DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 8

DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 8

📅 20.10.2026 16:19 🕐 47 dakika önce 💬 0 yorum 📰 DHA RSS
Yazı Boyutu
🖨 Yazdır / PDF
1) ESKİ AYDINSPOR KULÜBÜ BAŞKANI İLE KARDEŞİNİ ÖLDÜREN SANIK: TAHLİYE TALEBİM YOKESKİ Aydınspor Kulübü Başkanı Erhan Özlüer ve kardeşi Ayhan Özlüer'i işlettikleri fırında tabancayla öldüren Umut Kuru (24), ilk kez hakim karşısına çıktı. Özlüer kardeşlerden yaklaşık 5 milyon lira alacağı olduğunu ve

1) ESKİ AYDINSPOR KULÜBÜ BAŞKANI İLE KARDEŞİNİ ÖLDÜREN SANIK: TAHLİYE TALEBİM YOK

ESKİ Aydınspor Kulübü Başkanı Erhan Özlüer ve kardeşi Ayhan Özlüer'i işlettikleri fırında tabancayla öldüren Umut Kuru (24), ilk kez hakim karşısına çıktı. Özlüer kardeşlerden yaklaşık 5 milyon lira alacağı olduğunu ve tehdit edildiğini öne süren Kuru, "Önceki süreçte çektiğim çileyi ben biliyorum. Bazen 'Keşke ben ölseydim' diyorum. Tahliye talebim yok" dedi.

Olay, 20 Mart'ta saat 17.00 sıralarında Efeler ilçesi Girne Mahallesi İsmet Sezgin Bulvarı'ndaki bir fırında meydana geldi. Fırın işleten Erhan Özlüer ile kardeşi Ayhan Özlüer, iş yerlerinde bulundukları sırada silahlı saldırıya uğradı. Tabancayla ateş açan şüpheli, olayın ardından kaçtı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde iki kardeşin hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekipleri, şüpheli Umut Kuru'yu Aydın-İzmir Otoyolu girişinde yakalayarak gözaltına aldı. İlk ifadesinde dolandırıldığını ve tehdit edildiğini öne süren Kuru, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Erhan Özlüer ve Ayhan Özlüer, Kemer Mezarlığı'nda yan yana toprağa verildi.

'3 FIRINA ORTAK OLMUŞTUK'

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı Kuru hakkındaki soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan iddianamede, Kuru için iki kardeşi 'tasarlayarak kasten öldürmek' suçundan 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Kuru'nun yargılanmasına Aydın 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Duruşmada sanık ve avukatları ile müşteki avukatlar hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan Kuru, Özlüer kardeşlerle uzun yıllara dayanan bir ilişkisi olduğunu, genç yaşlarda onların fırınında çalıştığını ve ilerleyen süreçte birlikte işletme ortaklıkları kurduklarını söyledi. Cezaevine girmesinin ardından ortaklık ilişkilerinde sorunlar yaşandığını ve alacaklarını tahsil edemediğini ileri süren Kuru, "'Cinsel saldırı' suçundan cezaevine girdim. Kadın onlarla birlikte bana komplo kurdu. Daha sonra durumu itiraf etti ve şikayetini geri aldı. Cezaevine girince ortaklık durumuma el koydular" dedi. Toplam 5 milyon lira alacağı bulunduğunu ve yaklaşık 1,5 yıl boyunca parasını alamadığını iddia eden Kuru, "3 fırına ortak olmuştuk. 500'er bin lira Marmaris'teki fırına para koyduk. Uzun süre alacaklarımı alamadım. Ortaklık bitecekti, ben alacaklarımı alıp üzerindekileri onlara verecektim. Paramı kurtarabilmek için Çeşme'de onlardan bir işletme aldım. Üzerine 5 milyonluk senet verdim" diye konuştu.

'1 VEYA 2 METREDEN 1 EL ATEŞ ETTİM'

Senetlerini düzenli ödediği dönemde çeşitli borçlardan haberdar edilmediğini iddia eden Kuru, "Bana haber vermedikleri sigorta ve vergi borcundan dolayı ödeyememeye başladım. Üzerimde psikolojik baskı vardı. Baskıdan kurtulmak için üzerimdeki malları onlara devretmeye çalıştım. Ayhan ağebey ile araç devri için noterde buluştuğumuzda yanında 2 kişi vardı. Bu kişiler elinde bıçakla oynuyordu. Bunu tehdit olarak algıladım. Kendimi tehlikede hissettiğim için E.T.'den silah aldım. Noterde devir işlemini yaptım ancak korktuğum için suç duyurusunda bulunamadım" dedi.

Olay günü senetlerini almak ve bayramlaşmak amacıyla Özlüer kardeşlerle görüşmeye gittiğini ifade eden Kuru, "Ayhan ağabey ile konuştuk daha sonra Erhan ağabeyin yanına gittik. Ailemi tehdit ettiler. Bu insanlarla iş yaptığımızdan beri sürekli tehdit altında hissediyordum. Korkmuştum. Ayhan ağabey çok hareketliydi aklıma noterdeki bıçaklı kişiler de gelince ona 1 veya 2 metreden ölmesi için değil, panik yaptığım için 1 el ateş ettim. Bu sırada Erhan ağabey elime atıldı, aramızda arbede çıktı. Silahı aldı ama düştü. Başını yere vuran ben değilim, kendisi düşünce çarptı. Kalabalığı görünce daha çok panikledim. Silahı alıp kaçtım. Olay nedeniyle çok üzgünüm. Önceki süreçte çektiğim çileyi ben biliyorum. Bazen 'Keşke ben ölseydim' diyorum. Tahliye talebim yok" dedi. Kuru ayrıca, olaydan önce kardeşiyle yaptığı bir konuşmada 'Yeter, ya ben ya da onlar ölsün' şeklinde sözler söylediğini kabul etti ancak bu konuşmanın öldürmeye yönelik bir planlama olmadığını ileri sürdü.

TANIKLAR OLAY SONRASINI ANLATTI

Duruşmada dinlenen tanık C.S., silah seslerinin ardından olay yerine indiğinde Kuru'yu yerde yatan kişilerden birinin üzerinde gördüğünü ve boğazını sıktığını iddia etti. Kuru'ya müdahale etmek istediğini belirten C.S., sanığın yerdeki silahı alarak kendisine doğrulttuğunu ve 'Seni de vururum' dediğini öne sürdü.

Tanık U.S. de Kuru'nun yerde yatan kişiye ayağıyla bastırdığını ve montların bel kısmında bulunan kemere benzer bir cisimle boğmaya çalıştığını iddia etti. Silahı gördükten sonra geri çekildiğini anlattı.

Fırında çalışan tanık H.D. de olay sırasında Ayhan Özlüer'in konuştuğunu, Kuru'nun elini ceket cebinde tutarak aniden ateş ettiğini öne sürdü. Ayhan Özlüer'in yere düşmesinin ardından Erhan Özlüer ile Kuru'nun boğuştuğunu belirten H.D., yardım istemek için fırından uzaklaştığını ve bu sırada bir el daha silah sesi duyduğunu söyledi.

DURUŞMA ERTELENDİ

Tanıkların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti, tutuklu sanık Umut Kuru'nun tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme, duruşmayı 12 Ocak'a erteledi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------------------:

Arşiv

Haber-Kamera: Melek FIRAT/AYDIN,(DHA)-

==========================================

2) ERCİYES DAĞI'NA TIRMANIRKEN DÜŞÜP ÖLEN REHBER TOPRAĞA VERİLDİ

KAYSERİ Erciyes Dağı’nda Hollandalı turist ile zirve tırmanışı yaptıktan sonra dönüşte kayalıklardan düşerek hayatını kaybeden dağ rehberi ve kayak antrenörü Hasan Ali Şahin, son yolculuğuna uğurlandı.

Olay, dün sabah, Erciyes Dağı’nın yaklaşık 3 bin 400 metre rakımdaki Şeytan Deresi mevkisinde meydana geldi. Evli ve 2 çocuk babası Hasan Ali Şahin, beraberindeki Hollandalı Wessel Westerhof ile 3 bin 917 rakımlı Erciyes Dağı'na zirve tırmanışına başladı. Şeytan Deresi mevkisine geldiklerinde Hasan Ali Şahin, dengesini kaybedip yaklaşık 300 metre yuvarlandı. İhbar üzerine bölgeye JAK, AFAD, UMKE, İHH ve jandarma ekipleri sevk edildi. Arama kurtarma ekipleri, yaklaşık 4 saatlik çalışmanın ardından Şahin’in cansız bedenine ve beraberindeki Hollandalı Wessel Westerhof’a sağ olarak ulaştı. Ekipler hem cenazeyi hem de yabancı turisti bulundukları yerden indirdi. Şahin’in cansız bedeni, otopsi için hastane morguna götürülürken, sağlık durumu iyi olan Hollandalı turist ise ifadesi alınmak üzere karakola getirildi. Westerhof, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Otopsi işlemleri tamamlanan Hasan Ali Şahin’in cenazesi, yakınları tarafından teslim alınıp Hulusi Akar Camisi’ne getirildi. Şahin, kılınan namazın ardından şehir mezarlığında toprağa verildi.

Öte yandan, Hasan Ali Şahin'den geriye, zirve tırmanışı sırasında Hollandalı turist ile sanal medyada paylaştığı video kaldı. (DHA)

Görüntü Dökümü

------------------------

-Cenaze namazından görüntü

-Dağcının sanal medya görüntüsü

Haber-Kamera: Furkan KAVUKLU/KAYSERİ, (DHA)

==================================================

3) BUÜ’DE BOZ IRK SIĞIRLARIN ÇOĞALTILMASI İÇİN 40’TAN FAZLA BUZAĞI ELDE EDİLDİ

BURSA Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Ziraat Fakültesi’nde, nesli korunmaya çalışılan yerli Boz ırk sığırların çoğaltılması amacıyla yürütülen çalışmalarda 5 yılda 40’ın üzerinde buzağı elde edildi. Sürüde yetiştirilen 8 damızlık boğa, genetik çeşitliliğin korunması amacıyla Kocaeli’nin Körfez ilçesindeki Marmara Boz Irk Çiftliği’ne gönderildi.

BUÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü’nde, Anadolu’nun yerli hayvan gen kaynakları arasında bulunan Boz ırk sığırların korunması ve yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması için çalışma yürütülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından koruma altına alınan, iklim koşullarına ve hastalıklara karşı dayanıklılığıyla bilinen Boz ırk sığırlar, üniversitenin uygulama çiftliğinde yetiştiriliyor. Yaklaşık 5 yıl önce 1 erkek ve 3 dişi hayvanla başlatılan çalışmalarda, doğal aşım yöntemiyle 40’ın üzerinde buzağı dünyaya geldi. Doğumlarına müdahale edilmeyen sürüde bugüne kadar buzağı kaybı yaşanmazken, hayvan sayısı 30’un üzerine çıktı. Ağırlıklı olarak mera ve kaba yemle beslenen sürüden elde edilen 8 damızlık boğa, yetiştiricilerin elindeki sürülerde akrabalı yetiştirmenin önüne geçilmesi ve genetik çeşitliliğin korunması amacıyla Marmara Boz Irk Çiftliği’ne gönderildi.

Üniversitede yürütülen çalışmalarla yerli Boz ırkın yaygınlaştırılması ve ithal hayvanlara bağımlılığı azaltabilecek yeni bir yerli besi sığırı geliştirilmesi hedefleniyor.

‘40 ’IN ÜZERİNDE BUZAĞI ALDIK, HİÇ KAYBIMIZ OLMADI’

Boz ırk sığırların Anadolu’nun binlerce yıllık genetik mirası olduğunu belirten BUÜ Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Ak, “Boz ırklar bizim bulunduğumuz coğrafyanın yerli gen kaynağı. Binlerce yıl büyük badireler atlatmış, sıcağa, soğuğa, hastalıklara ve yetersiz beslenmeye dayanıklılığıyla bugüne kadar ulaşmış hayvanlardan biri. Tarım ve Orman Bakanlığımız da bu yerli gen kaynaklarının korunması amacıyla yetiştiricilere destek veriyor. Bizim buradaki öncelikli amacımız ticari üretim değil, öğrencilerimize uygulamalı eğitim vermek ve araştırma yapmak. Buraya başlangıçta 1 erkek ve 3 dişi hayvan getirdik. Yaklaşık 4-5 yıldır bakımlarını yapıyoruz. Bugüne kadar 40’ın üzerinde buzağı aldık ve hiçbir kaybımız olmadı. Türkiye’de buzağı ölümlerinin ne kadar önemli bir sorun olduğunu düşünürsek bu, ırkın dayanıklılığını gösteren önemli bir sonuç. Hayvanlarımız doğal aşım yöntemiyle çoğalıyor. Anneler kendileri doğum yapıyor, bugüne kadar hiçbir doğuma müdahale etme ihtiyacımız olmadı” dedi.

‘HER YIL BİR BUZAĞI, KIRMIZI ET ÜRETİMİNE YERLİ KATKI DEMEK’

Boz ırk sığırların geçmişte bölgenin et ve süt ihtiyacını karşılamanın yanı sıra tarımsal işlerde de kullanıldığını anlatan öğretim Prof. Dr. Ak, günümüzde ise özellikle et üretimi açısından değerlendirilebileceğini belirterek, “Bu hayvanlar ağırlıklı olarak mera ve kaba yemle besleniyor. Fabrika yemine ihtiyaç duymadan döl verebiliyorlar. Süt verimleri yüksek değil ancak kaliteli süt üretiyorlar. Günümüzde daha çok et üretimi amacıyla değerlendirilebilirler. Biz her yıl düzenli olarak bir buzağı alıyoruz. Bugüne kadar gebe kalmayan hayvanımız olmadı. Her yıl bir buzağı demek, Türkiye’nin kırmızı et üretimine yerli bir katkı demek. Bu hayvanları kapalı alanlarda değil, meralık, ormanlık ve makilik alanlarda yetiştirmek gerekiyor. Yem maliyetini azaltarak üretim yapabilme imkânı sağlıyorlar. Türkiye’nin kırmızı et üretimindeki yetersizlik nedeniyle canlı hayvan ve et ithalatına ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Bu ırkın yaygınlaştırılması, ithalat baskısının azaltılmasına da katkı sağlayabilir” diye konuştu.

‘4 BOĞA ALMAYA GELDİLER, 8’İNİ GÖTÜRDÜLER’

Üniversitede yetiştirilen damızlık boğaların Kocaeli’deki üreticilere gönderildiğini belirten İbrahim AK., “Şu anda 30’un üzerinde hayvanımız var. Kocaeli’nin Körfez ilçesinde, Bakanlığımız tarafından da desteklenen bir Boz ırk yetiştiricisine damızlık boğalarımızı gönderdik. Başlangıçta 4 damızlık almak için geldiler ancak hayvanları beğenince 8’ini almak istediler. Bu hayvanlarda zaman zaman kan tazelemek gerekiyor. Çünkü akrabalık arttığında bir süre sonra kusurlu doğumlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle damızlıkların belirli aralıklarla yenilenmesi önemli. Gönderdiğimiz boğalar da oradaki sürünün genetik çeşitliliğinin korunmasına katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.

‘ET VERİMİNİ ARTIRMAYI VE GEN KAYNAKLARINI KORUMAYI HEDEFLİYORUZ’

Boz ırk sığırların korunmasının yanı sıra et veriminin artırılması için melezleme çalışmaları yürüttüklerini belirten Ak, yerli ırkın dayanıklılığıyla kültür ırklarının et verimi ve kalitesini birleştirerek ithalata bağımlılığı azaltacak yerli bir besi sığırı geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ormanlık alanlarda otlatılmalarına yönelik bir proje de planladıklarını aktaran öğretim üyesi, bu sayede hayvanların beslenmesine katkı sağlanırken kuruyan otların oluşturduğu yanıcı madde birikiminin azaltılabileceğini ifade etti. Boz ırkın hastalıklara karşı dayanıklılığına da dikkati çeken öğretim üyesi, yerli hayvan gen kaynaklarının gelecek nesillere aktarılması için bu ırkların yalnızca koruma altına alınmasının yeterli olmadığını, üretimin içinde yaşatılması ve yetiştiricilerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

ÖĞRENCİLER DE GÖNÜLLÜ OLARAK YETİŞTİRİCİLİĞE KATILIYOR

Çalışmaların öğrencilerin uygulamalı eğitimine de katkı sağladığını belirten Prof. Dr. İbrahim Ak, her yıl gönüllü öğrencilerden oluşan bir grupla çiftlikte çalıştıklarını anlatarak, “Hayvancılığı uzaktan izleyerek öğrenmek mümkün değil. Öğrencilerimiz ders saatleri dışında, gerektiğinde hafta sonları da gönüllü olarak çiftlikte çalışıyor. Hayvanların bakımını, tımarını ve yemlemesini birlikte yapıyoruz. Meraların temizliğine katkı sağlıyorlar. Burada 150’nin üzerinde ağaç da diktik. Öğrencilerimizin yetiştiricilik çalışmalarında çok büyük emeği var. Bizim için önemli olan onların hayvanlarla iç içe, uygulamalı eğitim alarak yetişmeleri. Çünkü bir çiftliğe bir ya da iki kez ziyaret düzenlemekle hayvancılık öğrenilemiyor. Öğrencilerimizin bu işi yaşayarak öğrenmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı. (DHA)

Görüntü Dökümü

------------------------

-Boz ırklardan detaylar

-Prof. Dr. İbrahim Ak röportaj

Haber-Kamera: Cennet Porsuk - Kutay SALİ / BURSA, (DHA)

==================================================

4) KIZILAY'IN SİVAS’TAKİ AŞEVİ HİZMETE AÇILDI

TÜRK Kızılay'ın '81 İlde 81 Aşevi' hedefi kapsamında hayata geçirilen Sivas Semra Aydın Kurt Aşevi hizmete açıldı. Günlük yaklaşık 500 kişiye yemek dağıtılması planlanan aşevi, normal dönemlerde 1600, afet dönemlerinde 7 bin kişiye hizmet verebilecek kapasitede tasarlandı.

Türk Kızılay, ülke genelindeki aşevleriyle ihtiyaç sahiplerine yemek desteği sağlamayı sürdürüyor. Kentte hayırsever Yusuf Ziya Kurt’un destekleriyle inşa edilen yeni Sivas Semra Aydın Kurt Aşevi, düzenlenen törenle açıldı. Törene; Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, AK Parti Sivas Milletvekili Hakan Aksu, Belediye Başkanı Adem Uzun, Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, iş insanı Yusuf Ziya Kurt ve annesi Semra Kurt katıldı. Yeni aşeviyle Kızılay’ın aşevi sayısı 47’ye, hizmet verilen il sayısı 36’ya yükseldi. Aşevinde ilk etapta günlük yaklaşık 500 kişiye üç çeşit yemek dağıtılması planlanıyor. Normal şartlarda günlük 1600 kişiye yemek sunabilecek kapasitede olan aşevi, afet dönemlerinde tek çeşit çorba üretimiyle günde yaklaşık 7 bin kişiye ulaşabilecek.

'KARDEŞLİK KÜLTÜRÜMÜZÜN YANSIMASI'

Törende konuşan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, "Bizler; paylaşmayı bereket, yardımlaşmayı sorumluluk, dayanışmayı ise kardeşliğimizin en güçlü bağı olarak gören köklü bir medeniyetin mensuplarıyız. Peygamber Efendi'mizin 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' Hadis-i Şerif'i de bu anlayışın en güzel ifadelerinden biridir. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz aşevimiz de işte bu köklü medeniyetimizin, paylaşma ve kardeşlik kültürümüzün güzel bir yansımasıdır" dedi.

'BÜYÜK BİR AMAÇLA YOLA ÇIKTIK'

Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz ise "Biz aşevi derken aslında ihtiyaç sahipliğinden ve yoksulluktan daha büyük bir amaçla yola çıktık. Tek başına yaşayan, evinde yemek pişirecek gücü olmayan sadece yemek pişirmek değil, 'acaba benim kapımı çalacak birisi yok mu' diyen büyüklerimiz için yola çıktık. Bu yola çıkarken aynı zamanda afet zamanlarında, beslenme ana sorumlusu olan kurumumuzun herhangi bir afette daha hızlı bir şekilde kapasitesini hayata geçirebilmesinin garantisini bir kenara koyduk. Biz 81 ilde yapmayı hedeflediğimiz aşevleriyle aslında sadece bir yemeği ulaştırmayı hedeflemiyoruz. O kapıyı çalıp 'nasılsın' diye sormaya talibiz" diye konuştu. Konuşmaların ardından Kızılay Sivas Aşevi, dualar eşliğinde kurdele kesilerek hizmete açıldı. (DHA)

Görüntü Dökümü

----------------------

-Açılıştan görüntüler

-Aşevinden görüntüler

-Vali Yılmaz Şimşek'in konuşması

-Kızılay Başkanı Yılmaz'ın konuşması

-Açılış

Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI/SİVAS, (DHA)

==================================================

5) TEKİRDAĞ’DA TEKNEYLE DENİZE AÇILAN BALIKÇILAR, 1,5 TON KEFAL AVLADI

TEKİRDAĞ’da sabah saatlerinde bir tekneyle Marmara Denizi'ne açılan balıkçılar, avladıkları yaklaşık 1,5 ton kefalle limana döndü.

Tekirdağ Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, Marmara Denizi'nde kefal bolluğu yaşandığını belirterek, güzel bir avlanma sezonu geçirdiklerini söyledi. Balıkçıların denizden bol ve bereketli avla dönüp emeklerinin karşılığını almak istediklerini ifade eden Pehlivanoğlu, kefal bolluğunun devam etmesini beklediklerini belirtti. Pehlivanoğlu, "Balıkçı arkadaşlarımız faaliyetlerini kefal balığına yönlendirdi. Bir arkadaşımız yaklaşık 1,5 ton kefal balığıyla limana döndü. Balıkçı arkadaşlarımızı sevindiren bir haber. Allah izin verirse kefal, lüfer, hamsi, istavrit tutacağız" dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Balıkçılar ve ağlardan detay

-Ağlardan balıkların ayıklanması

-Teknedeki balıklardan detay

-Çalışan balıkçılar detay

-İbrahim Pehlivanoğlu ile röp.

Haber-Kamera: Abdullah YALÇIN/TEKİRDAĞ,(DHA)-

==================================================

6) TEKİRDAĞ AÇIKLARINDA YUNUS TEKNEYE EŞLİK ETTİ

MARMARA Denizi'nde Tekirdağ açıklarında bir yunusun tekneye eşlik ettiği anlar cep telefonuyla kaydedildi.

Marmaraereğlisi ilçesinde sabah saatlerinde balık avlamak için denize açılan İbrahim Özkan, teknesine yaklaşan yunusla karşılaştı. Yunusun tekneye eşlik ettiği anlar cep telefonuyla kaydedildi. Yunus bir süre sonra gözlerden kayboldu. (DHA)

Görüntü Dökümü

----------------------------

-Yunus tekneye eşlik etmesi

-Balıkçının elini uzatması

-Yunustan detaylar

Haber: Abdullah YALÇIN/TEKİRDAĞ, (DHA)

Flaş
Sıradaki Haber
Flaş
Etiketler: #Gündem

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

💬 Yorumlar 0

💬 Yorum Yap (üyeliksiz — yorumunuz onaylandıktan sonra görünür)
Üye girişi yap →
💭

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

İlgili Haberler