DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni – 2

21 dk. okur

1) İZMİR’DE SAĞANAK ETKİLİ OLDU

İZMİR’de sağanak etkili oldu. Yollarda su birikintileri oluşurken, sürücüler trafikte zor anlar yaşadı.

Meteoroloji 2’nci Bölge Müdürlüğü’nün uyarısının ardından sabah erken saatlerden itibaren kentte, gök gürültülü sağanak etkili oldu. Sağanak hayatı olumsuz etkilerken, sürücüler trafikte araçları ile ilerlemekte güçlük çekti. Bazı bölgelerde trafik durma noktasına geldi. Yağış nedeniyle bazı cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu. Yağmurla birlikte hava da karardı. (DHA)

KARABAĞLAR DERESİ TAŞTI

İzmir’de etkili olan sağanakta Karabağlar ilçesindeki Karabağlar Deresi de taştı. Bölgeden araçlarıyla geçen sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı. Vatandaşlar, su birikintileri nedeniyle yürümekte güçlük çekti.

İzmir’de sağanaktan en fazla etkilenen ilçe Çeşme oldu. Çeşme’de metrekareye 57, Karaburun’da 29, İzmir merkezde 27, Narlıdere ve Balçova’da 23, Seferihisar’da ise 20 kilogram yağış düştü.

Görüntü Dökümü

—————————

-Yollardaki su birikintisinden görüntü

-Uzayan araç kuyruklarından görüntü

-Genel ve Detay görüntü

-Taşan dereden görüntü

Haber: Kadir ÖZEN- Kamera: Gökhan KILIÇ / İZMİR, (DHA)-

=============================================

2) YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA GÖREV YAPAN DOKTOR, ‘ULUSLARARASI FOTOĞRAF SANATÇISI’ OLDU

ANTALYA’da, yaklaşık 28 yıl önce başladığı mesleğinde beyin ölümü gerçekleşmiş binlerce hastanın aileleriyle görüşerek organ bağışını anlatan, ‘ölüm’ün soğuk ve ‘yaşam’ın sıcak yüzü arasında görev yapan Dr. Levent Yücetin, artık uluslararası bir fotoğraf sanatçısı. Gezdiği 48 ülkede çektiği yüzlerce kare fotoğrafın bulunduğu arşivine son olarak Myanmar’da çektiği fotoğrafları ekleyen Dr. Yücetin, ilk kişisel sergisini açmaya hazırlanıyor.

Kentte özel bir hastanede organ nakil koordinatörü olarak görev yapan Dr. Levent Yücetin, 1998 yılında göreve başladığını, o yıllarda organ bağışı ile organ naklinin öneminin tam olarak anlaşılmadığını söyledi. O dönem organ nakil koordinatörlüğü diye bir kavram olmadığını anlatan Dr. Yücetin, “O günlerden bugünlere gelmemizde en çok emeği olanlardan biri de benim” dedi. Türkiye’de organ nakil koordinatörlüğü kavramının temellerini atanlardan biri olduğunu yineleyen Dr. Levent Yücetin, “Tam 27 yıl bitti, 28’inci yılın içindeyim” diye konuştu.

KOORDİNATÖRLÜK, ORGAN NAKLİNİN EN HASSAS YERİ

Dr. Yücetin, organ nakli konusunun en hassas yerinde olduklarını söyleyerek, “Yaşı kaç olursa olsun canını, yakınını, sevdiğini yoğun bakımın kapısında umutla bekleyen ama onu kaybeden bir aileye doktor arkadaşlarımız beyin ölümü gerçekleştiğini söylüyor. Ve bundan çok kısa süre sonra biz, yani organ nakil koordinatörleri bu aileye gidip, daha ölüm bu kadar sıcakken ‘Yakınınızın organlarını bağışlar mısınız’ diyoruz. Bu çok zor bizim için” ifadelerini kullandı.

‘ÖLÜMÜN SOĞUK, YAŞAMIN SICAK YÜZÜ’

Meslek hayatında unutamadığı anılardan birini paylaşan Dr. Levent Yücetin, şöyle konuştu:

“Bu 27 yıl içinde üzüntüsüyle, sevinciyle çok zorluklar çektik ama birçok arkadaşımızı da eğittik. O arkadaşlardan biri ile ilgili bir anım var. 20’li yaşlarda bir genç, geçirdiği trafik kazası sonucu beyin ölümü gerçekleşmişti. Ben de organ nakil koordinatör adayı arkadaşımla beraber aile görüşmesine girdim. Yaklaşık 2,5 saatlik görüşme oldu. Aile, gencin organlarını bağışladı. Aile uzaklaştıktan sonra koordinatör adayı arkadaş duvara yaslandı ve yere çöktü. ‘Ben bu işi asla yapamam’ dedi. ‘Dur, olayın başındayız’ dedim. Kalp, karaciğer, böbrekler bağışlanmıştı. Prosedürler gerçekleştirildi. Bütün bu olaylar bitti. Organ nakil koordinatörü olacak arkadaşıma dedim ki, ‘Gel bakalım şimdi başka bir yere gidiyoruz.’ Önce kardiyoloji yoğun bakıma götürdüm. Kalp nakli yapılan hasta gözleri açık, gülümsüyor. Ailesi camın arkasından hastaya bakıyor. Daha sonra karaciğer nakli olan hastayı ziyaret ettik. Böbrek nakli olan hastalara gittik. Böbrek hastaları, artık doya doya su içtiklerin söylediler. Organ nakli koordinatörü adayı arkadaşa döndüm, ‘Dün ölümün soğuk yüzünü gördük. Bugün de yaşamın sıcak yüzünü.’ Ve o arkadaşım bugün hala işinin başında ve Türkiye’nin en değerli organ nakil koordinatörlerinden biri.”

‘TUTUNMAMIZ GEREKEN BİR ŞEYE İHTİYAÇ DUYUYORUZ’

Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük nakil merkezlerinde aktif rol aldığını belirten Dr. Yücetin, “Dünyada olmaz denilen nakilleri, tıbbi gerekçeleriyle yapar hale getirdik. O anlamda yorulduk ama manevi olarak da çok mutlu olduk” dedi. Tüm o yorucu temponun sonunda insanın kendine iyi gelecek bir şey ihtiyacı olduğunu ifade eden Dr. Levent Yücetin, “Bir anlamda tutunmanız gereken bir şey gerekiyordu. Kimi kitap okur, kimi koşar, kimi meditasyon yapar. Fotoğraf çekmek de benim tercihim oldu. Bu, çocukluk çağımda başlayan bir süreçti aslında. Babamın fotoğraf makinesiyle başladım. Yıllar içinde amatör olarak fotoğraflar çektim” diye konuştu.

‘BENİM İÇİN MEDİTASYON OLDU’

Sonraki yıllarda daha profesyonel fotoğraflar çekmeye başladığını, yarışmalara katıldığını anlatan Dr. Yücetin, “Bu da benim için meditasyon oldu. Bir kaçış yolu oldu” ifadelerini kullandı. Fotoğraf çekerken ve içlerinden en iyilerini seçerken başka hiçbir şey düşünmediğini sözlerine ekleyen Dr. Levent Yücetin, “Bu süre içinde hiçbir şey düşünme şansınız yok. Yapabileceğiniz tek şey fotoğraflara odaklanmak” diye konuştu. Bazen fotoğraf çekmek için doğanın içinde olduğunu da belirten Dr. Yücetin, “Bir ormanın içinde, denizin kıyısında sadece güneşin doğuşunu fotoğraf için beklemek, işte o dinginlik, o sakinlik benim meditasyonum oluyor” dedi.

FIAP ÖDÜLLÜ BİR SANATÇI

Çektiği fotoğraflarla Hindistan, İsveç, Sri Lanka, Almanya, Güney Afrika, Çin, Filipin, Nijerya, Katar’ın da aralarında bulunduğu 30 ülkeden, Federation Internationale de l’Art Photographique (Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu) yarışmalarında altın, gümüş ve çeşitli madalyalar aldığını aktaran Dr. Levent Yücetin, gezgin olarak 48 ülkede bulunduğunu ve buralarda fotoğraflar çektiğini söyledi. Halen Excellence FIAP ödüllü olduğunu belirten Dr. Yücetin, bu ödülü alabilmek için 20 ülke yarışmasında 40 farklı fotoğrafın 200 ödül alması gerektiğini ifade etti.

39 ÜLKEDEN 100’ÜN ÜZERİNDE ÖDÜLÜ VAR

Fotoğraf tutkusunun ailece çıktıkları gezilerde de devam ettiğini ifade eden Dr. Levent Yücetin, şöyle konuştu:

“Dünyanın çeşitli yerlerine, eşim ve kızımla çok keyifli seyahatler yaptık. Buralarda fotoğraf çekiyordum. Sonra bu işlerde daha iyi olan dostlarıma, arkadaşlarıma gösterdim fotoğraflarımı. Ardından birlikte seçtiğimiz kareleri uluslararası yarışmalara gönderdik. Güzel geri dönüşler aldım. Bir uluslararası fotoğraf organizasyonu var. Burada çekilen fotoğraflar ve kazanılan ödüllerin karşılığında fotoğrafı çeken kişiye ünvan veriliyor. Ben de fotoğraflarımı o organizasyona göndermeye başladım. Verilen ünvan ‘uluslararası fotoğrafçı’ ünvanı. Ünvanlar beğenilen fotoğraf karelerinizin sayısına göre değişiyor. Ben de dünyanın değişik ülkelerindeki jürilerin beğendiği 100’ün üzerindeki fotoğrafımla uluslararası fotoğraf sanatçısı ünvanına sahibim. Dünyanın farklı ülkelerindeki yarışmalardan da altın ve gümüş madalyalar aldım. Toplam 39 farklı ülkeden 100’ün üzerinde ödülüm var.”

MYANMAR’DA WORKSHOP

Geçen aylarda eski adı Burma olan Myanmar’da bir workshop’a katıldığını belirten Dr. Yücetin, “Burası gitmek için gerçekten zor bir ülke. İngiliz sömürgesinden çıktıktan sonra bir demokratik süreç var ama son zamanlarda askeri cuntayla yönetiliyor. Hala ülkenin birçok yerinde iç savaş, çatışmaların olduğu bir ülke. 2025 yılı Mart ayında ise çok büyük bir deprem geçirdiler, büyük kayıplar verdiler” ifadelerini kullandı. Dr. Levent Yücetin Myanmar’ı seçme nedenini, “Avrupa’da bir kilise, bir katedral ya da bir sokakta fotoğraf çektiğinizde onu nerede çektiğinizi bazen hatırlamıyorsunuz bile. Ama Burma gibi spesifik yerlerde çekilen fotoğraflar unutulmuyor” sözleriyle açıkladı.

DEĞİŞİK ÜLKELERDEN 10 FOTOĞRAFÇI

Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Myanmar’ın Budist bir ülke olduğunu söyleyen Dr. Yücetin, “Bu kadar yokluğa rağmen kendinizi iyi hissediyorsunuz” dedi. Ülkede herkesin dost, arkadaş gibi davrandığını ifade eden Dr. Yücetin, katıldığı workshopa ilişkin “Bu workshopu Myanmarlı dünyaca ünlü fotoğrafçı Zay Yar Lin düzenledi. Kolombiya, İspanya, Avustralya, Amerika, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye olmak üzere 10 fotoğrafçı bir aradaydık. 7 gün boyunca Yangon, İnle Gölü ve Bagan’da fotoğraflar çektik” diye konuştu.

‘ÜÇ GÜN SU ÜSTÜNDE YAŞADIK’

Unutulmaz anılarla döndüğünü sözlerine ekleyen Dr. Levent Yücetin, “İnle Gölü bölgesinde üç gün tamamen suların üzerinde yaşadık. Her yere kanolarla gittik geldik. Oradaki yerel hayatı gördük. Orada ailelerin evlerine girdik” dedi. Orada gördüğü yaşamın zor ve yokluklarla dolu olduğunu belirten Dr. Yücetin, “Depremden çok etkilenmiş bir bölge. Birçok yer yıkılmış. Hiç turist yok. Onlar için üzücü bir durum bu. Bizse tamamen doğal yaşamı görme şansı yakaladık. Oradan Bagan’a geçtik. Burası aslında Asya’nın 15 ve 16’ncı yüzyılda en büyük ülkelerinden biri. Muhteşem ormanlar içinde 10 binin üzerinde Budist tapınağı Pagoda’nın olduğu bir yer. Bunlardan 2 bin 500’ü sağlam durumda. Buralarda çekimler yaptık. Ormanın içinde çekimler yaptık. İnanılmaz günlerdi. Sabah 04.00’te kalkıp, gün doğumu başlayıp, gün batımı ışığına kadar hiç durmadan çok keyifli bir süreç geçirdik” ifadelerinin kullandı.

YARIŞMALARA KATILACAK

Eski adıyla Burma’da çektiği fotoğraflarla FIAP’ın çeşitli yarışmalarına katılacağını söyleyen Dr. Yücetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ReFokus, International Photography Awards (IPA) gibi dünyaca ünlü yarışmalar var. 15-20 bin ve daha fazla fotoğraf karesinin katıldığı yarışmalar. Bu yarışmalarda önce bir short liste seçiliyor. Ondan sonra ilerleyen zamanlarda daha değerli olan kareler, ilk 10’a, ilk 5’e kalıyor. Oraya biraz daha yolum var. Ama fotoğrafa daha çok emek vermeye, daha çok zaman ayırmaya çalışıyorum.”

SERGİ AÇMAYI DÜŞÜNÜYOR

2026 yılında ilk kişisel fotoğraf sergisini açmak istediğini ifade eden Dr. Levent Yücetin, sergi için hazırlıklara başladığını söyleyerek, “Oraya bir vefa borcum var diye düşünüyorum. Çünkü bize kalplerini açtılar. Çok güzel insanlarla karşılaştık. Bizi çok güzel ağırladılar” dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

———————————

-Dr. Yücetin Organ Nakil Merkezi’nde

-Dr. Levent Yücetin odasında çalışırken

-RÖP: Dr. Levent Yücetin

-Dr. Yücetin’in evde eşiyle beraber fotoğraf albümünü incelemesi

Haber: Selma KUNAR- Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA, (DHA)-

=================================================

3) NARENCİYE ÜRETİMİNİN YÜZDE 40’INI KARŞILAYAN ADANA’DA ÜRÜNÜ DON VURDU

TÜRKİYE narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan Adana’da, hava sıcaklıklarının eksi 4 derecelere kadar düşmesinin ardından çoğu bahçede portakal ve mandalinalar dalında dondu. Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, soğukların etkisiyle ürünlerin ekonomik ömrünü yitirdiğini belirterek, “Zirai don felaketi nedeniyle ürünler yapılamayacak duruma geldi. Ürünler, meyve suyu sanayisine dahi verilemeyecek hale geldi dedi.

Kentte Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) zirai don uyarısının ardından hafta boyu hava sıcaklığının eksi 4 dereceye kadar düşmesi, narenciye üretiminde ciddi zarara yol açtı. Türkiye’nin narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 40’ının karşılandığı kentte, çok sayıda bahçede hasadı devam eden mandalina ve portakallar dalında dondu. Gece saatlerinde etkisini artıran soğuk hava nedeniyle narenciye ağaçları buz tutarken, sabaha kadar bahçelerde nöbet tutan çiftçiler büyük kayıplarla karşı karşıya kaldı. Don olayının rekoltede ciddi kayba neden olmasının beklendiği, yaşanan zararın ileriki dönemde narenciye fiyatlarında artışa yol açabileceği belirtildi.

Konuya ilişkin Demirören Haber Ajansı’na (DHA) açıklamalarda bulunan Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, soğukların yaşandığı günlerde ürünlerin satışının dahi yapılamayacak düzeye geldiğini söyledi. Erkenci ve orta erkenci ürünlerin dalında satış sıkıntısı olduğunu dile getiren İncefikir, ürünlerin ekonomik ömrünü yitirdiğini açıkladı. İncefikir, “Kentte daha önceden erkenci ve orta erkenci ürünlerin büyük bölümü dalında bulunuyordu ve bu ürünlerde zaten satış sıkıntısı yaşanıyordu. Yaşanan soğuklarla birlikte söz konusu ürünler tamamen ekonomik ömrünü yitirdi. Burada görüldüğü gibi erkenci olarak tabir edilen ‘early’ cinsi ürünler dalında kaldı. Donun etkisiyle bu ürünler artık satılamayacak duruma geldi. Meyve suyu sanayisine dahi verilemeyecek halde olan ürünlerde küflenme başladı. Ağaç üzerinde kendi kendine küflenen meyveler nedeniyle erkenci ve orta erkenci ürünlerde çok ciddi zarar oluştuö diye konuştu.

‘FİYATLARDA ARTIŞ BEKLİYORUZ’

Don kesici pervane olmayan ürünlerde kaybın yüzde 30’lara kadar ulaştığını söyleyen Cahit İncefikir, “Geç ürünlerimizde de eğer pervane yoksa ve bölge soğuk bir bölgeyse, oralarda da hasarlar oluşmaya başladı. Bu hasarlarla birlikte ürünlerde minimum yüzde 20 ile yüzde 30 arasında bir fiyat yükselişi bekliyoruz. Bunun yanı sıra tarla ziraatlerinde, özellikle açık alanda yetiştirilen ıspanak, roka, tere, maydanoz gibi yeşilliklerde de ciddi hasarlar oluştu. Bu alanlarda ölümler yaşandı. Yeşillik ürünlerinde de belirli bölgelerde yükseliş bekliyoruz. Özellikle Adana’nın birinci derecede soğuk bölgelerinde ölümler ve hasarlar var. Bu ürünlerde de belirli oranlarda fiyat artışları olabileceğini tahmin ediyoruzö ifadelerini kullandı.

‘YETKİLİLERDEN DESTEK BEKLİYORUZ’

Çiftçi Canan Yaman, ürünlerin soğuklardan dolayı ciddi zararlar gördüğünü dile getirdi. Yaman, “Ürünlerimiz dalında kaldı. Zor durumdayız, yetkililerden destek bekliyoruz. Bu gece nöbet tuttuk fakat faydalı olmadı, gece eksi 4’lere kadar ulaşan hava derecesi ürünler tamamen bitmiş hale geldiö dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

————————

-Don tutan ürünler

-Meyvelerden detay

-Bahçeden dron görüntüsü

-Cahit İncefikir ile röp

-Canan Yaman ile röp

-Don önleyici pervanenin çalışması

-Küflenmiş ve dalda kalmış ürünlerden detay

-Detaylar

Haber: Yusuf YILDIZ – Kamera: Gülşah ATICI/Adana, (DHA)

=================================================

4) FATMA, 4 METRE SÜRÜKLENİP ÜÇ KEZ YERE VURULARAK ÖLDÜRÜLMÜŞ

İZMİR’in Ödemiş ilçesinde eski sevgilisi Fatma Kara’yı (27) sokak ortasında döverek öldüren Olgun Gacar (35) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede; Gacar’ın Fatma Kara’yı boynundan tutarak 4 metre sürüklediği, yere yatırdıktan sonra 3 kez vücudunu kaldırıp, yere vurduğu belirtildi.

Türkmen Mahallesi 2’nci Bayındır Sokak’ta 11 Mart 2025’te meydana gelen olayda; konuşmak için buluşan Fatma Kara ile eski sevgilisi Olgun Gacar tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi ile Gacar, Kara’nın başını defalarca yere vurdu. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Kara’nın hayatını kaybettiği belirlendi. Kara’nın cansız bedeni, otopsi için İzmir Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Polis, Gacar’ı gözaltına aldı. Polisteki işlemlerinin ardından Olgun Gacar tutuklandı. Kara’nın cenazesi, Aydın’ın Köşk ilçesinde toprağa verildi.

İKİ KEZ UZAKLAŞTIRMA ALMIŞ

Kara’nın ölümünün ardından başlatılan cinayet soruşturması da tamamlandı ve iddianame hazırlandı. İddianamede; Gacar’ın daha önce de Kara’ya şiddet uyguladığı ve tehdit ettiği, buna ilişkin de Kara’nın şikayeti doğrultusunda Gacar’a 2 kez uzaklaştırma kararı verildiği belirtildi. Gacar’ın Kara’nın bulunduğu yere tüfekle geldiği de iddianamede yer aldı. Kara’nın, Gacar’dan hamile kaldığı, olaydan 20 gün önce çocuğu aldırdığı iddianamede yer buldu.

İFADELERİ ÇELİŞKİLİ BULUNDU

İddianamede; Gacar’ın ifadeleri de yer aldı. Gacar’ın savcılık ifadesinde, “Fatma’yı kasten öldürmek istemedim, öldürme gibi bir planım yoktu. Olay günü eski mevzular sebebiyle aramızda tartışma yaşandı. Sinirlendiğim için Fatma’yı elimle boynundan kaldırıp yere attım. Darbenin etkisiyle Fatma kafasını yere çarptı ve bir daha hareket edemedi. Amacım Fatma’yı öldürmek değildi” dediği vurgulandı. İddianamede; sanık Gacar’ın emniyet ve savcılık ifadelerinde çelişkiler olduğunun altı çizildi.

‘SAVUNMALARI SUÇTAN KURTULMAYA YÖNELİK’

Olay anını gösteren kameraların incelemesinin ardından Gacar’ın Fatma Kara’yı boynundan tutarak yaklaşık 4 metre sürüklediği, ardından yere yatırarak 3 kez vücudunu kaldırıp yere vurduğu ve olay yerinden uzaklaştığı belirtildi. Olayda Kara’nın, Gacar’a yönelik herhangi bir saldırısının bulunmadığı da iddianamede yer aldı. Gacar’ın savunmalarının, üzerine atılı suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilirken, ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçunu işlediği kanaatine varıldığı belirtildi. Toplanan deliller doğrultusunda Gacar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. İddianame, Ödemiş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi.(DHA)

Görüntü Dökümü

———————–

-ARŞİV

Haber-Kamera: Tolga TAHÇI/İZMİR,(DHA)

=================================================

5) ERZURUM’DAKİ YANGINDA 3 İŞİTME ENGELLİ ÇOCUK BABASIZ KALDI

ERZURUM’da çalıştığı mobilya atölyesinde çıkan yangında hayatını kaybeden Serhat Kısa (34), geride işitme engelli 3 çocuk bıraktı. Kendisi, eşi ve 3 çocuğu işitme engelli olan Serhat Kısa’nın 15 yıldır aynı atölyede asgari ücretle çalıştığı öğrenilirken, “Babam melek oldu” diyen Emircan Kısa (11), kardeşleri ile birlikte babalarının fotoğrafını sevip, okşadı.

Olay, 17 Ocak’ta saat 12.30 sıralarında Yakutiye ilçesi Keresteciler Sitesi’nde mobilya üretimi yapılan atölyede meydana geldi. İş yerinde yaşanan patlamanın ardından çıkan yangından yaralı olarak kurtarılan işçilerden Musa Coşkun ile Serhat Kısa hastanede yaşamını yitirdi. 2 işçi, 18 Ocak’ta toprağa verilirken; 15 yıldır atölyede çalışan Serhat Kısa, geride işitme engelli eşi Meltem Kısa (34) ile yine işitme engelli 3 çocuğunu bıraktı. Cihaz sayesinde duyabilen Emircan, Muhammet Emre (5), Mert Efe Kısa (4), babalarını yangında kaybettiklerine inanamıyor. “Babam melek oldu” diyen Emircan Kısa, kardeşleri ile birlikte babalarının fotoğrafını sevip, okşadı.

‘İNŞALLAH DEVLET BU ÇOCUKLARI UNUTMAZ’

Palandöken ilçesi Adnan Menderes Mahallesi’ndeki bir apartmanın 3’üncü katında yaşayan gelini ve torunlarına sahip çıkan Hatice Kısa (51), devletin torunlarını unutmamasını istedi. Oğlu Serhat’ın asgari ücretle çalıştığını anlatan Hatice Kısa, “Vefat eden oğlumun eşi, kendi ve 3 çocuğu işitme engelli. Asgari ücretle çalışıyordu. 3 çocuğuna da cihaz takılı. Yapılan ameliyat sonrası sesleri duyabiliyorlar. İnşallah devlet büyüklerimiz bu çocukları unutmaz” diye konuştu.

‘TELEFON AÇILMADI’

Olay gününü anlatan Hatice Kısa, “Biz her şeyden habersiz evde otururken gelinin kardeşi aradı, yangının çıktığını söyledi. Biz de iş yerini aradık, önce telefon açılmadı. Israrla aramaya devam edince, ‘Hiçbir can kaybı yok sadece yangın var biz de onu söndürüyoruz’ diye cevap verdiler. Ben de oğlum Serhat’ı aradım ama telefonu önce meşgule düştü. Sonra sürekli çaldı, kapandı. Korkmaya başladım. Babasına, ‘Serhat benim telefonumu açardı. Bunlar yalan söylüyorlar; Serhat’ta bir şey var. Kalk iş yerine gidelim’ dedim. O arada eşim telefonundan baktı ki yangın internete, sosyal medyaya düşmüş ve yaralıları hastaneye götürmüşler” dedi.

‘2-2,5 SAAT ORADA KALMIŞ’

Hatice Kısa, “Şehir Hastanesi’ne gittik. Bütün yaralılar orada ama Serhat yoktu. Birisi dedi ki en son çıkarılan yaralılar, Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Oraya gittiğimizde oğlumu getirmiş müdahale ediyorlardı. Kalp masajı yapılıyormuş, 45 dakika bekledim. Dışarıya çıkıp dediler ki geri dönmedi. Yangın sırasında zamanında müdahale edilseydi kurtulabilirdi. 2-2,5 saat orada kalmış çocuk. Çıkarıldığında zaten yaşamıyormuş. Yangın çıktıktan sonra can havliyle tuvalete kaçmış. Benim oğlum orada kapalı kalmış. Bu kaza ile ilgili herhangi bir kimsenin ihmali varsa en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum” diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

————————

-Babaanne ve dedesinin 3 işitme engelli torunuyla diyalogları

-Acılı eş Meltem kısanın üzgün görüntüsü

-Çocukların oyuncaklarla oynaması

-Çocuklarının babalarının fotoğrafını sevip okşamaları

-Anne Hatice Kısa’nın “Allah oğlumu benden çok sevip yanına aldı.” Demesi

-Meltem Kısa’nın ölen eşi Serhat’ın fotoğrafını görüp kısa süreli rahatsızlık geçirmesi

-Meltem Kısa’nın oğlu Muhammet Emre’ye babasını sorması

-Hatice Kısa ile röp

-Emircan Kısa’nın, “Baba melek oldu.” Demesi

-Yangından detaylar

-Yanan işyerinden çıkarılan Serhat Kısa’nın sedyeyle ambulansa götürülmesi

-Serhat Kısa’nın kendi gibi işitme engelli eşi ve çocuklarıyla çekilmiş fotoğrafı

HABER KJ: Haber – Kamera: Oktay POLAT / ERZURUM (DHA)

=================================================

6) OTOMOBİLİN TAKLA ATTIĞI KAZA KAMERADA; 3 YARALI

AKSARAY’da otomobilin takla attığı kazada aynı aileden 3 kişi yaralandı. Kaza, güvenlik kamerasına yansıdı.

Kaza, dün saat 21.00 sıralarında Eskil ilçesinde bağlı Kaputaş Yaylası’nda meydana geldi. Hasan Hüseyin Çeçen (33) yönetimindeki 68 ABC 803 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak takla attı. Ters dönen araçta bulunan Hasan Hüseyin Çeçen, eşi Bergen Çeçen (30) ve kızı Ecrin Çeçen (2) yaralandı. Kaza bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansırken, ihbarla olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı 3 kişi, ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

Kazaya ilişkin inceleme sürüyor. (DHA)

Görüntü Dökümü

——————

-Kaza anı güvenlik kamerası

– Kaza yapan aracın görüntüsü

-Jandarma ekiplerinin görüntüsü

Haber- Kamera: Hilmi YOL ESKİL AKSARAY DHA

Bu Yazıyı Paylaş