Samet ÖKSÜZ-Muhammet BAYRAM/ANKARA, (DHA)- CUMHURBAŞKANI Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. Merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen ‘2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni’nde konuştu. Yılmaz, 12’nci Kalkınma Planı esas alınarak güncellenen Orta Vadeli Program'da ekonomide dayanıklılığın korunması ve güçlendirilmesi temelinde; dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi tesis etmeyi, istihdamı artırmayı ve ekonomik kazanımların toplumun geniş kesimlerine yayılmasını sağlayarak gelir dağılımını iyileştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Yılmaz, "Bu çerçevede 2027 yılı bütçemizi; makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı güçlendiren, ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve toplumsal refahı gözeten bir anlayışla hazırladık. Ortak akıl ve ilgili paydaşların katkılarıyla şekillendirilen bütçemiz, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü daha da ileri taşırken, büyüme ve refah artışının toplumun tüm kesimlerine daha güçlü, dengeli ve kapsayıcı biçimde yansıtılmasını sağlayacaktır. 2027 yılı bütçemiz, zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında, ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye’nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir ‘dayanıklılık, refah ve dönüşüm’ bütçesidir" ifadelerini kullandı.
'KENTSEL DÖNÜŞÜM ÖDENEKLERİNİ YÜKSELTİYORUZ'
Bütçenin, kamu hizmetlerinin kaliteli, adil ve kapsayıcı bir şekilde sunulmasını esas alarak yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen ve sosyal refahı artıran bir yaklaşımla hazırlandığını söyleyen Yılmaz, "'Asrın felaketi' olarak nitelendirdiğimiz depremden etkilenen bölgelerde yeniden yapılanma süreci büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu bütçe ve sonraki bütçelerimizde şehirlerimizi afetlere dirençli hale getirmek temel önceliklerimizden olmaya devam edecektir. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz. Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırıyoruz. Kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracağız. Savunma ve güvenlik kapasitemizi, ülkemizin içinde bulunduğu stratejik coğrafya ve çevresindeki güvenlik risklerini de dikkate alarak güçlendirmeye devam edeceğiz. Savunma sanayinde, kritik savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın azaltılmasını, sürdürülebilir teknolojik üstünlüğün sağlanmasını, katma değerli ihracatın desteklenmesini ve bu alandaki kazanımlarımızın sivil alana daha fazla aktarılmasını hedefliyoruz" dedi.
'BÜYÜMENİN YÜZDE 4,2 SEVİYESİNE YÜKSELMESİNİ ÖNGÖRÜYORUZ'
Yılmaz, güneyinde ve kuzeyinde savaşlar yaşanırken, Türkiye’nin istikrarlı bir liman olarak ilerleyişini sürdürdüğünü belirterek, "Makroekonomik görünüm üzerindeki dış talep ve enerji fiyatları kanalıyla oluşan etkiler sınırlı kalmıştır. Makroekonomik temellerimiz sağlamdır. Zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen programımızın kararlılıkla uygulanması sayesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik. Ekonomimiz, küresel finansal koşulların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürmüştür. 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılını yüzde 3,3 büyüme ile tamamlamasını bekliyoruz. Bu dönemde yatırımların özel tüketimden daha hızlı artması, üretim kapasitemizi güçlendirmiş ve büyümenin niteliğini iyileştirmiştir. Bu görünüm, enflasyonla mücadeleyle uyumlu, dengeli ve sağlıklı bir büyüme kompozisyonunun oluştuğunu göstermektedir. 2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükselmesini öngörüyoruz. Özellikle 2027 yılında ticaret ortaklarımızda büyümenin ivme kazanacağı yönündeki tahminler, ihracatımız ve dengeli büyüme perspektifi açısından önemli bir imkandır. Program dönemi boyunca verimlilik odaklı politikalarla büyümenin kademeli olarak hızlanmasını ve 2029 yılında yüzde 5 seviyesine ulaşmasını hedefliyoruz" diye konuştu.
'İŞSİZLİĞİN GERİLEYECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ'
Yılmaz, üretim faktörlerinin daha etkin kullanımını sağlayacak, toplam faktör verimliliğini artıracak, teknolojik dönüşümü hızlandıracak ve yenilikçilik kapasitesini güçlendireceklerini ifade ederek, "Tarımda verimliliği, sanayide teknoloji yoğunluğunu ve hizmetler sektöründe yüksek katma değerli faaliyetleri destekleyerek, ekonomimizin üretim kapasitesini kalıcı biçimde artıracağız. Beşeri sermayenin niteliğini güçlendiren politikalarımızı sürdürürken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımlarını tamamlayıcı ve harekete geçirici rolünü daha da güçlendireceğiz. İş gücü piyasamızın dirençli yapısı korunmaktadır. 2026 yılında istihdamın artış eğilimine girmesini ve işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. 2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacağını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8 seviyesine gerileyeceğini öngörüyoruz. Küresel ticarette yaşanan belirsizliklere rağmen ihracatımız güçlü performansını sürdürmektedir. 2026 Ocak-Eylül döneminde, ihracatımız yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaşmış, yıllıklandırılmış bazda ise 283,7 milyar dolar ile tarihi yüksek seviyesine çıkmıştır. 125 milyar dolar seviyesine ulaşan hizmet ihracatımız da dikkate alındığında, toplam mal ve hizmet ihracatımızın 410 milyar dolar seviyesine ulaşmasını bekliyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatın yıl sonu tahminimizi aşmış olması, ihracat performansımızın olumlu seyrini ortaya koymaktadır. İhracatımızdaki artış yalnızca miktar bakımından değil, nitelik bakımından da önemli bir dönüşüme işaret etmektedir. Yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatımızdaki payı yüzde 44’e yaklaşmıştır. Cari açığımız ise savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen yüzde 2,6 düzeyinde, yönetilebilir seviyededir" dedi.
'YIL SONU ENFLASYON TAHMİNİ YÜZDE 28,4'
Programın temel önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edeceğiz. Uzun bir aradan sonra eylül ayında yüzde 30’un altına inen enflasyon oranının, yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz. Orta vadede ise kalıcı tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz. Mali disiplin, fiyat istikrarı ve yapısal dönüşümü birlikte ilerleten bu yaklaşım, ekonomimizin dayanıklılığını güçlendirirken sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah hedeflerimize ulaşmamızın da temel güvencesi olacaktır. Böylece üretim, verimlilik ve ihracat odaklı dönüşümümüzü sürdürerek fiyat istikrarıyla uyumlu, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme anlayışımızı daha da güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı.
'ÖDÜN VERMEDİĞİMİZİN EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ'
Olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermediklerini söyleyen Yılmaz, "Bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. 2021 yılından bu yana, ülkemizde yaşanan depremin bütçe açığına etkisinin yüksek olduğu 2023 yılı hariç bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını bütçede öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık. Bu da mali disiplinden ödün vermediğimizin en önemli göstergesidir. 2024 yılında hayata geçirilen tasarruf tedbirleri ile izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uygulamaktayız. Tasarruf tedbirleri kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının, uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6’dan, 2024 yılında yüzde 3,1, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine düşmesi sağlanmıştır. Kamu borcunun milli gelire oranı, son yıllardaki olağanüstü afet harcamalarına rağmen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve uluslararası karşılaştırmalarda güçlü görünümünü korumaktadır. 2002 yılında AB tanımlı genel devlet borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 71,2 iken 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 23,1’e, ikinci çeyreğinde ise yüzde 22,3’e gerilemiştir. 2002 yılında faiz giderlerinin bütçe içindeki payı yüzde 43,2 iken 2026 yılı itibarıyla yüzde 14,4 olması beklenmektedir" dedi.
BÜTÇE GELİRLERİ
Yılmaz, bütçe kanun teklifinin, kamu idarelerine ait ödenek tutarları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını belirterek, "2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında; 230 kamu idaresinin bütçesi bulunmaktadır. Önümüzdeki yıl milli gelirimizin 111 trilyon lira olmasını bekliyoruz. Bu büyüklük içinde; 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2027 yılında bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. Deprem harcamaları hariç bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, bütçe gelirlerinin alt kalemlerinin; Gelir Vergisi 5 trilyon 533 milyar lira, Kurumlar Vergisi 2 trilyon 223 milyar lira, Özel Tüketim Vergisi 3 trilyon 284 milyar lira, Katma Değer Vergisi 5 trilyon 681 milyar lira, diğer vergi gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira, vergi dışı gelirler ise 3 trilyon 502 milyar lira olduğunu kaydetti.
EN FAZLA ÖDENEK EĞİTİME
Yılmaz, ayrılan kaynaklara ilişkin bilgiler de vererek, “AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli meselemiz olarak gördük ve Milli Eğitim Bakanlığı'na 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek öngördük. 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken 2026 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayımız 1 milyon 40 bin kişiye ulaşmıştır. Yükseköğretim kurumları bütçelerini 2027 yılında 872 milyar liraya çıkarıyoruz. Yükseköğretimi de dahil ettiğimizde eğitim bütçemizi 2027 yılında 3 trilyon 747 milyar liraya yükseltiyoruz. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz. Eğitimle birlikte hükümetlerimiz döneminde en fazla önem verdiğimiz konuların başında sağlık gelmektedir. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 4 trilyon 532 milyar liraya ulaşmaktadır” dedi.
'SOSYAL YARDIM VE DESTEKLER İÇİN 1,3 TRİLYON LİRA KAYNAK AYIRDIK'
Sosyal devlet anlayışıyla, Türkiye’nin ürettiği refahı toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedeflediklerini ifade eden Yılmaz, “Sosyal yardım ve destekler için 2027 yılı bütçemizde 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutar 2027 yılı bütçesinin yüzde 4,9’una denk gelmektedir. 2027 yılında, sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla yüzde 150 artışla 250 milyar lira, ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 186 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 132 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 109 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 90 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 84 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 29 milyar lira, engellilerin eğitim taşıma giderleri için 19 milyar lira, koruyucu aile uygulaması kapsamında yaklaşık 4 milyar lira kaynak ayırdık" diye konuştu. (DHA)
FOTOĞRAFLI