TBMM Başkanı Kurtulmuş: Süreci zehirlemek isteyen grupların varlığını biliyoruz (3)

7 dk. okur


İNSAN HAKLARI DERNEKLERİ KONUŞTU

İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Hüseyin Küçükbalan, komisyonun barışa vesile olmasını ve 1 Ekim 2024 tarihi itibariyle başlayan sürecin kalıcı barış ihtimalini ortaya çıkarttığını belirtti. Küçükbalan, “Komisyonun sürecin ilerlemesi bakımından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette komisyonun kanun ile kurulmamış olmasının yarattığı sorunlar var. Halen sivil toplum örgütlerinin komisyon ile nasıl bir ilişki kuracağına dair yasal bir düzenlemenin olmaması da komisyonun eksikliği olarak gördüğümüzü ifade etmek istiyorum. Yine komisyonun 6 aylık bir süreyle çalışacak olması, her ne kadar ikişer aylık aralarla komisyonun çalışma süresinin uzatabilmesi mümkün olsa da ilk etapta 100 yıllık bir meselenin 6 ay gibi bir sürede çözülmeye çalışılması sıkıntılı olacaktır. Komisyonun halen çatışmanın taraflarını dinleyecek bir programa sahip olmaması ciddi bir eksikliktir. Komisyon 5’nci oturumunu gerçekleştiriyor ama halen çatışmanın, şiddetin sona ermesi konusunda ciddi bir çabanın sahibi olan Abdullah Öcalan ile görüşme konusunun komisyonun gündeminde olmadığını ne yazık ki görüyoruz. 2’nci toplantıda güvenlik bürokrasisi dinlendi. Şüphesiz kapalı toplantıyla güvenlik bürokrasisinin dinlenmesini önemlidir ancak akabinde Abdullah Öcalan ile de görüşülmeliydi. Bunun yanında diaspora da bulunan Kürt siyasetçilerle de görüşülmeli. Ayrıca madem Kürt meselesini şiddet zemininden çıkarıp demokrasi ve diyalog zeminine çekeceğiz, o zaman KCK Eş Başkanı’nın da içerisinde bulunduğu 30 PKK militanının olduğu grubun yanı sıra silah bırakacak olan militanların cesaretlendirilmesi için onların da bu sürece görüşleriyle katılması gerekiyor. Komisyon keşke 11 Temmuz’dan önce kurulsaydı da silah bırakma törenini görseydi” ifadelerini kullandı.

Küçükbalan ayrıca Kürt sorununun çözülebilmesi için yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

‘AL-VER, TAVİZ VE PAZARLIK GİBİ ALGILANACAK YAKLAŞIMLARDAN UZAK DURULMALI’

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUM-DER) Başkanı Kaya Kartal sürece katkı sunan tüm partilere teşekkür etti ve sürecin başarısı için bazı ezberlerin bozulması gerektiğini dile getirdi. Kaya, “Süreç elbette hukuki metinlerle taçlandırılmalıdır. Komisyonun zaten usul ve ilkelerini ifade eden metnin 2’nci maddesinde buna dönük bir görev oluşturulmuş. Çözüm yönünde atılan adımları sonuna kadar desteklemek, tekrar silaha dönülmesini ya da kan akmasını engelleyecek mekanizmalar ve fikirler üretmek, yapıcı tavır içerisinde olmak hepimizin bu topraklara, insanlara karşı temel bir sorumluluğudur. Bundan hiç kimsenin kaçmaması gerekiyor. Kanaatimizce Kürt meselesi, Türkiye’nin en önemli insan hakları sorunlarından birisi ve bu sorun kendisinden ibaret değil. Kürt meselesi üzerinden aslında çok çeşitli alanlarla Türkiye gündemini meşgul ediyor. İnsan hakları alanını zehirleyen bir rolü de var. Bu kadar büyük bir sorununun çözümünün konuşulamaz alanlar, değiştirilemez maddeler gibi sınırlardan uzaklaşmak olduğu kanaatindeyiz. İfade özgürlüğü çerçevesinde bu sorun bütün başlıklarıyla masaya yatırılabilmeli, yeni bir bakış açısı kurmak istiyorsak mevcut ezberleri tekrar gözden geçirmek, sınamak gerekiyor. Kök sorunlara inerek yeni bir paradigma kurmak lazım. Meselenin insan hakları boyutu bakımından tarihi tecrübe, hukuki, insani ve İslami çerçevede taleplerimiz var. O anlamda hak ve özgürlükler ile alakalı başlıklarda taviz koparma gibi algılanacak yaklaşımlardan uzak durulması kanaatindeyiz. Devletin topyekün adaleti gerçekleştirme cesareti ile hareket etmesi gerekiyor. Bu cesaret gösterilebilmeli artık, ortada bir hak varsa sahibine iade edilmeli. Al-ver, taviz ve pazarlık gibi algılanacak yaklaşımlardan uzak durulmalı, bunlara fırsat verilmemeli, bu bağlamda özellikle anadilde eğitim ve Kürt kimliğinin tanınması ya da en azından yok sayılmaması anlamında gerekli düzenlemelerin yapılması aciliyet gerektiriyor. Peşi sıra gelen onlarca sorun da bu başlıkların çözülmesiyle birlikte çözüleceği kanaatindeyiz” diye konuştu.

‘BARIŞ VE REFAH ORTAMININ OLUŞABİLMESİ İÇİN DEMOKRASİMİZİ GÜÇLENDİRMEK ELZEMDİR’

Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı Başkanı Mahsum Batı, yürütülen sürecin 2013-2015 yılları arasındaki ‘Çözüm Süreci’nin aksine şeffaf olması gerektiğini belirtti. Batı, “Hepimizin arzuladığı kalıcı barış ve refah ortamının oluşabilmesi için demokrasimizi güçlendirmek elzemdir. Bunun için yıllardır süren şiddet ortamının yarattığı sonuçlarla yüzleşmek ve var olan cezasızlık iklimini ortadan kaldırmak toplumsal barışın tesisi için olmazsa olmazdır. Bununla yüzleşmeden ve cezasızlık iklimini ortadan kaldırmadan demokrasiyi inşa etmek oldukça güçtür. Sabah dinlediğiniz Cumartesi Anneleri, bin haftayı aşan bir süredir üç kuşak bir arada Galatasaray Meydanında kayıplarını arıyor. Birçoğunun avukatlığını o dönemde sevgili baro başkanımız Tahir Elçi yapmıştı. Malumunuz kendisi 2015 yılında yaptığı bir basın açıklamasının hemen akabinde kameraların gözü önünde yapılan bir saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Bizler de 10 yıldır faillerini arıyoruz. Failler halen bulunmadı, bulunmadı diyorum çünkü bulunmak istenmedi. 10 yıl boyunca yürüttüğümüz bu mücadelede hukukun istismar edilerek faillerin nasıl ustalıkla gizlendiğini, bu cinayetin de diğer binlerce faili cinayet gibi nasıl failsiz bırakıldığını gördük. Bu sebeple Tahir Elçi dosyası klasik bir cezasızlık örneğidir” dedi.

‘SÜREÇ TOPLUMSALLAŞMALIDIR’

İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH) adına söz alan Barış Oktay ise sürecin toplumsallaşmasını önceleyen maddelerden bahsederek, “Silahsızlanma süreci uzatılmamalıdır. Bu sürecin herhangi bir provakasyona veya sabotaja maruz kalmaması için uzatılmamalıdır. Bu ihtimaller göz önünde bulundurularak güvenlik tedbirleri aksatılmadan silahsızlanma süreci bitirilmelidir. PKK, silahsızlanma takvimini açıklamalı ve en yakın zamanda bu süreci bitirmelidir. İç ve dış tüm kesimler Türkiye ile ortak zeminde buluşmalıdır. Kürt meselesi son dönemde Türkiye dışında yaşanan bölgesel gelişmelerden bağımsız değerlendirilmeyecek şekilde uluslararası boyut kazanmıştır. 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı sonrası Orta Doğu’da oluşan yeni dengeler ışığında bu coğrafya da yer alan tüm Kürt kesimlerinin Türkiye ile ortak zeminde buluşması gerektiğini tüm taraflar olumlu bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir. Ülkemiz de milli dayanışma ve kardeşliğin sağlanması, kamuoyunun güveninin, desteğinin alınabilmesi için süreç toplumsallaşmalıdır. Sürecin toplumsallaşması için tüm kesimler sürece dahil edilmelidir. Sivil toplum kuruluşları çatışma, çözüm dönemlerinde sürece tüm kesimleri katmak için görevler üstlenmelidir. Sivil toplum süreci şeffaflık, açıklık ve çoğulculuk ilkelerinin uygulanmasına katkı sağlamalıdır. Toplumsallaşmanın gözlemcisi ve uyarıcı raporlarla sürecin devamlılığını katkı sunmalıdır. Ülkemizin içerisinde bulunduğu milli beraberlik, dayanışma ve kardeşlik sürecinin devletçe ve milletçe desteklendiği unutulmamalıdır. Şüphesiz ki sürecin önemli bir ayağı siyaset diğer ayağı ise sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu sebeple bu süreçte hiçbir siyasi parti veya sivil toplum kuruluşu, süreci sadece kendi talep ve çabalarına indirgememelidir. Süreci topluma mal etmeye çalışılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

KOMİSYON TOPLANTISINA ARA VERİLDİ

Sivil toplum kuruluşlarının açıklamalarının ardından Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyon toplantısına ara verdi. Komisyon aranın ardından çalışmalarına devam edecek.

Aliekber METE/ANKARA, (DHA)-



Source link

Bu Yazıyı Paylaş