Ankara,(DHA)- DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, “İsrail'in uluslararası yalnızlaşması giderek artar bir duruma gelmiş durumda. Burada tabii ki takip edilen ustalıklı diplomasinin büyük rolü var. Burada uluslararası toplumun hislerini uygulanabilir, görülebilir protestolara, tavırlara ve politikalara dönüştürmek gerçekten ciddi bir çaba ve çalışma gerektiriyor” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM 81'inci Genel Kurulu sonrası basın açıklaması gerçekleştirdi. ABD’de BM Genel Kurulu çerçevesindeki temaslarını son birkaç toplantı ile tamamlayarak ardından New York’tan ayrılacaklarını duyuran Dışişleri Bakanı Fidan, "Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Türk heyeti olarak son derece yoğun bir takvimimiz vardı. Çok sayıda etkinliğe katıldık. Türkevi’nde ve BM'de çeşitli toplantılara ev sahipliği yapıldı. İkili görüşmeler gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanımız bu sene BM Genel Kurulu'na 16'ncı kez hitap etti. İklim eylemi ve adil geçiş konulu yüksek düzeyli etkinliğe katıldı. ABD Başkanı Trump ve Körfez İşbirliği Konseyi ülke liderleriyle bölgesel konuların ele alındığı bir toplantıya da ayrıca iştirak etti. Cumhurbaşkanımız ayrıca 16 ikili görüşme gerçekleştirdi. Her sene olduğu gibi ABD'de yaşayan vatandaşlarımızla da bir araya geldi. Ayrıca Türk ve Amerikalı iş insanlarıyla görüştü. ABD'li düşünce kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi" ifadelerini kullandı.
‘CUMHURBAŞKANIMIZIN HİTABI TÜRKİYE'NİN KÜRESEL VİZYONUNU ORTAYA KOYAN BİR MANİFESTO NİTELİĞİNDEYDİ’
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Genel Kurul hitabına değinen Fidan, "Cumhurbaşkanımızın Genel Kurul hitabı adeta Türkiye'nin küresel vizyonunu ortaya koyan bir manifesto niteliğindeydi. Tecrübesi ve birikimiyle Sayın Cumhurbaşkanımızın BM'den verdiği mesajlar her sene takip ettiğiniz gibi çok büyük yankı uyandırmakta. Bu yıl da küresel meseleler ve bölgesel sorunlar konusunda son derece önemli mesajları oldu" diye konuştu
‘CUMHURBAŞKANIMIZ FİLİSTİN HALKININ YAŞADIĞI DRAMI BİR KEZ DAHA DÜNYANIN DİKKATİNE GETİRDİ’
Bakan Fidan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanımız Filistin halkının yaşadığı dramı bir kez daha tüm çıplaklığıyla dünyanın dikkatine getirdi. Gazze'de yaşananların insanlığın ortak vicdanını ve uluslararası sistemin güvenilirliğini sınayan bir mesele olduğunu güçlü bir şekilde ifade etti. Filistin Devleti'nin tanınması çağrısını yineledi ve Filistin'in haklı davasını her zaman destekleyeceğimizi bir kez daha güçlü bir şekilde vurguladı. Biz de Türk heyeti olarak katıldığımız tüm toplantılarda İsrail'in soykırım politikalarını, işgal ve ilhak faaliyetlerini gündeme getirdik. Gazze'de, Batı Şeria'da yaşanan acıları aktardık."
‘KIBRISLI TÜRKLERİN HAKLI BEKLENTİLERİNİ BİR KEZ DAHA ULUSLARARASI GÜNDEME TAŞIDI’
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı görüşmelerde, hitaplarda Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası meselelerle dünyanın çeşitli yerlerinde devam eden ihtilaflara dair yaklaşımını da ortaya koyduğunu aktaran Bakanı Fidan, "Kıbrıslı Türklerin haklı beklentilerini bir kez daha uluslararası gündeme taşıdı. Sayın Cumhurbaşkanımız ayrıca iklim konusundaki vizyonumuza ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin öncülük ettiği sıfır atık hareketine de dikkat çekti. Başkanlığını ve ev sahipliğini yapacağımız COP31 zirvesine ilişkin önceliklerimizi ve inisiyatiflerimizi yüksek düzeyli hafta vesilesiyle açıklamış olduk" dedi.
‘FİLİSTİN KONUSU YİNE BAŞLICA GÜNDEM MADDEMİZDİ’
BM Genel Kurulu marjındaki temaslara da değinen Fidan, şunları söyledi:
"Yüksek düzeyli hafta boyunca benim gerçekleştirdiğim ikili görüşme ve çok taraflı toplantıların sayısı da 40’tan fazlaydı. Mevkidaşlarımızla bölgesel ve küresel konuları kapsamlı bir şekilde değerlendirme imkanımız oldu. Filistin konusu yine başlıca gündem maddemizdi. Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanlarıyla sekizli formatta, sırf Filistin konulu bir araya gelme imkanımız oldu. Ayrıca New York Deklarasyonu ile kapsamlı barış planının ele alındığı toplantılara katıldık. Bunların yanı sıra Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları ile dörtlü, Suriye ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları ile ise üçlü formatta bir araya geldik. Pakistanlı ve Suudi Arabistanlı mevkidaşlarımızla Mekke İttifakı çerçevesinde bir araya geldik ve kapsamlı istişarelerde bulunduk."
Dışişleri Bakanları Konseyi dönem başkanı sıfatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi Yıllık Koordinasyon Toplantısı’na da New York'ta başkanlık ettiklerini dile getiren Bakan Fidan, "ABD ile birlikte ‘Libya'da Barış, Birlik ve Refah için Uluslararası Destek’ başlıklı toplantıya ortak ev sahipliği yaptık. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Konseyi gayriresmi toplantısında ise bölgesel ve küresel gündemdeki gelişmeleri arkadaşlarımızla beraber ele alma imkanı bulduk. Ayrıca gelecek sene dönem başkanlığını üstleneceğimiz MIKTA (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye, Avustralya) Dışişleri Bakanları 30'uncu toplantısına iştirak ettik. New York'ta ayrıca düşünce kuruluşları ve onların temsilcileriyle bir araya gelerek dış politika önceliklerimizi ve vizyonumuzu paylaşma imkanımız oldu. Bakan yardımcılarımız ve heyetimizin diğer üyeleri de hafta boyunca küresel meselelere ilişkin çok sayıda toplantıya ve görüşmeye iştirak ettiler. Bu surette BM bünyesinde göç, kalkınma, insani yardım, iklim değişikliği ve gıda güvenliği gibi konularda yürütülen çok sayıda çalışmaya da katkı sunduk. Rohingya meselesi, Medeniyetler İttifakı ve Kırım gibi farklı başlıklardaki toplantılarda ülkemizi temsil ettik. Arabuluculuk Dostlar Grubu toplantısına Türkiye'nin ev sahipliğini icra ettik" dedi.
‘BÖLGESEL MESELELERİN ÇÖZÜMÜNÜN BAŞKA YERLERDE ARANMAMASI GEREKTİĞİNE DİKKAT ÇEKTİK’
Tüm temaslarda mesajlarının net olduğunu aktaran Bakanı Fidan, çatışmalara karşı diyaloğu, krizlere karşı diplomasiyi, bölünmelere karşı iş birliğini savunduklarını anlattı. Uluslararası toplumun ortak sorunlara ortak çözümler üretmesine ihtiyaç duyulduğunu ifade ettiklerini dile getiren Fidan, bölgesel sahiplenme vizyonu çerçevesinde bölgesel meselelerin çözümünün başka yerlerde aranmaması gerektiğine dikkat çektiklerini söyledi. Bakan Fidan, Birleşmiş Milletler Sistemi'nin reform sürecine desteklerini de ayrıca dile getirme imkanı bulduklarını sözlerine ekledi.
‘TÜRKİYE'NİN SÖYLEDİKLERİ DİKKATLE DİNLENEN BİR AKTÖR HALİNİ ALDIĞINI GÖRMEKTEN MUTLULUK DUYDUK’
Geride bırakılan haftanın Türk dış politikasının çok boyutlu niteliği ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Fidan, "Bizim için esas olan ilkesel tutum ile sonuç odaklı diplomasiyi aynı zeminde bir araya getirebilmektir. Türkiye'nin öncülük ettiği bölgesel girişimlerle, krizlerin çözümünde harcadığı yoğun mesai ve yapıcı yaklaşımla katkısı aranan, söyledikleri dikkatle dinlenen bir aktör halini aldığını bir kez daha görmekten büyük mutluluk duyduk. Önümüzdeki dönemde de ülkemizin ağırlığını çok taraflı platformlarda daha da güçlendirmeye, diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya, farklı aktörler arasında köprüler kurmaya inşallah devam edeceğiz. New York'tan bu anlayış ve kararlılıkla ayrılıyoruz" şeklinde konuştu.
'TÜRKİYE'NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ SUNDU'
İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki barış planının uygulanmasını yavaşlatması ve Türkiye’nin ileriye yönelik planları konusunda bir soru alan Dışişleri Bakanı Fidan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
"Cumhurbaşkanımızın ifade ettiğiniz gibi Sayın Trump'la ve diğer Körfez ülkeleri liderleriyle bir araya gelme imkanları oldu. Burada iki konu ağırlıklı olarak konuşuldu. Bir; geçen sene yine burada süreci başlatılan Gazze Barış Planı'nın karşılaştığı zorluklar ve sıkıntılar ile İsrail'in bu konudaki kural tanımazlığı. İkincisi ise Körfez'de devam eden gerilim ve bu gerilime ilişkin neler yapılabileceği konusu gündeme geldi. Cumhurbaşkanımız kendileri orada yani Türkiye'nin yani bölgesel barış vizyonunu ve buna bağlı olarak İsrail yayılmacılığının ortaya çıkardığı tehdidi, Gazze'deki sorunları ve aynı zamanda Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın aşılmasına ilişkin vizyonlarını, çözüm önerilerini sundu."
‘AMACIMIZ GAZZE'DEKİ DRAMIN BİR AN ÖNCE SON BULMASI’
İsrail'in uluslararası yalnızlaşmasının giderek artar bir duruma gelmiş durumda olduğunu aktaran Bakan Fidan, "Burada tabii ki takip edilen ustalıklı diplomasinin büyük rolü var. Burada uluslararası toplumun hislerini uygulanabilir, görülebilir protestolara, tavırlara ve politikalara dönüştürmek gerçekten ciddi bir çaba ve çalışma gerektiriyor. Koordinasyon gerektiriyor. Bu konuda diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak Türkiye olarak ortaklarımızla beraber, müttefiklerimizle beraber yoğun bir çaba içerisindeyiz. Açıkçası bunun ortaya koyduğu sonuçları da görüyoruz. Amacımız Gazze'deki dramın bir an önce son bulması, oradaki insani yardım imkanlarının artması ve Filistinlilerin gelecek kaygısı yaşamaması. Bunu temin etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Ama İsrail'in yaptığı zulüm ve katliam, yapılan diplomatik çabalar sonucu artık eskisi kadar sonuçsuz kalmıyor. Yani yaptığı her eylemin karşılığında çok ağır bedeller ödemek zorunda" ifadelerini kullandı.
Türkiye ve müttefiklerinin öncülüğünde yürütülen politika sayesinde sonuç alındığını ifade eden Bakan Fidan, "Bu yalnızlaşma, Uluslararası Adalet Divanı ve ceza mahkemeleri dahil olmak üzere burada tabii ki hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalma gibi daha önce hiç alışık olmadığı, hiç karşılaşmadığı durumlarla karşılaşıyor. Bu, ifade ettiğim gibi yani Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliğinde Türkiye'nin müttefikleriyle beraber ortaya koyduğu, insan vicdanı merkezli, evrensel değerleri dikkate alan ve prensipli hareket eden ve prensipli hareket ederken de çok fazla kar zarar hedefini gözetmeyen politikanın bir sonucu. Gerçekten burada da gördük ki yani 200'e yakın ulus devlet bu konularda bu türden bir dış politika liderliğine muhtaç durumdalar. Yani herkesi kuşatan, ortak değerleri gözeten, ayrımcılık yapmayan, barışı hedefleyen bir politik duruş, bir diplomatik girişim. Bunun Türkiye tarafından ve müttefikleri tarafından yapılıyor olması Filistin meselesinde de çok şükür büyük sonuçlar getiriyor" diye konuştu.
‘MEKKE İTTİFAKI GENEL SEKRETERİ YAKINDA GÖREVE BAŞLAYACAK’
Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında ittifakta kurumsallaşma çalışmalarının hangi aşamada bulunduğu ve bundan sonraki takvimin ne olduğu şeklindeki soruyu Bakan Fidan, "Mekke İttifakı dışişleri bakanları olarak New York'ta da bir araya geldik. Burada ittifak sürecinin başından itibaren kesintisiz devam ettirilen çalışmaların bir yenisi yapılmış oldu. Kurumsallaşmaya ilişkin, genel sekreterlik önemli bir pozisyon. Amacımız bunun iki hafta içerisinde belirlenmesiydi. Pakistanlı kardeşlerimiz bir aday teklifinde bulundular. Büyük ihtimalle bu aday üye ülkeler tarafından, bizler tarafından kabul edilecek ve genel sekreter görevine başlayacak. Başlamasını müteakip diğer kadrolara atamaların yapılması konusunda çalışmalar nihayete erecek diye düşünüyorum" diye cevapladı.
Fidan, "Diğer taraftan tabii bölgede devam eden, özellikle Suudi Arabistan'ı hedef alan birtakım askeri tehditler ve gelişmeler var. Gerek güneyde Husiler, gerek kuzeyden yapılan saldırılar. Bunlara ilişkin durumların ne olduğuna ilişkin genel siyasi değerlendirmelerde bulunduk. Dün Riyad'da Genelkurmay Başkanımızın da katıldığı bir askeri teknik değerlendirme toplantısı oldu. Kendisiyle de bugün konuştum, hem askeri teknik konular, hem siyasi perspektifi uyumlaştırma adına. Cumhurbaşkanımızı da bilgilendirdik. Onun ortaya koyduğu genel vizyonu bir siyasi politik dile, ardından da uygulanabilir askeri taktik konulara çevirmeyle ilgili çalışmalarımız her kademede iyi devam ediyor. Silahlı Kuvvetlerimiz gerçekten çok profesyonel. Her türlü tehdide cevap verebilecek imkan ve kabiliyetleri, daha da önemlisi tecrübeleri var. Şu anda bu konudaki çalışmalardan açıkçası memnunuz. İnşallah daha çatışmasız, barışçıl bir ortamı sağlama çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.
‘GÜZEL OLAN ŞEY ÇABALARIN DEVAM EDİYOR OLMASI’
İran ile ABD arasındaki savaşta son durum ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin bir soru alan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendirerek, "İranlı meslektaşımız Sayın Arakçi ile bir araya geldiğimizde, daha önce çeşitli vesilelerle New York'ta Amerikalı meslektaşlarımızla da bir araya geldik, son olarak biliyorsunuz İran'ın teklif ettiği bir paket var, Hürmüz Boğazı'nın bir an önce açılmasıyla ilgili şartları nelerdir, onu bir kez daha İranlı mevkidaşımdan dinleme imkanım oldu. Daha sonra Amerikalıların buna olan ilk tepkileri konusunda da birtakım izlenimler alma imkanımız oldu. Güzel olan şey çabaların devam ediyor olması. Ama negatif olan husus ise halihazırda bir netice vermemiş olması. Bizim isteğimiz, Cumhurbaşkanımız bunu telefonda Sayın Trump'a da aradıklarında söylemişlerdi, hiçbir şekilde çatışma ortamına meydan vermeden, savaş tekrar yenilenmeden bizim diplomatik zeminde çalışmaya devam etmemiz esas olmalı" diye cevap verdi.
‘BARIŞI EN KISA SÜREDE NASIL GETİREBİLİRİZ, O KONULARDA KAPSAMLI GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNDUK’
Bakan Fidan, "Burada açıkçası bizim Körfez'deki bu konudan birinci dereceden etkilenen, hem ekonomik olarak hem savaş şartları olarak diğer müttefiklerimizin, ortaklarımızın da aynı görüşü paylaşıyor olması önemli. Bunu İranlı arkadaşlarımıza da yaptığımız görüşmelerde çok net anlattık. Burada İran gerçekten zor bir durumda. Yaptırımlar var, savaş tehdidi var, saldırılar var, taarruzlar var. Ama onun dışında İran'ın ortaya koyduğu birtakım tavırlar var. Bunlar daha farklı nasıl yönetilebilir? Barışı en kısa sürede nasıl getirebiliriz ve savaşın bölgeye yaygınlaşması nasıl önlenebilir? O konularda çok kapsamlı görüş alışverişinde bulunduk. Sadece İranlı mevkidaşımla değil, diğer arkadaşlarımızla da bir araya geldiğimizde bu konu gerçekten New York'ta geçirdiğimiz bir hafta süresince gündemimizi işgal eden önemli konulardan biriydi" dedi.
‘TÜRKİYE, IRAK’TAKİ VARLIĞINI KADEMELİ OLARAK AZALTMAYA YÖNELİK BİR TASARRUF İÇERİSİNDE OLACAK’
Terör örgütü PKK’nın tasfiye sürecinde Türkiye ve Irak hükümetlerinin eylem planlarına ilişkin bir soruya cevap veren Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkevi’nde gerçekleştirdiği görüşmede bu konunun da ele alındığını ifade ederek, "Büyük memnuniyetle görüyoruz ki Irak tarafı bütün silahlı grupları ülkede silahsızlandırmaya ilişkin bir politik hedef koymuş durumda. Bu bizim desteklediğimiz bir vizyon. Bunu yaparken önce özellikle PKK ve ilintili grupların yönetiminde bulunan başta Sincar olmak üzere buradaki unsurların da silahsızlandırılmasını kendisine bir hedef olarak koymuş durumda. Tabii Türkiye'nin Irak'taki askeri varlığı biliyorsunuz daha önce özellikle terörle mücadele merkezli olan varlığı, Başika Üssü özellikle ilk açıldığı zaman terörle mücadele maksatlı Iraklılarla beraber ve davet üzerine açılmıştı. Şimdi Irak'ın ortaya koyduğu terörü ve silahlı grupları sona erdirmeyle ilgili yol haritası hayata geçtikçe Türkiye de oradaki varlığını kademeli olarak azaltma ve sonlandırmaya yönelik, Başika Üssü'yle ilgili söylüyorum, tasarruf içerisinde olacak. Cumhurbaşkanımız bunu Irak Başbakanı'yla konuştuklarında iradelerini belli ettiler. İnşallah Sincar'da terör grubunun varlığı sona erdikten sonra, ortadan kalktıktan sonra biz de birtakım adımları tabii ki atacağız" diye konuştu. (DHA)
FOTOĞARAFLI