DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 2
1) BAKANLIK DESTEKLİ PROJE İLE FPV DRON PİLOTLARI YETİŞTİRİLİYOR
ZONGULDAK'taki Kozlu Gençlik Merkezi'nde FPV (birinci şahıs görüşü) yarış dronu eğitimi alan 96 öğrenci, dron pilotu olmaya hazırlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın desteklediği ve sadece Zonguldak'ta yürütülen projeye ilişkin bilgi veren Robotik Kodlama Öğretmeni ve Gençlik Lideri Serdar Özada, "6 ay simülasyonda eğitim aldıktan sonra gerçek uçuşlara geçiyor. Sonraki aşamalarımızda hem simülasyon hem gerçek uçuş, aynı zamanda dron yapımı ve kodlamasını burada deneyimliyorlar" dedi.
Gençlik ve Spor Bakanlığı destekli proje kapsamında, Kozlu Gençlik Merkezi'ndeki 96 öğrenci, FPV yarış dronu eğitimi alıp, dron pilotu olarak yetiştiriliyor. Proje hakkında bilgi veren Kozlu Gençlik Merkezi'nde görevli Gençlik Lideri Serdar Özada, "Bu proje şu an 96 pilot ile devam etmekte. Bu projenin bir diğer özelliği de sadece burada başlaması ve diğer gençlik merkezlerinde yok, sadece Zonguldak, Kozlu’da var. Bu çok büyük bir avantaj. 6 ay simülasyonda eğitim aldıktan sonra gerçek uçuşlara geçiyor. Gerçek uçuşlarda artık TEKNOFEST ve yurt dışı gibi alanlarda yarışmaya hazırlanıyorlar. Sonraki aşamalarımızda hem simülasyon hem gerçek uçuş, aynı zamanda dron yapımı ve kodlamasını burada deneyimliyorlar" dedi.
DRON PARÇALARI NADİR BULUNUYOR
14 yıldır Gençlik Liderliği yapan ve aynı zamanda Robotik Kodlama Öğretmeni Serdar Özada, söz konusu projenin bakanlık destekli olduğunu belirterek, "Özel bir proje. Bu proje; hiç kimse, hiçbir kurum yapmazken bizim Gençlik ve Spor Bakanlığımız bünyesinde oldu. Şu an Zonguldak’ta devam ediyor. 95 öğrencimiz, pilotumuz var. Bunlar içinde ortaokul, lise, üniversite ücretsiz olması da ayrı bir şey. Bu dronlar çok pahalı ve yurt dışından bazı parçalar gelmiyor. Bizim Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak en büyük avantajımız, bu hizmeti ücretsiz olarak gençlerimize sunmamız. Çünkü bu parçalar gerçekten nadir bulunan parçalar. Dronun parçasını gençlerimiz, bizzat kendisi montajlıyor, kendisi yapıyor. En güzel yanı bence bu, Türkiye’de tek olması da artı bir avantaj" diye konuştu.
'GELECEĞİMİZİ İNŞA EDİYORLAR'
Yarış dronlarının hızlı olduğunu, bu nedenle tehlike oluşturabileceğine dikkati çeken Özada, "Gençlerimiz burada önce simülasyonda eğitime başlıyor. 6 ay gibi bir süreçte gençlerimiz simülasyonda eğitim aldıktan sonra gerçek yarış dronunu sahada deneyimliyorlar. Sonraki aşamamızda da dronun nasıl yapıldığını, nasıl uçtuğunu, mantığını, kodlamasını bizzat gençlik merkezimizde dron atölyemizde gençlerimiz yapıyor. Sarf malzemeler, kanadı, motoru hepsi teknik bilgidir. Bu bilgiler gençlerimize aktarılıyor ve bizzat gençlerimiz tarafından atölyemizde deneyimleniyor. Hem kendisinin yapmış olduğu ürün ortaya çıkıyor, daha çok sahip çıkıyorlar aynı zamanda kodlamayı da öğrenerek bizim geleceğimizi inşa ediyorlar. Eğitimlerimiz ücretsiz herkes gelebilir. 8-29 yaş arası gençlerimiz Kozlu Gençlik Merkezi'mize davetli. Bu eğitimler herkes için; herkes deneyimleyebilir" dedi.
'PROJE ZONGULDAK'TA TEK'
Yarış dronu pilotluk kursuna 9 aydır devam eden 8'inci sınıf öğrencisi Kaan Demir (13) de "Biz burada önce simülasyon kabininde dronlarımızı sürüyoruz. Kendimizi çok geliştirdikten sonra Serdar Hoca'mızla beraber kodlayarak yaptığımız FPV yarış dronlarımızı sahalarda sürüyoruz. Bizim şu anki tek hedefimiz; TEKNOFEST ve yurt dışı projelerinde Zonguldak'ımızı ve Türkiye'mizi gururlandırmak. Ayrıca bu proje Türkiye'de tek olduğu için de bizim için çok gurur verici" diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------
-Dron
-Öğrencilerden görüntüler
-Kaan Demir ve dron
-Serdar Özada ile röportaj
-Kaan Demir ile röportaj
Haber-Kamera: Ali Sencer ARSLAN, Öznur GÜNEŞ/ZONGULDAK, (DHA)
====================================================
2) HAFİF TİCARİ ARAÇ, KARŞI ŞERİDE GEÇİP KURYEYE ÇARPTI; KAZA KAMERADA
MALATYA'da sürücüsünün kontrolünü kaybettiği hafif ticari araç, karşı şeride geçerek motosikletli kuryeye çarptı. Kaza, güvenlik kamerasına yansıdı.
Kaza, dün 15.00 sıralarında Yeşilyurt ilçesi Fahri Kayahan Caddesi'nde meydana geldi. Sürücüsü öğrenilemeyen 44 HD 338 plakalı hafif ticari araç, kontrolden çıkıp karşı şeride geçerek motosikletli kuryeye çarptı. Çarpmanın etkisiyle kontrolden çıkan motosiklet devrilirken, motosiklet sürücüsü yola savruldu. Kimsenin yaralanmadığı kaza, bölgedeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde; sürücünün kontrolünü yitirdiği aracın yolun karşısına geçerek motosikletli kuryeye çarptığı ve vatandaşların yardım için kaza yerine koştuğu anlar yer aldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------
-Güvenlik kamera görüntüleri
-Panelvan aracın karşı şeride geçerek motosikletli kuryeye çarpması
-Vatandaşların kaza yerine koşuşturması
-Genel ve detay görüntüler
Haber- Kamera: Cahit ÖZÇELİK-MALATYA-DHA
====================================================
3) ÜNİVERSİTEDE YERLİ VE MİLLİ İMKANLARLA DEPREM SÖNÜMLEYİCİ GELİŞTİRİLDİ
TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Yapısal Deprem Laboratuvarı’nda yerli ve milli imkanlarla, kolonlara ve kirişlere yük gelmeden binanın depremi atlatmasını sağlayacak, metalik panel sönümleyiciler üretildi. NKÜ Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Dr. Öğretim Görevlisi Ahmet Bal, "Bu metalik panel sönümleyicileri Tekirdağ Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvarı’nda geliştirdik. İlk defa da Türkiye'de bizim bu sağlık spor bilimleri derslikleri projesinde uyguluyoruz şu anda. Tamamen yerli ve milli mühendislik eseri olan bir sönümleyici tipi" dedi.
Tekirdağ Valisi Recep Soytürk ile NKÜ Rektörü Prof. Dr. Mümin Şahin öncülüğünde, üniversitede geçtiğimiz Nisan ayında 4 bin metrekare alan üzerine 'Yapısal Deprem Laboratuvarı' kuruldu. Özellikle Tekirdağ ve çevresindeki yapıların deprem performansının analiz edildiği laboratuvarda, riskli yapılar belirlenerek güçlendirme yöntemleri geliştiriliyor. Laboratuvarda son olarak, yerli ve milli imkanlarla metalik deprem sönümleyici geliştirildi.
‘YAPI VE DEPREM MÜHENDİSLİĞİ LABORATUVARI’NDA GELİŞTİRDİK’
NKÜ Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Dr. Öğretim Görevlisi Ahmet Bal, sönümleyicilerin, kolonlara ve kirişlere yük gelmeden binanın depremi atlatmasını sağladığını belirtti. Deprem sönümleyicilerinin, özellikle yapıların deprem sırasında hasar görmemesini ve binanın depremden izolasyonunu sağlayan sistemler olduğunu söyleyen Bal, "Bunlarla ilgili dünyada, Japonya'da, Amerika'da çok yaygın taban izolatörleri, burkulması önlenmiş çaprazlar gibi birçok metot var. Bu metotlardan bir tanesi de aslında panel sönümleyicilerdir. Bunlar metalik esaslı panel sönümleyicilerdir. Biz bu metalik panel sönümleyicileri Tekirdağ Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvarı'nda geliştirdik. İlk defa da Türkiye'de bizim bu sağlık spor bilimleri derslikleri projesinde uyguluyoruz şu anda" dedi.
'BETONARME BİNALARA DA UYGULANABİLİR'
Amaçlarının, binanın deprem sırasında sarsıntıyı hissetmemesi olduğunu belirten Bal, "Bizim projemizin özelliği gereği ilk hedefimiz bu binanın deprem sırasında sarsıntıyı hissetmemesi ve deprem sonrasında kullanımda kalmasıydı. Yani hemen kullanım performansı düzeyinde kalmasıydı. Bu sönümleyiciler bu amaçla geliştirildi. Bunlar şu anda içinde bulunduğumuz binada çelik yapı olarak kullanılıyor. Ancak tamamı çelik bina, ağır çelik dediğimiz içerisinde metalik panel sönümleyicilerimiz var. Bunun dışında betonarme sistemlere de uygulanabilir. Yine bu binanın bir diğer özelliği de özellikle yangın direncini arttırmak amacıyla döşeme sistemleri ve çatı sistemleri tamamen donatılı gaz betonla imal edilmiş bir bina. Bu açıdan da Türkiye'deki yeniliklere öncü olan bir binanın içindeyiz şu anda" diye konuştu.
'KOLON VE KİRİŞLERE YÜK GELMEDEN BİNA DEPREMİ ATLATIYOR'
Panel sönümleyicilerin, yumuşak metalden üretildiğini anlatan Bal, "Bunlar yumuşak metallerden üretiliyor. Dediğim gibi tamamen yerli ve milli mühendislik eseri olan bir sönümleyici tipi. Yumuşak metaller, deprem anındaki hızlı enerjiyi yutuyor, bir nevi enerji yutarak deprem etkisini sönümlüyor. Biz dairesel boşluklu olanlarını kullandık. Dairesel boşluklu olanlar da aslında bir nevi yönlendirme anlamına geliyor. Binada ilk hasarı alacak elemanlar bunlar. Enerjiyi üzerinde sönümlüyor ve binanın ana taşıyıcılarına, kolonlarına, kirişlerine yük gelmeden binanın depremi atlatması bekleniyor. Bir diğer iyi özelliği de şudur; bu deprem sönümleyicilerini, deprem sonrasında tekrar kullanabiliyorsunuz. Yani bunları yerinden çıkartıp yenisini takarak kullanmak mümkün hale geliyor" ifadelerini kullandı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------------
-Binalardan görüntü
-Sönümleyicilerden görüntü
-Ahmet Bal ile röp.
-Sönümleyicilerin kaynak yapılması
-Genel ve detaylar
Haber-Kamera: Mehmet YİRUN- Mehmetcan ARSLAN / TEKİRDAĞ, (DHA)-
====================================================
4) TÜP MİDE AMELİYATI SONRASI SAĞLIK SORUNLARI YAŞAYAN İLKCAN: GÜNDEN GÜNE ERİYORUM, YARDIMCI OLUN
ADANA’da 157 kiloya ulaşan eczacı kalfası İlkcan İlhan (29), zayıflamak için geçen yıl özel bir hastanede yapılan tüp mide ameliyatının ardından yaşadığı kusma, yürüme bozukluğu, ağrı şikayetlerinin geçmemesi üzerine 2 kez daha ameliyat oldu. 3 ameliyat geçirmesine rağmen şikayetlerinin devam ettiğini belirten İlhan, ilk iki ameliyatı yapan özel hastaneden şikayetçi oldu. Ağırlığı 72 kiloya kadar düşen İlhan, "Ben artık yalnızca sağlığıma kavuşmak istiyorum. Günden güne eriyorum ve daha fazla sağlık sorunu yaşamak istemiyorum. Bana yardımcı olun" dedi.
Eczacı kalfası 177 santim boyunda, 157 kilo ağırlığındaki İlkcan İlhan, zayıflamak için yıllardır uyguladığı şok diyetlerden sonuç alamayınca obezite tedavisi için araştırma yapmaya başladı. Tüp mide ameliyatı olmaya karar veren İlhan, özel bir hastaneye başvurdu. İlhan, doktoruyla 12 Eylül 2025’te ameliyat olmak üzere anlaştı. İlhan ameliyat olduktan kısa bir süre sonra kusma, yürüme bozukluğu ve ağrı şikayetleri başladı. Doktoruna başvuran İlhan, ameliyatın ardından bu tip komplikasyonların yaşanmasının normal olduğu yanıtını aldı. Ancak ağrıları devam eden İlhan, aynı yıl 15 Aralık'ta ikinci kez ameliyat edildi. Sağlığına kavuşamayan İlhan bu kez başvurduğu kamu hastanesinde 22 Ocak'ta üçüncü kez ameliyat edildi. İlhan, taburcu olduktan sonra özel hastaneden şikayetçi oldu. Sağlık sorunları devam eden İlhan, tek isteğinin iyileşmek olduğunu belirtti. İlhan'ın şikayeti üzerine Adana İl Sağlık Müdürlüğü olaya ilişkin inceleme başlattı.
‘3 AMELİYAT GEÇİRDİM, HALA AYNI ŞİKAYETLERİ YAŞIYORUM’
Ameliyatlardan sonra yaşadığı süreci anlatan İlkcan İlhan, "Şikayetlerim hala devam ediyor. Doktorlarla iletişim halindeyim ancak bir türlü çözüme ulaşamadım. Kendi isteğimle ameliyat olmuştum fakat ilk günden itibaren sıkıntılı bir süreç yaşadım. Toplam 3 ameliyat geçirdim. Gün geçtikçe kusmalarımda kan görmeye başladım. Bu süreçte başvurmadığım, görüşmediğim yer neredeyse kalmadı. Ancak buna rağmen bir sonuç alamadık. Şu anda 72 kiloya kadar düştüm. Yürüme bozukluğu, bayılma, kanlı kusma ve ishal şikayetlerim halen devam ediyor" diye konuştu.
‘TEK DİLEĞİM SAĞLIĞIMA TEKRAR KAVUŞMAK’
İlhan, yaşadığı sürecin sona ermesini ve sağlığına kavuşmayı istediğini belirterek, "Şu anda en büyük sorunum ise hiçbir hastanenin beni kabul etmemesi. Ben artık yalnızca sağlığıma kavuşmak istiyorum. Günden güne eriyorum ve daha fazla sağlık sorunu yaşamak istemiyorum. Yürüme bozukluklarım ve bayılmalarım devam ettiği sürece hayatımı nasıl sürdürebileceğimi bilmiyorum. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Direniyorum ama daha ne kadar direnebileceğimi bilmiyorum. Ailem de her gün başıma bir şey gelecek korkusuyla yaşıyor. Benim tek dileğim ve isteğim, bir an önce sağlığıma kavuşmak ve yeniden kendi hayatımı sürdürebilmek. Başka hiçbir şey istemiyorum" dedi. (DHA)
Görüntü dökümü
-----------------------
-İlkcan İlhan'ın ameliyat izleri
-İlkcan İlhan ile röp
-İlkcan'ın motosiklet kullanması
-İlkcan'ın ameliyat olmadan önceki hali
Haber - Kamera: Yusuf YILDIZ-Gülşah ATICI/Adana, (DHA)
====================================================
5) GAZİANTEP’TE KIRMIZI BİBER HASADI BAŞLADI
GAZİANTEP’in İslahiye ilçesinde ‘kırmızı altın’ olarak adlandırılan biber hasadı başladı.
İslahiye’nin önemli tarımsal ürünlerinden olan ‘İslahiye biberi’ olarak tescillenen ve yörede ‘kırmızı altın’ olarak adlandırılan kırmızı biber hasadı mevsimsel yağışlar nedeniyle 15 gün gecikmeli olarak başladı. İlçenin Güllühöyük, Çubuk, Elbistanhöyüğü, Akınyolu, Şahmaran, Karakaya, Örtülü, Yesemek, Yelliburun, Ortaklı ve Yeşilova mahallelerinde ağırlıkta olmak üzere 22 bin dekar alanda ekimi yapılan kırmızı biberde bu yıl yüzde 20 rekolte kaybı beklenirken, iklim koşulları ve mevsimsel yağışlara bağlı olarak 15 gün gecikmeli başlayan hasatta 44 bin ton rekolte hedefleniyor. 8 bin mevsimlik tarım işçisiyle hasadı devam eden kırmızı biber, ilçedeki tesislerde işlenerek toz ve pul biber haline getirilerek iç piyasanın yanı sıra dünyanın birçok ülkesine de ihraç ediliyor.
'8 BİN İŞÇİ İSTİHDAM EDİLİYOR'
İslahiye Ziraat Odası Başkanı Osman Erdoğan 8 bin tarım işçisinin hasat zamanı ilçeye geldiğini ifade ederek, biberin fiyatının belirleme çalışmalarının da devam ettiğini söyledi.
Erdoğan, yüzde 20 oranında rekolte kaybı beklediklerini kaydederek, “İslahiye’nin önemli bir geçim kaynağı olan kırmızı biberde hasadımız başladı. Bu yıl mevsimsel yağışlar nedeniyle 15 gün gecikmeli başladı. İslahiye bölgemizde geçen yıla oranla ekim alanı azalmasına rağmen yaklaşık 22 bin dönüm alanda ekimi yapılan biber hasadımızda dönüm başına beklentimiz 1000 ile 1500 ton arasındadır. Mevsimsel yağışlara bağlı olarak yüzde 20 oranında rekolte kaybı beklenmektedir. ‘İslahiye biberi’ olarak tescili bulunan kırmızı biberimiz aroması, rengi, kalitesiyle öne çıkmaktadır. Hasadını yaptığımız biberimizde net fiyat yok. Çiftçimizin beklentisi yaş biberin kilosunun 45 ile 50 TL olmasıdır. Biber hasadımızla birlikte bölgemizde yaklaşık 8 bin mevsimlik işçi istihdam edilmektedir” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------
- Biber hasadı (dron)
- Biber hasadı
- Ziraat Odası Başkanı Osman Erdoğan ile röp
- Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA)
====================================================
6) ÇÖMLEK USTASI BABANIN İZİNDEN DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA
İZMİR'in Menemen ilçesinde 3'üncü sınıftan sonra çömlekçiliğe başlayan Ayhan İde (49), 19 yaşında usta olup yarışmalarda dereceler kazandı. Mesleğini oğullarına da öğreten İde'nin oğlu Oktay İde (27) dünya şampiyonlukları elde ederken, diğer oğlu Eray İde (13) de babası ve ağabeyinin izinden gidiyor.
Menemen ilçesinde ilkokul 3'üncü sınıftan sonra çömlekçiliğe çırak olarak başlayan Ayhan İde'nin, çocukluk yıllarında geçim kaynağı olarak gördüğü mesleği zamanla tutkusu haline geldi. 19 yaşında usta olan ve katıldığı yarışmalarda çok sayıda derece elde eden İde, mesleğini oğullarına da aktardı. Babasının izinden giden oğlu Oktay İde, farklı yıllarda teknik ve estetik dallarda dünya şampiyonlukları aldı. Diğer oğlu Eray İde ise 6 yaşında öğrenmeye başladığı çömlekçilikte başarılar elde etmek için çalışıyor.
Menemen Çömlek Festivali’ndeki yarışmalarda jüri üyesi olan Ayhan İde, "Çömlekçilik mesleğini sevdikten sonra bu iş beni aldı ve bu başarılara kadar getirdi. Ben 19 yaşında usta olduktan sonra birçok katıldığım yarışmanın hemen hemen hepsinde birinci oldum" dedi.
'BABA EVLADIN AYNASIDIR SÖZÜNÜ YAŞATTILAR'
Kendisinden sonra oğlu Oktay İde'nin de dünya şampiyonu olduğunu söyleyen İde, "Benim gibi o da işini çok severek yapıyor. Şu an mesleğimi ikinci nesile taşıdım. Bizden sonra 13 yaşında oğlum Eray var. Nasip olursa onu da dünya şampiyonu yapacağız. İlk 2004'te uluslararası çömlek yarışmasında teknik dalda dünya birincisi olmuştum. Burada, ustanın çamura olan hakimiyetini ölçüyorlar. 2023 yılında İtalya'da Dünya Çömlek Ustaları Festivali'nde 'Yelken' temalı bir ürün yaparak, estetik dalda dünya birincisi oldum. İşimi severek yapıyorum. Eğer bir iş yapacaksam onu aylar öncesinden son dakikasına kadar düşünürüm ve pratiğini tekrar tekrar denerim. Çocuklarım da başarılı olduğum için bana bakarak benim gibi olmak istediler, 'Baba evladın aynasıdır' sözünü bana yaşattılar. Oktay beni geçti, geçecek. Ama küçük oğlum da ağabeyini geçmek için uğraşıyor. Okul tatilinde sürekli yanımda azimle çalışıyor" diye konuştu.
'MESLEĞİME AŞIK BİR ZANAATKARIM'
Ayhan İde'nin oğlu çömlek ustası Oktay İde ise "2006'dan beri çömlek sektörün içerisindeyim. Çok küçük yaşlardan beri babamdan öğrenmeye başladım. Babam geçmiş yılarda hep çömlek yarışmalarına katılır, ödüller alırdı. Ben de çocukluğumdan itibaren kendisini örnek aldım. Öğretmenlerim 'Ne meslek yapmak istiyorsun' diye sorduklarında hep 'Çömlekçi olup, şampiyonluklar kazanacağım' derdim. Şimdi 13 yaşındaki kardeşim Eray da arkamızdan geliyor. Yetenek var elbette ama sadece yetenek yetmiyor. Biraz da azim, biraz da hırs olması lazım. Şu an kendisi azimle çalışıyor. 2022'de İtalya'da Mondial Torneo di Tecnica dalında dünya şampiyonluğunu aldım. 2023'te Menemen'de teknik dalda dünya şampiyonluğunu kazandım. Aynı ödülleri 2024 ve 2025 yıllarında da aldım, o günden bugüne birinciyim. Bu sene de inşallah gayretimiz, birincilikten yana. Ben mesleğime aşık bir ustayım, zanaatkarım. Çünkü babamdan da böyle gördüm. Babamla gurur duyuyorum ve şimdi ben de sonraki gelecek nesillere örnek olmaya çalışıyorum. Bugün burada ben yarışmacı, babam ise jüri üyesi" ifadelerini kullandı.
'AİLEMİZİN ÇÖMLEKÇİ OLMASI BENİ MUTLU EDİYOR'
Ayhan İde'nin küçük oğlu Eray İde de "6 yaşında babamın yanında çömlek yapmaya başladım. Çok güzel bir iş. Babamın usta olması, bütün ailemizin çömlekle ilgilenmesi beni mutlu ediyor. Babamın minik bir tezgahı vardı. Çömlek yapmayı, denemek istedim. Babam gösterdi ve çok sevdim. Şimdi babamı ve ağabeyimi örnek alıyorum. Çömlek yapmayı çok seviyorum. Top saksı, küçük saksı gibi ürünler yapabiliyorum. 'Büyükler geçilmez' o nedenle; baba ve ağabeyimden sonra 3'üncü kuşak olurum. Seramik lisesinde okumak ve ileride çömlekçilik yapmak istiyorum" dedi. (DHA)
Görüntü dökümü
-------------------------------
-Çömlek ustası Ayhan İde, oğulları Oktay ve Eray İde ile röp.
-Çömlek yapımından görüntü
Haber: Yağmur ÖNGÜN - Kamera: Gökhan KILIÇ / İZMİR, (DHA)
====================================================
7) ATALIK TOHUMLARI GELECEK NESİLLERE TAŞIYOR
OSMANİYE'de bir fabrikada yöneticilik yapan Demet Demir, yaklaşık 1,5 dönümlük arazisinde kurduğu hobi bahçesinde, Türkiye'nin farklı illerinden temin ettiği yerli ve atalık tohumlarla sebze yetiştiriyor. Domates, patlıcan, biber, fasulye, mısır ve kabak gibi çok sayıda sebze türü yetiştiren Demir, elde ettiği tohumları isteyenlere göndererek çoğaltılmasına da katkı sağlıyor.
Gaziantep'te bir fabrikada yöneticilik yapan Demet Demir, yaklaşık 5-6 yıl önce hobi olarak başladığı atalık tohum çalışmalarını zamanla geliştirdi. İş gereği Türkiye'nin farklı illerini ziyaret eden Demir, gittiği köylerden yöresel ürünlere ait tohumları temin ederek Osmaniye Karaçay Mahallesi'nde bulunan kendi bahçesinde yetiştirmeye başladı. Elde ettiği sonuçların ardından üretimini artıran Demir, tohumları gönüllülerle de paylaşıyor.
'HER KÖYDEN ATALIK TOHUMLARI TOPLADIM'
Atalık tohumlara ilgisinin Mardin'in Kafro köyüne yaptığı ziyaret sırasında başladığını belirten Demir, "Atalık tohum sevdalısıyım. Yaklaşık 5 sene önce Mardin’in Kafro köyüne gittim. Oradaki teyzelerin bahçelerinde yetiştirdiği domateslerin tadı çok hoşuma gitmişti. Atalık tohum olduğunu söylediler. İşim gereği haftada üç il geziyorum. Genellikle doğu illeri oluyor. Ondan beri gittiğim her yerden, her köyden atalık tohumları topladım. Bunları daha sonra yetiştirdim ve dağıtmaya da başladım. Önceki yıl yaklaşık 500 kişiye dağıtım yaptım. Şu an bahçemde sarı, kırmızı, çikolata rengi gibi 14 tür domatesim var. 4 tür patlıcanım, 5 tür mısır ve biberim, kabaklarım, uzun fasulye ve sırık fasulye çeşitlerim var. Her sebzeden var ve hepsi de atalık türler" diye konuştu.
'KİMYASAL YOK, HAYVAN GÜBRESİ KULLANIYORUZ'
Üretim sırasında zirai ilaç ve kimyasal gübre kullanmadığını belirten Demir, doğal yöntemlerle mücadele ettiklerini söyledi. Demir, "Kırmızı örümceğe karşı ısırgan otundan yaptığımız konsantrelerimiz var. Diğer zararlılara karşı Arap sabunlarımız var. Kısacası bizde kimyasal yok. Zirai gübre de yok. Hepsi doğal, kendi üretimlerimiz. Hayvan gübresi kullanıyoruz. Hiç ilaç kullanmıyoruz. Türkiye genelinde bir grubumuz var. Osmaniye’de de ata tohumu takas grubumuz var. Gönüllü olan herkese dağıtıyoruz. Bahçemize gelenlere de fidelerimizden veriyoruz. Tohum almak isteyenler de bizden tohum alabilir. Amacımız; bu tohumların daha fazla kişiye ulaşması ve çoğaltılması" dedi.
'KAPIMIZ HERKESE AÇIK'
İş yaşamı ile hobi bahçesini birlikte yürüttüğünü anlatan Demir, "İşim gereği haftanın üç günü çalışıyorum. Bir fabrikanın müdürlüğünü yapıyorum ve bayileri geziyorum. Van, Batman gibi illere gidiyorum. Kalan günlerde de hobi bahçemle ilgileniyorum. Bahçemde her gün semaverimiz yanıyor. Tanıdık tanımadık herkesi davet ediyor, buyur ediyoruz. Gelen herkese fidelerimizden de veriyoruz. Buraya gelmek isteyen herkese kapımız açık" diye konuştu.
'ATALIK TOHUMLAR DAHA ZAHMETLİ'
Atalık tohumlar ile hibrit tohumlar arasındaki farka da değinen Demir, "Hibrit tohumlar gübre verildiğinde daha fazla ürün verebiliyor. Bizimkilerse daha zahmetli. Mesela ben cımbızla tek tek ekiyorum. Bizde kimyasal olmadığı için ürün daha az olabiliyor ama daha lezzetli oluyor. Kestiğiniz zaman kokusu her yere yayılıyor. Atadan, dededen gelen ürünü tekrar tekrar ekebiliyorsunuz. Nereye ekseniz hemen çıkıyor. Meyvesi, sebzesi biraz daha az olabiliyor ama lezzetli oluyor. Ata tohumunun amacı da sürdürülebilir olması" dedi. Demir, çocukların ve yeni neslin doğal üretime ilgisinin artmasını istediğini belirterek, atalık tohumların korunması ve gelecek nesillere aktarılması için çalışmalarını sürdüreceğini söyledi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
-Hobi bahçesinden DRON görüntüsü detay
-Kırmızı domateslerden cep telefonu detay
-Demet Demir bahçesindeki ürünleri gösterirken
-Bahçedeki sebzelerden yakın detay
-Demet Demir ürünlerden toplarken
-Bahçeden genel ve yakın detaylar
-Demet Demir ile röportaj
Haber-Kamera: İbrahim EMÜL/Osmaniye, (DHA)




