DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 4
1) 1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ ÇEVRESİNDE BALIK AVCILIĞINA YASAK GETİRİLDİ
TARIM ve Orman Bakanlığı tarafından yeni balık av sezonunda avcılığa bazı düzenlemeler getirildi. 1915 Çanakkale Köprüsü'nün 200-250 metre çevresinde balık avcılığı yapmak yasaklandı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi'nden Prof. Dr. Uğur Altınağaç, "Bu hem seyir emniyeti, hem köprünün güvenliği ve balıkların da o noktada bir kaçış alanı olması açısından, olması gereken bir yasak. Düzenleme olarak uygulanan metrajlar da gayet makul ve mantıklı" dedi.
Çanakkale Boğazı'nda ve uluslararası sularda gırgır, trol ve çevirme ağlarına av yasağı 1 Eylül itibarıyla kalktı. Yasağın kalkmasının ardından 'Vira Bismillah' diyen balıkçılar denize açıldı. Sezonun başlamasıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ticari ve amatör avcılığa yeni düzenlemeler getirildi. Bu kapsamda 1915 Çanakkale Köprüsü'nün 200-250 metre çevresinde balık avcılığı yapmak yasaklandı.
ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Altınağaç, alınan kararı değerlendirdi. Av sezonun başlamasıyla balıkçılara bol ve bereketli bir sezon dileyen Prof. Dr. Altınağaç, "Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından balık avcılığına ticari ve amatör kapsamda düzenlemeler getirildi. Bu düzenlemenin Çanakkale özelinde bizi ilgilendiren kısmı Çanakkale Köprüsü'nün yaklaşık 200-250 metre civarında etrafına ticari ve amatör olarak bir avcılık yasağı getirilmesiydi. Koordinatlar yeni sirkülerde verilmiş. Bu hem seyir emniyeti açısından hem de köprünün güvenliği açısından ve balıkların da o noktada bir kaçış alanı olması açısından bize göre olması gereken bir yasak. Düzenleme olarak uygulanan metrajlar da gayet makul ve mantıklı" diye konuştu.
'AMATÖR AVLANAN BALIKLARIN DA KONTROLÜ İÇİN BÖYLE BİR SİSTEM GELİŞTİRİLDİ'
Amatör balıkçılıkta orkinos avcılığına izin belgesi getirildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Altınağaç, "Daha önce amatör olarak avlanan balıklar Tarım ve Orman müdürlüklerine bildiriliyordu. Fakat şimdi denize çıktığında 'Artık ben Orkinos avlayacağım' diye izin belgesinin oluşturulması gerekiyor. Bunun gibi birçok düzenleme, mesela iç sularda yüzen adaların üstüne çıkarak avcılık yapılması yasaklanmış. Zaten ekolojik olarak çok mantıklı bir şey değildi. Bunun gibi pek çok yasak getirilmiş. Orkinosun avcılığını Uluslararası Atlantik Ton Balıklarını Koruma Komisyonu açılımı ile ICCAT dediğimiz kuruluş yürütüyor. ICCAT bütün orkinosun kotasını kontrol eden bir kuruluş. Ticaride bu kota teknelere, özellikle gırgır teknelerine verilerek avcılığı yapılıyordu. Fakat amatörde bunun hiçbir şekilde bir kontrolü yoktu. Bu amatör olarak avlanan balıkların da kontrol edilebilmesi amacıyla böyle bir sistem geliştirildi. Çünkü Türkiye'de ICCAT'a bu kota konusunda bir bilgi ve hesap vermek durumunda. O nedenle Türkiye'nin orkinos kotasının belirlenmesi konusunda böyle bir uygulama yapıldı" dedi.
Prof. Dr. Altınağaç, şöyle devam etti: "Yüzen adalar, daha çok iç sularda ekolojik olarak koruma altında olan bölgeler. Bu yüzen adaların üzerine çıkarak balıkçılık yapmak ekolojik anlamda adaya zarar veriyor. Çeşitli yosun, ot gibi floranın birleşmesiyle oluşan yapıya zarar vermemek açısından bu adaların üzerine çıkarak balık avcılığı yapmak yasaklanmış durumda. Yeni düzenlemeler kapsamında bazı sahalar avcılığa açılırken, bazı sahalar da kapatılmış. Mesela Antalya'nın Üç Adalar mevkisi avcılığa kapatılırken, diğer avcılığa yasak olan bölgeler de koordinatları genişletilerek avcılığa açılmış. Bu değişen süreçte bazı şeylerin güncellenmesi gerekiyordu. Tarım ve Orman Bakanlığı da bunu yapmış. Yani yeni güncellemelerle balıkçılık sahalarını da düzenlemeye gitmiş." (DHA)
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
-------------------------------:
-1915 Çanakkale Köprüsü çevresinden dron görüntüSÜ
-ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Avlama ve İşleme Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Altınağaç ile röp.
Haber - Kamera: Cemhan ŞEN / ÇANAKKALE, (DHA)
====================================================
2) HATAY'DA REZERV ALANLARDAKİ KONUTLARDA YAŞAM YENİDEN BAŞLADI
HATAY'ın Antakya ilçesinde 6 Şubat depremlerinin ardından rezerv alanlarda inşa edilen konutlarda yaşam yeniden başladı. Vali Mustafa Masatlı, kent merkezinde bugüne kadar 80 bin konut ve 15 binden fazla iş yerinde çalışmaların tamamlandığını açıkladı.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'te meydana gelen depremlerinin en çok yıkıma neden olduğu kentte rezerv alanlarda tamamlanan konutlarda vatandaşlar yeni yuvalarına yerleşmeye başladı. Antakya’nın Cumhuriyet Mahallesi’nde de sokaklarda yeniden hareketlilik yaşanırken, iş yerleri hizmete başlayarak mahalle yaşamı canlandı.
Vali Mustafa Masatlı, dün Cumhuriyet Mahallesi’ndeki evlerinde oturmaya başlayan Yurdagül ailesini ziyaret ederek akşamüstü çayı için misafir oldu. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Vali Masatlı, 6 Şubat depremleri sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ihya, inşa ve imar çalışmalarının sürdürüldüğünü belirtti.
‘GENİŞ ÇAPLI DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞTİRİLDİ’
Vali Masatlı, Cumhuriyet Mahallesi başta olmak üzere cadde, mahalle ve ilçelerde geniş çaplı dönüşüm gerçekleştirildiğini ifade ederek, “Sokaklarda yaşamın yeniden başlamasıyla birlikte dükkanların kepenkleri açıldı, komşuluklar kuruldu ve sosyal doku tekrar canlandı. Şehir merkezinde bugüne kadar 80 bin konut ve 15 binden fazla iş yeri tamamlandı. Vatandaşlar güvenli yuvalarına kavuştu. Yeni yapıların yanı sıra camiler, parklar ve sosyal tesisler de hayata geçiriliyor. Şehir hayatı her alanda yeniden sürdürülüyor" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
- Rezerv alan dron çekimi
- Vali aileyi ziyaret
- Sohbet edilmesi
- Vali ile röportaj
Haber-Kamera:Alican GÜMÜŞ/HATAY,(DHA)
====================================================
3) 47 YILDIR DEDE YADİGARI SU DEĞİRMENİNİ İŞLETİYOR
HAKKARİ'nin Yüksekova ilçesinde yaklaşık 1,5 asırlık olduğu belirtilen su değirmeni, gelişen teknolojiye rağmen dönmeye devam ediyor. Yeşiltaş köyünde çağlayan derenin kenarında bulunan ve tamamen su gücüyle çalışan değirmende buğday, mısır ve bulgur öğütülüyor. Ailesinden kalan değirmeni 47 yıldır işleten Hüseyin Kartal (67), dedesinin vasiyeti üzerine sürdürdüğü mesleği yaşatmaya çalışıyor.
Yüksekova ilçe merkezine yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Yeşiltaş köyünde bulunan değirmen, asırlardır suyun gücüyle dönüyor. Asırlık çınar ağacının gölgesinde bulunan su değirmeninin taşları, yıllardır köylülerin getirdiği buğday, mısır ve bulguru geleneksel yöntemlerle öğütüyor. Değirmen yalnızca Yeşiltaş köylülerine değil, Dağlıca bölgesindeki diğer köylülere de hizmet veriyor. Yaklaşık 1,5 asır önce yapıldığı belirtilen değirmeni ailesinden devralan Hüseyin Kartal, 47 yıldır burada çalışıyor.
'KÖYÜMÜZ İÇİN BİR ESERDİR'
Su değirmeninde öğütülen ürünlerin doğallığını koruduğunu belirten Hüseyin Kartal, "Burada bulgur, buğday ve mısır öğütüyoruz. Atalarımızdan bize kaldı. Bunun en büyük özelliği; unu yakmaması ve doğallığını bozmaması. Su ile döndüğü için kepekli unu bozmadan tamamen doğal şekilde öğütüyor. Bu değirmen dededen kalmadır. Dedem çalıştırdı, ondan babama geçti. Babam vefat ettikten sonra amcalarıma geçti. Mesleği amcalarımdan öğrendim. Amcam da vefat ettikten sonra değirmenin başına ben geçtim. Yaklaşık 47 yıldır da ben çalıştırıyorum. Burada mısır, buğday ve bulgur gibi öğütülebilecek her şeyi un haline getiriyoruz. Hakkari bölgesinde bununla birlikte birkaç tane daha vardı. Onlar da bozuldu. Sadece bu kaldı. Bu da bölgemiz ve köyümüz için bir eserdir. İnşallah hep devam eder" dedi.
AİLEDEN KALAN MİRAS
Değirmende geçmişte daha yoğun üretim yaptıklarını anlatan Kartal, köyde çiftçilik yaptığını ve bunun yanında su değirmenini işlettiğini anlattı. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile geleneksel su değirmenlerinin giderek azaldığını belirten Kartal, şimdi 25-30 teneke un öğüttüklerini ifade etti. Bir tenekenin yaklaşık 15 kilo geldiğini ve öğütülen her tenekeden 1 kilo aldığını anlatan Kartal, değirmenin kendisi için yalnızca bir geçim kaynağı olmadığını, aynı zamanda ailesinden kalan bir miras olduğunu söyledi.
9 ÇOCUĞUNU OKUTTU
Hüseyin Kartal, değirmeni işletirken bir yandan da çocuklarını büyütüp okuttuğunu belirtti. 5'i erkek 4'ü kız 9 çocuğu olduğunu söyleyen Kartal, çocuklarının tamamını okutmayı başardığını, bir çocuğunun üniversiteyi bitirdiğini, diğerlerinin kent merkezinde çalıştığını dile getirdi. 47 yıldır değirmenin başında olan Kartal, çocuklarının da değirmeni sahiplenerek gelecek kuşaklara aktarmasını istediğini söyledi. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------
-Su değirmeninden detay
-Değirmenin altında akan su
-Değirmenin içinden detay
-Mısır öğütülmesinden detay
-Muhabir anonsu
-Mısırdan detay
-Hüseyin Kartal ile röportaj
-Genel detaylar
Haber: Yaşar KAPLAN/YÜKSEKOVA (Hakkari), (DHA)
====================================================
4) ÇİĞİLİ GÖMBE’YE ŞEHİR DIŞINDAN VE YURT DIŞINDAN YOĞUN İLGİ
TOKAT’ta köylerde kışlık yiyecek olarak hazırlanan asırlık lezzet ‘Çiğili Gömbe’, kent merkezindeki bir pide fırınında üretilmeye başlandı. Türkiye’nin 60 iline kargo ile gönderilen yöresel lezzet, Almanya ve Kıbrıs’tan da talep görüyor.
Tokat köylerinde özellikle yaz aylarında hazırlanarak dondurucularda muhafaza edilen ve kış aylarında ısıtılarak tüketilen asırlık geleneksel lezzet Çiğili Gömbe, kent merkezinde pide fırını işleten Aycan Ateş (50) tarafından taş fırında üretilerek satışa sunuluyor. Yaklaşık 1 yıldır seri şekilde ürettiği gömbeleri kargo ile Türkiye’nin dört bir yanına ulaştıran Ateş, gelen yoğun taleplere yetişmekte güçlük çekiyor.
KIZIK KÖYÜ USULÜ İLE YAPILIYOR
Gömbenin hazırlanış süreci ve çeşitleri hakkında bilgi veren işletme sahibi ve pide ustası Aycan Ateş, "Çiğili Gömbe, Tokat’ın köylerinde kışlık yiyecek olarak hazırlanan ve geleneksel olarak kışın tüketilen bir üründür. Gömbenin Artova ve Kızık köyü usulü olmak üzere 2 türü bulunuyor. Biz Kızık köyü usulü yapıyoruz. Mayasız hamurdan hazırlanıyor. Hamurun dinlendirilmesinin ardından tamamen çiğ sütün kaymağı kullanılarak şekillendiriliyor ve fırınımıza veriliyor. Pişme süresi yaklaşık 25-30 dakika sürüyor" dedi.
60 İLE VE YURT DIŞINA GÖNDERİYORUZ
Ürüne olan ilgiden memnun olduklarını belirten Ateş, "Şu an Türkiye genelinde 60 ile bu lezzeti kargo vasıtasıyla ulaştırıyoruz. İnanılmaz bir talep var. Yurt dışından da siparişler alıyoruz; son olarak Almanya ve Kıbrıs’a gönderim sağladık" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------
- Çiğili Gömbe hazırlanışı
- Fırına atılması
- Fırından çıkarılması
- Aycan Ateş röportaj
Haber-Kamera: Fatih YILMAZ/TOKAT, (DHA)
====================================================
5) DOWN SENDROMLU HÜMA’NIN UMRE HAYALİ GERÇEK OLDU
AMASYA’da rüyasında Kabe’yi gördükten sonra umreye gidebilmek için harçlığını biriktiren Down sendromlu Hüma Kayataş’ın (14) hayali, DHA’nın haberi sonrası bir hayırseverin desteğiyle gerçek oldu. Anne ve babasıyla birlikte kutsal topraklara giden Hüma, Kabe’yi ziyaret edip tavaf etti.
Şeyhcui Mahallesi’nde yaşayan Down sendromlu Hüma Kayataş, yaklaşık 8 ay önce rüyasında Kabe’yi gördü. Rüyasının ardından umreye gitmeyi çok isteyen Hüma, kendisine verilen harçlıkları biriktirmeye başladı. Hüma’nın kutsal topraklara gitme isteği, DHA tarafından haberleştirildi. Haberin ardından Hüma’nın umre hayalini gerçekleştirmek isteyen bir hayırsever aileye destek oldu. Böylece Hüma’nın uzun süredir kurduğu hayal gerçeğe dönüştü. Hüma, annesi Dudu ve babası Gökay Kayataş ile birlikte 10 Eylül'de kutsal topraklara gitti.
KABE’Yİ ZİYARET EDİP TAVAF ETTİ
Umre ziyaretini gerçekleştiren Hüma, ailesiyle birlikte Kabe’yi ziyaret etti. Rüyasında gördüğü Kabe’nin karşısında duran Hüma büyük mutluluk yaşadı. Hüma, ailesiyle birlikte Kabe’yi tavaf ederek umre ibadetini gerçekleştirdi. Ardından Medine-i Münevvere’ye geçen Hüma, Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti. Burada dua eden Hüma, kutsal topraklarda olmanın mutluluğunu yaşadı.
Hüma’nın umre hayalini gerçekleştiren hayırsever Resul Kepil, “Hüma kardeşim rüyasında Kâbe’yi görüyor. Rüyasında hazreti Resulullah’ı, hazreti Ömer’i görüyor ve bu vesile ile bizim misafirimiz oldu. Bizi şereflendirdi. Allah’ım inşallah şefaatine nail eylesin. Çok güzel çocuklarımız. Biz çocuklarımızı çok seviyoruz. Rabbim çocuklarımız ile Kabe’de tavaf etmeyi nasip eylesin. Allah hepinizden razı olsun’ dedi.
Hüma’nın aylar boyunca biriktirdiği harçlıklarla başlayan umre hayali, hayırseverin desteğiyle gerçeğe dönüşürken, ailesi de kızlarının mutluluğuna ortak oldu. (DHA)
Görüntü Dökümü:
----------------
-Hüma’nın Kabede tavaf etmesinden görüntüler
-Hüma’nın dua etmesinden görüntüler
- Hüma’nın umre hayalini gerçekleştiren Resul Kepil konuşması
-Genel detaylar
Haber: Şerife Serap KARA-AMASYA-DHA
====================================================
6) SANAL MEDYADA İLGİ GÖREN 'SALLA DANSI'NI İZLEMEK İSTEYENLER BURSA'YA GELİYOR
BURSA’nın Mehmet Akif Mahallesi’nde yaklaşık 20 yıldır düğün, sünnet ve asker eğlencelerinde yapılan ve halk arasında 'Salla Dansı' olarak bilinen dans, sanal medyada milyonlarca kişiye ulaştı. Dansı yerinde görüp, eğlenceye katılmak isteyenler ise İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere farklı illerden Bursa'ya geliyor.
Osmangazi ilçesinde halk arasında ‘Mutlular’ olarak bilinen Mehmet Akif Mahallesi’nde yaklaşık 20 yıldır düğün, sünnet ve asker eğlencelerinde yapılan dans, sanal medyada milyonlarca kişiye ulaştı. Halk arasında ve sanal medyada ‘Salla Dansı' olarak bilinen dansın kursu veya herhangi bir eğitimi de bulunmuyor. Dansın figürleri kuşaktan kuşağa aktarılırken, mahallenin gençleri büyüklerinden öğrendikleri figürleri grup halinde ve aynı anda yaparak hem eğleniyor hem de eğlendiriyor. Sanal medyada beğeniyle izlenen dansı yerinde görmek ve eğlenceye katılmak isteyenler ise İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere farklı illerden Bursa'ya geliyor.
'MAHALLE GELENEĞİ'
Askere gideceği için arkadaşlarının düzenlediği 'Salla Dansı'na eşlik eden Burak Akyörük (21), "Gösterimiz bir mahalle geleneği haline geldi. Mahallemizde bir arkadaşımız iki yıl önce ‘Video çekelim' dedi. Çektiğimiz bu görüntüleri sanal medyaya yükledikten sonra beklediğimizden çok beğeni aldık. Şimdi bizleri izlemek için Türkiye'nin birçok ilinden Bursa'ya geliyorlar. Biz de öğrendiklerimizi çocuklarımıza öğreteceğiz" dedi.
'DANS EDEREK EĞLENİYORUZ'
Dansı, toplu şekilde mahalledeki çocuklara da öğrettiklerini söyleyen Akyörük, "Büyük ağabeylerimiz bize öğretti, biz de bizden sonraki nesillere öğreteceğiz. Mahallemiz Bursa’nın içinde bir köy gibi, herkes birbirini tanıyor. Videoların sanal medyada yayılmasıyla mahalle dışından da eğlenceye katılanlar oluyor. Benim asker eğlencem için de şehir dışından gelen misafirler var. Bugünkü eğlenceye İzmir’den, İstanbul’dan, Ankara’dan gelenler var. Dışarıdan insanlar merak edince biz de davet ettik, hep beraber eğleniyoruz. Mahallemizdeki eğlencelerde kesinlikle havaya ateş açmak gibi şeyler yoktur. Biz, sadece dans ederek eğleniyoruz. Eğlencemizin bu kadar büyüyeceğini biz de tahmin etmiyorduk. Yaklaşık 20 yıldır yaptığımız dans, son 2 yılda popülerleşti. Mahallemizdeki bu gelenek ileride de devam edecek" ifadelerini kullandı.
'İZMİR'DEN GELDİM'
Sanal medyada oryantal içerikleriyle tanınan Simay S. (20), karşısına çıkan videolardan etkilenip mahalleliyle iletişime geçti. İzmir’den Bursa’ya gelip asker eğlencesine katılan Simay S., "Dansta kullanılan şarkıyı zaten çok seviyordum. Dansı görünce çok eğlendim ve heyecanlandım. Sadece Türkiye'de değil, yurt dışında da insanlar bu sesi kullanarak kendi danslarını yapıyor. İnternette sürekli karşıma çıkıyordu, görmemek imkansızdı. 'Bu dansı kesinlikle yapmam lazım' dedim. Hemen iletişime geçtim, günü netleştirip otobüse atladığım gibi İzmir’den Bursa’ya geldim ve aralarına katıldım" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
-Cennet porsuk anons
-Danstan dron görüntüleri
-Danstan detaylar
-Sosyal medya fenomeni Simay S. röportaj
-Mahalle sakini Burak Akyörük röportaj
Haber: Cennet PORSUK -Kamera: Yiğithan HÜYÜK/BURSA, (DHA)
====================================================



