1- FATİH’TEKİ TARİHİ TUR-İ SİNA MANASTIRI’NIN DUVARLARI ÇATLADI; ÇEVRESİ ÇÖPLE DOLU
Canan İLARSLAN- Mehmet ALA- Şevval CİNDİR / İSTANBUL, (DHA)- FATİH Balat’ta bulunan ve Mısır’da Sina Yarımadası’ndaki Azize Katerina Manastırı’na bağlı olan ve 14’üncü yüzyılda inşa edilen Tur-i Sina Manastırı’nın çevresindeki çöpler, duvarlarındaki çatlaklar ve yazılar dikkat çekti. Rum Ortodoks Kilisesi, papaz evi ve kütüphane olarak 3 bölümden oluşan manastırın çevresindeki çöpler hem kötü bir görüntü hem de kirlilik oluşturuyor. Balat’ta yaşayanlar tarihi yapının temizlenip restore edilmesini ve turizme açılmasını istiyor. Yapının korunmasının önemine dikkat çeken tarihçi İlknur Bektaş, “En çok üzüldüğümüz şey; o kadar çok çöp, pislik ve çatlamalarla karşı karşıyayız ki sadece kapısını örtmekle onu korumuş olmayacağız. Ortodoks dünyasının bu kadar önemli yapısını, Osmanlı’nın koruduğu, padişahların ferman çıkartarak düzenli olarak sahip olduğu, koruduğu, kolladığı bu yapıları korumak ve kurtarmak aslında hepimizin görevi. İstanbul’da nadir bulunan noktalardan biridir. Bir an önce tıpkı bir Sümela Manastırı gibi ibadet ve bir buluşma noktası haline getirirsek, İstanbul ve Fatih çok anlamlı kültürel bir mirasa kavuşmuş olacaktır” dedi.
Fatih Balat’ta bulunan ve 14’üncü yüzyılda inşa edilen Tur-i Sina Manastırı, Mısır Sina’daki Azize Katerina Manastırı’na bağlı olan tek Rum Ortodoks Kilisesi. Tur-i Sina Manastırı, Ortodokslar için önemli bir yere sahip. Kilise, papaz evi ve kütüphaneden oluşan yapının büyük bir bölümü günümüze kadar ulaşmış durumda. Ancak kilisenin duvarlarında yıllar içinde oluşan çatlaklar, yazılan yazılar ve çevresindeki çöpler kötü bir görüntü oluşturuyor. Kilisenin yanında bulunan papaz evinin içerisi ise kullanılmayacak halde. 2022 yılında yapılan haberde çevresi çöplerle, duvarları ise çatlak ve yazılarla dolu olduğu görülen manastırda 2026 yılına gelindiğinde de değişen bir şey olmadığı görüldü. Balat’ta yaşayanlar manastırın çevresindeki çöplerin temizlenerek restore edilmesini istiyor.
‘BAĞLI OLDUĞU YER MISIR’DAKİ AZİZ KATERİNA MANASTIRI’
Tarihçi yazar İlknur Bektaş, “Balat’ın dar sokaklarında Haliç’e doğru yürürken çoğu insanın fark etmeden önünden geçtiği bir yapı var. Tur-i Sina Metokhion Kilisesi dışarıdan bakıldığında sessiz, yorgun ve zamana direnmeye çalışan bir yapı. Bu bina ve bu duvarların arkasında İstanbul’dan Sina Dağı’na uzanan çok katmanlı bir tarih saklı. Bu yapı Rum Ortodoks geleneğine aittir fakat İstanbul Rum Patrikhanesi’ne bağlı değildir. Bağlı olduğu yer Mısır’daki Aziz Katerina Manastırı, ruhani hattı İstanbul’dan Sina Dağı’na uzanır. Burası yalnızca bir ibadet mekanı değil, Osmanlı döneminde Sina Manastırı’nın İstanbul’dan diplomatik ve idari temaslar noktası olduğunu ve birçok işlev gördüğünü bir statü merkezi olduğunu biliyoruz. Mekanı Osmanlı padişahları tarafından fermanlarla da korunmuştur. Bu nedenle Balat’taki Metokhion yalnızca Ortodoks geleneğinin değil, 3 tarihin, 3 dinin tarihi temas hattının da bir parçası olarak değerlendirilebilir” dedi.
‘SÜMELA MANASIRI GİBİ BULUŞMA NOKTASI HALİNE GETİRİLMELİ’
İlknur Bektaş, “Yapı ayrıca Vaftizci Yahya’ya adanmıştır. Yunanca adı Loannes Prodromos’tur, anlamı Öncü Yahya. Bu isim erken Hristiyan geleneğinde İsa’dan önce gelen peygamber figürüne gönderme yapar. Halk arasında Peygamber Efendimizin el izinden bahsedilen rivayetler dolaşmaktadır ancak bu konuda akademik çevrelerde doğrulanmış somut veriler, belgeler ve kayıtlar bulamadığımız için bu nedenle bu efsane belge olmadığından dolayı halk arasında anlatılan somut bir anlatıdır. Günümüzde yapı ibadete kapalıdır. 2019 yılından bu yana güvenlik gerekçesiyle erişimi sınırlandırılmıştır. Restorasyon projeleri günümüze gelmiş olsa da kapsamlı bir koruma ve bilimsel restorasyon ihtiyacı halen sürmektedir. Bugün tarih, inanç ve diplomasi ekseninde sessizce kaderini beklemektedir. Bu bina hem kütüphanesiyle hem dini mabediyle, hem de insanların buluşma noktasıyla çok önemlidir. Kilise ibadet noktasıdır, manastır çok kapsamlı, kültürel, sosyal donatı alanı olduğu için değerlidir. İstanbul’da nadir bulunan noktalardan biridir. Bir an önce tıpkı bir Sümela Manastırı gibi bir ibadet ve bir buluşma noktası haline getirirsek, İstanbul ve Fatih çok anlamlı kültürel bir mirasa kavuşmuş olacaktır” ifadelerini kullandı.
‘ACİLEN BAKIMI VE KORUNMASI ŞART’
Korunup, kurtarılması gerektiğini belirten tarihçi yazar İlknur Bektaş, “En çok üzüldüğümüz şey; o kadar çok çöp, pislik ve çatlamalarla karşı karşıyayız ki sadece kapısını örtmekle onu korumuş olmayacağız. Neleri kaybettik, neleri hala kazanabiliriz öğrenmemiz lazım. Bunun için acilen temizlenmesi, bakımı ve korunması ve kurtarılması şart. 2019’dan bu yana, 2026’dayız ve hala hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu görmek içler acısı. Kim bu konuyla ilgileniyorsa; vakıflar mı, restorasyonla ilgili bunun sorumlusu kimse gerçekten hızlandırmaları lazım. 14’üncü yüzyılda yapılmış olan bu yapı, manastır; üç bölümden oluşuyor. Kütüphanesi, papaz evi, kilisesiyle, ibadet alanıyla, içerisindeki birbirinden özel el işlemeleri, muhteşem yapısı, mimarisiyle, şu anda kırık dökük olsa da eminim içeride hala korunması ve topluma kazandırılması gereken çok güzel bir yer bizi bekliyor. Bir an önce doğa koşullarına, iklime, depreme ve insani koşullara dayanamayacak olduğu çok belli. Tarihe direnmiş ve bugünlere kadar gelmiş olan bu yapıyı acilen koruyup topluma kazandırmak gerçekten hepimizin görevi” diye konuştu.
‘ORTODOKS DÜNYASININ ÖNEMLİ YAPISI’
Yağmalanmasını durdurmak için harekete geçilmesi gerektiğini vurgulayan Bektaş, “İstanbul Fatih Balat’ta, içinde bulunduğumuz yerde, hemen hemen her yer tarih kokuyor ve kurtarabildiğimiz herşey bizim kültürel milli mirasımız. İnsanların yağmasına, tarihe haksızlığa ve bu kadar güzel bir mekanın yağmalanmasını bir an önce durdurmak için hemen harekete geçmek lazım. En azından müze haline getirebiliriz. İnsanlar ziyaret eder. Hepsinde ibadet edilmese bile aslına uygun bir şekilde korunarak, kurtarılarak, ciddi çalışmalarla biz burayı kazanalım. Okuma salonu yapalım içerisini, bir kütüphane gibi, mekanı, mabet olarak kurtarılması topluma kazandırılması hepimiz için gerçekten beklediğimiz bir son. Ortodoks dünyasının bu kadar önemli yapısını, Osmanlı’nın koruduğu, padişahların ferman çıkartarak düzenli olarak sahip olduğu, koruduğu, kolladığı bu yapıları korumak ve kurtarmak aslında hepimizin görevi. Dilerim artık restorasyon bir an önce hayata geçer çünkü doğaya ve insana ne kadar direnebileceği gerçekten muğlak. Acil yetkililerden destek bekliyoruz” dedi.
‘DÜZENLENMESİ SEMTE DEĞER KATAR’
Balat’ta oturan Hamettin Bardak, “Ben buranın doğma büyüme yerlisiyim. Bu yapının daha önce ne olduğunu bildiğim için yapılması gerektiğini biliyorum. Yapılırsa bence çok iyi olur. Burası çocukluğumuzda açık olduğu son zamanlarda, artık bittiği dönemlerdi. Bu yapı önemli bir yapı. Zamanında Yahudilerin çok değer verdiği bir yer. Orası hor kullanıldı, mahvedildi. Orada ne tarihi değerler yok edildi. Düzenlenmesi buraya, semte değer katacaktır. Tabii ki iyi olur” ifadelerini kullandı.
‘SANDALYE, MANGAL, ÇÖP ATMIŞLAR’
Balat’ta oturan Muhsin Kabaş ise, “1970’li yıllarda burası tertemizdi. Zaten herkes çöpünü oraya atıyor. Sandalyeler bile var mangalda yakılan kömürler var. Et parçaları var orada. Piknik yapmışlar çöplerini oraya atmışlar. Burasının temizlenmesi lazım. Bizim camilerimiz nasıl tertemizse burası da tertemiz olsun. Burası da bir ibadet yeriydi. Restorasyon olsun, halka, turistlere kazandırılsın” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
———
-Tur-i Sina Manastır’ından görüntüler
-İlknur Bektaş ile röpportaj
-Hamettin Bardak ile röportaj
-Muhsin Kabaş ile röportaj
-Muhabir anonsu (Canan İlarslan)
ARŞİV
-2022’de çekilen görüntüler
-Dron
-Manastırın çevresindeki çöpler
-Genel ve detay görüntüler
============
2- PORTEKİZLİ OLİVİERA ESTETİK OPERASYON İÇİN GELDİĞİ İSTANBUL’DA HAYATINI KAYBETTİ: TÜRK ADALETİNE GÜVENİYORUM
Canan İLARSLAN -Feridun AÇIKGÖZ- Hasan YILDIRIM / İSTANBUL, (DHA)-İSVİÇRE’den estetik operasyonu için Türkiye’ye gelen Portekiz asıllı Aida Alexander Oliviera (23), Şişli’deki klinikte olduğu ameliyatın ardından hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi işleminde ölüm nedeni, damar yırtılmasına bağlı iç kanama ile akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması olduğu belirlenirken doktor kusuruna ilişkin raporun henüz hazırlanmadığı öğrenildi. Kızı ölen Eduarda Amelia Assunçao De Oliveira, “Türk adaletine güveniyorum. Avukatlarımız, bu vakanın aydınlatılması ve gelecekte benzer olayların önlenmesi için mahkemede ellerinden geleni yapacaklardır” dedi.
Portekiz asıllı Aida Alexander Oliviera, estetik ameliyatı için 1 Mart 2024’te İsviçre’den Türkiye’ye geldi. Sanal medyadan iletişime geçtiği doktor ile aynı gün Şişli’de klinikte buluşan Oliviera’nın yağ aldırma ve kalçaya yağ enjeksiyonu Balat’taki özel hastanede yapıldı. Ameliyatın ardından oteline dönen Oliviera 5 gün sonra rahatsızlandı. Doktorun kliniğinde tedaviye alınan Oliviera, 7 Mart’ta hayatını kaybetti. Olayın ardından Adli Tıp Kurumu’nda otopsi işlemi yapılan kadının; yağ aldırma ve kalçaya yağ enjeksiyonu sonrasında oluşan büyük damar yırtılmasına bağlı iç kanama ile akciğer damarlarının pıhtı ile tıkanması sonucu öldüğü tespit edildi. Ölümün ardından başlatılan soruşturma sürerken doktorun kusurlu olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin ise sürdüğü belirtildi. Soruşturmada ayrıca ölümün ardından teşhis için İstanbul’a gelen kuzeninin ifadesinin alındığı ve yeminli tercüman yerine doktorun yönlendirdiği bir kişinin tercümanlık yaptığı iddia edildi.
‘BİZİM ARAMALARIMIZA CEVAP VEREMEDİ’
Annesi, Antonio Serafim De Freitas Ribeiro “Mart ayında 2 yıl olacak. Tek evladımız, kızımızı 22 yaşında Türkiye’de yapılan cerrahi bir operasyon sonrasında kaybettik. Kızımız burada Türkiye’den gelen bir doktor ile daha önce o doktor ile bir ameliyat geçiren arkadaşının tavsiyesi ve aracılığıyla görüşmeye gidiyor. Doktor yaptığı kontroller sonrasında kızımıza bu istediği liposuction ameliyatını yapabileceğini söylüyor. İleri bir tarih için randevulaşabileceklerini söylüyor. Öncesinde Ekim ayı için sözleşiyorlar fakat ameliyat mart ayında gerçekleşiyor. Şubat sonu Türkiye’ye uçuyor ve 2 Mart’ta ameliyat oluyor. Bir gün sonrasında kendini çok kötü hissediyor. Bu sebepten iki gece ameliyat olduğu klinikte kalıyor, sonrasında oteline gidiyor ve her gün sargılarını kontrol için gidiyor. Perşembe günü İsviçre’ye dönmesi gereken gün kendini iyi hissetmiyor. Bizleri arayamadı, bizim aramalarımıza cevap veremedi, biz maalesef hiç bir şey bilemedik. Öğlen saat 12.00’ye doğru arkadaşı evimize geldi ve bizi bilgilendirdi. Doktordan öğrenmiş ki kızımız iyi değilmiş bu yüzden hastaneye götürülmeliymiş, sonrasında da hiçbir şey duymadık ancak kızımız vefat ettiğinde bir mesaj ile benim küçük kızımın artık hayatta olmadığını, vefat etmiş olduğunu öğrendik” dedi.
‘TÜRK ADALETİNE GÜVENİYORUM’
Babası Eduarda Amelia Assunçao De Oliveira, “Vakaya bakacak olursak durum değerlendirmesi yapmak çok zor, fakat bunun sorumluları var ve bu sorumlu kişileri bulmak gerekiyor. Türk adaletine güveniyorum, avukatlarımız mahkemede bu vakanın çözülmesi ve gelecekte bu tür vakaların önlenmesi için ellerinden geleni yapacaklardır. Bizim kızımızdı ama yarın ya da öbür gün sizlerin çocuğu da olabilir. Şu an acımız o kadar çok derin ki, hissettiğimiz böylesi bir acıyı sizlerin, hiç kimsenin yaşamasını istemeyiz. Adaletin bir an önce vuku bulmasını istiyoruz, tek isteğimiz bu. 7 Mart’ta kızımızın vefatı 2 yıl olacak 22 yaşında kızımızı kaybettik, şimdilerde ise 24 yaşında olacaktı. Onun huzur içinde uyuması için bizler bu adımı atıyor, vakanın ilerlemesini istiyor ve adalet arıyoruz. Umuyoruz ki doğru yoldayız. Çözümler bulunur dava sonuçlanır adalet yerini bulur ve bizler de huzur içinde uyuruz. Çünkü adalet yerini bulmuş olacak” ifadelerini kullandı.
‘DOKTORUN FARKLI BİR İHMALİNDEN KAYNAKLI BİR DURUMUN SEBEBİYET VERDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ’
Avukat Fatih Bulut, “2024 yılında Aida bir estetik operasyon için İsviçre’de bir doktorla anlaşmış, bir paket satın almış. Paketin içeriği de şu, uçak biletleri dahil Türkiye’de bir hafta konaklamalı şekilde 10 bin İsviçre Frangı karşılığında bir estetik operasyon, küçük bir operasyon geçireceği şekilde bir sözleşme imzalamışlar. Aida, 1 Mart’ta Türkiye’ye gelmiş. 2 Mart’ta da operasyonu gerçekleşmiş. Doktor operasyonun başarıyla gerçekleştiğini beyan etmiş. Aida’yı daha sonra otele yerleştirmişler. Operasyonun 5’inci gününde Aida kaldığı otel odasında fenalaşmış, ambulansla hastaneye kaldırmışlar. Hastaneye kaldırıldıktan sonra da vefat etmiş. Süreç bu şekilde başlamış. Biz bu süreç içerisinde doktorun ihmalinin bulunduğunu, Aida’nın ölüm neticesinin meydana gelmesinde veya kullanılan malzemeden ya da doktorun farklı bir ihmalinden kaynaklı bir durumun sebebiyet verdiğini düşünüyoruz” diye konuştu.
‘ÖN ARAŞTIRMACI DOKTORUN SUNACAĞI RAPORU BEKLİYORUZ’
Soruşturma sürecinin 2 yıldır sürdüğünü belirten Avukat Fatih Bulut, “Soruşturma süreci yaklaşık 2 yıldır devam ediyor ama ancak henüz daha Adalet Bakanlığı’ndan soruşturma izni verilmediği için aile bu durumdan dolayı olabildiğince üzgün. Sebebi de şu; kızlarının ölümünün üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti. Aile, İsviçre’de yaşayan Portekiz asıllı bir aile. Oradaki sistemle Türkiye’deki hukuk sistemini karşılaştırdıkları zaman Türkiye’deki bu soruşturma sürecinin bu kadar uzun sürmesini kabullenemiyorlar. Türkiye’deki sistem de şu şekilde, doktor kamu personeli olarak hizmet yaptığı için bağlı bulunduğu Bakanlığın soruşturma izni vermesi gerekmekte. Bakanlıkta da bu soruşturma izni verilme süreci birazcık tıkandı. Henüz daha yeni bir ön araştırmacı doktor atandı. Şu aşamada doktorun sunacağı raporu bekliyoruz. Ardından da Bakanlığın soruşturma izni vermesiyle ceza yargılamasının hızlı bir şekilde başlayacağını, sürecin bu şekilde adil bir şekilde tamamlanacağını umuyoruz” dedi.
‘SORUŞTURMA SÜRECİNİN BİR AN ÖNCE TAMAMLANMASINI İSTİYORUZ’
Aida’nın operasyondan sonra 5’inci günde fenalaştığını belirten Avukat Fatih Bulut “Aida Türkiye’ye geldiği günün ertesi günü doktorun yönlendirdiği hastanede operasyonunu gerçekleştirmiş. 5’inci gününde de fenalaşmış. Kendi durumunu resepsiyona bildirmiş. Hızlı bir şekilde ambulansla hastaneye kaldırmışlar. 5’inci günün sonunda maalesef vefat etmiş. Ailesinin tek çocuğu. Uzun yıllar sonra süren bir tedavi sonucunda dünyaya gelmiş. Bir çocuk yetiştirmek, büyütmek, bakmak kolay değil. Ailesinin üstüne titrediği evlatları böyle basit bir operasyonla maalesef ölmesi sebebiyle onlar da bizler de doktorun en azından bir ihmalinin bulunduğu, bu ihmalin de ölüme sebebiyet verdiğini düşünüyoruz. Aile de bir yandan adalet bekliyor. Aile İsviçre’de yaşayan yabancı bir aile. Kızlarını Türkiye’ye emanet olarak gönderdiler, maalesef kızları vefat etti. En azından biz bu emanetle ilgili bu soruşturma sürecinin bir an önce tamamlanmasını, ihmali bulunan doktorun veya başka kişilerin hızlı bir şekilde yargılanması, varsa ihmalleri, ihmallerinin karşılığında da ceza almalarını umuyoruz” ifadelerini kullandı.
‘SANIK TARAFINDAN YÖNLENDİRİLEN BİR TERCÜMAN TARAFINDAN İFADESİNİN ALINMASI EN ÖNEMLİ NOKTADIR’
Avukat Enes Osman Taşer, “Portekiz asıllı İsviçreli bir vatandaşın Türkiye’ye gelip yapılan estetik operasyonda vefat etmesiyle ilgili davaya bakıyoruz. Bu davada birçok şüpheli olaylar var. Bu olaylardan esas bizim üzerinde durmak istediğimiz; müteveffa ölenin yakınının teşhis için Adli Tıp’a getirilmesi. Burada kuzeni geliyor. Kuzeni diyor ki: “Evet, bu Aida.” Sonra gidip karakola götürüyorlar. Burada en önemli nokta burası. Burada öyle zannediyoruz ki sanığın kimse, o sanığı yönlendirmesi sonucu o kuzeninden ifade alınıyor; diyor ki: “Biz şikayetçi değiliz.” Onun böyle bir hakkı olmadığı gibi, zaten kadın İngilizce, Almanca ve Portekizce biliyor. Başka bir lisan bildiği yok. Bir yeminli tercüman değil de sanık tarafından yönlendirilen bir tercüman tarafından ifadesinin alınması en önemli noktadır. Ama Türk adaleti biraz ağırdır ama Türkiye Cumhuriyeti her zaman 18 yaşındadır. Bunun da cezası olanlara çektirileceğini umuyoruz” diye konuştu.
Görüntü Dökümü:
——–
-Aida fotoğrafları
-Aile fotoğrafları
-Aida’nın evinden görüntü
-Antonio Serafim De Freitas Ribeiro ile röportaj
-Eduarda Amelia Assunçao De Oliveira ile röportaj
-Fatih Bulut ile röportaj
-Enes Osman Taşer ile röportaj
-Genel ve detay görüntüler
==========
3- BEYOĞLU’NDA ÇİĞ KÖFTECİYİ SANAL MEDYA ÜNLÜSÜNÜN ADIYLA DOLANDIRDI: ‘MAHMUT ABİ’ DEYİNCE AKAN SULAR DURDU
Doğan Can CESUR/İSTANBUL, (DHA)-BEYOĞLU’nda çiğ köfteciye gelen kişi, aracının çekildiğini ve yolda kaldığını söyleyerek iş yeri sahibi Köksal Gürsoy’dan para istedi. Çiğ köfte firmasının sahibi olan sanal medya ünlüsü Mahmut Özacar’ın da adını söyleyen kişi, Gürsoy’un verdiği bin lirayı alarak kayıplara karıştı. Olay güvenlik kamerasına yansırken, kısa süre sonra dolandırıldığını anlayan Köksal Gürsoy, “Yolda kaldım aracımı çektiler. Telefonum, cüzdanım arabamın içindeydi. Bana bin lira para lazım’ dedi. Mahmut abi deyince akan sular durdu. Biz de çıkardık parayı verdik” dedi.
Olay, 8 Şubat saat 00.00 sıralarında Sütlüce Mahallesi’nde meydana geldi. Çiğ köfteciye gelen bir kişi, aracının çekildiğini ve yolda kaldığını söyleyerek iş yeri sahibinden para istedi. Çiğ köfte firmasının sahibi ve sanal medya ünlüsü Mahmut Özacar’ın da adını veren kişi, iş yeri sahibi Köksal Gürsoy’un güvenini kazandı. Gürsoy’un verdiği bin lirayı alan şüpheli kayıplara karıştı. Olayın üzerinden günler geçmesine rağmen şüpheli iş yerine gelerek parayı iade etmedi.
‘BİN LİRA VERDİM, “İYİ AKŞAMLARö DEDİ GİTTİ’
İş yeri sahibi Köksal Gürsoy, “Cumartesi akşamı bir vatandaş geldi. ‘Çiğ köftenin sahibi Mahmut abi tanıyor musun?’ dedi. ‘Tanıyoruz’ dedim. ‘Yolda kaldım. Telefonum ve cüzdanım arabamın içindeydi. Arabam çekiciyle yediemin otoparkına götürüldü. Bana bin lira lazım’ dedi. Mahmut’un adını verince akan sular durdu. Mahmut abi bizim için değerli bir insan. Tereddütsüz parayı verdik. Meğerse dolandırıcıymış. Bin lirayı aldı, ‘İyi akşamlar’ deyip gitti. ‘1 saat içinde getireceğim’ dedi ama 3 gün oldu gelmedi. Çevreden duyduğumuza göre dolandırıcıymış. Şikâyetçi olmak istiyorum. İlk defa böyle bir şey başımıza geliyor. Bin lira önemli değil ama iyi niyetin kötüye kullanılması çok üzücü. Buraya çoluk çocuk geliyor, bir dürüm istiyor veriyoruz. Sıkıntı değil ama böyle düzgün görünümlü bir insanın bunu yapması insanı gerçekten şaşırtıyorö dedi.
‘ACI BİR TECRÜBE OLDU’
İş yeri sahibinin oğlu Gürkan Gürsoy ise, “Cumartesi gece saat 00.00 sıralarında bir kişi içeri girdi. Firmamızın yöneticilerinden Mahmut Bey’in adını vererek yolda kaldığını, aracının çekici tarafından götürüldüğünü ve telefonuyla cüzdanının araçta kaldığını söyledi. Bir miktar para istedi. Biz de geri çevirmedik, verdik. 1-2 saat içinde iade edeceğini söyledi ancak o günden bu yana ne aradı ne sordu. Biz de başkaları aynı duruma düşmesin diye bunu paylaştık. İlk kez başımıza geldi. Acı bir tecrübe oldu. Eylül ayından beri faaliyetteyiz. İnternette ‘Çiğ Köfteci Mahmut’ olarak bilinen Mahmut Usta’nın adını kullandığı için ikna edici oldu. Bin lirayı aldı ve gittiö diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü:
———–
(Güvenlik kamerası)
-Şüphelinin gelişi
-İçeridekilerle konuşması
-Paraları alması
-İşyerinden ayrılması
(Aktüel)
– İş yeri ve sokaktan detay
– İş yeri sahibi oğlunun röportajı
– Genel ve detay görüntüler
============
4- BEYOĞLU’NDA KADIN TURİSTİN YERE SAÇILAN PARALARINI TOPLAYAN ESNAF: ‘TEŞEKKÜR BİLE ETMEDİ, SAÇINI TARAYIP GİTTİ’
Doğan Can CESUR / İSTANBUL (DHA) – BEYOĞLU’nda yolda yürüyen kadın turistin çantasından düşerek yere saçılan paraları sokaktaki esnaf topladı. Yaklaşık 10 bin lira ile yere düşen tarağı esnaftan alan kadın, saçını tarayarak yoluna devam etti. Yaşananlar güvenlik kamerasına yansırken iş yeri çalışanı Murat Can, “Kadın bize bir teşekkür bile etmedi. En son da tarağını bizden aldı. Aldıktan sonra saçını tarayıp gittiö dedi.
Olay, dün saat 23.15 sıralarında Taksim’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, akşam saatlerinde sokakta yürüyen ve turist olduğu öğrenilen kadının çantasından paralar yere düştü. Rüzgarın da etkisiyle etrafa saçılan paraları gören esnaf toplamaya başladı. Uyarı üzerine geri dönen kadın, esnafın yardımıyla yaklaşık 10 bin lirasını teslim aldı. Son olarak esnaftan yere düşen tarağını da alan kadın, saçını tarayarak uzaklaştı. Yaşananlar güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
‘TARAĞINI DA BİZDEN ALDI’
Olayla ilgili konuşan iş yeri çalışanı Murat Can, “Akşam saat 23.00 sıralarında biz mekanda çalışıyorduk, kapıda duruyorduk. O sırada yabancı uyruklu bir kadın yoldan geçerken çantasından paralar etrafa saçıldı. Biz de esnaf olarak paraları toplayıp kendisine verdik. Kadın bize bir teşekkür bile etmedi. En son tarağını da bizden aldı. Sonra saçını tarayıp gittiö dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
—–
(Güvenlik kamerası)
-Kadının yolda yürümesi
-Çantadan paraların düşmesi
-Esnafın paraları toplaması
-Kadının paraları teslim alması
-Tarağı aldıktan sonra saçını tarayarak gitmesi
(Cep telefonu)
-Murat Can’ın açıklamaları
-Olayın yaşandığı sokak
=========
5- GAZİOSMANPAŞA’DA BOMBA YAPIP PATLATAN ŞÜPHELİ KAMERADA
Ali AKSOYER / İSTANBUL, (DHA)- GAZİOSMANPAŞA’da hasımlarının oturduğu sokağın köşesine el yapımı saatli bomba koyarak patlatan 2’si yaşı küçük 4 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin bombayı internet üzerinden seyrettikleri videoları izleyerek hazırladıkları öğrenilirken, patlama anı güvenlik kamerasına yansıdı. Gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Gaziosmanpaşa, Bağlarbaşı Mahallesi, Destegül sokak ile Yeni Sokak’ın kesişiminde 27 Ocak’ta büyük bir patlama meydana geldi. Şans eseri kimsenin yaralanmadığı patlamanın ardından yangın çıktı. Çevredeki vatandaşların müdahalesiyle yangın söndürüldü.
ANNE VE ÇOCUĞU YARALANMAKTAN ŞANS ESERİ KURTULDU
Asayiş Şube Müdürlüğü, Gasp Büro Amirliği ve Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan incelemede patlamanın el yapımı zaman ayarlı bir bomba nedeniyle meydana geldiği belirlendi. Polis patlama anının güvenlik kamera görüntülerine ulaştı. Görüntülerde bir kişinin bombayı sokağın köşesine doğru bırakarak hızla olay yerinden kaçtığı görüldü. Güvenlik kamera görüntülerinde bilmeden bombanın olduğu sokağın köşesine doğru yürüyen bir anne ve çocuğunun birkaç metreyle yaralanmaktan kurtuldukları görüldü.
400 SAAT GÜVENLİK KAMERA GÖRÜNTÜSÜ İNCELENDİ
Polisin başlattığı çalışmada şüpheliler güvenlik kamera görüntüleri kullanılarak takibe alındı. Olay yerinden yaya olarak kaçan şüphelilerin bir süre sonra araç değiştirerek kaçmayı sürdürdükleri tespit edildi. Polis yaklaşık 400 saat güvenlik kamera görüntüsünü inceleyerek şüphelilerin 4 ayrı araç değiştirerek uzaklaşmaya çalıştıklarını belirledi.
BİRİ 14 YAŞINDA 4 ŞÜPHELİ YAKALANDI
Gasp Büro Amirliği ekipleri yaptıkları çalışmada kimliklerini belirledikleri şüphelileri yakalamak için operasyon yaptı. Gaziosmanpaşa ve Beykoz ilçelerinde yapılan operasyonlarda şüpheliler H.Ö. (43), E.A. (41) ile yaşları küçük olan 14 yaşındaki S.Y.T. ve 17 yaşındaki A.B. gözaltına alındı.
Asayiş Şube Müdürlüğünde sorgulanan şüphelilerin bomba yapmayı internet üzerinden izledikleri videolardan öğrendikleri tespit edildi. Şüpheliler arasında bulunan 14 yaşındaki S.Y.T.’nin daha önceden 11 suç kaydı olduğu bir dosyadan arandığı ortaya çıktı. 14 yaşındaki şüphelinin bir arkadaşı ile birlikte silahla çekilen resimleri bulundu.
TUTUKLANDILAR
Emniyette işlemleri tamamlanan S.Y.T. ile A.B. Çocuk Şube Müdürlüğünden, H.Ö. ve E.A. ise Asayiş Şube Müdürlüğünden adliyeye sevk edildi. 4 şüpheli de tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Görüntü Dökümü:
——————
(Güvenlik kamerası)
-Şüphelilerin bomba koyması
-Patlama anı
(Aktüel)
-Şüphelilerin adliyeye sevki
-14 yaşındaki şüphelinin silahla çekilen fotoğrafı
===========
6- ÜSKÜDAR DEVLET HASTANESİ’NDE RÜŞVET İDDİASI; 2 DOKTOR GÖZALTINDA
Esra GÜNTEPE / İSTANBUL, (DHA)-ÜSKÜDAR Devlet Hastanesi’nde görevli iki doktorun hastalardan rüşvet aldığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada doktor G.Ö. ve C.G. gözaltına alındı.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Üsküdar Devlet Hastanesi’nde ameliyat olacak hastalardan rüşvet alındığı iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Yapılan incelemelerde, muayeneye gelen hastalardan ameliyat işlemleri için usulsüz şekilde ek ücret talep ettiği tespit edilen doktor G.Ö. ve C.G. gözaltına alındı. Soruşturmanın sürdüğü öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
———-
-Doktorların rüşvet aldığı anlar
=============
7- İSTANBUL MERKEZLİ 14 İLDE UYUŞTURUCU OPERASYONU: 305 GÖZALTI
Ayşe GÜREL / İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL merkezli 14 ilde sokakta uyuşturucu satanlara yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 305 şüpheli gözaltına alındı. Grupların kapatılması için hukuki süreç başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosunca ‘Uyuşturucu ticareti’ ve ‘Uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma ve özendirme’ suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında; uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapan şüphelilerin tespitine yönelik çalışma başlatıldı. İstanbul genelinde yapılan çalışmalarda, uyuşturucu satıcılarının polisiye tedbirlerden kaçmak için anlık mesajlaşma programları ve sosyal medya platformları üzerinden bir pazar ağı kurmaya çalıştıkları tespit edildi. Soruşturma kapsamında bu gruplarda ve kanallarda yönetici, moderatör olarak faaliyet gösteren şüpheliler tespit edilip, gruplar üzerinden aktif şekilde suç paylaşımları yaparak uyuşturucu ticareti yaptıkları belirlendi.
305 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce İstanbul merkezli 14 il ve 35 ilçede 346 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 305 şüpheli gözaltına alındı, diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik işlemlerin devam ettiği öğrenildi. Öte yandan söz konusu grup ve kanalın erişim engeli ve kapatılmasıyla ilgili hukuki süreç başlatıldı. (DHA)
=============
8- DANLA BİLİÇ’İ DARBEDEN ESKİ SEVGİLİSİNE 5 AY HAPİS
Ayşe GÜREL / İSTANBUL, (DHA)- DANLA Biliç’i darbeden eski sevgilisi Berk Çetin, hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Çetin’i ‘Kadına karşı basit yaralama’ suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırdı, daha sonra hükmün açıklanmasını geri bıraktı.
Sosyal medya fenomeni Danla Biliç olarak bilinen Damla Aktepe’yi ölümle tehdit eden ve Eyüpsultan’daki bir spor kulübünün içindeki restoranda darbeden eski sevgilisi Berk Çetin, ‘Kadına karşı basit yaralama’ suçlamasıyla 1 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle ilk kez İstanbul Adliyesi 29. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.
‘PİŞMANIM’
Mahkemede savunma yapan tutuksuz sanık Berk Çetin, “Yapmamam gereken bir şeydi, bir hata yaptım, pişmanım” dedi.
5 AY HAPİS CEZASI ALDI, HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Mahkeme ilk celseden, tutuksuz sanık Berk Çetin’i ‘Kasten yaralama’ suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırdı, daha sonra hükmün açıklanmasını geri bıraktı.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sosyal medya fenomeni Danla Biliç olarak bilinen Neslihan Damla Aktepe’nin karakola gelerek eski erkek arkadaşı Berk Çetin’in daha önce kendisini darbettiğini belirttiği, bu konuda ayrı bir soruşturma yürütüldüğü aktarıldı. İddianamede eski sevgili Berk Çetin’in ifadesine de yer verildi. Çetin ifadesinde, olay günü anlık bir sinirle Aktepe’yi ittiğini, ancak kendisine yumruk atmadığını söylediği belirtildi. Olay yeri kamera görüntülerinin incelenmesinin ardından ise Çetin’in, Aktepe’nin kafasına ve yüzüne vurduğunu belirttiği aktarıldı. Ayrıca iddianamede, eski sevgili Çetin’in Damla Aktepe’yi darbetmek suretiyle yaralamasına sebebiyet verdiği, söz konusu suçun uzlaştırma kapsamında bulunması nedeniyle uzlaştırma girişiminde bulunulduğu fakat uzlaşmanın olumsuz sonuçlandığı belirtildi. İddianamede eski sevgili Berk Çetin’in ‘kadına karşı basit yaralama’ suçundan 9 aydan 1 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
————–
ARŞİV
===========
9- ÖMERLİ BARAJI YAKININDA ‘KIRMIZI RENKLİ AKAN DERE’ TEDİRGİNLİĞİ
Murat SOLAK / İSTANBUL, (DHA) – PENDİK’te Ömerli Barajı’na akan derenin kırmızı renkli ve köpüklü olması çevrede yaşayanları endişelendirdi. Suyun, baraj çevresinde bulunan hayvan kesim tesisleri nedeniyle kırmızı renkte aktığı iddia edilirken, doğa yürüyüşü sırasında suyu gören Recep Sağlam, “Ürkütücü ve korkutucu bir manzara. Ne olduğunu bilmediğim kırmızı suyun dereye karıştığını ve 200 metre ilerideki baraja aktığını gördüm. Gördüğünüz köpükler de kanlı olduğunu tahmin ettiğimiz suyun köpükleri. İstanbul’da 16 milyon insanın içtiği suyu karşılayan Ömerli Barajı’na akan bir su. Rahatsız edici bir durum” dedi.
İstanbul’da bir haftadır etkili olan yağışların ardından barajlardaki doluluk oranı artarken, kentin önemli su kaynaklarından biri olan Ömerli Barajı’na karışan kırmızı renkli su görenleri tedirgin etti. Baraja dökülen derenin yaklaşık 200 metre gerisinde suya karışan kırmızı renkli suyun, çevrede bulunan çiftlikler ve hayvan kesim noktalarından geldiği öne sürüldü. Köpüklenmenin de görüldüğü suyu fark edenlerin durumu yetkililere bildirdiği, ancak tesislere yapılan uyarılara rağmen suyun akmaya devam ettiği öğrenildi.
‘BARAJA AKTIĞINI GÖRDÜM’
Doğa yürüyüşü sırasında suyu gören Recep Sağlam, “Hafta sonları fırsat buldukça doğa gezisine çıkıyorum. Tesadüfen gezinti yaptığım sırada bu manzarayla karşılaştım. Ürkütücü ve korkutucu bir manzara. Ne olduğunu bilmediğim kırmızı suyun dereye karıştığını ve 200 metre ilerideki baraja aktığını gördüm. Yetkililere durumu bildirdim. Çevredekiler uyarılmış ancak hala pis su akmaya devam ediyor. Gördüğünüz köpükler de kanlı olduğunu tahmin ettiğimiz suyun köpükleri. İstanbul’da 16 milyon insanın içtiği suyu karşılayan Ömerli Barajı’na akan bir su. Rahatsız edici bir durum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki yetkililere ilettim. Onlar da uyarıda bulunmuş ancak pis su akmaya devam ediyor. Acil bir müdahale gerekiyor” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
——–
(Dron)
-Ömerli Barajı’ndan görüntüler
(Aktüel)
-Baraja akan kırmızı renkteki su
-Ömerli Barajı’ndan görüntü
-Recep Sağlam röportaj
-Genel ve detay görüntüler
===========
10- SULTANGAZİ’DE MARKET SAHİBİNİN UYUDUĞUNU GÖREN ÇOCUK SADAKA KUTUSUNU ÇALDI
Baran AKKAYA – Emin YEŞİL / İSTANBUL, (DHA) – SULTANGAZİ’de girdiği markette iş yeri sahibinin uyuduğunu fark eden çocuk, emin olduktan sonra önce tezgahta bulunan çikolata kutusunu, ardından da sadaka kutusunu çalarak kaçtı.
Olay, dün saat 14.20 sıralarında Uğur Mumcu Mahallesi’ndeki bir markette meydana geldi. İddiaya göre, markete gelen çocuklardan biri iş yeri sahibinin uyuduğunu fark etti. Market sahibine el sallayarak uyuyup uyumadığını kontrol eden çocuklardan biri, tezgahta bulunan çikolata kutusunu aldı. Bir süre daha bekleyen çocuk, ardından masanın üzerindeki sadaka kutusunu da alarak marketten çıktı. Yaşanan hırsızlık anı, marketin güvenlik kamerasına yansıdı. Market sahibinin çocuklardan şikayetçi olmadığı öğrenildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
—-
(Güvenlik kamerası)
-Markete gelen çocuk
-Uyuyan market sahibi
-Sadaka kutusunu alması