DHA İSTANBUL BÜLTENİ -1
BIST 100
14.442,56 0,92%
DOLAR
45,1814 -0,01%
EURO
53,0669 0,06%
GRAM ALTIN
6.635,50 -1,20%
FAİZ
41,22 0,76%
GÜMÜŞ GRAM
106,47 -0,68%
BITCOIN
77.210,00 0,97%
GBP/TRY
61,5013 -0,04%
EUR/USD
1,1736 0,04%
BRENT
111,51 1,01%
ÇEYREK ALTIN
10.849,04 -1,20%

DHA İSTANBUL BÜLTENİ -1

1- ÜNLÜLERE YÖNELİK UYUŞTURUCU SORUŞTURMASINDA YENİ DALGA; 14 GÖZALTI

Ayşe GÜREL-Derya EVREN KORMAZ-Mehmet Kaan KURT/İSTANBUL, (DHA)- İSTANBUL Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü ünlülere yönelik 'uyuşturucu' soruşturması kapsamında 16 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Aralarında eski Beşiktaş Başkanı ve iş insanı Fikret Orman ile eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas'ın da olduğu 14 kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü ünlülere yönelik 'uyuşturucu' soruşturması kapsamında; eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ve eski Galatasaray Başkanı Burak Elmas, İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında iş insanı Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, oyuncu Hande Erçel, model Didem Soydan ve sunucu Güzide Duran'ın da aralarında bulunduğu 16 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği öğrenildi. Eş zamanlı düzenlenen operasyonda ise 14 şüpheli gözaltına alınırken, 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldığı bildirildi.

'16 ADRESE EŞ ZAMANLI OPERASYON'

Soruşturmaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan açıklama yapıldı. Açıklamada, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında; Toplumun genel ahlakının ve toplum yapısı ile aile düzeninin korunması amacıyla ilgililer hakkında soruşturma başlatılmıştır. Yapılan çalışmalar, toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, kullanmak için uyuşturucu madde bulunduran veya uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştıran toplam 16 şüpheli hakkında gözaltı talimatı verilmiştir. Soruşturmaya konu olay ile alakalı olarak İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Ekiplerince şüphelilerin yakalanması için 16 adreste eş zamanlı operasyon yapılmış olup, 14 şüpheli gözaltına alınmıştır. 2 şüpheli hakkında ise yakalama kararı çıkarılmıştır.

Soruşturma tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürülmektedir" ifadeleri yer aldı.

Öte yandan gözaltı kararı verilen isimler ise şöyle: Fikret Orman, Güzüde Aksoy(Güzide Duran), Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, Hande Erçel, Burak Elmas, Sezgin Köysüren, Ferhat Aydın, Lütfiye Tuğçe Özbudak, Koray Serenli, Onur Bükçü, İsmail Behram Perinçekli, Kaan Mellart, Didem Soydan, Onur Talay, Mustafa Tari

Görüntü Dökümü:

-Burak Elmas'ın sağlık kontrolünden getirilmesi

ARŞİV

-Fikret Orman'ın görüntüsü

-Burak Elmas'ın görüntü

===========================

2- İSTANBUL'DA SİLAH KAÇAKÇILIĞINA YÖNELİK OPERASYON: 2 GÖZALTI

Mehmet Kaan KURT-Derya EVREN KORKMAZ/İSTANBUL,(DHA)- İSTANBUL'da silah kaçakçılığına yönelik düzenlenen operasyonda 122 kurusıkıdan çevirme tabanca ile çok sayıda silah parçası ele geçirilirken, 2 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, silah sevkiyatı yapılacağı bilgisi üzerine harekete geçti. Ekipler, sokak içerisinde durdurdukları araçta ve devamında yapılan aramalarda 122 adet kurusıkıdan çevirme tabanca, 2 adet av tüfeği, 350 adet fişek, 12 adet sürgü, 44 adet gövde, 100 adet namlu ile çok sayıda silah parçası ele geçirdi. Operasyon kapsamında yakalanan 2 şüpheli gözaltına alınırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Görüntü Dökümü:

-Operasyondan görüntü

-Ele geçirilen silahlar

============================

3- RESUL EMRAH ŞAHAN SAVUNMA YAPTI

Ayşe GÜREL / İSTANBUL, (DHA) - İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 107'si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısında. Duruşmada 'Kent uzlaşısı' soruşturması kapsamında tutuklanıp tahliye edilen ve İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davası kapsamında tutukluluğu sürerken, görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan savunma yaptı.

Resul Emrah Şahan savunmasında, "Şişli Belediyesi'yle Çağlayan Adliyesi komşudur, adliyenin bulunduğu parsel belediyeye aittir. Belediye vermiştir. 18 Mart günü ben savcılıkla bunları konuşuyordum, çağırsalar giderdim. Sabah 05.30'da evimden alındım. 19 Mart sabahı devletle toplum arasındaki güven bağına balta vurulmuştur. Burada esas hikaye Şişli'nin iradesi. Ben Şişli'de 10 kişiden 7'sinin oyunu almış bir belediye başkanıyım. Bugün benim koltuğumda kayyum oturuyor. Tutuklandıktan 1 yıl sonra karşınızdayım. 12 metrekarelik hücremde binlerce mektupla, destekle karşınızdayım. 'Suçlusun' diyorlar.' Neyle suçluyum' diyorum, 'Bilmiyorum' diyorlar. Ben 19 Mart günü kent uzlaşısı davasından tutuklandım. Gerekçe, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye İttifakı siyasetiydi. Ben siyasetçi olarak ve belediye başkanı olarak partimle beraber batıdaki illeri, batı illerindeki Kürtlerin mecliste temsil edilmesinin savunucusu olduğum için tutuklandım. Batı illerindeki Kürtlerin meclisteki temsiliyeti. Sayın Başkanım, batı illerindeki Kürtler kim. Belki siz, belki heyetteki arkadaşlarımız, salondaki arkadaşlarımız. Komşumuz. Kardeşimiz. Ben bu siyasetin arkasındayım. Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinin en kritik eşiklerinden biri olan terörsüz, demokratik Türkiye sürecine ilişkin toplumsal destek varken kent uzlaşısı davasından bir belediye başkanını tutuklamak abesti. O dönem iktidar siyasetçilerinin açıklamalarından bir cümle söyleyeceğim. 'Uzlaşı, bu topraklarda bir zayıflık değildir. Devlet aklının ve milletin ferasetinin gereğidir' Biz orada durduk. Kent uzlaşısı da buydu. Kimlikler üzerinden çatışmak değil, ortak değerlerde buluşarak kenti birlikte yönetmekti. Hal böyleyken bu operasyon devlet aklına, hep birlikte demokrasi için bir eşik daha atlama çabasına çelme taktı. Devlete rağmen yapıldı. Türkiye, Kürt meselesinde en önemli tarihi eşiği geçerken bir belediye başkanını kent uzlaşısından tutuklu tutmak çelişkiydi. 19 Mart günü kent uzlaşısından tutuklandım. İddianameyi beklemeye başladım. 4 ay sonra, Temmuz'da Prof. Dr. Ahmet Özer kent uzlaşısından tahliye aldı. Tam o dönem, şimdi 'Kardeşlik zamanı, iç cepheyi güçlendirelim' açıklamaları geldi. Emrah'ın hücresinin kilidi açılmıştı. Kapının kulpunu indirseniz kapı açılıyordu. Onun için ikinci bir kilit lazımdı o kapıya. Ağustos ayında etkin pişmanlar ifade vermiş Emrah demişler. 12 Eylül'de birden, aniden ifadeye çağrıldım. Sadece tanık ifadeleriydi. Sadece tanık ifadeleriyle tutuklandım. Hem de kimler. Türkiye'de bakanlıkla, devletle en büyük iş yapan müteahhitler. Türkiye'nin en büyük müteahhitleri. En büyük ihaleleri almış kişiler. Onların danışmanları. Onların işini takip eden insanlar. Sonra ne oldu. 2026 Şubat ayında kent uzlaşısından 5 dakikada tahliye aldım." dedi.

'KURUMA DAİR BİR TALİMAT VERMEM MÜMKÜN DEĞİL'

Şahan savunmasının devamında, "Öncelikle 'Eylem 13' ile başlamak istiyorum. İddianamenin toplam mantığına ilişkin garipliğe en güzel örnek budur. Niye. Benim adımın ilk geçtiği yer Eylem 13. 'Kişisel verileri başkasına verme, yayma ve ele geçirme' suçu isnat ediliyor. Bu konuda kimse benim ifademe başvurmadı. Ben 'sürpriz' iddianame geldiğinde öğrendim. Hiçbir şüpheli ifadesinde, hiçbir tanık beyanında, hiçbir raporda, kolluk fezlekesinde, hatta şüpheli listesinde dahi adım yok. Benden bu iddianın yanlış olduğunu ispatlamam bekleniyor. Sayın Başkanım, suçlamada 'İstanbul Planlama Ajansı Başkanı sıfatında hareket ediliyor' deniliyor. Ben İPA Başkanlığı'ndan ayrılalı çok oldu. 2024'te İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeki bu görevimi, usule uygun bağlamak için BİMTAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı görevim vardı; o görevden de istifa etmiştim. Ama İPA'daki çalışma arkadaşlarımız ve ben, 2023 Kasım sonu veya Aralık başında gerçekleştiği iddia edilen bir panel üzerinden suçlanıyoruz. Bu dönemde istifa etmiş ve sahada kampanya yapan bir belediye başkan adayı olarak talimat verdiğim iddia ediliyor. İddianın temelsizliği zaten burada başlıyor; zaten fiilen mümkün değil. Kuruma dair bir talimat vermem mümkün değil" dedi.

YENİLEMEK ZORUNDA KALDIĞI TAAHÜDÜ GEREKÇE GÖSTEREREK SUÇ UNSURU YARATIYORLAR'

Şahan, "Gelelim benim tutuklanma sebebime. Ben bir 'park yaptırma' meselesiyle tutuklandım. Dediler ki: 'İskanı geciktirmişsin'. Ortada bir protokol var, bir taahhüt var. Bu taahhüt 2020 yılına dayanıyor. Firma, 2020 yılındaki taahhüdü anlatmıyor; 2024 yılında parkı bitiremediği için mecburen yenilemek zorunda kaldığı taahhüdü gerekçe göstererek bir suç unsuru oluşturmaya çalışıyorlar. 2021'de verilmiş bir söz var. 2024 yılında, benim dönemimde 'parkı yetiştiremedim' diyerek taahhüdü yenilemişler; çünkü o alanda yıkılması gereken bazı gecekonduların süreci beklenmiş. İddianamede 2020 yılındaki asıl taahhütten hiç bahsedilmiyor. Peki sonuç nedir? Proje sahibinin bir park sözü var; konut sahiplerine verdiği. Biz de bu kamu yararının takipçisi olduk. Türkiye'de bir üniversite arazisi, 6306 sayılı kanun ve parsel bazlı plan tadilatıyla 500 milyon dolarlık bir ranta çevriliyor. Balkonunda havuz olan daireler satılıyor. Adam bütün satış stratejisini aşağıda kamuya ait olan koru alanı üzerine kuruyor, bunu taahhüt ediyor, 'kamuya açık alanı ben yapacağım' diyor. Havuzlarını emsal dışı bırakmak için yönetmelik değiştiriliyor. Ben başkan oluyorum ve diyorum ki: 'Bir dakika kardeşim, yangın güvenliği eksikliğin var, şunu tamamla' İnanılır gibi değil ama şu işten dolayı Türkiye'de tutuklu olan tek kişi benim" dedi.

'KİMSENİN PARA VERDİĞİ YADA ALDIĞI YOK'

Resul Emrah Şahan, "Biz burayı ProfiloAVM olarak biliriz. İddianamedeki süreç anlatımı ile olgular hiçbir şekilde birbiriyle örtüşmüyor. İddianamede bu eyleme ilişkin olarak firma sahibi ve müdürü olmak üzere iki kişinin ifadesi var. Süleyman Çetinsaya'ya aktarılan bir bilgiden ve şirket genel müdürünün 2024 Mart seçimleri öncesi bir görüşmesinden bahsediliyor. Yani benim başkanlığım döneminden bahsediyorlar ama ortada somut bir durum yok; kimsenin para verdiği veya aldığı bir olay yok. Buradaki asıl konu, proje yapmak istedikleri parseldeki 2 bin 600 metrekarelik ve yaklaşık 520 milyon lira değerindeki kamu arazisidir. Biz o plan kararını uygulama konusunda çok kararlıydık. Burası Profilo AVM arazisi; bir inşaat şirketi geliyor ve buraya konut projesi yapmak istiyor. 2020 yılında Bakanlık imar planlarında bir değişiklik yaparak, yapılaşma koşullarının ilçe belediyeleri ve Büyükşehir tarafından belirlenmesini istedi. Benim başkanlık dönemimde, Artaş grubunun 2 bin 600 metrekarelik alanı kamuya terk etmesi gerekiyordu. Eğer burada bir ruhsat almak, bir proje yapmak istiyorsa, bu parselin ayrılması ve kamuya terk edilmesi şarttır. Diyor ki: 'Hayır, ben burayı site bahçesi ve özel otopark olarak kullanacağım.' Kendi belgelerinde bu görünüyor. Biz de 'Olmaz' dedik. Bizim tek yaptığımız kamu hakkını savunmaktı. İşin trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Belediye başkanıyken bu işlemleri biz başlattık. Firmanın 'süreç geciktiriliyor' dediği şey, bizim plan kararını uygulama kararlılığımızdır. Ve sonuç ne oldu? Ben tutuklanmadan sadece 20 gün önce bu alan resmen Şişli Belediyesi'nin mülkiyetine geçti. İşlem bitti. Şu an o 2.600 metrekarelik, 520 milyon liralık alan Şişli halkınındır" dedi.

Duruşma bugün saat 10.00'a ertelendi. (DHA)

=========================

4- İSTANBUL VALİLİĞİ'NDEN RESUL EMRE ŞAHAN'IN MAHKEMEDE SAVUNMASINDAKİ İDDİALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA

İSTANBUL,(DHA)- İSTANBUL Valiliği, İBB’ye yönelik 'Yolsuzluk' davası kapsamında görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın mahkemede savunmasındaki iddialara ilişkin açıklamada bulundu.

İBB’ye yönelik 'Yolsuzluk' davası kapsamında görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın mahkemede savunmasındaki iddialarına ilişkin İstanbul Valiliği açıklamada bulundu.

'KAMUOYUNUN, DOĞRULUĞU TEYİT EDİLMEMİŞ İDDİALARA İTİBAR ETMEMESİ ÖNEM ARZ ETMEKTEDİR'

İstanbul Valiliği tarafından yapılan açıklamada, "Eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın, yargılandığı mahkemede ileri sürdüğü iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. İddiaların tamamı çarpıtma niteliğindedir. İddialara konu edilen meselenin seyri ve gerçekliği ise şu şekildedir: Şişli ilçesi Kaptanpaşa Mahallesi’nde bulunan bahse konu arsa, Bulgar Vakfı’na aittir. Taş Yapı ile Bulgar Vakfı arasında 2006 yılında kat karşılığı usulüyle inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Taş Yapı, arsaya 72 katlı bir inşaat için Şişli Belediyesi’nden gerekli izinleri almış ve belediye 2008 yılında avam projeyi onaylamıştır. Şişli Belediyesi, avam projesini onayladığı bu projenin inşaatının başlaması için gereken inşaat ruhsatını 'bilmediğimiz bir sebepten dolayı' 2015 yılına kadar onaylamamıştır. Şirket, konuyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletmiş; Bakanlık 14.04.2015 tarihinde, 72 kat olan kat sayısını 38 kat şeklinde revize ederek onaylamıştır. Bakanlık tarafından onay sürecini tamamlayan şirketin başlattığı inşaat çalışmaları ise Şişli Belediyesi tarafından çeşitli gerekçelerle engellenmiştir. Şirket, durumu İçişleri Bakanlığı’na, İstanbul Valiliği’ne, Şişli Kaymakamlığı’na ve Cumhuriyet başsavcılığına bildirerek Şişli Belediyesi’nin keyfî uygulamaları hakkında şikâyetçi olmuştur. İçişleri Bakanlığı, yapılan şikâyet üzerine konuyla ilgili mülkiye başmüfettişi görevlendirmiştir. Eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Valimiz Sayın Davut Gül arasında gerçekleşen görüşme de, soruşturmaya konu olan bu mesele ve Bulgar Vakfı’nın her platformda dile getirdiği, imar planlarından kaynaklanan haklarının Şişli Belediyesi tarafından engellenmeye çalışılması nedeniyle oluşan mağduriyetlerle ilgilidir. Konuya ilişkin tüm işlemler, Şişli Belediyesi’ne kayyum atanmasından önceki döneme aittir. Kayyum döneminde verilmiş herhangi bir izin söz konusu değildir. Resul Emrah Şahan’ın tutuklanmasının ardından kayyum atanması sonrasında, şirket lehine herhangi bir idari tasarrufta bulunulmamıştır. Zaten söz konusu planlama süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğünden, bu yönde bir tasarrufta bulunulması da mümkün değildir. Öte yandan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayladığı bir 'Özel Proje Alanı' kapsamında, ruhsat ya da diğer işlemlerle ilgili bir ilçe belediyesinin idari tasarrufta bulunması söz konusu değildir. Dolayısıyla Resul Emrah Şahan, tüm onay süreçlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğü bir konuda direndiğini iddia ederek sözde 'çevreci direniş' sergilediği algısını oluşturmaya çalışmaktadır. Valimiz Sayın Davut Gül’ün söz konusu görüşmesi, kendisine iletilen talepler ve iddialar çerçevesinde, görevinin gereği olarak gerçekleştirilmiş olup herhangi bir farklı anlam yüklenmesi mümkün değildir. Sonuç olarak; Yargı süreci devam eden bir dosyada, gerçek dışı iddialarla kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür söylemler kabul edilemez. İlgili şahsın, içinde bulunduğu hukuki durumla yüzleşmek yerine, mesnetsiz iddialar ve hayali senaryolar üzerinden üçüncü kişi ve kurumları sürece dâhil ederek konuyu sulandırma çabası, gerçeği değiştirmeyecektir. Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş bu tür iddialara itibar etmemesi önem arz etmektedir" ifadeleri kullanıldı. (DHA)

=============================

5- YAPIMCI EROL KÖSE SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Gülseren KARAPINAR-Mehmet ALA/İSTANBUL,(DHA)-SARIYER’de bulunduğu binanın 16'ncı katından düşerek hayatını kaybeden yapımcı Erol Köse (61), son yolculuğuna uğurlandı. Köse'nin cenazesi Zincirlikuyu Camii'nde ikindi vaktine müteakip kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Olay, dün saat 15.00 sıralarında Maslak Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 16 katlı binanın önünde bir kişinin hareketsiz şekilde yattığını görenler durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, yerde yatan kişinin Erol Köse olduğunu belirleyerek hayatını kaybettiğini tespit etti. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından Köse’nin cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Buradaki işlemlerin tamamlanmasının ardından yakınlarına teslim edilen Köse için bugün Zincirlikuyu Camii’nde cenaze namazı kılındı. Cenaze törenine sanatçı Ferhat Göçer, Ömür Gedik, Dilan Çıtak , Hakan Peker, yapımcı Polat Yağcı, aile yakınları, sanat camiasından arkadaşları ve sevenleri katıldı. Kılınan namazın ardından Köse’nin cenazesi Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

'HAKKINI HELAL ET KIZIM HASTAYIM' DEDİ

Erol Köse'nin 20 senelik çalışanı Güller Öğretici, "Erol Bey benim babamdı. Burada bağıra bağıra ağlamak istedim, ama ağlayamıyorum yanlış anlaşılırım diye. Çok seviyorum bana çok babalık yaptı. Biz razıydık, Rabbim de razı olsun. Ölmeden bir hafta önce telefonla ses kaydı attı. 'Hakkını helal et kızım, hastayım' dedi. Son üç ay beni çağırmadı. Kimseyi eve almıyordu. Ahmet ağabeyi çok seviyordu. Sadece Ahmet ağabeyi eve alıyordu. 'Ahmet'i içeri alın' diyordu. Evladı gibi, oğlu gibi çok severdi. Herkesi evine almıyordu. Çok iyi bir insandı, boşuna karalamasınlar Erol Bey'i. O kadar baba bir adamdı ki, kimse kötülemesin onu. Ben biliyorum, ben onunla beraberdim. Haftanın iki günü, bazen üç günü. Ahmet de onun oğluydu, oğlu olarak seviyordu, 'Oğlum' diyordu Ahmet ağabeye" dedi.

‘BÜTÜN SANATÇILARDA HEPSİNİN EMEĞİ VARDIR’

Cenazeye katılan Yapımcı Ahmet Altınbaşak, "Bu son günlerde bu yapılan sanatçıların bu konuşmaları gerçekten hicap duyuyorum hepsinden. Bu konuşan bütün sanatçılarda hepsinin emeği vardır. Buradan böyle konuşmak çok kolay ama bir de işin en başından bakmak lazım. Ben 97'den beri Erol Bey ile beraberim. 1997-1998 senesinde imparatorluk döneminde, o şah en iyi işler yaptığı dönemde bütün isim sanatçıların ben gelip Levent'te o Türk filmi şirketinde, yapım şirketinde bütün sanatçıların gelip bahçede saatlerce beklediği günleri biliyorum. Akşam da hepsi paketi parayı alırlardı, yollardı. Yani Erol Bey bu işte imparatordur. Çok iyi bir prodüktördür. Çok iyi bir yapımcıdır" şeklinde konuştu.

‘NEREDE BU ÇELENKLERİN SAHİBİ OLAN İNSANLAR?’

Müzisyen Dora Altınbaşak, “Burada bu kadar çelenk var. Keşke bu çelenklerin hiçbiri olmasaydı. Şurada sadece insanlar olsaydı ve hayır duası etselerdi. Şu anda buradaki çelenklerin bana göre hiçbir anlam ve değeri yok. Bunlar sadece görsel olarak şov amaçlı gönderilen çelenkler. Nerede bu çelenklerin sahibi olan insanlar? Yok değil mi? Çünkü şov dünyasındayız. İnsanlar nankörler. Zaten sanat camiası çok nankör. Görüyoruz işte nankörlüğü. Koskoca Erol Köse'nin cenazesinde kaç kişiyiz şurada, değil mi? Ama hiç kimseye mi iyiliği dokunmamış bu insanın? Hiç kimse mi el uzatmamış? Hiç kimse mi onun sayesinde para kazanmamış? Dünya insan para kazandı; ne konserlere gidildi, ne paralar kazanıldı. Kimin sayesinde? Erol Köse'nin sayesinde. Erol Köse Hakk'ın rahmetine kavuştu, bir de arkasından adamın beddualar ediyorlar, neler neler söylüyorlar. Ya biz Müslüman insanız kardeşim; bir deyin ki 'Allah razı olsun, hadi hakkım helal olsun' deyin ya. Tamam, beni üzdün, hakkımı yedin ama 'Hakkımı helal ediyorum' deyin ya. Üç günlük dünyadayız, hepimiz gideceğiz öbür tarafa" ifadelerini kullandı.

‘İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE ÇOK ŞEY DEĞİŞEBİLİYOR’

Yapımcı Polat Yağcı, "Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum bizim yapmış olduğumuz iş biraz kaygan zemin olduğu için iyi günde kötü günde çok şey değişebiliyor. O yüzden herkesin kendi düşüncesi bir şey demiyorum" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

--------

-Cenazeden görüntüler

-Cenazeye gelenler

-Röportajlar

-Cenaze namazı

-Genel ve detaylar

======================

6- FUTBOLCU KUBİLAY KAAN KUNDAKÇI CİNAYETİ; SALDIRININ GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

İSTANBUL,(DHA)- ÜMRANİYE'de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı’dan (21) yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan futbolcu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.

7 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI

Savcılıktaki ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden Aleyna Kalaycıoğlu, İzzet Yıldızhan, Alaattin Kadayıfçıoğlu, M.R., H.C.A., M.K., E.T. tutuklama talebiyle sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

CİNAYET GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Görüntülerde, saldırıyı yapan şüphelilerin içinde bulunduğu araçların olay yerine gelmesi ve cinayet anına ilişkin anlar yer aldı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------

(Güvenlik kamerası)

===============================

7- ALAATTİN KADAYIFÇIOĞLU'NUN GÖZALTINA ALINDIĞI ANLARIN GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Doğan Can CESUR/İSTANBUL,(DHA)- ÜMRANİYE'de silahlı saldırıda öldürülen futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı cinayetine ilişkin tutuklanan Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun gözaltına alındığı anların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı’dan (21) yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan futbolcu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

7 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI

Savcılıktaki ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden Aleyna Kalaycıoğlu, İzzet Yıldızhan, Alaattin Kadayıfçıoğlu, M.R., H.C.A., M.K., E.T. tutuklama talebiyle sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

KADAYIFÇIOĞLU'NUN GÖZALTINA ALINDIĞI ANLAR KAMERADA

Cinayete ilişkin tutuklanan Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun olayın ardından gözaltına alındığı anlar güvenlik kamerasıyla kaydedildi. Görüntülerde, Kadayıfçıoğlu'nun polisler tarafından gözaltına alındığı anlar yer aldı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------

(Güvenlik kamerası)

-Gözaltı anları

-Alaattin Kadayıfçıoğlu'nun polis tarafından götürülmesi

=============================

8- AYŞE TOKYAZ CİNAYETİ DAVASI; DURUŞMA 30 HAZİRAN'A ERTELENDİ

Ceyda YEŞİLOĞLU /İSTANBUL, (DHA) - KÜÇÜKÇEKMECE'de, eski polis memuru Cemil Koç (38) tarafından öldürülerek, cesedi bavul içinde yol kenarına bırakılan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz (22) cinayeti davasında 2'nci duruşma başladı. Esra Tokyaz'ın ifadesini Cemil Koç ile paylaşan polislerin dosyası birleştirildi. Polis memuru N.Ç. savunmasında "Cemal Arslan isimli şahıs, yardım etmek için Cemil'in yanındaymış, benim bundan haberim yoktu. Eğer Cemal'in varlığından haberdar olsaydım, Cemil'e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım" dedi. Duruşma sanık savunmalarının ardından 30 Haziran'a ertelendi.

Küçükçekmece'de 11 Temmuz 2025 tarihinde eski polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen ve cesedi bavula konularak Eyüpsultan'da yol kenarına bırakılan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayetine ilişkin zanlı Cemil Koç'un (38) da aralarında bulunduğu 9 sanığın yargılanması sürüyor. Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, Cemil Koç, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Esra Tokyaz, anne Halime Tokyaz, 9 tutuklu sanık ve sanık avukatları duruşma salonunda hazır bulundu.

SANIK SAYISI 11'E YÜKSELDİ

Esra Tokyaz'ın emniyette verdiği ifadeyi, Cemil Koç ile paylaştıkları iddia edilen polis memurları N.Ç. (44) ile Z.B.'nin (31) Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dosyaları, ağır ceza mahkemesindeki cinayet davasıyla birleştirildi. Böylece davadaki sanık sayısı 11'e yükseldi.

'CEMİL'İN FİRARİ OLDUĞUNU GÖRDÜM'

Duruşmada, dosyası asliye ceza mahkemesinden birleştirilen tutuksuz sanık Z. B., "Cemil Koç'u tanımıyordum. N.Ç. isimli sanık sayesinde tanıdım. 15 Temmuz öncesinde adli mukayyet büro personeli olarak çalışıyorum. Malatya Emniyet Müdürlüğü'ndeydim. 12 Temmuz günü N.Ç., bana bir şahısla ilgili çalışma yaptıklarını ve sistemden sorgulamamı istedi. Talep edilen bilgiyi sorgulamam için bana Cemil Koç'un kimlik numarasını WhatsApp üzerinden iletildi. Ben de mesaj yoluyla şahsın son karışmış olduğu olay özetini gönderdim. Ekranda Cemil Koç'un 11 Temmuz günü bir olaya karıştığı ve bu konuda firari olduğunu gördüm. Suç, asayişe müessir bir olaydı. Olay özetinin tamamına bakmadım. Emniyet ifademde bakmamak için ısrar ettiğimi söylesem de, orada ki amacım çıkış saatim olduğu için ekrana bakamayacak olmamı belirtmiş olmamdı" dedi.

'YAPTIĞIM ŞEYİN YANLIŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNEMEDİM'

Dosyası birleşen bir diğer tutuklu sanık N.Ç. savunmasında, "Birleştirme kararını kabul etmiyorum. Birleştiğimiz dosya, bir cinayet davası. Yaptığım şeyin yanlış olabileceğini düşünmedim. Cemil Koç ifadeden hemen sonra Esra'yı aradı ve elimde dedi" diye konuştu.

DURUŞMADA GERGİNLİK

Bu sırada müşteki Esra Tokyaz, "Suç olduğunu bile bile mi yaptın terbiyesiz" dedi. Bunun üzerine mahkeme Başkanı Tokyaz'ın salondan çıkarılmasını istedi. Polisler Esra Tokyaz'ı salondan çıkardığı sırada Tokyaz polislere bağırdı.

'AYŞE'Yİ EJEGÜL SANDIM'

Gerginliğin sona ermesinin ardından savunmasına devam eden sanık N.Ç., "Bu olayla ilgili haberleri sosyal medyada gördüm. Ekrandaki bilgileri Cemil Koç'a attım. Cemil'in sonradan firari olduğunu öğrendim. Arayıp, karakola ifade vermesini istedim. Cemil'in cezaevinde yattığını, uyuşturucu kullandığını biliyordum. Başka suçu var mı bilmiyordum. Beni arayınca suç mu işledi diye düşündüm. Bu konuyla ilgili sanık Z.B.'yi aradım. Bir sanık bana bavul verdi. İçerisinde önemli bir şey olduğundan bahsetti. Cemil bana, Ayşe ile 3 aydır nişanlı olduğundan bahsediyordu. Cemil bana Ejegül isminde nişanlısından bahsetmişti. Bir gün havalimanından Ayşe ile geldiklerinde, ben Ayşe'yi Ejegül sandım. Sonrasında Cemil bana Ejegül ile alakalı bir şeyler söyledi. Bende araştırma yapınca kadının Özbek olduğunu ve öldüğünü duydum. Ölüm haberlerini duyunca Cemil'den şüphelendim. Başka bir kişinin bilgisiyle Polnet'e girmedim. Asliye Ceza Mahkemesi'nde verdiğim ifadem yanlıştır. Cemil Koç'un bana Polnet sorgusu yaptırıp, yaptırmadığını tam net hatırlamıyorum. Sadece Cemil Koç'u tanıyorum. Diğer sanıkları tanımıyorum. Zaten Cemal Arslan isimli şahıs, yardım etmek için Cemil'in yanındaymış, benim bundan haberim yoktu. Eğer Cemal'in varlığından haberdar olsaydım, Cemil'e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım" dedi.

ARA VERİLDİ

Duruşma sonunda Esra Tokyaz, sanık Cemal Arslan'a saldırmak istedi. Araya müşteki avukatları girdi. Bunun üzerine sanık Arslan., "Ambulans çağırın darp raporu alacağım" dedi. İzleyiciler ve taraflar salondan çıkarıldı duruşmaya ara verildi.

CEMİL KOÇ SUÇLAMARI REDDETTİ

Tutuklu sanık Cemil Koç, Esra Tokyaz'ın paylaştığı ses kayıtlarının kesilmiş olarak dosyaya sunulduğunu öne sürerek, "Aleyhime olan delilleri kabul etmiyorum. Olay öyle bir sonuçla sonlandı ki ben suçlu oldum ama dosya kapsamında somut bir delil yok" dedi.

'KALP MASAJI YAPMAYA ÇALIŞTIM '

Mahkeme başkanının 'Sen başka kanıtlar sunulmasını istedin, biz araştırdık, tebliğ edildi ama sen kabul etmiyorsun dosyayı' sorusu üzerine savunma yapan sanık Cemil Koç, "Esra mahkemeye girerken, 'Cemil sana bir sürprizim var' diyerek, benim Ayşe ile çektiğim fotoğrafı masaya koyuyor. Olayın sonu kötü bitti, Ayşe öldü. Herkes sadece beni suçlu biliyor, kimse öncesinde yaşananlardan bahsetmiyor. Olaya ilişkin savunmamı bana tüm dosya sunulduğu zaman yapacağım. Delillerin eksik olduğunu düşünüyorum. Birilerini aramak için telefonu arıyordum, o anki psikolojim karışıktı. O sırada vücudu morarmaya başladı. Hatta kalp masajı yapma çalıştım. Yardım çağırmadım çünkü vefat ettiğini anladım. Daha önce buna benzer bir durum yaşadığım için kimse de bana inanmayacağı için düşündüm. Ayşe'nin burnu kırıktı ama ben kırmadım. Olaydan önce kırılmıştır. Adli Tıp Kurumundan bir talebim var. E-nabız verileri çıkarılsın, bu kırığın ölüm öncesinden olduğu ortaya çıksın" dedi.

DURUŞMA 30 HAZİRAN'A ERTELENDİ

Mahkeme, adli kontrol altındaki sanıklar hakkındaki tedbirlerin devamına karar verdi. Ayrıca, Cemil Koç'a dosyadaki delillerin gönderilmesi yönünde karar alındı. Avukatlar, duruşmanın daha büyük bir salonda görülmesi için mahkemeye dilekçe sundu. Duruşma, 30 Haziran ve 2 Temmuz tarihlerine, saat 10.00'a ertelendi. (DHA)

Görüntü Dökümü

------

ARŞİV

============================

9- BAĞDAT CADDESİ'NDEKİ KAZADA BERKAY'IN ÖLÜMÜNE NEDEN OLAN SANIK İLK DURUŞMADA TAHLİYE EDİLDİ

Esra GÜNTEPE /İSTANBUL, (DHA)- KADIKÖY'de Berkay Şengel'in (26) yolun karşısına geçmek istediği sırada çarparak ölümüne neden olan otomobil sürücüsü Azad Baran Hışım (23), ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, hakkında 'taksirle ölüme neden olma' suçundan 6 yıla kadar hapis talebiyle iddianame hazırlanan Azad Baran Hışım'ın adli kontrol şartıyla tahliye edilerek tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Duruşma, taraf avukatlarının mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için 16 Nisan'a ertelendi.

Göztepe Mahallesi Bağdat Caddesi'nde 19 Şubat saat 20.30 sıralarında meydana gelen kazada yolun karşısına geçmek isteyen Berkay Şengel'e Azad Baran Hışım idaresindeki 10 ALK 654 plakalı otomobil çarptı. Olayın ardından otomobil sürücüsü aracını bırakıp kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine acil sağlık ve polis ekipleri geldi. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Şengel, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kazanın ardından olay yerinden kaçan otomobil sürücüsü gözaltına alınırken, daha önceden 5 suç kaydı olduğu öğrenildi.

Tutuklu sanık Azad Baran Hışım, bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul Anadolu 41'inci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya kazada hayatını kaybeden Berkay Şengel'in annesi Özlem Özveren, tanık Muhammed Açar ve taraf avukatları katıldı.

'TUTUKSUZ YARGILANMAYI TALEP EDERİM'

Duruşmada tutuklu sanık Azad Baran Hışım, "Efendim olay günü iftar saatinden sonra arkadaşlarım ile kahve içmek için Bağdat Caddesi'nden yola çıktık. 50-60 kilometre ilerlerken şahıs önüme bir anda koşarak çıktı. Sağ ön çamurluğun sesi ile fark ettik. Hava karanlık olduğu için yaya geçidini fark edemedik. Alkollü değildim. Olay yerine gitmek istedim ancak arkadaşlarım olay yerinde hoş şeyler olmayacağını söylediler. Olay yerinden uzaklaştık ancak durumun kritik olduğunu öğrenince kendim gidip teslim oldum. Tutuksuz yargılanmayı talep ederim" dedi.

'ADALETİN YERİNİ BULMASINI TALEP EDİYORUM'

Gökhan Hasan Şengel, "Karşı tarafın yapmış olduğu beyana kesinlikle katılmıyorum. Adaletin yerini bulması için tutuklu karar verilmesini talep ediyorum" dedi

'BU DOSYADA TARTIŞILAN SADECE KAZA DEĞİL, İNSAN HAYATINA VERİLEN DEĞERDİR'

Anne Özlem Çapan Özveren, "Bugün burada trafik kurallarına uyan müteveffanın yaya geçidinde ölümü nedeniyle bulunuyoruz. Karşı taraf tarafından trafik işaretleri kanununa uymadan hızlı şekilde gelerek 22 metre olay yerinden savrulmasına neden olacak şekilde olayı gerçekleştirmiştir. Kaza sonrasında Berkay'ı ağır şekilde yaralanmış vaziyette gördüm. Çarpan kişi böyle ölümcül bir darbeden sonra olay yerinden kaçmıştır. Bu kaçış olayın kazayla açıklanmayacağı ortadadır. Eğer bir yaya geçidinde diğer araçların durduğu ortamda bir araç bir kişinin ölümüne sebep oluyorsa bu durum hepimiz için tehlike arz etmektedir. Bu dosyada konuşulan sadece kaza değil insan hayatına verilen değerdir. Çünkü yaya geçidine yaklaşırken hızı azaltmak zorunludur. Bu olay basit bir dikkatsizlik olarak değerlendirilemez, oğlum korunması gerekirken korunmamıştır" dedi.

İDDİANAMEDEN

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, sanığın yaya geçidinden geçmekte olan Şengel'e çarptığı ve olay yerinden kaçtığı belirtildi. Kaza tespit tutanağı ile 6 Mart 2026 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın kazada tamamen kusurlu, maktulün ise kusursuz olduğu tespit edildi. İddianamede sanığın savunmasına da yer verildi. Sanık, maktulün bir anda önüne çıktığını, bu nedenle göremediğini ve frene basamadığını, panikleyerek olay yerinden kaçtığını, daha sonra polis merkezine giderek kazayı kendisinin yaptığını söylediğini ancak suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği yer aldı.

6 YILA KADAR HAPİS İSTEMİ

Sanığın savunması, tanık beyanları, bilirkişi raporu, görüntü izleme tutanakları ve doktor raporlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, sanığın sevk ve idaresindeki araçla yayaya çarparak ölümüne taksirli eylemiyle sebebiyet verdiğinin sabit olduğu vurgulandı. Sanık hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi istendi.

TAHLİYE EDİLDİ

Mahkeme, sanık Azad Baran Hışım'ın tutuklulukta geçirdiği süre, delillerin toplanmış oluşu, suçun vasıf ve mahiyetini göz önüne alarak yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesine karar verdi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için 16 Nisan'a ertelendi. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------

-Ailenin ağlaması

----

-Olayın arşiv görüntüsü

===============================

10- BEYOĞLU'NDA TEK KATLI İŞ YERİ ALEV ALEV YANDI

Doğan Can CESUR/İSTANBUL,(DHA)- BEYOĞLU'nda tek katlı iş yerinden yükselen alevler kısa sürede büyüyerek binayı sardı. Yangın, olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

Yangın, 20.00 sıralarında Arap Cami Mahallesi Abdussalah Sokak'ta bulunan tek katlı iş yerinde çıktı. Edinilen bilgiye göre iş yerinden bilinmeyen nedenle yükselen alevler kısa sürede büyüyerek binayı sardı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, acil sağlık ve polis ekipleri geldi. Alevler, itfaiye tarafından söndürüldü. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde yangında yaralanan kimsenin olmadığı belirlendi. Hasarın meydana geldiği iş yerinde çıkan yangına ilişkin inceleme başlatıldı. (DHA)

Görüntü Dökümü:

-------

(Cep telefonu)

-Alev alev yanan iş yeri

-Ekiplerin müdahalesi

YORUM YAP

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.