DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 14
1) CEMİL TUGAY: İZMİR’E HİZMET ETMEK ÜZERE KONUŞMAK DEĞİL, ÇALIŞMAK ZAMANI
İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Söylenecek çok şey var ama sıkça tekrar ettiğimiz gibi İzmir’e hizmet etmek üzere konuşmak değil, çalışmak zamanı" dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Tugay’ı AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi AK Parti Grup Başkan Vekili Hakan Yıldız ve AK Parti İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran çiçekle karşıladı. Tugay, parti binasında AK Parti’nin belediye meclisi ilçe grup başkan vekilleri, il yönetim kurulu üyeleri ve ilçe başkanlarıyla ayrı ayrı toplantılar yaptı. Toplantıların ardından açıklama yapan Tugay şunları söyledi:
“İzmir AK Parti İl Başkanlığı binasındayız. Bugün ilçe başkanları, il yönetim kurulu üyeleri ve meclis grup başkanvekilleriyle tanıştık. Açıkçası bazı sivil toplumdan tanıdığım insanların da il yönetiminde olduğunu bilmiyordum. Bugün onları görmüş oldum, şaşırdım. Ama nitelikli, oldukça çalışkan, iyi insanların burada bir araya geldiğini de gördüm. Sıcak karşılamaları için, geleceğe dair hep beraber çalışacağız yönünde verdikleri o güzel mesajlar için çok teşekkür ederim. Söylenecek çok şey var ama sıkça tekrar ettiğimiz gibi İzmir’e hizmet etmek üzere konuşmak değil, çalışmak zamanı.”
'EVİNİZE HOŞ GELDİNİZ'
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ise Tugay’ın ziyaretine ilişkin şöyle konuştu:
“İzmir Büyükşehir Başkanımız Cemil Tugay Beyefendi nezaket ziyaretine geldi. Aslında 'Nezaket ziyareti demek' ağız alışkanlığı, evine geldi. Bu vesileyle Başkanımıza ‘Evinize hoş geldiniz’ diyorum. Çatışan bir bakış açısı değil, uzlaşan İzmir’imizi en iyi şekilde yarınlara taşıyacak projelere imza atan bir ekip anlayışıyla, başkanımızla, milletvekillerimizle, bakanlarımızla, Cumhurbaşkanımızla beraber inşallah güzel başarılara imza atacağız. Bunları yakında göreceğiz. İzmir’de laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyacağız. İnşaat yapacağız, şantiye alanı yapacağız, eserler çıkartacağız. İnşallah bunlar sözde kalmayacak. Biz bugün başkanımızla, grup vekillerimizle, yönetim kurulu üyelerimizle ve ilçe başkanlarımızla yoğun tempolu bir toplantı serisi yaptık. Gayet nezih, başarılı bir toplantı serisi oldu. Ben kendisine samimiyeti ve yarınlarda yapacağı çalışmaları özetleyen konuşmalarından dolayı da teşekkür ediyorum."
'HİÇBİR ARKADAŞIMIZA LAF ETTİRMEYİZ'
Bilal Saygılı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizimle beraber olan arkadaşlarımıza, kibirli ve bu ülkenin, garibanın parasını çarçur eden hırsız insanların hakaret ettiğini görüyoruz. Partimiz böyle bir nezaketsizliğe, bizim partimizde olan belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize, ilçe başkanlarımıza, meclis üyelerimize kadar hiçbir arkadaşımıza laf ettirmeyiz. Gereğini de yaparız. Son günlerde yapılan hakaretlerin ne anlama geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Bitmek üzere olan zihniyetleri, kendileri yeşertmeye çalışıyorlar. Gereken cevap hukuk önünde de verilecektir. Bunun da sözünü burada veriyorum."(DHA)-
Görüntü Dökümü
-------------------------------
-Cemil Tugay ile röp.
-Bilal Saygılı ile röp.
-Genel detay ve görüntüler
Haber: Yağmur ÖNGÜN Kamera: Gökhan KILIÇ/İZMİR,(DHA)
==========================================
2) MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN VEKİLİ CHP'Lİ GENÇ OLDU (2)
‘SORUMLULUĞUN CİDDİYETİNİ, ÖNEMİNİ BİLEN BİR KİŞİ OLARAK KARŞINIZDAYIM’
Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Gülşah Yıldırım Genç, seçimlerin ardından açıklama yaptı. Genç, “Öncelikle tüm Mersinlileri saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Olağanüstü koşullarda üstlendiğim bu görev, Mersin halkının iradesi ve Türkiye Belediyeler Birliği ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer'in Mersin'de kurmuş olduğu yönetim anlayışına karşı büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluğun ciddiyetini, önemini bilen bir kişi olarak karşınızdayım. Bir kadın olarak bu görevde olmak da önemli. Burada da yine kıymetli başkanımız Vahap Seçer, eşitlik ve demokrasi anlayışını göstermiş bulunuyor. Bu bir emanet, bu emanete sıkı sıkı sarılarak en kısa zamanda, en kısıtlı görevimin de olmasını umuyorum. En kısa zamanda da kıymetli başkanımıza bu emaneti teslim etmek istiyoruz” dedi.
‘DEVAM EDEN PROJELERİ SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE DEVAM ETTİRMEK BİZİM GÖREVİMİZ’
Devam eden projeleri sağlıklı bir şekilde sürdürmek istediklerini belirten Genç, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer'in vizyonuyla devam eden projeleri sağlıklı bir şekilde devam ettirmek bizim görevimiz. Tüm meclis üyelerimizle, Büyükşehir Belediyesi'nin binlerce çalışan arkadaşıyla birlikte bu görevi biz devam ettirip en kısa zamanda da başkanımız özgürlüğüne kavuştuğu zaman ve görevine geldiği zaman bu kıymetli değerli emaneti ona teslim etmek istiyoruz. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi grubumuz şahsımı aday gösterdi. Yeni Parti, DEM Parti, İyi Parti bu anlamda destekte bulundu. Onlara çok teşekkür ediyoruz. Cumhur İttifakı, AK Parti grubu ve Milliyetçi Hareket Partisi grubu aday göstermedi, bunu da bir demokratik olgunluk olarak görüyoruz. Ve yine Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer'in kentte kurmuş olduğu barışı, huzuru, uzlaşısı da bence bugün bu seçimde, bu meclis toplantısında, seçim toplantısında görmüş olduk. Çok teşekkür ediyorum. Adaletin tecelli edeceğine inancımız sonsuz. Türkiye Belediyeler Birliği ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Vahap Seçer'in özgürlüğüne kavuştuğu gün bu emaneti sağ salim ona teslim etmek en büyük görevim, en büyük amacım” diye konuştu. (DHA)
Görüntü Dökümü
---------------------------------
-Meclis toplantı salonu
-Toplantıya katılan meclis üyeleri
-Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Gülşah Yıldırım Genç açıklama
Haber-Kamera: Soner AYDIN-Koray ÜNLÜ/MERSİN, (DHA)
=====================================
3) MUSTAFA ŞENTOP: TÜRKİYE BÖLGEDE VE DÜNYANIN TAMAMINDA ÖNEMLİ BİR AKTÖRDÜR, OYUN KURAN BİR ÜLKEDİR
TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi eski Başkanı Mustafa Şentop, Türkiye’nin iç sorunları nedeniyle uzun yıllar kendi içine kapanık bir dönem yaşadığını ifade ederek, “Türkiye bölgede ve dünyanın tamamında önemli bir aktördür, oyun kuran bir ülkedir” dedi.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin (ESOGÜ) yeni akademik yılı, düzenlenen törenle açıldı. ESOGÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen törene TBMM eski Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ile ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Emine Gümüşsoy’un yanı sıra Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Deniz, Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisi Başkanvekili Hasan Ünal, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) Rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan, fakülte dekanları, akademik personel ve öğrenciler katıldı.
Prof. Dr. Şentop, ‘Kim olduğunuzu bilmeden nereye gidebilirsiniz?’ başlığıyla 2026-2027 Akademik Yılı’nın açılış dersini verdi.
‘TÜRKİYE’YE ZAMAN ZAMAN DIŞARIDAN BAKMAK GEREKİYOR’
Konuşmasında insanın tarihine değinen Prof. Dr. Mustafa Şentop, bir toplumun ve milletin de kendisini doğru görmeyebileceğinin altını çizdi. Türkiye tasavvurunun Türkiye’den çok daha büyük olduğunu vurgulayan Şentop şunları söyledi:
“Türkiye’nin dostları ve sevenleri için öyle bir ülke düşünüyorlar, Türkiye’den öyle beklentileri var ki; bizim bildiğimiz Türkiye bakımından bunlar çok büyük şeyler ama sadece dostlarımızdan değil, Türkiye’nin hasımlarından da Türkiye’ye rakip ülkelerden de duyuyorsunuz. Onlar da bizim gördüğümüz, tasavvur ettiğimiz, zihnimizdeki Türkiye’den çok daha büyük Türkiye algısına sahipler. Dost da düşman da Türkiye’yi bizim çocuğumuzun gördüğünden daha büyük görüyor. Peki bunu biz niye göremiyoruz? Çünkü biz Türkiye’nin içinde yaşıyoruz. O günün sorunlarının içinde yaşıyoruz. Her gün fiyatlar, sınavlar, trafik, tartışmalar, siyasi tartışmalar. Tabi bunlar gerçek bir itirazım yok, bunları da küçümsemiyorum ama, ağaçların arasında yürüyen bir insan nasıl ormanın farkına varamıyorsa, Türkiye’ye de zaman zaman dışarıdan bakmak gerekiyor. Tıpkı insanın kendisine de bazen dışarıdan bakması gerektiği gibi. Bunu için illa yurtdışına çıkmak gerekmiyor. Türkiye hakkında yazılanları, söylenenleri bir araya getirdiğimizde bunu göreceğiz. Bizim kafamızdaki Türkiye ile dostlarımız ve hasımlarımızın kafalarındaki Türkiye çok farklı ve o Türkiye çok daha büyük.”
‘TÜRKİYE BÖLGEDE VE DÜNYADA ÖNEMLİ BİR AKTÖRDÜR”
Mustafa Şentop, her bireyin kendi tercih ve oyunları olmasına rağmen çevresiyle etkileşerek sonuca ulaştığını kaydetti. Hiçbir ülkenin de tek başına kurduğu oyunun geçerli olmadığını belirten Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Düşündüklerimiz var, planlarımız var, hamlelerimiz, yapmak istediğimiz işler var ama bunların hepsini yapamıyoruz. Aynen ülkeler içinde bu durum geçerli. Bir kısmına gücümüz yetmiyor, bir kısmında birlikte yaşamak için fedakarlıkta bulunuyoruz. Bir kısmını da erteliyoruz daha sonraki bir zamanda yapabilmek için. İşte bu dünyada Türkiye bölgede ve dünyanın tamamında önemli bir aktördür, oyun kuran bir ülkedir. Hep mi böyleydik? Maalesef böyle değildik. Türkiye uzun yıllar kendi içine kapanıktı. İç sorunlarıyla ilişen, birbirine düşmüş bir ülkeydi. Başımızı kaldırıp etrafımıza bakabilecek bir takatimiz ve vaktimiz yoktu. Ayrıca büyük bir aşağılık kompleksi içerisindeydik. Batıya, batılı ülkelere karşı büyük bir hayranlık ve asla onlar gibi olamayacağımız, hala böyle düşünenler var mutlaka görüyoruz ama bugün kahir ekseriyet itibarıyla öyle değiliz.”
‘CUMHURBAŞKANI TÜRKİYE’YE ÖZGÜVEN KAZANDIRDI’
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye özgüven kazandırdığını ifade eden Şentop, şöyle konuştu:
“Benim çocukluk yıllarımda büyüklerimiz ev aleti gibi önemli bir şey alınacağı zaman belki de kalem gibi çok basit şeylerde bile ‘Ecnebi malı mamülü mü?’ diye sorarlardı. Çünkü yabancı olan mamüller yabancı üretimler daha sağlam daha kullanışlı kabul edilirdi. Fakat şimdi bakıyoruz Türk Malı ibaresi, Türk üretimi olan şey bütün dünyada hakikaten bir kalite göstergesi olarak var. Ayrıca başka üretim unsurlarımız da var. Biliyorsunuz insansız hava araçları şu anda dünyanın birçok ülkesinde, onlarca ülkenin envanterinde var. Yine Türkiye, Türkiye’de bazı kesimler küçümsüyor ama müteahhitlik bakımından Çin’den sonra dünyada ikinci”
Prof. Dr. Mustafa Şentop, açılış töreninin ardından kentten ayrıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------------
-ESOGÜ tanıtım filmi
-Müzik dinletisi
-Protokolden görüntü
-Prof. Dr. Mustafa Şentop konuşması
-Rektör Emine Gümüşsoy konuşması
-Genel detaylar
Haber-Kamera: Batuhan KILIÇ-Güray ATEŞ/ESKİŞEHİR,(DHA)
=========================================
4) KAZADA ÖLEN MOTOKURYENİN CENAZE ARACINA, MESLEKTAŞLARI ESKORTLUK YAPTI
BURSA’da müşteriye paket götürdüğü sırada motosikletine otomobilin çarpmasıyla ağır yaralanan motokurye Mehmet Açık, tedavi gördüğü hastanede 56 gün sonra hayatını kaybetti. Açık’ın cenazesinin taşındığı araca, onlarca motokurye eskortluk yaptı.
Kaza 19 Ağustos’ta Nilüfer ilçesi Bilginler Caddesi’nde meydana geldi. Motokuryelik yapan Mehmet Açık’ın kullandığı motosiklete, iddiaya göre Yıldırım Caddesi’ne dönüş yaptığı sırada sol şeritten aniden önüne kıran bir otomobil çarptı. Savrulan motosikletten düşüp, kafasını kaldırıma çarpan Açık, ağır yaralandı. Ambulansla kaldırıldığı hastanede kafatasında kırıklar olduğu ve beyin kanaması geçirdiği belirlenen Açık, yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. Entübe edilen ve duran kalbi müdahaleye rağmen çalıştırılamayan Mehmet Açık, dün hayatını kaybetti.
SANAL MEDYADAN YAPILAN ÇAĞRIYLA GELDİLER
5 yaşında bir çocuğu olduğu belirtilen Mehmet Açık, sanal medyadan yapılan çağrıyla gelen motokurye meslektaşları tarafından son yolculuğuna uğurlandı. Yıldırım ilçesi Selçukbey Mahallesi Müminler Camii'nde kılınacak namaz için tabutu götüren cenaze nakil aracına eskortluk eden onlarca motokurye cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.
Mehmet Açık, ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Erdoğanköy Kent Mezarlığı’nda toprağa verildi. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------------
-Cenaze aracına motokuryelerin eskortluk yapması
Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, (DHA)
=========================================
5) HASTANEDEN TABURCU OLDUKTAN 1 GÜN SONRA ÖLEN BEBEĞİN AİLESİNDEN ‘YANLIŞ TEDAVİ’ İDDİASI
ANTALYA'nın Serik ilçesinde yüksek ateş şikayetiyle götürüldüğü hastanede uygulanan tedavinin ardından evine gönderilen 13 aylık Gökçe Kaya, bir gün sonra fenalaşıp hayatını kaybetti. Ölümü şüpheli bulunan bebekleri Gökçe’yi otopsinin ardından gözyaşlarıyla toprağa veren Duygu Nur (25) ve Murat Bahtiyar Kaya (25) çifti, ihmal iddiasıyla şikayetçi oldu.
Serik'te turizm çalışanı Duygu Nur Kaya ve Murat Bahtiyar Kaya çiftinin kızı Gökçe, 9 Ekim günü diş çıkardığı sırada yüksek ateş şikayetiyle Serik Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Burada uygulanan tedavinin ardından Gökçe ve ailesi evine gönderildi. Ertesi sabah Kaya çifti çocuklarını bir yakınları da olan bakıcıya bırakıp işe gitti. Kısa süre sonra bakıcı, Gökçe bebeğin vücudunda morluklar ortaya çıktığını söyleyip, aileye haber verdi. Daha sonra bakıcı, durumunun ağırlaşması üzerine Gökçe'yi hastaneye götürdü. Hastaneye geldiğinde kalbi durduğu belirlenen Gökçe Kaya, kurtarılamadı. Gökçe Kaya'nın şüpheli ölümünün ardından cenazesi savcılık talimatıyla otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. Gökçe bebek, otopsinin ardından ailesi tarafından 10 Ekim’de ilçede toprağa verildi. Cenaze işlemlerinin ardından polis merkezine giden Kaya çifti, çocuklarının ölümünde ihmal olabileceği iddiasıyla sorumlular hakkında şikayetçi oldu.
'DİŞ ATEŞİ BU, GELSENİZ DE HİÇBİR FAYDASI YOK'
DHA muhabirine açıklama yapan Duygu Nur Kaya, "Saat 20.30- 21.00 sıralarında hastaneye gittik. Ateşi vardı çocuğumun. Bir anda çıkan bir ateşti. Daha önce de yaşadık diş olduğunu tahmin etmiştim. Doktor ağzına çubukla baktı. 'Dişten dolayı' dedi. Yan taraftaki hemşireye yönlendirdi. Hemşire doktorun yanına gidip geldi, evrakla birlikte. Sonrasında ilacı hazırlamaya başladı. Kahverengi cam tüpü kırıp, içinden şırınganın yarısına ilaç, yarısına da turuncu bir şurup çekti. Biz bunu çocuğa biraz zor içirdik. Çocuğum önce tadına bakar, sonra içer. Beğenmedi biraz ama doktor 'verin' dediği için verdik. Daha sonra çocuğu 'Müşahedeye götürün, soğuk tampon yapılacak' dediler. Müşahededeki kadın hemşire 'Burada yer yok. Dışarıda yapın, her yer dolu' dedi. Çocuğu alıp çıktık, çocuğa soğuk tampon yaptık. İçeriye girdik, 37'ydi ateşi. Doktorun yanına gittik, taburcu etti. Taburcu ederken, 'Diş ateşi bu, gelseniz de hiçbir faydası yok. Biz buna bir şey yapamayız. Sadece ateş düşürücü kullanacaksınız. Soğuk tampon, ılık duş' dedi. Biz de ona güvenerek eve gittik" dedi.
'NEFES ALIŞVERİŞİ DEĞİŞTİ'
Gece saatlerinde uyuduğu sırada Gökçe'nin ateşinin yüksek olduğunu fark ettiğini anlatan Duygu Nur Kaya, "Uyandığımda çok ateşliydi, 39,8'i gördük. Ilık tampon yapıp, şurup verdik, yatırdık. Sabaha kadar inleyerek uyudu. Ateşi düşmüştü. Saat 07.00 sıralarında bakıcıya bıraktım. Eşim de beni otele götürecekti. 10 dakika sonra bakıcı arayıp, kaşının üzerindeki morlukları gösterdi. 'Bu çocuğu düşürdünüz mü?' dedi. Biz de 'Çocuk düşmedi, sabaha kadar başında bekledik. Bir şey olsa biliriz' dedik. 10 dakika sonra bakıcı aradı, koltuk altında da morluklar olduğunu söyledi. Bir süre sonra aradı, altını değiştirmek için açtığında morlukların daha çok yayıldığını görmüş. 'Beni bekle hemen geliyorum acile götürelim' dedim. 'Ben seni bekleyemem, çocuğun durumu çok kötü. Nefes alışverişi değişti, çocuğu götürmem gerekiyor' dedi. Yolda beni aradı, 'Nefes almıyor' dedi. Onlar zaten hastaneye gitmişler. Hastaneye gittim, dediler ki 'Kalbi durmuş'. Çok yalvardık 'Biraz daha deneyin' dedik. 1,5 saat boyunca kalp masajı yaptılar. Doktor 'Geldiğinde kalbi durmuştu. Sizin için devam ettik' dedi. Çocuğumu en son gördüğümde mosmordu, ağzında da köpük vardı. Sonra morga götürdüler, savcı 'Şüpheli ölüm' dedi. Onların bir hatası varsa şikayetçiyim, araştırılsın istiyorum. Verdikleri ilaçta bir şey yoksa ben ihmalden dolayı da şikayetçiyim. Bana diyebilirlerdi ki 'Çocuğunu 1 saat bekle, ateşini düşürelim, çocuğu kontrol edelim. İlacı verdik ama alerjisi var mı bilmiyoruz.' Bana 'Geri gelmene gerek yok' dediler. Araştırılmasını istiyorum, kim sorumluysa şikayetçiyim" diye konuştu.
Cenaze işlemlerinin ardından polis merkezine gittiklerini anlatan Duygu Nur Kaya, "İfademizi verdik, her şeyi anlattık. Avukat tuttuk. Adli Tıp raporlarını bekliyoruz. Bırakmayacağız peşini. İlk çocuğumuzdu" dedi.
'ÇOCUK TİKSİNDİ, İÇMEDİ'
Murat Bahtiyar Kaya da "Çocuğumuz hastaneye gitmeden çektiğimiz videolarda ne kadar sağlıklı, ne kadar enerjik olduğuna dair fotoğraflarımız var. Normal bir diş ateşi diyerek hastaneye başvurduk. Girişte ölçülen ateşi 39,8 derece çıktı. 'Bu çocuk 2 derece sonrası havaleye gider, bu çocuğun hakkı kırmızı alan değil mi? Kırmızı alana yazın' dedim. Bana 'Bekleyeceksiniz' dedi. Bizim elimize barkot verdiler. Yaklaşık 20 dakika bekledik. Girdik en son içeriye doktora söyledik. 'Gelin' dedi. Çocuğa baktı. Ateşi olduğunu söyledi. Kağıda ilaçları yazdı, yan taraftaki hemşireye gönderdi. Hemşireye gittik, kağıda baktı, doktorun yanına gitti. Artık orada doktora 'Yanlış mı yazdınız, bu ilaç verilmez' demiş de olabilir. Ya da hemşire ne dedi bilemiyorum. 'Çocuğu yatağa oturtun, ilaç hazırlayacağım' dedi. Oturttuk. Cam tüpü kırdı, damardan verilmesi gereken bir ilacı şırıngaya çekti, diğer yarısına da şurup çekti. Karıştırıp verdi. Çocuğa içirdik, tiksindi, içmedi. Zorla içirdik. 'Müşahedeye gideceksiniz' denildi. Gittik, 'Burada boş yatağımız yok, size pamuk vereceğim. Islatın çocuğa tampon yapın' dediler. Aldık pamuğu koridorda boş yer yok. Mecburen dışarı çıktık. O soğukta 20 dakika tampon yaptık. Sonra gittik tekrar ölçtüler 37 derece falandı herhalde. Doktora gittik, ikinci bir müdahale yapmadan, nefesini dinlemeden 'İlaçlarını yazıyorum' dedi, taburcu ettiler bizi" diye konuştu.
'VÜCUDUNUN HER YERİ MOSMORDU'
Hastaneye ateş şikayetiyle gittiklerini, döndüklerinde çocuğun inlemeye başladığını anlatan Murat Bahtiyar Kaya, "Gece yine ateşlendi. Doktorlar 'Tekrar gelmeyin, gelseniz de bir şey yapamayacağız. Şurubu verip tampon yapacaksınız' dediler. Öyle demeseydi, 'Çocukta ateş var, sabah çocuk doktoruna gelin' deseydi. 'Diş' dedi, yolladı bizi. Sabah oldu, bakıcımıza götürdük. Bakıcıya verdikten 10 dakika sonra telefon geldi. 10 dakika içinde kadın iki benek görürken, bir süre sonra vücudunun her yerini sarıyor. Hızlı şekilde kendi aracıyla hastaneye götürdü. Evden çıkarken zaten çocuk hayatını kaybetmiş. Acilde 1,5 saat müdahale edildi. Saat 10.00 gibi ölüm haberini aldık. Çocuğum damar damar morarmış. Vücudunun her yeri mosmordu. Ağzı köpürmüştü. Yanlış tedavi uygulanmadıysa da çocuğun idrar testini, kan testini almadılar. 'Ateş varsa enfeksiyon da vardır' demediler. Bizi uyandırsalardı çocuk doktoruna giderdik. Her türlü ihmalden, hastanenin yetersizliğinden, doktorun bilgisizliğinden, ağza bir tahta sokmayla muayene şekli yok. Şikâyetçiyim" dedi.
İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, cuma günü çıkacak adli tıp ön raporuna göre inceleme başlatılıp başlatılmayacağına karar verileceğini belirtti. (DHA)
Görüntü Dökümü
----------------------------
-Gökçe Kaya'nın görüntüsü
-Röp: Duygu Nur Kaya
-Röp: Murat Bahtiyar Kaya
-Detaylar
Haber- kamera: Namık Kemal KILINÇ/SERİK (Antalya), (DHA)
=====================================
6) EVDEN 2 MİLYON LİRALIK ALTIN ÇALAN ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
BURSA’nın İnegöl ilçesinde bir evden 2 milyon TL değerinde ziynet eşyası çalınmasıyla ilgili gözaltına alınan Hüseyin Y. (59) tutuklandı.
Hırsızlık olayı geçen 10 Ekim günü kırsal Bilalköy Mahallesi’ndeki yaşandı. Bir evden 40 tam altın, 5 gram altın ve 3 çeyrek altın çalındığı ihbarı üzerine İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri çalışma başlattı. 2 milyon TL değerindeki ziynet eşyalarını çalan şüphelinin kimliğinin tespit edilmesi için mahalledeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye alan ekipler, şüphelinin Hüseyin Y. olduğunu belirledi. Gözaltına alınan Hüseyin Y., işlemlerin ardından sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından tutuklandı. Şüphelinin altınların yerini söylemediği belirtilirken olayla ilgili soruşturma sürüyor. (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------
-Şüphelinin sağlık kontrolünden çıkarılması
Haber-Kamera: Yavuz YILMAZ/İNEGÖL (Bursa), (DHA)
==================================
7) MERSİN MERKEZLİ 4 İLDE DEAŞ OPERASYONU: 10 GÖZALTI
MERSİN merkezli 4 ilde DEAŞ silahlı terör örgütünün finans kaynaklarının deşifre edilmesine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonlarda yaklaşık 398 bin TL değerinde Türk lirası, ABD doları ve Suriye lirası ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, DEAŞ silahlı terör örgütünün finans kaynaklarının ortaya çıkarılmasına yönelik çalışma başlatıldı. İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, başta Silifke ve Erdemli ilçeleri olmak üzere örgütün finansal faaliyetleri incelendi. Çalışmalar kapsamında, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan haklarında soruşturma başlatılan 9 şüpheliye yönelik operasyon düzenlenmesi kararlaştırıldı.
Mersin merkezli İstanbul, Kocaeli ve Kayseri'de düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 9 şüpheli gözaltına alındı. Bu arada daha önce DEAŞ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan gözaltına alındıktan sonra sınır dışı edilen, ancak yasa dışı yollarla yeniden Türkiye'ye giriş yaptığı belirlenen 1 kişi de arama yapılan adreste yakalandı.
Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, suçtan elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 398 bin TL değerinde Türk lirası, ABD doları ve Suriye lirasına el konuldu. Soruşturma kapsamında incelenmek üzere çok sayıda dijital materyal de ele geçirildi.
Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi. (DHA)
Görüntü dökümü
----------------------
-Operasyona giden ekipler
-Operasyona gidilen evler
-Operasyonda ele geçirilenler
Haber: Koray ÜNLÜ - Kamera: Mersin, (DHA)


