DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 13
1) KURTULMUŞ: COĞRAFYAMIZIN HALKLARINI ORTAK BİR HEDEFE YÖNELTMEK İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ(3)
SİVİL TOPLUM KURULUŞ TEMSİLCİLERİYLE BİRARAYA GELDİ
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Malatya'daki temasları kapsamında Sivil Toplum Kuruluş (STK) temsilcileri ile Kongre ve Kültür Merkezi'nde bir araya geldi.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarından Rusya-Ukrayna savaşına, Gazze’deki insani krizden küresel ekonomik gelişmelere kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Numan Kurtulmuş şunları söyledi:
''Malatya, Türkiye'nin medeniyet tarihinde önemli illerimizden birisi. Burası Anadolu'nun irfanını, Anadolu'nun vicdanını taşıyan son derece kıymetli kalelerden birisi. Bu anlamda kültürümüzü bugün de canlı bir şekilde yaşayan ve yaşatan bu şehrin bütün sakinlerine sizlerin şahsında selam ve sevgilerimi ifade ediyorum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sabahtan ilk programı üniversitemizin, İnönü Üniversitemizin akademik yılı açılışıyla gerçekleştirdik. Bir dizi programdan sonra son program olarak da burada sizlerle birlikteyiz. Ben çok fazla sözü uzatmayacağım. Sizlerin de görüşlerinizi dinlemek isterim. Sizlerin de soracağınız sorular varsa o soruları beraber müzakere etmek için bir vakit ayırmakta fayda mülahaza ederim. Öncelikle hemen sözlerimin başında şunu söyleyeyim, Malatya'ya depremden sonra iki kez gelme imkanım olmuştu. Büyük bir yıkıntı söz konusuydu. Bu süre içerisinde Malatya'nın çok ciddi bir şekilde derlenip toparlandığını, bugün gördüğüm Malatya'nın o eski Malatya'dan hiçbir ilgisi olmayan bambaşka bir şehir olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Emeği geçen bütün arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bir şehirde bu kadar verimli çalışma yapılabilmesi için şehrin bütün yöneticilerinin yan yana büyük bir iş birliği içerisinde çalışması şarttır. Sayın Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın, milletvekili arkadaşlarımızın, ilçe belediye başkanlarımızın ve siz şehri temsil eden, sivil toplum temsilcilerinin bu süreçte el ele, gönül gönüle çalıştığınızı biliyorum. Zaten onun meyveleri de bugün Malatya'da çok net bir şekilde görülüyor. Hayırlı uğurlu olsun. Malatya yeniden ayağa kalkmış, bütün Malatya'yı tebrik ediyorum. Tabii böylesine zor bir süreci Allah bir daha yaşatmasın. Hiçbir ülkeye yaşatmasın, hiçbir millete yaşatmasın. Çok zor bir dönemdi ve çok yaygın 13 ilimizi kapsayan çok yaygın bir yıkımdı. Burada, Hatay'da, Adıyaman'da, Kahramanmaraş'ta, Gaziantep'te her yerde o yıkımı bizzat yerinde gördük. Ve Allah'a şükrederiz ki Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, önderliğinde bütün kurum ve kuruluşlarımız cansiperane bir çalışmayı ortaya koyarak o yıkıntıları çok kısa süre içerisinde geride bıraktık. Bundan sonra daha da yaraları saracağız ve daha da ileriye büyük bir atılımla inşallah gayretle mücadele edeceğiz."
‘DÜNYA SİSTEMİ YERLE BİR OLDU’
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, dünyanın kritik dönemlerinden geçildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünya sistemi bütünüyle alt üst eksen oldu, yerle bir oldu. Yerine de henüz yeni bir sistem kurulabilmiş değil. Bugün dünyada gerçekleşen gerilimlerin, çatışmaların, efendim savaşların hepsinin ana sebebi herhangi bir küresel sisteme, yani bütün dünya uluslarının intibak edeceği, uyacağı, kurallara dayalı bir küresel sisteme sahip olmayışımızdan kaynaklanıyor. Eski sistemin bütün kurum ve kuralları yerle bir oldu. O iki kutuplu sistem geride kaldığı gibi tek kutuplu sistemin de yerinde yerler esiyor. Şimdi dünyanın her bölgesinde ama özellikle bizim merkezinde bulunduğumuz Orta Doğu, Balkanlar, Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Karadeniz bölgesinde dünyanın en büyük stratejik mücadeleleri veriliyor. Diyebiliriz ki dünyanın bütün büyük güçleri bu bölgeyle ilgili hesaplarını yeniden gözden geçiriyor. Eski ittifaklar güncellenmeye çalışılıyor. Günün yeni rekabetlerine göre de yeni adımlar atılıyor. Böyle olduğu için de çevremizin tam bir ateş çemberine döndüğünü hep beraber görüyoruz. İşte beş yılını geride bırakmış Rusya-Ukrayna arasındaki savaş. Zaten çoktan sadece iki ülke arasında savaş olmaktan çıktı. Rusya ile bütün Batı arasında bir savaş haline geldi. Ve savaşın şu anda savaş meydanlarında öyle görünüyor ki askeri olarak kazananı yakın planda olmayacaktır. Sürekli devam eden sonsuz bir yıpratma savaşına çoktan dönmüş vaziyette. Dünya buna bir çözüm bulmaya çalışıyor. Ama dediğim gibi buna çözüm bulacak dünya sisteminin bir yeteneği de artık mevcut değil.”
‘GAZZE’DE TAM BİR İNSANİ DRAM ORTAYA ÇIKMIŞ VAZİYETTE’
Aynı şekilde İsrail'in Gazze'de başlatmış olduğu soykırımın aynı zamanda bütün Batı şeriada yayılmış vaziyette olduğunu belirten Numan Kurtulmuş şöyle konuştu:
“Filistinlilerin yaşadığı her yerden Filistinlileri çıkarmaya çalışıyorlar. Ayrıca İsrail Nil'den Fırat'a hayalini kurmuş oldukları arzu mevutun gerçekleşmesi için bütün bölge ülkelerini de kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bunun için Suriye'yi, Lübnan'ı, Ürdün'ü, Irak'ı, İran'ı, efendim Yemen'i ve Katar'ı dahi vuruyor. Böylesine önemli bir noktada anlaşma yapılmış görünse dahi Gazze'de masum mazlum insanlar için insani yardımların, temel insani yardımların bile verilemediği, sağlanamadığı tam bir maalesef felaket durumu, tam bir insani dram ortaya çıkmış vaziyette. Bu soykırımın sona erdirilmesi için Türkiye olarak ilk andan itibaren ne büyük gayretlerle çalıştığımızı her biriniz gayet yakinen biliyorsunuz. Aynı şekilde Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel bitirilebilmesi için de sürekli müzakere masasını, sürekli diplomasi masasını açık tutarak bir sonuç elde edilmesi için gayret sarf ettik. Ama bugüne kadar maalesef bir sonuç alınamadı.
‘ABD- İRAN BARIŞI SAĞLANAMAZSA BÜTÜN ÜLKELERİ ETKİLEYECEK’
Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a karşı başlatmış oldukları savaşın da artık sadece hesaplanan boyutlarda bir savaş olmanın çok ötesine geçtiğini kaydeden Numan Kurtulmuş, şunları anlattı:
“İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinde sürdürdüğü bir takım operasyonlar, Amerikalıların onlara karşı yaptıkları eylemler Hürmüz'den sonra Babülmendeb'in de bir şekilde sivil trafiğe kapatılmış olması dünyada sadece askeri bakımdan değil, ekonomik bakımdan da felakete, büyük tahribatların ortaya çıkmasına vesile oldu. Biz ta Hürmüz boğazında Amerika İran'a karşı bir barış sağlayamazsa, barış müzakerelerinden sonuç alınamazsa bu bütün ülkeleri etkileyecek, dünya ekonomilerini de yerle bir edecektir. Petrol fiyatlarındaki önlenemeyen yükseliş dünyada hesap edilemeyen nice sonuçlar doğuracaktır. Ve nitekim işlediğimiz noktaya doğru geliyor. Türkiye olarak bunu gördüğümüz için başından itibaren Pakistan ve Katar'a destek verdik ve bu Amerika- İsrail arasındaki, İran arasındaki savaşın bitirilmesi için gayretle müzakerelere destek olmaya çabaladık. Bizim amacımız Türkiye olarak hem bölgemizde hem de dünyada barışın, istikrarın ve güvenin sağlanmasıdır. Bunun için dünyadaki bütün bu saldırgan tutumların hepsinin sona erdirilmesi, bütün ulusların egemenliğini milletlerin egemenliğini esas alarak dünya sisteminin işler hale getirilmesi şarttır.”
‘GÜÇLÜ OLMAKTAN BAŞKA SEÇENEĞİMİZ YOKTUR’
Dünyanın her bakımdan bütün güçlerinin mücadele alanı, rekabet alanı olan coğrafyanın tam göbeğinde, tam kalbinde olduğumuzu vurgulayan Kurtulmuş, “Bu coğrafyada güçlü olmak, ayakta güçlü bir şekilde durmaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur. Türkiye'nin istikbali, Türkiye'nin geleceği, Türkiye'de gelecek nesillerin huzur ve refah içerisinde yaşatılması meselesi başka başkentlerin insafına terk edilemez” dedi. Kurtulmuş şöyle devam etti:
“Onun için Türkiye olarak biz kendi meselelerimizi kendimiz halledeceğiz ve ülkemizde güçlü bir şekilde ayakta durmak ve ülkemizi güçlü bir şekilde ileriye taşımak için mücadele edeceğiz. Güçlü Türkiye dediğimiz zaman. Bundan sadece askeri olarak güçlü bir Türkiye'yi kastetmiyoruz. Sadece ekonomik olarak güçlü bir Türkiye'yi kastetmiyoruz. Her alanda sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye'den bahsediyoruz. Dış politikada, uluslararası ilişkilerde, küresel sistemin yeniden tanziminde söylediği sözün etkili olduğu bir Türkiye'den bahsediyoruz. Güçlü bir Türkiye'den bahsederken toplumsal dayanışmasının çok güçlü olduğu bir Türkiye'den bahsediyoruz. Güçlü bir Türkiye'den bahsederken devletle milletin aynı telden çaldığı bir Türkiye'den bahsediyoruz. Güçlü Türkiye'den bahsederken iç kalesini tahkim etmiş bir Türkiye'den bahsediyoruz. Dünyadaki gelişmelere söz söyleyebilmek için içimizde birliğimizi, dirliğimizi tam manasıyla sağlamlaştırmak ve kökleştirmek zorundayız.”
‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE MİLLET VİCDANIYLA BULUŞTU’
bütün bu gelişmelerden dolayı Türkiye olarak iki yıldır çok yoğun bir şekilde Cumhuriyet tarihimizin ilk yüzyılının en büyük problemi olan, en zor, en ağır meselesi olan terör meselesinden kurtulmak için olağanüstü bir gayret sarf edildiğini belirten Numan Kurtulmuş bo konuda şunları söyledi:
Türkiye'nin ayaklarına vurulan bir büyük pranga olarak gördüğümüz, zaman zaman emperyalist güçlerin vekil kuvvetler olarak gördüğü terör örgütleriyle Türkiye'nin diz çöktürülme operasyonlarını unutmuyoruz. Oradan aldığımız derslerden de çok iyi sonuçlar çıkardığımızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye elli yıla yakın bir sürede şehirlerinin güvensiz hale geldiği, dağlarının kırsal alanlarının tamamıyla güvensiz hale gelmiş olduğu, maalesef bombaların, silahların konuştuğu ülke haline gelmişti. Hatta üzülerek ifade ediyorum ki, hepiniz hatırlayacaksınız, bazı dönemlerde insanlarda büyük bir karamsarlık ve Türkiye'nin bölünebileceği endişesi ortaya çıkmıştı. Allah'a çok şükür iki senedir sürdürülen terörsüz Türkiye girişimi vasıtasıyla bugün Türkiye'de çok büyük adımlar atıldı. Önemli mesafeler alındı ve inşallah sadece terörün sona erdirilmesi, örgütün kendisini feshetmesi, silahlarını bırakması, silahsızlanması değil, aynı zamanda bölgemizde de terörsüz bir bölgenin kurulabilmesi için inşallah çok iyi sonuçlar alacağız. Bu çerçevede hepinizin yakinen izlediğiniz, özellikle Türkiye siyaseti olarak güçlü bir şekilde elimizi, gövdemizi taşın altına koyarak bu yükü fevkalade güzel bir şekilde karşıladığımız ve yönettiğimiz bir süreci yaşadık. İlk sefer bu mesele daha önce çok konuşuldu. Hemşeriniz rahmetli Özal zamanında da, rahmetli Erbakan zamanında da ve diğer dönemlerde de terör meselesinin sona erdirilmesi için çok gayretler sarf edildi, çok çabalar gösterildi. Ama ne yazık ki içeride ve dışarıda bazı odaklar istemedi diye terör bitirilemedi. Şimdi bu büyük fırsatı hep beraber değerlendiriyoruz. Devlet aklıyla, bir devlet projesi haline getirilmiş olan Terörsüz Türkiye millet vicdanıyla buluştu, örtüştü ve milletimizin verdiği büyük bir destekle bu noktaya kadar geldi. En son Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de şimdiye kadar terörün olduğu bu elli yıllık süre içerisinde bu mesele ne yazık ki hiçbir zaman mecliste müzakere edilebilir hale gelmedi. Meclis bu meselede çözümün bir tarafı haline getirilmedi. İlk sefer Türkiye Büyük Millet Meclisi bu sorunun sahibi, millet adına da bu işi takip ve murakabe edecek bir siyasi merci olarak meseleyi el attı, gövdesini taşın altına koydu. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki siyasi partilerin biri hariç tamamının katılımıyla kurulan komisyon vasıtasıyla da bu süreçle ilgili tekliflerini Türk kamuoyuna duyurmuş oldu. Abdurrahman Babacan vekilimizin de olduğu komisyonda elli milletvekili arkadaşımız çok dikkatli ve titiz bir çalışmayla Türkiye toplumunun bütün farklı kanaatlerini dinlediler. Bu borsalardan odalara kadar, akademik çevrelere kadar, hukuk camiasına kadar herkesin görüşü dinlendi ve sonunda diyebilirim ki Türkiye siyasi tarihi boyunca ilk kez bu kadar yüksek bir ittifakla bütün farklı siyasi partiler bir kanaat belirtti, bir rapor benimsendi. Şimdi ardından da bu raporun gereği olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki yasa, çerçeve yasa resmi adıyla Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Yasa 467 milletvekilinin evet oyuyla kabul edildi. Bu bir rekordur. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarihinde hiçbir yasanın bu kadar büyük bir ittifakla geçtiği görülmemiştir. Bu bir tesadüf değildir. Milletin farklı siyasi kanaatlerine sahip olan insanların artık yeter, bu terörden kurtulalım, artık insanlarımızı kaybetmeyelim diyerek ortaya koyduğu fikrin aslında benimsenmiş siyasi çözümüdür.”
‘ÇOCUKLARIMIZI DEĞİL SİLAHLARI GÖMMEK İSTİYORUZ’
Bu görüşmeler sırasında önce şehit aileleri, gazilerimiz ve yakınlarıyla başlatılan bu müzakerelerde toplumun farklı kesimlerini dinlediklerini belirten Kurtulmuş şunları kaydetti:
“Ancak o görüşmelerde benim için çok önemli olan ifadelerden birisini de sizinle paylaşıp milletin vicdanının ne anlama geldiğini ifade etmek isterim. Bir oturumumuzda, mecliste yaptığımız bir oturumda hem şehit ve gazi yakınlarımızı, derneklerini dinledik hem de barış anneleri denilen grubun temsilcilerini dinledik. Her iki taraf çok farklı bir kısmı çocukları dağda olanlar, bir kısmı da çocukları bu vatan için şehit olan, gazi olan ailelerin olduğu oturum. Her iki tarafın anneleri de şu cümleyi söylediler. 'Biz çocuklarımızı kaybettik. Çocuklarımızı genç yaşta toprağa verdik. Biz artık çocuklarımızı gömmek değil, silahları gömmek istiyoruz.' Bu Türkiye'de milletin vicdanının yansımış olduğu kısa bir cümle, kısa bir temennidir. İnşallah artık bundan sonra Türkiye'de terör örgütünün de kendisini feshetmesini kabul etmesiyle terörün artık geçerli olmadığını uzunca bir süredir ilan etmesiyle ve hem Türkiye'nin içerisinde bu faaliyetlere son vermesi hem de Suriye ve Irak'ta silahlarını bırakacakları bir süreci başlatması dolayısıyla inşallah bundan sonraki adımları daha doğru, daha hızlı bir şekilde gerçekleştireceğiz."
'TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇİN ÜÇ SİGORTA KOYDUK'
Bazı kesimlerin bu konuda tereddüt yaşadığını belirten Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü:
"Böyle bir şey yok. Niye yok? Bu sürecin üç tane önemli garantisini yasanın içerisine monte ettik. Bu yasayı hazırlarken değil cümlelerini, kelimelerini bile tartarak elli kere düşünerek hiçbir falsonun olmaması, hiçbir eksiğin olmaması için olağanüstü gayret sarf ettik. Üç tane de sigorta koyduk. Bunlardan birincisi, evet bu yasa 467 oyla kabul edildi ama, bu yasanın uygulamaya konulabilmesi için devletin ilgili güvenlik birimlerinin evet örgüt silahlarını bıraktı, silahsızlanma sürecini tamamladı, bütün bileşenleriyle birlikte yasadaki metni söylüyorum, bunu bıraktı, kendisini feshetti demesi ve bunun da devletin en üst güvenlik birimi olan Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi. Birinci sigorta bu. İkincisi, bu süreçlerdeki gelişmelerin Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında altı bakanımız ve devletin ilgili güvenlik birimlerinin başkanlarının olduğu bir kurulda görüşülerek zaman zaman dosya bazında da meselelerin görüşülerek karar verilmesi. Etti mi iki? İkinci sigorta. Üçüncü sigortada bu sürecin bütün detaylarıyla birimleriyle birlikte terörün sona erdiği ve sürecin nasıl geliştiğiyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bundan sonra kuracağımız izleme komisyonu vasıtasıyla sürecin millet tarafından takip edilmesi. Bu komisyon evet belki kurul kadar yoğun çalışmayacak ama bu komisyon, Mecliste oluşturacağımız komisyon milletimiz adına, sizler adına sürecin takibini, kontrolünü gerçekleştirecek. Bu da üçüncü sigortadır. Bu üç sigortanın hep birlikte aşılması mümkün değildir. Dolayısıyla burada çok net bir süreç ortaya konulmuştur. Silah bırakılmaması gibi bir seçenek söz konusu dahi değildir. Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa zaten devletin ilgili birimleri tarafından tespit edileceği için çıkarılan yasa uygulanmaya konmayacaktır. Bu kadar açık olan bir süreç var. Allah kolaylıklar versin. Sabah üniversitede de söyledim. Bunları da söyleyeyim, sözlerimi bitireyim, sizin görüşlerinizi, sizin sorularınızı almak isterim. Esasında yaptığımız şey, yapmaya çalıştığımız şey sadece bir yasa çıkarmak, sadece silahların tasfiye edilmesiyle ilgili bir süreci takip etmekten ibaret değildir. Yaklaşık iki asırdır en az bir buçuk asırdır bu milletin arasına, fertlerinin arasına sokulmaya çalışılan koskoca Osmanlı Cihan Devleti'nin parça pincik edilerek dağıtıldığı süreçlerde halkların arasına sokulmaya çalışılan fitne ve fesadın ortadan kaldırılması, Türkler, Kürtler, Araplar, Acemler diğerleri diyerek bölge halklarının etnik temelde ya da Sünniler, Aleviler, Şiiler diyerek mezhep temelinde ya da Müslümanlar gayrimüslimler diyerek din temelinde bölünmesi senaryolarına son verme iradesidir. Bir buçuk asır evvel aramıza suni sınırlarla çekilmeye çalışılan ve halkların arasına sokulmaya çalışılan ve bu yolla dağıtılan parçalarımızı derleyip toparlama, yeniden bir araya getirme sürecidir. Bu coğrafyada sadece Türkiye'de yaşayanlar için söylemiyorum. Bu coğrafyadaki bütün halklar bizim kaderdaşımızdır, tarihdaşımızdır ve Allah'ın izniyle bu coğrafyadaki bütün halklar bizim istikbalde de birlikte beraber olacağımız kardeş topluluklarımızdır, dostlarımızdır.”
’12 EYLÜL ÖNCESİ SOKAK KAVGALARI’
Malatya’nın 12 Eylül öncesinin sokak kavgalarından çok çekmiş bir ilimiz olduğunu hatırlatan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş şunları anlattı:
Malatya'da bombaların patladığı, rahmetli Hamido'nun bombalarla şehit edildiği sağ-sol çatışması, üstüne üstlük bir de Alevi-Sünni çatışmasıyla halkın nasıl bölünmeye çalışıldığını gayet iyi hatırlıyoruz. Gençler çok bilmez ama yaşı müsait olanlar gayet iyi biliyor. O oyun bir takım mahfillerde, bir takım başkentlerde kurulmuş ve Türkiye'deki maşaları eliyle maalesef o günkü gençlerimize oynatılmış bir oyundur. Bu ülkenin sadece şehirleri değil, Erzurumlular, Karslılar bilir. Erzurum'dan geçerken Karslılar tedirgin geçer. Kars'tan geçerken Erzurumlular tedirgin olur. Ankara'nın sokakları bölünmüştü. İstanbul'un fakültelerinin katları parsellenmişti. Bir katta sağcılar, diğer katta solcular vardı. Bu memleketin evlatları, akrabalar, kardeşler, aynı ailenin çocukları birbirlerine düşman edilmişti. Benim çok yakın bir arkadaşımın kendisiyle abisi arasında neredeyse silahlı çatışmaya kadar varacak bir ihtilafın içinde olduklarını hatırlıyorum. Bunlar hikaye değil. Geçmişte bu ülkede de maalesef bize kan kaybettirdikleri hain pusulardır. Şimdi Allah'ın izniyle bunları geride bırakıyoruz. Bu coğrafyanın insanlarını yeniden aynı istikamette derleyip toparlıyoruz. Türkiye'nin terörsüz Türkiye'ye kavuşması hiç şüphesiz bölgenin de terörsüz Türkiye bir bölgeye kavuşmasıdır. Bundan bir müddet evvel Irak Meclis Başkanı bize resmi ziyarette bulundu. Bu konuları da tabii çok doğal olarak konuştuk. Böyle basın toplantısı yapıyoruz ve basın toplantısında şunu söyledi ve çok memnun oldum. Türkiye'de terörsüz Türkiye'nin başlamış olması bizim için büyük bir avantajdır, imkandır. Biz de inşallah dedik. Biz konuştuğumuzda eylül ayının ortalarıydı zannediyorum. Dedi ki ekim ayının başında biz de Irak'ta silahlı milislerin silahlarını devlet otoritesine terk etmesini başlatacağız. Biz de Irak'ta terörsüz bir Irak'ın oluşması için gayret sarf edeceğiz. Ve bu süreç başladı. Hemen Ekim ayının başında Sincar bölgesinde, Mahmur bölgesinde PYD, YPG, KCK yapılanmasının bir şubesi dört bine yakın silahlı unsuruyla birlikte Irak merkezi güçlerine silahlarını teslim etti.”
‘TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ İÇİN HAYATİ ÖNEME SAHİP BİR MESELE’
Bu konunun sadece bir siyasi partinin, sadece birkaç siyasi partinin politik tercihi olmadığını, Türkiye'nin geleceği için olmazsa olmaz, hayati öneme sahip olan bir mesele olduğunu vurgulayan Kurtulmuş konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bundan dolayı bütün siyasi partiler sahip çıkmış. Bundan dolayı da bütün milletimiz buna Allah'ın izniyle büyük bir destek vermiştir. Şimdi bu süreçte hep beraber hem süreci takip, sahip çıkacağız hem de sürecin bundan sonraki kısımlarında uyanık olacağız. Provokasyonlara asla müsaade etmeyeceğiz. Kullanılan dillerin sahih, açık, dostça ve kardeşçe dil ve üslup olmasına özen göstereceğiz. Hiç kimsenin ayrılıkçı bir dille konuşmasının doğru olmadığını her fırsatta dile getireceğiz ve bu memlekette bir daha ayrılıkçı bir dille konuşulmasını asla mümkün kılmayacağız. Aynı şekilde ayrımcılık yapan herhangi bir dile ve üsluba da müsaade etmeyeceğiz. Yani bu topraklarda yaşayan 86 milyon yurttaşımızın hiçbirisi herhangi bir gerekçeyle bir diğerinden üstün ya da aşağı değildir. Kimsenin hiçbir toplumsal grubu kendisinden aşağıda görme hakkı yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz. Aynı geçmişin mensuplarıyız ve istesek de istemesek de kaderlerimiz birbirine düğümlenmiş. Türklerin, Kürtlerin, Arapların, diğer unsurların bu bölgede yaşayan bütün herkesin kaderi birbiriyle iç içe geçmiştir. Bunu önlemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Her birinizi toplumumuzun duyarlı insanları olarak Malatya gibi entelektüel seviyesi çok yüksek, siyasi dokusu çok kuvvetli olan ve büyük bir medeniyet şehri olan bu şehrin sivil toplum temsilcileri ve kanaat önderleri olarak her birinizi bundan sonraki süreçte daha güçlü bir şekilde destek olmaya, bu noktada milletimizi aydınlatmaya ve hep beraber güçlü büyük Türkiye için hızlı adımlarla, emin adımlarla yürümeye yol arkadaşlığına davet ediyoruz. Allah yolumuzu açık etsin." (DHA)
Görüntü Dökümü
--------------------------
-TBMM Başkanı Kurtulmuş'un konuşması
Haber- Kamera: Recep BAĞDAT-Cahit ÖZÇELİK-MALATYA-DHA
============================================
2) BAKAN MEMİŞOĞLU: TÜRKİYE'NİN SAĞLIK TURİZMİNDEKİ GÜCÜNÜ ARTIRIYORUZ
DENİZLİ Devlet Hastanesi’nin yeni binasının açılışında konuşan Bakanı Kemal Memişoğlu, "Artık dünyanın farklı ülkelerinden milyonlarca insan, nitelikli sağlık hizmeti alabilmek için Türkiye'ye geliyor. 2025 yılında 2 milyon 600 bin kişi, sağlık hizmeti almak için ülkemizi ziyaret etti. Şimdi bu birikimi daha iyi değerlendirerek Türkiye'nin sağlık turizmindeki gücünü artırıyoruz" dedi.
Merkezefendi ilçesi Karahasanlı Mahallesi'nde yapımı tamamlanan 520 yataklı Denizli Devlet Hastanesi binasının açılışı için tören düzenlendi. Törene Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu başta olmak üzere Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, AK Parti Denizli Milletvekilleri Şahin Tin ve Cahit Özkan ile davetliler katıldı. Törende konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Denizli'nin sağlık altyapısına güç katacak 520 yataklı Denizli Devlet Hastanesi'ni hizmete açmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, son çeyrek asırda Türkiye'nin dört bir yanında sağlık altyapısını baştan sona yenilediklerine dikkat çeken Bakan Memişoğlu, "Geride bıraktığımız 10 yılda 42 bini aşkın yatak kapasitesine sahip, dünyanın en gelişmiş sağlık tesisleri olan 28 şehir hastanesi inşa ettik. Sadece bu yıl içerisinde devasa yatırımları art arda hayata geçirdik: 1500 yataklı Samsun, 1300 yataklı Aydın ve 2 bin yataklı Şanlıurfa şehir hastanelerimizi tamamlayarak milletimizin hizmetine sunduk. 1200 yataklı Ordu Şehir Hastanemizi de hizmete aldık, inşallah yakında açılışını gerçekleştireceğiz. Trabzon Şehir Hastanemizde de bu yıl içerisinde hasta kabulüne başlayacağız. Devlet hastanelerimizle birlikte son bir yılda toplam 9 bin 500 yatak kapasiteli tam 34 hastanemizin yapımını tamamladık" dedi.
'DENİZLİ, SAĞLIK ALANINDA BÖLGESİNİN YENİ ŞİFA MERKEZİ OLACAK'
2027'de 46 yeni hastaneyi hizmete açmayı planladıklarını belirten Bakan Memişoğlu, şöyle devam etti:
"En büyüğü 4 bin yatak kapasiteli İstanbul Sancaktepe Şehir Hastanemizi, Rize Recep Tayyip Erdoğan Şehir Hastanemizi, Sakarya Şehir Hastanemizi de inşallah gelecek yıl tamamlayıp, aziz milletimizin hizmetine sunacağız. Şimdi Denizli'yi sağlıkta en üst lige taşıyacak dev bir eseri daha şehrimize kazandırıyoruz: 1000 yataklı Denizli Şehir Hastanemiz. İnşaatı hızla yükselen Denizli Şehir Hastanemizi, inşallah 2027'de tamamlamak için var gücümüzle çalışıyoruz. İleri teknoloji altyapısı ve yüksek kapasitesiyle şehir hastanemiz tamamlandığında; Denizli, sağlık alanında bölgesinin yeni şifa merkezi olacak."
'SAĞLIK TURİZMİNDE DAHA ETKİN VE KOORDİNELİ BİR YAPI OLUŞTURDUK'
Türkiye'nin dünyanın dört bir yanından gelen insanlara hizmet veren, güçlü bir sağlık turizmi markası olma yolunda da kararlılıkla ilerlediğinin altını çizen Bakan Memişoğlu şunları söyledi:
"Artık dünyanın farklı ülkelerinden milyonlarca insan, nitelikli sağlık hizmeti alabilmek için Türkiye'ye geliyor. 2025 yılında 2 milyon 600 bin kişi, sağlık hizmeti almak için ülkemizi ziyaret etti. Şimdi bu birikimi daha iyi değerlendirerek Türkiye'nin sağlık turizmindeki gücünü artırıyoruz. Küresel sağlık turizmi gücümüz Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'ni (USHAŞ) yeniden yapılandırdık. Sağlık turizmi mevzuatımızı güncelledik. Böylece sağlık turizminde daha etkin ve koordineli bir yapı oluşturduk. Sağlık turizmini yalnızca ameliyat ve tedavi hizmetleriyle sınırlı görmüyoruz. İnsanların sağlıklarını korumak, sağlıklı kalmak ve sağlıkla yaş almak için de Türkiye'ye gelmesini istiyoruz. 'Üreten Sağlık' vizyonumuzla kendi tıbbi cihazımızı, ilacımızı, aşımızı geliştiriyoruz. Solunum cihazından kalp-akciğer makinesine, yoğun bakım monitörlerinden mobil röntgen cihazlarına kadar hekimlerimizin ve mühendislerimizin emeğiyle ürettiğimiz teknolojileri hastanelerimizde kullanıyor, aynı zamanda dünyaya ihraç ediyoruz."
Bakan Memişoğlu'nun konuşmasının ardından Denizli Devlet Hastanesi'nin yeni binasının açılışı dualarla yapıldı.(DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------------
-Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun konuşması
Haber - Kamera: Ramazan ÇETİN / DENİZLİ, (DHA)
===========================================
3) KAR YAĞIŞI 2 BİN 409 RAKIMLI KİREÇLİ GEÇİDİ’NDE ULAŞIMI AKSATTI
ERZURUM’da etkili olan kar yağışı Palandöken’i beyaza bürüdü. Dağın yaklaşık 2200 metre rakımdan yukarısı karla kaplandı. Narman ilçesi ve çevresinde etkili olan kar yağışı 2409 rakımlı Kireçli Geçidi’nde ulaşımı aksattı.
Erzurum’da kent merkezinde etkili olan yağmur, yüksek kesimlerde kara dönüştü. Kar yağışı sebebiyle 3176 metre rakımlı Palandöken Dağı’nın 2200 metreden yukarısı tamamen beyaz örtüyle kaplandı. Tipiyle birlikte etkili olan yağış sebebiyle Palandöken’de kar kalınlığı 5 santimetreyi geçti. Palandöken’deki kar yağışı hem fotoğraflara hem de kameralara yansıdı
KİREÇLİ GEÇİDİ, GEÇİT VERMİYOR
Kar yağışı Erzurum’a yaklaşık 84 kilometre uzaklıktaki Kireçli Geçidi'nde ulaşımı aksattı. Narman ilçesine ulaşımı sağlayan geçitte çok sayıda araç yolda kaldı. Geçitte kalan araç sürücüleri, yollarına devam edebilmek için zincir takmaya çalıştı. Yoğun kar yağışı ve tipinin etkili olduğu bölgede bazı araçlar da kayarak yoldan çıktı. Sürücüler, Karayolları Erzurum Müdürlüğü’ne ulaşarak yardım istedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------------
-Palandöken’de kar yağışından güvenlik kamera görüntüsü
-Kireçli geçidinde yolda kalan araçlar
-Bölgeden genel ve detay görüntüler
-Araç sürücülerinin zincir takmaları
-Yoldan ve ilerleyen araçlardan görüntü
Haber-Kamera: ERZURUM, (DHA)
========================================
4) MOTOSİKLETLERİN MOTOR HACMİNİ USULSÜZ YÜKSELTEN 1 KİŞİ TUTUKLANDI
ZONGULDAK'ın Ereğli ve Alaplı ilçelerinde, düşük motor hacimli motosikletlerin teknik ve mekanik değişikliklerle motor hacimlerini usulsüz şekilde artırdığı belirlenen 3 şüpheliden 1'i ‘nitelikli dolandırıcılık’ ve ‘resmi belgede sahtecilik’ suçlamalarıyla tutuklandı. Operasyonda motor hacmi artırılmış 46 motosiklet ile 130 motor hacmi yükseltme kiti ele geçirildi.
Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına yönelik çalışma başlattı. Ereğli ve Alaplı ilçelerinde motosiklet satışı, yedek parça temini ve teknik servis alanında faaliyet gösteren 3 işyerinde yapılan incelemelerde, düşük motor hacimli motosikletlerin teknik ve mekanik değişikliklerle motor hacimlerinin yükseltildiği tespit edildi. Yapılan usulsüzlüklerle 50 cc motosikletlere tanınan mevzuat avantajlarından haksız yararlanıldığı, vergi ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle kamu zararı ve vergi kaybına yol açıldığı belirlendi. Ayrıca araçların gerçek teknik özelliklerinin ruhsatlarına yansıtılmadığı, muayene muafiyetinden yararlanıldığı ve muayenesiz araçların trafiğe çıkarılarak trafik güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğü tespit edildi.
KOM Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 3 Kasım'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda E.Ş. (43), E.Ç. (38) ve G.Y. (40) gözaltına alındı. İşyerlerinde yapılan aramalarda motor hacmi usulsüz şekilde artırılmış 46 motosiklet ve 130 motor hacmi yükseltme kiti ele geçirildi.
Emniyetteki işlemlerinin ardından dün adliyeye sevk edilen şüphelilerden 1'i tutuklandı, 2'si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------------
-Operasyondan görüntüler
-Ele geçirilen motosikletler
-Şüphelilerin adliyeye sevki
Haber: Sinan KABATEPE/EREĞLİ(Zonguldak),(DHA)
============================================
5) COP31'DE ANTALYA'NIN GÜVENLİĞİ 'UÇBEY'E EMANET
ANTALYA'da 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde güvenlik tedbirleri artırıldı. Antalya Emniyet Müdürlüğü'nün envanterine katılan 'Uçbey' adlı dikey iniş ve kalkış yapabilen insansız hava aracı (İHA), zirve boyunca geniş alanların havadan gözetlenmesinde kullanılacak.
Antalya'nın ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde güvenlik hazırlıkları sürüyor. Dünya liderleri ve binlerce katılımcıyı ağırlamaya hazırlanan kentte, emniyet birimlerinin teknolojik imkanları da güçlendiriliyor. Bu kapsamda Antalya Emniyet Müdürlüğü'nün envanterine 'Uçbey' adı verilen VTOL (dikey iniş ve kalkış yapabilen) insansız hava aracı katıldı.
GÖKYÜZÜNDEKİ YENİ GÖZ 'UÇBEY'
Emniyet Müdürlüğü'nün sanal medya hesaplarından 'Antalya Uçbey'ine kavuştu' başlığıyla duyurulan yeni insansız hava aracının görüntüleri de paylaşıldı. 'Gökyüzünde Güvenlik-Uçbey' sloganıyla tanıtılan İHA'nın, havadan gözetleme kabiliyetiyle geniş alanların takibine, saha hakimiyetinin artırılmasına ve güvenlik çalışmalarına katkı sağlayacağı belirtildi.
COP31'DE GÜVENLİĞE TEKNOLOJİK DESTEK
Antalya Emniyet Müdürlüğü'nün açıklamasında, COP31 kapsamında alınan güvenlik tedbirlerinin gelişmiş teknolojik imkanlarla güçlendirildiği vurgulandı. Açıklamada, "Gelişmiş teknolojik imkanlarımız, güçlü operasyonel kapasitemiz ve deneyimli personelimizle COP31 İklim Zirvesi süresince Antalya'nın huzur ve güvenliği için görevimizin başındayız" denildi. Paylaşımda ayrıca Uçbey için "Gökyüzündeki gözümüz, güvenliğiniz gücümüz" ifadelerine yer verildi.(DHA)
Görüntü Dökümü
——————----------
-Uçbey insansız hava aracının görüntüsü
-Kurulum aşamasından detaylar
-Uçbey’in gökyüzünde görüntüsü
Haber-Kamera: Mehmet ÇINAR/ANTALYA,(DHA)
========================================
6) DEPREMLERDE YAKINLARINI KAYBEDENLER ADLİYEYE SİYAH ÇELENK BIRAKTI
6 ŞUBAT depremlerinde yakınlarını kaybedenler, mahkemede çıkan beraat ve düşük cezalara tepki göstererek Kahramanmaraş Adliyesi’ne üzerinde “Adalet enkaz altında kaldı” yazılı siyah çelenk bıraktı.
Kahramanmaraş’ta ve Hatay’da yıkılan binalarda yakınlarını kaybedenler Kahramanmaraş Adliyesi önünde toplandı. Ellerinde kaybettikleri yakınlarının ve yıkılan binalarının fotoğrafları, üzerinden “Adalet enkaz altında kaldı” yazılı siyah çelenk ve molozlarla adliye önünde toplananlar, deprem davalarında mahkemelerden çıkan kararlara tepki gösterdi.
Aileler adına açıklama yapan ve Ebrar Sitesi’nde yakınlarını kaybeden Tuğçe Demir, daha sevdiklerinin acısını yaşayamadan adalet umuduyla adliye koridorlarında ve mahkeme salonlarında mücadeleye başladıklarını söyledi. Aileler olarak adaletin tecelli etmesi adına delil topladıklarını, yıkılan binalarda yaşanan ihmalleri ortaya çıkarıp mahkemeye sunduklarını ifade eden Demir, “Yıkılan binaların projelerini, verilmeyen denetimlerin belgelerini, sorumluların attığı imzaları tek tek takip ettik. Bizler yakınlarımızı geri getiremeyeceğimizi biliyorduk. Ama hiç değilse başka insanların aynı şekilde ölmeyeceğine inanmak istedik. Çünkü deprem kader değildir. Binlerce insanın ölümü, güvensiz kentleşmenin, denetimsizliğin ve yıllarca görmezden gelinen ihmallerin sonucudur” dedi.
'CEZALAR NEDEN ALT SINIRDAN VERİLİYOR'
Depremlerde yakınlarını kaybedenler olarak davalarda caydırıcı cezalar beklerken cezaların hem alt sınırdan verildiğini hem de indirimler yapıldığını kaydeden Tuğçe Demir, şunları söyledi:
“Ancak bugün, 4’üncü yıla girerken Kahramanmaraş’ta art arda verilen beraat kararları, ceza indirimleri ve alt sınırdan verilen, caydırıcılığı tartışmalı cezalar karşısında dehşetle soruyoruz, binlerce insanın ölümünden sonra bile sorumlular gerektiği gibi hesap vermeyecekse, daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor? Bilirkişi raporlarında asli kusurlu bulunan sanıklara neden cezaların alt sınırından hüküm kuruluyor? İnsan hayatının bu kadar ağır biçimde kaybedildiği davalarda, cezaların caydırıcılığı neden bu kadar geri planda kalıyor? Düşünün ki insanların can güvenliğini korumakla yükümlü kamu görevlileri, zorunlu projeleri dahi bulunmayan binalara ruhsat veriyor. Sonra mahkeme salonlarında ‘Biz sadece imza attık’ diyerek kendilerini savunuyor ve sorumluluklarının ceza hukuku bakımından karşılığı olmadığına karar verilebiliyor. O imzalar yalnızca kâğıtlara atılmadı. O imzaların altında insanların evleri, hayatları, çocukları, aileleri vardı! Bugün attığı imzanın sorumluluğunu taşımayanlar, yarın hangi binanın güvenli olduğuna karar verecek? Kentsel dönüşümü kimler denetleyecek? Biz çocuklarımızı hangi güvenceyle o binalarda uyutacağız? Kahramanmaraş’tan peş peşe çıkan kararlar, deprem davalarında cezaların sanki görünmez bir sınır içine hapsedilmeye çalışıldığını gösteriyor. Bunu asla kabul etmiyoruz.”
Daha sonra aileler yanlarında getirdikleri siyah çelendi adliyenin duvarına bırakarak eylemi sonlandırdı.(DHA)
Görüntü Dökümü
-------------------------------
- Adliye önünde toplanan aileler
- Tuğçe Demir’in konuşması
- Siyah çelenk bırakmaları
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
============================================
7) LÖSEMİYE DİKKAT ÇEKMEK İÇİN TURUNCU IŞIKLAR ALTINDA DANS ETTİLER
SAMSUN’da 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında, lösemiye karşı farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Atakum ilçesinde turuncu ışıklarla aydınlatılan alanda bir araya gelen gönüllüler ve destekçiler, Michael Jackson’ın ‘Thriller’ dansını yaptı.
Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) Samsun Ofisi tarafından 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası nedeniyle dans etkinliği düzenlendi. Atakum Kurupelit Yat Limanı’nda Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla turuncu ışıklarla aydınlatılan alanda gerçekleştirilen dans etkinliğinde dans eğitmeni Hüsna Bilgili eşliğinde gönüllüler ve gençler Michael Jackson’ın ‘Thriller’ dansını yaptı. Turuncu ışıkların altında gerçekleştirilen etkinlikte, lösemiye karşı toplumsal farkındalığın artırılması ve dayanışma mesajı verilmesi amaçlandı.
Etkinlik hakkında bilgi veren LÖSEV Samsun Koordinatörü Kübra Akın Küçükaras, "2-8 Kasım Lösemili Çocuklar haftası. Bu kapsamda Samsun LÖSEV ofisi olarak her güne bir etkinlik planladık. Buradaki etkinliğimiz gönüllülerimiz ve gençlerimiz ile birlikte turuncu ışıklar altında dans etkinliğiydi. Katılımlar güzel, coşkulu oldu. neşeli eğlenceli geceyi gönüllülerimizle beraber geçirmek istedik. Şuanda her şey çok güzel gidiyor. Bizlere destek olan herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi. (DHA)
Görüntü Dökümü
-----------------------
- LÖSEV gönüllülerinden dans gösterisi detay
- LÖSEV Samsun Koordinatörü Kübra Akın Küçükaras röportaj
- LÖSEV gönüllüsü Esra Naz Çoban röportaj
Haber: Gökhan İÇKİLLİ – Kamera: Berkay YILDIZ / SAMSUN, (DHA)
=================================================
8) SAHTE İLANLA 59 İLDE 127 KİŞİYİ 114 MİLYON LİRA DOLANDIRICILIĞA 6 TUTUKLAMA
DENİZLİ'de jandarma ekipleri 3 ayrı ilçede yaptığı operasyonda, internet üzerinden sahte ilanlar vererek 59 ayrı ilde 127 kişiyi 114 milyon lira dolandırdığı belirlenen 11 kişiyi gözaltına aldı. Operasyonda 6 kişi tutuklandı.
Denizli İl Jandarma Komutanlığı, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Pamukkale, Merkezefendi ve Buldan ilçelerinde, Türkiye genelinde internet üzerinden sahte ilanlar vererek dolandırıcılık yapan kişilere yönelik bir süre önce teknik ve fiziki takip başlattı. Dolandırıcılık yapan kişileri tespit eden Denizli İl Jandarma Komutanlığı'nın Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, geçen çarşamba günü operasyon başlattı. Pamukkale, Merkezefendi ve Buldan ilçe Jandarma Komutanlığı ekipleriyle birlikte eş zamanlı yapılan operasyon kapsamında 11 kişi gözaltına alındı. Evlerinde ve işyerlerinde yapılan aramalarda bulunan dijital materyallere el kondu. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan kişilerin internet üzerinden sahte ilanlar vererek 59 ayrı ilde 127 kişiyi MASAK raporlarınca da toplam 114 milyon lira dolandırdığı belirlendi.
Gözaltına alınan 1 kişi serbest bırakılırken, 10 kişi 'örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık suçunu bilişim sistemlerini kullanarak' suç işleme fiilinden bugün adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 6'sı tutuklanırken, 4 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.(DHA)
Görüntü Dökümü
------------------------------
-Jandarma kamerasında
-Jandarma ekiplerinden detaylar
-Gözaltına alınan kişilerden detaylar
-Evlerde yapılan aramalardan detaylar
-Şüphelilerin Adliyeye sevk edilmesi
Haber: Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, (DHA)



