DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3
1) SOMA'DA MADENDEKİ GÖÇÜKTE YARALI KURTARILAN İŞÇİ: O AN ÇOCUKLARIM AKLIMA GELDİ
MANİSA’nın Soma ilçesinde maden işletmesinde meydana gelen 5 kişinin hayatını kaybettiği göçükten kurtarılan 2 işçiden İbrahim Çimen (44), yaşadıklarını, "Direkler çökmeye başlayınca kendimi attım. Direkler, belimden bastırmaya başladı. O an çocuklarım aklıma geldi" dedi.
Soma ilçesinde faaliyet gösteren bir maden işletmesinde dün saat 14.00 sıralarında göçük meydana geldi. 7 işçi göçük altında kalırken, ihbar üzerine bölgeye AFAD, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler, işçilerden Süleyman Şakrak ve İbrahim Çimen’i (44) yaralı olarak kurtardı. Ekipler Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, İsa Olcay ve Ömer Karakaya’nın ise cansız bedenlerine ulaştı.
‘DİREKLER ÇÖKMEYE BAŞLAYINCA KENDİMİ ATTIM'
Yaralı kurtarılan madencilerden İbrahim Çimen’in tedavisi normal serviste sürerken, Süleyman Şakrak ise tedavisinin ardından taburcu edildi. Göçükten sağ kurtulan evli ve 3 çocuk babası İbrahim Çimen, “Çalışıyorduk, destek yapıyorduk. Çalıştığımız bölgedeki direkler bir anda çökmeye başladı. Kendimi attım. Direkler, belimden bastırmaya başladı. O an çocuklarım aklıma geldi" dedi.Kalçasında çatlak, ayağında ise çatlak ve kırık bulunduğunu belirten Çimen, 2005 yılından bu yana madende çalıştığını söyledi. Emekli olduktan sonra ihtiyaçları nedeniyle çalışmaya devam ettiğini belirten Çimen, "Maaşlar düzenli yatmıyordu. Hepimizde aynı sorunlar vardı, bu işe de yansıyor" diye konuştu. (DHA)
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
-Hastaneden görüntü
-Göçükten sağ kurtarılan İbrahim Çimen ile röp.
Haber: Ersan ERDOĞAN - Kamera: Serkan ÖZDEMİR / SOMA (Manisa), (DHA)
====================================================
2) ATATÜRK'ÜN DAMAK KALIBININ ÖRNEĞİ, ENVER PAŞA'NIN AZI DİŞİ AYNI MÜZEDE
ADANA'da Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyan Prof. Dr. İlter Uzel Tıp ve Diş Hekimliği Müzesi, birbirinden dikkat çekici eserleriyle ziyaretçilerini tıp tarihinde yolculuğa çıkarıyor. Atatürk'ün üst damak kalıbının örneği ile Enver Paşa'ya ait azı dişinin yanı sıra, bir Anzak askerinin alt çenesi ve dünyanın ilk organ naklinin bal mumu canlandırması müzenin öne çıkan eserleri arasında yer alıyor.
Seyhan ilçesindeki Ulucamii Mahallesi Ali Münif Yeğenağa Caddesi'nde Seyhan Belediyesi tarafından restore edilen tarihi bir konakta ziyaretçilerini ağırlayan Prof. Dr. İlter Uzel Tıp ve Diş Hekimliği Müzesi'nde; tıbbi aletlerden, tarihi belgeler ve eğitim materyallerine kadar geniş bir koleksiyon bulunuyor. Büyük oranda Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. İlter Uzel'in 1972 yılından bu yana biriktirdiği eserlerin sergilendiği müze, yerli ve yabancı ziyaretçilerin yanı sıra öğrencilere de zengin bir kaynak sağlıyor. Müzede ayrıca Prof. Dr. İlter Uzel'in bir dişçi koltuğunda Türkmen kızını tedavi ettiği gösterilen bal mumu heykeli de dikkat çekiyor.
ZİYARETÇİLERİ HEYECANLANDIRAN MÜZE
Seyhan Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Utku Arınç, "Müzemizde yer alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün orijinal üst çene damak kalıbının örneği, Enver Paşa'ya ait altın kaplama azı dişi, Gelibolu Savaşı'na katılan bir Anzak askerinin alt çenesi, milattan sonra 4'üncü yüzyılda Hristiyan azizleri ikiz doktor kardeşler Kosmas ve Damianos tarafından dünyanın ilk organ naklinin yapılma anının bal mumu heykellerle canlandırılması, 1840'larda Ermeni bir diş hekimine ait olan dişçi koltuğu ziyaretçileri oldukça heyecanlandırıyor" diye konuştu.
AYDA 3 BİN ZİYARETÇİ
Müzenin diş hekimliği fakültesi öğrencileri için de önemli bir atölye olduğuna dikkat çeken Utku Arınç, "Müzemiz, Adana'nın en emsal, en güzel lokasyonundan birine sahiptir. Çevresinde tarihi Ulu Camii, Büyük Saat Kulesi, Ramazanoğlu Medresesi, Kazancılar Çarşısı ve Ziya Paşa'nın kabrinin bulunduğu, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan tarihi bir bölgededir. Dolayısıyla ayda yaklaşık 3 bin kişi müzemizi ziyaret etmektedir. Burası aynı zamanda diş hekimliği fakültesi öğrencileri için müthiş bir okul aslında. Şu anki modern tıbbın öncesinde nasıl bir süreci olduğu, nasıl aletlerle müdahalelerde bulunulduğunun canlı örneğini burada keşfedebiliyor, öğrenebiliyorlar" dedi.
'ÇUKUROVA, TIP TARİHİNE ÖNCÜLÜK EDEN BİR BÖLGE'
Müzede yer alan eserlere de bakıldığında Çukurova’nın tıp tarihinde öncü bir bölge olduğunun görüldüğünü vurgulayan Arınç, "En önemlisi, Anavarza gibi bir antik kentimiz var. Anadolu'nun en büyük kentlerinden bir tanesidir. Aynı zamanda antik dönemin en önemli hekimlerinden olan Dioskorides'in de memleketidir. Dioskorides, tıp tarihi ile ilgili kitap yazan en erken kaynaklardan bir tanesidir. Endemik bitkilerin çok olması ve bunların eczacılıkta kullanılması, burayı önemli bir merkez haline getiriyor. Bu nedenle Çukurova, tıp tarihi ile oldukça ilişkili ve çok da önde olan bir bölgedir" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------
- Seyhan Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Utku Arınç ile röportaj
- Müzeden detayalar
Haber:Gülşah ATICI-Kamera:Eser PAZARBAŞI/ADANA,(DHA)
====================================================
3) GEÇEN YIL DON VURAN YEŞİLHİSAR ELMASI, BU YIL ÜRETİCİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ
KAYSERİ'nin Yeşilhisar ilçesinde geçen yıl don nedeniyle hasat yapılamayan elma, bu yıl üreticisinin yüzünü güldürdü. Erciyes'ten esen rüzgar nedeniyle farklı bir aroması olan ve 4 farklı ülkeye ihraç edilen Yeşilhisar elması, dünya mutfağına da lezzet katıyor. Elma üreticisi Ünal Habanoğlu (56), "Yeşilhisar bölgesinde yaklaşık 32 bin dönüm elma bahçesi var. Yeşilhisar bölgesinde 120 bin ton elma üretimi bekleniyor" dedi.
Yeşilhisar ilçesinde yaşayan Ünal Habanoğlu, 8 yıl önce elma yetiştiriciliğine merak sardı. Erciyes’ten esen rüzgar nedeniyle bölgede yetişen birçok ürünün aroma farkının olduğunu öğrenen Habanoğlu, ilçenin İçmece mevkisinde hobi olarak elma yetiştirmeye başladı. Zamanla hobisi mesleğine dönüşen Ünal Habanoğlu, 130 dönüm arazi üzerinde 25 bin bodur ağaca ulaştı. Yeşilhisar'da hasat edilen elmalar Hindistan, Mısır, Katar ve Dubai gibi çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.
'BAHÇELERİMİZİN VERİMİ BU SENE ÇOK GÜZEL'
Bu sene rekolteden memnun olduklarını söyleyen Ünal Habanoğlu, "Bu yıl elma hasadına başladık. Yeşilhisar bölgesinde yaklaşık 32 bin dönüm elma bahçesi var. Yaklaşık rekolte bu sene, Yeşilhisar bölgesinde 120 bin ton elma üretimi bekleniliyor. Ürettiğimiz elmaları ihracat ve iç piyasaya veriyoruz. Hindistan, Mısır, Katar, Dubai gibi ülkelere de ihraç ediyoruz. 2025 yılında genel olarak Türkiye'de don yaşanmıştı, bizim bölgemizde de elma üretimi yüzde 90 azalmıştı. Bu sene yüzde 100 hasadımız var. Bahçelerimizin verimi bu sene için çok güzel" dedi.
'AROMASI ÇOK FARKLI'
Sabah erken saatlerde bahçeye geldiklerini belirten Habanoğlu, "Yeşilhisar'da Şanlıurfa'dan gelmiş tarım işçileri var. Sabah 8'de başlıyoruz, akşam 5'e kadar hasat edip ve akşam 5'te topladığımız ürünleri tüccarın TIR'larıyla naklediyoruz. Soğuk hava deposuna, orada da işlenerek yurt dışına ihracata gönderiliyor. Erciyes Dağı'nın esintisiyle elmamızın lezzeti ve aroması çok farklı" diye konuştu.
90 DÖNÜM ALANDA TOPLAM 400 TON ÜRÜN
Habanoğlu, elma üretiminin zor bir iş olduğunu da söyleyerek, "Kırmızı ve yeşil elma üretiyorum. Bizim burada yaklaşık şu anda bu bahçede 90 dönüm, bir de 40 dönüm diğer bahçemizde var. Burada yaklaşık 300 ton rekolte bekliyoruz, diğer bahçemizde de 100 ton kırmızı rekolte bekliyoruz elma olarak. Elma üretimi meşakkatli ve zor bir tarım alanı. Bölgemizdeki insanlara ve çiftçilere arkadaşlarımıza üretelim ve ülkemizin ekonomisine katkı olsun diye öncülük yapmaya çalışıyoruz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Dron görüntüsü
-Elma bahçesinden genel ve detay
-Elmaların araçlara yüklenmesi
-Ünal Habanoğlu ile röp
Haber-Kamera: Metin DEĞİRMENCİ/KAYSERİ, (DHA)
====================================================
4) DİYARBAKIR’DA SAĞANAK VE DOLU ETKİLİ OLDU
DİYARBAKIR’ın Silvan ilçesinde etkili olan sağanak ve dolu nedeniyle bazı bölgelerde taşkınlar meydana geldi. Belediye ekipleri, bölgede çalışma başlattı.
Silvan ilçesinde etkili olan sağanak ve dolu, bazı bölgelerde taşkınlara neden oldu. Dağlık bölgelerden gelen yağış suları nedeniyle yaşanan taşkınların ardından belediye ekipleri çalışma başlattı. Ekipler, taşkından etkilenen bölgelerde gerekli müdahalelerde bulunurken, ulaşımın aksamaması ve günlük yaşamın olumsuz etkilenmemesi için çalışmalarını sürdürdü. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
- Silvan’da yağış sonrası oluşan su birikintilerinden detay
- Belediye personellerinin saha çalışmaları
- İş makinelerinin saha çalışmaları
-Genel ve detay görüntüler
Haber- Kamera: İhsan YILMAZ- Seyfettin EKEN/ DİYARBAKIR (DHA)
====================================================
5) AMERİKALI ASTRONOT AİSHA BOWE: TÜRKİYE ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE YILDIZLARDA OLACAK
ADANA'da bir programda gençlerle buluşan Bahama kökenli Amerikalı Astronot, Havacılık ve Uzay Mühendisi Aisha Bowe, "Gökyüzü artık sınır değil, sadece bir başlangıçtır. Uzay araştırmaları konusunda, yıldız şu anda bayrağınızda ama Türkiye önümüzdeki dönemde yıldızlarda olacak. Çünkü artık uzaya gitmek için daha çok roket ve daha fazla fırsat var" dedi.
Deniz seviyesinden yaklaşık 100 kilometre yükseklikteki ve uluslararası alanda uzayın başlangıç sınırı olarak kabul edilen Kármán hattını geçen Astronot, Havacılık ve Uzay Mühendisi Aisha Bowe, ABD’nin Adana Konsolosluğu'nun davetlisi olarak kente geldi. Altın Koza Film Festivali kapsamında gösterimi olan 'Apollo 13' filmini öğrencilerle birlikte izleyip, daha sonra söyleşi gerçekleştiren Aisha Bowe, deneyimlerini ve uzay çalışmalarıyla ilgili öngörülerini DHA’ya anlattı.
'UZAY ARAŞTIRMALARI İNSANLIK İÇİN GEREKLİ'
Kariyerine NASA Ames Araştırma Merkezi’nde başlayan Bowe, bu yolculukta matematiğe olan ilgisinin büyük katkısı olduğuna dikkat çekerek, "17 yaşında matematik ve bilime ilgi duyan bir kız çocuğuydum. Uzay bilimci ve astronot olmamla ilgili yolculuk böyle başladı. Babamın beni matematik konusunda ders almaya yönlendirmesi benim uzay mühendisliği okumama sonra da NASA’da çalışmama sebep oldu. Geçen sene de uzaya gitme hedefimi gerçekleştirdim. Bu yolculukta benimle Katy Perry de vardı. Bitkilerdeki değişime bakıyorduk. Bitkilerin mikro yer çekimi ortamında nasıl cevap verdiğini gözlemledik. Uzay araştırması çok önemli, çünkü bu insanlık için gerekiyor. Eğer bir bitkiyi uzayda yetiştirebiliyorsak herhangi bir koşulda dünyada yetiştirebileceğimiz anlamına geliyor. Beni bu süreçte en çok ailemi geride bırakmak zorladı. Çünkü annem bir rokete binip benim uzaya gitmemi istemiyor, korkuyordu. Babam ise ‘Senden sonra gelenler senin bu cesaretinle gerçekten gurur duyacaklar’ ifadelerini kullandı.
'UZAY SEYAHATİ ÇOK DAHA ULAŞILABİLİR OLACAK'
Gökyüzünün artık sınır değil bir başlangıç olduğunu vurgulayan Aisha Bowe, "‘İmkansız’ sadece bir algıdır. İmkansız diye bir şey yoktur. Ben hiçbir zaman NASA’da çalışabileceğimi, uzaya gidebileceğimi düşünmedim. Bu yolda Adana’ya kadar gelebileceğimi düşünmedim. Yediğim bütün kebaplar için çok teşekkür ederim. Beni izleyen herkese şunu söylemek istiyorum; gökyüzü artık sınır değil, sadece bir başlangıçtır. Uzay araştırmaları konusunda, yıldız şu anda bayrağınızda ama Türkiye önümüzdeki dönemde yıldızlarda olacak. Çünkü artık uzaya gitmek için daha çok roket ve daha fazla fırsat var. Uzayla ilgili bence bizi en çok şaşırtacak sürpriz de uzay seyahatine gitmek çok daha ulaşılabilir bir şey olacak. Önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde değil belki ama daha sonra dünyadaki insanlar için uzaya gitmek çok daha ulaşılır olacak. Beni bu sıcak, harika ülkede ağırlayan herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
AİSHA BOWE KİMDİR?
Bowe, Nisan 2025’te özel bir Amerikan uzay şirketi olan ve yeniden kullanılabilir roket sistemleriyle insanlı uzay uçuşları gerçekleştiren Blue Origin’in NS-31 göreviyle uzaya çıktı. Uçuş sırasında NASA ile bağlantılı araştırma kurumlarıyla yürütülen bitki biyolojisi deneylerinde bilimsel yük operatörü olarak görev yaptı. Bowe, deniz seviyesinden yaklaşık 100 kilometre yükseklikteki ve uluslararası alanda uzayın başlangıç sınırı olarak kabul edilen Kármán hattını geçti. Mühendislik, girişimcilik ve uzay alanlarındaki çalışmalarıyla özellikle gençleri fen, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) kariyerlerine yönelmeleri konusunda teşvik etmektedir. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
- Amerikalı Astronot Aisha Bowe ile röportaj
- Toplantıdan detaylar
Haber: Gülşah ATICI-Kamera:Eser PAZARBAŞI/ ADANA,(DHA)
====================================================
6) ADANA’DA FİRARİ 4 HÜKÜMLÜ YAKALANDI
ADANA’da haklarında farklı suçlardan kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari 4 hükümlü, saklandıkları adrese yapılan baskınla yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesine bağlı Aranan şahıslar Büro Amirliği ekipleri, farklı suçlardan haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlülerin yakalanması için çalışma yaptı. Ekipler, ‘Hırsızlık’ suçundan kesinleşmiş 25’er yıl hapis cezasıyla aranan Yusuf G. ve Fatih K. ile ‘Uyuşturucu madde ticareti’ suçundan kesinleşmiş 12 yıl hapis cezasıyla aranan Sedat A. ve ‘Yağma’ ve ‘Dolandırıcılık suçlarından hakkında kesinleşmiş 23 yıl hapis cezası bulunan Derman G.’nin saklandıkları adresleri tespit etti. Polis, belirlenen adreslere eş zamanlı yaptığı baskınlarda firari 4 hükümlüyü yakaladı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan hükümlüler önce adliyeye ardından da cezaevine gönderildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
- Firari hükümlülerin adliyeye sevki
- Asayiş Şube ve emniyetin dış görüntüsü
Haber: Anıl ATAR – Kamera: ADANA, (DHA)
====================================================
7) ADANA'DA DÜĞÜNDE GELİN VE DAMADA KEÇİ HEDİYE EDİLDİ
ADANA’nın Kozan ilçesinde Cennet Kayadelen ve Kemal Karaköse çiftinin düğününde, damadın arkadaşı İlyas Beydilli, çifte düğün hediyesi olarak keçi verdi.
Kozan’da Cennet Kayadelen ve Kemal Karaköse çifti, yapılan düğünle dünyaevine girdi. Davetlilerin katıldığı düğünde takı merasimi sırasında salona getirilen keçi, gelin ve damat başta olmak üzere davetlilerin şaşkınlığına neden oldu. Damadın arkadaşı maden mühendisi İlyas Beydilli, keçiyi düğün hediyesi olarak gelin ve damada verdi. Renkli görüntülerin yaşandığı anlarda davetliler de o anları cep telefonlarıyla görüntüledi.
‘MANGALI SEVDİĞİMİ BİLDİĞİ İÇİN YAPMIŞ’
Damat Kemal Karaköse, “İlyas arkadaşım benim mangal sevdiğimi bildiği için böyle bir şey yapmış herhalde” dedi.
Keçiyi düğün hediyesi olarak getiren İlyas Beydilli ise “Adanalılar mangalı ve mangal çeşitlerini çok sever. Damadın da eti ve mangalı çok sevdiğini biliyorum. Ben de sıradan bir hediye yerine böyle bir hediye seçtim. Yedikçe beni hatırlasın” diye konuştu.Düğünde yaşanan sıra dışı hediye merasimi, davetliler arasında renkli görüntülere sahne oldu. (DHA)
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
- Süslenen keçinin salona getirilmesi
- Damada keçinin hediye edilmesi
- Davetlilerin ve gelinin şaşkınlığı
- Damadın konuşması
- Keçiyi hediye eden İlyas Beydilli'nin konuşması
Haber-Kamera: Ali GÖKDAL/KOZAN,(Adana), (DHA)
====================================================
8) 300 YILLIK MEZARLIK ZİYARETİ GELENEĞİ 5 BİN KİŞİYİ BULUŞTURDU
ŞIRNAK'ın Balveren beldesinde yaklaşık 3 asırdır sürdürülen mezarlık ziyareti geleneği, bu yıl yaklaşık 5 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Cudi Dağı eteklerindeki Balveren Mezarlığı'nda bir araya gelenler, yakınlarının mezarlarını ziyaret edip dua etti. Geçmişteki kırgınlıkların da sona erdirildiği gelenekte, kurbanlar kesildi ve metrelerce uzunluğundaki sofralarda yemek ikram edildi.
Kentte yaklaşık 3 asırdır sürdürülen ve her yıl ekim ayının ilk perşembesi düzenlenen mezarlık ziyareti geleneği için Şırnak'ın yanı sıra Türkiye'nin farklı kentleri ve yurt dışından gelenler, Balveren Mezarlığı’nda bir araya geldi. Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı buluşmada Kur'an-ı Kerim ve Mevlid-i Şerif okundu, hayatını kaybedenler için dua edildi, öğle namazı kılındı. Gelenek kapsamında kesilen kurbanların ardından kazanlarda hazırlanan yemekler, metrelerce uzunluğundaki sofralarda ziyaretçilere ikram edildi.
'KÖKLÜ KÜLTÜRÜMÜZÜN BİR TEZAHÜRÜ'
Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurullah Agitoğlu, geleneğin önemine dikkat çekerek, "Burada atalarımızdan kalan yüzyıllardır devam ettirilen çok önemli bir tören yapılıyor. Bu tabii köklü kültürümüzün, atalarımızın, medeniyetimizin bir tezahürüdür. Her yıl burada insanlar sevinçle toplanıyorlar. Avrupa'dan, İstanbul'dan, Ankara'dan, değişik illerden buralı olan hemşehrilerimiz geliyorlar. Bu, birlik ve beraberliğe dair güzel şeyler veriyor bize. Bu hem Müslümanlığımızın bize gösterdiği, öğrettiği bir şeydir hem de köklü kültürümüzün bize öğrettiği bir şeydir. Burada toplandığımız zaman ölmüşlerimize dualar ediyoruz. Memleketimizin huzuru, birliği, beraberliği için burada dualar ediyoruz. Kur'an-ı Kerimler okunuyor, Mevlid-i Şerifler okunuyor. Bunun devam ettirilmesini biz de temenni ediyoruz. Hepimizin buna destek vermesi gerekiyor" dedi.
'MEZARLIKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ'
Ahmet Bayram ise geleneğin yalnızca mezarlık ziyareti olmadığını belirterek, "Yaklaşık 300 yıldır bu kültür devam ediyor. Bu yalnız toplanmak için değildir aynı zamana mezarlıklarımıza da sahip çıkıyoruz, etrafını güvenli hale getiriyoruz. Alimler gelip Kur’an-ı Kerim okuyor. Binlerce insan burada toplanıyor. Dostlar, ahbaplar, akrabalar buraya gelip sosyalleşiyor. Bu kültür böyle devam edecek. 300 yıldan fazladır bu böyle devam ediyor. İnşallah böyle devam edecektir" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Alandan genel görüntü
-Yemek pişirilmesi
-Tencerelerden görüntü
-Toplanan insanlar
-Namaz kılınması
-Yemek dağıtılması
-Dron görüntüsü
-Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Sekvan KÜDEN/ŞIRNAK, (DHA)
====================================================
9) 1700’LÜ YILLARDAN GÜNÜMÜZE OYUNCAKLAR BU MÜZEDE SERGİLENİYOR
SAMSUN’un Canik ilçesinde yaklaşık 800 metrekare alanda kurulu olan dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en büyük oyuncak müzesinde, 1700’lü yılların sonlarından günümüze uzanan bine yakın nostaljik ve tarihi oyuncak sergileniyor. Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi İdarecisi ve Arkeolog Ümmühan Kığılcım, “Türkiye'de en büyük oyuncak müzesi olarak geçmekteyiz. Oyuncak kategorisinde, dünya sıralamasında da üçüncü olarak görülüyoruz. Yani dünyada üçüncü, Türkiye'de birinci olarak geçiyor oyuncak müzemiz” dedi.
Canik Belediyesi Mevlana Eğitim, Kültür ve Yaşam Kampüsü’nde yaklaşık 800 metrekare alanda kurulu olan dünyanın 3’üncü, Türkiye’nin ise en büyük oyuncak müzesi Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi’nde, 1700’lü yılların sonlarından günümüze uzanan bine yakın nostaljik ve tarihi oyuncak sergileniyor. 8 yıl önce kapılarını açan müzede, ahşap oyuncak bebekler, Mickey Mouse'un ilk çizim halinin oyuncağı, Prenses Lady Diana, 1980'li yılların mahalle konseptini yansıtan bir bakkal dükkanına kadar birçok oyuncak, ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Müzedeki oyuncakların seçimi ve sergileme konsepti ise şair ve yazar Sunay Akın’ın danışmanlığında oluşturuldu. Sergi bölümlerine yerleştirilen karekodlar ile oyuncaklar Sunay Akın'ın sesinden tanıtılıyor.
MÜZE 5 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR
Oyuncak müzesinin Türkiye’de en büyük oyuncak müzesi olduğunu belirten Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi İdarecisi ve Arkeolog Ümmühan Kığılcım, “Canik Belediyesi Oyuncak Müzesi 2017 yılında çalışmalarına başlıyor ve 31 Ocak 2018 yılında da hizmete açılıyor. Müzemizi yoğun olarak okul grupları, yaz aylarında turlar çok fazla ziyaret etmekte. Müzemiz 5 bölümden oluşuyor. Orta teşhir, sağda ve solda da ikişer teşhir var. Toplam 5 alanımız var. Burada konsept bakımından birbiriyle uyum olsun, diye Sunay Akın tarafından güzel bir değerlendirme ile yerleştirilmiş oyuncaklar görüyorsunuz. Vitrinler Sunay Akın'ın tamamıyla kendi konsepti. Oyuncaklar onun eserleri, onun koleksiyonuna ait. Konsept danışmanımız da bizzat Sunay Akın. Müzemizde bine yakın eser mevcut. En eskisi 1700'lerin sonuna tarihlendirilen bir ahşap bebek. Sunay Akın eser listesinde, 1780-1790 yılına tarih vermiş. Güncelleri de 1950'lerden sonra böyle 1980'lere kadar geliyor. Müzemiz bina yapısı olarak çok büyük bir müze. Diğer müzeleri oranla çok büyük. Türkiye'de en büyük oyuncak müzesi olarak geçmekteyiz. Oyuncak kategorisinde, dünya sıralamasında da üçüncü olarak görülüyoruz. Yani dünyada üçüncü, Türkiye'de birinci olarak geçiyor oyuncak müzemiz” diye konuştu.
ÇOK DETAYLI, ÇOK İŞÇİLİK İÇEREN OYUNCAKLAR VAR
Müzede pelüş oyuncaklardan, ahşap oyuncaklara, bebek evlerine varana kadar çok çeşitli oyuncakların olduğunu ifade eden Kığılcım, “Hatta Lehmann gruptan bahsedebiliriz. Bu grubun oyuncakları şöyle bilinir, renkli metal plakalar kullanılarak, ince plakalar kullanılarak yapılmışlardır, hem de kurmalılardır. Bazılarını şu an hala elimize aldığımızda çalıştırabiliyoruz. Yani çok kaliteli, güzel bir şekilde üretilmiş oyuncaklar. Pelüş oyuncaklar çok fazla dikkat çekiyor, özellikle küçük yaş grubu için. Yetişkinler de daha çok Doll House dediğimiz ya da bebek ev olarak bildiğimiz oyuncakları seviyorlar. Onlar aslında zamanında çocukları oynasınlar diye yapılan oyuncaklar değillermiş. İleriki nesiller o dönemin kültürünü görsünler diye, tamamen kültürü yansıtmak amacıyla yapılmış ancak çok detaylı, çok fazla işçilik içeren oyuncaklarımız. Müzemizde toplam 14 tane de QR kodumuz mevcut. Sunay Akın'ın kendi sesinden anlatımlar içermekte. Müzemize gelen insanlar, ziyaretçilerimiz bu QR kodları okutarak bilgi alabiliyorlar. Bu bilgilerin içerisinde aslında oyuncakların hikayelerini de öğrenmiş oluyorlar” dedi.
‘GEÇMİŞTEN BİR KESİT SUNUYOR’
Müzede 1700’lü yıllardan başlayan oyuncakların olduğunu belirten Kığılcım, “Müzemizde en eski olarak bilinen, 1700'lerin sonuna tarihlendirilen ahşap oyuncak bebeğimiz var. En günceli de Barbie bebek evlerimiz var. Aslında gerçek hayatta yaşamış karakterlerin oyuncaklarına da denk geliyoruz. Mesela Prenses Diana'nın oyuncağı var. Laurel-Hardy diye komedyenlerimiz var, birkaç tane oyuncakları mevcut müzemizde. Onun haricinde de aslında daha böyle 1950-1960'lı yaşındaki insanlara geçmişi yaşatmak için oluşturulmuş bir alanımız var. Türk bakkalları konsepti dediğimiz bir galerimiz var. Burada bir kuklacımız var, bir eski dükkan stilini yansıtan alanımız var, sahafımız mevcut, oyuncakçımız mevcut. Burayı gören, daha yaşı büyük olan insanlar geçmişe gidiyor ve bazıları duygulanarak ayrılıyor buradan. Çünkü tam manasıyla bir geçmişten kesit sunuyor bize orası. O manada da daha çok küçüklerin değil de büyüklerin ilgisini çekiyor orası” diye konuştu.
‘ÇOCUKLARI YENİDEN HAYATA KAZANDIRMIŞLAR’
Müzede en fazla Almanya'dan oyuncakların olduğunu belirten Kığılcım, “Almanya'da oyuncaklar çocuklara yapılırken aslında meslek edindirmek amacıyla yapılmış. Yani oyun oynasınlar, vakit geçirsinler diye değil, ileriye dönük meslekleriyle alakalı bilgi sahibi olsun istemişler. Kız çocuklarına uygun dikiş setleri, dikiş makineleri, punch setleri var. Erkek çocuklarına da uygun arabalar, fabrikalarla alakalı oyuncaklar, lokomotifler, uçaklar mevcut. Bunun yanı sıra Japonya'da da oyuncaklar bir araç olarak kullanılmış. Atom bombası olayından sonra çocuklar, malum psikolojileri çok bozuk, geleceğe dair umutları kalmamış. Geleceğe dair hayallerini yeniden kurabilmeleri, hayatlarını yeniden inşa edebilmeleri için Japonlar oyuncakları çocuklara bir araç olarak kullanmış. Gerçekten de işe yaramışlar. Çok renkli, hareket eden, pilli, ışık saçan oyuncaklar yapmışlar ve çocukları yeniden hayata kazandırmışlar. Japonya'nın oyuncak serüveni de aslında bu şekilde ilerliyor. Onun haricinde de ailelerin de vakit geçirebilmesi için kutu oyunlarımız mevcut. Yani bir masada toplaşıp ailenin güzel bir şekilde vakit geçirebilmesi için kutuya oyunları, masa oyunları da mevcut” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------
- Oyuncak müzesindeki oyuncaklardan detaylar
- En eski tahta oyuncaktan görüntü
- Müzedeki oyuncaklardan detaylar
- Çocukların müzeyi gezmesi
- Türk bakkalı konsepti oyuncaklarından detaylar
- Prenses Lady Diana'nın oyuncağından görüntü
- Arkeolog Ümmühan Kığılcım ile röportaj
Haber – Kamera: Gökhan İÇKİLLİ / SAMSUN, (DHA)



