DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 12

DHA Görüntülü Yurt Haber Bülteni - 12

📅 09.10.2026 18:53 🕐 59 dakika önce 💬 0 yorum 📰 DHA RSS
Yazı Boyutu
🖨 Yazdır / PDF
1) BAKAN KACIR: TÜRKİYE ARTIK KENDİ ROKETİYLE KENDİ UYDUSUNU UZAYA GÖNDEREN BİR ÜLKE HALİNE GELECEKANTALYA'da düzenlenen 77'nci Uluslararası Uzay Kongresi'nde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin 2027 sonunda Şimşek-1 ile kendi uydusunu uzaya göndermeyi hedeflediğini belirterek

1) BAKAN KACIR: TÜRKİYE ARTIK KENDİ ROKETİYLE KENDİ UYDUSUNU UZAYA GÖNDEREN BİR ÜLKE HALİNE GELECEK

ANTALYA'da düzenlenen 77'nci Uluslararası Uzay Kongresi'nde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin 2027 sonunda Şimşek-1 ile kendi uydusunu uzaya göndermeyi hedeflediğini belirterek, “Türkiye artık kendi roketiyle kendi uydusunu uzaya gönderen bir ülke haline gelecek” dedi.

Dünyanın en büyük uzay etkinliği olan Uluslararası Uzay Kongresi'nin 77'ncisi, 5-9 Ekim tarihleri arasında Antalya'nın Serik ilçesi Belek turizm merkezinde düzenlendi. Kongrenin son günündeki 'Halk Günü' programı kapsamında, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile TEKNOFEST ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın konuşmacı olduğu 'Özel Panel' gerçekleştirildi.

'2027 YILININ İLK AYLARINDA AY'A GİTMEYE HAZIRLANIYOR'

Türkiye'nin 111 ülkeden 10 binden fazla misafiri Antalya'da ağırladığını belirten Bakan Kacır, BİLSAT, RASAT, Göktürk, İMECE ve Türksat 6A ile uzay teknolojilerinde önemli kabiliyetler kazandığını söyledi. Türksat 6A ile Türkiye'nin kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olduğunu belirten Kacır, Milli Uzay Programı kapsamında başlatılan Ay Programı'na ilişkin, “Türkiye kendi geliştirdiği Ay Uzay Aracı ile inşallah 2027 yılının ilk aylarında Ay'a gitmeye hazırlanıyor. Ve bunu da yüzde 87 yerlilikle başardık. Bu, Türkiye'ye yepyeni kabiliyetler kazandıracak. Derin uzayda kendi geliştirdiğimiz teknolojileri test edeceğiz. Kendi hibrit roket teknolojimizi derin uzayda tarihçelendireceğiz ve bunu başaran ilk ülke olacağız. Aynı zamanda yörünge operasyonları gerçekleştirecek ve Ay'a iniş provaları yapacağız ki bu programın devamında Ay'a yumuşak iniş gerçekleştirerek uzay araçlarıyla Ay yüzeyinde araştırmalar yapmayı sürdüreceğiz" diye konuştu.

SOMALİ'DE UZAY LİMANI

Uzaya tam bağımsız erişimin Türkiye'nin en önemli stratejik hedeflerinden olduğunu vurgulayan Kacır, “Somali'de ekvatora çok yakın noktada bir uzay limanı kuruyor Türkiye. Türkiye'ye tahsis edilmiş dev bir alanda Türkiye hem kendi roketlerini, füzelerini fırlatabileceği, hem de dünyada giderek artan talebe cevap verebileceği bir uzay limanı inşa ediyor. Hem daha az maliyetle uzaya erişim imkanı var hem de o bölgedeki trafiğin daha seyrek olması sayesinde çok daha fazla fırlatma ve test yapma imkanı olacak. Dolayısıyla Somali Uzay Limanı, Türkiye'nin tam bağımsız uzaya erişimi için çok önemli bir aşama olacak" dedi.

ŞİMŞEK-1 İLE 2027'DE UYDU FIRLATMA HEDEFİ

ROKETSAN'ın Şimşek-1 ve Şimşek-2 projelerine değinen Kacır, Şimşek-1'in 2027 yılının sonunda 400 kilogramlık faydalı yükü, HÜRSAT uydusunu 550 kilometreye bırakacağını açıkladı. Kacır, “Türkiye artık kendi roketiyle kendi uydusunu uzaya gönderen bir ülke haline gelecek ve inşallah bütün bunlar Türkiye'ye hem stratejik kabiliyetler kazandıracak hem de büyük ekonomik kazanımlar sağlamış olacak" diye konuştu.

'1,8 TRİLYON DOLARI AŞAN UZAY EKONOMİSİ BEKLENİYOR'

Türkiye'nin uzay ekonomisinde etkili bir aktör olup olamayacağı sorusunu yanıtlayan Kacır, “Bakın, sadece son 10 yılda küresel uzay ekonomisinin büyüklüğü 344 milyar dolardan 686 milyar dolara, yani neredeyse iki katına yükseldi. Ve gelecek 10 yılda bu büyümenin daha da hızlanacağı öngörülüyor. Bir sonraki 10 yılda bu kez 1 trilyon 800 milyar doları aşan uzay ekonomisi bekleniyor. Yapay zeka uzayda yeni pencereler açıyor. Yapay zekayla haberleşen uydular, iletişim kuran sistemler yeryüzündeki ürünlere, hizmetlere değer katıyor ve böylelikle aslında yeni nesil teknoloji girişimleri için büyük fırsatlar ortaya çıkıyor" dedi.

TÜRKİYE'DEN 674 BİLDİRİ KABUL EDİLDİ

Türkiye'nin doğrudan uzay alanında çalışan 20 Ar-Ge merkezi ve teknoparklarında uzay teknolojilerine yönelik inovasyon yapan 310 şirketi bulunduğunu belirten Kacır, 2021'den bu yana 40 bin bilim insanı ve araştırmacının uzay projelerinde desteklendiğini söyledi. Kongrenin hem ticari hem bilimsel etkinlik olduğunu belirten Kacır, “Bu kongreye bu yıl 8 bin 330 bildiri gönderildi ve Türkiye 1810 bildiri ile 1 numara oldu. Gönderilen bildirilerden 4 bin 37'si kongrede kabul edildi. Türkiye kabul edilen 674 bildiri ile tüm zamanlarda 1 yılda bilimsel bildirisi en fazla kabul edilen ülke oldu ve bu yıl en fazla bildirisi kabul edilen ülke olarak da 1 numara oldu" diye konuştu.

KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLER VE YAPAY ZEKA

Türkiye'nin teknoloji politikalarındaki önceliklerini anlatan Kacır, “Biz bu alanda fark oluşturabileceğimiz, daha etkin endüstrileştirebileceğimiz, ticari hacim kazandırabileceğimiz bir fırsatı küçük modüler reaktörlerde görüyoruz. Yani 20-30 milyar dolarlık dev nükleer santral yatırımlarının ötesinde küçük modüler reaktörlerle hem veri merkezi, yapay zeka veri merkezi gibi altyapılarda hem de kritik endüstriyel altyapılarda güvenilir, uzun dönemli, sürdürülebilir, temiz enerji kaynağı oluşturabileceğimizi ve endüstrimizin bir araya geldiğinde bunu başarabileceğini düşünüyoruz" dedi.

OTONOM UYDU TAKIMLARI

Yapay zekada sektörel veri kümeleri oluşturulması, kamu verilerinin geliştiricilerin kullanımına açılması, açık kaynak ve uçta yapay zeka çözümlerinden yararlanılmasına değinen Kacır, uzay teknolojilerindeki dönüşümü de anlattı. Kacır, “Artık yüzlerce, binlerce uydudan oluşan uydu takımlarından ve artık sadece yeryüzüyle haberleşen değil, birbiriyle haberleşen uydu takımlarından ve bunun da ötesinde birbiriyle yapay zeka tabanlı haberleşen otonom kabiliyetleri haiz uydu takımlarından bahsediyoruz" diye konuştu.

UZAY YARIŞMALARINA 55 BİN BAŞVURU

TEKNOFEST'in 62 farklı alandaki yarışmalarına 1 milyon 600 bin öğrencinin başvurduğunu belirten Selçuk Bayraktar da “Uzayla alakalı yarışmalarımıza bakıyordum, 55 bin öğrencimiz bugüne kadar başvurmuş. Biz TEKNOFEST'i ilk düzenlediğimiz yıl tüm yarışmalarımıza 20 bin öğrenci başvurmuştu. Sadece uzayla alakalı olan yarışmalarımıza bu yıl roket yarışmasına, uzaya çıkmak için çok önemli bir teknoloji, 10 bin yarışmacımız başvurmuş. Dikey İnişli Roket Yarışması'na 796, Model Uydu Yarışması'na da 1190 yarışmacımız başvurmuş" dedi.

KIZILELMA'DAN SONRA FERGANİ

Kızılelma'nın ilk prototipini, millete verdikleri sözden 1 yıl önce uçurduklarını belirten Bayraktar, kara, deniz ve göklerde var olabilmek için uzayda da varlık gösterilmesi gerektiğini söyledi. Fergani girişimini bu hedefle kurduklarını anlatan Bayraktar, “Fergani, Uluğ Bey dediğimiz küresel konumlama sistemini tümüyle kendi öz kaynaklarımızla, yani gelirlerinin yüzde 90'ından fazlasını ihracattan, yüksek teknoloji ihracatından kazanan Baykar'ın bir anlamda finanse etmesiyle, tümüyle öz kaynaklarımızla böyle gencecik, 26 yaş ortalaması olan bir ekipten oluşan, 140'tan fazla mühendis ve teknisyen arkadaşımızın çalıştığı bir girişim. Ne adına? Göklerdeki, uzaydaki tam bağımsızlığımız ve egemenliğimiz adına; kim için, milletimiz ve tüm dost ve kardeş coğrafyalar için" diye konuştu.

'SADECE TÜRKİYE İÇİN YAPSAYDIK BAYKAR 10'DA 1'İ KADAR BÜYÜK OLURDU'

Teknolojide liderlik sorusunu yanıtlayan Bayraktar, Baykar'ın gelirlerinin yüzde 90'ının ihracattan geldiğini söyledi. Bayraktar, “Akıncı ve Kızılelma'da yine aynı şekilde sadece türbin motorları yurt dışından geliyor, onun dışındakileri kendimiz geliştiriyoruz. Biz sadece Türkiye için yapsaydık Baykar en fazla 10'da 1'i kadar büyük olurdu, 0'da 1'i kadar boyutta olduğunda da bu kadar ileri teknolojiyi geliştirecek kaynak bulabilmesi mümkün olmayacaktı asla. Dolayısıyla biz bir şeyi yapıyorsak bir kere tüm dost ve kardeş coğrafyaları, medeniyet havzamızı, gönül coğrafyamızı düşünerek geliştirmeliyiz" dedi.

'YARININ YARIŞINI BUGÜNDEN ÖNGÖRÜP HAZIRLANIRSAK LİDER OLABİLİRİZ'

Teknolojide insan kaynağı ve stratejinin önemini vurgulayan Bayraktar, “Sadece SİHA'lardaki başarı tek başına bir ülkenin tam bağımsız ve müreffeh olması için yeterli değil. Tüm diğer alanlarla beraber tekamül edecek ki hepsi yukarıya doğru kalksın. Dolayısıyla burada bir strateji izlemek gerekiyor. Bugünün yarışına değil, henüz başlamamış yarışlara odaklanmak; bizler gibi alanı yeni kuran ülkeler için, yani teknolojik ekosistemini yeni kuran ülkeler için, biraz daha doğru bir strateji gibi gözüküyor. Dosdoğru bir düsturla bugünün yarışına değil, yarının yarışını bugünden öngörüp ona bugünden hazırlanırsak o alanda zamanı geldiğinde lider olabiliriz" diye konuştu.

TOGG İÇİN OTONOM SÜRÜŞ ÖRNEĞİ

Rekabet üstünlüğü oluşturacak özelliklere odaklanılması gerektiğini belirten Bayraktar, TOGG'u örnek gösterdi. Bayraktar, “Mesela Türkiye yollarına özel, sadece TOGG için Türkiye yollarında özel bir otonom sürüş kabiliyeti. Böyle bir fark yaratılacak olsa TOGG'a bir anlamda avantaj sağlanmış olsa, TOGG herkesten daha iyi otonom sürüş kabiliyetine sahip olsa Türkiye yollarını en iyi tanıdığından; böyle bir rekabet üstünlüğü ona kazandırmış olabiliriz" dedi.

'TEKNOLOJİ İNSANLIK İÇİN Mİ?'

Akıllı saat, telefon, bilgisayar ve kameralar gibi yaygın kullanılan teknolojilerin aynı zamanda istihbarat aygıtı olarak kullanılabildiğini belirten Bayraktar, yapay zeka çağında teknolojinin hangi amaçla geliştirildiğinin önem kazandığını söyledi. Bayraktar, “Yapay zekayla birlikte gelen bu yeni nesil teknolojik dalgada burada bütün bu geliştirilen teknolojilerin ne için olduğu; teknoloji için teknoloji mi, makine için teknoloji mi yoksa bütün bunların insanlık için mi olduğu sorusunun çok daha yüksek sesle dile getirilmesi gerekiyor" diye konuştu.

'MÜPTELA ET, BAĞIMLI KIL VE ALTERNATİFSİZ BIRAK'

Yüksek teknolojinin insanın sosyal adaptasyon hızından daha hızlı geliştiğini belirten Bayraktar, sosyal medyanın insanları kendi fikirlerine yakın içeriklerle karşılaştırarak kutuplaşmayı derinleştirdiğini söyledi. Bayraktar, “İnsanlık bir anlamda böyle. Ben şuna benzetiyorum, örümcek ağına tutulmuş bir insan düşünün, bütün sinir hücreleriyle bir örümcek ağının içine çekilmiş durumda. Kimlerin elinde? Küresel tekellerin elinde. Attığı adımdan aldığı nefese, işte kanında dolaşan nabza, her şeyi santim santim veriye dönüştürülmüş, bu satılık hale getirilmiş. Az önce söylediğim gibi formülleri de basit. İşte müptela et, bağımlı kıl, alternatifsiz bırak. Dolayısıyla bütün bu yaptığımız, TEKNOFEST kuşağı ile birlikte yürüdüğümüz bu yolda daha adil, daha güzel, daha iyi, insanlığın iyiliğine bir dünyanın inşasını hedefliyoruz" diye konuştu. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------------------

Bakan Kacır'ın konuşması

Selçuk Bayraktar'ın konuşması

Haber: Mehmet ÇINAR/ANTALYA, (DHA)

========================================

2) AK PARTİ’Lİ ALA: DAHA FAZLA DEMOKRASİNİN KİMSEYE BİR ZARARI YOK (2)

KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİNİN TEMELİ ATILDI

AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Uludağ Üniversitesi’ndeki programın ardından, Yıldırım Belediyesi tarafından sürdürülen Davutkadı Kentsel Dönüşüm Projesi 2’nci Etap Temel Atma Töreni’ne katıldı. Törene ev sahibi, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yanı sıra AK Parti Bursa milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Ahmet Kılıç, Refik Özen ve Mustafa Yavuz, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti ilçe başkanları ile çok sayıda davetli katıldı.

Törenin açılışında konuşan AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, “Sizlere sunulacak hizmetlerde asla tereddüt göstermeyiz. Ankara'da, bakanlıklarda, Cumhurbaşkanlığımızda ve devlet kurumlarında yürütülen hizmetlerin ihtiyaç duyduğu eksikliklerin giderilmesi ve gerekli katkının sağlanması için bizler de hem Ankara'da hem de burada sizler için çalışıyoruz. Çünkü sizlerin daha fazlasını hak ettiğinizi biliyoruz. Daha fazlasını birlikte yapma iradesini ortaya koymamız için bize güç veren de sizlersiniz. Kıymetli kardeşlerim, biz de sizlerden aldığımız güçle Türkiye'nin çok temel sorunlarına el atıyoruz. Dünyada olup bitenler karşısında söylenmesi gerekenleri söylüyor, bölgemizde yaşanan gelişmelere müdahil oluyoruz. Bakın, birkaç hafta önce Sayın Cumhurbaşkanımız, Birleşmiş Milletler'de bütün dünyanın ilgiyle takip ettiği ve çok ciddi sorunlara değindiği bir konuşma yaptı. Gazze'deki soykırımı ve dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan zulümleri gündeme getiren, bunlara karşı çıkan ve Türkiye'nin duruşunu ortaya koyan bir konuşmaydı” ifadelerini kullandı.

İslam dünyası ve özellikle Orta Doğu’nun büyük sorunlar yaşadığını vurgulayan Ala, “Gözümüzün önünde bir millet yok ediliyor. Türkiye ise yalnızca sözle itiraz etmekle kalmıyor, bu itirazın somut bir belgesi ve sesi olarak da hareket ediyor. Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında Mekke Anlaşması imzalandı. Mekke Anlaşması, yaklaşık 1 haftadır, 10 gündür dünya basınının gündeminde yer alıyor. Bütün dünya, ‘Bunlar ne yapıyor’ diye soruyor. Peki, o imzayı kim atıyor, o iradeyi kim ortaya koyuyor? Cumhurbaşkanımız bu gücü kimden alıyor? Sizden alıyor. Bu nedenle sizi tebrik ediyorum. Çünkü kadir kıymet bilen, devletin ne olduğunu bilen ve arkasında duran bir milletle birlikte yürümek bizlere güç, onur ve gurur veriyor. Kıymetli kardeşlerim, sizlere hizmet etmeyi bu nedenle ibadet sayıyoruz. Çünkü siz hak yolundasınız, doğru yoldasınız ve istikamet üzere yürüyenlerle birlikte hareket ediyorsunuz” dedi.

‘YANLIŞ BİLGİLER VE İFTİRALAR VAR’

Ala, gündemdeki konulara değinerek, “Bu olaylar ortaya çıktığından, özellikle ‘fon’ meselesi gündeme geldiğinden beri yalan yanlış bilgilerle ve çeşitli iftiralarla hareket edenler de var. Ancak biz daha ilk gün açıklamamızı yaptık. Cumhurbaşkanımız da ilk gün gerekli talimatı verdi. Önemli olan, öncelikle bu sorunların yaşanmaması için gerekli tedbirleri almak ve bir sorun yaşandığında devlet ciddiyetiyle hareket etmektir. Olayın bütün yönleriyle soruşturulacağını, gerekenin yapılacağını ve sorumluluğu bulunan herkesin hesap vereceğini belirtti. İlk ciddi bulgular ortaya çıktığında da sorumlular hakkında işlem yapıldı ve bu kişiler görevlerinden uzaklaştırıldı. Bundan sonra da benzer bir durum ortaya çıkarsa gereken yapılacaktır. Soruşturmalar devam ediyor ve etmeye de devam edecek” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’Yİ KARIŞTIRMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPIYORLAR’

Devlet kurumlarının görevinin başında, talimatların ise açık ve kesin olduğunu belirten Ala, “Bir Bakanımız hakkında akla hayale gelmeyecek kurgularla saldırılar düzenleniyor. Oysa ortaya atılan iddiaların gerçekle hiçbir ilgisi bulunmuyor. Söz konusu kişinin olayla hiçbir bağlantısı olmadığı, ilgili yerin yakınından bile geçmediği ve olağan bir işlemde dahi bulunmadığı görülüyor. Buna rağmen isim benzerliğini bile ayırt edemeyen, gerekli hassasiyeti göstermeyen bazı kişiler, Türkiye'yi karıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Kardeşim, bizim bu konularda kimseden ders alacak durumumuz yok. Biz başkalarına örnek olacak bir anlayışla hareket ediyoruz. Yanlış yapanların cezalandırılması için gerekli talimatları veriyor ve bu talimatların uygulanmasını sağlıyoruz. Bunun için gerekli talimatlar zaten verilmiştir. Doğru işler yapanlarla da yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu.

‘DAHA GÜVENİLİR BURSA’YI İNŞAA EDECEĞİZ’

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ise konuşmasında, “Deprem gerçeğiyle yaşayan bir şehir olarak güvenli yapılaşmanın ne kadar hayati olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu nedenle dönüşüm çalışmalarını bilimsel esaslara ve doğru şehircilik ilkelerine bağlı olarak sürdürmek zorundayız. Bugün temelini attığımız bu proje ile çocuklarımızın güvenle oyun oynayabileceği parklar, ailelerimizin nefes alabileceği yeşil alanlar ve ulaşımı kolaylaştıracak yeni yollarla mahallemiz çok daha yaşanabilir bir görünüme kavuşacak. Ortak gayemiz, daha güvenli ve yaşanabilir Bursa’yı hep birlikte inşa etmek. Bursa’mızı daha dirençli bir geleceğe hazırlamakta kararlıyız. Bizim önceliğimiz, afetlerden sonra yaraları sarmanın ötesinde, o yaraların hiç açılmaması için bugünden çalışmaktır” ifadelerini kullandı.

‘YILDIRIM’I GELECEĞE HAZIRLIYORUZ’

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Davutkadı Kentsel Dönüşüm Projesi’nde kasım ayı itibarıyla dairelerin teslim edilmeye başlanacağını belirterek, “Vatandaşlarımızı mümkün olan en kısa sürede yeni ve güvenli yuvalarına kavuşturmuş olacağız. Bizim için asıl önemli olan rakamlar değil, burada yaşayacak insanlarımızın güvenli, sağlıklı ve nitelikli yapılara kavuşmasıdır. Çünkü kentsel dönüşüm sadece beton üretmek değildir. Yeşili, sosyal alanı, ulaşımı, yaşam kalitesini ve komşuluk kültürünü birlikte yeniden inşa etmektir. Biz Davutkadı’nın sadece bugününü değil, yarınını da planlıyoruz. Hedefimiz günü kurtarmak değil, Yıldırım’ın geleceğini inşa etmek. Çocuklarımızın, gençlerimizin ve ailelerimizin yaşayacağı yarının Yıldırım’ını hazırlıyoruz. Yıldırım’ı geleceğe güvenle hazırlıyoruz” dedi. (DHA)

Görüntü Dökümü

----------------------

-Temel atma töreninden genel detaylar

-İşçilerin çalışmaları

-Genel detaylar

-AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala’nın konuşmaları

Haber-Kamera: Memet Can YEŞİLBAŞ/ Bursa,(DHA)

==================================================

3) Bakan Tekin: 600 bin derslik inşa ettik (2)

BAKAN TEKİN, ULUSAL GENÇLİK İKLİM ÇALIŞTAYI’NA KATILDI

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İzmir programı kapsamında Dikili ilçesinde Bayburtlu Hasan Şentürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin açılış töreninin ardından Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ı makamında ziyaret etti. Ziyarete İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı ve Yaşar Kırkpınar, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ve protokol katıldı. Ardından Bakan Tekin, Özel İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Nedim Uysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde düzenlenen Ulusal Gençlik İklim Çalıştayı'na katıldı. Öğrencilerle sohbet eden ve projelerini dinleyen Bakan Tekin, çalıştayda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Milli Eğitim Bakanlığı olarak çocukların her açıdan iyi yetişmesini arzu ettiklerini söyleyen Bakan Tekin, çocukların yaşanabilir bir çevrede yaşamayı öğrenmesi gerektiğini söyledi. Bakan Tekin, "Şu anda yaşanabilir bir çevrede yaşıyoruz ama eğer kirletirsek bizden sonraki kuşakların yaşama hakkını, en temel haklarından bir tanesini ellerinden almış olacağız. Biz çocuklarımıza bu bilinçle yaklaşmak, okulundaki müfredatlarda bunu öğrenmesini istiyoruz" dedi.

'TÜRKİYE MAARİF MODELİ 3'ÜNCÜ YILINDA'

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin odağında yerleştirilen kavramlardan bir tanesinin yaşanabilir çevre olduğunu aktaran Bakan Tekin, "Bütün derslerin içerisinde çocuklarımıza bu şuuru vermek üzere müfredatlarımızı revize etmiştik" dedi. İklim, hava gibi temel hakların da diğer temel hak ve hürriyetlerde olduğu gibi sınırı olması gerektiğini dile getiren Bakan Tekin, "Bu sınır da gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevreyi sağlıklı bir biçimde bırakmamız bizim için bir sorumluluk. Temel hak ve hürriyetimizin bu anlamdaki sınırı olmalı. O yüzden biz çocuklarımıza bu şuuru, bilinci verecek müfredatlarımızın içerisine yerleştirmiştik. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli uygulaması şu anda 3'üncü yılında. Bu kapsamda okullarımızda bu bilinci geliştirecek etkinlikleri zaten yapıyorduk. Bu yıl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın koordinesinde COP31 Türkiye'de yapılacak" ifadelerini kullandı.

'YARIŞMA ORTAMI OLUŞTURDUK'

Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:"Milli Eğitim Bakanlığı olarak ülkemizin yurt dışında farklı ülkelerin katıldığı bir programda temsil vazifemizi doğru yapabilmek, ülkemizin bir başka bakanlığına bu anlamda katkı vermek amacıyla biz de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan bu konuda yapabileceğimiz şeyler konusunda destek vermek istediğimizi söyledik. Onlar programlarına aldılar. Türkiye'deki uygun okullar arasında bir anlamda yarışma ortamı oluşturduk. Gençler hem çevre duyarlılıklarını hem iklim değişikliği gibi dünyanın önündeki ana problem konularının nasıl çözülebileceğine dair projeler geliştiriyorlar. Seçilenlerle birlikte COP31'de ülkemizi temsil edeceğiz. Türkiye'de bu anlamda yapılan çalışmaları hem müfredatta bu anlamda yaptığımız değişiklikleri uluslararası bir ortamda arkadaşlarımızla beraber sunmuş olacağız." Bakan Tekin, ardından okulda düzenlenen bayrak törenine katıldı.

Görüntü dökümü

-------------------------

-Bakanın açıklaması

-Detaylar

Haber: Seza Nur ALPDÜNDAR, Kamera:Gökhan KILIÇ/İZMİR,(DHA)

===============================================

4) DÜZCE'DE MOBİLYA FABRİKASINDAKİ YANGIN SÖNDÜRÜLDÜ

Düzce'de mobilya fabrikasında, saat 14.30 sıralarında çıkan yangın, itfaiye ekipleri tarafından yaklaşık 1,5 saatte söndürüldü. Fabrikadaki soğutma çalışmaları tamamlanırken, yanan fabrikadaki hasar dronla görüntülendi. (DHA)

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Fabrika yangını dron görüntüsü

Haber Kamera: Musa KESKİN/DÜZCE,(DHA)

===============================================

5) SAKARYA’DA DEAŞ OPERASYONU: 1 TUTUKLAMA

SAKARYA’da terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyonlarda, örgüt içerisinde faaliyet gösterdiği ve kayıt dışı para transferi yaptığı değerlendirilen 3 şüpheli yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 1’i tutuklandı.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince DEAŞ terör örgütüne yönelik çalışma başlatıldı. Örgüt içerisinde faaliyet gösterdiği ve kayıt dışı para transferlerini gerçekleştirdiği yönünde haklarında beyan ve teşhis bulunan şüpheliler takibe alındı.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve HTS raporlarının incelenmesi sonucunda şüphelilerin, örgüt içerisinde faaliyet gösteren kişilerle para transferleri gerçekleştirdiği ve iletişim kurduğu tespit edildi. Bunun üzerine Adapazarı, Serdivan ve Karasu ilçelerinde Özel Harekat ekiplerinin desteğiyle operasyon düzenlendi. Operasyonda, 2’si Suriye, 1’i Irak uyruklu 3 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda dijital materyaller ve çok sayıda dekont ele geçirildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edilen şüphelilerden 1’i, ‘Terörizmin finansmanı’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer 2 şüpheli ise serbest bırakılmalarının ardından sınır dışı işlemleri için Düzensiz Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi'ne teslim edildi. (DHA)

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Operasyondan görüntüler

-Şüphelilerin sevkleri

Haber: Serhat YILMAZ/SERDİVAN(Sakarya),(DHA)

===============================================

6) KAPIKULE GÜMRÜK KAPISI'NDA 67 PİTON YILANI ELE GEÇİRİLDİ

TARIM ve Orman Bakanlığı, yasa dışı yollarla yurda sokulmak istenen 67 piton yılanının Kapıkule Gümrük Kapısı'nda ele geçirilerek koruma altına alındığını açıkladı.

Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamada, "Kapıkule Gümrük Kapısı'ndan ülkemize yasa dışı yollarla sokulmaya çalışılan 67 adet canlı piton yılanı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü ekiplerimizin dikkatli çalışmaları sonucu ele geçirilerek koruma altına alındı. Yakalanan şahıslara toplamda 948 bin 739 TL idari para cezası uygulandı. Yaban hayatını tehlikeye atan fırsatçılara asla göz açtırmayacağız" denildi. (DHA)

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Kapıkule'de ele geçirilen piton yılanlarından görüntü

Haber: ANKARA, (DHA)

==================================

7) DOSYASI YENİDEN AÇILAN KAYIP OSMAN’IN DAVASINDA BABA: 9 YILDIR HER GÜN ÖLÜYORUZ

DİYARBAKIR’ın Çınar ilçesinde, 3 Eylül 2017’de kaybolan ve o tarihten bu yana haber alınamayan Osman Güler’in öldürüldüğü iddiasıyla açılan ve 3 sanığın tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Osman Güler’in babası Lütfü Güler, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, “9 yıldır oğlum ortada yok. 9 yıldır her gün ölüyoruz” dedi.

Çınar ilçesi kırsal Beşpınar Mahallesi’nde oturan Osman Güler, 3 Eylül 2017’de pamuk tarlasını sulamak için evden çıktıktan sonra kayboldu. Ailesinin başvurusu üzerine jandarma ekipleri, bölgede arama yaptı ancak Güler’e ait herhangi bir ize rastlanmadı. Aile, 2019 yılında Güler’in kaçırıldığını öne sürüp şikayetçi oldu.

Öte yandan, Osman Güler’in ailesinin, erkek kardeşi Burak’ın evlenmek istediği R.A.’yı ailesinden 4 kez istemesine rağmen olumsuz yanıt aldığı belirtildi. R.A.’nın daha sonra evlenmek için evden kaçarak Güler ailesinin yanına gitmesi üzerine 2 aile arasında husumet oluştuğu belirtildi.

DOSYA ‘KASTEN ÖLDÜRME’ SUÇU KAPSAMINDA ELE ALINDI

İlk aşamada yeterli ve somut delil elde edilemediği için ilerleme sağlanamayan dosya, 2022’de Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) tarafından yeniden ele alındı. JASAT ekipleri, olay öncesi ve sonrasına ilişkin telefon kayıtlarını, HTS verilerini, baz istasyonu sinyal bilgilerini ve şüphelilerin ifadelerini yeniden inceledi. Çalışmaların ardından dosya, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan ‘Kasten öldürme’ suçu kapsamında değerlendirildi. Soruşturmada bu yıl 12 ve 13 Şubat’ta 8 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 1'i serbest bırakılırken, 4'ü adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Rozerin’in babası Selahattin Akbuğa ile kardeşleri Halil İbrahim Akbuğa ve Muhammed Akbuğa ise ‘Kasten öldürme’ suçlamasıyla tutuklandı.

‘KİMSEYLE HUSUMETİM YOK’

Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya sanıklar, tanıklar, avukatlar ile Osman Güler’in annesi Zehra ve babası Lütfü Güler katıldı. R.A.’nın babası sanık Selahattin Akbuğa, savunmasında kızının Osman Güler’in ağabeyi tarafından kaçırıldığını, ancak daha sonra ailelerin barıştığını iddia etti. Güler’in kaybolmasıyla ilgisinin olmadığını savunan Akbuğa, olay günü evinde olduğunu öne sürerek, “Osman’ın ağabeyi benim kızımı istemeye geldiler. Ben de tanımadığım için vermedim. Daha sonra kızımı kaçırdılar. Ben babasını çağırdım, ‘Kızımı getirin, gelin isteyin’ dedim. Getirdiler, barıştık. Evlendiler. Onlardan para da istemedik. Aradan 7-8 ay geçti. Ben evde yatarken karakoldan aradılar. Osman’ın kaybolduğunu söylediler. Ben de ‘Haberim yok’ dedim. Hiç kimseden para da istemedim, tehdit de etmedim. Olay günü evdeydim, yatıyordum. Gün içinde Çınar’a da gittim. Benim kimseyle husumetim yok” dedi.

Diğer sanıklar da suçlamaları kabul etmeyerek olayla ilgilerinin olmadığını savundu.

‘OLAYIN ARDINDAN TAKİP EDİLDİK’

Osman Güler’in babası Lütfü Güler, kendisinin ve oğullarının takip edildiğini ileri sürerek, "Sanıkların tümünden şikayetçiyim. Hepsi yalan söylüyor. Olayın başlangıcında 2 genç birbirini sevdi. Kızı 4 defa istedim, vermediler. R.A. daha sonra kaçtı. Babası bizi aradı, ‘Kızımı siz mi kaçırdınız’ dedi. Ben de hanıma, ‘Oğlum nerede’ dedim. O da ‘Burak evde değil’ dedi. O arada R.A.’nın oğluma kaçtığını öğrendim. Daha sonra benden 160 bin TL istedi. ‘Lütfü 160 bin TL vermezse onun canını yakacağız’ dediler. Ben de onlara ‘O kadar veremem, çoktur. Usul neyse onu veririm, daha fazlasını ödeyemem, gücüm yok’ dedim. Ona 40 bin TL gönderdim ama birkaç gün sonra para evime geri geldi, kabul etmediler. Daha sonra Selahattin ve oğulları arabayla evimizin önüne köyün girişine gelip bizi gözetliyordu. 3-5 ay boyunca bizi gözetlediler. Her gün Beşpınar Mahallesi içinde bizi takip ediyorlardı. Köydekilere arazilerin hangilerinin bize ait olduğunu sormuşlar. Bir kere araziye giderken benim önümü kesti. Arbede çıktı, bana silah çekti. Ancak tabanca tutukluk yaptı ve patlamadı. Osman’ın kaybolduğu gün ben hayvanlarla uğraşırken, Osman da tarlayla uğraşıyordu. O sırada Osman ‘Ben tarlaya gideceğim’ dedi. Ben de ‘Beraber gidelim’ dedim ama beni dinlemedi ve tek başına gitti. Karanlık çöktükten sonra gittim, Osman’ı bulamadım. Ben gittiğimde traktör çalışır vaziyetteydi. O günden beri Osman’ı göremedim. Bu aile ile aramızda başka bir husumetimiz yoktur. 1939’dan beri Bulgaristan göçmeniyiz. Sanıklardan şikayetçiyim ve davacıyım. 9 yıldır oğlum ortada yok. 9 yıldır her gün ölüyoruz” diye konuştu.

Sanıkların avukatlarından Muhammet Can Kocakap, “Varsayımlar ve duyumlar üzerine bir dosya yürütülüyor. Herkesin kendine göre bir fikir üreterek konuşması üzerine olay buraya geldi. Kızın kaçırılması onur kırıcı olduğu için kızın gelinlikle evden çıkarılması talebi normaldir. Müvekkillerimin olayı gerçekleştirdiklerine dair somut bir delil yok. Tutuklu kaldıkları süreler göz önünde bulundurularak tahliye edilmelerini talep ediyorum" dedi.

Savunmaların ardından mahkeme başkanı, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmedip, R.A. ile birlikte bazı tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 28 Ocak 2027’ye erteledi. (DHA)

Görüntü Dökümü

--------------------------

-Adliye arşiv

-Osman Güler'in fotoğrafı

-Genel ve detay görüntüler

Haber- Kamera: Seyfettin EKEN-Hüseyin İÇLİ/DİYARBAKIR, (DHA)

=====================================

8) KAYIP ALZHEİMER HASTASI KADIN ARANIYOR

SAKARYA’nın Akyazı ilçesinde önceki gün evinden çıktıktan sonra haber alınamayan Alzheimer hastası Havva Boğaz (58) için başlatılan arama çalışması sürüyor.

Akyazı ilçesi Kuzuluk Orta Mahallesi’nde oturan Alzheimer hastası Havva Boğaz, önceki gün akşam saatlerinde evinden çıktıktan sonra geri dönmedi. Durumdan endişelenen ailesi 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. Bölgeye AFAD, jandarma ve kurtarma ekipleri sevk edildi. Ekipler, kayıp kadını bulmak için özellikle ormanlar ve dere yataklarında arama çalışmalarını yoğunlaştırdı. Çalışmalara vatandaşlar da destek verdi.

Ekiplerin bölgedeki çalışmaları devam ediyor. (DHA)

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Arama çalışmalarından görüntüler

-Havva Boğaz’ın son görüntüsü

Haber: Serhat YILMAZ/AKYAZI(Sakarya),(DHA)

Kuyumculara altın kaplama zincirleri gerçek altın diye sattılar: 6 gözaltı
Sıradaki Haber
Kuyumculara altın kaplama zincirleri gerçek altın diye sattılar: 6 gözaltı
Etiketler: #Gündem

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

💬 Yorumlar 0

💬 Yorum Yap (üyeliksiz — yorumunuz onaylandıktan sonra görünür)
Üye girişi yap →
💭

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

İlgili Haberler