Prof. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu, “Fındıktan elde edilen yağ geriye ciddi miktarda protein içeren, yüzde 40 ile 50 arasında protein içeriğine sahip posa bırakıyor. Bu posa günümüzde yurt dışına ihraç edilebiliyor veya hayvan yemi olarak yaygın bir şekilde tüketiliyor, hayvan yem silajlarında kullanılabiliyor. Ancak burada ciddi bir katma değer var. Yani bu protein kaynağı insan tüketimine sunulabilecek, ciddi anlamda protein içeren bir kaynak. Ve biz bunu laboratuvar ortamında, bu posadan protein ekstraksiyonunu gerçekleştirerek, yüzde 40 protein içeren posayı yüzde 80 civarında protein içeriğine sahip toz hale getirebiliyoruz” dedi.
'HAYVANSAL PROTEİNLERE CİDDİ BİR ALTERNATİF'
Prof. Dr. Sarıcaoğlu, hayvansal kaynaklı proteinlerin üretiminde yüksek miktarda emek, zaman ve doğal kaynak kullanıldığını, bunun da maliyetleri artırdığını belirtti. Bitkisel kaynaklı proteinlerin ise daha ekonomik yöntemlerle ve yüksek miktarlarda üretilebildiğini vurguladı. Özellikle hayvansal proteinlere ekonomik nedenlerle erişemeyenler için bitkisel kaynakların önemli bir alternatif olduğunu söyleyen Sarıcaoğlu, “Ayrıca hayvansal kaynaklı proteinleri tüketmeyen veya tüketmek istemeyen, vejetaryen veya vegan beslenmeyi tercih eden insanlar açısından da düşündüğümüz zaman, bitkisel kaynaklı proteinler ciddi bir alternatif kaynağı olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.
‘TÜKETİMİN ÖNÜNE GEÇEN BİR ENGEL DEĞİL’
Hayvansal kaynaklı proteinlerin insan vücuduna biyo-yararlılığın çok yüksek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu, şöyle konuştu:
“Bitkisel kaynaklı proteinler, bu yüksek biyo-yararlılığı çok üstün performansta elde etmemize engel olabiliyor. Ancak bu, tüketimin önüne geçen bir engel değil. Yani hayvansal kaynaklı protein tüketmeyen birinin, bitkisel kaynaklı proteinle hayvansal kaynaklı bir proteini ikame edebilmesi mümkün olabiliyor. Bu da daha fazla miktarda bitkisel kaynaklı protein tüketmeyi gerektirebiliyor. Bitkisel kaynaklı proteinlerin yapısal özelliklerini kimyasal yöntemlerle değil, fiziksel yöntemlerle değiştirerek, biyo-elverişliliği veya biyo-yararlılığı geliştirmek mümkün. Biz de bununla ilgili bilimsel çalışmalara oldukça hız vermiş durumdayız.” (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Laboratuvarda posanın yağ ve proteinin ayrıştırılması
-Çeşitli test ve çalışmalardan detaylar
-Posadan çıkan toz halindeki proteinden görüntüler
-BTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Furkan Türker Sarıcaoğlu röportaj
Haber-Kamera: Memet Can YEŞİLBAŞ/ Bursa,(DHA)
=====================================================
6) AĞABEYİNİN TAVSİYESİYLE KİCK BOKSA BAŞLAYAN FURKAN’IN HEDEFİ DÜNYA ŞAMPİYONLUĞU
VAN'da ağabeyinin tavsiyesiyle 7 yaşında kick boksa başlayan milli boksör Furkan Avar (18), ringlerde elde ettiği başarılarla dikkat çekiyor. Ulusal ve uluslararası şampiyonalarda çok sayıda madalya kazanan Avar, son olarak Sırbistan'da düzenlenen U19 Gençler Avrupa Boks Şampiyonası'nda 60 kiloda Avrupa 3’üncüsü oldu. Madalyalarını taşımakta güçlük çeken Avar, şimdi gözünü 14-25 Ekim tarihleri arasında Karadağ'da düzenlenecek Gençler Dünya Boks Şampiyonası'na çevirdi. Milli sporcu, hedefinin dünya şampiyonasında zirveye çıkmak ve orada İstiklal Marşı’nı okutmak olduğunu söyledi.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Spor Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi Öğretmenliği Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi milli boksör Furkan Avar, 7 yaşında ağabeyinin tavsiyesiyle boksa başladı. Yeteneği, milli boks antrenörü Ayhan Öz tarafından keşfedilen Avar, daha sonra boksa yöneldi. Katıldığı ulusal ve uluslararası organizasyonlarda önemli dereceler elde eden genç sporcu, kazandığı madalyalarla başarısını taçlandırdı.
ÇOK SAYIDA MADALYA KAZANDI
Sırbistan’ın Loznica kentinde 11-22 Eylül'de 2026 tarihlerinde düzenlenen U19 Gençler Avrupa Boks Şampiyonası’nda Türkiye’yi 60 kiloda temsil eden Avar, turnuvayı Avrupa 3’üncüsü olarak tamamladı. Bugüne kadar kazandığı çok sayıda madalya ile dikkat çeken ve taşımakta güçlük çeken milli boksör Avar, başarılarını dünya şampiyonasında da sürdürmek istiyor.
'KÜRSÜNÜN ZİRVESİNE ÇIKMAYI HEDEFLİYOR'
Karadağ’da 15 Ekim’de a düzenlenecek Gençler Dünya Boks Şampiyonası için hazırlıklarını sürdüren Furkan Avar, burada kürsünün zirvesine çıkmayı hedeflediğini belirtti. Antrenmanlarına aralıksız devam ettiğini söyleyen Avar, Türkiye’yi ve Van’ı en iyi şekilde temsil etmek istediğini ifade etti.
Avar, “7 yaşında ağabeyimin tavsiyesiyle kick boksa başladım. Daha sonra boksla devam ettim. Ayhan hocamın sayesinde birçok başarı elde ettim. Bugüne kadar katıldığım ulusal ve uluslararası şampiyonalarda birçok madalya aldım. Eylül ayında Sırbistan'da U19 gençler Avrupa Şampiyonası'nda Avrupa 3’üncülüğü elde ettim. Önümüzdeki 14-25 Ekim tarihleri arasında Karadağ'da dünya şampiyonası var. O şampiyonaya sıkı bir şekilde hazırlanıyorum. Umarım dünya şampiyonasında da güzel bir başarı elde edip İstiklal Marşımızı orada okutmayı hedefliyorum. Bugüne kadar 6 kez Türkiye şampiyonluğu, bir kez Balkan üçüncülüğü ve son şampiyonada da Avrupa üçüncülüğü elde ettim. Şu anda da dünya şampiyonasına hazırlanıyorum. Burada da ülkemi en iyi şekilde temsil edip şampiyon olmak istiyorum. Bugüne kadar bana büyük destekleri olan Ayhan hocama teşekkür ediyorum" dedi.
'BOKS BRANŞINDA BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞUYORUZ'
Milli Takım Antrenörü Ayhan Öz ise Furkan'ın başarılarıyla gurur duyduğunu belirterek, "Yaklaşık 25 yıldır antrenörlük yapıyorum. İlimize sayısız milli sporcular yetiştirdim. Dünya ve Avrupa şampiyonalarında birçok kez İstiklal Marşımızı okuttuk. Furkan Avar, Sırbistan'da yapılan gençler Avrupa Boks Şampiyonası’nda Avrupa 3’üncüsü oldu. 14-25 Ekim'de de Karadağ'da düzenlenecek olan gençler Avrupa Şampiyonası’nda ülkemizi ve ilimizi gururla temsil edecek. İnşallah orada da İstiklal Marşımızı okutup dünya şampiyonluğu hedefi vardır. Bunun yanı sıra Ahmet Peker sporcumu da Ankara'da milli kampta. O da Hırvatistan'da yapılacak olan büyükler Avrupa Boks Şampiyonası'nda ülkemizi temsil edecek. Kadın sporcularım Avrupa şampiyonasından yeni döndü. Boks branşında başarıdan başarıya koşuyoruz. Gerçekten sayısız milli sporculara sahip bir boks takımıyız. Bundan dolayı çok şanslıyız. Sporcularımızla birlikte bir aile birlikteliği içerisinde çalışıyoruz. Tek hedefimiz buradaki gençlere dokunmak, onları vatana, millete kazandırmak, vatan sevgisini öğretmek ve onlara güzel istiklal marşımızı yurt dışında okutmak. Bundan dolayı da çok büyük başarılarımız var. Devlet büyüklerimizden daha çok destek bekliyoruz. Bize bugüne kadar desteklerini esirgemeyen federasyon başkanımız, sayın valimiz ve gençlik spor il müdürümüze teşekkür ediyoruz. Onların daha çok desteklerine ihtiyacımız var. Gençlere ulaşmak ve daha fazla sporcu yetiştirmek için onların ve hayırsever iş adamlarımızın desteklerine ihtiyacımız var" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Fukan Avar'ın salona asılan madalyaları
-Milli takım boks antrenörü Ayhan Öz eşliğinde ısınma hareketleri yapan milli boksör Furkan Avar
-Detaylar
-Boks anrenmanı yapan Avar
-Antenörü ile antrenman yapması
-Furkan Avar, aldığı madalyaları boynunda taşımakta güçlük çekerken
-Milli Boksör Avar ile röportaj
-Milli takım antrenörü Ayhan Öz ile röportaj
-Avar'ın bugüne kadar aldığı madalyaları
Haber: Behçet DALMAZ/VAN, (DHA)