Bakan Tekin: Çocuklarımızı şiddetten korumanın en sağlam yolu sanattır
Mert ÇEBİŞCİ-Batuhan DURNAOĞLU/ANKARA, (DHA)- MİLLİ Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Çocuklarımızı şiddetten, yalnızlıktan ve çağın açtığı girdaplardan korumanın en sağlam yolu, onların ruhunu güzel olanla meşgul etmekten, öfkelerine bir ifade, yalnızlıklarına bir muhatap kazandırmaktan geçer. Bu hususta elimizdeki en büyük imkan da sanattır" dedi.
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında son 1 yılda meydana gelen saldırılara değinerek, "Sözünü ettiğim hakikat bugün dünyanın dört bir yanında eğitim bilimcilerin, çocuk psikiyatristlerinin ve iletişim bilimcilerin, onlarla birlikte hükümetlerin ve uluslararası kuruluşların üzerine ısrarla eğildiği, söylemesi de dinlemesi de maalesef ağır bir hakikat. Son 1 yıl içinde okullarımıza silahla, bıçakla yönelenlerin neredeyse tamamının henüz çocuk yaşta olduğunu, yani bir evladımızı toprağa verirken bir başka evladımızın da çoktan karanlığa çekilmiş olduğunu görmezden gelerek bu konuları asla konuşamayız. Bu gerçek, işlenen suçun vahametini zerre kadar hafifletmez kuşkusuz. Hukuk gereğini eksiksiz yerine getirecektir. Fakat bizi şu suali sormaya mecbur kılar. O evladımız eline silahı aldığı sabahtan çok önce ailesinden, okulundan ve bu toplumun değerlerinden nerede ve kimler tarafından koparılmıştır? Bu sualin cevabını soruşturma dosyaları bize veriyor. Kahramanmaraş'ta da Turgutlu'da da faillerin izini sürdüğümüzde, yol bizi aylarca baş başa kalınmış bir ekrana, o ekranın ardında binlerce kilometre ötedeki katilleri kahraman diye sunan mecralara ve çocuklarımızın yalnızlığını öfkeye çevirmeyi iş edinmiş karanlık akımlara götürüyor. Aynı tablonun bugün dünyanın pek çok ülkesinde aynı yaşlarda, aynı yöntemlerle, hatta aynı sembollerle tekrar ediyor olması karşımızdakinin bütün ülkelerin çocuklarını aynı anda hedef alan, sınır tanımayan bir tehdit olduğunu açıkça gösteriyor" diye konuştu.
'BOŞLUĞU EL BİRLİĞİ İLE KAPATABİLİRİZ'
Bakan Tekin ayrıca, "Çocuklarımızın günün bir bölümünü geçirdiği okulda alınan hiçbir tedbir, onların okul dışındaki saatlerde ellerindeki ekrandan zihinlerine ve kalplerine akıtılan zehri tek başına durdurmayacaktır. Evladımız okulda bizim, evde anne babasının emanetidir. Ekranın karşısında ise çoğu zaman kimsenin gözetiminde bulunmamaktadır ve o boşluğu dolduranlar çocuklarımızın yaşını da yalnızlığını da zaafını da çok iyi bilmekte ve çok iyi kullanmaktadır. O boşluğu devletin tek başına kapatamayacağı gibi ailelerin de tek başına kapatması mümkün değildir. Bunu ancak el birliği yaparak kapatabiliriz. Onun için öncelikle anne babalarımızdan evlatlarının dijital dünyada kimlerle muhatap olduğunu, hangi oyunların ve hangi sayfaların onları saatlerce içine çektiğini, en az okul karnesi kadar yakından takip etmelerini rica ediyorum" dedi.
'Evlatlarımızı çağın savurduğu bu girdaptan, teknolojinin sahipsiz bıraktığı mecralardan ve şiddeti telkin eden akımların elinden çekip kurtarmak zorundayız' diyen Bakan Tekin, şunları söyledi:
"Bunu da devletiyle, milletiyle, ailesiyle, okuluyla, iktidarıyla, muhalefetiyle el ele vermeden başarma ihtimalimiz yok. Devletimiz bu mücadelenin başındadır. Hiçbir evladını yalnız, hiçbir aileyi çaresizliğe terk etmeyecek, Allah'ın izni ve milletimizin desteğiyle çocuklarımızı bu karanlık ruha asla teslim etmeyeceğiz. Evlatlarımızı bu karanlıktan uzak tutmak onları neyle buluşturduğumuza da bağlıdır. Zira çocuklarımızı şiddetten, yalnızlıktan ve çağın açtığı girdaplardan korumanın en sağlam yolu, aldığımız bütün tedbirlerle birlikte onların ruhunu güzel olanla meşgul etmekten, öfkelerine bir ifade, yalnızlıklarına bir muhatap kazandırmaktan geçer ve bu hususta elimizdeki en büyük imkan da sanattır."
'SANAT EĞİTİMİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLADI'
Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile sanat eğitiminde yeni bir dönemin başladığını belirterek, "Milli Eğitim Bakanlığı olarak çocuklarımızın kendi kültürlerinin ses dünyasıyla erken yaşta tanışmasını, Türk musikisini nitelikli bir eğitim içinde öğrenmesini ve sanatla sürekli ilişki kurmasını önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde kültürel miras, estetik duyarlılık ve üretkenlik arasında kurduğumuz bağ, bu çabanın eğitimdeki temelidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitimde insanı bütün yönleriyle ele alan bir anlayışı hayata geçiriyoruz. Öğrencimizin zihinsel, duygusal, sosyal, bedensel ve ahlaki gelişimini birlikte gözetiyoruz. Bilgiyi beceriyle, beceriyi değerlerle, değerleri hayatın içindeki davranışlarla buluşturan bir eğitim hedefliyoruz. Bu yaklaşım, sanat eğitimine verdiğimiz önemin de temelini oluşturuyor" dedi.
Müzik okulları ile güzel sanatlar liselerine ilişkin güncel verileri paylaşan Bakan Tekin, "Bakanlığımız ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi arasında imzalanan protokol kapsamında 2024-2025 eğitim öğretim yılında açılan Ankara Güzel Sanatlar Müzik İlkokulu ve Ortaokulu, bu anlayışın somut örneğidir. Üniversitenin akademik birikimiyle temel eğitimin ihtiyaçlarını buluşturan bu iş birliği, çocuklarımızın müzik eğitimine erken yaşta başlamaları için önemli bir adım olmuştur. Ankara’da başlayan bu eğitim imkanını ülke genelinde yaygınlaştırıyoruz" diye konuştu.
Bakan Tekin, ayrıca, "2026-2027 eğitim öğretim yılı itibarıyla 3 güzel sanatlar müzik ilkokulumuz ve 20 güzel sanatlar müzik ortaokulumuz eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. İlkokullarımızda 138, ortaokullarımızda 847 olmak üzere toplam 985 öğrencimiz öğrenim görüyor. Bu okullarımızda Türk müziği eğitimine öncelik veriyoruz. Müzik ilkokullarımız Ankara, Van ve Niğde'de bulunuyor. Müzik ortaokullarımız ise Ankara, İstanbul, Adana, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Kırşehir, Konya, Manisa, Malatya, Van, Muğla, Trabzon, Niğde ve Sivas’ta faaliyet gösteriyor. Böylece ülkemizin farklı bölgelerindeki çocuklarımıza yeteneklerini geliştirebilecekleri eğitim imkanları sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
'TÜRK MÜZİĞİ, TERBİYE VE HAFIZA BİÇİMİDİR'
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, yeni akademik yılın üniversite, öğrenciler ve aileleri için hayırlara vesile olması dileğinde bulundu. Türk müziğinin büyük usta geleneğinden ve aktarım kültüründen söz eden Erdoğan, "Müzik de bizim bu birikimlerimizi en güçlü yansıtan alanlarımızdan bir tanesi. Buhurizade Mustafa Itri'den Dede Efendi'ye, Hacı Arif Bey'den Tanburi Cemil Bey'e kadar uzanan büyük bir gelenekten bahsediyorum. İstanbul'daki Türk Müziği Okulumuzun müzesine gelenler orada Kindi'ye varıncaya kadar, 9'uncu yüzyıldan itibaren bugünkü Türk müziğinin tarihlendirildiğini görecekler. Dolayısıyla bu üstatların, bu büyük isimlerin eserleri hala dinleniyor, hala isimleri yaşatılıyor. Burada üzerinde durmamız gereken önemli mesele, bu eserleri bize ulaştıran şey notalar kadar güçlü bir aktarım kültürü. Usta ile talebe arasındaki ilişki, meşk geleneği, birlikte icra etme terbiyesi ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir sanat hafızası. Dolayısıyla Türk müziği bizim için geçmişte kalmış kıymetli eserlerden oluşan bir repertuvar değil; bir eğitim, terbiye ve hafıza biçimidir. Aynı zamanda dünyaya söyleyecek sözümüzün önemli araçlarından bir tanesidir" diye konuştu.
'MÜZİĞİMİZİ ÇOCUKLARIMIZDA KÖKLEŞTİRMELİYİZ'
Erdoğan, sanat ve müzik eğitiminin erken yaşlarda başlaması gerektiğini belirterek, "Kendi müziğimizi, kültürümüzü ve sanatımızı daha erken yaşlardan itibaren çocuklarımızda kökleştirebilmek, dünyaya anlatacak sözümüzün de tesirini artıracaktır. Dolayısıyla kaç çocuğumuz udun, tanburun sesini tanıyabiliyor? Kaç çocuğumuz kanun dendiği zaman neye benzeyen bir enstrüman olduğunu bilebiliyor? Kaç gencimiz kendi müziğimizin makamlarını, usullerini, farklı tavırlarını, tarzlarını biliyor? Bunu sorgulamamız lazım. Tabii ki eğitimin hayata ilişkinliğinin sorgulandığı bu devirde, biz bu aktarımı hangi yöntem, yol ve yordamı kullanarak yapıyoruz? Üzerinde çok düşünmemiz, konuşmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne değinen Erdoğan, "Milli Eğitim Bakanlığımızın Sayın Bakanımız önderliğinde uygulamaya aldığı Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, aslında dünyada eğitimin ciddi anlamda sorgulamalarla karşı karşıya kaldığı bir devirde, beceri merkezli, yeniden insanı ve değerlerimizi merkeze alan bir yaklaşımla dünyada bir öncülük de gösteriyor. Bunun sonuçlarına nasıl ki 20 yıllık altyapı yatırımlarımız TIMSS ve PISA sonuçlarına yansıdıysa inşallah yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yaklaşımının da sonuçlarına yansıyacaktır" dedi.
'ÜNİVERSİTELERİMİZE BÜYÜK ROL DÜŞÜYOR'
Üniversitelere yeni besteciler, icracılar ve araştırmacılar yetiştirme konusunda sorumluluk düştüğünü belirten Erdoğan, Türk müziği makamları ve usullerine ilişkin akademik çalışmaların önemine değinerek, "Üniversitelerimize burada büyük bir rol düşüyor. Yeni bestecileri, yeni icracıları, yeni araştırmacıları yetiştirmede daha çok hedef koyarak bu hedeflere yönelik çalışmamız gerekiyor. Biz de İstanbul'da bununla ilgili bir dizi akademik çalışma yaptık. Mesela Türk müziği makamlarıyla ilgili Mısır, Irak ve İran havzasını da içine alan bir çalışma yaparak bütün müziğimizin usul ve makamlarının uyumlandırılmasına ihtiyacımız var. Bunun da akademisyenlerimizin önderliğinde yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. (DHA)
FOTOĞRAFLI



