DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 3
1) KÖPRÜLÜ KANYON'DA İLK BİG SUP DENEYİMİ
ANTALYA'da rafting tutkunlarının adresi Köprülü Kanyon Beşkonak'ta, normalde rafting botlarıyla geçilen parkur, bu kez 5 kişilik ekip tarafından yaklaşık 4 metre uzunluğunda, 2 metre genişliğindeki Big SUP ile geçildi. SUP (ayakta kürek sörfü) eğitmeni Tahir Özden, “Deneyimlerimize deneyim kattığımız, Türkiye'de ilk defa denediğimiz bir ekipman oldu. Bu çok eğlenceli göründüğü kadar tehlikeli de bir spor. Popülariteye aldanıp tek başına, sadece ekipmanı kiralayıp herhangi bir bölgede yapılması sağlıklı değil" diye konuştu.
Kentin önemli rafting merkezlerinden Manavgat ilçesindeki Köprülü Kanyon Beşkonak, farklı bir su sporu deneyimine ev sahipliği yaptı. SUP eğitmeni Tahir Özden ile Türkiye Kano Federasyonu'na bağlı kano antrenörünün de yer aldığı ekip, daha önce normal boyutlardaki SUP ile defalarca geçtikleri parkuru bu kez Big SUP ile tamamladı. Daha önce bu parkurun Big SUP ile gerçekleştirildiğine dair bir örnek görmediklerini belirten Özden, “Türkiye'de ilk defa yapıldı, daha önce örneğini görmedik. Zaten yıllardır normal boyutlardaki SUP'larla defalarca bu parkuru yaptık. Nerede kayalık var, nerede tehlike var hepsini biliyoruz" diye konuştu. Fikrin çıkış aşamasından bahseden Özden, “Arkadaşım Çağrı, aynı zamanda kano federasyonuna bağlı kano antrenörü. Onlardan çıktı fikir. Daha öncesinden yapmış olduğumuz parkuru bu kez Big SUP ile denemek istedik" dedi.
5 KİŞİLİK EKİP, 8 KİŞİLİK BOARDU KULLANDI
Yaklaşık 4 metre uzunluğunda ve 2 metre genişliğindeki Big SUP'un 5 ila 8 kişiyle kullanılabildiğini belirten Özden, 8 kişilik boardu 5 kişiyle daha rahat hareket etmek için tercih ettiklerini söyledi. SUP'ta Özden ile beraber, Çağrı Özdemir, Melih Bektaş, Samet Asutay ve Yusuf Çakır yer alırken kano ile onları güvenli bölgelere yönlendiren Emre Yılmaz da etkinlikte yer aldı. Ekipte yer alan arkadaşlarının daha önce ekstrem sporlarda deneyim sahibi olduğunu belirten Özden, “Güzel bir ekibimiz vardı o gün. Melih ve Samet ağabeyimiz aynı zamanda dünyayı ve ülkemizi gezip tanıtan sosyal medya içerik üreticilerimizden. Onlar defalarca ekstrem sporlarda bulunduğu için çok rahat yapmış olduk bu sporu. Ekibimizde yine en genç üyemiz Yusuf vardı. O daha çok dümencilik yaparak arka tarafta yönlendirmeyi sağladı. Boardumun üzerinde 5 kişi vardı. Bir de ekstrem kano antrenörümüz, aynı zamanda federasyonda eğitmenimiz Emre arkadaşımız vardı. O da kano üzerinde geçmemiz gereken en güvenli yerleri belirleyerek, bize yol göstermiş oldu" diye konuştu.
İLK RAPİDDE HEYECAN
Köprülü Kanyon'daki parkurun kayalık ve tehlikeli noktalarına daha önce normal SUP'larla yaptıkları geçişlerden hakim olduklarını belirten Özden, Big SUP ile ilk kez deneme yaptıkları için heyecan yaşadıklarını söyledi. İlk rapidin parkurun en büyük, en tehlikeli ve en keyifli bölümlerinden biri olduğunu belirten Özden, “Biz de en büyük heyecanımızı bu ilk rapidde atarak geri kalanında daha çok keyfimize ve eğlencemize odaklanarak ilerledik" dedi. Parkurun ortalarında büyük bir rapidle karşılaştıklarını belirten Özden, bu bölümde de heyecan yaşadıklarını söyledi. Big SUP ile parkurun normal SUP'a göre kendileri açısından daha kolay geçtiğini belirten Özden, bunun deneyimsiz kişiler için geçerli olmadığını vurguladı. Özden, “İlk defa deneyimleyecek veya tecrübesiz arkadaşlar için aynı kolaylık söz konusu değil. Her zaman diyoruz; ilk önce ekipman ve eğitmen eşliğinde yapılması gereken bir spor bu. Güvenlik önceliğimiz her zaman olduğu gibi" diye konuştu.
'EKİP, BOARD KADAR ÖNEMLİ'
Big SUP deneyiminde ekip uyumunun önemine dikkati çeken Özden, “Burada ekip en az board kadar önemli noktalardan biri. Kimin hangi yönde daha kullanışlı kürek çektiğini bilmek gerekiyor. O yüzden ekibi çok iyi tanımak gerekiyor. Birbirinin kondisyonunu ve hareket kabiliyetini bilmesi önemli. Ekip bu işin en önemli kısımlarından biri" diye konuştu.
'DENEYİMLERİMİZE DENEYİM KATTI'
Big SUP deneyiminin kendileri için unutulmaz olduğunu belirten Özden, “Beşkonak'ın hem doğasıyla hem de bölgede bulunan çeşitli aktivitelerle beraber çok unutulmaz bir an oldu bizim için. Deneyimlerimize deneyim kattığımız, Türkiye'de ilk defa denediğimiz bir ekipman oldu. Bununla beraber bize katmış olduğu tecrübe bir sonra yapacağımız sporlarda bize rehberlik edecektir" diye konuştu.
'SOSYAL MEDYADAN GÖRÜP DENEMEYİN'
Son dönemde sanal medyada popülerliği artan SUP sporuna ilişkin uyarılarda bulunan Özden, görüntülere özenerek tecrübesiz kişilerin nehir veya denizde bu sporu tek başına denememesi gerektiğini söyledi. Özden, “Bu popülariteye aldanıp acemi bir şekilde, tek başına, sadece ekipmanı kiralayıp veya temin edip herhangi bir bölgede yapılması sağlıklı değil" dedi. Güvenlik ekipmanlarının önemine dikkat çeken Özden, “Gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı sürece hiçbir şekilde yapılmasını tavsiye etmem. Özellikle can yeleği sürekli üzerimizde olması gereken bir ekipman. Dere ve nehirlerde yaparken bunun yanında kask ve belirli bölgelerimizi koruyabilecek ekipmanlar da kullanıyoruz" diye konuştu.
Tecrübesiz kişilerin önce denizde ve daha sakin sularda deneyim kazanması gerektiğini belirten Özden, kano federasyonu tarafından yetkilendirilmiş eğitmen ve rehberlerle hareket edilmesi gerektiğini söyleyerek, hava, deniz ve nehir koşullarının da önceden takip edilmesi konusuna vurgu yaptı. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------
-Köprülü Kanyon'da Big SUP ile parkurun geçilmesi
-Parkurdan ilerlerken detaylar
-Big SUP üzerinden detaylar
-RÖP: Tahir Özden
-Big SUP üzerinden dik çekim detaylar
Haber: Aysu Dursun- Kamera: Burak YALMAN,ANTALYA(DHA)
==================================================
2) GÖRME ENGELLİNİN İŞLEMİNİ YAPMAYAN NOTERE 200 BİN TL İDARİ PARA CEZASI
AKSARAY'da yüzde 90 oranında görme engelli Dr. Öğretim Üyesi Önder İşlek'in (40), vekalet işlemi için gittiği noter, yanında 2 şahit olmadan işlem yapmadı. Suç duyurusu yapan İşlek, savcılığın ‘kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararının ardından Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na başvurdu. Kurum, işlem yapmayan notere, ‘engelliliğe dayalı ayrımcılık’ gerekçesiyle 'Ayrımcılık yasağını ihlal'den 200 bin TL idari para cezası uyguladı. Kararın emsal teşkil etmesi gerektiğini belirten İşlek, “Karar örnek olursa böyle bir durum başka engelli bir bireyin başına gelmez” dedi.
Aksaray’da 2025 yılının nisan ayında bir notere vekalet çıkartmak için giden yüzde 90 görme engelli Dr. Öğretim Üyesi Önder İşlek’e görme engelinden dolayı yanında 2 şahit olmadan bir işlem yapılamayacağı söylendi. İşlek, uygulamanın yasal dayanağını sorduğunda ise 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89'uncu maddesi ile Türkiye Noterler Birliğinin 5 No'lu Birleştirilmiş Genelgesi hükümleri uyarınca tapuda işlem yapılmasını gerektiren vekaletnamelerin düzenleme şeklinde düzenlenmesinin zorunlu olduğu, görme engelli kişiler bakımından bu nitelikteki işlemlerde 2 tanık bulundurulmasının mevzuattan kaynaklanan bir gereklilik olduğu söylendi. İşlek ise bu kararın yürürlükte olmadığını savunarak itiraz etti. Noterin işlem yapmamakta diremesi üzerine savcılığa suç duyurusunda bulundu. Savcılık kovuşturmaya gerek olmadığı yönünde karar aldı. Savcılığın kararına itiraz etmek için başvurduğu hakimlikten de ret cevabı alan İşlek, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na (TİHEK) başvurdu.
DANIŞTAY KARARI GEREKÇE GÖSTERİLDİ
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu da Türkiye Noterler Birliğinin görme engelliler bakımından tanık bulundur ma zorunluluğu öngören 2014 tarihli 2 No'lu Genelgesi'nin, Danıştay 8’inci Dairesinin 13/3/2024 tarihli ve 2019/4831 E., 2024/1405 K. sayılı kararıyla iptal edildiğini, görme engelli bireylerin tüm işlemlerinin düzenleme şeklinde yapılması uygulamasının kaldırıldığı ve onaylama işlemlerinde tanık aranmayacağını belirtti.
AYRIMCILIK YASAĞININ İHLAL EDİLDİĞİ KANAATİNE VARILDI
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kararını şöyle açıkladı:
“Belirtilen sebeplerle dosya kapsamında yer alan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; muhatap Noterin, başvuranın görme engelli olması nedeniyle vekalet işlemini iki tanık bulundurulması şartına bağlamasının nesnel ve makul bir gerekçeye dayanmadığı, söz konusu uygulamanın başvuranın hukuki işlem yapma ehliyetini ve irade açıklamasını yalnızca engelliliği nedeniyle sorgulayan, engelliliğe ilişkin kalıp yargı ve varsayımlara dayandığı, engelli bireylerin kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü, bağımsız hareket edebilme kapasitesini ve bireysel özerkliğini yeterince gözetmeyen bir yaklaşımın yansıması olduğu, bu itibarla söz konusu uygulamanın, başvuranın engellilik temelinde eşit muamele görme hakkını ihlal eden ve doğrudan ayrımcılık teşkil eden bir işlem niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Buna karşılık, Türkiye Noterler Birliğinin görme engelli bireylerin noterlik hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik gerekli idari ve teknik düzenlemeleri hayata geçirdiği, erişilebilirliği artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğü ve somut olayda ortaya çıkan ayrımcı muamelenin oluşumunda belirleyici bir rolünün bulunduğunun ortaya konulamadığı dikkate alındığında, Türkiye Noterler Birliğinin ayrımcılık yasağı kapsamında sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Muhatap H.Ö. tarafından ise ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine, ihlalin etki ve sonucunun ağırlığı ile muhatabın ekonomik durumu ve hukuki konumu da göz önünde bulundurularak ihlal konusu eylemle ilgili muhatap H.Ö’ye 200 bin TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.”
‘BANA SUNULAN MADDENİN YANLIŞ OLDUĞUNU SAVUNDUM’
Başından geçenleri DHA’ya anlatan Önder İşlek, “Aksaray’da bir notere vekalet çıkarmak için gittiğimde iki şahit olmadan bir işlem yapamayacağını söyledi. Gerekçesini sorunca da görme engelli olduğum için yönetmeliğin ve kanunların bu şekilde olduğunu belirttiler. Ben de böyle olmadığı biliyordum. Eski bir düzenlemeden doğan yanlış anlaşılma olduğu biliyordum. Nezaketle hangi maddenin nasıl yanlış yorumlandığını eski noterler kanununda okuma yazma bilmeyenlerle ilgili bir maddeyi gösteriyorlardı. Ben de o maddenin değil de farklı bireyleri kapsadığını ve bu konu ile ilgili Noterler Birliği ile Danıştay’ın kararlarından bahsettim. İşlem yapmak istemediklerini belirttiler” diye konuştu.
‘TÜRKİYE İNSAN HAKLARI EŞİTLİK KURUMUNA BAŞVURDUM’
Engellilik temelinde ayrımcılığa uğradığını belirterek Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurumu’na başvurduğunu söyleyen İşlek, “Oluşan durumla ilgili polis çağırarak şikayetçi oldum. İfadelerimizi aldılar. Savcılık suça konu olmadığı düşünerek takipsizlik kararı verdi. Ben de tekrar hakimliğe itirazda bulundum. Yine maalesef sonuç değişmedi. Beyan ile açıklamamızı çok dikkate almadılar. Ben de Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na, engelliliğe dayalı ayrımcılığa uğradığım gerekçesiyle başvurdum. Buraya engelli bir birey olarak öneme engel konuluyor. Sırf görme engelli olduğum için diğer insanların yapabildiğini yapamıyorum. İlgili noterliğinin geri adım atmadığını ve beni hem sosyal hayatta ekonomik hayatta engellediğini belirttim. Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ilgili noterin, engelliye dayalı ayrımcılık yaptığını ve bunun sonucu olarak, ilgili notere 200 bin liralık idari para cezası verdi. Bu kararın diğer kurumlara da örnek olması bence çok önemli. Karar örnek olursa, görme veya engelli bir bireyin başına gelmez. İlgili kamu kurumları ile özel kuruluşlardaki insanlarımız gerekli duyarlılığı göstererek engellilerini yoluna taş koymaktansa, işlerini kolaylaştırıcı bireyler olurlar. Böylece engelliler hakları için mücadele etmek zorunda kalmazlar.” diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------
- Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’ndan belgenin görüntüsü
- Önder İşlek’in açıklaması
Haber- Kamera: : Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA
==================================================
3) DİYARBAKIR’DA SUÇ ÖRGÜTÜ OPERASYONUNDA 8 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
DİYARBAKIR’da, kamuoyunda ‘Daltonlar’ olarak bilinen çıkar amaçlı silahlı suç örgütünün kentteki yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 8 şüpheli, tutuklandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, suç işlemek amacıyla silahlı suç örgütü kurma, yönetme ve üye olma suçlarına yönelik projeli çalışma yürütüldü. Çalışmada, liderliğini kırmızı bültenle aranan B.C.G.’nin yaptığı belirtilen ve kamuoyunda ‘Daltonlar’ olarak bilinen çıkar amaçlı silahlı suç örgütünün Diyarbakır’daki yapılanması takibe alındı. Yapılan çalışmalar sonucu örgütün kentte Ş.Ö.’nün yöneticiliğinde faaliyet gösterdiği belirlendi. Soruşturma kapsamında yakalanarak gözaltına alınan ve emniyetteki işlemleri tamamlanan 8 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
- Evde yapılan arama tarama faaliyeti
- Ele geçirilen silahlar
- Ele geçirilen silah ve mühimmatların sergilenmesi
- Şüphelilerin adliyeye götürülmeleri
-Genel ve detay görüntüler
Haber- Kamera: Selim KAYA/ DİYARBAKIR (DHA)
==================================================
4) 11 MİLYON TL'LİK DOLANDIRICILIK OPERASYONUNDA 11 TUTUKLAMA
AFYONKARAHİSAR merkezli 10 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda vatandaşları 11 milyon 317 bin TL dolandırdığı tespit edilen 11 şüpheli, tutuklandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kendilerini polis ve kamu görevlisi olarak tanıtıp, vatandaşları toplamda 11 milyon 317 bin TL dolandıran 11 şüpheliyi farklı şehirlerde izini sürerek tespit etti. Ekipler, Afyonkarahisar merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, Kayseri, Muğla, Ordu, Diyarbakır, Sivas, Erzurum ve Kocaeli'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. 11 şüpheli, operasyon kapsamında yakalandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerin tamamı çıkarıldıkları hakimlik tarafından tutuklandı. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------
-Ekiplerin görüntüsü
-Operasyondan detaylar
-Arama çalışmaları
-Şüphelilerin görüntüsü
Haber- kamera: Kadir KAPLAN/AFYONKARAHİSAR, (DHA)-
==================================================
5) DİJİTAL ÇAĞDA SAHAFLIK; 45 METREKARELİK DÜKKANDAKİ 35 BİN KİTAP OKUYUCUSUNU BEKLİYOR
BURSA'da 33 yıldır sahaflık yapan Mehmet Sami Kaynar'ın (56) 45 metrekarelik dükkanı, yıllar içerisinde farklı dönemlere ve alanlara ait 35 bin kitabın toplandığı bir arşiv oldu. Ancak bir dönem öğrencilerin, araştırmacıların ve kitap meraklılarının uğrak noktalarından olan sahaflar da değişen okuma ve alışveriş alışkanlıklarından nasibini aldı. Dijital yayınların yaygınlaşmasıyla sahaflara olan ilginin azaldığını söyleyen Kaynar, "Bundan 10-15 sene önce bize 300-500 kitap geldiğinde bir haftada biterdi. Çoklu gelen kitaplar, bir ay içerisinde kalmazdı. Kitap almak kolay, bu zamanda satmak problem" dedi.
1970 yılında Muş’ta doğan ve 1976’dan bu yana Bursa’da yaşayan Mehmet Sami Kaynar, farklı işlerde çalıştıktan sonra çocukluk yıllarında başlayan okuma alışkanlığı ile kitap tutkusunu 1993 yılında mesleğe dönüştürdü. 33 yıldır sahaflık yapan Kaynar’ın 45 metrekarelik dükkanı, yıllar içerisinde farklı dönemlere ve alanlara ait 35 bin kitabın toplandığı bir arşiv oldu. Ancak bir dönem öğrencilerin, araştırmacıların ve kitap meraklılarının uğrak noktalarından olan sahaflar da değişen okuma ve alışveriş alışkanlıklarından nasibini aldı. İnternetin birkaç saniyede binlerce kitaba ulaşmayı mümkün hale getirdiği dönemde Kaynar, raflarında biriken binlerce kitabın arasında mesleğini sürdürmeye çalışıyor. Bir zamanlar haftalar içinde el değiştiren kitapların daha uzun süre raflarda kaldığı dükkanda, eski baskılar ve yıllar önce kurulmuş kütüphanelerden çıkan eserler yeni okuyucularını beklerken; kitaba internet üzerinden ulaşımın kolaylaşması, dijital yayınlar ile PDF kaynakların yaygınlaşması ve sanal medyada geçirilen sürenin artmasıyla sahaflara olan ilgi azalırken, müşteri profili de değişti.
'ESKİDEN ÖĞRENCİLER DİPNOTLARIN PEŞİNE DÜŞERDİ'
Geçmişte özellikle lise ve üniversite öğrencilerinin okudukları kitaplarda karşılaştıkları kaynakların peşine düştüğünü söyleyen Mehmet Sami Kaynar, "Eskiden lise öğrencileri gelip, kendi okudukları kitapların dipnotlarındaki kaynakları araştırır, ona göre kitap ararlardı. Şimdi sanal medyadaki yorumlara bakarak kitap okumaya çalışıyorlar. Eskisi bence daha güzeldi. Çünkü kendi araştırmasıyla okuyordu. Okuduğu kitabın içerisindeki bir dipnot onu başka bir kitaba, başka bir konuya yönlendiriyordu" diye konuştu.
ARAŞTIRMACILAR VE AKADEMİSYENLER ÖNEMLİ MÜŞTERİ GRUBU
Sahafların yalnızca roman ya da popüler yayınların satıldığı yerler olmadığını vurgulayan Kaynar'ın dükkanına bugün de farklı yaş gruplarından okurlar geliyor. Gençlerin ilgi gösterdiği popüler yayınlardan eski baskılara kadar farklı kitapların bulunduğu dükkanda, araştırmacılar ve akademisyenler ise önemli bir müşteri grubunu oluşturuyor. Ancak akademik kaynakların dijital ortamda erişilebilir hale gelmesinin bu gruptaki ziyaretleri de azalttığını belirten Kaynar, "Bize daha çok araştırmacılar, öğretim üyeleri geliyor. Eskiden daha çoktu ama şimdi PDF’ler de etkiledi. Bilgiye daha kolay ulaştıkları için onların da gelmesini etkiliyor" dedi. Yıllar önce lise ya da üniversite öğrencisiyken dükkanına gelen bazı müşterilerinin bugün akademisyen olduğunu söyleyen Kaynar, bu kişilerin hala kendisini arayarak kaynak ve kitap sorduğunu anlattı. Kaynar, araştırmaya meraklı öğrencilerin daha ilk yıllardan kendilerini belli ettiğini, ileride ihtiyaç duyabilecekleri kaynakları önceden toplamaya başladıklarına da dikkat çekti.
'KİTABI BULMAK KOLAY, SATMAK ZORLAŞTI'
Dijitalleşmenin sahaflara etkisi yalnızca müşteri sayısıyla sınırlı kalmadı. Evlerde bulunan kişisel kütüphanelerden sahaflara gelen kitap akışı devam ederken, bu kitapların yeniden okuyucuyla buluşma süresi uzadı. Geçmişte dükkana gelen yüzlerce kitabın kısa sürede satıldığını belirten Kaynar, "Bundan 10-15 sene önce bize 300-500 kitap geldiğinde bir haftada biterdi. Çoklu gelen kitaplar, bir ay içerisinde kalmazdı. Bu kadar kitap bizde birikmezdi. Şu anda insanlar daha az okuduğu için haliyle kitaplar elimizde birikiyor. Kitap almak kolay, bu zamanda satmak problem. Sahaflara kitap gelişi azalmadı. Taşınma, ekonomik ihtiyaç ya da aile büyüklerinin vefatının ardından yıllarca oluşturulan kütüphaneler satışa çıkarılabiliyor. Böylece bir kişinin yıllar boyunca topladığı kitaplar, sahafların raflarında yeni sahiplerini beklemeye başlıyor" diye konuştu.
İNTERNET, KİTAPÇIYA GİTME ALIŞKANLIĞINI DA DEĞİŞTİRDİ
İnternetten kitap satışının yaygınlaşmasıyla okuyucunun kitapçıya gitmeden istediği kitaba ulaşabildiğine de dikkat çeken Kaynar, bunun sahaf ve okuyucu arasındaki geleneksel ilişkiyi de zayıflattığını belirterek, "İnternet üzerinden kitapları alabiliyorlar. Hiç kitapçıya uğramadan kitap ayaklarına kadar gittiği için artık bu tür yerleri çok fazla ziyaret etmiyorlar. Sahaf dükkanlarında ise internet alışverişinden farklı olarak rafların arasında dolaşmak, aranan kitabın yanında daha önce bilinmeyen bir eserle karşılaşmak ve sahafın yönlendirmesiyle yeni kaynaklara ulaşmak, kültürün önemli bir parçasını oluşturuyor" dedi.
KİTAPLAR, KONU VE YAYINEVLERİNE GÖRE TASNİF EDİLİYOR
Dışarıdan bakıldığında üst üste ve yan yana dizilmiş binlerce kitap nedeniyle karmaşık görünen dükkanın kendisi için belirli bir düzene sahip olduğunu söyleyen Kaynar, kitapları konu ve yayınevlerine göre tasnif ettiğini söyleyerek, "Dükkanımızı açıyoruz. Birileri kitap getirirse alıyoruz, onları yerleştiriyoruz, müşteri bekliyoruz. Kitaplar zaten tasnif edilmiş durumda. Dışarıdan gören için biraz karışık gelebilir ama bizim açımızdan karışık değil. 45 metrekarelik alanda yaklaşık 30-35 bin kitap var. Raflardaki kitaplar okuyucularını bekliyorlar" diye konuştu.
'SAHAFLIK KORUNMASI GEREKEN BİR KÜLTÜR'
Mesleğini yalnızca eski kitapların alınıp, satıldığı bir ticaret olarak görmediğini söyleyen Kaynar, özellikle eski ve nadir kaynakların doğru kişilere ulaştırılmasının sahaflığın önemli taraflarından biri olduğunu vurguladı. Kaynar, "Sahaflık korunması gereken bir kültür. Çünkü eski kaynaklar her zaman lazım olacak şeyler. Onlar da sahafların elinden gelip, geçiyor. O tür kitapları hemen satalım, para kazanalım diye değil; daha çok ehline vermeye çalışıyoruz. Öyle birine verdiğimiz zaman biz de seviniyoruz. ‘Bak, bunu ona ulaştırabildik’ diyoruz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------
-Dükkandan detaylar
-Mehmet Sami Kaynar detay
-Mehmet Sami Kaynar röportaj
-Haber-Kamera: Cennet PORSUK-Yiğithan HÜYÜK/BURSA, (DHA)
==================================================
6) KEDİLERİN MAMA KAPLARINI ÇÖPE ATIP, SULARINI DÖKEN BABA-OĞUL KAMERADA
BURSA’da evinin bulunduğu sokağa kediler için bırakılan mama kaplarını çöpe atıp, suları döken N.S. ile oğlu E.S. güvenlik kamerasına yansıdı.
Osmangazi ilçesi Soğanlı Mahallesi Kanalboyu Caddesi’nde ikamet eden N.S. ile oğlu E.S., mahalleli tarafından kediler için sokağa bırakılan mama ve su kaplarına zarar verdi. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde N.S.’nin, dün saat 13.30 sıralarında evinden çıktığı ve karşı binanın önünde duran içi dolu mama kabını alıp, elindeki çöp poşetine attığı, su dolu kabı da yere döktüğü görüldü. N.S.’nin, elindeki çöp poşetiyle yürürken sokaktaki bir kediye de korkutmak için poşeti savurduğu anlar kameraya yansıdı. Dün saat 17.30 sıralarında ise evden çıkan E.S.’nin aynı binanın önüne yeniden bırakılan mama kabını alıp, ilerideki çöp konteynerine attığı anlar görüntüde yer aldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------
-N.S.’nin mama kabı ile su kabını poşete atması güvenlik kamerası
-N.S.’nin elindeki çöp poşetini kediye savurması
-E.S.’nin evden çıkıp mama kabını çöpe atması
Haber: Yiğithan HÜYÜK Kamera: BURSA, (DHA)
==================================================




