1) DEAŞ’LI 5 TERÖRİST, 3 POLİSİ ŞEHİT ETMEDEN 2 AY ÖNCE ‘TERÖR ÖRGÜTÜ’ ÜYELİĞİ’NDEN BERAAT ETMİŞ
YALOVA’da 3 polis memurunun şehit olduğu çatışmada ölen DEAŞ terör örgütü üyesi 6 teröristten 5’inin, 2024 yılında ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan gözaltına alınarak tutuklandığı ve yapılan yargılama sonunda, çatışmadan 2 ay önce Ekim 2025’te beraat ettikleri ortaya çıktı. 5 teröristin bağlantılı oldukları kişilerin, AK Parti Yalova İl Başkanı’na suikast hazırlığında oldukları öğrenilirken, ölü ele geçirilen teröristlerden kardeş olan 4’ünün, örgüte inanmayan diğer kardeşleri ve babalarını ‘tağut’ ve ‘kafir’ ilan edip, babalarını öldürerek, annelerini, örgütten uygun gördükleri biriyle evlendirmek için plan yaptıkları da belirtildi.
İsmet Paşa Mahallesi Seher Sokak’ta 29 Aralık 2025’te saat 02.00 sıralarında DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyonda, bir evden açılan ateşte polis memurları İlker Pehlivan (47), Turgut Külünk (50) ve Yasin Koçyiğit (49) şehit oldu, 8 polis ile 1 bekçi yaralandı. Adreste bulunan 5 kadın ve 6 çocuk sağ olarak tahliye edilirken, çıkan çatışmada teröristler Lütfi Sordabak (25), Haşem Sordabak (28), Mehmet Cami Sordabak (32), Musa Sordabak (29), Zafer Umutlu (26) ile İbrahim Dayan (24) ölü ele geçirildi. Olayın ardından, kentte DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 198 kişiden 66’sı tutuklandı.
2024 YILINDA GÖZALTINA ALINAN 18 ŞÜPHELİDEN 8’İ TUTUKLANDI
Olayla ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sürerken, kentte 2024 yılında DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda, Türkiye’de, DEAŞ terör örgütü yanlısı bütün grupları ‘ahlak’ ve ‘sünnet’ çatısı altında toplayıp mescitler açarak burada tebliğ/davet çalışmaları ile cihat grubu oluşturma yapılanması hazırlığında olduğu tespit edilen ve birbiriyle bağlantılı olduğu belirlenen 18 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 8’i ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan tutuklandı.
DİNİ EĞİTİM ADI ALTINDA ÖRGÜTSEL EĞİTİM
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 138 sayfalık iddianamede; örgütün Ahlak ve Sünnet Dergisi Temsilcikleri’ni göz önünde tutarak legal bir faaliyet gibi göstermeye çalıştıkları, arka planda ise hücre çalışmalarının devam ettiğine ilişkin söylemlerde bulunulduğu, basit bir cemaat olmadıkları, Türkiye’de eylem ve suikast yapmayı düşündükleri, bu amaçla düşüncelerini gerçekleştirmek için Türkiye’de altyapıyı oluşturmaya çalıştıkları, zamanı geldiğinde de eylemlere başlayacakları kaydedildi. Ders ve sohbet adı altında gerçekleştirilen buluşmalarda, ‘Savaşa hazırlık’, ‘Bireysel silahlanmanın önemi’, ‘Her Müslümanın askeri eğitimi alması ve silah kullanmayı bilmesi’ başlıkları altında söylemlerde bulunulduğu belirtilirken, Yalova’da dini eğitim adı altında örgütsel eğitim verilmesi amacıyla yatılı bir kurs açılmasının planlandığı ve daha önce ‘DEAŞ silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan haklarında işlem yapılan kişilerin bu kurslarda eğitim vereceğinin belirlendiği de iddianamede yer aldı.
24 İLDE TABAN KAZANMA FAALİYETİ
İddianamede ayrıca, DEAŞ terör örgütü yanlısı olarak, Adana, Ağrı, Ankara, Batman, Bingöl, Bursa, Çankırı, Diyarbakır, Elazığ, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Muş, Sakarya, Samsun, Tekirdağ, Yalova ve Van olmak üzere 24 ilde 97 dernek, kitabevi, mescit ve medrese bulunduğu, buralarda, eleman temini ve taban kazanma faaliyetleri sürdürüldüğü de yer aldı.
AK PARTİ İL BAŞKANINA SUİKAST HAZIRLIĞI
Çatışma bölgelerine çıkmadan önce ses getirici eylem hazırlığı ve suikast planı içinde oldukları belirtilen şüphelilerden B.K., A.B. ve M.U.B.’nin ele geçirilen cep telefonlarında yapılan incelemede, kullandıkları ‘Converstatıons’ isimli mesajlaşma uygulamasının sohbet kaydında AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü’ye yönelik suikast hazırlığında olduklarının da kaydedildiği iddianamede, şüphelilerin mesajlaşma programı üzerinden birbirlerine gönderdikleri, Umut Güçlü’nün zaman zaman kalmaya gittiği babasına ait evin krokisi ile fotoğrafları ve silah temin etmeye çalıştıklarına dair mesajları da yer aldı.
KEŞİF YAPIP, SUSTURUCULU SİLAH TEMİN EDİLMESİNİ İSTEMİŞ
Mesajla haberleştiği kişiye evin fotoğraflarını atan B.K.’nin, güvenlik kameralarını kırmızı daire içine alarak işaretlediği görüldü. B.K.’nin bilgisayardan indirdiği eve ait fotoğrafla yetinmediğini, ayrıca bölgede keşif de yaptığını değerlendirilirken, ‘Usutecik’ kod adlı örgüt üyesine, eve ait fotoğrafta bir bölümü işaretleyerek, “Bu noktadan ormanlık alandan arkadan gelip o noktadan rahat görebileceğimiz bir ortamı var. Bu alandan araçtan inilir orada ormanlık alanda bir merdiven yapılır, sonra hava iyice karardığında evin arkasına gidilip gözlem yapılır. Akşam uyku zamanlarında da bummmö şeklinde mesaj attığı görüldü. B.K.’nin farklı bir zamanda da ‘Usutecik’ kod adlı örgüt üyesine, “Bana susturuculu bir uygun yollu dönme bul kardaşımö şeklinde mesaj attığı ve suikastta kullanacağı silahı temin etme noktasında yardım istediği belirlendi.
BABALARINI ÖLDÜRÜP, ANNELERİNİ BAŞKASIYLA EVLENDİRECEKLERMİŞ
138 sayfalık iddianamede, Yalova’da 3 polisin şehit olduğu çatışmada ölü ele geçirilen teröristler Lütfi Sordabak, Haşem Sordabak, Mehmet Cami Sordabak ve Musa Sordabak’ın örgüte inanmayan kardeşleri M.Ş.S. (34), A.S. (23), C.S. (26) ve babaları M.S.’yi ‘tağut’ ve kafir ilan ettikleri, babalarından ayırmak istedikleri anneleri S.S.’yi zorla alıkoydukları, oğulları C.S. ve A.S. ile birlikte eşini almaya giden M.S.’ye silahla ateş açtıkları belirtildi. DEAŞ terör örgütü üyesi kardeşlerin babalarını öldürüp, annelerini ‘kafir’ olarak görmedikleri, örgütten biriyle evlendirmeyi planladıkları da iddianamede yer aldı.
‘BİZİ ÖLDÜRMEKLE TEHDİT EDİP, KELLEMİZİ ALACAKLARINI SÖYLEDİLER’
Baba M.S.’nin şikayetçi olarak verdiği ifadenin de yer aldığı iddianamede, anne S.S.’nin de “Diğer kardeşlerinin, babasının ve benim kafir olduğumuzu, gücü ele geçirdiklerinde ya onlarla birlikte olacağımızı, olmadığımız takdirde bizi öldürmekle tehdit edip, kellemizi alacaklarını söylemeye başladılar. Birçok kez aile ortamında bu konular tartışıldı, kardeşler arasında bu fikirler yüzünden kavgalar çıktı. Diğer kardeşleri onlara bu yolun yanlış olduğunu söylemelerine rağmen çocuklarım Musa, Mehmet Cami, Lütfi ve Haşem söylemlerinden ve düşüncelerinden vazgeçmediler ve bu Ahlak Sünnet Dergisi’ne gitmeye, sohbetlerine katılmaya devam ettilerö dediği öğrenildi.
SAVCI 17 ŞÜPHELİNİN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN HAPSİNİ İSTEDİ
İddianamede Filiz S. (32) haricindeki tüm şüphelilerin ‘DEAŞ terör örgütünün eylem ve faaliyetlerini benimseyip örgütün ideolojisi doğrultusunda faaliyet yürüterek üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işledikleri’ belirtildi. 17 şüphelinin, ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’, ‘Nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Üstsoydan akrabayı kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma’ suçlarından 10’ar yıldan 40’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
SAVCILIĞIN BERAAT KARARLARINA İTİRAZLARI KABUL EDİLMEDİ
Yalova 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamanın Ekim 2025’te görülen karar duruşmasında, 18 şüpheliden, aralarında 3 polis memurunu şehit eden 5 teröristten, Lütfi Sordabak, Haşem Sordabak, Mehmet Cami Sordabak, Musa Sordabak ve Zafer Umutlu’nun da bulunduğu 15’i, ‘Silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan beraat etti.
Öte yandan Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz’ün, verilen kararlara ayrı ayrı itirazda bulunduğu ancak itirazların kabul edilmediği öğrenildi. (DHA)
arşiv görüntülerle
HABER: Zehra BAYKAL/YALOVA, (DHA)-
==================================================
2) VAN’DA 76 YERLEŞİM YERİNİN YOLU KAPANDI; KIRSAL MAHALLEDE EVLER KARA GÖMÜLDÜ
VAN’da etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle 76 yerleşim yeri ulaşıma kapandı. Kapanan yolların açılması için ekipler çalışma başlatırken, Erciş ilçesine bağlı Sabanbüken Mahallesi’nde tek katlı evler adeta kara gömüldü.
Kentte dün etkili olan kar yağışı, kırsal mahallelerde hayatı olumsuz etkiledi. Kardan dolayı 31 mahalle ile 45 mezra yolu ulaşıma kapandı. Kapanan yolların açılması için Van Büyükşehir Belediyesi karla mücadele ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Kar yağışının en etkili olduğu noktalardan biri olan Erciş’e yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Sabanbüken Mahallesi’nde kar kalınlığı önceki yağışlarla birlikte 2 metreyi aştı. Tek katlı evlerin pencerelerine kadar yükselen kar nedeniyle mahalleli evlerine ve ahırlarına ulaşabilmek için uzun süre kürekle kar temizledi. Kapı girişlerini açmaya çalışan vatandaşlar, zorlu kış şartlarına rağmen günlük yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.
Mahallelilerden Zafer Yaşar (38), bu yıl son zamanların en yoğun kar yağışının yaşandığını belirterek, “Yerdeki kar kalınlığı neredeyse 2 metreyi aştı. Evimizden çıkabilmek için sürekli kürekle kar temizliyoruz. Burada hayat durma noktasına geldi diyebiliriz” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
————————
-Kar yağışının etkili olduğu mahalle
-Adeta kara gömülen evler
-Zafer Yaşar, küreklerle karları temizlemesi
-Zafer Yaşar’ın açıklaması
-Detaylar
Barış KUL/ERCİŞ (Van), (DHA)-
=================================================
3) ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİNİN TEDAVİSİNDE UMUT VEREN BAŞARI
SAĞLIK Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde önemli başarılar elde edildiğini belirtip, “Dünyada ve ülkemizde bazı kanser türlerinin tedavisinde yüzde 90’ın üzerinde başarı elde edilmektedir. Bu durum bizim için umut vericidir. O nedenle, tedavi süreci başarılması gereken bir savaş gibidir. Çoğunlukla olumlu sonuçlar alıyor olmak bizi çok umutlandırıyor” dedi.
SBÜ Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada çocukluk çağı kanserlerinden en bilinenin lösemi olduğunu, beyin tümörleri ve diğer kitlelerin de kanser hastalıkları arasında yer aldığını kaydetti. Hastalığın belirtileri konusunda aileleri uyaran Uzm. Dr. Özdemir, uzun süren ateş ve halsizlik gibi şikayetlere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Özdemir, “Çocukluk çağında ateşli enfeksiyonlar sık görülür. Ateş, löseminin de sık belirtisi olmakla birlikte iki haftayı geçen karın ağrısı, kabızlık şikayetleri de bizim için önemlidir. Hastalarımız, çocuk hekiminin fizik bakımı bulgularındaki bir şüphesi, ateş, geçmeyen ağrılar, halsizlik, kırgınlık kemik ağrıları gibi bulgularla karşımıza gelebiliyor” dedi. Tedavide bilinenin aksine başarı oranlarının oldukça yüksek olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, şöyle devam etti:
“Dünyada ve ülkemizde bazı kanser türlerinin tedavisinde yüzde 90’ın üzerinde başarı elde edilmektedir. Bu durum bizim için umut vericidir. O nedenle, tedavi süreci başarılması gereken bir savaş gibidir. Çoğunlukla olumlu sonuçlar alıyor olmak bizi çok umutlandırıyor. İlk tanı konulduğunda biz ailelere bu konuda bilgi veriyoruz. Ailelerin de destek alması çok önemli. Çünkü biz bir ekip olduğumuza inanıyoruz. Çocukların tedavi sürecinde sadece ilaç desteği sağlamak yeterli değildir, onları sosyal yaşam konusunda da desteklemek gerekiyor. Bunun dışında aileye de destek verilmesi gerekir. Kliniğimizde buna yönelik bir psikoloğumuz bize her zaman destek oluyor. Gerekirse de psikiyatri desteği alıp aileleri bu konuda bilgilendirip yönlendiririz. Bir ekip olmak çok önemlidir.”
‘DOĞUŞTAN GELİR VE NEDENİ ÇOĞUNUN BİLİNMEZ’
Toplumda çocukluk çağı kanserleri ile ilgili olarak doğru bilinen bazı yanlışların da olduğunu belirten Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir, hastalığın büyük korkuya neden olduğunu ifade ederek, “Başarı oranlarının çok yüksek olması sebebiyle bu haberi aldığımız zaman karamsarlaşmak değil, umutla gayret göstermek gerekiyor. Hastalık, beslenme düzeninde değişiklikler oluşmasına etken değildir. Erişkin kanserlerindeki gibi yaşam koşulları oluşmasına sıklıkla sebep olmaz. Doğuştan gelir ve nedeni çoğunun bilinmez. Genellikle aileler kendilerini suçlarlar. Ama onların yaptığı bir hata yoktur bunun oluşması için. Sadece hastalıkla yüzleşildiğinde gayret göstermek gerekir” diye konuştu.
Çocukların normal hayatlarından kopmamaları gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Özdemir, “Çocukların okullarına hastanede devam etmeleri için uygun koşulları sağlarız. Online eğitimlerin devam etmesiyle okul sürecini hiç durdurmamaya çalışıyoruz. Çocukları ve ailelerini hayatlarından koparmamak gerekiyor. Çünkü tedavi bitse bile takiplerinin devam etmesi nedeniyle buradayken de hayatlarına okullarına devam etmelerini istiyoruz. Bunu bir süreç gibi değil ömür boyunca yaşanılacak bir dönem gibi ailelere göstermeye çalışıyoruz. Bu başarıyı da etkiliyor. Psikolojik olarak buna dayanmalarını kolaylaştırıyor” dedi.
‘OLUMLU DÜŞÜNMEK, BİRAZ GÜÇLÜ DURMAYA ÇALIŞMAK LAZIM’
Çocukluk çağı kanserlerinin önlenebilir bir hastalık olmadığını anlatan Uzm. Dr. Özdemir, ailelere bu konuda kendilerini suçlamamalarını önerdi. Tedavide moralin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir, topluma da farkındalık konusunda çağrıda bulunup “Çocukluk çağı kanserleri erişkin kanserleri gibi değil. Çoğu hastanın önceden bu hastalıkla karşılaşabileceğini kestiremiyoruz. Ailelerin alabileceği tek önlem düzenli hekim kontrollerine devam etmeleri, hekimlerin uyarılarına dikkat etmeleri ve geçmeyen bir şikayetleri olduğunda bunun üzerine gitmeleridir. Bunun dışında kimsenin yapabileceği bir şey yok. Kendilerini suçlamak yerine ciddiye alınması gereken şikayetleri kaçırmamak daha önemlidir. Bu yüzleşilmesi gereken zor bir durumdur. Kimsenin kabul etmesi kolay değil. Ama başarı oranlarının yüksek olduğunu unutmamak lazım. Çocuklar sağlıklarına kavuşarak çok büyük oranda hayatlarına devam ediyor. Onların da çocukları oluyor. Bu açıdan bakarak olumlu düşünmek, biraz güçlü durmaya çalışmak lazım. Yakını böyle bir hastalıkla karşılaşmış ise onlara da destek olmak gerekiyor. Anne babayı toplumdan koparmamak için yakınlarının yardımcı olması gerekir. Herkesi bilinçli olmaya davet ediyorum. Moral sadece hastaneden kazanılan bir şey değil. Toplumun da bilinçli olması lazım. Hayatın içinde kendimiz ya da bir yakınımız da karşılaşabilir. Farkındalık da önemli” dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü:
—————————-
-Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir ile röp,
-Uzm. Dr. Hamiyet Hekimci Özdemir ile detay görüntü.
Haber: Nevra UÇKAÇ – Kamera: Gökhan KILIÇ / İZMİR, DHA)
========================================================
4) DR. KAHRAMAN: TAVŞAN YÜREĞİ ZEYTİNYAĞI, KEMOTERAPİ KADAR ETKİLİ
HACETTEPE Üniversitesi’nde 20 yıl onkoloji bölümünde görev yapan Biyoçeşitlilik Araştırma Uygulama Merkezi ARGE Laboratuvarları Koordinatörü Dr. Gül Kahraman, yaptıkları deneylerde tavşan yüreği zeytinyağının kemoterapi kadar etkili olduğunu belirlediklerini söyledi.
Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi’nde 20 yıl boyunca kanser hastalarının yolculuklarına tanıklık eden Dr. Gül Kahraman, bir eczacı arkadaşının isteği üzerine yüksek polifenollü zeytinyağlarının kanser tedavisine etkisi üzerine araştırma yaptığını söyledi. Dr. Kahraman, bu konudaki araştırmaları sırasında karşısına çıkan Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya’nın, zeytinyağı hakkında bilmesi gereken her şeyi öğrettiğini aktardı. Dr. Kahraman, “Daha sonra moleküler deneylere başladık ve çok güzel veriler elde ettik. ‘Kanserde nasıl kullanılıyor, hangi moleküller kansere daha efektif, kanser ilacı ile nasıl sinerjik çalışıyor’ sorularına yanıt aradık” dedi.
TAVŞAN YÜREĞİ ZEYTİNYAĞININ ETKİSİ
Moleküler deneyler için Antalya’dan tavşan yüreği, Kilis’ten masmana, İzmir’den ve Assos’tan zeytinyağlarını üreticilerin gönderdiğini söyleyen Dr. Gül Kahraman, “Bu zeytinyağlarının kimyasal ve biyolojik analizlerini yaptık. Tavşan yüreğinde düşük polifenol elde ettiğimiz için çalışmadan çıkartmak üzereydim. Sonra biyolojik deneylere başladım. Tavşan yüreğinin hücre kültürü üzerinde en az kemoterapi ilacı kadar etkili olduğunu gördük. Hücre kültürü üzerindeki etkinliğini görünce tavşan yüreği ile çalıştım” diye konuştu.
FAZ 2 VE 3 ÇALIŞMALARI DEVAM EDECEK
Araştırmalarda tavşan yüreği ve kimyasal bileşiklerin oranına yoğunlaştıklarını dile getiren Dr. Gül Kahraman, şunları söyledi:
“Hayvan deneyleri, sonra insan deneyleri, daha sonra içinden molekül izole edip, ilaç olarak kullanılacak bir forma getirebiliriz. Zaten sağlık için zeytinyağını günlük tüketin. Ama ilaç yerine geçmez aslında. Faz-2, deney hayvanlarıdır. Faz-3 çalışmaları klinik deneyler olabilir. Sonuçlarını görebilmek için bakanlıktan da onay almamız lazım. Bir sonraki aşamamız, gösterdiğim fenolik bileşikleri tek tek elde etmek ve daha sonra bunların kombinasyonunu farklı kanser türlerinde denemek. Kanser hastalıklarıyla ilgili zeytinyağı çalışmaya devam edeceğim. Beslenme, diyet alışkanlıkları ve egzersiz, üçlü olarak bir sağlık iksiri diyebilirim. Yemeklerinize ve hayatınıza mutlaka zeytinyağını katın.”
DENEY 10 KEZ TEKRARLANDI
Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde düzenlenen ‘Zeytinyağı Çalıştayı’nda üreticilere bir sunum da yapan Dr. Gül Kahraman, “Dört tane zeytinyağı denediğim için en yüksek fenolik bileşik miktarı, en yüksek polifenol miktarına sahip yağı seçecektim. Ama bunları biyolojik analize tutmayı da düşündüm. Çünkü tavşan yüreğinin fenol oranı çok düşüktü. Biyolojik analizleri tutunca gördüğüm şey; karaciğer kanser hücrelerini ekip, üzerine ilaçlar ve fenol bileşikler denedim. 4 saatlik inkübasyondan sonra, tavşan yüreğinin olduğu kuyucuklar, kemoterapinin olduğu kuyucuklar kadar renk açmış. Makineye koyup hücre sayımını yaptığımız zaman inanılmaz bir değer. ‘Ben bir hata yaptım herhalde’ deyip deneyi 10 kez tekrarladım. Tavşan yüreğinin gerçekten etkili olduğunu anlayana kadar bu deney 10 kez tekrarlanmış oldu” dedi.
SENTETİK İLAÇLARI AZALTMANIN YOLU
Zeytinin 4 bin yıllık geçmişe sahip, dünyaya Mezopotamya’dan dağılan bir bitki olduğuna dikkat çeken Dr. Kahraman, “Tavşan yüreği Antalya’nın coğrafi bir çeşidi. Zeytin bizim çok kıymetli, biyoçeşitlilik alanında çok kıymetli bir ürünümüz. Bilim dünyası sentetik ilaçların vücutta yarattığı hasarlar konusunda hemfikir. Çünkü kanser ilaçları aslında primer kanserojen olan ajanlar. Aslında zehir onlar. Şimdi bilim dünyası diyor ki; bu ilaçları minimum dozda kullanmanın yolu nedir? Yani biyoaktif moleküller ilaçlara bağlanırsa ve ilaçların etkisini artırırsa sentetik ilaçları daha az kullanmamız mümkün mü? Tavşan yüreği zeytinyağında bunun mümkün olduğunu gördük. Çünkü normalde 10 birim kullanılması gereken bir ilacı 1 birim kullandık” diye konuştu.
DÜNYANIN EN SAĞLIKLI ZEYTİNYAĞI
Diğer yandan, İspanya Cordoba Üniversitesi’nde yapılan tahlillerde, Antalya’ya özgü coğrafi işaret tescilli tavşan yüreği zeytininden elde edilen ve oleokantal (zeytinyağına acımsı tat veren antioksidan özellikteki bileşen) oranının, dünyadaki türler içinde en yüksek zeytinyağı olduğu belirlendi. Diğer zeytin türlerinde 5 kiloda 1 litre yağ çıkarken, tavşan yüreği zeytinde 14 kiloda 1 litre yağ elde edilebiliyor. Litre fiyatı ise 1500 TL’den başlıyor. (DHA)
Görüntü Dökümü
————–
-RÖP: Dr. Gül Kahraman
-ARŞİV
Haber: Mehmet ÇINAR- Kamera: Mehmet YILMAZ/ANTALYA, (DHA)-
=================================
5) TEZGAHTA SATIŞI YASAK OLAN ASLAN BALIĞININ ÖZEL MÜŞTERİSİ VAR
HATAY’da İskenderun Balık Entegre Tesisleri Kooperatif Başkanı Mehmet Ali Aytekin, dikenlerindeki zehir nedeniyle tezgaha konulması yasak olan aslan balığının lezzetli olması nedeniyle özel müşterileri olduğunu söyledi.
Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla birlikte Hint Okyanusu’ndan Akdeniz’e yayılan ve küresel ısınmanın etkisiyle hızla çoğalarak mevcut ekosistemi tehdit altına alan zehirli dikenlere sahip aslan balıklarının tüketimi son yıllarda yaygınlaşmaya başladı. İskenderun Balık Entegre Tesisleri Kooperatif Başkanı Mehmet Ali Aytekin, yüzgeçlerindeki zehirli dikenler nedeniyle yakalayanların ve dokunanların dikkat etmesi gereken aslan balığının lezzetli olduğunu belirtti.
‘KAYA BALIĞINA EŞ DEĞER BİR LEZZETİ VAR’
Aytekin, tekneyle açıldıklarında avladıkları 150 kilo balığın arasından 2-3 kilo aslan balığı çıktığını ifade ederek, “Her bir aslan balığının ağırlığı 200 ile 800 gram arasında değişiyor. Zehirli yüzgeçleri olduğundan tezgahlara konularak satılması yasak. Tadının oldukça güzel olduğunu biliyoruz. Kaya balığına eş değer bir lezzeti var. Hatta zaman zaman müşteriler arayıp özellikle aslan balığı soruyor. Satışının yasak olduğunu söylüyoruz ancak isteyen olursa da veriyoruz. Kilo fiyatları 350-400 TL arasında değişiyor” dedi.
‘ZEHİR ETİNDE DEĞİL, DİKENİNDE’
Aslan balığının dikkatli ve özenli temizlenmesi gerektiğine dikkat çeken Mehmet Ali Aytekin, “Kalın eldivenlerle, makas yardımıyla önce kuyruk ve sırt dikenlerini kesiyoruz. Ardından içini dikkatlice temizliyoruz. Zehir, balığın etinde değil; üzerindeki dikenlerindedir. Dikenler alındıktan sonra eti güvenle tüketilebilir. Ancak ölü olsa bile dikenleri zehirli olmaya devam eder. Çıplak elle dokunulmaması gerekiyor. Aslan balığının en uygun pişirme yöntemi yağda kızartma, özellikle mısır unuyla kızartılması tavsiye edilir. Izgarada ise eti kuru kaldığı için çok önermiyoruz. Denizde aslan balığı görürseniz kesinlikle çıplak elle temas etmeyin” diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
————————
– Balık tezgahlarından görüntü
– Aslan balığı görüntüsü
– Ali Aytekin ile röportaj
Haber-Kamera : Ufuk AKTUĞ/İSKENDERUN, (Hatay), (DHA)
========================================
6) ERZURUM’DA RAMAZAN ÖNCESİ 376 CAMİ VE MESCİT TEMİZLENDİ
ERZURUM’da yaklaşan ramazan ayı öncesi 376 cami ve mescitte ekipler tarafından kapsamlı temizlik ve dezenfeksiyon çalışması gerçekleştirildi.
Yaklaşan ramazan ayı öncesinde Aziziye, Palandöken ve Yakutiye ilçelerindeki cami ve mescitlerde kapsamlı temizlik ve dezenfeksiyon çalışması yapıldı. Aziziye ilçesinde 4’ü merkez, 69’u kırsal olmak üzere toplam 73 mahallede bulunan 100, Yakutiye’de 8’i merkez, 36’sı kırsal olmak üzere 44 mahalledeki 190, Palandöken’de ise 5’i merkez, 21’i kırsal toplam 26 mahallede yer alan 86 cami ve mescit temizlik ekipleri tarafından elden geçirildi. Çalışmalar kapsamında ibadethanelerin iç mekanlarıyla birlikte şadırvan, abdesthane ve lavabolar titizlikle dezenfekte edildi. Ayrıca cami bahçelerinde çevre düzenlemesi ve genel temizlik çalışmaları yapıldı.
‘İLAÇLAMA ÇALIŞMALARIMIZ HIZLA SÜRÜYOR’
Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, cami ve mescit temizliğinin her yıl ramazan öncesinde yapıldığını belirterek, “2026 yılı ramazan ayı hazırlıklarımız kapsamında vatandaşlarımızın daha temiz ve steril bir ortamda ibadetlerini yapabilmeleri için ilçemizde tüm cami ve mescitlerde halı yıkama, genel temizlik, dezenfeksiyon ve ihtiyaç tespit edilmesi durumunda haşereye karşı ilaçlama çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruzö dedi.
10 BİN KİŞİYE RAMAZAN YARDIMI
Öte yandan, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik ramazan desteği sağlandı. Büyükşehir Belediyesi, maddi durumu yetersiz 10 bin kişiye ramazan alışverişlerini yapabilmeleri için hediye kartı dağıttı. İhtiyaç sahipleri, belediyeden aldıkları hediye kartlarıyla kentte belirlenen marketlerden gıda alışverişi yapabilecek. (DHA)
Görüntü Dökümü
——————————
-Erzurum’daki camilerden dron görüntüsü
-Kentten genel görüntü
-Camilerde yapılan temizlikten detay
Haber: Salih TEKİN/ERZURUM,(DHA)